Şarku'l Avsat Özel: Gazze'de savaşan Filistinli örgütler

Gazze Şeridi'ndeki başlıca 7 askeri örgüt, İsrail'in bildiğinden daha gelişmiş bir tablo çiziyor

İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın geçtiğimiz temmuz ayında Gazze Şeridi'nin merkezinde gerçekleştirdiği askeri geçit töreninden bir kare (AFP)
İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın geçtiğimiz temmuz ayında Gazze Şeridi'nin merkezinde gerçekleştirdiği askeri geçit töreninden bir kare (AFP)
TT

Şarku'l Avsat Özel: Gazze'de savaşan Filistinli örgütler

İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın geçtiğimiz temmuz ayında Gazze Şeridi'nin merkezinde gerçekleştirdiği askeri geçit töreninden bir kare (AFP)
İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın geçtiğimiz temmuz ayında Gazze Şeridi'nin merkezinde gerçekleştirdiği askeri geçit töreninden bir kare (AFP)

Filistin İslâmî Direniş Hareketi’nin (Hamas) 7 Ekim’de başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu İsrail için beklenmedik bir darbe oldu. Öyle görünüyor ki İsrail’in siyasi liderliği, ordusu ve istihbarat servisleri, sadece Hamas'ın İsrail'i şaşkına çeviren sürprizi yüzünden değil aynı zamanda sahadaki başlıca 7 Filistinli örgütün özellikle de Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın askeri yeteneklerinin İsrail'in bildiğinden yahut beklediğinden daha gelişmiş bir tablo çizmesi nedeniyle de halihazırda büyük bir başarısızlık içindeydi. Kassam Tugayları, tüm Filistin topraklarındaki silahlı gruplar arasında en önde gelen, sayıca en iyi ve en donanımlı askeri güç olmakla birlikte Kassam Tugayları savaşçıları, büyük bir cesaret örneği ve iyi bir eğitim aldıklarını ortaya koyuyorlar.

Gazze Şeridi'nde Kassam Tugayları dışında aktif olan ve savaşan başka gruplar da var. Şarku’l Avsat, bu örgütlerin önde gelenlerinin bir haritasını çıkardı.

İzzeddin el-Kassam Tugayları (eski adıyla el-Mecd)

Şu an Gazze Şeridi'ndeki ve tüm Filistin topraklarındaki en büyük askeri güç olan Kassam Tugayları, 1988 yılının başında ‘Mecd’ adı altında kuruldu ve birkaç ay sonra bugün kullandığı İzzeddin el-Kassam Tugayları adını aldı. ‘Mecd’ adı ise İsrail istihbaratı için çalışan ajanların izlenmesi amacıyla kurulan gizli güvenlik teşkilatıyla ilişkilendirilmeye devam etti. Hamas'ın Gazze Şeridi’ndeki lideri ve 7 Ekim saldırılarının beyni olduğu suçlamasıyla İsrail'in en çok aranan adamı olan Yahya Sinvar, Mecd’in önde gelen kurucularından biriydi.

Kassam Tugayları, kurulduğu günden bu yana pek çok aşamadan geçti. 1994 yılında İsraillileri kaçırma girişimlerinin başlaması ve Batı Şeria'da İsrail askeri Nakhshon Wachsman'ın kaçırılması eylemindeki başarılarıyla tanınmaya başladı. Wachsman, Ramallah ile Kudüs arasındaki bir köy yakınlarında düzenlenen askeri operasyonda, İsrail güçleri tarafından kendisini kaçıranlarla birlikte öldürüldü.

Kassam Tugayları, 1990'lı yılların başlarında İsrail'e düzenlediği bombalı eylemlerle büyük bir üne kavuştu. İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın Batı Şeria taburunun lideri Yahya Ayyaş, İsrail'in kendisine suikast düzenlemede veya tutuklamada başarısız olması üzerine Kassam Tugayları’nın sembolü haline geldi. Ayyaş, 1996 yılında Gazze Şeridi'nde bomba yerleştirilmiş bir telefonla suikasta uğrayıncaya kadar ‘Mühendis’ lakabıyla anıldı.

Kassam Tugayları’yla özdeşleşen bombalı eylemler İkinci İntifada sırasında da devam etti. Kassam Tugayları, 2006 yılında İsrail askeri Gilad Şalit'i kaçırdı ve uzun yıllar saklamayı başardı. İsrail, 2011 yılında bir takas anlaşması imzalamak zorunda kaldı ve Şalit’in serbest bırakılması karşılığında bin 27 Filistinli esiri serbest bıraktı.

Kassam Tugayları, 2007 yılında Filistin Yönetimi'nin güvenlik servisleriyle yaşanan çatışmaların ardından Gazze Şeridi'nde askeri kontrolünü uygulamaya koydu ve Filistin Yönetimi ile olan çatışmasını birkaç saat içinde sonuçlandırdı.

30 bin savaşçı

Kassam Tugayları, İntifada yılları boyunca İsrail'e ev yapımı ilkel roketler fırlatmayı denedi. Filistin Yönetimi yetkilileri bu çabaları ‘saçmalık’ olarak nitelendirdiyse de Kassam Tugayları, 2009 yılının başlarında yaklaşık 50 kilometre menzilli Grad füzeleri fırlatmayı başararak İsrail'i şaşırttı.

Kassam Tugayları sonraki yıllarda askeri gücünü geliştirdi, açık askeri mevziler inşa etti ve hiyerarşik bir düzen içinde faaliyet gösterdi. Yaklaşık 30 bin savaşçısı olduğu tahmin edilen Kassam Tugayları binlerce kişiyi saflarına kattı. Kassam Tugayları, coğrafi bölgelere göre seçkin güçler ve taburlar olarak konuşlandırılmış durumda. Tüneller, askeri sanayi ve istihbarat için özel birimlere sahiptir.

Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar, Ekim 2022 (Reuters)
Hamas Hareketi’nin Gazze’deki lideri Yahya Sinvar, Ekim 2022 (Reuters)

Kassam Tugayları’nın savunma ve saldırı tünelleri, İsrail askeri sistemi içinde büyük bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Kassam Tugayları, 51 gün süren 2014 yılındaki savaşta da bu tünelleri etkili bir şekilde kullanmayı başardı. Kassam Tugayları, Gazze şehrinin doğusundaki et-Tuffah mahallesinde ve Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah'ta yakaladığı iki İsrail askerini halen elinde tutuyor ve bu iki askerin akıbetleri halen bilinmiyor.

Kassam Tugayları, önde gelen liderlerinden Ahmed el-Caberi suikastına misilleme olarak ilk kez 2012 yılında ‘Fecr’ adlı İran yapımı füzeyle Tel Aviv’i vurdu. Daha sonra, 2014 savaşında, 2021 yılında Kudüs’ün bazı noktalarının çeşitli füzelerle hedef alınmasıyla başlayan Seyfu'l-Kudüs Savaşı’nda ve şu anki mevcut savaşta olduğu gibi İsrail'i muharebelerde ve savaşlarda şaşırtan insansız hava araçları (İHA) ve onlarca füze geliştirdi.

Kassam Tugayları’nın önde gelen liderleri Yahya Ayyaş, İmad Akil, Salah Şehade, Fevzi Ebu el-Kara, Ahmed el-Caberi, Raid el-Attar ve Ahmed el-Gandur İsrail tarafından öldürüldü. Ancak İsrail, 30 yılı aşkın süredir aranan Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf’ı öldürmek için bir dizi başarısız suikast girişimi düzenlediyse de Dayf, tüm bu girişimlerden sağ kurtuldu.

İkinci İntifada'nın yıldönümünde Ramallah'ta devriye gezen İsrail askerlerine taş atan Filistinli gençler, Eylül 2002 (Getty Images)
İkinci İntifada'nın yıldönümünde Ramallah'ta devriye gezen İsrail askerlerine taş atan Filistinli gençler, Eylül 2002 (Getty Images)

İki numaralı güç: Kudüs Seriyyeleri

İslami Cihad Hareketi'nin askeri kanadı olan Kudüs Seriyyeleri (Saraya el-Kuds), Filistin topraklarındaki ikinci askeri güçtür ve 2000 yılı sonlarında başlayan İkinci İntifada’nın başlarında kurulmuştur.

1980'lerin sonları ve 1990'ların başlarında ‘Bölük’ adı altında faaliyet gösteren Kudüs Seriyyeleri, o dönemde İsrail kentleri, Batı Şeria ve Gazze'de bir dizi saldırı gerçekleştirmiş, İkinci İntifada sırasında da benzer operasyonlara imza atmıştır.

Kudüs Seriyyeleri’nin İran ve Hizbullah ile olan bağları Filistinli diğer silahlı kanatlardan daha yakındır. Yüzlerce lideri ve üyesi İran ve Suriye'de eğitim alarak Gazze Şeridi'ne geri döndü. Füzeler ve SİHA’lar ürettiler. Ancak Kudüs Tugayları nüfuz ve gelişmiş yetenekler açısından Kassam Tugayları'nın gerisinde kalmaktadır.

İslami Cihad Hareketi’nin Gazze'deki askeri kolu olan Kudüs Seriyyeleri tarafından gerçek mühimmat kullanılarak yapılan askeri tatbikattan bir kare (Arşiv - İslami Cihad Hareketi’nin sosyal medya hesabı)
İslami Cihad Hareketi’nin Gazze'deki askeri kolu olan Kudüs Seriyyeleri tarafından gerçek mühimmat kullanılarak yapılan askeri tatbikattan bir kare (Arşiv - İslami Cihad Hareketi’nin sosyal medya hesabı)

Kudüs Seriyyeleri’nin 11 bin civarı savaşçısı olduğu tahmin ediliyor. Hafif ve orta ağırlıklı silahlara, binlerce orta menzilli füzeye ve hem Tel Aviv’i hem de Kudüs’ü vurabilecek onlarca uzun menzilli füzeye sahiptir. Ancak birçok savaşta ve gerginliklerin arttığı dönemlerde görüldüğü üzere Kassam Tugayları’nın sahip olduğu büyüklükte ve etkide füzelere ve büyük tünel sistemine sahip olmadığı biliniyor. Tüm bunlara rağmen Kudüs Seriyyeleri’nin, Gazze'de son beş yıl içinde yaşanan ve özellikle Hamas'ın karışmaktan kaçındığı gerilimler sırasında, İsrail’e karşı açıkça meydan okudu.

İsrail, yıllar içinde Gazze Şeridi’nde ve Batı Şeria'da çok sayıda Kudüs Seriyyeleri liderine suikast düzenledi. Bu liderlerin başında Mukallid Hamid, Beşir ed-Debeş, Aziz eş-Şami, Halid ed-Dahduh, Macid el-Harazin, Baha Ebu'l Ata ve Halid Mansur’un yanı sıra Gazze’den ve Batı Şeria'dan daha birçok isim bulunuyor.

İslami Cihad Hareketi, Kudüs Seriyyeleri liderliğindeki Batı Şeria'nın kuzeyindeki en önemli askeri oluşumlardan biri olan Cenin Tugayı aracılığıyla son iki yılda Batı Şeria’da öne plana çıktı. Silahlı saldırılar düzenleyen örgütün liderlerinin çoğu suikasta kurban gitti. Sonuncusu geçtiğimiz günlerde öldürülen Muhammed ez-Zubeydi oldu.

Nasır Selahaddin Tugayları

Halk Direniş Komiteleri’nin (PRC) askeri kanadı olan Nasır Selahaddin Tugayları 2000 yılında İkinci İntifada’nın başlarında Cemal Ebu Samhadana tarafından kuruldu. Ebu Samhadana, 2006 yılında suikasta uğradı.

Şu an Filistinli gruplar arasında üçüncü en büyük güç olarak kabul edilen Nasır Selahaddin Tugayları, yaklaşık 5 bin savaşçıdan oluşuyor ve onlarca füzeye ve havan topuna sahip.

Batı Şeria'daki Nasır Selahaddin Tugayları üyeleri (PRC’nin sosyal medya hesabı)
Batı Şeria'daki Nasır Selahaddin Tugayları üyeleri (PRC’nin sosyal medya hesabı)

Nasır Selahaddin Tugayları’nın ilk eylemi 2000 yılının sonlarında, Netzarim Kavşağı'nda bir İsrail tankı üzerine yerleştirilen çok sayıda büyük patlayıcının infilak ettirilmesiyle gerçekleştirildi. Patlama sonucunda tankın büyük bir bölümü havaya uçarken olayda iki İsrail askeri öldü.

Hizbullah ve İslami Cihad Hareketi’nin desteğini alan Nasır Selahaddin Tugayları, İkinci İntifada’yı takip eden yıllarda, diğer grupların da katılımıyla Gazze yakınlarındaki İsrail yerleşim birimlerine yönelik bazı baskınlara katıldı. Baskınlarda Nasır Selahaddin Tugayları unsurları tarafından çok sayıda İsrailli öldürüldü. İsrail, Ebu Samhadana'nın yerine geçen Kemal el-Neyrab ve Zuheyr el-Kaisi başta olmak üzere Nasır Selahaddin Tugayları liderlerinden birçoğuna suikast düzenledi.

El-Aksa Şehitleri Tugayları

​Fetih Hareketi’nin (El Fetih) askeri kanadı olan El-Aksa Şehitleri Tugayları, İkinci İntifada’nın başlarında kurulan askeri güçlerin dördüncüsü olurken, İsrail şehirlerinin derinliklerini hedef alan saldırılar da dahil olmak üzere İsraillilere karşı büyük saldırlar gerçekleştirdi.

Daha önce ‘Fırtına’ da dahil olmak üzere çeşitli isimlerle anılan El-Aksa Şehitleri Tugayları, Filistin mücadelesi boyunca Filistin içinde ve dışında birçok eylemde yer aldı.

Şu an çeşitli askeri formasyonlarda olan El-Aksa Şehitleri Tugayları’nın hafif ve orta ağırlıkta silahlarla donatılmış yaklaşık 2 bin savaşçısı var. Ayrıca Gazze sınırından yalnızca 16 kilometre kadar uzağa gidebilen onlarca ev yapımı rokete sahiptir.

El-Aksa Şehitleri Tugayları lideri İbrahim el-Nabulsi'nin Batı Şeria'nın Nablus şehrinde düzenlenen cenaze töreni, Ağustos 2022 (AFP)
El-Aksa Şehitleri Tugayları lideri İbrahim el-Nabulsi'nin Batı Şeria'nın Nablus şehrinde düzenlenen cenaze töreni, Ağustos 2022 (AFP)

İkinci İntifada yıllarının başlarında kurulan El-Aksa Şehitleri Tugayları, Batı Şeria ve Gazze'de zaman zaman füzelerin ateşlendiği eylemlerde bulundu. İsrail, El-Aksa Şehitleri Tugayları liderlerinin çoğuna suikast düzenledi. Ancak yıllar geçtikçe Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas tarafından 2007 yılında resmi olarak feshedildiği ve üyelerinin güvenlik servislerine dağıtıldığının duyurulmasının ardından, El-Aksa Şehitleri Tugayları’nın Filistin direniş sahnesindeki etkinliği önemli ölçüde azaldı.

El-Aksa Şehitleri Tugayları üyelerinden bazıları kısa bir süre önce Cenin’de ve Nablus'ta yeniden ortaya çıktıysa da bazıları suikasta kurban gitti.

Ebu Ali Mustafa Tugayları

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin (FHKC) askeri kanadı olan Ebu Ali Mustafa Tugayları, FHKC’nin eski Genel Sekreteri Ebu Ali Mustafa'nın 2001 yılında İsrail tarafından Ramallah'taki ofisinde helikopterden atılan bir bombayla öldürülmesi sonrasında onun ismiyle kuruldu.

Şu an Filistinli direniş grupları arasında en büyük beşinci güç olan Ebu Ali Mustafa Tugayları, Gazze’de ve Batı Şeria'da hafif ve orta ağırlıkta silahlarla donatılmış yüzlerce militana ve yerli üretim füzelere sahip.

Ebu Ali Mustafa Tugayları, Ebu Ali Mustafa suikastına misilleme olarak, 2001 yılında İsrail’in eski Turizm Bakanı Rehavam Zeevi’ye Kudüs'ün batısındaki bir otelde düzenlenen suikast başta olmak üzere çeşitli saldırılar düzenledi.

FHKC Genel Sekreteri Ahmed Saade ve iki arkadaşı geçtiğimiz mayıs ayında İsrail'in Raymond Hapishanesi'nden nakledilirken (FHKC’nin sosyal medya hesabı)
FHKC Genel Sekreteri Ahmed Saade ve iki arkadaşı geçtiğimiz mayıs ayında İsrail'in Raymond Hapishanesi'nden nakledilirken (FHKC’nin sosyal medya hesabı)

FHKC Genel Sekreteri Ahmed Saade, Ebu Ali Mustafa Tugayları liderleriyle birlikte 2002 yılında Filistin güvenlik teşkilatları tarafından bir saldırı eylemi planlamak ve bu eyleme katılmak suçlamasıyla tutuklandı. İsrail ordusu da 2006 yılında Eriha Merkez Hapishanesi’ne baskın düzenleyerek Saade’yi tutukladı. İsrail yargısı tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Saade, İsrail’deki bir cezaevine nakledildi. Ebu Ali Mustafa Tugayları’nın yüzlerce üyesi olduğu biliniyor.

Ulusal Direniş Tugayları

Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FDHKC) askeri kanadı olan Ulusal Direniş Tugayları, bu isimle faaliyet göstermeden önce İkinci İntifada öncesinde farklı isimler altında faaliyet göstermişti.

Yüzlerce üyesi olan Ulusal Direniş Tugayları, Filistinli gruplar arasında en büyük altıncı güç olarak kabul ediliyor. Ulusal Direniş Tugayları’nın hafif ve orta ağırlıkta silahları ve yerli yapım füzeleri var.

Filistin mücadelesi ve İkinci İntifada sırasında çeşitli saldırılara imza atan pek çok İsraillinin ölümüne neden olan Ulusal Direniş Tugayları’nın çok sayıda lideri ve üyesi İsrail tarafından öldürüldü.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'la ateşkesin üçüncü gününde Gazze Şeridi'nde İsrailli komutanlarla bir araya geldi, 26 Kasım (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas'la ateşkesin üçüncü gününde Gazze Şeridi'nde İsrailli komutanlarla bir araya geldi, 26 Kasım (DPA)

Mücahitler Tugayı

Önceleri El Fetih’e bağlı olan ve eski askeri oluşumlardan doğan bir güç olarak Filistinli direniş grupları arasında büyüklük bakımından yedinci sırada yer alan Mücahitler Tugayı, daha sonraları El Fetih’ten tamamen ayrıldığını duyurdu. Tugay, Hizbullah ve İslami Cihad Hareketi tarafından destekleniyor.

Yüzlerce savaşçısı olan Mücahitler Tugayı, hafif ve orta ağırlıklı silahlara ve Aşkelon, Sderot ve İsrail’in diğer şehirlerine kadar ulaşabilen füzelere sahip.

İkinci İntifada’nın başlarından bu yana çeşitli saldırlar düzenleyen Mücahitler Tugayı’nın liderlerinden bazıları İsrail tarafından öldürüldü.



Kahire’de Filistinli gruplar arasında dar kapsamlı diyalog: Hedef kapsamlı toplantı

İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
TT

Kahire’de Filistinli gruplar arasında dar kapsamlı diyalog: Hedef kapsamlı toplantı

İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)
İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Ümmü’l-Hayr köyünde ailenin yaşadığı odayı yıkmasının ardından Filistinli bir çocuk, ailesine ait eşyaların arasında oturuyor (Çarşamba, AFP)

Mısır’ın başkenti Kahire’de bir haftadan kısa süre içinde ikinci kez yeni bir Filistinli siyasi hareketlilik yaşanıyor. Girişim, Filistin seçimlerinin gelecek kasım ayı yerine Eylül 2027’ye ertelenmesinin ardından kapsamlı bir diyalog sürecinin başlatılmasını ve önümüzdeki döneme ilişkin düzenlemelerin ele alınmasını amaçlıyor.

Filistinli kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre dört Filistinli grup, Kahire’de ikili ve toplu görüşmelerden oluşan bir dizi toplantıyla dar kapsamlı ulusal diyalog başlatacak. Görüşmeler, Fetih Hareketi’nin de katılacağı, hatta Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın da yer alabileceği geniş katılımlı bir ulusal diyalog toplantısına hazırlık niteliği taşıyor.

Dört grup arasında Fetih, Hamas, İslami Cihad ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) bulunuyor. Gruplar, katılımcıların ve gündemin belirlenmesi amacıyla hem ikili hem de ortak görüşmeler gerçekleştirecek.

Fetih, Dahlan kanadının katılımına karşı çıkıyor

Şarku’l Avsat’a ayrı ayrı açıklamalarda bulunan üç Filistinli kaynağa göre Fetih Hareketi, Muhammed Dahlan’ın liderliğindeki ve hareketten ayrılan Demokratik Reformcu Akım’ın görüşmelere katılmasına karşı çıkıyor. Fetih ayrıca 2000 yılı sonunda başlayan İkinci Aksa İntifadası sırasında kurulan Direniş Komiteleri, Mücahitler Hareketi ve Ahrar Hareketi gibi grupların yanı sıra İran, Hizbullah ve Hamas’tan finansman aldığı belirtilen diğer küçük örgütlerin de sürece dahil edilmesini istemiyor.

Kaynaklar, buna karşılık Fetih’in, Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı bütün grupların görüşmelere katılmasında ısrar ettiğini belirtti. Bu kapsamda, fiilî halk desteği veya etkin siyasi rolü artık bulunmayan Saika, Filistin Demokratik Birliği (FIDA), Filistin Halk Mücadele Cephesi ve Filistin Kurtuluş Cephesi gibi örgütlerin de katılımı savunuluyor.

cdfvgbhnj
23 Nisan 2025’te Ramallah’ta başlayan Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin 32. dönem toplantısı (AP)

Kaynaklardan biri, görüşmelerde FKÖ’nün yapısı ve Filistin iç siyasetinin bütünlüğünün yanı sıra Filistin Ulusal Konseyi ve diğer dosyaların da ele alınacağını doğruladı.

Görüşmelere katılan gruplardan birinin üçüncü kaynağı ise anlaşmazlık konusu olan bütün meselelerin toplantılarda çözüme kavuşturulmasının hedeflendiğini belirtti. Görüşmelerin iki gün sürmesinin, ihtiyaç duyulması halinde ise daha uzun bir süreye uzatılmasının beklendiğini kaydeden kaynak, bölünmüşlüğün tamamen sona erdirilmesi, Ulusal Konsey’in oluşturulması için açık mekanizmaların belirlenmesi ve Devlet Başkanı Abbas’ın doğrudan davetiyle kapsamlı ulusal diyalog toplantısının resmî tarihinin kararlaştırılmasının gündemde olduğunu söyledi.

Kapsamlı ulusal diyalog kararı alınması halinde FKÖ’ye katılım koşulları ve örgütün yeniden yapılandırılması, Ulusal Konsey’in durumu ile parlamento ve devlet başkanlığı seçimleri gibi birçok konunun ele alınacağı belirtildi.

Kahire’de bulunan ve Filistinli gruplara yakın bir başka kaynak da çarşamba günü Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, seçimlerin ertelenmesinin ardından bu kez Mısır’ın arabuluculuğuna ve uzlaşı çabalarına yönelik beklentilerin yüksek olduğunu söyledi. Kaynak, Kahire’nin Filistinliler arasındaki ayrılıkları gidermek, kapsamlı ulusal uzlaşıyı sağlamak ve zorluklara rağmen yakın zamanda geniş katılımlı bir diyalog başlatmak için yürüttüğü girişimlere dikkat çekti.

Filistinli gruplar arasında devam eden istişarelerin, siyasi tablonun ve Filistin’deki siyasi durumun nasıl yönetileceği üzerinde yoğunlaştığını belirten kaynak, temel anlaşmazlığın planlanan diyalogun niteliğine ilişkin olduğunu ifade etti. Buna göre taraflar, sürecin FKÖ için geçici bir liderlik çerçevesinin oluşturulmasına ve önceki anlaşmalar doğrultusunda ulusal birlik hükümeti kurulmasına mı yol açacağı, yoksa geçmişteki örneklerde olduğu gibi bağlayıcı sonuçlar üretmeyen geleneksel görüşmelerle mi sınırlı kalacağı konusunda uzlaşmaya çalışıyor. Bu soruların önümüzdeki saatlerde netleşmesi bekleniyor.

Siyasi sistemin yeniden inşası

Fetih Hareketi Sözcüsü Abdülfettah Devle de çarşamba günü Kahire’de bulunan bazı gruplarla yapılan görüşmelerin, önceki istişarelerde başlatılan çabaların sürdürülmesini ve Mısırlı yetkililer ile Filistinli grupların temsilcileri arasında oluşan olumlu atmosferin geliştirilmesini amaçladığını belirtti.

Devle, bu görüşmelerin kapsamlı bir ulusal diyalogun başlatılması için gerekli koşulların hazırlanmasına katkı sağlayacağını ve ortak ulusal çalışma açısından yeni bir dönemin temelini oluşturacağını söyledi.

Diyaloğun başarısı için en önemli güvencenin bütün taraflarda gerçek bir siyasi iradenin bulunması ve anlaşmazlıkları yönetmek yerine çözmeye, karşılıklı tutum açıklamalarından ise uygulanabilir ulusal mutabakatlara geçmeye hazır olunması olduğunu vurguladı.

Devle, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bunun yanı sıra belirli uygulama mekanizmalarına, üzerinde uzlaşılmış takvimlere ve varılan anlaşmaların somut adımlara dönüştürülmesini sağlayacak izleme komitelerine ihtiyacımız var. Bu adımlar Gazze Şeridi’nin yönetimini, kurumların birleştirilmesini ve siyasi sistemin demokratik ve katılımcı temeller üzerinde yeniden inşasını kapsıyor. Ayrıca seçimlerin adil ve kapsayıcı yapılmasını güvence altına alan koşullar oluştuğunda seçimler yoluyla siyasi meşruiyetin yenilenmesi gerekiyor.”

afgthy
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Nisan 2025’te Ramallah’ta düzenlenen Filistin Kurtuluş Örgütü Merkez Konseyi’nin 32. dönem toplantısında (AP)

Kahire’nin mevcut rolüne de değinen Fetih Sözcüsü, Mısır’ın diyalog için uygun ortamın oluşturulmasına, tarafların görüşlerinin birbirine yaklaştırılmasına ve Filistinli grupların anlaşmazlıkları tartışmaktan ortak bir ulusal vizyon üzerinde uzlaşmaya geçmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Mısır, Filistin halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için üstlendiği rolü sürdürme konusundaki kararlılığını koruyor. Mısır Dışişleri Bakanlığının çarşamba günü Şarm eş-Şeyh Barış Zirvesi’nin birinci yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı açıklamada da bu tutum vurgulandı.

Açıklamada, barış planının uygulanmasının sürdürülmesi, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, yeniden imar çalışmalarının başlatılması ve İsrail’in çekilme sürecinin tamamlanması yönündeki çabaların devam edeceği belirtildi.


Taiz, Husi saldırıları ve kuşatmaya karşı hükümetin ve insani yardım kuruluşlarının seferberliğiyle mücadele ediyor

Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
TT

Taiz, Husi saldırıları ve kuşatmaya karşı hükümetin ve insani yardım kuruluşlarının seferberliğiyle mücadele ediyor

Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)
Husilerin kuşatması altındaki Taiz’de bir grup kişi, kamyondan buğday unu indiriyor (Reuters)

Yemen’in güneybatısındaki Taiz kentinde askeri çatışmaların ve Husilerin uyguladığı kuşatmanın etkileri, yaşam koşulları ve temel hizmetleri de kapsayacak şekilde genişliyor. İnsani ihtiyaçların daha da ağırlaşabileceği yönündeki uyarılar yinelenirken, evlerde kullanılan tüp gazın kente ulaştırılmasında yaşanan aksaklıklar da sürüyor. Bu süreçte hükümet ve yerel yönetim, Yemen Şafağı operasyonu devam ederken piyasaların istikrarını korumak ve temel ihtiyaç maddelerinin teminini sağlamak için harekete geçiyor.

Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı, insani yardım kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlara halkın ihtiyaçlarını karşılamak üzere müdahalelerini yoğunlaştırma çağrısında bulundu. Yemen Gaz Şirketinin Taiz ofisi ise kente yönelik gaz sevkiyatının engellenmesinin sonuçları konusunda uyarıda bulundu. Yerel yönetimin değerlendirmesine göre yıllardır savaş, kuşatma ve hizmetlerdeki gerilemeyle mücadele eden vilayette temel ihtiyaçların halk üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasının yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdığı belirtildi.

gh
Husilerin kentin içine doğru ilerlemek için baskıyı artırdığı Taiz’in batı girişi (Facebook)

Yemen Gaz Şirketinin Taiz ofisi, Husilerin evlerde kullanılan tüp gazın kente ulaştırılmasını engellemesini kınayarak bunun zor ekonomik ve insani koşullar altında yaşayan aileler üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Ofis, yayımladığı açıklamada gazın halkın temel ihtiyaçları arasında yer aldığını vurgulayarak düzenli ve güvenli sevkiyatın önündeki kısıtlamaların ve engellerin kaldırılmasını istedi. İnsan hakları ve insani yardım kuruluşları ile ilgili kurumlara da krizin sona erdirilmesi ve gaz başta olmak üzere temel ihtiyaç maddelerinin kesintisiz ulaştırılmasının güvence altına alınması için müdahale ve baskı çağrısı yaptı.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı, halkın yaşadığı sıkıntıları hafifletmek ve giderek artan insani ihtiyaçları karşılamak amacıyla uluslararası ve bölgesel kuruluşlara, yerel ve yabancı dernek ve vakıflara ve özel sektördeki iş ortaklarına acil çağrıda bulundu.

Bakanlık, insani durumun hızla kötüleştiğini ve özellikle en savunmasız kesimlerin temel ihtiyaçlarının giderek arttığını belirtti. Açıklamada, kentin Husiler tarafından kuşatma altında tutulduğu ifade edildi.

Bakanlık, gıda, barınma, sağlık, su ve temel ihtiyaç yardımlarının sağlanmasını, sosyal koruma programlarının yoğunlaştırılmasını istedi. Çocuklara, kadınlara, yaşlılara, engellilere ve yoksulluk ile çatışmalardan en ağır şekilde etkilenen ailelere öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı.

Yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, dağıtımda mükerrerliğin önlenmesi ve mevcut kaynakların acil ihtiyaçların karşılanmasında etkili biçimde kullanılması için yardım kuruluşları, hükümet kurumları, yerel yönetimler ve özel sektör arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Hükümet ekonomik önlemler için harekete geçti

Yemen’in geçici başkenti Aden’de Başbakan Şayi Muhsin ez-Zindani, Yemen Şafağı operasyonundaki hızlı gelişmelerin ekonomik cepheyi korumak, temel ihtiyaç maddelerinin tedarikini güvence altına almak, ticari faaliyetlerin devamlılığını sağlamak ve halkın ihtiyaçlarını karşılamak için çabaların birleştirilmesini gerektirdiğini söyledi.

Genel Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Başkan Yardımcısı ve Aden Ticaret Odası Başkanı Ebu Bekir Baabid başkanlığındaki özel sektör temsilcileriyle bir araya gelen Zindani, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi sorumluluğunun halkın geçim koşullarının korunması ve piyasaların istikrarının sağlanmasından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti.

dıukş
Yemen Başbakanı Şai ez-Zendani, geçici başkent Aden’de düzenlenen toplantıdan bir kare

Hükümetin, devlet kurumlarını yeniden tesis etme çabalarına destek verirken ekonomik, hizmet ve geçim alanlarındaki yükümlülüklerini de yerine getirmeye çalıştığını kaydeden Zindani, gıda, ilaç ve yakıtın makul fiyatlarla temin edilmesinin önemini vurguladı. Çatışma koşullarının fırsata çevrilerek stokçuluk yapılmaması ve fiyatların artırılmaması gerektiğini söyledi.

Başbakan, özel sektöre ticari faaliyetlerin sürekliliğini koruma, piyasaların istikrarına katkıda bulunma ve ticari işlemler ile fiyatlandırmada şeffaflık ilkesine bağlı kalma çağrısında bulundu. Vatandaşların üzerindeki yükü artırabilecek uygulamalara karşı uyarıda bulundu.

Zindani, diğer yandan askeri ve güvenlik alanındaki gelişmelerin ticari faaliyetler üzerinde yarattığı baskının boyutunu kabul etti. Bu gelişmelerin taşımacılık, tedarik ve ithalat maliyetleri açısından çeşitli zorluklara yol açtığını belirten Zindani, özel sektör temsilcileriyle iletişimi sürdürme ve karşılaşılan sorunları çözmek üzere ilgili bakanlıklar ve kurumlarla birlikte çalışma taahhüdünü yineledi.

Özel sektör temsilcileri de ticari faaliyetlerin karşı karşıya olduğu zorlukları ve tedarik süreçlerini kolaylaştırmaya, hükümetle iş birliğini geliştirmeye yönelik önerilerini paylaştı. Üretim ve ticaret sektörlerinin üzerindeki yükün hafifletilmesi, vatandaşların çıkarlarının ve ulusal ekonominin korunması için istişarelerin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Temel hizmetler baskı altında

Yerel düzeyde Taiz Valisi Nebil Şemşan, yerel yönetim yetkilileri, icra birimlerinin yöneticileri ve ilçe müdürleriyle geniş katılımlı bir toplantı düzenleyerek askeri, hizmet ve insani alanlardaki son gelişmeleri ele aldı. Şemşan, vilayet halkının direnişinin devlet kurumlarını yeniden tesis etme mücadelesinin temel dayanaklarından biri olduğunu söyledi.

Silahlı Kuvvetler ile halk direniş güçlerinin fedakârlıklarına dikkat çeken Şemşan, yıllardır süren savaş, kuşatma, kötüleşen yaşam koşulları ve temel hizmetlerdeki gerilemenin halkın çektiği sıkıntıları artırdığını belirtti. Şemşan, açıklamasına göre yerleşim bölgelerine yönelik saldırıların da sürdüğünü ifade etti.

Vali, kurumsal performansın ve iş disiplininin artırılması, icra birimleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve görevlerini ihmal edenlerin kanun çerçevesinde hesap vermesi talimatını verdi. Su, sağlık, temizlik, eğitim, elektrik ve yol hizmetlerine öncelik verilmesini istedi.

cdghjuk
Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinde yerel yönetim yetkililerinin katıldığı toplantıdan bir kare

Şemşan ayrıca piyasalardaki denetimlerin sıkılaştırılması, stokçuluğun ve fiyat manipülasyonunun önlenmesi, bombardımanın yol açtığı hasarın tespit edilmesi, yaralıların yanı sıra hayatını kaybedenlerin ailelerinin ve sivil mağdurların durumlarının takip edilmesi çağrısında bulundu. Mevcut yardımların ihtiyaç sahiplerine adil ve şeffaf biçimde ulaştırılmasının önemini vurguladı.

İhlallerin belgelenmesi, zarar görenlerin durumlarının takip edilmesi ve yaşadıkları sıkıntıların ilgili kurumlar ile insani yardım ve insan hakları kuruluşlarına aktarılması gerektiğini belirten Şemşan, devlet kurumlarının sahadaki varlığının güçlendirilmesi ve vatandaşların şikâyetlerinin dinlenmesi çağrısı da yaptı.

Vali Yardımcısı Reşad el-Akheli ise sahadaki denetimlerin ve tüccarlara yönelik kontrollerin sürdüğünü belirterek temel ihtiyaç maddelerinin tedarikinde mevcut durumun istikrarlı olduğunu ve yeterli miktarda un bulunduğunu söyledi. Akheli, petrol ürünleri ve temel ihtiyaç maddelerinin teminini güvence altına almak için ilgili kurumlarla temasların devam ettiğini kaydetti.

Sağlık İşlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı İlan Abdülhak da kuşatma ve ağır vakaların artması nedeniyle hastanelere destek sağlanması, tıbbi solüsyonlar, diyaliz solüsyonları ve gerekli ilaçların temin edilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirtti.


Yemen Şafağı operasyonunda hava ve kara saldırıları yoğunlaşıyor

Güney Amalika Tugayları’na bağlı güçler, Lahic’in batısındaki cepheleri takviye etmek üzere yola çıktı (Askeri medya)
Güney Amalika Tugayları’na bağlı güçler, Lahic’in batısındaki cepheleri takviye etmek üzere yola çıktı (Askeri medya)
TT

Yemen Şafağı operasyonunda hava ve kara saldırıları yoğunlaşıyor

Güney Amalika Tugayları’na bağlı güçler, Lahic’in batısındaki cepheleri takviye etmek üzere yola çıktı (Askeri medya)
Güney Amalika Tugayları’na bağlı güçler, Lahic’in batısındaki cepheleri takviye etmek üzere yola çıktı (Askeri medya)

Yemen Şafağı askeri operasyonu 10. gününe girerken, ülkenin güneybatısındaki Taiz vilayetinin cephelerinde şiddetli çatışmalar sürüyor. Marib ve Cevf cephelerinde de çatışmalar devam ederken, hava ve kara saldırılarının yoğunlaştığı bildiriliyor. Hükümet güçleri, İran destekli Husilerin savaşma kapasitesini zayıflatmayı ve ikmal hatlarını kesmeyi amaçlayan operasyonlarda can kayıplarının ve yerinden edilmelerin arttığını, hastaneler, piyasalar ve temel hizmetler üzerindeki baskının da giderek ağırlaştığını belirtiyor.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, son 24 saatte savaş uçakları, insansız hava araçları, sahra topları, çok namlulu roketatarlar ve keskin nişancı birliklerinin katılımıyla 2 bin 200 hassas hedefleme operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı. İlk saha değerlendirmelerine göre yaklaşık bin 200 Husi unsurunun etkisiz hale getirildiği, farklı çatışma hatlarında 440’tan fazla askeri araç, zırhlı araç ve diğer askeri unsurların imha edildiği veya kullanılamaz hale getirildiği belirtildi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili, operasyonların komuta ve kontrol merkezleri, tahkimatlar, ateş kaynakları, gözetleme ve keşif noktalarının yanı sıra militanların toplandığı bölgeler, silah ve mühimmat depoları, ulaşım ve ikmal araçları ile “yüksek değerli” olarak nitelendirilen askeri hedeflere yoğunlaştığını söyledi.

Nezili, hükümet güçlerinin doğu ve güney cephelerinde saldırı operasyonlarını geliştirmeyi sürdürdüğünü ve yoğun ateş desteği altında sahada ilerleme kaydettiğini belirtti. Taiz’deki hava saldırılarının ise militan grupları ve Husi takviyelerini hedef aldığını, bunun Husilerin mevzilerine destek sağlama ve saflarını yeniden düzenleme kapasitesini sekteye uğratmayı amaçladığını ifade etti.

Saha kaynakları, Husilerin aralarında saha komutanlarının da bulunduğu ölü, yaralı ve esirlerden oluşan insan kayıplarını her gün artırdığını belirtiyor. Tahminlere göre örgüt, operasyonun 10 günlük döneminde yaklaşık 15 bin mensubunu ölü ve yaralı olarak kaybetti. Husiler ise kayıplarına ilişkin kapsamlı bir bilanço açıklamadı.

Çok cepheli çatışmalar

Taiz’de son saatlerde çatışmalar kentin güneyi, doğusu ve batısındaki cephelerde yoğunlaştı. Akruud bölgesinde çatışmalar yeniden alevlenirken askeri kaynaklar, hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik Husi saldırısı girişimlerinin ardından Serrari, Zil-Berh ve Duhaih bölgelerinde çatışmalar çıktığını aktardı.

Kaynaklar, hükümet güçlerinin Husileri Sabr el-Mevadim ilçesindeki Serrari bölgesinden geri çekilmeye zorladığını belirtti. Öte yandan hava saldırılarında kentin doğusundaki Huban bölgesinde Husilere ait bir toplanma alanı ve merkezin hedef alındığı bildirildi.

xcvfgth
Gece saatlerinde Husiler tarafından kuşatma altında tutulan Taiz kenti (Facebook)

Batı cephesinde ise kente giden ana yolun bulunduğu ed-Dubab cephesi kapsamında Han Dağı, Sayyahi ve Hazran Dağı çevresindeki çatışmalar devam etti. Çatışmalar Taiz’in güneydoğusundaki Şukub ve Akruud cephelerine de yayıldı.

Bununla eş zamanlı olarak vilayetin güneybatısındaki el-Vaziiyye ekseninde Muhavela ve Ağabire bölgelerinde çatışmalar şiddetlendi. Komşu Lahic vilayetindeki el-Mudarebe cephesinde de çatışmaların sürdüğü bildirildi.

Hükümet açıklamasına göre askeri mühendislik birlikleri, batı cephesinde geri alınan bölgelerde mayın ve el yapımı patlayıcıların temizlenmesi, yolların ve geçiş güzergâhlarının güvenli hale getirilmesi çalışmalarını sürdürüyor. Bu çalışmalarla sivillerin korunması ve terk etmek zorunda kaldıkları bölgelere dönüşlerinin kolaylaştırılması hedefleniyor.

Operasyona devam kararı

Siyasi alanda ise Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Yemen Şafağı operasyonunun ilan edilen hedef doğrultusunda sürdürüleceğini belirtti. El-Alimi, operasyonun Husilerin darbesine son verilmesini, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesini ve silah ile savaş ve barış kararlarının anayasal kurumların kontrolünde toplanmasını amaçladığını söyledi.

El-Alimi, 14 Ekim Devrimi’nin 63. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmada, Silahlı Kuvvetlerin operasyonun başlamasından bu yana iyi bir performans sergilediğini belirtti. Sahadaki geçici değişimlerin devletin sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesini engellemeyeceğini ifade eden El-Alimi, bu süreçte kardeş ve dost ülkelerin desteğinin sürdüğünü kaydetti.

Husi tehdidinin belirli bir vilayet veya bölgeyle sınırlı olmadığını, kuzey ve güneyde Yemenlilerin güvenliğini ve geleceğini tehdit ettiğini belirten El-Alimi, Taiz ve Marib’de yaşananların Aden, Hadramut ve diğer vilayetlerin güvenliğiyle bağlantılı olduğunu vurguladı.

s

El-Alimi, operasyonun başlatılmasını ateşkes ve gerilimi azaltma girişimlerinin sonuçsuz kalması, Husilerin kentlere ve köylere, komşu ülkelere ve uluslararası su yollarına yönelik saldırılarını sürdürmesiyle gerekçelendirdi. Devlet kurumlarını yeniden tesis etme kararının yürürlükte olduğunu ve bundan geri dönüş olmayacağını söyledi.

İnsani uyarılar

Askeri operasyonların genişlemesi, özellikle yaralı ve yerinden edilenlerin sayısındaki artış ve sağlık tesislerinin artan ihtiyaçlara yanıt verme kapasitesinin gerilemesi nedeniyle uluslararası kuruluşların sivillere yönelik sonuçlar konusunda uyarılarına yol açtı.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi çarşamba günü yaptığı açıklamada, Yemen genelindeki hastanelerin çatışmalar nedeniyle yaralı sayısında yaşanan keskin artışla başa çıkmakta giderek daha fazla zorlandığını bildirdi. Komite, Marib, Taiz ve Kızıldeniz kıyısındaki cephe hatlarında bulunan bazı sağlık tesislerinin yalnızca bir hafta içinde 700’den fazla yaralı kabul ettiğini belirtti.

Komitenin sağlık birimi koordinatörü Firas Ebu Semra, sağlık ekiplerinin büyük bir baskı altında çalıştığını söyledi. Ebu Semra, faal durumdaki sağlık tesislerinin yalnızca küçük bir bölümünün yaralılara kapsamlı sağlık hizmeti sunabildiğini ifade etti.

Örgüt, cerrahi malzeme, anestezi, oksijen ve ilaç sıkıntısına dikkat çekerek, zaten ağır yük altında bulunan sağlık sisteminin çatışmaların genişlemesi halinde yeni bir toplu yaralı dalgasını karşılamakta sınırlı kapasiteye sahip olduğu uyarısında bulundu.

Yerinden edilme konusunda ise Uluslararası Göç Örgütü, 12 Ekim itibarıyla 36 bin 216 aileden oluşan 217 bin 303 kişinin yerinden edildiğini tespit ettiğini açıkladı. Yerinden edilenlerin yaklaşık yüzde 55’i Taiz vilayetinde bulunurken, Lahic’te 45 binden fazla, Aden’de ise 26 binden fazla kişinin çatışmalardan etkilendiği bildirildi.

Çatışmaların sonuçları yalnızca yerinden edilme ve yaralanmalarla sınırlı değil. Birleşmiş Milletler, insani yardım ortaklarından aldığı bilgilere dayanarak Taiz kentindeki temel ihtiyaç malzemelerinin tedarikinde gerileme yaşandığı ve buğday ile un stoklarının üç haftadan kısa bir süre içinde tükenebileceği uyarısında bulundu.

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, gıda fiyatlarının yaklaşık yüzde 50 arttığını, benzin fiyatlarının önceki seviyelerinin üç katına çıktığını ve yemeklik gazın büyük ölçüde bulunamaz hale geldiğini söyledi. Yakıt sıkıntısının su tedarikini de tehdit ettiğini belirten Dujarric, yerinden edilenlerin kaldığı merkezlerde aşırı yoğunluk yaşandığını, temiz suya erişimin sınırlı olduğunu ve sağlık hizmetlerinin yetersiz kaldığını ifade etti.

Bu koşullar, 1,5 milyondan fazla kişinin yaşadığı Taiz kentinde gıda ve sağlık güvenliğinin daha da kötüleşmesi riskini artırıyor. Kent, yıllardır Husilerin uyguladığı kuşatma nedeniyle hareketlilik ve ikmal konusunda kısıtlamalarla karşı karşıya bulunuyor.