Husilerin korsanlık faaliyetleri: ABD seferberliği, Avrupa öfkesi ve İran tehdidi

Geçtiğimiz ay Husiler tarafından el konulan uluslararası tanker Galaxy Leader (EPA)
Geçtiğimiz ay Husiler tarafından el konulan uluslararası tanker Galaxy Leader (EPA)
TT

Husilerin korsanlık faaliyetleri: ABD seferberliği, Avrupa öfkesi ve İran tehdidi

Geçtiğimiz ay Husiler tarafından el konulan uluslararası tanker Galaxy Leader (EPA)
Geçtiğimiz ay Husiler tarafından el konulan uluslararası tanker Galaxy Leader (EPA)

Yemen’in kuzeyini kontrol eden İran destekli Husilerin İsrail'e giden tankerleri hedef aldığını iddia ettiği saldırılar devam ederken, Husilerin Kızıldeniz'de yeni bir konteyner gemisine el koyma girişimi gündemde.

ABD’nin Kızıldeniz'de seyrüseferi korumak için en geniş uluslararası koalisyonu oluşturmak üzere harekete geçtiği, Avrupa'nın Husi saldırılarına yönelik öfkesi ve İran'ın yaklaşmakta olan deniz koalisyonunun oluşumuna karşı uyarılarıyla örtüştüğü bir zamana denk geldi.

Batılı kaynaklar, uluslararası bir konteyner tankerinin Husiler tarafından Kızıldeniz'de kaçırıldığını bildirdi  (X)
Batılı kaynaklar, uluslararası bir konteyner tankerinin Husiler tarafından Kızıldeniz'de kaçırıldığını bildirdi  (X)

Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları artarken, Yemenli politikacılar bunu grubun barış yükümlülüklerinden kaçma ve ülkeyi yeni bir uluslararası krizin ortasına getirme çabası olarak görüyor. Avrupa Birliği (AB), saldırıların ülkedeki insani koşullar üzerindeki etkisini hatırlatarak öfkesini dile getirdi.

AB, Norveç bandıralı STRINDA adlı tankere yapılan saldırı da dahil olmak üzere son Husi füze saldırılarını şiddetle kınadı. AB tarafından dün yapılan açıklamada, Yemen'de Husi kontrolü altındaki bölgelerden gelen çok sayıda saldırının uluslararası seyrüseferi ve deniz güvenliğinin yanı sıra uluslararası hukukun ciddi bir ihlalini temsil ettiği kaydedildi.

Açıklamada, Husilerin Arap Yarımadası çevresindeki sularda seyir hak ve özgürlüklerine müdahalesinin "kabul edilemez" olduğu belirtildi. Husilere gemi hatlarına yönelik daha fazla tehdit ve saldırıdan kaçınma çağrısında bulunan AB, Kızıldeniz’in güneyinde uluslararası sularda 19 Kasım'da yasadışı bir şekilde gözaltına alınan 25 kişiden oluşan "Galaxy Leader" gemisi ve mürettebatının derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Ayrıca, Husilerin uluslararası gemilere yönelik saldırılarının, ülkeye gıda ithalatının çoğunun Kızıldeniz'den geçmesi nedeniyle gıda güvenliği de dahil olmak üzere Yemen'in güvenliğini zayıflattığı vurgulandı.

Strinda tankeri, Pazartesi günü geç saatlerde Husiler tarafından füzeyle hedef alındı ​​ve hasar gördü (AFP)
Strinda tankeri, Pazartesi günü geç saatlerde Husiler tarafından füzeyle hedef alındı ​​ve hasar gördü (AFP)

Açıklamada, Avrupa Birliği'nin, ABD'nin Kızıldeniz'de seyrüseferi korumaya yönelik yaklaşımıyla geniş bir uluslararası koalisyon aracılığıyla ilgilenme olasılığına işaret edilerek, “AB, şu anda uluslararası ve bölgesel işbirliğini güçlendirmenin, bölgede barış ve güvenliğe yönelik tehditlerle mücadelede her zamankinden daha önemli olduğunu ve Birliğin bu amaçla ortaklarıyla koordinasyon içinde olduğunu hatırlatır” denildi.

Yeni korsanlık

İngiliz deniz güvenlik şirketi Embry, Yemen Donanması olduğunu iddia eden bir grubun, Bab’ul Mendeb Boğazı'nda seyreden bir gemiden rotasını değiştirerek Yemen'e gitmesini istediğini bildirerek Husilere işaret etti.

Embry ve İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Kurumu (UKMTO), iki kılavuz notunda olayı ve Hint Okyanusu'nda Yemen açıklarında meydana gelen başka bir olayı araştırdıklarını açıkladı.

UKMTO  memorandumda, Kızıldeniz'in güneyindeki Yemen kıyısı açıklarında bir gemiden patlama görüldüğüne dair rapor aldığını söyledi.

Embry, Marshall Adaları'na ait olan ve Hong Kong bayrağını taşıyan bir kargo gemisinin, Yemen'in Mokha kentinin kuzeybatısında kuzeye doğru seyrederken sulara bir füze inişini tespit ettiğini bildirdi. Gemi mürettebatı zarar görmezken, olaya neden olan varlığın Husiler olduğu aktarıldı.

Kızıldeniz'in güneyindeki Mokha kıyısı açıklarında Yemen hükümetinin sahil güvenliğinden askerler (AFP)
Kızıldeniz'in güneyindeki Mokha kıyısı açıklarında Yemen hükümetinin sahil güvenliğinden askerler (AFP)

UKMTO, daha önce X platformundaki hesabından, kendisini sözde "Yemen Donanması" olarak tanımlayan bir kuruluşun, bir gemiye rotasını Yemen'e değiştirmesi emrini verdiğini belirten bir rapor aldığını duyurmuştu. Kurum, yetkililerin Yemen kıyısı açıklarında Babu’l Mendeb civarında bir olayı araştırdıklarını açıklamış ve daha sonra Umman Denizi’nde başka bir olaya ilişkin raporlar aldığını açıklamıştı.

Husiler herhangi bir operasyonla ilgili duyuru yapmazken, yerel Yemen kaynakları, grup güçlerinin "Maersk" adlı yeni bir konteyner gemisini kaçırarak grubun kontrolündeki kıyılara götürdüğünü bildirdi.

Batı medyası, çarşamba günü Kızıldeniz'de bir petrol tankerinin küçük bir teknede silahlı kişilerle ateş açtığını ve bir teknedeki çok sayıda silahlı kişinin Marshall Adaları bayrağı taşıyan ticari bir gemiye yaklaştığını bildirdi. Geçtiğimiz Salı günü ise Husiler, Norveç'teki bir nakliye gemisine füze fırlatıp gemiye zarar verme sorumluluğunu üstlendi.

Uluslararası koalisyon ve İran'dan uyarı

Husilerin gemi taşımacılığına yönelik artan tehdidi, Washington'u, İran'ın Yemen'deki Husi kolunu hedef alan yakın bir tehlike olarak gördüğü Kızıldeniz'de geniş bir uluslararası koalisyon kurmaya yöneltti.

Reuters haber ajansı, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ülkesinin Kızıldeniz'deki gemileri korumak için "mümkün olan en geniş deniz koalisyonunu" oluşturmak ve Yemen'deki Husilere saldırıların devam etmesi yönünde "önemli bir sinyal" göndermek istediğini söylediğini aktardı.

Lenderking, ABD’nin, çok uluslu koalisyonun "uluslararası toplumdan, Husilerin uluslararası gemiciliğe yönelik tehditlerine hoşgörü gösterilmeyeceğine dair önemli bir sinyal" göndermesini istediğini aktardı

ABD’li yetkili Doha’daki bir konferansında, ülkesinin mevcut Uluslararası Denizcilik Görev Gücü'nü "bazı kaynakları seyrüsefer özgürlüğünü korumaya ayıran uluslararası bir koalisyona" dönüştürmeyi hedeflediğine değinerek, Husilerin gerilimi durdurmasını sağlamak için atılması gereken adımlar konusunda oldukça aktif bir değerlendirme yapıldığını söyledi.

Ayrıca, Husilere 19 Kasım'da el konulan Galaxy Leader isimli geminin mürettebatını serbest bırakma çağrısında bulunduklarını kaydetti.

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ( Reuters)
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ( Reuters)

Lenderking, Washington'un genişletilmiş koalisyona katılmak için hangi ülkelerle veya kaç ülkeyle temas kurduğunu belirtmeyi reddetti ancak bunun "mümkün olan en geniş koalisyon" olması gerektiğini söyledi.

Reuters'e göre Husi saldırıları, Londra sigorta piyasasının artık yüksek riskli bölgeler olarak listelediği Kızıldeniz üzerinden mal nakliye maliyetinin artmasına neden oldu. H er yıl 23 bin gemi Aden Körfezi'ni Kızıldeniz'e ve ötesine Süveyş Kanalı'na bağlayan dar Bab’ul Mendeb Boğazı'ndan geçiyor.

Tahran, ABD’nin Kızıldeniz'i korumak için ittifak kurma yönündeki açıklamalarına bu adıma karşı uyarıda bulunarak yanıt verdi. İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, ABD'nin Kızıldeniz görev gücü planıyla ilgili "Eğer böyle mantıksız bir hamle yaparlarsa, olağanüstü sorunlarla karşı karşıya kalacaklar" dedi.

Husi grubu, Kızıldeniz'in güneyindeki Mokha limanı açıklarında Norveçli bir tankerin bombalanmasının sorumluluğunu üstlenirken, ABD kaynakları Çarşamba günü yakıt sevkiyatı taşıyan başka bir ticari geminin Bab’ul Mendeb yakınlarında iki füzeden kurtulduğunu bildirdi.

ABD medyası, Kızıldeniz'de USS Mason destroyeri tarafından düşürülen bir insansız hava aracının fırlatılmasıyla aynı zamana denk geldiğini söylerken, Husi saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

Devam eden tehditler

Husi grubu, saldırılarını Gazze'deki Filistinlilere destek amacıyla gerçekleştirdiğini iddia ederken, milliyetlerine bakılmaksızın İsrail limanlarına giden tüm gemileri hedef alma sözü verdi. Yemen hükümeti ise grubun İran'ın talimatlarını uyguladığını ve saldırılarının Filistin meselesiyle hiçbir ilgisi olmadığını söylüyor.

Kızıldeniz'in askeri bölgeye dönüştürülmesinin, Yemen'de Birleşmiş Milletler liderliğinde ve Suudi Arabistan ile Umman'ın arabuluculuğunda yürütülen barış sürecini engelleyeceği endişesi devam ederken, Fransız Donanması Salı günü, Paris'in Husi saldırılarına karşı gerçekleştirdiği ikinci operasyon olan bir Husi insansız hava aracının düşürüldüğünü doğruladı.

ABD Donanması Kızıldeniz'de faaliyet gösteriyor ancak bu Husi tehdidinin sona ermesini engellemedi ( AFP)
ABD Donanması Kızıldeniz'de faaliyet gösteriyor ancak bu Husi tehdidinin sona ermesini engellemedi ( AFP)

ABD'nin Yemen'e askeri müdahaleyi dışlamama yönündeki tehditleri ışığında Yemen hükümeti, tırmanan durum karşısında dikkatli davranıyor ve Kızıldeniz'de yaşananlardan uluslararası toplumu sorumlu tutuyor. Büyük güçler Hudeyde ve limanlarını özgürleştirmezken, Husi grubunun askeri yeteneklerini geliştirmek ve Kızıldeniz'deki seyrüsefer tehdidini artırmak için yararlandığı Stockholm Anlaşması'nın imzalanması için baskı yaptı.

İran destekli Husilerin Esir İşleri Ulusal Komitesi Başkanı Abdulkadir el-Murtaza, “Gazze'de halkımıza yönelik saldırılar duruncaya kadar hiçbir durumda Kızıldeniz'de İsrail gemilerine saldırmayı ve geçişlerini engellemeyi bırakamayız" dedi.

Husi lideri, uluslararası bir koalisyon oluşturulma fikrine rağmen İsrail'e giden gemilerin geçişine izin vermeyeceğini aktardı.



Seyfülislam Kaddafi'nin koruması kendini savundu: Suçlu onun kayıtsızlığıdır

“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
TT

Seyfülislam Kaddafi'nin koruması kendini savundu: Suçlu onun kayıtsızlığıdır

“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)
“Ebubekir el-Sıddık” taburunun eski komutanı Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi'nin mezarının başında (El-Atiri'nin Facebook sayfası)

Libya’da Seyfülislam Kaddafi’nin korumasını üstlenen askeri tabur komutanının açıklamaları, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, toplumsal bir tartışmanın fitilini ateşledi. Komutan, Kaddafi'nin güvenliğindeki zafiyetleri ve ona yönelik suikast planlarından haberdar olduğunu ilk kez itiraf etti.

Tabur Komutanı Albay Acmi el-Atiri, Seyfülislam Kaddafi’nin geçtiğimiz 3 Şubat’ta suikasta kurban gitmesinden bu yana ilk kez konuştu. Kaddafi’nin 2011 yılından itibaren Zintan şehrinde ikamet ettiği dönemin perde arkasına dair bilgiler paylaşan el-Atiri şunları söyledi:

"Başlangıçta tabur tarafından çok sıkı bir güvenlik çemberine alınmıştı. Ancak 'Genel Af Yasası' çıktıktan sonra, Zintan halkından gönüllülerin yardımıyla kendi güvenliğini kendisi sağlamaya başladı."

Hatalı davrandı, tedbirsizdi

Albay el-Atiri, Kaddafi’nin son dönemindeki tutumunu eleştirerek sürecin nasıl suikasta evrildiğine dair şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: Hatalı bir yol izledi. Güvenli olmayan bir bölgede, oldukça kısıtlı koruma ekibiyle kalmayı tercih etti. Durumu hafife aldı, aşırı bir kayıtsızlık içinde hareket etti ve ziyaretçi kabul etmeye başladı.


Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
TT

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a ABD ile arabuluculuk teklifinde bulundu

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)
Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi, başkent Bağdat'taki bir toplantı sırasında, 27 Nisan 2026 (AP)

Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali Falih ez-Zeydi dün, Irak'ın krizleri yönetme ve İran ile ABD arasında arabuluculuk rolü üstlenme kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. Irak hükümeti tarafından yapılan açıklamaya göre Zeydi, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘Irak'ın diplomatik süreci destekleyen ve anlaşmazlıkların çözümü ile krizlerin yönetiminde diyalogu benimseyen tutumunu’ dile getirdi. Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Zeydi, Irak'ın İran ile ABD arasında arabuluculuk rolüne katkıda bulunma kapasitesine sahip olduğunu da vurguladı.

Açıklamaya göre görüşmede iki ülke arasındaki iş birliği ilişkileri ve bu ilişkilerin desteklenmesi ile güçlendirilmesinin yolları ele alındı. İki taraf, önümüzdeki dönemde karşılıklı ziyaretler gerçekleştirme konusunda mutabık kaldı.

Hatırlanacağı üzere Pakistan, arabulucu olarak geçtiğimiz ayın başlarında İran ile ABD arasında bir müzakere turuna ev sahipliği yapmış, ancak başta İran'ın nükleer programı olmak üzere çeşitli konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle bu tur başarısızlıkla sonuçlanmıştı.


Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Kahire müzakereleri, Mladenov ve arabulucuların girişimlerinin sonuçlarını bekliyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik müzakereler ikinci haftasına girerken, gözler Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile arabulucuların yürüttüğü temasların sonuçlarına çevrildi. Taraflar arasında anlaşmanın ikinci aşamasına, yani Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail’in bölgeden çekilmesine geçilememesi dikkat çekerken, Hamas ilk aşamanın tamamlanması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda özellikle yardımların artırılması ve İsrail ihlallerinin durdurulması öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Tarafların ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmaktan kaçındığı bu süreç, uzmanlara göre anlaşmaya varma yolunda zorluklara işaret ediyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, arabulucuların yoğun çabalarına ve Mladenov’un İsrail ziyareti gibi diplomatik temaslara rağmen ilerlemenin sınırlı kaldığını belirtiyor. Uzmanlar, İsrail’in somut adımlar atmadan süreci oyalamayı sürdürebileceğini, buna karşılık arabulucuların yeni bir müzakere turu için ısrarcı olacağını öngörüyor.

İsrail medyasında müzakerelerin ‘çöktüğü’ yönünde haberler yer alırken, Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak bu iddiaları yalanladı. Kaynak, arabulucular ile Hamas ve diğer Filistinli gruplar arasında görüşmelerin sürdüğünü ifade ederek, Mladenov’un Tel Aviv’den döndükten sonra İsrail’in sunulan önerilere vereceği yanıtın beklendiğini aktardı. Bu yanıtın, Kahire’de devam eden müzakerelerin geleceğini ve gerekli düzenlemelerin ardından ‘teknokrat komitenin’ devreye girip girmeyeceğini belirleyeceği kaydedildi.

Arabulucuların sürekli hamleleri

Kahire’de yürütülen müzakereler ikinci haftasına girerken, Mladenov dün Batı Kudüs’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi. Görüşme, Mladenov’un ofisinden yapılan açıklamayla duyuruldu.

Görüşmenin ardından Mladenov, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Netanyahu ile ‘gelecek süreç hakkında olumlu ve kapsamlı bir görüşme’ gerçekleştirdiklerini belirtti. Tüm taraflarla birlikte bu taahhütleri somut adımlara dönüştürmek için çalıştıklarını kaydeden Mladenov, ilerleme sağlanabilmesi için bazı kararların alınması gerektiğini ifade etti, ancak bu kararların içeriğine ilişkin detay vermedi.

İsrail Ordu Radyosu ise pazartesi günü, Mladenov’un pazar gecesi İsrail’e ulaştığını duyurdu. Yayında, Mladenov’un Kahire’de Hamas ile yürüttüğü görüşmelerin ‘çökmesinin’ ardından İsrail’e geldiği öne sürülerek, Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişine izin verilmesi ve İsrail’in bölgedeki askeri operasyonlarının azaltılması yönünde talepte bulunacağı iddia edildi.

Halil el-Hayye başkanlığındaki Hamas heyeti iki haftadır Kahire’de bulunmayı sürdürürken, İsrail Kamu Yayın Kurumu, hareket ile Mladenov arasında yürütülen görüşmelerin ‘çıkmaza girdiğini’ ileri sürdü.

dsvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir aşevinden dağıtılacak yemeği bekleyen Filistinliler (AFP)

İsrail Kamu Yayın Kurumu ve İsrail Ordu Radyosu, pazar günü yayımladıkları haberlerde, Hamas’ın ikinci aşamaya geçilmeden önce ilk aşama maddelerinin eksiksiz uygulanmasında ısrar ettiğini aktardı. Haberlere göre Hamas, silahsızlanma konusunun yalnızca kapsamlı bir ulusal çerçevede ve Filistin devletinin kurulmasının güvence altına alınması durumunda ele alınmasını talep ediyor. Ayrıca hareketin, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasına başlanmadan ve İsrail güçleri bölgeden çekilmeden silahsızlanma dosyasının gündeme getirilmesine karşı çıktığı ifade edildi.

Mısırlı siyasi analist Halid Ukkaşe, İsrail’in çekilme yükümlülüğünden kaçınmak için süreci oyaladığını ve bu tutumunu sürdürmesinin beklendiğini belirtti. Ukkaşe, Kahire’nin müzakerelerin başarıya ulaşmasına ve Gazze anlaşma planındaki yükümlülüklerin hayata geçirilmesine önem verdiğini vurgulayarak, ikinci aşamaya geçilmesinin gerekliliğine dikkat çekti. Mısır’ın görüşmelerin çökmesine izin vermeyeceğini ifade eden Ukkaşe, Washington ile paralel bir diplomatik hat açılarak sürecin ilerletilmeye çalışıldığını dile getirdi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise Mladenov’un, Gazze Şeridi’nde silahsızlanmanın aşamalı şekilde gerçekleştirilmesine yönelik öneriye İsrail’den yanıt almaya çalıştığını söyledi. Rakab, Tel Aviv’in müzakerelerin başarısız olduğu yönündeki söylemlerinin, Gazze Şeridi’nin geri kalanını kontrol altına alma isteğiyle bağlantılı olabileceğini öne sürdü.

Rakab ayrıca, İsrail’in birkaç ay sonra yapılacak seçimler (ekim ayında) nedeniyle mevcut önerileri kabul etmesinin zor olduğunu ifade etti. İsrail kamuoyunda savaş hedeflerinin gerçekleştirilememiş olmasının bir sorun teşkil ettiğini belirten Rakab, bu şartlarda anlaşmaya varılmasının siyasi kayıp anlamına gelebileceğini savundu.

Öte yandan Rakab, İsrail ile Mladenov arasında bir anlaşma sağlanarak Gazze’ye yönelik bir komitenin devreye girmesi ihtimalini de düşük gördü. Bu değerlendirmesini, İsrail’in seçimler tamamlanana kadar sürece yönelik süregelen itirazlarına ve sahada ne uluslararası istikrar güçlerinin ne de bir Filistin polis gücünün bulunmamasına dayandırdı.

Olası bir savaş

Bu diplomatik hareketlilik, Gazze Şeridi’nde yeni bir savaşın patlak verebileceği yönündeki endişelerle birlikte yaşanıyor. İsrail Kamu Yayın Kurumu cumartesi günü yaptığı haberde, güvenlik kabinesinin, Hamas’ın silahsızlanma anlaşmasına uymadığı sonucuna varılmasının ardından Gazze Şeridi’ne yönelik savaşın yeniden başlatılması ihtimalini değerlendirmeye hazırlandığını aktardı.

Maariv gazetesine konuşan İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise, “bir sonraki çatışmanın Gazze Şeridi’nde olabileceğini, çünkü savaşın henüz sona ermediğini” söyledi. Zamir, Hamas’ın silahsızlanma sürecini engellemesi durumunda ordunun savaşı tüm gücüyle yeniden başlatmak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

ddfvferv
Gazze şehrindeki bir hastanede bir çocuğun cenazesinin yanında göz yaşı döken yakınları (AFP)

Hamas Siyasi Büro üyesi Basim Naim cumartesi günü yaptığı açıklamada, hareketin ‘direnişin silahı’ konusunun müzakere edilmesini reddettiğini söyledi. Naim, bunun meşru bir hak olduğunu vurgulayarak, kalıcı bir ateşkes sağlanmadan ve karşılıklı güvenlik düzenlemeleri oluşturulmadan bu konunun tartışılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Ukkaşe, Kahire’nin müzakere sürecinin devamına büyük önem vereceğini ve İsrail’in oyalama taktiklerini boşa çıkarmak amacıyla yeni görüşme turlarının gündeme gelebileceğini belirtti.

Rakab ise Mısır ve Türkiye’nin Hamas ile yürüttüğü temasların yeni turlarla devam etmesini beklediğini dile getirdi. Rakab, hareketin gelecekteki düzenlemelerde söz sahibi olmayı hedeflediğine dikkat çekti. Ayrıca İsrail’in hem seçim hesapları doğrultusunda kazanım elde etmek hem de müzakereler sırasında Hamas üzerinde baskı kurmak için savaş seçeneğini gündemde tutmayı sürdürebileceğini ifade etti.