Husilerin korsanlık faaliyetleri: ABD seferberliği, Avrupa öfkesi ve İran tehdidi

Geçtiğimiz ay Husiler tarafından el konulan uluslararası tanker Galaxy Leader (EPA)
Geçtiğimiz ay Husiler tarafından el konulan uluslararası tanker Galaxy Leader (EPA)
TT

Husilerin korsanlık faaliyetleri: ABD seferberliği, Avrupa öfkesi ve İran tehdidi

Geçtiğimiz ay Husiler tarafından el konulan uluslararası tanker Galaxy Leader (EPA)
Geçtiğimiz ay Husiler tarafından el konulan uluslararası tanker Galaxy Leader (EPA)

Yemen’in kuzeyini kontrol eden İran destekli Husilerin İsrail'e giden tankerleri hedef aldığını iddia ettiği saldırılar devam ederken, Husilerin Kızıldeniz'de yeni bir konteyner gemisine el koyma girişimi gündemde.

ABD’nin Kızıldeniz'de seyrüseferi korumak için en geniş uluslararası koalisyonu oluşturmak üzere harekete geçtiği, Avrupa'nın Husi saldırılarına yönelik öfkesi ve İran'ın yaklaşmakta olan deniz koalisyonunun oluşumuna karşı uyarılarıyla örtüştüğü bir zamana denk geldi.

Batılı kaynaklar, uluslararası bir konteyner tankerinin Husiler tarafından Kızıldeniz'de kaçırıldığını bildirdi  (X)
Batılı kaynaklar, uluslararası bir konteyner tankerinin Husiler tarafından Kızıldeniz'de kaçırıldığını bildirdi  (X)

Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları artarken, Yemenli politikacılar bunu grubun barış yükümlülüklerinden kaçma ve ülkeyi yeni bir uluslararası krizin ortasına getirme çabası olarak görüyor. Avrupa Birliği (AB), saldırıların ülkedeki insani koşullar üzerindeki etkisini hatırlatarak öfkesini dile getirdi.

AB, Norveç bandıralı STRINDA adlı tankere yapılan saldırı da dahil olmak üzere son Husi füze saldırılarını şiddetle kınadı. AB tarafından dün yapılan açıklamada, Yemen'de Husi kontrolü altındaki bölgelerden gelen çok sayıda saldırının uluslararası seyrüseferi ve deniz güvenliğinin yanı sıra uluslararası hukukun ciddi bir ihlalini temsil ettiği kaydedildi.

Açıklamada, Husilerin Arap Yarımadası çevresindeki sularda seyir hak ve özgürlüklerine müdahalesinin "kabul edilemez" olduğu belirtildi. Husilere gemi hatlarına yönelik daha fazla tehdit ve saldırıdan kaçınma çağrısında bulunan AB, Kızıldeniz’in güneyinde uluslararası sularda 19 Kasım'da yasadışı bir şekilde gözaltına alınan 25 kişiden oluşan "Galaxy Leader" gemisi ve mürettebatının derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Ayrıca, Husilerin uluslararası gemilere yönelik saldırılarının, ülkeye gıda ithalatının çoğunun Kızıldeniz'den geçmesi nedeniyle gıda güvenliği de dahil olmak üzere Yemen'in güvenliğini zayıflattığı vurgulandı.

Strinda tankeri, Pazartesi günü geç saatlerde Husiler tarafından füzeyle hedef alındı ​​ve hasar gördü (AFP)
Strinda tankeri, Pazartesi günü geç saatlerde Husiler tarafından füzeyle hedef alındı ​​ve hasar gördü (AFP)

Açıklamada, Avrupa Birliği'nin, ABD'nin Kızıldeniz'de seyrüseferi korumaya yönelik yaklaşımıyla geniş bir uluslararası koalisyon aracılığıyla ilgilenme olasılığına işaret edilerek, “AB, şu anda uluslararası ve bölgesel işbirliğini güçlendirmenin, bölgede barış ve güvenliğe yönelik tehditlerle mücadelede her zamankinden daha önemli olduğunu ve Birliğin bu amaçla ortaklarıyla koordinasyon içinde olduğunu hatırlatır” denildi.

Yeni korsanlık

İngiliz deniz güvenlik şirketi Embry, Yemen Donanması olduğunu iddia eden bir grubun, Bab’ul Mendeb Boğazı'nda seyreden bir gemiden rotasını değiştirerek Yemen'e gitmesini istediğini bildirerek Husilere işaret etti.

Embry ve İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Kurumu (UKMTO), iki kılavuz notunda olayı ve Hint Okyanusu'nda Yemen açıklarında meydana gelen başka bir olayı araştırdıklarını açıkladı.

UKMTO  memorandumda, Kızıldeniz'in güneyindeki Yemen kıyısı açıklarında bir gemiden patlama görüldüğüne dair rapor aldığını söyledi.

Embry, Marshall Adaları'na ait olan ve Hong Kong bayrağını taşıyan bir kargo gemisinin, Yemen'in Mokha kentinin kuzeybatısında kuzeye doğru seyrederken sulara bir füze inişini tespit ettiğini bildirdi. Gemi mürettebatı zarar görmezken, olaya neden olan varlığın Husiler olduğu aktarıldı.

Kızıldeniz'in güneyindeki Mokha kıyısı açıklarında Yemen hükümetinin sahil güvenliğinden askerler (AFP)
Kızıldeniz'in güneyindeki Mokha kıyısı açıklarında Yemen hükümetinin sahil güvenliğinden askerler (AFP)

UKMTO, daha önce X platformundaki hesabından, kendisini sözde "Yemen Donanması" olarak tanımlayan bir kuruluşun, bir gemiye rotasını Yemen'e değiştirmesi emrini verdiğini belirten bir rapor aldığını duyurmuştu. Kurum, yetkililerin Yemen kıyısı açıklarında Babu’l Mendeb civarında bir olayı araştırdıklarını açıklamış ve daha sonra Umman Denizi’nde başka bir olaya ilişkin raporlar aldığını açıklamıştı.

Husiler herhangi bir operasyonla ilgili duyuru yapmazken, yerel Yemen kaynakları, grup güçlerinin "Maersk" adlı yeni bir konteyner gemisini kaçırarak grubun kontrolündeki kıyılara götürdüğünü bildirdi.

Batı medyası, çarşamba günü Kızıldeniz'de bir petrol tankerinin küçük bir teknede silahlı kişilerle ateş açtığını ve bir teknedeki çok sayıda silahlı kişinin Marshall Adaları bayrağı taşıyan ticari bir gemiye yaklaştığını bildirdi. Geçtiğimiz Salı günü ise Husiler, Norveç'teki bir nakliye gemisine füze fırlatıp gemiye zarar verme sorumluluğunu üstlendi.

Uluslararası koalisyon ve İran'dan uyarı

Husilerin gemi taşımacılığına yönelik artan tehdidi, Washington'u, İran'ın Yemen'deki Husi kolunu hedef alan yakın bir tehlike olarak gördüğü Kızıldeniz'de geniş bir uluslararası koalisyon kurmaya yöneltti.

Reuters haber ajansı, ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, ülkesinin Kızıldeniz'deki gemileri korumak için "mümkün olan en geniş deniz koalisyonunu" oluşturmak ve Yemen'deki Husilere saldırıların devam etmesi yönünde "önemli bir sinyal" göndermek istediğini söylediğini aktardı.

Lenderking, ABD’nin, çok uluslu koalisyonun "uluslararası toplumdan, Husilerin uluslararası gemiciliğe yönelik tehditlerine hoşgörü gösterilmeyeceğine dair önemli bir sinyal" göndermesini istediğini aktardı

ABD’li yetkili Doha’daki bir konferansında, ülkesinin mevcut Uluslararası Denizcilik Görev Gücü'nü "bazı kaynakları seyrüsefer özgürlüğünü korumaya ayıran uluslararası bir koalisyona" dönüştürmeyi hedeflediğine değinerek, Husilerin gerilimi durdurmasını sağlamak için atılması gereken adımlar konusunda oldukça aktif bir değerlendirme yapıldığını söyledi.

Ayrıca, Husilere 19 Kasım'da el konulan Galaxy Leader isimli geminin mürettebatını serbest bırakma çağrısında bulunduklarını kaydetti.

ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ( Reuters)
ABD'nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking ( Reuters)

Lenderking, Washington'un genişletilmiş koalisyona katılmak için hangi ülkelerle veya kaç ülkeyle temas kurduğunu belirtmeyi reddetti ancak bunun "mümkün olan en geniş koalisyon" olması gerektiğini söyledi.

Reuters'e göre Husi saldırıları, Londra sigorta piyasasının artık yüksek riskli bölgeler olarak listelediği Kızıldeniz üzerinden mal nakliye maliyetinin artmasına neden oldu. H er yıl 23 bin gemi Aden Körfezi'ni Kızıldeniz'e ve ötesine Süveyş Kanalı'na bağlayan dar Bab’ul Mendeb Boğazı'ndan geçiyor.

Tahran, ABD’nin Kızıldeniz'i korumak için ittifak kurma yönündeki açıklamalarına bu adıma karşı uyarıda bulunarak yanıt verdi. İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, ABD'nin Kızıldeniz görev gücü planıyla ilgili "Eğer böyle mantıksız bir hamle yaparlarsa, olağanüstü sorunlarla karşı karşıya kalacaklar" dedi.

Husi grubu, Kızıldeniz'in güneyindeki Mokha limanı açıklarında Norveçli bir tankerin bombalanmasının sorumluluğunu üstlenirken, ABD kaynakları Çarşamba günü yakıt sevkiyatı taşıyan başka bir ticari geminin Bab’ul Mendeb yakınlarında iki füzeden kurtulduğunu bildirdi.

ABD medyası, Kızıldeniz'de USS Mason destroyeri tarafından düşürülen bir insansız hava aracının fırlatılmasıyla aynı zamana denk geldiğini söylerken, Husi saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

Devam eden tehditler

Husi grubu, saldırılarını Gazze'deki Filistinlilere destek amacıyla gerçekleştirdiğini iddia ederken, milliyetlerine bakılmaksızın İsrail limanlarına giden tüm gemileri hedef alma sözü verdi. Yemen hükümeti ise grubun İran'ın talimatlarını uyguladığını ve saldırılarının Filistin meselesiyle hiçbir ilgisi olmadığını söylüyor.

Kızıldeniz'in askeri bölgeye dönüştürülmesinin, Yemen'de Birleşmiş Milletler liderliğinde ve Suudi Arabistan ile Umman'ın arabuluculuğunda yürütülen barış sürecini engelleyeceği endişesi devam ederken, Fransız Donanması Salı günü, Paris'in Husi saldırılarına karşı gerçekleştirdiği ikinci operasyon olan bir Husi insansız hava aracının düşürüldüğünü doğruladı.

ABD Donanması Kızıldeniz'de faaliyet gösteriyor ancak bu Husi tehdidinin sona ermesini engellemedi ( AFP)
ABD Donanması Kızıldeniz'de faaliyet gösteriyor ancak bu Husi tehdidinin sona ermesini engellemedi ( AFP)

ABD'nin Yemen'e askeri müdahaleyi dışlamama yönündeki tehditleri ışığında Yemen hükümeti, tırmanan durum karşısında dikkatli davranıyor ve Kızıldeniz'de yaşananlardan uluslararası toplumu sorumlu tutuyor. Büyük güçler Hudeyde ve limanlarını özgürleştirmezken, Husi grubunun askeri yeteneklerini geliştirmek ve Kızıldeniz'deki seyrüsefer tehdidini artırmak için yararlandığı Stockholm Anlaşması'nın imzalanması için baskı yaptı.

İran destekli Husilerin Esir İşleri Ulusal Komitesi Başkanı Abdulkadir el-Murtaza, “Gazze'de halkımıza yönelik saldırılar duruncaya kadar hiçbir durumda Kızıldeniz'de İsrail gemilerine saldırmayı ve geçişlerini engellemeyi bırakamayız" dedi.

Husi lideri, uluslararası bir koalisyon oluşturulma fikrine rağmen İsrail'e giden gemilerin geçişine izin vermeyeceğini aktardı.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.