Şarku'l Avsat Özel: İsrail'in rehineleri kurtarma operasyonlarının detayları

İsrail, rehineleri kurtarma operasyonlarında Gazze'nin içlerine sızan ve mezarlardan cesetler çıkaran gizli ajanlardan oluşan birimler kullandı

7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
TT

Şarku'l Avsat Özel: İsrail'in rehineleri kurtarma operasyonlarının detayları

7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)

Gazze Şeridi'ndeki Filistinli silahlı grupların saha kaynakları, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'ndeki İsrailli rehineleri ölü ya da diri olarak kurtarmak için gerçekleştirdiği operasyonlara ilişkin yeni ve heyecan verici detayları ortaya çıkardı.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, İsrail’in Gazze’de rehinelerin tutulduğunu düşündüğü noktalara operasyonlar düzenlemek için gizli görevdeki kişilerden oluşan küçük bir özel kuvvet birimi kullandığını, bu birimin aynı zamanda belirli mezarlıklarda gömülü olduğuna inanılan İsraillilerin cesetlerini aradığını aktardı.

rftb
İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından dağıtılan fotoğrafta Hamas üyelerinin İsrailli rehine Mia Limberg'i köpeğiyle birlikte serbest bıraktığı görülüyor, 28 Kasım 2023 (Reuters)

Kaynaklar, İsrail özel biriminin gerçekleştirdiği ve birinde bir kadın rehinenin kurtarıldığı, ikincisinde başarısız olunan ve üçüncüsünde İsrail güçlerinin mezarların birinden İsraillilerin cesetlerinin çıkarıldığı 3 operasyonla ilgili detaylardan bahsetti. Kaynaklar, birimin başarılı olduğu operasyonu, Gazze Şeridi'nde genişletilmiş kara operasyonunun başladığı 27 Ekim gecesinde gerçekleştirdiğini ve operasyonda İsrailli kadın asker Uri Majidish’i kurtardığını belirtti. Birimin yoğun hava koruması altında hızlı ve nokta atışı bir operasyon gerçekleştirdiğini söyleyen kaynaklar, İsrailli askerlerin o sırada Gazze Şeridi'nin kuzeybatı sınırları yakınlarında alarm durumuna geçtiklerini aktardı.

İsrailli asker Majidish’in kurtarılması

İsrailli asker Uri Majidish’in kurtarıldığı özel operasyonun, Gazze şehrinin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’ndaki Hamid Caddesi üzerindeki bir eve gerçekleştirildiğini belirten kaynaklar, İsrail özel biriminin operasyon sırasında aralarında iki askerin olduğu bir ambulansla kampa sızdığını, eve baskın düzenlediğini ve Majidish’i esir alan iki kişiyi vurduğunu söyledi.

Hamas'ın sahada yaptığı incelemelere göre, İsrail özel birimi, Gazze Şeridi'nin kuzeybatısındaki kesimlerinde yer alan Atatra bölgesi yakınlarındaki bir noktadan eş-Şati Mülteci Kampı’na kamptaki ve çevresindeki yollardan sızdı. Operasyonun ardından birim, kamp ve çevresindeki diğer yollardan sahil yoluna, oradan da İsrail güçlerinin bulunduğu yere döndü.

İncelemeler sonucunda operasyonu gerçekleştiren İsrailli güçlerin akıcı bir şekilde Arapça konuştukları, rehinenin tutulduğu eve susturuculu silahlarla saldırdıkları, eve girer girmez evin içindekilere ateş açtıkları bildirildi. Ardından rehineye kendilerini tanıttıklarını ve rehineyi önce Gazze Şeridi'nin kuzeybatı sınırındaki Beyt Lahiya beldesine götürdükleri anlaşıldı.

Operasyonda kullanılan ambulansa olası bir acil durumda müdahale etmek üzere Filistin plakalı bir aracın eşlik ettiğini söyleyen kaynaklar, savaş uçaklarının da bölgenin üzerinde yoğun uçuşlar gerçekleştirdiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, İsrail güçlerinin bölge çevresinde sahte baskınlar düzenlendiğini, buna el-Rimal mahallesi ile diğer yakın bölgelerde gerçek baskınların eşlik ettiğini ve birime hava koruması sağlandığını aktardı.

dfv
Gazze Şeridi'nde iki İsrail askeri (Reuters)

İsrail savaş uçakları, operasyonun başarıyla sonuçlanmasından yaklaşık iki saat sonra İsrailli rehinenin çıkarıldığı evi bombalarken, Hamid Caddesi ve çevresi de hedef alındı. Bombardımanlar bir yangın kuşağının oluşmasına neden oldu. İsrailli rehinenin küçük bir silahlı grupla birlikte olduğunu belirten kaynaklar, rehinenin Kassam Tugayları’na teslim edilmek üzere bu eve getirildiğini, ancak bu hareketliliğin İsrail istihbaratının radarına yakalandığını bildirdi. Kaynaklar ayrıca, İsrail’in rehine Kassam Tugayları’na teslim edildikten birkaç saat sonra Kassam Tugayları’nın rehineyi başka bir güvenli yere nakletmesine fırsat vermeden onlara ulaşmayı başardığını kaydetti.

Ancak Kassam Tugayları, o sırada İsrail'in kadın askeri kurtardığı açıklamasını bir ses kaydıyla yalanlamış, eğer bu gerçekse İsrail askerinin Kassam Tugayları ile ilgisi olmayan kişiler tarafından rehin alınmış olabileceği vurgulamıştı.

Başarısız operasyon

Başarısız olan operasyon ise 8 Aralık günü sabaha karşı, İsrailli özel bir birimin rehin alınan askerlerden birinin Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunduğu yere sızma girişimiyle başladı. Operasyonda kurtarılmak istenen İsrailli askerle birlikte özel birimin ve askeri rehin tutan grubun bazı üyeleri öldü, her iki taraftan bazıları ise yaralandı.

Olay, binlerce yerinden edilen Filistinlinin sığındığı mülteci kampındaki bir okulun bitişiğindeki küçük bir evde meydana geldi.

Kaynaklara göre, İsrail özel birimi, savaş uçaklarının yoğun uçuşları eşliğinde Filistin plakalı iki sivil araçla içeriye sızmayı başardı. Birimin üyeleri, onlarla çatışmaya giren Kassam Tugayları üyeleri tarafından fark edilmeden evin kapısına kadar gelmeyi başardı.

Çatışmalar 40 dakikayı aşkın bir süre devam etmesine rağmen özel birim, bölgeye girdi ve İsrailli rehin askeri kurtarma girişiminde bulundu. Özellikle şiddetli silah seslerinin duyulduğu bölgeden Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kıyı bölgesine doğru çekilmek zorunda kalan özel birim üyelerinin bir kısmı yaralandı. Bunun üzerine İsrail ordusu, özel birimin başka Filistinli silahlı gruplar tarafından kuşatılmasını önlemek için bölgenin çevresini bombalayan savaş uçaklarının eşliğinde çatışmaya dahil oldu.

rt5h5y
Gazze Şeridi'ndeki kara harekatına katılan İsrail askerleri (Reuters)

Kassam Tugayları tarafından o gün sabaha karşı yapılan açıklamada, İsrailli rehineyi kurtarmaya çalışan İsrail özel biriminin girişiminin engellendiği, iki taraf arasında çatışma çıktığı duyuruldu. Çatışmalar sonucu İsrail özel birimi üyelerinden bazılarının öldüğü ve bazılarının da yaralandığı belirtildi. Açıklamada, İsrail savaş uçaklarının çatışmaya dahil olarak İsrail özel birimi üyelerinin geri çekilebilmesi için bölgeye yoğun bombardımanlar düzenlediği aktarıldı.

Rehine asker öldürüldü

Kassam Tugayları tarafından o dönemde yapılan açıklamada, 207775032 numaralı karta sahip İsrailli esir asker Sa'ar Baruch'un (25) çatışmalar sırasında İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucunda öldürüldüğü kaydedildi. Ayrıca, İsrail özel biriminin iletişim cihazının ele geçirildiği bildirilmişti. İsrail ise olayda iki askerin ağır yaralandığını ve rehin askerin kurtarılmasına yönelik operasyonun başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmişti.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, İsrail'in birçok baskınında rehinelerin söz konusu noktalarda olmadığının anlaşılması sonucu başarısızlıkla sonuçlandığını ve bazılarının da hedeflenen bölgelere ulaşamadığını söyledi. İsrail, esir takası anlaşması yapmak yerine rehinelere ulaşmaya çalışıyor ve Gazze'de İsraillilere ait cesetleri arıyor.

İsrail ordusunun mezarlardan çıkardığı cesetler çıkarıp üzerlerinde inceleme yaparak bazı cesetleri bulmayı başardığını da aktaran kaynaklar, İsrail ordusunun mezarlıklardan ve savaş sırasında bazı meydanlarda açılan geçici mezarlardan bazı cesetleri çıkardığını ve bu cesetlerin Filistinli gruplar tarafından gerektiğinde kimliklerinin tespit edilmesi ve herhangi bir esir takası anlaşmasının yapılmasının ardından İsrail’e teslim edilmesi için numaralandırıldığını doğruladı.

İsrail ordusunun izleme ya da istihbarat sonucunda ulaştığı bilgiler doğrultusunda rehinelerin cesetlerinin kimliklerini tespit etmek için aralarında Filistinlilerin cesetlerinin de olduğu birden fazla ceset çıkardığını aktaran kaynaklar, böylece bazı İsraillilerin cesetlerini bulmayı başardıklarını söyledi. Kaynaklar, İsrail ordusunun bu prosedürü uygulamaya devam ettiğini sözlerine ekledi.



Etiyopya’da ‘Ulusal Diyalog’ gündemi üzerinde anlaşmaya varıldı... Peki, bu gerçeğe dönüşecek mi?

Etiyopya’daki Ulusal Diyalog katılımcıları (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya’daki Ulusal Diyalog katılımcıları (Etiyopya Haber Ajansı)
TT

Etiyopya’da ‘Ulusal Diyalog’ gündemi üzerinde anlaşmaya varıldı... Peki, bu gerçeğe dönüşecek mi?

Etiyopya’daki Ulusal Diyalog katılımcıları (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya’daki Ulusal Diyalog katılımcıları (Etiyopya Haber Ajansı)

Ulusal Diyalog sürecinin başlatılmasından yaklaşık bir ay sonra Etiyopya, çok sayıda talebin dile getirildiği Tigray ve Amhara bölgelerindeki muhalefetin yokluğuna rağmen, sürecin sekiz ana başlığı üzerinde uzlaşı sağlandığını açıkladı.

Etiyopyalı bir milletvekili, “Bu uzlaşı, Etiyopya’da büyük bir dönüşümün önünü açacak ve sahada somut sonuçlara dönüşecek” değerlendirmesinde bulunurken, bir Afrika meseleleri uzmanı ise sürecin “yalnızca kâğıt üzerinde kalan sonuçlara dönüşmesi ve silahlı çatışmaların yeniden başlamasını engelleyememesi” ihtimaline dikkat çekti.

Ulusal Diyalog, Etiyopya hükümeti tarafından 2021 yılında başlatılan ve ulusal bir komisyon tarafından yürütülen bir süreç olarak öne çıkıyor. Çatışmaların kök nedenlerini ele almak, özellikle savaş ve istikrarsızlıkların yaşandığı Amhara ve Tigray bölgelerinde kalıcı barış ve uzlaşmayı güçlendirmek amacıyla oluşturulan komisyon, Şubat 2022’de 11 üyeyle göreve başladı. Ancak söz konusu iki bölge, ulusal diyaloğun hazırlık oturumunda temsil edilmedi.

Etiyopya Ulusal Diyalog Komisyonu dün yaptığı açıklamada, ‘katılımcıların diyalog gündeminde yer alan sekiz tematik başlığın tamamında uzlaşıya varmasıyla önemli bir aşamanın tamamlandığını’ duyurdu.

Komisyon iki gün önce yaptığı açıklamada ise katılımcıların dört ana başlıkta uzlaşı sağladığını bildirmişti. Bunlar barışın inşası, dini meseleler, yolsuzlukla mücadele ve iyi yönetişim ile hükümet yapısı ve siyasi sistem olarak sıralanmıştı.

Komisyona göre katılımcılar kalan başlıklarda da anlaşmaya vardı. Şarku’l Avsat’ın Etiyopya Haber Ajansı’ndan aktardığına göre bunlar ulus inşası, federal kentlerin statüsü ve yönetimi, kurumların inşası, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ile çiftçi ve çobanları etkileyen sosyal ve ekonomik meselelerden oluşuyor.

Etiyopya’daki Ulusal Diyalog oturumlarından bir kare (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya’daki Ulusal Diyalog oturumlarından bir kare (Etiyopya Haber Ajansı)

Ulusal Diyalog, Etiyopya toplumunun farklı kesimlerinden temsilcileri bir araya getiren çalışma grupları aracılığıyla yürütülüyor. Bu gruplarda, ‘geniş kapsamlı ulusal uzlaşıya ihtiyaç duyduğu’ belirlenen konular ele alınıyor.

Diyalog başlıkları, komisyonun daha önce yaptığı açıklamalara göre, 2021 yılında çalışmalarına başlamasından bu yana ülke genelindeki bin 200’den fazla idari bölgede gerçekleştirilen kapsamlı istişarelerin ardından belirlendi. Bu istişarelere siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, akademik kurumlar, dini liderler ve geleneksel toplum temsilcilerinin yanı sıra kadınlar, gençler ve toplumun farklı kesimlerinden temsilciler katıldı.

Etiyopyalı milletvekili Muhammed Nur Ahmed, “Ulusal Diyalog gündeminin başlıkları üzerinde uzlaşı sağlanması olumlu bir gelişme ve Etiyopyalıların karşı karşıya olduğu sorunların ele alınmasında beklenen sonuçları doğuracak” dedi. Ahmed, Addis Ababa’nın bu süreçte ‘kısmi değil, kapsamlı bir başarı’ elde etmesini beklediğini söyledi.

Afrika meseleleri uzmanı Salih İshak İsa ise diyaloğun ilkeler konusunda anlaşmaya varabileceğini, ancak bunların hayata geçirilmesi için yasal düzenlemeler, kurumsal reformlar ve güvenlik alanında yeni düzenlemeler gerektiğini belirtti. İsa, söz konusu adımların merkezi hükümet, bölgeler ve farklı siyasi güçlerin çıkarlarıyla çatışabileceğine dikkat çekti.

İsa, “Diyalog Komisyonu da tavsiyelerin ve sonuçların uygulanmasını sonraki temel aşama olarak belirledi. Bu da uzlaşıya ulaşmanın sürecin sonu olmadığı anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.

İsa, “En önemli engellerin başında güvenlik sorunu geliyor. Özellikle Amhara ve Oromiya’da hâlâ etkin silahlı gruplar ve devam eden yerel çatışmalar bulunuyor. Tigray ile bağlantılı bazı meseleler de tamamen çözüme kavuşturulmuş değil” dedi. Şiddetin devam etmesinin herhangi bir anlaşmanın uygulanmasını daha da zorlaştıracağını belirten İsa, yetkililerin siyasi reformların yerine güvenlik düzenlemelerine öncelik verebileceğini vurguladı.

Amhara’daki Fano Hareketi ile Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) daha önce birçok kez, Addis Ababa yönetiminin yürüttüğü ulusal diyaloğa katılmayı reddettiklerini açıklamıştı. Her iki yapı da süreci ‘iktidar partisinin çıkarlarına hizmet eden göstermelik bir süreç’ olarak nitelendirmişti.

Kuzeydeki Tigray bölgesi, geçtiğimiz temmuz ayında iktidardaki Refah Partisi’nin büyük farkla kazandığı yedinci genel seçimlerin dışında bırakılmıştı. Bu karar, bölgesel yönetim ile başkent Addis Ababa’daki federal yönetim arasındaki gerilimin devam ettiği bir dönemde alınmıştı.

Yaklaşık 20 milyon kişinin yaşadığı Amhara bölgesinde ise Fano Hareketi seçim sürecini sekteye uğratmakla tehdit etmişti. Seçim Kurulu, o dönemde toplam 137 seçim bölgesinden yalnızca 8’inde oylamayı iptal etmişti.

Etiyopya’daki Ulusal Diyalog oturumlarından bir kare (Etiyopya Haber Ajansı)
Etiyopya’daki Ulusal Diyalog oturumlarından bir kare (Etiyopya Haber Ajansı)

Katılım eksikliğinin yarattığı tartışmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Ahmed, katılmayan tarafların yokluğunun ulusal diyalogun sonuçlarını etkilemeyeceğini söyledi. Ahmed, “Tigray ve Amhara bölgelerinden temsilciler diyaloga katılıyor. Bazı tarafların bulunmaması, sürecin bütünüyle başarısız olduğu anlamına gelmez” dedi.

İshak ise Tigray ve Amhara’daki etkili siyasi güçlerin sürece katılmamasının, bölgelerden sivil toplum temsilcileri ve diğer isimlerin yer almasına rağmen ulusal diyalogun temsiliyeti açısından önemli bir zayıflık olmaya devam ettiğini belirtti. İshak, “Mesele yalnızca katılımcıların sayısıyla ilgili değil. Siyasi ve toplumsal nüfuza sahip ya da sahadaki güvenlik durumunu etkileyebilecek kapasitedeki aktörlerin sürece dahil olması gerekiyor” diye konuştu.

İshak, bunun, gündemdeki birçok başlığın Etiyopya’daki çatışmaların temel nedenleriyle doğrudan bağlantılı olması nedeniyle daha da önem kazandığını belirterek, devletin yapısı ve federal sistem, iktidarın paylaşımı, kimlik, topraklar ile merkezi hükümet ve bölgeler arasındaki ilişkilerin bu konuların başında geldiğini ifade etti.

İshak, Tigray ve Amhara’daki en etkili güçlerin bu uzlaşıların oluşturulmasına katkıda bulunduklarını düşünmemeleri halinde, ortaya çıkan sonuçları kendileri açısından bağlayıcı görmeyebileceklerini söyledi. Bunun da söz konusu sonuçların sürdürülebilir bir ulusal uzlaşmaya dönüşme ihtimalini azaltacağını belirtti.

İshak, “En büyük risk, muhalefetin yokluğunda diyalogun, uygulama konusunda gerçek bir uzlaşı sağlanmaksızın yalnızca kâğıt üzerinde siyasi bir mutabakata dönüşmesidir” değerlendirmesinde bulundu.


Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
TT

Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)

Libya’da bölünmüş ülkeyi birleştirmeye yönelik ‘ABD girişiminin’ akıbeti, batıdaki Zaviye kentinde yaşanan güvenlik sorunları ve doğudaki Bingazi’de üst düzey bir güvenlik yetkilisinin öldürülmesinin ardından yeniden gündeme geldi.

Zaviye’de silahlı gruplar arasında çıkan çatışmalar nedeniyle kanlı olaylar yaşanmıştı. Çatışmalarda, kentteki petrol rafinerisini hedef almak üzere insansız hava araçları (İHA) da kullanılmıştı. Öte yandan Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Askeri İstihbarat Müdürü Tümgeneral Fevzi el-Mansuri, Bingazi’de aracına düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

 ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)
ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)

Soru şu: Sahadaki bu gelişmeler, ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği ‘ABD girişimini’ sekteye uğratıp başarısızlığa mı sürükleyecek? Yoksa giderek tırmanan güvenlik kaosunu kontrol altına almak için ‘tek çözüm’ olarak görülen girişimin hızlandırılmasına ve hayata geçirilmesine mi yol açacak?

Libyalı siyasi analist Hüsameddin el-Abdali’ye göre, ülkenin doğusu ve batısında eş zamanlı olarak tırmanan şiddet, girişimi engellemeye çalışan iç ve dış aktörlerin çabalarını yansıtıyor. Bunun nedeni, ya ABD’nin girişimin hamisi olarak oynadığı role duyulan güvensizlik ya da girişimin kabul edilmesi halinde bu aktörlerin ülkedeki çıkarlarını koruyacak güvencelerin bulunmaması.

Abdali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, girişimin dayandığı iki gücün nüfuz bölgelerinde yaşanan güvenlik ihlallerinin, bu aktörleri söz konusu sorunlarla ilgilenmeye zorlayacağını ve dolayısıyla girişimin onaylanmasının geçici olarak ertelenmesine yol açacağını söyledi. Söz konusu iki güç, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki LUO ile Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH).

Abdali, değerlendirmesini UBH Savunma Bakanlığının açıklamasına dayandırıyor. Bakanlık, Zaviye’deki tesislerin hedef alınmasını ‘dış güçler tarafından desteklenen sistematik bir düşmanca eylem’ olarak nitelendirmişti.

Boulos ise Libya’daki bölünmüşlüğü sona erdirmeyi hedeflediğini belirtiyor. Girişim, ‘seçimlere götürecek birleşik bir yürütme otoritesi oluşturulmasını’ öngörüyor. Siyasi çevrelerde dolaşan bilgilere göre öneri, Dibeybe’nin başbakanlık görevini sürdürmesini, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi Başkanlığı görevini üstlenmesini öngörüyor.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)

Abdali, Zaviye’deki silahlı grupların amacının ‘Dibeybe ve hükümetini kademeli olarak zayıflatmaya devam etmek ve hükümetin meşruiyetini ortadan kaldırmak’ olduğunu düşünüyor. Bunun da girişimdeki temel aktörlerden birinin devre dışı bırakılması anlamına geleceğine dikkat çeken Abdali, yakıt ve elektrik krizinin devam etmesi, dolar kurunun yükselmesi ve özellikle bu olaylarla eş zamanlı olarak Merkez Bankası Başkanı’nın istifa etmesinin ardından halkın UBH’ye yönelik öfkesinin arttığını belirtti.

Libya, yıllardır iki hükümet arasındaki bölünmüşlüğü yaşıyor. Bunlardan ilki UBH olurken, diğeri ise parlamentonun görevlendirdiği ve Usame Hammad’ın başkanlığını yaptığı, ülkenin doğusu ile güneyin bazı bölgelerini yöneten ve LUO’nun desteğini alan hükümet.

Buna karşılık Libya Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Eşref Abdullah, eş zamanlı yaşanmış olsalar da ‘farklı olaylar arasında fiili bir bağlantı bulunmadığını’ savunuyor. Abdullah, gelişmelerin ‘ülkede güvenliği sağlayacak birleşik bir hükümet ile birleşik askeri kurumların oluşturulması açısından ideal çözüm’ olarak görülen ABD girişiminin hızlandırılmasına yol açmasını bekliyor.

Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Zaviye’deki gerilimlerin ‘silahlı grupların kaçakçılıktan elde edilen gelirler üzerindeki rekabeti nedeniyle’ artık olağan hale geldiğini belirtti. Son iki yılda 23 silahlı çatışmanın kayda geçtiğini ifade eden Abdullah, bu kez tehlikeli gelişmenin İHA’ların çatışma sahasına dahil olması ve enerji ile elektrik tesislerini hedef almak üzere kullanılması olduğunu söyledi.

Abdullah, Boulos’un, ‘mevcut karışıklıkların, girişiminden dışlanmayı reddeden tarafların verdiği mesajlar olduğu, seçtiği aktörlerin yeterli olmadığı ve bu nedenle girişimi değiştirmesi ya da müzakerelerin tamamını ertelemesi gerektiği’ yönündeki mesajlara itibar etmesini beklemediğini belirtti.

Boulos ise daha önce Zaviye ve Bingazi’deki şiddet olaylarından duyduğu endişeyi dile getirerek, tekrarlanan bu saldırıların, halka güvenlik ve koruma sağlayabilecek birleşik ve profesyonel askeri kurumlara duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etmişti.

LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)
LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)

Libyalı siyasi aktivist Hüsam el-Kamati ise girişime ilişkin görüşmelerin kısa süre içinde yeniden başlamasını bekliyor. Kamati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde Trablus ve Bingazi’ye gerçekleştirdiği ziyaretin, Libya’daki tarafların girişime ilişkin tutumlarını harekete geçirme çabası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” söyledi. Kamati’ye göre son dönemde yaşanan güvenlik sorunları, ‘girişimin başıboş silahlı grupların faaliyetlerine son vermeyi hedeflediği’ fikrinin öne çıkarılması yoluyla anlaşmanın önünü açacak bir katalizöre dönüşebilir.

Zaviye ve Trablus’ta yaşanan gelişmeler nedeniyle Dibeybe’nin müzakerelerdeki konumunun zayıflayabileceği yönündeki değerlendirmelere katılan Kamati, buna karşın Mansuri gibi üst düzey bir ismin öldürülmesinin daha ağır bir darbe olduğunu belirtti. Kamati, bunun, 10 yılı aşkın süredir öne çıkarılan doğu bölgesindeki istikrar varsayımını sarstığını ifade etti. Ayrıca ‘girişimin hem Trablus hem de Bingazi’de durumun istikrara kavuşmasına dayandığını’ vurguladı.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise farklı bir değerlendirme yaptı. Mahfuz, “Girişim, etkin güçler arasında iktidarın paylaşımı ve seçim yasaları konusunda anlaşmazlıkların sürmesi nedeniyle zaten ciddi bir tıkanma sürecinden geçiyor” dedi.

Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Son dönemdeki gerilimler, devleti ekonomi, siyaset ve güvenlik açısından yönetmekte başarısız olan yönetimlere yeniden meşruiyet ve iktidar için bir fırsat verilmesinin mümkün olmadığını savunanların sesini güçlendirdi” ifadesini kullandı. Mahfuz, girişimin ‘mevcut ittifakları, özellikle de ülkenin batısındaki ittifakları zayıflattığını’ belirterek, “Her taraf, hükümetin tutumundan bağımsız olarak kendi çıkarlarının peşine düşmeye başladı. Zira hükümet, kendisine bağlı herhangi bir silahlı oluşum için açık güvenceler olmaksızın müzakereleri tek başına yürütüyor. Bu nedenle herkes kendi başına hareket etmeye başladı. Bunun en açık örneği de Zaviye’de son dönemde yaşanan olaylarda görüldü” değerlendirmesinde bulundu.


Lübnan: Ensar'a düzenlenen şiddetli İsrail saldırılarında 7 ölü ve 3 yaralı olurken, Ali Tahir bölgesi fosfor bombalarıyla vuruldu

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
TT

Lübnan: Ensar'a düzenlenen şiddetli İsrail saldırılarında 7 ölü ve 3 yaralı olurken, Ali Tahir bölgesi fosfor bombalarıyla vuruldu

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)

İsrail savaş uçakları bugün sabaha karşı Lübnan'ın güneyindeki Ali Tahir tepelerini fosfor bombaları kullanarak hava saldırıları ve topçu atışlarıyla hedef aldı.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı NNA’dan aktardığına göre, İsrail savaş uçakları sabaha karşı gerilim bölgesinden kilometrelerce uzakta bulunan Nebatiye ilçesindeki Ensar beldesinde bir sivil evi vurdu. Saldırı sonucunda ev tamamen yıkılırken, 7 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Olayın ardından ambulanslar ve sivil savunma ekipleri hızla hedef bölgeye sevk edilerek enkaz altında kalanları çıkarma çalışmaları başlatıldı; kurtarma faaliyetleri halen devam ediyor.

İsrail savaş uçakları ayrıca Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye el-Fevka beldesinin çevresine saldırı düzenleyerek, eski Sabah Lisesi’nin arkasında bulunan bir evi hedef aldı.

Topçu atışları İklim el-Tuffah bölgesindeki Cebel el-Rafi tepelerini ve Nebatiye bölgesindeki Debşe dağlarını da vurdu.

Öte yandan İsrail ordusu Bint Cubeyl'deki bazı evleri havaya uçururken, güney Lübnan'daki Kinin- Saf el-Hava yolunu da makineli silahlarla hedef alındığı bildirildi.