Şarku'l Avsat Özel: İsrail'in rehineleri kurtarma operasyonlarının detayları

İsrail, rehineleri kurtarma operasyonlarında Gazze'nin içlerine sızan ve mezarlardan cesetler çıkaran gizli ajanlardan oluşan birimler kullandı

7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
TT

Şarku'l Avsat Özel: İsrail'in rehineleri kurtarma operasyonlarının detayları

7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)
7 Ekim saldırısında rehin alınan ve Gazze'de tutulan İsrailli rehinelerin Tel Aviv'deki bir duvarda asılı olan resimleri (AFP)

Gazze Şeridi'ndeki Filistinli silahlı grupların saha kaynakları, İsrail özel kuvvetlerinin Gazze Şeridi'ndeki İsrailli rehineleri ölü ya da diri olarak kurtarmak için gerçekleştirdiği operasyonlara ilişkin yeni ve heyecan verici detayları ortaya çıkardı.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, İsrail’in Gazze’de rehinelerin tutulduğunu düşündüğü noktalara operasyonlar düzenlemek için gizli görevdeki kişilerden oluşan küçük bir özel kuvvet birimi kullandığını, bu birimin aynı zamanda belirli mezarlıklarda gömülü olduğuna inanılan İsraillilerin cesetlerini aradığını aktardı.

rftb
İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından dağıtılan fotoğrafta Hamas üyelerinin İsrailli rehine Mia Limberg'i köpeğiyle birlikte serbest bıraktığı görülüyor, 28 Kasım 2023 (Reuters)

Kaynaklar, İsrail özel biriminin gerçekleştirdiği ve birinde bir kadın rehinenin kurtarıldığı, ikincisinde başarısız olunan ve üçüncüsünde İsrail güçlerinin mezarların birinden İsraillilerin cesetlerinin çıkarıldığı 3 operasyonla ilgili detaylardan bahsetti. Kaynaklar, birimin başarılı olduğu operasyonu, Gazze Şeridi'nde genişletilmiş kara operasyonunun başladığı 27 Ekim gecesinde gerçekleştirdiğini ve operasyonda İsrailli kadın asker Uri Majidish’i kurtardığını belirtti. Birimin yoğun hava koruması altında hızlı ve nokta atışı bir operasyon gerçekleştirdiğini söyleyen kaynaklar, İsrailli askerlerin o sırada Gazze Şeridi'nin kuzeybatı sınırları yakınlarında alarm durumuna geçtiklerini aktardı.

İsrailli asker Majidish’in kurtarılması

İsrailli asker Uri Majidish’in kurtarıldığı özel operasyonun, Gazze şehrinin batısındaki eş-Şati Mülteci Kampı’ndaki Hamid Caddesi üzerindeki bir eve gerçekleştirildiğini belirten kaynaklar, İsrail özel biriminin operasyon sırasında aralarında iki askerin olduğu bir ambulansla kampa sızdığını, eve baskın düzenlediğini ve Majidish’i esir alan iki kişiyi vurduğunu söyledi.

Hamas'ın sahada yaptığı incelemelere göre, İsrail özel birimi, Gazze Şeridi'nin kuzeybatısındaki kesimlerinde yer alan Atatra bölgesi yakınlarındaki bir noktadan eş-Şati Mülteci Kampı’na kamptaki ve çevresindeki yollardan sızdı. Operasyonun ardından birim, kamp ve çevresindeki diğer yollardan sahil yoluna, oradan da İsrail güçlerinin bulunduğu yere döndü.

İncelemeler sonucunda operasyonu gerçekleştiren İsrailli güçlerin akıcı bir şekilde Arapça konuştukları, rehinenin tutulduğu eve susturuculu silahlarla saldırdıkları, eve girer girmez evin içindekilere ateş açtıkları bildirildi. Ardından rehineye kendilerini tanıttıklarını ve rehineyi önce Gazze Şeridi'nin kuzeybatı sınırındaki Beyt Lahiya beldesine götürdükleri anlaşıldı.

Operasyonda kullanılan ambulansa olası bir acil durumda müdahale etmek üzere Filistin plakalı bir aracın eşlik ettiğini söyleyen kaynaklar, savaş uçaklarının da bölgenin üzerinde yoğun uçuşlar gerçekleştirdiğini söyledi. Kaynaklar ayrıca, İsrail güçlerinin bölge çevresinde sahte baskınlar düzenlendiğini, buna el-Rimal mahallesi ile diğer yakın bölgelerde gerçek baskınların eşlik ettiğini ve birime hava koruması sağlandığını aktardı.

dfv
Gazze Şeridi'nde iki İsrail askeri (Reuters)

İsrail savaş uçakları, operasyonun başarıyla sonuçlanmasından yaklaşık iki saat sonra İsrailli rehinenin çıkarıldığı evi bombalarken, Hamid Caddesi ve çevresi de hedef alındı. Bombardımanlar bir yangın kuşağının oluşmasına neden oldu. İsrailli rehinenin küçük bir silahlı grupla birlikte olduğunu belirten kaynaklar, rehinenin Kassam Tugayları’na teslim edilmek üzere bu eve getirildiğini, ancak bu hareketliliğin İsrail istihbaratının radarına yakalandığını bildirdi. Kaynaklar ayrıca, İsrail’in rehine Kassam Tugayları’na teslim edildikten birkaç saat sonra Kassam Tugayları’nın rehineyi başka bir güvenli yere nakletmesine fırsat vermeden onlara ulaşmayı başardığını kaydetti.

Ancak Kassam Tugayları, o sırada İsrail'in kadın askeri kurtardığı açıklamasını bir ses kaydıyla yalanlamış, eğer bu gerçekse İsrail askerinin Kassam Tugayları ile ilgisi olmayan kişiler tarafından rehin alınmış olabileceği vurgulamıştı.

Başarısız operasyon

Başarısız olan operasyon ise 8 Aralık günü sabaha karşı, İsrailli özel bir birimin rehin alınan askerlerden birinin Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bulunduğu yere sızma girişimiyle başladı. Operasyonda kurtarılmak istenen İsrailli askerle birlikte özel birimin ve askeri rehin tutan grubun bazı üyeleri öldü, her iki taraftan bazıları ise yaralandı.

Olay, binlerce yerinden edilen Filistinlinin sığındığı mülteci kampındaki bir okulun bitişiğindeki küçük bir evde meydana geldi.

Kaynaklara göre, İsrail özel birimi, savaş uçaklarının yoğun uçuşları eşliğinde Filistin plakalı iki sivil araçla içeriye sızmayı başardı. Birimin üyeleri, onlarla çatışmaya giren Kassam Tugayları üyeleri tarafından fark edilmeden evin kapısına kadar gelmeyi başardı.

Çatışmalar 40 dakikayı aşkın bir süre devam etmesine rağmen özel birim, bölgeye girdi ve İsrailli rehin askeri kurtarma girişiminde bulundu. Özellikle şiddetli silah seslerinin duyulduğu bölgeden Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kıyı bölgesine doğru çekilmek zorunda kalan özel birim üyelerinin bir kısmı yaralandı. Bunun üzerine İsrail ordusu, özel birimin başka Filistinli silahlı gruplar tarafından kuşatılmasını önlemek için bölgenin çevresini bombalayan savaş uçaklarının eşliğinde çatışmaya dahil oldu.

rt5h5y
Gazze Şeridi'ndeki kara harekatına katılan İsrail askerleri (Reuters)

Kassam Tugayları tarafından o gün sabaha karşı yapılan açıklamada, İsrailli rehineyi kurtarmaya çalışan İsrail özel biriminin girişiminin engellendiği, iki taraf arasında çatışma çıktığı duyuruldu. Çatışmalar sonucu İsrail özel birimi üyelerinden bazılarının öldüğü ve bazılarının da yaralandığı belirtildi. Açıklamada, İsrail savaş uçaklarının çatışmaya dahil olarak İsrail özel birimi üyelerinin geri çekilebilmesi için bölgeye yoğun bombardımanlar düzenlediği aktarıldı.

Rehine asker öldürüldü

Kassam Tugayları tarafından o dönemde yapılan açıklamada, 207775032 numaralı karta sahip İsrailli esir asker Sa'ar Baruch'un (25) çatışmalar sırasında İsrail askerleri tarafından açılan ateş sonucunda öldürüldüğü kaydedildi. Ayrıca, İsrail özel biriminin iletişim cihazının ele geçirildiği bildirilmişti. İsrail ise olayda iki askerin ağır yaralandığını ve rehin askerin kurtarılmasına yönelik operasyonun başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmişti.

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, İsrail'in birçok baskınında rehinelerin söz konusu noktalarda olmadığının anlaşılması sonucu başarısızlıkla sonuçlandığını ve bazılarının da hedeflenen bölgelere ulaşamadığını söyledi. İsrail, esir takası anlaşması yapmak yerine rehinelere ulaşmaya çalışıyor ve Gazze'de İsraillilere ait cesetleri arıyor.

İsrail ordusunun mezarlardan çıkardığı cesetler çıkarıp üzerlerinde inceleme yaparak bazı cesetleri bulmayı başardığını da aktaran kaynaklar, İsrail ordusunun mezarlıklardan ve savaş sırasında bazı meydanlarda açılan geçici mezarlardan bazı cesetleri çıkardığını ve bu cesetlerin Filistinli gruplar tarafından gerektiğinde kimliklerinin tespit edilmesi ve herhangi bir esir takası anlaşmasının yapılmasının ardından İsrail’e teslim edilmesi için numaralandırıldığını doğruladı.

İsrail ordusunun izleme ya da istihbarat sonucunda ulaştığı bilgiler doğrultusunda rehinelerin cesetlerinin kimliklerini tespit etmek için aralarında Filistinlilerin cesetlerinin de olduğu birden fazla ceset çıkardığını aktaran kaynaklar, böylece bazı İsraillilerin cesetlerini bulmayı başardıklarını söyledi. Kaynaklar, İsrail ordusunun bu prosedürü uygulamaya devam ettiğini sözlerine ekledi.



Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
TT

Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)

Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkiler, silahlı gruplara destek verilmesi ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlenmesi yönündeki karşılıklı suçlamaların ardından benzeri görülmemiş bir gerilim sürecine girdi. Ortak sınır hattında yaşanan askeri hareketlilik ise krizin bölgesel çapta açık bir çatışmaya dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Bu gerilim, Sudan’ın, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süren savaş nedeniyle son derece karmaşık bir iç krizden geçtiği dönemde yaşanıyor. Söz konusu durum, Hartum yönetiminin yeni bir dış krizle başa çıkma kapasitesine ilişkin soru işaretlerini gündeme getirirken, karşılıklı suçlamaların siyasi ve güvenlik boyutunda mı kalacağı yoksa doğrudan askeri çatışmaya mı dönüşeceği tartışılıyor.

Gözler, Afrika Boynuzu uzmanı Cameron Hudson’ın değerlendirmelerine çevrilmiş durumda. Hudson, Sudan ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkilerin kötüleştiğine ve Hartum’un ortak sınır yakınında askeri güç yığınağı yaptığına dikkat çekti. Bu değerlendirme, Sudan ordusunun birkaç gün önce Addis Ababa yönetimini Sudan’a yönelik düşmanca faaliyetlere karışmakla suçlamasının ardından geldi. Sudan ordusu ayrıca, Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’nın, HDK’ye ait İHA’ların kalkış noktası olarak kullanılmasına izin verildiğini öne sürdü.

Hudson, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Sudan’ın ‘Etiyopya ile diplomatik ilişkilerini kestiğini ve sınır bölgesine yeni askeri birlikler sevk ettiğini’ öne sürdü. Hudson, iki ülke arasındaki tarihsel gerilimin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Sudan’ın 2023’ten bu yana devam eden iç savaş nedeniyle son derece hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çekti. Sudan tarafından diplomatik ilişkilerin tamamen kesildiğine dair resmî bir açıklama yapılmamış olsa da Hartum yönetimi Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı. Bu adım, Sudan ordusunun Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE), Hartum Havalimanı ve diğer noktaları hedef alan İHA saldırılarına karışmakla suçlamasının ardından geldi.

Sudan ordusu geçen hafta yaptığı açıklamada, son saldırıların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan başlatıldığını öne sürerken, Addis Ababa yönetimi bu suçlamaları kesin bir dille reddederek ‘hiçbir temele dayanmadığını’ savundu.

Bu gelişmeler, Reuters tarafından aylar önce yayımlanan bir araştırma dosyasının ardından gündeme geldi. Söz konusu haberde, Etiyopya’nın Sudan sınırındaki Benishangul-Gumuz bölgesinde, HDK mensubu binlerce savaşçının eğitildiği gizli bir kamp bulunduğu iddia edilmişti. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bu bilgiler saha kaynakları ve uydu görüntülerinden elde edildi.

Haberde ayrıca bu kampın, Sudan’daki savaşın bölgesel boyuta taşındığının göstergesi olduğu değerlendirmesi yapılırken, Etiyopya makamları konuya ilişkin resmî bir açıklama yapmadı. Aynı bağlamda, Yale Üniversitesi bünyesindeki İnsani Araştırmalar Laboratuvarı tarafından yayımlanan bir raporda da,geçtiğimiz nisan ayında Asosa kentindeki bir askeri üste HDK lehine Etiyopya kaynaklı askeri destek işaretlerinin tespit edildiği belirtildi.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)

Etiyopya ise suçlamalara karşılık vererek, Sudan’ın Tigray bölgesindeki hükümet karşıtı grupları desteklediğini ve Etiyopya’nın toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini öne sürdü. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı ayrıca Hartum yönetimini, HDK ile yürütülen savaşta bazı Tigraylı isyancıları kullanmakla suçladı. Bakanlık, iki ülke arasındaki ilişkileri koruma amacıyla bu iddiaları daha önce kamuoyuna açıklamaktan kaçındığını belirtti.

Mevcut gerilim, iki ülke arasında uzun yıllardır süregelen karşılıklı güvensizlik ve örtülü çatışma geçmişine dayanıyor. Etiyopya, farklı dönemlerde Sudanlı muhalif gruplara ev sahipliği yaparken, özellikle Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideri John Garang ile Sudanlı taraflar arasındaki arabuluculuk süreçlerinde de siyasi rol üstlendi. Sudan’daki mevcut savaşın başlamasının ardından Addis Ababa yönetimi, Korgeneral Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki HDK heyetini ağırlarken, eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk öncülüğündeki Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) da dahil olmak üzere Sudanlı sivil muhalif grupların toplantılarına ev sahipliği yaptı.

Öte yandan Sudan da geçmişte Etiyopya’nın iç çatışmalarında etkili roller üstlendi. Sudanlı İslamcı lider Hasan et-Turabi, geçmişte verdiği röportajlarda Etiyopyalı isyancıların Addis Ababa’ya Etiyopyalılar tarafından kullanılan Sudan tanklarıyla girdiklerini söylemişti. Sudan Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı el-Fatih Urve ise 1991 yılında Mengistu Haile Mariam rejiminin devrilmesinin ardından, Etiyopya eski Devlet Başkanı Meles Zenawi’yi Hartum’dan Addis Ababa’ya taşıyan uçağı kendisinin kullandığını açıklamıştı.

Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler, 1995 yılında dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e yönelik Addis Ababa’daki suikast girişiminin ardından ciddi bir gerilim sürecine girdi. Mübarek, o dönemde Afrika Birliği (AfB) zirvesine katılmak üzere Etiyopya’da bulunuyordu. Etiyopya ve Mısır, Sudan eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir yönetimini ve Ulusal İslam Cephesi hareketini saldırıya karışmakla suçlamış, Hartum yönetimi ise bu iddiaları reddetmişti. İki ülke arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri de Sudan’ın doğusundaki el-Faşka sınır bölgesi olmaya devam etti. Sudan ordusu, 2020 yılının sonunda bölgede yeniden konuşlanarak uzun yıllardır Etiyopyalı grupların kontrolünde bulunan bazı alanları geri aldı. Addis Ababa yönetimi ise bu hamleyi, Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki savaşla meşgul olmasının fırsata çevrilmesi olarak değerlendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)

Mevcut gerilim ortamında temel sorulardan biri, karşılıklı suçlamaların doğrudan bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği olarak öne çıkıyor. Askeri uzmanlar, taraflar açısından siyasi, askeri ve ekonomik maliyetlerin yüksek olması nedeniyle kapsamlı bir savaş ihtimalinin halen sınırlı olduğu görüşünde birleşiyor. Uzmanlara göre Sudan ordusu zaten Nisan 2023’ten bu yana HDK ile geniş çaplı bir savaş yürütürken, Etiyopya da çeşitli bölgelerde iç karışıklıklar ve karmaşık güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Sudanlı askeri uzman Dr. Cemal eş-Şehid, Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimin artık geleneksel diplomatik anlaşmazlıkların ötesine geçtiğini, stratejik mesajlar ve güvenlik baskılarının karşılıklı olarak verildiği bir aşamaya ulaştığını söyledi. Ancak eş-Şehid, mevcut koşullarda taraflar arasında kapsamlı bir askeri çatışma çıkmasını düşük ihtimal olarak değerlendirdi. Gerilimin özellikle el-Faşka bölgesi, Nahda (Hedasi) Barajı ve silahlı gruplara destek verildiği yönündeki karşılıklı suçlamalar nedeniyle sınırlı sınır çatışmalarına dönüşebileceğini belirten eş-Şehid, Sudan’ın şu anda önceliğinin iç savaşı sonuçlandırmak ve ülke içinde istikrarı yeniden sağlamak olduğunu, bu nedenle dış cephede bir savaşın son derece maliyetli olacağını ifade etti.

Öte yandan emekli pilot yarbay et-Tayyib el-Malekabi, mevcut gerilimin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadığını ve bölgesel bir çatışmanın yaklaşmakta olduğuna işaret edebileceğini savundu. Bununla birlikte el-Malekabi, Sudan ordusunun Etiyopya ile açık bir savaşa girecek düzeyde fiili askeri hazırlığa sahip olmadığını düşündüğünü söyledi. El-Malekabi ayrıca dış tehdit söyleminin, iç savaşın yarattığı baskıları hafifletmeye yönelik bir araç olarak da kullanılıyor olabileceğini dile getirdi.

Diplomatik gerilim, askeri hareketlilik, sınır anlaşmazlıkları ve karşılıklı müdahale suçlamalarının gölgesinde, Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin son derece hassas bir sınavdan geçtiği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre güvenlik kırılganlığının ve çok katmanlı çatışmaların hâkim olduğu Afrika Boynuzu’nda olası bir doğrudan çatışma, yalnızca iki ülke için değil, bölgenin tamamının istikrarı açısından yeni bir tehdit oluşturabilir.


El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya
TT

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

Ali el-Zeydi başkanlığında kurulması planlanan yeni Irak hükümeti, güvenoyu sınavıyla karşı karşıya bulunuyor. Irak Parlamento Başkanlığı’nın bugün kabine oylaması için tarih belirlemesiyle birlikte, bakanlıkların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar sürerken, sürpriz bir gelişme yaşanmaması hâlinde hükümet listesinin parça parça olarak oylanabileceği belirtiliyor.

Parlamento Başkanlığı Basın Dairesi, oturum gündeminde hükümet programı ile Zeydi kabinesinin oylanmasının yer aldığını açıkladı. Bu durum, özellikle Koordinasyon Çerçevesi içindeki görüş ayrılıkları devam etse de siyasi güçlerin hükümete güvenoyu verme yönünde ilerlediğine işaret ediyor.

Siyasi bloklar, bakanlıklar ve başbakan yardımcıları konusundaki müzakerelerini dün akşam saatlerine kadar sürdürdü. Taraflar üzerinde, olası bir siyasi boşluk ya da gerilimi önlemek amacıyla hükümetin bayram tatilinden önce kurulması yönünde baskı olduğu ifade edildi.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, milletvekillerinin büyük bölümünün adayların özgeçmişlerini henüz incelemediğini belirtti. Bunun yanında, bakanlık kotalarının paylaşımı, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması meselesi ve Zeydi’yi destekleyen siyasi güçlerin silahlı gruplarla ilişkisi konularındaki anlaşmazlıkların da sürdüğü kaydedildi.

Sızan bilgilere göre eğitim, sanayi, savunma ve dışişleri bakanlıklarını kapsayan dağılım üzerinde uzlaşmaya yaklaşılırken, Zeydi “ekonomik ve kalkınma öncelikli yeni bir hükümet kurmaya çalıştığını” söyledi.


Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
TT

Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)

Minni Arko Minawi, Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur Bölge Valisi olarak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Sudan’da “en büyük suçları” işlediğini ve ülkenin savaşın ağırlığı altında çöktüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, güçlerinin silaha “zorunlu olarak” sarıldığını belirten Minawi, Sudan ordusunun yanında yer almalarını ise “Sudan halkını, tarihini ve topraklarını hedef alan saldırıların dayattığı bir zorunluluk” olarak nitelendirdi.

İnsani trajedi derinleşirken, yerinden edilme ve yıkımın boyutu da giderek artıyor. Minawi, bu ortamda herhangi bir “başarıdan” söz etmenin gerçeklikten uzak olduğunu kabul ederek, savaşın can kayıplarından ekonomik kaynaklara kadar her şeyi tükettiğini vurguladı.

Darfur’daki yerinden edilmiş sivillerin kamplarındaki durumu “felaket” olarak nitelendiren Minawi, özellikle eğitim, sağlık ve kamu hizmetleri başta olmak üzere temel hizmetlerin neredeyse tamamen çöktüğünü ifade etti. Ayrıca sivillerin geniş çaplı yağma ve yoksullaştırma operasyonlarına maruz kaldığını söyledi.

Tahminlere göre çatışmalarda on binlerce kişi hayatını kaybederken, Sudan içinde ve dışında 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi.