Gazze'de ölen çocuklar hakkında yazarken neler öğrendim

Sadece 9 çocuğun hikayesini anlatarak, bu savaşta ölen daha binlerce çocuk hakkında bir şeyler öğrenmeyi umduk

Gazze'de 7 Ekim'den bu yana ölenlerin yaklaşık yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor (İbrahim Abu Mustafa/Reuters)
Gazze'de 7 Ekim'den bu yana ölenlerin yaklaşık yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor (İbrahim Abu Mustafa/Reuters)
TT

Gazze'de ölen çocuklar hakkında yazarken neler öğrendim

Gazze'de 7 Ekim'den bu yana ölenlerin yaklaşık yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor (İbrahim Abu Mustafa/Reuters)
Gazze'de 7 Ekim'den bu yana ölenlerin yaklaşık yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor (İbrahim Abu Mustafa/Reuters)

Richard Hall 

Henüz yeni başlamış bir hayatı nasıl anarsınız? Belki de sadece bir ebeveyn, çocuklarının büyümesini, gülmesini ve her gün binlerce küçük şekilde değişmesini izleyen biri böyle bir göreve layık olabilir. Peki ya ebeveyn çocuklarıyla birlikte öldürüldüyse? O zaman bu hikayenin hakkını kim verebilir?

İsrail'in Gazze'deki savaşında öldürülen çocuklar hakkında yazarken kendimize bunları sorduk. Çatışmalarda 7 binden fazla çocuğun hayatı söndü; bu sayı o kadar büyük ki her birinin trajedisini gizliyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'yi "çocuk mezarlığı" diye tanımladı fakat gerçek bundan çok daha kötü; ölümlerin boyutu, birçoğunun mezarının olmadığı anlamına geliyor. Bazıları bulundukları yere gömüldü, binlercesiyse hâlâ enkaz altında yatıyor.

Sadece 9 çocuğun hikayesini anlatarak, bu savaşta ölen daha binlercesi hakkında bir şeyler öğrenmeyi umduk. Onlar hakkında ömürleri gibi kısa bir yazı yazarsak, onları bir sayfadaki sayılar olmaktan çıkarıp nefes alıp veren insanlar haline getirebilirdik. Gazze Şehitleri adlı proje bunu çok daha büyük ölçekte yapmaya çalışıyor.

Bu çocukların parlak hayatları hakkında yazarken karşılaştığımız dehşet verici bir zorluk, ebeveynlerinin çoğunun onlarla birlikte öldürülmüş olmasıydı. Bu da bizi teyzeler, amcalar ve büyükanne ve büyükbabalar gibi geniş ailelerle konuşmak zorunda bıraktı. Bu çocuklara duydukları sevgi tartışılmaz olsa da birçoğu onları benzersiz kılan özellikleri (bir ebeveynin veya kardeşin her gün görebileceği nitelikler, takıntılar ve özellikler) yastayken tanımlamakta zorlandı. Ortaya çıkan şey iyi kalpli genellemelerdi: "Tipik bir çocuktu" ya da "Çok zekiydi" veya "Babasını çok severdi" gibi.

Dolayısıyla biz de küçük ayrıntılara odaklandık. Ailelere bu çocuklarla geçirdiklerini hatırladıkları küçük anları sorduk. Mahmud Alkrunz, yeğeni Ömer'in bağırarak hayvan sesleri çıkarıp durduğu bir kamp gezisini hatırladı. Hani Almadhoun, yeğeni Siwar'ın yazın Gazze'yi ziyaret ettiklerinde kızlarının üzerine titrediğini hatırlıyor. Ayrıca yaşamlarının son haftalarında karşılaştıkları zorlukları, ebeveynleri için nasıl cesur olmaya çalıştıklarını, ailelerinin kendilerinden önce öldürüldüğünü nasıl gördüklerini ve 8 yaşındaki Ghina Alkrunz örneğinde olduğu gibi nasıl aç öldüklerini öğrendik.

Bazı ailelerin cesetlerini bulmak için günlerce enkaz altında onları aradıklarını öğrendik. Ömer Almadhoun patlamanın etkisiyle evden o kadar uzağa fırlamış ki, cesedi arama alanının dışında, yaklaşık 20 metre ötede bir yabancı tarafından bulunmuş. Kardeşi Ali'yi bulmalarıysa birkaç gün sürmüş. Çocukların büyükannesi, köpeklerin cesetleri onlardan önce bulmasını engellemek için aile evlerinin yıkıntılarının başında beklemiş.

Bu anlar bize Gazze'de öldürülen çocuklar hakkında bir şeyler söylüyor fakat daha büyük soruya cevap vermiyor. Her şeyden önce neden bu kadar çok çocuk öldürülüyor?

Altta yatan bazı nedenler bize bağlam sunuyor. İlk olarak, Gazze dünyanın en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri. Yaklaşık 2,2 milyon kişi 40 km uzunluğundaki şeridi evi bellemiş ve böyle bir yerde her türlü çatışmanın büyük ölçekli sivil kayıplara yol açması kaçınılmaz. Dahası, bu nüfusun neredeyse yarısı çocuk, bu da kayıpların önemli bir kısmını onlar oluşturacak demek. Nitekim 7 Ekim'den bu yana Gazze'de ölenlerin yaklaşık yüzde 70'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. İkincisi, Hamas geleneksel bir ordu değil ve açık alanda üniformalı savaşmaz. Halk arasında ve bir tünel ağı üzerinden hareket ediyorlar. Dolayısıyla Hamas hedeflerinin çoğu sivil altyapıya yakın olacaktır.

Ancak bu faktörler göz önünde bulundurulsa bile Gazze'de siviller tarihi bir hızla öldürülüyor. Söz konusu hız, buradaki daha önceki çatışmaları ve ABD'nin Afganistan'da ya da Suriye ve Irak'ta IŞİD'e karşı yürüttüğü savaşlar gibi diğer yakın tarihli savaşları çok geride bırakıyor.

Gazze'deki bombardımanın boyutu, İsrail'in binlerce çocuğun ölümü de dahil bu yüksek sivil kaybının, oradaki askeri hedeflerine ulaşmak için ödenmeye değer bir bedel olduğuna karar verdiğinin birçok göstergesinden biri.

840'tan fazla siville 300 asker ve güvenlik personelinin katledilmesi ve 200'den fazla kişinin kaçırılmasına karşılık olarak başlatılan bu savaş, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından "medeniyetin düşmanlarına" karşı bir mücadele diye tanımlandı. İsrail ordusu sivilleri hedef aldığını reddediyor ve bunun yerine Hamas'ı sivilleri canlı kalkan olarak kullanmakla suçluyor. İsrail ayrıca Gazze'nin kuzeyi gibi boşaltılmasını emrettiği bölgelerde öldürülen siviller için suçlanamayacağını söylüyor. Ancak bu savaş sırasında hastaneler, camiler, BM okulları ve sığınaklar da dahil bu sözümona güvenli alanları da bombalıyor.

Norveç Mülteci Konseyi Genel Sekreteri, mevcut bombardımanın "artık çağımızda sivil nüfusa yönelik en kötü saldırılar arasında yer aldığını" söyledi (Reuters)​​​
Norveç Mülteci Konseyi Genel Sekreteri, mevcut bombardımanın "artık çağımızda sivil nüfusa yönelik en kötü saldırılar arasında yer aldığını" söyledi (Reuters)​​​

İsrailli yetkililer, önceki savaşlara kıyasla isabetliliğe daha az önem verdiklerini kamuoyuna açıkladı. 10 Ekim'de, Hamas saldırısından sadece üç gün sonra ve İsrail kara harekatını başlatmadan önce, İsrail Savunma Kuvvetleri sözcüsü Daniel Hagari, Gazze'de "binlerce ton mühimmat" kullanıldığını söylemiş ve "isabetlilikle hasarın kapsamını dengelerken, halihazırda neyin maksimum hasarı verdiğine odaklanıyoruz" diye eklemişti.

Gazze'de sahada maksimum hasar, cansız ve tozla kaplı sıra sıra dizilmiş küçük bedenler demek.

İsrail'de yayımlanan +972 dergisine göre, İsrail'in Gazze'de seçtiği hedeflerle ilgili yapılan çeşitli soruşturmalar, İsrail'in saldırılar için kabul edilebilir hedefler listesini askeri ve Hamas altyapısından, "özel konutların yanı sıra kamu binaları, altyapı, yüksek bloklar" ve örgüt elemanlarının evlerini de içeren "güç hedefleri" olarak genişlettiğini ortaya koydu. Aynı araştırma (bulguları The Guardian tarafından da kanıtlarla desteklendi)  İsrail ordusunun çok sayıda hedefi bir insandan çok daha hızlı bir şekilde belirlemek ve seçmek için yapay zeka kullandığını ortaya koydu.

Norveç Mülteci Konseyi Genel Sekreteri Jan Egeland'a göre bu bombardıman "çağımızda sivil nüfusa yönelik en kötü saldırılar arasında yer alıyor. Her gün daha fazla ölü çocuk ve bu cehenneme katlanan masumlar için yeni acılar görüyoruz".

Böyle bir ortamda Gazze'nin çocuklarının hiç şansı yoktu.

Ölüm ilanları çok daha uzun olmalıydı. Okulda ne yaptıklarını, boş zamanlarını plajda ya da kampta nasıl geçirdiklerini ve en çok hangi oyuncakları sevdiklerini öğrenebilirdik. Ama mezuniyetleri, düğünleri, yurtdışı seyahatleri hakkında hikayeler de içermeliydi ve bunları anlatmak için kendi çocukları da orada olmalıydı.

Independent Türkçe



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.