Suriye Demokratik Konseyi’nin yeni eşbaşkanları seçildi

Konferansın dördüncü konferansında yol haritası sunuldu ve muhalefet saflarının birleştirilmesi çağrısında bulunuldu

Suriye’nin kuzeyindeki Rakka kentinde düzenlenen Suriye Demokratik Konseyi’nin dördüncü konferansı
Suriye’nin kuzeyindeki Rakka kentinde düzenlenen Suriye Demokratik Konseyi’nin dördüncü konferansı
TT

Suriye Demokratik Konseyi’nin yeni eşbaşkanları seçildi

Suriye’nin kuzeyindeki Rakka kentinde düzenlenen Suriye Demokratik Konseyi’nin dördüncü konferansı
Suriye’nin kuzeyindeki Rakka kentinde düzenlenen Suriye Demokratik Konseyi’nin dördüncü konferansı

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) siyasi kanadı olan Suriye Demokratik Konseyi, dün sabah Suriye’nin kuzeyindeki Rakka kentinde düzenlediği dördüncü konferansını, ‘Suriye’nin birliği siyasi çözümün temelidir ve ademi merkeziyetçi çoğulculuğa ulaşmanın sağlanmasıdır’ sloganıyla yeni bir liderlik seçerek tamamladı.

Konferansta, Suriye Demokratik Konseyi’nin yeni eşbaşkanları olarak, ABD’de ikamet eden Mahmud Meslat ve Kürt yetkili Leyla Kahraman seçildi.

Ayrıca konferansta, konseyin kurulduğu 2015 yılından bu yana Kürt lider İlham Ahmed’in taşıdığı ‘Yürütme Kurulu Başkanı’ pozisyonunu kaldırdı.

Nihai bildiride, bir sonraki aşamaya yönelik eylem planı ve Suriye krizinin çözümüne yönelik ateşkes ilan edilmesi, tüm tutuklu ve kaçırılanların serbest bırakılması, kayıp kişilerin akıbetinin ortaya çıkarılması, Suriye topraklarından tüm yabancı asker ve unsurların uzaklaştırılması, tüm işgallerin sona erdirilmesi, kurucu meclisin ortaya çıkacağı ulusal bir konferansın düzenlenmesi, geçici bir hükümet kurulması ve mevcut anayasanın askıya alınmasına dayalı 9 ana maddeden oluşan yol haritası yer aldı.

Konferansa, sivil kurum ve yönetimlerin temsilcileri, SDG’den askeri yetkililer, Suriye içi ve dışından ulusal muhalefet figürleri, konsey üyesi siyasi güçler ve partilerin başkanları ve liderleri de dahil olmak üzere yaklaşık 300 konsey üyesi katıldı.

Nihai bildiride, ulusal muhalefet saflarının birleştirilmesi ve uluslararası sponsorluk ve garanti altında ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına uygun olarak doğrudan diyalog ve müzakere yoluyla ‘Suriye-Suriye’ diyaloğuna bağlı kalınması çağrısında bulunuldu.

sdevf
Mazlum Abdi (Şarku’l Avsat)

SDG Komutanı Mazlum Abdi, daha önceden kaydedilen ve konferansta yayınlanan bir videoda, muhalefet saflarını organize etmenin yanı sıra, tüm Suriyeli güçleri ve kişileri temsil etmek için daha geniş siyasi girişimler başlatarak, Suriye krizine çözüm bulmaya yönelik barışçıl çabaların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu.

Suriye Demokratik Konseyi’nin Suriye’deki gerçek bir alternatif olarak görüldüğünü söyleyen Abdi, “Konsey uluslararası, bölgesel ve hatta iç forumlarda SDG’yi temsil eden siyasi bir şemsiyedir ve geçtiğimiz yıllarda birlikte büyük başarılara imza attık” dedi.

Kuruluşundan bu yana 8 yıl

Aralık 2015’te kurulan Suriye Demokratik Konseyi, teknokratik isimlerin yanı sıra Araplar, Kürtler ve Süryaniler de dahil olmak üzere bölgenin bileşenlerinden 16 siyasi parti ve eğilimi içeriyor.

Konsey, kontrolünü Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğundaki geniş alanlara yayan, DEAŞ ile mücadele misyonunun bir parçası olarak, ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon güçleri tarafından desteklenen SDG’nin siyasi çerçevesi.

Konseyin kurulmasına yönelik koşulların hala mevcut olduğunu ve devam ettiğini vurgulayan Abdi, “Bu, konseyin liderleri ve üyelerini, görevlerini ve ulusal rollerini eskisinden daha güçlü bir şekilde yerine getirmeye zorluyor” dedi.

Rejimi güvenlik ve askeri çözüme bağlı kalmakla suçlayan Abdi şunları söyledi;

Suriye rejimi siyasi çözümü kabul etmekten uzaktır ve son dönemde Deyr-i Zor’daki karışıklıklarda da bunu tespit ettik. Bu eylemler halen devam ediyor ve bugün de bunlara şahit oluyoruz.

segth
Suriye Demokratik Konseyi’nin eşbaşkanları Mahmud Meslat ve Leyla Kahraman

Siyasi müttefikler

Suriye Demokratik Konseyi, Haziran 2023’te Ulusal Koordinasyon Kurulu ve Ağustos 2020’de Halkın İradesi Partisi ile siyasi anlaşmalara vardı.

Geçtiğimiz yıllarda krizin çözümüne yönelik birçok siyasi girişim başlatıldı, ancak bunlar rejim ve Ulusal Koalisyon Kurulu gibi bazı muhalif güçler tarafından reddedildi.

Konseyin eski eşbaşkanı Amina Omar, konferansın açılış konuşmasında, toplantının rejimin uzlaşmazlığı ve zorbalığı nedeniyle siyasi çözüm ufkunun tıkandığı ve çözüme öncülük edecek uluslararası yollarda etkili siyasi güçlerin bulunmadığı çok karmaşık küresel ve yerel koşullar altında yapıldığını vurguladı.

Omar konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü;

Biz Suriyeliler, çözümün ancak Suriye’nin iradesiyle ve dış gündemlerden bağımsız bir Suriye kararıyla gerçekleşeceğine olan inancımızla, hala savaşın durdurulmasını, ülkemize barış ve istikrar getirilmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Konferansta, Suriye Gençlik Hareketi, Özgür Vatansever Partisi, Yeşil İdlib Konseyi, Demokratik İslam Kongresi ve Halkın Devrimci Direniş Hareketi gibi siyasi güçlerin konseye katılacağı duyuruldu.

Toplantıya, Riad Darar'ın yerine konseyin eşbaşkanlığına seçilen muhalefet üyesi Mahmud Meslat’ın da aralarında bulunduğu bağımsız isimler de katıldı.

sdeg
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi için yeni Toplumsal Sözleşme’nin imzalanması

Suriye Demokratik Konseyi’nin konferansı, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin, bir dizi yeni yasanın kabul edildiği ‘Toplumsal Sözleşme’yi onaylamasından birkaç gün sonra gerçekleşti.

Söz konusu sözleşmeye göre, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin adı, ‘Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ olarak değiştirildi.

Ayrıca, Özerk Yönetim bölgelerinin tek bir bölge ve 7 kantondan oluşmasına karar verildi.

Söz konusu adımlar, Şam hükümetinden ayrı olarak atılıyor.

Krizi çözecek 9 madde

Suriye Demokratik Konseyi, konferansta Suriye krizinin çözümüne yönelik 9 ana maddeye dayalı bir yol haritası sundu.

Söz konusu yol haritası, uluslararası gözetim ve kontrol altında ateşkes ilan edilmesi, tüm tutuklu ve kaçırılanların serbest bırakılması, kayıp kişilerin akıbetinin ortaya çıkarılması, Suriye topraklarından tüm yabancı asker ve unsurların uzaklaştırılması, tüm işgallerin sona erdirilmesi, Suriye’nin tüm bölgelerindeki ablukanın tüm askeri yönlerden kaldırılması, ülkeye uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılması, Suriye halkının tüm bileşenlerini temsil eden bir kurucu konseyin bir Suriye ulusal konferansı düzenlemek için çalışması, tüm yetkilere sahip bir geçiş hükümeti kurulması, mevcut anayasanın askıya alınması ve yeni bir uzlaşmaya dayalı demokratik anayasa taslağı hazırlayacak bir komite oluşturulmasını içeriyor.

sef
Suriye Demokratik Konseyi eski Yürütme Kurulu Başkanı İlham Ahmed, Amina Omar ve Süryani Sanherib Barsoum

Konferans belgelerinde ayrıca, Suriye Demokratik Konseyi’nin ulusal, demokratik bir alternatif olmayı amaçladığı ve müzakereler yoluyla siyasi çözümün ülkeyi kurtarmanın tek ve en uygun yolu olarak gördüğü belirtiliyor.

Belgeler, konferansın daha geniş, daha gelişmiş ve açık bir şekilde Suriye, bölgesel ve uluslararası ilişkiler inşa etmek için yeni bir başlangıç ​​noktası olacağının da altını çizdi.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.