Gazze'nin yıkımı İsrail'in dünyadan izolasyonunu daha da artırıyor

Yurtdışındaki İsrailli araştırmacılar "dışlanmayla, vatandaşlarına karşı yüzde 500'ü aşan olaylarla, sanat festivallerinin boykotuyla ve Rusya'nın kaderiyle karşılaşacağı korkusuyla" karşı karşıya

AFP
AFP
TT

Gazze'nin yıkımı İsrail'in dünyadan izolasyonunu daha da artırıyor

AFP
AFP

ABD Başkanı Joe Biden'ın ayrım gözetmeyen bombalama ve uluslararası desteğin kaybından söz etmesi sonrasında İsrail'e yönelttiği benzeri görülmemiş eleştirilere rağmen İsrail, daha fazla sivil kaybının yol açtığı artan uluslararası baskıya aldırış etmeden, Gazze'ye yönelik savaşını sürdürüyor.

Gazze Şeridi'ndeki savaşın yol açtığı en büyük insani krizlerden birinin ortasında boykotçuların İsrail ordusunu desteklemekle suçladıkları şirket ve ürünleri boykot etme çağrıları yayılıyor.

Bu çerçevede İsrailli araştırmacılar, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya genelinde savaşa yönelik yaygın muhalefet ve protestoların, uluslararası araştırma merkezleri ve üniversitelerdeki çalışmalarına büyük zarar vereceğinden korktuklarını dile getirdi.

Araştırma ve bilim dünyasındaki İsrailli yetkililerin 7 Ekim'den sonra İsrailli araştırmacıların "yabancı araştırmacılarla işbirliği durdurularak, araştırmaları için hibe almaları engellenerek, bilimsel makaleleri gerekçesiz reddedilerek, değerlendirilmeleri ve yayınlanmaları kabul edilmeyecek, İsrailli öğretim üyelerinin yurtdışındaki prestijli konferanslara davet edilmesi durdurularak" İsrail içindeki ve dışındaki akademi dünyasından dışlandığına dair işaretler tespit edildi.

Bu durum ise İsrailli araştırmacıların İsrail'deki akademik araştırma alanındaki profesyonel ilerlemeleri engellendi.

Durum, pek çok öğretim görevlisi ve araştırmacının İsrail'deki bilimsel konferanslara katılım tekliflerini reddettiği, hatta akademik ilerlemeleri için İsrailli akademisyenlerin özgeçmişlerini incelemeyi bile reddettikleri noktaya ulaştı.

İsrail'deki araştırmacıların bilimsel ilerlemesi, "doktora sonrası alanda uzmanlaşmalarını kabul eden bir araştırma kurumu bularak, yabancı ülkelerdeki araştırmacılarla ve önde gelen bilimsel dergilerde diğer araştırmacılarla ortak makaleler yayınlayarak, uluslararası araştırma gruplarına katılım gerektiren büyük fonlardan hibe başvuruları yaparak ve akademik ilerlemeyi sağlamak için yabancı ülkelerden akran değerlendirmesi alarak" yabancı ülkelerdeki araştırma alanlarındaki meslektaşlarıyla geliştirdikleri ilişkilere bağlı. 

Gerçek korku

İsrail'in Science Abroad örgütünün başkanı Rivka Carmi, İsrail gazetesi The Marker, "Akademisyenlerimiz yurtdışındaki üniversitelerde zorlu zorluklarla karşı karşıya kalıyor ve anti-Semitizmin tezahürlerinden acı çekiyor. Bazıları sadece akademik gelecekleri için değil, güvenliklerinden de korkuyor" dedi. 

Gizli bir küresel boykotun sonucu olarak İsrail akademisinin zarar görmesinin teorik değil, gerçek bir korku olduğunu belirten Carmi, "ABD'de üniversiteleri kasıp kavuran Yahudi karşıtlığı dalgasının bu kadar büyük ve korkunç olduğuna ve şu anda yaşananların sandığımızdan çok daha tehlikeli olduğuna inanmıyorduk" ifadelerini kullandı. 

Kudüs İbrani Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Politikası Bölümü'nde araştırmacı olan David Levy Bauer de, İsrail dışındaki bazı bilim kurumlarının İsrailli araştırmacıların akademik ilerlemeleri için başvuruda bulunma ve gerekli değerlendirmeleri alma prosedürlerini durdurduğunu dile getirdi.

Bauer, yaşananları "mesleki etikle bağdaşmayan, etik olmayan davranış" olarak nitelendirirken, "Uygun tepkiyi düşünmeliyiz" dedi. 

İsrail Teknoloji Enstitüsü'nde Şehir Planlama ve Hukuk Bölümünde öğretim görevlisi olan Rachel Alterman, "İsrailli araştırmacıların yurtdışındaki doktora sonrası programlara kabul edilme ihtimali onlarca yüzde düştü. ABD kurumlarında, eleştiriyle karşılaşmadan onları kabul edecek birini bulmak zor olacak. Bu durum, sadece genç araştırmacıları değil, kurdukları ilişkilerin kendilerine fayda sağlayacağına inanan yaşlı araştırmacıları da hedef alıyor" açıklamasında bulundu. 

Ciddi muhasebe

Bu korkularla birlikte İsrail gazetesi Yediot Aharonot da üniversitelerden hesap sorulması çağrısında bulundu.

Gazete, İsrailli öğrenci ve profesörlerin saldırılara maruz kaldığını söyleyerek, dünyanın en prestijli kurumlarından bazıları da dahil olmak üzere yüksek öğretim kurumlarını salonlarındaki İsrailli öğrencileri korumamakla suçladı. 

Gazete, "Gazze'ye yönelik savaşa karşı uluslararası üniversite kampüslerinde öfkeli gösterilerin artması nedeniyle küresel akademik kamuoyu İsrail'e yöneliyor. Özellikle ABD, Kanada ve Avrupa'daki üniversitelerde öğrencilerin büyük bir kısmı İsrail savaşının tepki ve meşru müdafaanın ötesine geçerek çocuklar ve kadınlar da dahil olmak üzere sivilleri hedef aldığına inanıyor" ifadelerine yer verdi. 

Prestijli Amerikan Üniversitesi Harvard'daki 34 öğrenci grubundan oluşan bir birlik, on yıllar süren işgalin ardından yayılan tüm şiddet eylemlerinden tamamen İsrail rejimini sorumlu tuttuğunu belirten bir bildiri yayımladı.

Öğrenciler, açıklamalarında Gazze'de yaşananların tek sorumlusunun apartheid rejimi olduğunu dile getirdi.

Gazeteye göre İsrailli öğrenciler, sokaklarda ve New York, Los Angeles ve Londra gibi şehirlerde de hedef alınıyor.

İsraillilere karşı olaylar dünya genelinde yüzde 500'den fazla arttı ve bunların çoğu üniversitelerdeki İsrailli öğrencilere yönelikti.

Gazete haberini, "Bu saldırılara karşı ses çıkarmayan, harekete geçmeyen akademik kurumlardan hesap sorma zamanı gelmiştir. Dünyayı zenginleştirmeye ve herkes için güvenli bir liman olmaya odaklanması gereken kurumlarda öğrencilerin risk altında olduğu bir gerçekliğe tolerans göstermemeliyiz" ifadeleriyle sonlandırdı. 

Sanatsal boykot

İsrail, siyasi, ekonomik, askeri ve hatta medyada benzeri görülmemiş bir Batı ve Amerika desteğine sahip olmasına rağmen, kendisine ve Gazze'deki savaşına karşı çıkan sesler benzeri görülmemiş düzeylerde yükseldi ve sadece akademi ve bilim dünyasındaki araştırmacılar ve İsrailli öğrencilerle sınırlı kalmadı.

Dünya genelinde on binlerce insan hakları savunucusu, aktivist, Hollywood aktörü, ünlü, sanatçı ve yazar, kendi hükümetlerindeki ve dünya genelindeki ilgilileri İsrail ile ilişkilerini sona erdirmeye veya derhal ateşkes için baskı yapmaya, kuşatmayı sona erdirmeye, geçitleri açmaya ve Gazze Şeridi'ne yardımların girişine izin vermeye çağıran onlarca dilekçe ve çağrıya imza attı.

Charles Dance, Tilda Swinton, Miriam Margolyes, Steve Coogan, yönetmenler Mike Leigh, Michael Winterbottom (ve diğerleri) da dahil olmak üzere açık bir mektuba imza atan 2 binden fazla İngiliz aktör ve sanatçı, İsrail'in Gazze ablukası ve bombalamasına derhal son verilmesi çağrısında bulundu.

Mektupta, "Bir suça, bir felakete tanık oluyoruz. İsrail, Gazze'nin büyük bir bölümünü harabeye çevirerek 2,3 milyon Filistinlinin su, elektrik, gıda ve ilaç ihtiyacını kesti" ifadelerine yer verilirken, İngiliz hükümeti de İsrail'in Gazze'de savaş suçları işlemesine yardım ve yataklık etmekle suçlandı.

Ayrıca hareketi desteklemek amacıyla ‘Filistin İçin Sanatçılar' internet sitesini kurdular.

İsrail'e yönelik boykot olgusunun giderek büyümesi ve birçok alana yayılması sonrasında İsrail Haaretz gazetesi, Aralık ayı başında İsrailli yapımcı Maya Fischer'in, "Benim Odam" adlı filmini Varşova Film Festivali ve diğer uluslararası festivallerde yayınlamakta zorlandığını yazdı.

Gazeteye göre filminin daha önce gösterilmesini kabul eden çeşitli festivallerdeki gösterimleri de iptal edildi. Hatta uluslararası Yahudi festivalleri de filmin İsrail ordusunun sahnelerini içermesi nedeniyle gösterimini kabul etmedi. 

Bunun birlikte Stockholm Uluslararası Film Festivali yönetimi, İsrailli oyuncu Aleeza Chanowitz'in festivale katılım davetini geri çekerek, kararın "devam eden trajik olaylar ve mevcut çatışmaların bir sonucu olarak" verildiğini belirtti.

Festival yönetimi ayrıca, misafirlerin rahatsız edici durumlarla karşılaşmasına neden olabilecek olası hareketler konusunda endişelerini dile getirdi.

Amsterdam Uluslararası Belgesel Film Festivali'nin (IDFA) 8 Aralık'taki son oturumunun açılışı sırasında Filistin yanlısı bir protestonun arka planında aktivistler, Filistin'in nehirden denize özgürlüğü çağrısında bulunan sloganlar attı.

Bir grup İsrailli film yapımcısı, festivalin sanat yönetmeninin görevden alınmasını talep ederken, "onun, protestoya katılanları alkışladığını ve bunu önlemek veya durdurmak için inisiyatif almadığını" iddia ederek, davranışını kınayan bir dilekçe imzaladılar. 

Yerel sunum

Savaşın ağırlığı, tırmanması, İsraillilerin uluslararası festival ve sergilere katılımı üzerindeki etkisi ve birçok kişinin eserlerini uluslararası yarışmalarda sunma konusundaki isteksizliği, İsrail içindeki önemli performansların sınırlandırılmasına yol açtı.

Öyle ki İsrail Uluslararası Çağdaş Sanat Festivali, bu yılki performanslarının yalnızca yerel kapsamla sınırlı olacağını duyurdu. Çünkü İsrail ordusunun Gazze'deki hastaneler gibi hassas çatışma bölgelerindeki varlığı, uluslararası sanatçıların katılmaya davet edilmesini zorlaştırıyor. 

Festival direktörü Itay Monter, Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada "Gösteri sanatları, dışavurumcu dans, müzik, tiyatro, oyunculuk ve performans alanlarındaki katılımcıların yaklaşık yüzde 90'ı, çalışmalarını etkinliklere uyacak şekilde uyarlamayı reddetti" diyerek, katılımcıların yüzde 10'unun bu yıl festivale katılmama isteğini dile getirdiğini söyledi. 

Uluslararası sanatçıların İsrail sergilerine önem vermesine rağmen katılım konusundaki isteksizliğine dair endişeler çerçevesinde İsrail'in en önemli kültür kurumu ve dünyanın en önemli sanat ve antika müzelerinden biri olarak kabul edilen Kudüs'teki İsrail Müzesi, sergi programının iptal edilip alternatif planlar üzerinde çalışılabileceğinin sinyalini verdi.

Müzenin müdür yardımcısı Suzanne Landau, "Müze, bu sanat eserlerinin tehlikeye maruz kalmaması için savaş zamanlarında eserlerini ödünç vermeye hazır değil" dedi. 

Uluslararası şirketlerin saldırıya uğrama ve boykot edilme korkusu, İsraillilerle olan sözleşmelerinin kesilmesine veya iptal edilmesine katkıda bulundu.

Öyle ki Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsü (RMIT), İsrailli silah üretim şirketi Elbit System ile olan sözleşmesinin sona erdiğini duyurdu.

Bu karar, BDS'nin İsrail'i boykot etme ve tasfiye etme kampanyası uyarınca alındı. Ayrıca bu gelişme, 12'den fazla yüksek öğrenim kurumundaki 6 bin Filistinli üniversite profesörünü ve çalışanını temsil eden Filistin Üniversite Profesörleri ve Çalışanları Birlikleri Federasyonu (PFUUPE) tarafından başlatılan enstitü üzerindeki ciddi baskının ardından yaşandı. 

BDS hareketinin önemli bir parçası olan Filistin İsrail'e Akademik ve Kültürel Boykot Kampanyası (PACBI), küresel çaptaki dayanışma hareketleriyle ortaklaşa şekilde yıllardır sürdürdüğü kampanyasının Alman spor giyim şirketi Puma'ya karşı zaferini de duyurdu.

Öyle ki birkaç gün önce şirket İsrail Futbol Federasyonu ile olan sözleşmesini feshetti.

BDS'nin kurucularından biri olan Ömer Bergusi, kampanyanın 1948 Nekbe'den bu yana var olan apartheid ve yerleşimci-sömürgeci bir rejim olarak İsrail'e ve onun suçlarına ortak olan tüm kurumlarına karşı boykot çağrısında bulunduğunu ve bu rejimi destekleyen tüm baskı gruplarının hiçbir kimseyi kimliğinden dolayı boykot etmediğini söyledi. 

Derin izolasyon

İsrail'de yayımlanan haberlere göre İsraillilerin yaklaşmakta olan uluslararası festival ve gösterilere katılımının kısıtlanması ve yasaklanması ve birçok sanatçı, araştırmacı ve öğrencinin antisemitizmin bazı Batı ülkelerine yayılması bahanesiyle seyahat etmekten korkması, İsrail'de kültürel, bilimsel ve akademik düzeylerde ciddi sonuçlar doğuracak.

Nitekim Tel Aviv Üniversitesi tarafından yakın zamanda yapılan bir anket de İsraillilerin yalnızca yüzde 10'unun İsrail ordusunun çok fazla ateş gücü kullandığına inandığını gösterdi.

İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün yaptığı bir ankete göre İsraillilerin dörtte üçü, Filistinli sivil kayıplarını azaltmak veya uluslararası baskıyı hafifletmek için saldırının herhangi bir değişiklik yapılmadan devam etmesi gerektiğini söyledi.

Enstitü araştırmacılarından Tamar Herman, "Filistinli kurbanlara ilişkin görüşler İsrail'in siyasi eğilimlerine göre farklılık gösterse de bazı insanlar, sivil kayıplarının gelecekteki güvenlik karşılığında kabul edilebilir bir bedel olduğunu düşünüyor" dedi.

Herman, "İnsanlar daha fazla askerin ölümünü kabul etmeye hazır" şeklinde konuştu. 

İsrail'in Rusya'nın iki yıl önce Ukrayna ile devam eden savaşı nedeniyle maruz kaldığı boykot deneyimine benzer bir boykot deneyimi yaşama korkusu artarken, İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, ülkesinin uluslararası destek olsa da olmasa da Hamas'a karşı mücadeleye devam edeceğini açıkladı.

İsrailli yetkili, dünya çapında Gazze sakinlerine insani yardım konusunda seslerin yükseldiğini ve daha fazla sivil kaybının önlenmesi çağrısında bulunduğunu kabul etti, ancak İsrail'in Hamas'ı ortadan kaldırma hedefi doğrultusunda hâlâ önemli bir uluslararası destek aldığına dikkati çekti.

Cohen ayrıca, "Bu savaşın en önemli ve temel amacı budur" dedi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Güvenlik güçleri, Esed rejiminin kalıntılarından bir lideri etkisiz hale getirdi

Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
TT

Güvenlik güçleri, Esed rejiminin kalıntılarından bir lideri etkisiz hale getirdi

Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.
Suriye İçişleri Bakanlığı'nın Cebel kırsalındaki "Saraya el-Cevad"ı hedef alan çifte güvenlik operasyonunun havadan görüntüsü.

Suriye güvenlik güçleri dün, Suriye kıyısındaki Lazkiye Valiliği'ne bağlı Cebel kırsalında, Beşşar Esed rejiminin kalıntılarından biri olarak kabul edilen "Saraya el-Cevad" milislerinin karargahını hedef alan çifte operasyon düzenledi. Operasyonda milis lideri Beşşar Abdullah Ebu Rukayye ve iki komutanı öldürüldü, 6 milis ise yakalandı.

Operasyonlar, DEAŞ'ın Suriye'nin doğusunda devriyelere, güvenlik güçlerine ve ordu mensuplarına yönelik saldırılarını artırmasıyla eş zamanlı olarak geldi; bu saldırılar arasında dün Deyrizor'da bir Suriye askerinin öldürülmesi de yer alıyordu. Grup, sivilleri askeri ve güvenlik karargahlarından uzak durmaları konusunda uyardı.

Araştırmacı Abbas Şerif, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, rejimin kalıntıları ile DEAŞ arasında ülkeyi istikrarsızlaştırmak ve güvenlik ortamını yeniden şekillendirmek konusunda karşılıklı bir çıkar olduğunu söyledi. İslamcı gruplar konusunda uzmanlaşmış araştırmacı Urabi Urabi de DEAŞ'ın son aşamalarında olduğu ve defalarca dağıtıldığı için tutarlı bir liderlik yapısını yeniden kuramadığı değerlendirmesinde bulundu.


DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
TT

DEAŞ Suriye'de 4 güvenlik görevlisini öldürdü

Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)
Suriye yetkililerine bağlı bir güç, Rakka vilayetinde, 24 Ocak 2026 (AP)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), DEAŞ militanlarının pazartesi günü kuzey Suriye'de hükümet güvenlik güçlerinin dört üyesini öldürdüğünü ve bunun Beşşar Esed'in devrilmesinden bu yana hükümet güçlerine yönelik en ölümcül saldırı olduğunu bildirdi.

Rakka'nın batısındaki bir kontrol noktasına yapılan saldırı, militan grubun Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik saldırılarında bir tırmanışa işaret ediyor. Bu saldırı, grubun hükümete karşı "yeni bir operasyon aşaması" başlattığını duyurmasından iki gün sonra gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre grup dün Rakka'da Suriye hükümet güçlerine mensup çok sayıda askerin öldürüldüğünü ve yaralandığını iddia etti. Cumartesi günü ise Suriye'nin kuzey ve doğusunda ordu personeline yönelik iki saldırının sorumluluğunu üstlenmiş ve bu saldırılarda bir asker ve bir sivil hayatını kaybetmişti.

SANA, güvenlik güçlerinin pazartesi günü bir saldırıyı engellediğini ve militanlardan birini öldürdüğünü bildirdi. Güvenlik kaynaklarına atıfta bulunan ajans, saldırıyı DEAŞ'ın gerçekleştirdiğini belirtti. Grup dün ayrıca, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor vilayetine bağlı Meyadin şehrinde bir ordu karargahına düzenlenen ve bir askerin öldürüldüğü ayrı bir saldırının sorumluluğunu da üstlendi.

Grup, birkaç gün önce aynı şehirde yine saldırı gerçekleştirmişti.

Suriye hükümeti geçen yıl ABD liderliğindeki DEAŞ karşıtı uluslararası koalisyona katıldı. Ocak ayında hükümet güçleri, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) Rakka'yı ve Suriye'nin kuzey ve doğusundaki çevre bölgelerin büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Bu arada, üç Suriyeli askeri ve güvenlik kaynağı, ABD güçlerinin dün ülkenin kuzeydoğusundaki en büyük askeri üssünden çekilmeye başladığını, bunun da on yıl önce DEAŞ ile mücadele etmek için Suriye'ye konuşlandırılan ABD güçlerinin daha geniş geri çekilmesinin bir parçası olduğunu söyledi.


Beyaz Saray, el-Maliki'nin adaylığını reddettiğini yineledi

Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
TT

Beyaz Saray, el-Maliki'nin adaylığını reddettiğini yineledi

Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)
Sudani ve Barak, dün Bağdat'ta ABD'li petrol devi Chevron ile ön anlaşmaların imzalanmasına katıldı (Reuters)

Irak'taki Şii "koordinasyon çerçevesinin" Nuri el-Maliki'nin yerine yeni bir başbakan ataması için ABD'nin son bir süre belirlediği yönündeki haberlerin ortasında, Beyaz Saray'dan üst düzey bir yetkili, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, Washington'un eski Irak başbakanının adaylığını reddettiğini yineledi.

Üst düzey ABD yetkilisi şunları söyledi: "İran'ın kontrolündeki bir hükümet Irak'ın çıkarlarını önceliklendiremez, Irak'ı bölgesel çatışmalardan uzak tutamaz ve Amerika Birleşik Devletleri ile Irak arasında karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklığı geliştiremez."

Amerikan direnişi, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırım uygulama ve yardımları kesme tehditleriyle doruk noktasına ulaştı; zira Washington'un yaptırımlar, Irak'ın Federal Rezerv Bankası'ndaki petrol ihracat gelirlerinin dondurulması ve Irak'ın ABD doları rezervlerine erişiminin kısıtlanması gibi birçok baskı taktiği olduğu biliniyor.