Gazze'nin yıkımı İsrail'in dünyadan izolasyonunu daha da artırıyor

Yurtdışındaki İsrailli araştırmacılar "dışlanmayla, vatandaşlarına karşı yüzde 500'ü aşan olaylarla, sanat festivallerinin boykotuyla ve Rusya'nın kaderiyle karşılaşacağı korkusuyla" karşı karşıya

AFP
AFP
TT

Gazze'nin yıkımı İsrail'in dünyadan izolasyonunu daha da artırıyor

AFP
AFP

ABD Başkanı Joe Biden'ın ayrım gözetmeyen bombalama ve uluslararası desteğin kaybından söz etmesi sonrasında İsrail'e yönelttiği benzeri görülmemiş eleştirilere rağmen İsrail, daha fazla sivil kaybının yol açtığı artan uluslararası baskıya aldırış etmeden, Gazze'ye yönelik savaşını sürdürüyor.

Gazze Şeridi'ndeki savaşın yol açtığı en büyük insani krizlerden birinin ortasında boykotçuların İsrail ordusunu desteklemekle suçladıkları şirket ve ürünleri boykot etme çağrıları yayılıyor.

Bu çerçevede İsrailli araştırmacılar, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya genelinde savaşa yönelik yaygın muhalefet ve protestoların, uluslararası araştırma merkezleri ve üniversitelerdeki çalışmalarına büyük zarar vereceğinden korktuklarını dile getirdi.

Araştırma ve bilim dünyasındaki İsrailli yetkililerin 7 Ekim'den sonra İsrailli araştırmacıların "yabancı araştırmacılarla işbirliği durdurularak, araştırmaları için hibe almaları engellenerek, bilimsel makaleleri gerekçesiz reddedilerek, değerlendirilmeleri ve yayınlanmaları kabul edilmeyecek, İsrailli öğretim üyelerinin yurtdışındaki prestijli konferanslara davet edilmesi durdurularak" İsrail içindeki ve dışındaki akademi dünyasından dışlandığına dair işaretler tespit edildi.

Bu durum ise İsrailli araştırmacıların İsrail'deki akademik araştırma alanındaki profesyonel ilerlemeleri engellendi.

Durum, pek çok öğretim görevlisi ve araştırmacının İsrail'deki bilimsel konferanslara katılım tekliflerini reddettiği, hatta akademik ilerlemeleri için İsrailli akademisyenlerin özgeçmişlerini incelemeyi bile reddettikleri noktaya ulaştı.

İsrail'deki araştırmacıların bilimsel ilerlemesi, "doktora sonrası alanda uzmanlaşmalarını kabul eden bir araştırma kurumu bularak, yabancı ülkelerdeki araştırmacılarla ve önde gelen bilimsel dergilerde diğer araştırmacılarla ortak makaleler yayınlayarak, uluslararası araştırma gruplarına katılım gerektiren büyük fonlardan hibe başvuruları yaparak ve akademik ilerlemeyi sağlamak için yabancı ülkelerden akran değerlendirmesi alarak" yabancı ülkelerdeki araştırma alanlarındaki meslektaşlarıyla geliştirdikleri ilişkilere bağlı. 

Gerçek korku

İsrail'in Science Abroad örgütünün başkanı Rivka Carmi, İsrail gazetesi The Marker, "Akademisyenlerimiz yurtdışındaki üniversitelerde zorlu zorluklarla karşı karşıya kalıyor ve anti-Semitizmin tezahürlerinden acı çekiyor. Bazıları sadece akademik gelecekleri için değil, güvenliklerinden de korkuyor" dedi. 

Gizli bir küresel boykotun sonucu olarak İsrail akademisinin zarar görmesinin teorik değil, gerçek bir korku olduğunu belirten Carmi, "ABD'de üniversiteleri kasıp kavuran Yahudi karşıtlığı dalgasının bu kadar büyük ve korkunç olduğuna ve şu anda yaşananların sandığımızdan çok daha tehlikeli olduğuna inanmıyorduk" ifadelerini kullandı. 

Kudüs İbrani Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Politikası Bölümü'nde araştırmacı olan David Levy Bauer de, İsrail dışındaki bazı bilim kurumlarının İsrailli araştırmacıların akademik ilerlemeleri için başvuruda bulunma ve gerekli değerlendirmeleri alma prosedürlerini durdurduğunu dile getirdi.

Bauer, yaşananları "mesleki etikle bağdaşmayan, etik olmayan davranış" olarak nitelendirirken, "Uygun tepkiyi düşünmeliyiz" dedi. 

İsrail Teknoloji Enstitüsü'nde Şehir Planlama ve Hukuk Bölümünde öğretim görevlisi olan Rachel Alterman, "İsrailli araştırmacıların yurtdışındaki doktora sonrası programlara kabul edilme ihtimali onlarca yüzde düştü. ABD kurumlarında, eleştiriyle karşılaşmadan onları kabul edecek birini bulmak zor olacak. Bu durum, sadece genç araştırmacıları değil, kurdukları ilişkilerin kendilerine fayda sağlayacağına inanan yaşlı araştırmacıları da hedef alıyor" açıklamasında bulundu. 

Ciddi muhasebe

Bu korkularla birlikte İsrail gazetesi Yediot Aharonot da üniversitelerden hesap sorulması çağrısında bulundu.

Gazete, İsrailli öğrenci ve profesörlerin saldırılara maruz kaldığını söyleyerek, dünyanın en prestijli kurumlarından bazıları da dahil olmak üzere yüksek öğretim kurumlarını salonlarındaki İsrailli öğrencileri korumamakla suçladı. 

Gazete, "Gazze'ye yönelik savaşa karşı uluslararası üniversite kampüslerinde öfkeli gösterilerin artması nedeniyle küresel akademik kamuoyu İsrail'e yöneliyor. Özellikle ABD, Kanada ve Avrupa'daki üniversitelerde öğrencilerin büyük bir kısmı İsrail savaşının tepki ve meşru müdafaanın ötesine geçerek çocuklar ve kadınlar da dahil olmak üzere sivilleri hedef aldığına inanıyor" ifadelerine yer verdi. 

Prestijli Amerikan Üniversitesi Harvard'daki 34 öğrenci grubundan oluşan bir birlik, on yıllar süren işgalin ardından yayılan tüm şiddet eylemlerinden tamamen İsrail rejimini sorumlu tuttuğunu belirten bir bildiri yayımladı.

Öğrenciler, açıklamalarında Gazze'de yaşananların tek sorumlusunun apartheid rejimi olduğunu dile getirdi.

Gazeteye göre İsrailli öğrenciler, sokaklarda ve New York, Los Angeles ve Londra gibi şehirlerde de hedef alınıyor.

İsraillilere karşı olaylar dünya genelinde yüzde 500'den fazla arttı ve bunların çoğu üniversitelerdeki İsrailli öğrencilere yönelikti.

Gazete haberini, "Bu saldırılara karşı ses çıkarmayan, harekete geçmeyen akademik kurumlardan hesap sorma zamanı gelmiştir. Dünyayı zenginleştirmeye ve herkes için güvenli bir liman olmaya odaklanması gereken kurumlarda öğrencilerin risk altında olduğu bir gerçekliğe tolerans göstermemeliyiz" ifadeleriyle sonlandırdı. 

Sanatsal boykot

İsrail, siyasi, ekonomik, askeri ve hatta medyada benzeri görülmemiş bir Batı ve Amerika desteğine sahip olmasına rağmen, kendisine ve Gazze'deki savaşına karşı çıkan sesler benzeri görülmemiş düzeylerde yükseldi ve sadece akademi ve bilim dünyasındaki araştırmacılar ve İsrailli öğrencilerle sınırlı kalmadı.

Dünya genelinde on binlerce insan hakları savunucusu, aktivist, Hollywood aktörü, ünlü, sanatçı ve yazar, kendi hükümetlerindeki ve dünya genelindeki ilgilileri İsrail ile ilişkilerini sona erdirmeye veya derhal ateşkes için baskı yapmaya, kuşatmayı sona erdirmeye, geçitleri açmaya ve Gazze Şeridi'ne yardımların girişine izin vermeye çağıran onlarca dilekçe ve çağrıya imza attı.

Charles Dance, Tilda Swinton, Miriam Margolyes, Steve Coogan, yönetmenler Mike Leigh, Michael Winterbottom (ve diğerleri) da dahil olmak üzere açık bir mektuba imza atan 2 binden fazla İngiliz aktör ve sanatçı, İsrail'in Gazze ablukası ve bombalamasına derhal son verilmesi çağrısında bulundu.

Mektupta, "Bir suça, bir felakete tanık oluyoruz. İsrail, Gazze'nin büyük bir bölümünü harabeye çevirerek 2,3 milyon Filistinlinin su, elektrik, gıda ve ilaç ihtiyacını kesti" ifadelerine yer verilirken, İngiliz hükümeti de İsrail'in Gazze'de savaş suçları işlemesine yardım ve yataklık etmekle suçlandı.

Ayrıca hareketi desteklemek amacıyla ‘Filistin İçin Sanatçılar' internet sitesini kurdular.

İsrail'e yönelik boykot olgusunun giderek büyümesi ve birçok alana yayılması sonrasında İsrail Haaretz gazetesi, Aralık ayı başında İsrailli yapımcı Maya Fischer'in, "Benim Odam" adlı filmini Varşova Film Festivali ve diğer uluslararası festivallerde yayınlamakta zorlandığını yazdı.

Gazeteye göre filminin daha önce gösterilmesini kabul eden çeşitli festivallerdeki gösterimleri de iptal edildi. Hatta uluslararası Yahudi festivalleri de filmin İsrail ordusunun sahnelerini içermesi nedeniyle gösterimini kabul etmedi. 

Bunun birlikte Stockholm Uluslararası Film Festivali yönetimi, İsrailli oyuncu Aleeza Chanowitz'in festivale katılım davetini geri çekerek, kararın "devam eden trajik olaylar ve mevcut çatışmaların bir sonucu olarak" verildiğini belirtti.

Festival yönetimi ayrıca, misafirlerin rahatsız edici durumlarla karşılaşmasına neden olabilecek olası hareketler konusunda endişelerini dile getirdi.

Amsterdam Uluslararası Belgesel Film Festivali'nin (IDFA) 8 Aralık'taki son oturumunun açılışı sırasında Filistin yanlısı bir protestonun arka planında aktivistler, Filistin'in nehirden denize özgürlüğü çağrısında bulunan sloganlar attı.

Bir grup İsrailli film yapımcısı, festivalin sanat yönetmeninin görevden alınmasını talep ederken, "onun, protestoya katılanları alkışladığını ve bunu önlemek veya durdurmak için inisiyatif almadığını" iddia ederek, davranışını kınayan bir dilekçe imzaladılar. 

Yerel sunum

Savaşın ağırlığı, tırmanması, İsraillilerin uluslararası festival ve sergilere katılımı üzerindeki etkisi ve birçok kişinin eserlerini uluslararası yarışmalarda sunma konusundaki isteksizliği, İsrail içindeki önemli performansların sınırlandırılmasına yol açtı.

Öyle ki İsrail Uluslararası Çağdaş Sanat Festivali, bu yılki performanslarının yalnızca yerel kapsamla sınırlı olacağını duyurdu. Çünkü İsrail ordusunun Gazze'deki hastaneler gibi hassas çatışma bölgelerindeki varlığı, uluslararası sanatçıların katılmaya davet edilmesini zorlaştırıyor. 

Festival direktörü Itay Monter, Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada "Gösteri sanatları, dışavurumcu dans, müzik, tiyatro, oyunculuk ve performans alanlarındaki katılımcıların yaklaşık yüzde 90'ı, çalışmalarını etkinliklere uyacak şekilde uyarlamayı reddetti" diyerek, katılımcıların yüzde 10'unun bu yıl festivale katılmama isteğini dile getirdiğini söyledi. 

Uluslararası sanatçıların İsrail sergilerine önem vermesine rağmen katılım konusundaki isteksizliğine dair endişeler çerçevesinde İsrail'in en önemli kültür kurumu ve dünyanın en önemli sanat ve antika müzelerinden biri olarak kabul edilen Kudüs'teki İsrail Müzesi, sergi programının iptal edilip alternatif planlar üzerinde çalışılabileceğinin sinyalini verdi.

Müzenin müdür yardımcısı Suzanne Landau, "Müze, bu sanat eserlerinin tehlikeye maruz kalmaması için savaş zamanlarında eserlerini ödünç vermeye hazır değil" dedi. 

Uluslararası şirketlerin saldırıya uğrama ve boykot edilme korkusu, İsraillilerle olan sözleşmelerinin kesilmesine veya iptal edilmesine katkıda bulundu.

Öyle ki Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsü (RMIT), İsrailli silah üretim şirketi Elbit System ile olan sözleşmesinin sona erdiğini duyurdu.

Bu karar, BDS'nin İsrail'i boykot etme ve tasfiye etme kampanyası uyarınca alındı. Ayrıca bu gelişme, 12'den fazla yüksek öğrenim kurumundaki 6 bin Filistinli üniversite profesörünü ve çalışanını temsil eden Filistin Üniversite Profesörleri ve Çalışanları Birlikleri Federasyonu (PFUUPE) tarafından başlatılan enstitü üzerindeki ciddi baskının ardından yaşandı. 

BDS hareketinin önemli bir parçası olan Filistin İsrail'e Akademik ve Kültürel Boykot Kampanyası (PACBI), küresel çaptaki dayanışma hareketleriyle ortaklaşa şekilde yıllardır sürdürdüğü kampanyasının Alman spor giyim şirketi Puma'ya karşı zaferini de duyurdu.

Öyle ki birkaç gün önce şirket İsrail Futbol Federasyonu ile olan sözleşmesini feshetti.

BDS'nin kurucularından biri olan Ömer Bergusi, kampanyanın 1948 Nekbe'den bu yana var olan apartheid ve yerleşimci-sömürgeci bir rejim olarak İsrail'e ve onun suçlarına ortak olan tüm kurumlarına karşı boykot çağrısında bulunduğunu ve bu rejimi destekleyen tüm baskı gruplarının hiçbir kimseyi kimliğinden dolayı boykot etmediğini söyledi. 

Derin izolasyon

İsrail'de yayımlanan haberlere göre İsraillilerin yaklaşmakta olan uluslararası festival ve gösterilere katılımının kısıtlanması ve yasaklanması ve birçok sanatçı, araştırmacı ve öğrencinin antisemitizmin bazı Batı ülkelerine yayılması bahanesiyle seyahat etmekten korkması, İsrail'de kültürel, bilimsel ve akademik düzeylerde ciddi sonuçlar doğuracak.

Nitekim Tel Aviv Üniversitesi tarafından yakın zamanda yapılan bir anket de İsraillilerin yalnızca yüzde 10'unun İsrail ordusunun çok fazla ateş gücü kullandığına inandığını gösterdi.

İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün yaptığı bir ankete göre İsraillilerin dörtte üçü, Filistinli sivil kayıplarını azaltmak veya uluslararası baskıyı hafifletmek için saldırının herhangi bir değişiklik yapılmadan devam etmesi gerektiğini söyledi.

Enstitü araştırmacılarından Tamar Herman, "Filistinli kurbanlara ilişkin görüşler İsrail'in siyasi eğilimlerine göre farklılık gösterse de bazı insanlar, sivil kayıplarının gelecekteki güvenlik karşılığında kabul edilebilir bir bedel olduğunu düşünüyor" dedi.

Herman, "İnsanlar daha fazla askerin ölümünü kabul etmeye hazır" şeklinde konuştu. 

İsrail'in Rusya'nın iki yıl önce Ukrayna ile devam eden savaşı nedeniyle maruz kaldığı boykot deneyimine benzer bir boykot deneyimi yaşama korkusu artarken, İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen, ülkesinin uluslararası destek olsa da olmasa da Hamas'a karşı mücadeleye devam edeceğini açıkladı.

İsrailli yetkili, dünya çapında Gazze sakinlerine insani yardım konusunda seslerin yükseldiğini ve daha fazla sivil kaybının önlenmesi çağrısında bulunduğunu kabul etti, ancak İsrail'in Hamas'ı ortadan kaldırma hedefi doğrultusunda hâlâ önemli bir uluslararası destek aldığına dikkati çekti.

Cohen ayrıca, "Bu savaşın en önemli ve temel amacı budur" dedi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Refah Sınır Kapısı’nın açılışı beklenirken, işleyişiyle ilgili belirsizlikler devam ediyor

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın açılışı beklenirken, işleyişiyle ilgili belirsizlikler devam ediyor

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının önündeki engel, İsrail’in son cesedin kalıntılarını bulmasının ardından aşıldı. Ancak kapının çalışma mekanizmasına ilişkin Mısır ile İsrail arasında istişareler sürüyor. Kapının yarın (cuma) ya da en geç pazar günü yeniden faaliyete geçmesi bekleniyor.

Mısırlı ve Filistinli iki bilgi sahibi kaynak, dün Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sınır kapısının yakın zamanda açılmasına yönelik dikkat çekici bir beklenti olduğunu, nihai çalışma usullerinin ise önümüzdeki saatlerde Mısır-İsrail arasındaki mutabakatlarla belirleneceğini ifade etti.

Mısırlı kaynak, sınır kapısının işleyiş mekanizmasına dair Mısır, ABD ve İsrail arasında istişareler yürütüldüğünü belirterek, İsrail’in özellikle Gazze Şeridi’ne giriş mekanizması konusunda engeller koymasının beklendiğini, zira Tel Aviv’in yalnızca tehcir seçeneğini istediğini, buna karşılık Mısır’ın yaralıları ve ailelerini acil ve geçici olarak kabul etmeye hazır olduğunu söyledi.

Aynı kaynak, İsrail’in güvenlik gerekçeleriyle sınır kapısında karmaşık ve sıkı prosedürler uygulamasının da beklendiğini, kapının yalnızca bireylerin geçişine tahsis edileceğini kaydetti. Kahire’nin tutumunun ise sahadaki fiili duruma ve İsrail tarafından engellerle karşılaşılıp karşılaşılmayacağına göre şekilleneceğini belirtti.

Filistinli kaynak da sınır kapısının açılma tarihinin artık yakın olduğunu ifade ederek, bu konuda bir görüş ayrılığı bulunmadığını, özellikle Mısır ile İsrail arasında süren düzenleme ve mutabakatların beklendiğini söyledi. Kaynak, çalışma mekanizmasının ise henüz netlik kazanmadığını, ancak kapının 2005 Anlaşması uyarınca Avrupa denetiminde ve Filistin Yönetimi’nin katılımıyla işletileceğinin bilindiğini kaydetti.

Kaynak, belirsizliğin nedenini, geçmişte sınır kapısından Hamas’a bağlı İçişleri biriminin sorumlu olmasına bağlayarak, İsrail’in şu aşamada isim listelerini önceden teslim alıp incelemede ısrar ettiğini, Gazze Şeridi’nden çıkışlarda görece esneklik, bölgeye girişlerde ise sıkı denetimler uygulanmasını istediğini aktardı. Kahire’nin Washington ve Tel Aviv ile mutabakata varması halinde dahi, asıl belirleyici unsurun sahadaki uygulama olacağını vurgulayan kaynak, İsrail’in olası sıkılaştırmaları ve engellerine yönelik endişelere dikkat çekti.

Öte yandan, Refah Sınır Kapısı’nın açılma tarihi ve çalışma usulleri İsrail medyasında da kesinlik kazanmış görünmüyor. İsrail’in Haaretz gazetesi, güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması için hazırlıklarını tamamladığını bildirdi. Gazete, Avrupalı bir diplomata atıfla, Refah’tan geçişine izin verilecek Filistinlilerin sayısının hâlâ İsrail ile Mısır arasında müzakere edildiğini aktardı. İsrail merkezli Walla haber sitesi ise sınır kapısının pazar günü açılmasının mümkün olabileceğini yazdı.

defrgty6
Han Yunus'ta İsrail ordusu tarafından yıkılan binaların enkazı arasında top oynayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

İsrail Ordu Radyosu, Refah Sınır Kapısı’nda uygulanması planlanan yeni çalışma mekanizmasına ilişkin olarak, Gazze Şeridi’ne giriş ve çıkışların öncelikle Mısır’ın onayını gerektireceğini, ardından isim listelerinin İsrail’e iletilerek onay alınacağını bildirdi.

Haberde, sınır kapısı içinde bir İsrailli güvenlik görevlisinin, Gazze Şeridi’nden Mısır topraklarına geçiş yapanları gözetlemekle görevli olacağı, bölgeden çıkan kişilerin doğrudan fiziki aramaya tabi tutulmayacağı ancak güvenlik denetimi altında geçiş yapacakları ifade edildi.

Geçiş mekanizmasına ilişkin rakamlar ise çelişkili. Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre, Gazze Şeridi’ne günlük yaklaşık 150 kişinin girişine izin verilmesi, daha fazla sayıda kişinin ise bölgeden çıkış yapabilmesi öngörülüyor. Diğer sızıntılarda ise İsrail’in, sınır kapısının açılmasının ilk aşamasında Gazze Şeridi’ne döneceklerin sayısını günlük 50 kişiyle sınırlamayı planladığı belirtiliyor. Bu konunun, bugün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun üst düzey güvenlik yetkilileriyle yapacağı ve Gazze’deki yeni düzenlemelerin ele alınacağı güvenlik toplantısında netleşmesi bekleniyor.

Netanyahu’nun ofisi, geçtiğimiz pazar günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde kalan son İsrailli rehinenin cesedinin yerinin tespit edilmesine yönelik operasyonun tamamlanmasının ardından, Refah Sınır Kapısı’nın yalnızca bireylerin geçişi için yeniden açılacağını duyurmuştu. İsrail ordusu, açıklamadan saatler sonra söz konusu cesede ulaşıldığını bildirmişti.

Netanyahu dün, pazartesi günü cesedi İsrail’e getirilen Ran Gvili’nin cenaze törenine katılanlara hitaben yaptığı konuşmada, “Görevlerimizi tamamlamaya kararlıyız: Hamas’ı silahsızlandırmak ve Gazze Şeridi’ni silahsız bir bölge haline getirmek. Bunu başaracağız. Düşmanlarımız bilsin ki İsrail’e el kaldıran herkes çok ağır bir bedel ödeyecektir” dedi.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab ise Netanyahu’nun meydan okuyan söylemlerinin ötesinde, Mayıs 2024’ten bu yana kontrolü altında tuttuğu Refah Sınır Kapısı’nı açmaktan başka bir seçeneği bulunmadığını savundu. Rakab, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin son açıklamaların ve benzeri çıkışların, sınır kapısının açılmasının uygulanmasını bekleyen tabloyu karmaşıklaştırmaya yönelik olduğunu belirtti. Rakab, söz konusu açılışın, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.


Şara ve Putin ikili ilişkileri güçlendirecek

Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
TT

Şara ve Putin ikili ilişkileri güçlendirecek

Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında dün Moskova'da gerçekleşen, üç ay içinde ikinci kez yapılan görüşme, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kurma arzusunu yansıtıyor.

Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin "Başkan Şara'nın kişisel çabaları sayesinde somut ilerleme kaydettiğini" söyledi. Putin Şara'ya hitaben, "Yeniden yapılanma ve rehabilitasyon konusunda yapılacak çok iş olduğunu biliyorum... ve inşaat sektörü de dahil olmak üzere ekonomik kurumlarımız bu ortak çabaya tamamen hazır" dedi.

El-Şara ise Suriye'nin "geçtiğimiz yıl birçok aşama ve engeli aştığını, bunların en sonuncusunun da Suriye topraklarının birleştirilmesi sorunu olduğunu" söyledi. "Şam, bölgedeki yıkım halinden istikrar ve barışa geçişe bel bağlıyor" ifadesini kullandı.

İki cumhurbaşkanı yeniden yapılanma ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki durumu görüşürken, görüşmenin açık bölümünde potansiyel olarak tartışmalı olabilecek noktalara değinmekten kaçındılar. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu noktalar arasında Suriye'deki Rus askeri üslerinin akıbeti veya Suriye kıyılarındaki durum yer alıyor; zira Rus topraklarında bulunan eski rejimin bazı kalıntılarının bölgedeki durumu alevlendirmeye çalıştığı yönünde suçlamalar da mevcut.


Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"
TT

Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"

İsrail dün Batı Şeria'daki saldırılarını artırarak, iki yıl boyunca kuzeye yoğunlaştırdığı saldırılarını Batı Şeria'nın orta ve güney kesimlerine de genişletti.

BM İnsan Hakları Ofisi dün, yerleşimcilerin, İsrail güvenlik güçlerinin desteği ve katılımıyla Filistinlilerin geniş bölgelerden zorla göç ettirilmesine yol açtığını ve bunun "savaş suçu teşkil ettiğini" belirterek uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi Direktörü Ajith Sunghay, “İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi bir savaş suçudur ve insanlığa karşı suç teşkil edebilir” dedi.

Bu arada, Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD de dahil olmak üzere arabulucular aracılığıyla Refah sınır kapısının bu hafta içinde açılacağına dair güvenceler aldıklarını ve bugünün (Perşembe) en muhtemel tarih olduğunu vurguladı.

Ancak İsrail'deki haberler açılış tarihi konusunda çelişkili; İsrail Yayın Kurumu bugün açılacağını doğrularken, Walla web sitesi açılışın önümüzdeki pazar günü gerçekleşeceğini belirtti.