Gazze… Otizm ve özel vakalar yerinden edilmişlerin sefaletini artırıyor

Aliaa Abou Khaddour
Aliaa Abou Khaddour
TT

Gazze… Otizm ve özel vakalar yerinden edilmişlerin sefaletini artırıyor

Aliaa Abou Khaddour
Aliaa Abou Khaddour

Salim er-Rayes

İsrail ordusu, 7 Ekim’de başlayan ve hala devam eden savaşın sekizinci gününde 1 milyon 300 binden fazla Gazzeliyi kuzeyden kaçmaya zorladı. İsrail’in talimatlarında sağlık durumları açısından engelliler, otizmliler ve hatta aileleri ve nasıl güvenli bir şekilde hareket edebilecekleri dikkate alınmıyordu. Bu sağlık koşulları, bazı vatandaşları hareket etmemek ve kurtuluş anını beklemek zorunda bıraktı.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, eşi ve en büyüğü doğduğundan beri otizm ve diğer sağlık sorunlarından mustarip olan 14 yaşındaki Hüseyin olmak üzere 5 çocuğuyla birlikte yaşayan anne Fatıma Eyüb, hareketini ve davranışlarını kontrol edemediği çocuğunun hayatından endişe ettiği için ailesiyle birlikte hâlâ yaşadığı evinden kaçamadı.

37 yaşındaki anne, çaresiz kaldığını ve birincisi, otizme ek olarak hiperaktivite ve zihinsel engelli olan hasta çocuğu (ki bu durum, onun sokaklarda dolaşmasını oldukça zorlaştırıyor) ve ikincisi diğer dört çocuğu ve onların evde ölüme maruz kalma riski olmak üzere iki ateş arasında kaldığını hissediyor. Fatıma Eyüb, yaptığı açıklamada “Babaları ve ben bu konuyu çok tartıştık. Ne olursa olsun hareket etmemeye karar verene kadar, yerlerinden edildikten sonra akrabalarıma yol durumunu sorup durdum” dedi.

Eyüb, korkusunun Selahaddin Caddesi’nde İsrail ordusunun ve tanklarının varlığını öğrenmesinin ardından, konuşmayan ve tehlikeyi fark edemeyen çocuğunun yolda hareketlerini kontrol edememesinden kaynaklandığını dile getirdi. Selahaddin Caddesi, işgal ordusunun kuzeyden yerinden edilenlerin Gazze şehirlerine ve Şerid’in güneyindeki kamplara geçişi için belirlediği tek yol.

İsrail ordusunun talimatları engellileri, otizmlileri ve hatta ailelerini ve güvenli bir şekilde nasıl hareket edebileceklerini dikkate almıyordu.

Doğduğundan beri çeşitli hastalıklara yakalanan Hüseyin’in iri vücudu, onu gerçek yaşından daha büyük gösteriyor. İri yapılı olması, ebeveynlerinin onu kontrol etmesini zorlaştırıyor. Ayrıca savaş ve yaşadıkları bölgede tüm sağlık ve tıbbi hizmetlerin durdurulması nedeniyle aile, sürekli ve belirli zamanlarda alması gereken ilaç ve sakinleştiricileri kendisine sağlayamıyor. Bu da Hüseyin ile baş etmeyi daha da zorlaştırıyor.

Anne, “Selahaddin Caddesi’nde tankların arasında yürümekten korkuyorduk. Çünkü duygularını kontrol edemiyoruz. Bizden kaçarsa işgal güçleri onu öldürecek. Yaşamak için oğlumu feda etmek istemiyorum” dedi. Yerleşim bölgelerindeki iletişim kulelerinin bombalanması ve yaygın keşif uçaklarının iletişim kalitesini olumsuz etkilemesi sonucu zayıf iletişim ağları nedeniyle Fatıma Eyüb, aralıklı bir telefon görüşmesi yoluyla zorlukla konuşmaya devam etti.

Filistin Merkez İstatistik Bürosu’nun yayınladığı son verilere göre resmi istatistikler, Gazze Şeridi’nde uzmanlaşmış sağlık, tıbbi ve psikolojik hizmetlerin yokluğunda bin 500 Gazzeli çocuğun otizmden mustarip olduğunu gösteriyor. Hüseyin, yerleşim bölgesi işgal güçleri tarafından kuşatılan ve günlerce kapalı askeri bölge olarak değerlendirilen bölgelerdeki çocuklardan biri. Tank top atışları evleri, sokakları ve altyapıyı hedef alırken, sivil savunma ve ambulans hizmetlerinin Cibaliye kampına ulaşamaması nedeniyle çok sayıda ölü ve yaralı bu bölgelerde kaldı.

Eyüb, aileyi evde kalmaya zorlayan tüm karmaşa ve krizlerin yanı sıra, konserve ürünler, sebzeler ve su da dahil olmak üzere temel gıda malzemelerinin akut yetersizliği nedeniyle çocuklarına yiyecek sağlayamadıklarını belirtti. Bu da sivillerle Filistinli savaşçılar arasında ayrım yapmayan İsrail kuşatması ve bombardımanı sırasında dayanma yeteneklerini tehdit edebilecek daha büyük zorluklar doğuruyor.

Eyüb ailesinin aksine Raşa Saadettin ailesi ise İsrail’in güneye gitmeleri yönündeki ilk uyarısının ardından erkenden Gazze Şehri’nden orta bölgeye kaçmaya karar verdi. Doğduğundan beri hareket kabiliyeti kısıtlı olduğu ve tekerlekli sandalye ve yardımcı cihazlar kullanmak zorunda kaldığı için ailesi, daha sonra araba ile hareket edemeyecekleri düşüncesiyle bu kararı aldı.

Filistin Merkez İstatistik Bürosu’nun yayınladığı son verilere göre resmi istatistikler, bin 500 Gazzeli çocuğun otizmden mustarip olduğunu gösteriyor.

Saadettin (38 yaşında), şeker hastalığının yanı sıra doğumda oksijen eksikliği nedeniyle kısmi beyin felci ve hareket edememe sorunu yaşıyor. Ortaokula kadar Bedensel Engelliler Derneği’nde okudu, ancak ortaokulların hareket engelli bireylere yönelik hazırlanmaması nedeniyle eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Daha sonra hayatının işi haline gelen Filistin tarım nakışlarını öğrenmek için yerel bir derneğe katıldı.

Aile, İsrail’in Gazze’ye karadan saldırısı öncesindeki tehditlerinin ardından savaşın sekizinci gününde yerinden edilmişti. Ancak yerinden edilmişler, savaşın ikinci gününde yanlarındaki evin bombalandığı ve maddi hasara uğradığı barınma merkezinden göç ettirildiler. Bu durum onları buradan ayrılmaya ve yerinden edilmiş insanlar için barınak olarak kullanılan yakındaki bir okula taşınmaya zorladı. Saadettin, “Dört yolcu alabilecek küçük bir arabada yaklaşık 16 kişiydik. Selahaddin Yolu, kapatılmadan önce arabalara açıktı ve Gazze Şeridi’nin ortasındaki Nuseyrat mülteci kampındaki bir sığınağa ulaştık” dedi.

Yanlarındaki evin bombalanması nedeniyle Saadettin, tekerlekli sandalyesini ve hareket etmesine yardım eden diğer araçları kaybetti ve onlarsız hareket etmek zorunda kaldı. Ailesiyle birlikte ‘kendi durumuna uygun olmayan’ olarak nitelendirdiği bir yerinden edilme merkezine geldi. Ancak tekrar taşınmak ve kamp içinde engellileri kabul eden ikinci bir merkeze sığınmak zorunda kaldı. Ama orada da birçok sorunla karşılaştı.

Aile, öğrencilerin boş zamanlarını ve okul saatleri arasındaki ders molalarını değerlendirebilmeleri için hazırlanan okul bahçesinin bir kısmını geçici evleri olarak kabul etti. Ancak bu durum, ona beklemediği yükleri ve fiziksel acıları getirdi. Saadettin, “Kardeşim, sağlık durumumu dikkate alarak, beni ve ailemi bilim laboratuvarına kabul edene kadar barınma merkezinin sorumlusuyla konuştu” dedi.

Gazze Şeridi’nde engelli sayısı 55 binin üzerinde olup, engellilerin motor, işitsel ve görsel engelleri bulunuyor.

Savaş ve yerinden edilme zamanlarındaki adıyla okul veya barınma merkezine, çocukları çeşitli engellilik durumlarından mustarip olan çok sayıda başka aile de kabul edildi. Bu çerçevede Saadettin ailesi, toplam 192 bireyden oluşan 26 aileyi barındıran bilimsel laboratuvardaki ailelere dahil oldu. Burada aileler, mevcut eski kumaş parçalarıyla barınıyor.

Filistin Merkezi İstatistik Bürosu’nun 2023 yılı son istatistiklerine göre Gazze Şeridi’ndeki engelli sayısı 55 binin üzerinde olup, engellilerin motor, işitsel ve görsel engelleri farklılık gösteriyor. Savaşın başlamasından bu yana yarım milyondan fazla Gazzeli, kuzey Gazze Şeridi’nden orta bölgeye ve güney Gazze’ye doğru yerlerinden edildi.

Al-Majalla’ya konuşan Saadettin, engelliler için tasarlanmış ve hazırlanmış banyoların barınma merkezi içinde aşırı kalabalıklar tarafından kullanılması nedeniyle kendini rahatlatmakta yaşadığı krize değindi. Bu banyolar, durumuna uygun aletlere ve temiz bir yere ihtiyaç duyan bir kız çocuğu olarak artık ona uygun değil. Ayrıca merkez içinde hareket edebileceği uygun bir tekerlekli sandalyeye de ihtiyacı var. Raşa Saadettin, “Hayalim evime, savaşların, krizlerin, barınma merkezlerinin, yerinden edilme merkezlerinin olmadığı normal hayatımıza dönmek” dedi.

*Bu makale Şarku’l Avsat Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Ortadoğu’daki savaşın yansımalarını görüşmek ve Tahran’a bağlı silahlı grupların liderleri ile temaslarda bulunmak üzere Bağdat’ı ziyaret etti. Iraklı bir yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada ziyareti doğruladı.

Kaani’nin ayrıca, Nuri el-Maliki’nin yeniden göreve gelme ihtimalinin zayıflamasının ardından, Irak’ta başbakan adayının belirlenmesi sürecinde yaşanan ‘siyasi tıkanıklık krizini’ de ele alacağı belirtildi.

Söz konusu ziyaret, İran ile ABD-İsrail arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta sürmesi öngörülen ateşkesin ardından Kaani’nin kamuoyuna yansıyan ilk yurt dışı ziyareti oldu.

Bağdat yönetimi, uzun süredir dış politikasında etkili olan iki rakip güç (İran ile ABD) arasında denge kurmaya çalışıyor.

40 günden uzun süren savaşın etkilerinden Irak da kaçınamadı. Bu süreçte, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran’a yakın silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen saldırıların hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Kaani’nin, Bağdat’ta ‘siyasi güçlerin liderleri ve bazı silahlı grup komutanlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirmeye başladığı’ bildirildi. Üst düzey bir Iraklı yetkili, temaslarda ‘bölgesel gerilimin düşürülmesi ve bunun Irak’a yansımalarının’ ele alındığını aktardı.

Yetkili, İran heyetinin ayrıca ‘Irak içinde Tahran’a yakın gruplar arasında tutum birliği sağlanması ve durumun Irak ile bölgede güvenlik açısından tırmanmaya sürüklenmemesini garanti altına alma’ hedefi taşıdığını ifade etti.

Ziyaret, İran’a yakın etkili bir silahlı gruptan bir kaynak ile Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın iki kaynak tarafından da doğrulandı. Söz konusu ittifak, parlamentodaki en büyük blok konumunda bulunuyor ve Tahran’a yakın Şii partilerden oluşuyor.

Kaani, DMO bünyesinde dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün başında bulunuyor. Kaani, görevi devraldığı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak’a birçok kez ziyaret gerçekleştirdi. Ancak bu tür ziyaretler nadiren kamuoyuna açıklanıyor.

Iraklı yetkili, mevcut ziyaretin aynı zamanda ‘Iraklı taraflar arasında uzlaşı sürecini desteklemeye ve görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik yoğun İran diplomatik trafiğinin bir parçası’ olduğunu, özellikle hükümetin kurulması ve güç dengeleri konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi, ocak ayında Nuri el-Maliki’yi, seçimlerin ardından başbakanlık için Muhammed Şiya es-Sudani’nin yerine aday göstermişti. Ancak ABD’nin Maliki’nin yeniden göreve gelmesi halinde Bağdat yönetimine desteği kesme tehdidinde bulunması, Irak siyasetinde belirsizliğe yol açtı.

Iraklı siyasi kaynaklar, pazartesi günü AFP’ye yaptıkları açıklamada, Maliki’nin 2006-2014 yılları arasında iki dönem yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönme ihtimalinin zayıfladığını belirtti.

Irak parlamentosu, 11 Nisan’da Nizar Amidi’yi cumhurbaşkanı olarak seçti. Anayasaya göre Amidi’nin, seçilmesinden itibaren 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilen adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi gerekiyor.


Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
TT

Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)

Filistinli lider Mervan Barguti (67), tutuklanmasının üzerinden 24 yıl geçmesine ve bu sürenin önemli bir bölümünü dar hücrelerde tecrit altında geçirmesine rağmen, Filistin sahnesindeki varlığını koruyor. Barguti, karar alma mekanizmalarında yer alan diğer isimlerin sembolik ağırlığını aşarak etkisini sürdürürken, geçmiş yıllarda Fetih Hareketi içindeki seçimlerde de birçok ismin önüne geçti. Gözler, önümüzdeki ay yapılması planlanan hareketin sekizinci kongresine çevrildi.

Tutuklanmadan önce Filistin lideri Yaser Arafat’a yakınlığıyla bilinen Barguti, Fetih hareketi içinde “Arafatçı” olarak tanınıyor. Bu durum, hareket içinde ona güçlü bir destek sağlarken, İsrail açısından ve Arafat çizgisine muhalif kesimler tarafından aleyhine değerlendiriliyor.

Fetih içinde geniş bir tanınırlığı olan Barguti, destekçileri tarafından Filistinlileri birleştirebilecek “kurtarıcı” biri olarak görülüyor. Hareketin sekizinci kongresi, Barguti’nin bu konumunu koruyup korumadığını veya Filistin yönetimi, Fetih ve genel siyasi dengelerde yaşanan büyük değişimlerin ardından etkisini hala sürdürüp sürdürmediğini ortaya çıkaracak.