Gazze’de ateşkes için Mısır'ın arabuluculuk çabaları sürüyor

Aruri suikastı sonrasındaki "karmaşıklıklara" rağmen Kahire’nin durmayacağına dair vurgulamalar

Filistinliler İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki kara saldırısından kaçarak Deyr el-Balah üzerinden güneye doğru ilerliyor (AP)
Filistinliler İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki kara saldırısından kaçarak Deyr el-Balah üzerinden güneye doğru ilerliyor (AP)
TT

Gazze’de ateşkes için Mısır'ın arabuluculuk çabaları sürüyor

Filistinliler İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki kara saldırısından kaçarak Deyr el-Balah üzerinden güneye doğru ilerliyor (AP)
Filistinliler İsrail'in Gazze Şeridi'nin merkezindeki kara saldırısından kaçarak Deyr el-Balah üzerinden güneye doğru ilerliyor (AP)

Mısır'ın Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanmasına yönelik arabuluculuk çabalarının, özellikle de geçen hafta Beyrut'ta Hamas lideri Salih el-Aruri'ye düzenlenen suikastın ardından karşılaştığı engellere rağmen, Kahire, ilgili tarafları dördüncü ayına giren ve benzeri görülmemiş bir insan kaybı ve kitlesel yıkıma yol açan Gazze'deki savaşı sona erdirecek “müzakere süreci” konusunda harekete geçmeye çağırıyor.

Mısır Devlet Enformasyon Servisi Başkanı Ziya Raşvan, ülkesinin siyasi arabuluculuk çabaları kapsamında Gazze'de ateşkes için 3 aşamadan oluşan bir çerçeve önerisi sunduğunu söyledi. Cuma akşamı televizyonda yayınlanan açıklamalarında, "Mısır'ın teklifinin, Kahire'de ilgili Filistinli taraflarla yapılan uzun görüşmelerin ardından doğrudan taraflara ve uluslararası ortaklara gönderildiğini" ifade etti.

Raşvan, el-Aruri suikastından bir gün öncesine kadar Mısır'ın herhangi bir ret ya da kabul yanıtı almadığına dikkat çekerek, “O dönemde Mısır'ın yorumu, red şeklinde yanıt vermemenin ciddi bir çalışma olduğu anlamına geldiği yönündeydi. Geçtiğimiz salı günü Salih el-Aruri'ye düzenlenen suikastın, Bab el-Mendeb'de de yaşanan gerilim, Irak ve Güney Lübnan'daki durum da dikkate alındığında, "İşlerin karmaşık hale geldiği görünüyor" dedi.

erthnt
İsrail'in cumartesi günü Han Yunus'ta bir eve düzenlediği bombalı saldırıda ölenlerin yakınları (EPA)

Mısır Devlet Enformasyon Servisi Başkanı şöyle devam etti: "Tarafların bu öneri dışında başka konuları da ele aldığı görülüyor ancak şu ana kadar herhangi bir reddedilme olmadı. Bazı ülkelerden değişiklik geldi ancak resmi olarak Mısır’a iletilmedi." Raşvan, Mısır'ın teklifinin savaş sonrası Gazze'nin geleceği hakkında konuşulmadan ateşkesle sonuçlandığını kaydederek, bazı uluslararası medyada Mısır'ın İsrail suikastından sonra arabuluculuğu durdurduğu yönünde dolaşan haberlerin doğru olmadığını belirterek “en yaygın konuşulan doğru değil” dedi.

Müzakere süreci dışında alternatif yol yok

Geçen hafta, İsrail Yayın Kuruluşu "Mekan", Mısır'ın, el-Aruri suikastına yanıt olarak İsrail hükümetine İsrail ile Filistinli gruplar arasındaki arabuluculuk katılımını dondurması konusunda bilgi verdiğini bildirdi, ancak üst düzey bir Mısırlı kaynak, çarşamba günü Mısır medyasında yer alan "Gazze Şeridi'ndeki krizi çözmek için müzakere dışında alternatif başka yol yok" yönündeki açıklamalarda, Mısır'ın arabuluculuk yapmaması halinde krizin ciddiyetinin herkesin tahminlerinin ötesinde artabileceği ve daha da kötüleşebileceğini ifade etti.

Geçtiğimiz ay Kahire, Hamas ve İslami Cihad hareketlerinden heyetlere ev sahipliği yaptı ve Hamas siyasi bürosu başkanı İsmail Haniye ve İslami Cihad hareketi Genel Sekreteri Ziyad el-Nehale, savaşın durdurulması için Mısır’ın önerileri çerçevesinde Mısırlı yetkililerle görüşmelerde bulundu. Savaşı durdurma önerisi Kahire ayrıca, Mısır'ın önerisinin bazı koşullarını tartışmak üzere Filistin istihbaratının başkanı Macid Farac'ı da ayrı bir ziyarette kabul etti.

dsefved
İsrail'in Batı Şeria'daki Nur Şems mülteci kampına daha önce düzenlediği askeri operasyon (EPA)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin İsrail uzmanı Said Ukkaşe ise, Şarku’l-Avsat'a yaptığı açıklamada, Mısır-Katar arabuluculuk çabalarının karşılaştığı zorlukların "oldu bitti"yi temsil ettiğini ifade ederek el-Aruri suikastının ve İsrail hükümetinin yaşadığı derin bölünmüşlük durumunun mevcut duruma olumsuz etkisine dikkat çekti.

Ancak Ukkaşe, bu zorlukların "uzun sürmeyeceğine" inandığını ve Mısır arabuluculuğunun devamına ilişkin bir talep ve aciliyet olarak tanımladığı şeyin, tüm tarafları mevcut çıkmazdan kurtarmak için önemli bir öneriyi temsil ettiğini vurguladı. Mısır'ın arabulucu olmamasının alternatifi ise İsrail savaş hükümetinin, tutuklulara ulaşmak amacıyla Gazze Şeridi sakinlerine yönelik şiddet oranlarını iki katına çıkarma eğilimine ek olarak, zafer olarak tanımlanabilecek bir şeyi gerçekleştirmek için gerilimi çeşitli düzeylerde daha fazla tırmandırması olacaktır.

drfbtnhr
İsrail ile Gazze sınırı yakınında faaliyet gösteren bir İsrail tankı (Reuters)

Mısır'ın Gazze Şeridi'ndeki arabuluculuk çabalarının durdurulmaması yönündeki vurgusu, İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant'ın İsrail hükümetinin henüz benimsemediği bir plan önerisi ve ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’in Orta Doğu turuyla aynı zamana denk geldi. Plan, İsrail’in Gazze üzerinde güvenlik kontrolünü sürdüreceğini, henüz belirli olmayan bir Filistin heyetinin Gazze’yi İsrail rehberliği altında yöneteceğini, ABD, Avrupa Birliği ve bölgesel ortakların Gazze Şeridi’nin yeniden inşa sorumluluğunu üstleneceğini şart koşuyor.

Galant Planı

Gallant planına göre, İsrail'in Gazze'ye saldırısı, Hamas esirleri serbest bırakıncaya, hareketin askeri ve hükümet kabiliyetleri ortadan kaldırılıncaya kadar devam edecekti. Gallant'ın ana hatlarını çizdiği plan, Amerika'nın, birleşme sonrasında Batı Şeria ile birlikte Gazze'yi yönetecek Filistin Otoritesini yeniden canlandırmaya ve bağımsız bir Filistin devleti kurmak için müzakerelere başlama çağrılarından farklı.

Uluslararası İlişkiler uzmanı ve Filistinli siyasetçi Prof. Dr. Usame Şa’s, İsrail'in Gazze Şeridi'nin geleceğine ilişkin önerdiği her şeyin "kendisini ilgilendiren bir mesele" olduğunu söyleyerek, Filistinlilerin kendi işlerini yönetmekten dışlanması tehlikesine dikkat çekti. Şa’s, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, "Mısır'ın Gazze Şeridi'ndeki ateşkesle ilgili çabalarını sürdürmesinin ve Filistinlilerle bölgesel uzlaşmayı ifade eden vizyonlar sunmasının önemini" vurguladı ve “İsrail ve Amerikan düşüncelerini ifade eden şeyleri sunması için arenayı boş bırakmamalı. Çıkarları olan ve Filistinlilerin çıkarlarıyla bağdaşmayan bir şey. Çatışmaya çözüm getirmeyecek, aksine daha da kötüleşmesine ve Filistin halkının meşru haklarının daha fazla israfına yol açacak bir şey” dedi.

İngiliz The Guardian gazetesinin bir analizine göre, ABD Dışişleri Bakanı'nın bir sonraki İsrail ziyaretinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan Gazze'deki sivilleri korumak için daha fazla çaba göstermesini ve Gazze Şeridi’ne daha fazla yardımın ulaşmasını, ABD'nin “kışkırtıcı ve sorumsuz” olarak tanımlayıp kınadığı "Filistinlilerin kitlesel olarak yerinden edilmesi" çağrısında bulunan sağcı bakanların dizginlemesini isteyeceği bekleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Blinken'ın 7 Ekim'den bu yana bölgedeki dördüncüsü olan turu, İsrail'in yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Batı Şeria, Türkiye ve Yunanistan'ı da kapsıyor.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.