Egemenlik haklarını savunan Yemen, gerilimin artmasından Husileri sorumlu tutuyor

İntikam sözü veren Husiler, Kızıldeniz'deki gemileri tehdit etmeye devam ediyor. (AFP)
İntikam sözü veren Husiler, Kızıldeniz'deki gemileri tehdit etmeye devam ediyor. (AFP)
TT

Egemenlik haklarını savunan Yemen, gerilimin artmasından Husileri sorumlu tutuyor

İntikam sözü veren Husiler, Kızıldeniz'deki gemileri tehdit etmeye devam ediyor. (AFP)
İntikam sözü veren Husiler, Kızıldeniz'deki gemileri tehdit etmeye devam ediyor. (AFP)

Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti, ülkeyi bir ‘propaganda çatışma alanına’ dönüştürmekten tamamen Husileri sorumlu tuttu. Yemenlilerin ABD öncülüğündeki koalisyonun beş kentte çok sayıda Husi askeri bölgesine düzenlediği saldırılara yönelik tepkileri ise farklılık gösterdi.

Bazı Yemenliler söz konusu saldırıları kınayıp ulusal egemenliğin ihlali olarak değerlendirirken, bazıları da Kızıldeniz'in askerîleştirilmesinden Husileri sorumlu tuttu.

Hükümet yaptığı açıklamada, ‘ülkede ve Kızıldeniz'in güneyindeki askeri tırmanışı büyük endişeyle takip ettiğini’ bildirdi. Bunlardan en sonuncusu, İran rejiminin emirlerine bağlı ve onun bölgedeki projesine Yemen halkının çıkarları pahasına hizmet etmekte olan Husi milislerinin Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı'nda uluslararası seyrüsefer güvenliğini ve emniyetini hedef almaya ve tehdit etmeye devam etmesine yanıt olarak gerçekleştirilen askeri operasyondu.

Husiler, saldırılar sonucunda beş militanın öldürüldüğünü, altı militanın da yaralandığını açıkladı. (EPA)
Husiler, saldırılar sonucunda beş militanın öldürüldüğünü, altı militanın da yaralandığını açıkladı. (EPA)

Yemen hükümeti, işgal altındaki Filistin'i desteklemekle gerçek bir bağlantısı olmayan ve ‘yanıltıcı’ olarak nitelendirdiği iddialarla, Husileri propaganda amacıyla ülkeyi askeri bir çatışma alanına sürüklemekten sorumlu tutuyor. Hükümet ayrıca, Kızıldeniz'in güvenliğini ve bunun sonucunda bölge ve dünya için istikrarı artırma hakkına sahip olduğunu ve bu gerilime yanıt vermenin en iyi yolunun ancak meşru devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesiyle sağlanabileceğini belirtti.

Hükümet açıklamasında uluslararası toplumun Yemen'deki duruma yönelik bazı politikaları eleştirildi. Bu politikaların Husi milislerin hayatta kalmasına ve kontrolünün güçlenmesine katkıda bulunduğu ve onları bugün tüm dünyanın güvenliği ve istikrarına tehdit oluşturan daha düşmanca eylemlerde bulunmaya teşvik ettiği ifade edildi.

Husi grubu, liderinin emirlerine yanıt olarak dün (cuma) binlerce takipçisini harekete geçirdi. (EPA)
Husi grubu, liderinin emirlerine yanıt olarak dün (cuma) binlerce takipçisini harekete geçirdi. (EPA)

Yemen hükümeti, haklı Filistin davasına ilişkin sağlam ve ilkeli tutumunu, işgal altındaki topraklardaki acımasız İsrail saldırganlığının durdurulması ve Filistin halkına hızla insani yardım ulaştırılması talebini yineledi. Devam eden saldırganlığın yankıları ve bunun uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki tehlikeli yansımaları konusunda uyardı.

Farklı pozisyonlar

Yemen’de askeri operasyona ilişkin resmi olmayan tepkilerse farklılık gösterdi. Yemenli yazar ve araştırmacı Hamdan el-Ali, yaşananlardan Husileri sorumlu tuttu. Husilerin, 20 yılı aşkın süredir Yemenlileri ABD ajanı olarak nitelendirerek sokaklarda öldürdüklerini söyledi. Onları ABD'yle savaşma bahanesiyle Yemen'i yok etmekle suçladı.

El-Ali, Husilerden, eğer dürüstlerse, silahlarını Yemenlilerin göğüslerinden ve başlarından kaldırarak düşmana doğru yöneltmelerini istedi. “Sizin samimiyetinizi ve düşmanınızla savaşma arzunuzu kabul etsek bile, karasularımızda bulunan bir ABD savaş gemisinde sinek bile öldürmeyen havai fişeklerle bu başarılamaz” diyen el-Ali, Husilerin bağırmaktan, Yemenlileri öldürmekten ve paralarını çalmaktan başka hiçbir şeyde iyi olmadıklarını ifade etti.

Gazeteci Nesim el-Beini ise Yemen'i uluslararası bir savaşa sürüklemekten Husileri sorumlu tuttu. El-Beini, Yemen Başkanlık Konseyi'nin Kızıldeniz'deki ‘terörist saldırıların’ sonuçları ve yansımaları konusunda ‘defalarca’ uyarıda bulunduğunu ve bu eylemlerin dünyanın dikkatini İsrail'in Filistinlilere yönelik saldırılarından başka yöne çevirdiği yönündeki iddiasını hatırlattı.

Sana Araştırma Merkezi Başkanı Macid el-Mezheci, ABD-İngiliz saldırılarının Husilerin Kızıldeniz'de tehdit oluşturma yeteneğini zayıflatmayacağına, ancak bunun hesaplanmış bir caydırıcılık mesajı olduğuna inanıyor. Sonraki herhangi bir saldırının seviyesinin, gerçekleşmesi durumunda Husilerin tepkisiyle orantılı olacağını vurgulayan el-Mezheci, Husilerin tepkisine bağlı olarak saldırıların kapsam ve düzeyinin artacağını belirtti. El-Mezheci, Husilerin tepkisinin ‘görünüşe göre’ garanti olduğunu söyledi.

El-Mezheci, bu saldırıların Washington ve Londra'yı doğrudan Yemen denklemine sokmak anlamına geldiğini ifade etti. Onun tahminine göre bu durum önümüzdeki dönemde Yemen'in gidişatını hesapsız bir şekilde değiştirecek ve bitkin düşen ülke savaş kitabında benzeri görülmemiş bir ölçekte yeni bir sayfa açacaktır.

Bu tutumların aksine, Islah Partisi’ne bağlı bir dizi gazeteci ve aktivist, Amerikan-İngiliz saldırılarına karşı tavırlar kaydederek bunları ulusal egemenliğin ihlali olarak değerlendirdi.

Washington ve Londra, Kızıldeniz'deki tehdide yanıt olarak Husi mevzilerine saldırı başlattı. (Reuters)
Washington ve Londra, Kızıldeniz'deki tehdide yanıt olarak Husi mevzilerine saldırı başlattı. (Reuters)

Yazar ve siyasi analist Nebil el-Bekiri, Husi kontrolündeki bölgeleri hedef alan herhangi bir Amerikan-İngiliz saldırısının, tüm Yemen'e yönelik bir ‘saldırı’ ve egemenlik ihlali olduğuna inandığını belirtti. Bu saldırıların Yemen devletinin yokluğunun devam etmesi ve parçalanmasından başka bir amacı olmadığını söyleyen el-Bekiri, söz konusu saldırıların Yemen'e, kendi topraklarına ve halkına yönelik, bütünüyle reddedilen ‘açık bir Batı saldırısı’ olduğunu kaydetti.

Bu pozisyona uygun olarak Husilerin sözde hükümetinin Dışişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin el-İzzi, grubun muhaliflerine (diğer kesimdeki tüm Yemenlilere) dostça ifadeler içeren mesajlar gönderdi.

Muhaliflere seslenen el-İzzi, şu ifadeleri kullandı:

“Sizinle olan anlaşmazlığımızı ve tüm geçmişinizi geride bıraktık. Bizim yaptığımızı yapın. Yemen hepimizin ülkesi. Siyonist işgalciler kapıdayken düşmanlığınızın devam etmesi çok yazık.”

El-İzzi, alışılmadık bir içeriğe sahip konuşmasında grubun muhaliflerine şunları söyledi:

“Sizin kanınız, kanımızın bir parçasıdır. Artık tek din ve millet için kanların birleşmesinin zamanıdır.”



Lübnan ordusu güneydeki mevzilerini boşaltıyor... İsrail sınır ötesi operasyon düzenliyor

İsrail’in kuzey sınırına yakın Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail’in kuzey sınırına yakın Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Lübnan ordusu güneydeki mevzilerini boşaltıyor... İsrail sınır ötesi operasyon düzenliyor

İsrail’in kuzey sınırına yakın Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail’in kuzey sınırına yakın Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan ordusu bugün, İsrail ordusunun Güney Lübnan’daki konuşlanmasını güçlendirdiğini açıklamasının ardından bazı ileri mevzilerini tahliye etti.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), ordunun işgal altındaki Filistin ile sınır hattındaki bazı ileri mevzilerini başka noktalara taşıdığını duyurdu.

Reuters’a konuşan görgü tanıkları, Lübnan ordusunun sınır hattında en az yedi ileri operasyon mevzisinden çekildiğini aktardı.

Öte yandan bir Lübnanlı yetkili Reuters’a, İsrail güçlerinin Lübnan sınırının bazı kesimlerinde ilerleme girişiminde bulunduğunu söyledi.

Kuzey kasabalarının ‘ön cephe savunması’

Diğer yandan İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, ordunun kuzeydeki kasabaları korumak amacıyla ‘ileri savunma’ olarak nitelendirdiği bir operasyon başlattığını duyurdu. Bu adımın, saha koşullarına dayalı bir değerlendirme sonucunda alındığını belirtti.

X platformunda yayımlanan açıklamasında, 91. Tümen’in şu anda Güney Lübnan’da stratejik noktalara konuşlandığını ve bu hareketin sınır hattındaki savunma sistemini güçlendirme çerçevesinde yürütüldüğünü, eş zamanlı olarak da ‘Aslanın Kükremesi’ operasyonlarının devam ettiğini söyledi.

Adraee, İsrail ordusunun kuzeydeki yerleşimlerin güvenliğini sağlamak için ek bir güvenlik katmanı oluşturduğunu, bu amaçla Hizbullah’a ait altyapılara yönelik geniş çaplı hava saldırıları düzenlediğini ve olası tehditleri bertaraf ederek İsrail topraklarına sızma girişimlerini engellemeyi hedeflediğini ifade etti.

‘İlerleme ve kontrol’ talimatları

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine düzenlediği saldırıların ardından askerlerine Lübnan’daki yeni mevzileri ‘kontrol altına almak’ için talimat verdiğini açıkladı.

Katz, Başbakan Binyamin Netanyahu ile kendisinin, İsrail ordusunun Lübnan’daki stratejik yeni mevzilere ilerleyerek sınır bölgelerine yönelik saldırıları engellemesini onayladığını söyledi.

Katz, Hizbullah’ın çatışmaya İran talimatıyla girdiğini ve bunun tüm sonuçlarından sorumlu olduğunu belirtti. Katz, İsrail ordusunun vatandaşlarını korumak için gerekli tüm önlemleri almaya devam edeceğini vurguladı.

İsrail ordusu Rıza Hazai’nin ölümünü duyurdu

Adraee, İsrail Deniz Kuvvetleri’nin dün Askeri İstihbarat Teşkilatı talimatıyla Beyrut’a bir saldırı düzenlediğini duyurdu. Operasyon sonucunda, Hizbullah’ın ‘askeri kapasite geliştirme sorumlusu’ olduğu öne sürülen Rıza Hazai öldürüldü.

Açıklamada Hazai, Hizbullah’ın kapasite inşasında merkezi bir isim olarak tanımlandı. Hazai’nin, özellikle askeri ihtiyaçları Tahran’ın sağladığı kaynaklarla uyumlu hale getirme sorumluluğunu üstlendiği belirtildi.

Açıklamada, Hazai’nin geniş çaplı silah temini operasyonlarını denetlediği, İran menşeli silah ve ekipmanların Lübnan’a getirilmesini sağladığı ve askeri kapasiteyi artırmaya yönelik planları uyguladığı; ayrıca Kuzey Okları Operasyonu sonrasında zarar gören altyapıyı yeniden inşa ettiği vurgulandı.

Hazai’nin, İran’dan Lübnan’a silah sevkiyat yollarını sağlamlaştırmak ve ülkede silah üretim planlarını takip etmekte de rol oynadığı ifade edildi.

İsrail ordusu Dahiye bölgesini bombalamaya devam ediyor

İsrail ordusu bu sabah Güney Beyrut’un Haret Hreik bölgesini hava saldırılarıyla hedef alarak önceki tehditlerini gerçekleştirdi. Saldırılardan biri, Hizbullah’a ait Nur Radyosu binasını vurdu.

Adraee, X platformu üzerinden Güney Beyrut’taki tüm sakinlere uyarı mesajı gönderdi. Uyarıda, Haret Hreik ve Ghobeiry bölgelerindeki haritalarda işaretli iki bina ve çevresindeki yapılar için tahliye çağrısı yapıldı. Adraee, “Siz Hizbullah’a ait tesis ve hedeflerin yakınındasınız. Ordumuz yakın zamanda bu hedeflere operasyon düzenleyecek. Kendi güvenliğiniz ve ailenizin güvenliği için bu binaları ve çevresindekileri hemen boşaltın ve en az 300 metre uzak durun” ifadelerini kullandı.

Arapça yayımlanan resmî açıklamada, yaklaşık 50 köyün isimlerinin yer aldığı bir liste ile “Acil uyarı: Söz konusu köylerde yaşayanlar, güvenliğiniz için evlerinizi derhal boşaltın” denildi.

dfrgt
Bu sabah erken saatlerde Beyrut’un güney banliyölerini hedef alan İsrail hava saldırısında hasar gören binalarda yangın çıktı. (AFP)

Ayrıca, Haret Hreik ve Ghobeiry bölgelerindeki sakinlere yönelik ayrı bir uyarıda, “Siz Hizbullah’a ait tesis ve hedeflerin yakınındasınız; İsrail ordusu yakın zamanda bu hedeflere operasyon düzenleyecek” ifadesi yer aldı.

Hizbullah, İsrail askeri üslerini hedef alıyor

Hizbullah, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına karşılık olarak üç askeri üssü hedef aldığını duyurdu.

Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, bu sabah saat 06:30’ta, işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan Miron Hava Kontrol ve Operasyon Merkezi’ne insansız hava araçlarından (İHA) oluşan bir filo ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Saldırının, üs içindeki bir radar ve komuta binasında hasara yol açtığı ifade edildi.

Hizbullah, operasyonun Güney Beyrut dahil olmak üzere onlarca Lübnan şehri ve kasabasına yönelik İsrail saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirildiğini vurguladı.

Öncesinde Hizbullah, Lübnan’dan Kuzey Golan’a iki İHA göndermiş ve Kuzey İsrail’e doğru 15 füze fırlatmıştı. Bugün yapılan saldırının, kuzey İsrail’de radar ve komuta merkezlerini hedef aldığı belirtildi.

Hizbullah açıklamasında, “İşgalci devletteki bir askeri üsse karşı direnişin cevabı savunma eylemidir ve meşru bir haktır. İlgililer ve yetkililer, Lübnan’da yaşanan her şeyin doğrudan sebebi olan bu saldırıları durdurmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan İsrail ordusu, gece saat 01:15 civarında, Güney Beyrut’ta daha önce hedef alacağını duyurduğu bölgeyi bombalayarak yoğun duman bulutlarının yükselmesine yol açtı.


Sudan'ın el Ubeyd şehrine düzenlenen İHA saldırısı sonucu elektrik kesintisi yaşandı

Kuzey Kordofan'daki el Ubeyd'de bir İHA saldırısında bir çocuk ve bir kadın yaralandı (Arşiv-Reuters)
Kuzey Kordofan'daki el Ubeyd'de bir İHA saldırısında bir çocuk ve bir kadın yaralandı (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'ın el Ubeyd şehrine düzenlenen İHA saldırısı sonucu elektrik kesintisi yaşandı

Kuzey Kordofan'daki el Ubeyd'de bir İHA saldırısında bir çocuk ve bir kadın yaralandı (Arşiv-Reuters)
Kuzey Kordofan'daki el Ubeyd'de bir İHA saldırısında bir çocuk ve bir kadın yaralandı (Arşiv-Reuters)

Elektrik şirketinden bir yetkilinin açıklamasına göre Hızlı Destek Kuvvetlerine (HDK) ait bir insansız hava aracı (İHA), bu sabah erken saatlerde Sudan'ın Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti el Ubeyd'deki ana elektrik santralini bombalayarak şehirde elektrik kesintisine neden oldu.

Yetkili, AFP'ye yaptığı açıklamada, HDK’ne ait bir İHA’nın istasyona saldırarak yangına neden olduğunu söyledi. Hasarın boyutunun hala değerlendirildiğini ifade etti.

HDK ve Sudan ordusu, yaklaşık üç yıldır kanlı bir çatışma içinde bulunuyor; bu çatışma, ülkenin etki alanlarına bölünmesine, altyapının tahrip edilmesine, yaygın kıtlığa ve on binlerce insanın ölümüne yol açtı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre el Ubeyd'deki Karima mahallesinde yaşayan Avad Ali şunları söyledi: "Saat 02:00'de bir patlama sesi duydum ve elektrik santrali yönünden alevler yükseldiğini gördüm. Saat 09:00'ı geçti, elektrik hala verilemedi."

HDK, ordunun kontrolünde olan el Ubeyd'e yeniden kuşatma uygulamaya çalışıyor. Bu arada, HDK'nin komşu Darfur bölgesinin kontrolünü tamamen ele geçirmesinin ardından Güney Sudan'ın Kordofan bölgesi en şiddetli cephe hattı haline geldi.

Kordofan, Darfur bölgesi, başkent Hartum ve ordu kontrolündeki doğu Sudan şehirleri arasında hayati bir geçiş noktasıdır; ancak bu şehirlerden bazılarında son zamanlarda HDK ile ittifak kurmuş yerel güçlerin ilerlemeleri gözlemlenmektedir.


SDG’den üç tugay, 60. Tümen’e katıldı

Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş, Haseke Valisi Nureddin Ahmed ve bir dizi askeri liderin huzurunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile bir araya geldi. (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş, Haseke Valisi Nureddin Ahmed ve bir dizi askeri liderin huzurunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile bir araya geldi. (SANA)
TT

SDG’den üç tugay, 60. Tümen’e katıldı

Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş, Haseke Valisi Nureddin Ahmed ve bir dizi askeri liderin huzurunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile bir araya geldi. (SANA)
Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş, Haseke Valisi Nureddin Ahmed ve bir dizi askeri liderin huzurunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile bir araya geldi. (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile Haseke Valisi Nureddin Ahmed ve bir dizi güvenlik yetkilisinin huzurunda bir araya geldi. Görüşmede, 29 Ocak tarihli anlaşma doğrultusunda askeri kurumların entegrasyon mekanizması ele alındı ve uygulamaya yönelik adımlar değerlendirildi.

El-Ayiş, Haseke Valiliği Enformasyon Müdürlüğü’ne yaptığı açıklamada, SDG’ye bağlı üç tugayın, ocak ayı başında Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin kontrolünü sağlayan operasyonun komutanı Tuğgeneral Avad Muhammed el-Casim’in liderliğindeki 60. Tümen bünyesine entegre edileceğini belirtti.

Tutuklular dosyasına ilişkin olarak ise haklarında herhangi bir suçlama ya da suç bağlantısı kanıtlanmamış 60 kişinin serbest bırakılması için çalışmalara başlanacağını ifade etti. Daha önce devrim faaliyetlerine katılmış tutukluların isim listelerinin de durumlarının incelenmesi ve serbest bırakılmalarına zemin hazırlanması amacıyla teslim edileceğini kaydetti.

rtgt5
Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş, Haseke Valisi Nureddin Ahmed ve bir dizi askeri liderin huzurunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile bir araya geldi. (Haseke Valiliği Enformasyon Müdürlüğü)

Haseke kentine ulaşımı sağlayan yolların da uluslararası M4 kara yolu tam olarak güvence altına alınıncaya kadar hariç tutulmak üzere, beş ayrı güzergâhtan trafiğe açılacağı bildirildi.

El-Ayiş ayrıca, yerinden edilenlerin bölgelerine güvenli dönüşünü sağlamak amacıyla uzman komisyonlar oluşturulduğunu ve Rumeylan ile Suveydiye petrol sahalarının devralınması için teknik bir ekibin kurulduğunu duyurdu.

rvfrt
Suriye hükümetinden bir heyetin, petrol sahalarını incelemek ve Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmaları sonuçlandırmak üzere 9 Şubat’ta doğu Suriye’deki Rumeylan şehrini ziyaret etmesi sırasında şehirdeki petrol kuyuları görülüyor. (Reuters)

Cumhurbaşkanlığı, 29 Ocak’ta SDG ile varılan anlaşmanın uygulanması, entegrasyon sürecinin hayata geçirilmesi, devlet otoritesinin güçlendirilmesi, engellerin aşılması ve kamu hizmetlerinin etkinleştirilmesi amacıyla Tuğgeneral Ziyad el-Ayiş’i Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi olarak görevlendirdi.

Suriye hükümeti 29 Ocak’ta SDG ile kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde ateşkes sağlandığını duyurmuştu. Anlaşma, askeri ve idari güçlerin aşamalı biçimde entegrasyonunu, güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı şehir merkezlerine girmesini ve tüm resmî kurumlar ile sınır kapılarının devlet kontrolüne devredilmesini öngörüyor.

Anlaşma maddelerinin uygulanmasından sorumlu el-Ayiş, Haseke Valiliği Enformasyon Müdürlüğü’ne yaptığı açıklamada, dün SDG lideri Mazlum Abdi ile Haseke Valisi Nureddin Ahmed ve vilayetteki güvenlik yetkililerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir toplantı düzenlendiğini belirtti. El-Ayiş, yerinden edilenlerin güvenli dönüşünü sağlamak üzere uzman komisyonların oluşturulduğunu, ayrıca Rumeylan ve Suveydiye petrol sahalarının devralınması için teknik ekiplerin kurulduğunu açıkladı.

Bu kapsamda bir hükümet heyeti, Haseke Petrol Sahaları Müdürlüğü’ne ulaştı. Heyete Haseke Valiliği Siyasi İşler Müdürü Abbas Hüseyin, Cumhurbaşkanlığı Heyeti Sözcüsü Ahmed el-Hilali ile Suriye Petrol Şirketi (SPC) bünyesindeki teknik ekipler eşlik etti. Heyetin, petrol sahalarında gerekli idari ve teknik işlemleri takip etmek ve imzalanan anlaşma maddelerinin uygulanmasını tamamlamak üzere toplantılara başladığı, bu çerçevede sahaların hazır olma durumunun değerlendirilmesi ve idari yapısının entegrasyonunun sağlanmasının hedeflendiği bildirildi.