Mısır - İsrail sınırındaki çatışmalar krizi derinleştiriyor

Kahire, olayın uyuşturucu kaçakçılığı şebekesiyle mücadeleden kaynaklandığını açıkladı.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış bir alan (EPA)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış bir alan (EPA)
TT

Mısır - İsrail sınırındaki çatışmalar krizi derinleştiriyor

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış bir alan (EPA)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış bir alan (EPA)

Mısır - İsrail sınırındaki çatışmalar, Kahire ve Tel Aviv’in ‘çatışmaların uyuşturucu kaçakçıları yüzünden olduğunu’ açıklamasına rağmen, Gazze Şeridi’nde devam eden savaş nedeniyle artan güvenlik gerilimlerini derinleştirdi. Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a sınır olayının Mısır ordusunun teyakkuzunun kanıtı olduğunu vurgularken, ancak Gazze’deki savaşın devam etmesinin bölgenin bir bütün olarak istikrarı üzerindeki etkisi konusunda da uyardılar.

Filistinli diplomat ve Filistin’in Mısır’daki eski büyükelçisi Barakat el-Farra, “Bölgedeki mevcut durum büyük bir güvenlik gerilimine sahne oluyor. Bu durum akıllıca ve doğru bir şekilde ele alınmadığı takdirde felaket ve dayanılmaz koşullara yol açacaktır” dedi.

Farra, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Kahire, Gazze Şeridi’nde devam eden savaş ortasında, kendi çıkarlarının ve bölgenin çıkarlarının gerektirdiği şekilde büyük bir bilgelik ve yüksek düzeyde soğuk kanlılık ile hareket etmektedir” ifadelerini kullandı. Farra, Kahire’nin İsrail sınırındaki son uyuşturucu kaçakçılığı olayıyla uğraşmasının bunun kanıtı olduğunu söyledi. “Mısır savaşın kapsamını genişletmemeye kararlı” diyen Farra, Gazze’deki savaşın devam edeceği konusunda uyardı. Farra ayrıca, “Devam etmesi bölgeyi istenmeyen sonuçlar doğuracak felaketlere sürükleyecektir” diyerek, Gazze Şeridi’nde acil ateşkes çağrısı yaptı.

Mısır ordusu, dün (16 Ocak Salı) yaptığı açıklamada, “İsrail ile kuzeydoğu sınırındaki el-Acve geçiş noktasının güneyinde narkotik madde kaçakçılığı girişimi engellendi” dedi. Ordu sözcüsü Garib Abdulhafız, “Kuzeydoğu uluslararası sınır hattının güvenliğinden sorumlu güvenlik unsurlarının hazırladığı eylem planı çerçevesinde, yaklaşık 174 kilogram olduğu tahmin edilen çeşitli türde narkotik uyuşturucu kaçakçılığı operasyonu engellendi” ifadelerini kullandı. Abdulhafız, “Olay sırasında çıkan çatışmada 1 kişi öldü, 6 kaçakçı da tutuklandı” diyerek, Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin ulusun yeteneklerini korumaya tam hazır olduğunu vurguladı.

İsrail ordusu da geçen pazartesi gecesi geç saatlerde yaptığı kısa bir açıklamada, bu gelişmeyi doğrularken, Mısır sınırından gelen şüpheli militanlara ateş açıldığını belirtti. Ordu, “Şüphelilerin sayısının çoğu silahlı erkek olmak üzere 20 kişiye ulaştığı, aralarında yaralıların olduğu, bir kadın askerin de hafif yaralandığı belirtildi” dedi. Alemu’l Arabi haber ajansının (AWP) aktardığına göre İsrailli bir yetkili, şüphelilerin Mısır sınırından uyuşturucu kaçakçılığı yapmaya çalıştıklarını öne sürdü.

İsrail askerleri, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmaların ortasında Gazze Şeridi’nde faaliyet gösteriyor (Reuters)
İsrail askerleri, İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmaların ortasında Gazze Şeridi’nde faaliyet gösteriyor (Reuters)

Mısırlı askeri uzman Samir Farac, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Olay, Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin, Gazze’deki savaş nedeniyle bölgede tanık olduğu gerilimlere rağmen sınırların güvenliği konusunda dikkatli olduğunu doğruluyor” dedi. Farac, “Kahire’nin olayı ele alışı, sınırdaki güçlü varlığını ve bu konuda kimsenin yardımına ihtiyacı olmadığını gösteriyor” şeklinde konuştu.

Kudüs Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Filistinli siyasetçi Eymen er-Ragab da bu görüşe destek verirken, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Olay, Mısır ordusunun sınırdaki uyanıklığını ve Gazze’deki savaş nedeniyle bölgede yaşanan gerginliğe rağmen büyük bir kaçakçılık operasyonuyla mücadele becerisini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

İsrail, daha önce Mısır ile Gazze Şeridi’ni birbirine bağlayan sınır şeridi olan Philadelphia Koridoru’nda, bu konuda Mısır ile koordinasyon içerisinde olan taraflar arasında yer alma arzusunu belirtmişti. Ancak Mısır medyası, bir güvenlik kaynağına atıfta bulunarak bu durumu yalanladı. ABD merkezli The Wall Street Journal gazetesi, geçen cumartesi günü yayınladığı bir haberde, “İsrail sınır eksenini kontrol etmek için askeri operasyon başlatmayı planlıyor” diyerek, bunu Mısır’a da bildirdiğini söyledi. Farac ise, Mısır’ın bunu kategorik olarak reddettiğini ve tüm sınırları üzerindeki kontrolünü teyit ettiğini dile getirdi.

Eymen er-Ragab, “Mısır ile İsrail arasındaki sınır bölgesi daha önce de uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına birden fazla kez tanık oldu. Mısır ve İsrail bunların bir kısmını engellemeyi başardı” dedi. “Son olay uluslararası alanda ilgi gördü ve Gazze’deki savaş ve çatışmanın bölgeye yayılmasından duyulan korku nedeniyle geniş çapta yayıldı. Bu da bazılarının olayı abartmasına neden oldu” diyen Ragab, olayın kendi bağlamına oturtulması gerektiğini, yani bunun sınırda yaygın bir kaçakçılık olayı olduğunu vurguladı.

Geçen Haziran ayında, Mısır ile İsrail arasındaki sınır bölgesinde, Mısırlı bir asker ve üç İsrail askerinin ölümüyle sonuçlanan bir olay yaşandı. Mısır, o dönemde olayın uyuşturucu kaçakçılarının kovalamacası sırasında meydana geldiğini açıkladı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşının başlamasından bu yana, Mısır sınırında defalarca güvenlik olayları yaşandı. Gazze Şeridi’nin kuzeybatısında Sina Yarımadası çölü, doğusunda ise İsrail yer alıyor. Geçen ay, Mısır’ın Kızıldeniz’deki Akabe Körfezi’ne uzanan Dahab şehri kıyısına on gün içinde ikinci kez ‘uçan bir cisim’ düştü. Mısır’ın Güney Sina bölgesindeki bölgeler, daha önce Ekim ayı sonlarında iki benzer olaya tanık olmuştu. Öyle ki Taba şehrinde meydana gelen bir olay, bir binanın yıkılmasına ve Mısırlılar arasında çok sayıda yaralanmaya neden oldu. Mısır Silahlı Kuvvetleri askeri sözcüsü, o dönemde yaptığı açıklamada “Güney Sina’daki Taba ve Nuweiba’da meydana gelen iki olayla ilgili yapılan incelemelerde, bunların Kızıldeniz’in güneyinden kuzeyine doğru ilerleyen iki insansız hava aracının düşmesinden kaynaklandığı sonucuna varıldı” ifadelerini kullandı.



Yemen'de açlık hüküm sürerken Husiler trajediyi görmezden geliyor

Yemen'de bazı bölgelerde kıtlık vakaları kaydedilirken, nüfusun yarısının yardıma ihtiyacı var, (Yerel medya)
Yemen'de bazı bölgelerde kıtlık vakaları kaydedilirken, nüfusun yarısının yardıma ihtiyacı var, (Yerel medya)
TT

Yemen'de açlık hüküm sürerken Husiler trajediyi görmezden geliyor

Yemen'de bazı bölgelerde kıtlık vakaları kaydedilirken, nüfusun yarısının yardıma ihtiyacı var, (Yerel medya)
Yemen'de bazı bölgelerde kıtlık vakaları kaydedilirken, nüfusun yarısının yardıma ihtiyacı var, (Yerel medya)

Birleşmiş Milletler’in Yemen’i dünyanın en kritik açlık noktalarından biri olarak gösterdiği bir dönemde, Husilere bağlı ve uluslararası toplum tarafından tanınmayan hükümetin başbakan vekili olarak görev yapan Muhammed Miftah’a atfedilen açıklamalar geniş çaplı tepki ve alay konusu oldu. Miftah’ın, sosyal medya üzerinden açlıktan şikâyet eden vatandaşları eleştirerek, interneti bırakıp iş aramaya veya ücretsiz gönüllü çalışmalara katılmaya çağırdığı belirtildi.

Söz konusu açıklamalar, Yemen’de insani ve ekonomik koşulların kötüleştiğine ilişkin uluslararası uyarıların arttığı, milyonlarca kişinin gıda güvensizliği ve yetersiz beslenmeyle mücadele ettiği hassas bir dönemde geldi.

Husilere bağlı medya kuruluşlarının yayımladığı görüntülerde Miftah, sosyal medya platformlarında açlık yaşadıklarını dile getiren kişileri eleştirerek, internet kullanımına harcadıkları parayı tasarruf edip iş aramaya yönelmeleri gerektiğini savundu.

Husi geçici başbakanının açıklamaları yaygın bir şekilde alay konusu oldu, (Yerel medya)Husi geçici başbakanının açıklamaları yaygın bir şekilde alay konusu oldu, (Yerel medya)

Husili yetkili ayrıca iş bulamayanların, “sevaptan mahrum kalmamak” için gönüllü işlerde çalışabileceğini söyledi. Bu ifadeler, ülkedeki ağır yaşam koşulları altında mücadele eden milyonlarca Yemenlinin yaşadığı sıkıntıları küçümsediği gerekçesiyle sosyal medyada yoğun tepki topladı.

Yorumcular ve aktivistler, bu açıklamaların Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan halkın gerçeklerinden kopuk olduğunu ileri sürdü. Bölgede yoksulluk ve işsizlik oranlarının arttığı, ailelerin satın alma gücünün düştüğü, maaş krizinin ve temel hizmetlerdeki aksaklıkların günlük yaşamı olumsuz etkilemeye devam ettiği belirtiliyor.

Birçok aktivist, vatandaşların açlıktan şikâyet etmelerinin eleştirilmesi yerine, ülkeyi bu noktaya getiren ekonomik ve siyasi sorunların çözülmesi gerektiğini vurguladı. Açlığın artık geniş halk kesimlerinin günlük gerçeği hâline geldiği ifade edildi.

Dünyanın en kritik açlık bölgelerinden biri

Bu tartışmalar, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile Dünya Gıda Programı tarafından yayımlanan ortak raporla eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre raporda Yemen, Sudan, Güney Sudan, Filistin ve Somali ile birlikte dünyanın en ciddi açlık krizlerinin yaşandığı bölgeler arasında üçüncü sırada gösterildi. Rapora göre milyonlarca kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bulunurken, bazı bölgelerde kıtlık riski sürüyor.

Birleşmiş Milletler kuruluşları, son yıllarda insani yardımlara ayrılan fonların azalmasının gıda yardım programlarını daralttığını ve özellikle çocuklar ile kadınlar açısından ciddi insani açıklar oluşturduğunu belirtti.

Kaynak yetersizliği ve Husilerin getirdiği kısıtlamalar gıda güvensizliğini daha da kötüleştirdi, (Yerel medya)Kaynak yetersizliği ve Husilerin getirdiği kısıtlamalar gıda güvensizliğini daha da kötüleştirdi, (Yerel medya)

Finansman eksikliği ve insani riskler

Dünya Gıda Programı Gıda Güvenliği Analizi Direktörü Jean-Martin Bauer, Yemen’in yüksek açlık ve yetersiz beslenme oranları nedeniyle hâlâ büyük endişe kaynağı olmaya devam ettiğini ifade etti. Raporda ayrıca gıda fiyatlarındaki artış, yerel para biriminin değer kaybı ve insani yardım kaynaklarındaki yetersizliğin krizi derinleştirdiği vurgulandı.

Rapora göre yıl sonuna kadar uluslararası tanınırlığa sahip Yemen hükümetinin kontrolündeki bölgelerde insani yardıma ihtiyaç duyanların sayısının yüzde 9 oranında artması bekleniyor. Bunun başlıca nedenleri arasında ekonomik baskılar ve gelir kaynaklarındaki azalma gösteriliyor.

Uluslararası topluma acil çağrı

FAO ve WFP, Yemen gibi uzun süreli çatışmaların yaşandığı ülkelerde etkili müdahaleler yapılmaması hâlinde insani durumun önümüzdeki aylarda daha da kötüleşeceği uyarısında bulundu.

İki kuruluş, uluslararası toplumu Yemen’deki insani yardımları genişletmeye, gıdanın en ihtiyaç sahibi kesimlere ulaştırılmasını sağlamaya ve insanların geçim kaynaklarını güçlendirecek projelere yatırım yapmaya çağırdı.

Kuruluşlar ayrıca açlık krizinin çözümünün; siyasi irade, sürdürülebilir finansman ve etkili uluslararası iş birliği gerektirdiğini belirterek, insani desteklerdeki gerilemenin dünyanın en kırılgan bölgelerinde koşulları daha da ağırlaştıracağı uyarısında bulundu.


Şam: Doğu Guta'ya yapılan saldırıda adı geçen eski tuğgeneral yakalandı

Eski Tümgeneral Refik Gülsüm yakalandı (İçişleri Bakanlığı)
Eski Tümgeneral Refik Gülsüm yakalandı (İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam: Doğu Guta'ya yapılan saldırıda adı geçen eski tuğgeneral yakalandı

Eski Tümgeneral Refik Gülsüm yakalandı (İçişleri Bakanlığı)
Eski Tümgeneral Refik Gülsüm yakalandı (İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı, bugün yaptığı açıklamada, eski rejim ordusunda tümgeneral rütbesiyle görev yapan Refik Ahmed Gülsüm’ün gözaltına alındığını duyurdu. Bu adım, Suriye’de savaş yıllarında sivillere yönelik ihlallere karıştığı iddia edilen eski askeri ve güvenlik yetkililerine yönelik operasyonların son halkası olarak değerlendiriliyor.

Bakanlık, yetkili birimlerin Gülsüm hakkındaki soruşturmayı sürdürdüğünü, yasal işlemlerin tamamlanmasının ardından dosyanın, görev yaptığı döneme ilişkin suçlamaların incelenmesi amacıyla yetkili yargı makamlarına sevk edileceğini bildirdi.

Gülsüm’ün yakalanması, eski rejim ordusunda üst düzey komuta görevleri üstlenmiş bir tümgeneralin gözaltına alınması bakımından son dönemin en dikkat çekici operasyonlarından biri olarak görülüyor. Gülsüm, özellikle savaş yıllarında ülkenin orta kesimindeki askeri faaliyetlerde ve Şam ile kırsalındaki güvenlik dosyalarında etkin rol oynamış isimlerden biri olarak biliniyor.

İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Gülsüm, Suriye ayaklanmasının ilk dönemlerinden itibaren askeri operasyonlarda yer aldı, Şam ve kırsalında yürütülen birçok çatışmanın yönetiminde görev üstlendi.

Adı özellikle 2018 yılında eski rejim güçlerinin Doğu Guta’ya yönelik geniş çaplı askerî harekâtıyla öne çıktı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu operasyon, yıllarca süren kuşatma, yoğun bombardıman ve çatışmaların ardından bölgenin rejim güçlerinin kontrolüne geçmesiyle sonuçlandı. Bu süreçte çeşitli uluslararası insan hakları kuruluşları sivillere yönelik yaygın ihlaller belgeledi.

Suriye'nin doğusundaki Hamuriye kasabasının rejim güçleri tarafından bombalanmasından kaçan bir Suriyeli aile (Arşiv - AFP)Suriye'nin doğusundaki Hamuriye kasabasının rejim güçleri tarafından bombalanmasından kaçan bir Suriyeli aile (Arşiv - AFP)

Yerel kaynaklara göre Gülsüm, el-Mabuce köyünde doğdu. Askeri kariyerinde hızlı yükselen Gülsüm, 2004 yılında albay rütbesiyle hava savunma kuvvetlerine bağlı 731’inci Tabur’un komutanlığını yürüttü. 2011’de Suriye’deki olayların başlamasının ardından, Şam kırsalındaki Katana bölgesinde bulunan 116’ncı Hava Savunma Tugayı’nda kurmay başkanlığı görevini üstlendi ve 2012 yılında aynı tugayın komutanlığına getirildi.

2016 yılında Selimiye bölgesinin doğu kırsalındaki askeri sorumluluğu devralan Gülsüm, 2018’de tümgeneral rütbesine terfi ederek ülkenin en önemli askeri bölgelerinden biri kabul edilen Orta Bölge Komutanlığı’nın başına geçti.

Gülsümün adı, eski Askeri İstihbarat Şubesi’nde subay işlerinden sorumlu olan Asıf ed-Dakr ile de anılıyor. Yerel kaynaklar, Dakr’dan aldığı desteğin Gülsüm’ün askeri yapı içindeki nüfuzunu artırdığını ve üst düzey görevlere atanmasında etkili olduğunu öne sürüyor.

Ayrıca Orta Bölge Komutanlığı görevini yürüttüğü dönemde Selimiye’deki güvenlik ve askeri komitenin başkanlığını da üstlenen Gülsüm, eski rejimin güvenlik kurumları arasındaki koordinasyondan sorumlu isimlerden biri olarak görev yaptı.


İsrail ordusu Lübnan'ın güneyinde "Hizbullah hedeflerine" saldırıyor

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye el-Fevka köyüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye el-Fevka köyüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail ordusu Lübnan'ın güneyinde "Hizbullah hedeflerine" saldırıyor

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye el-Fevka köyüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye el-Fevka köyüne düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, Güney Lübnan’da “Hizbullah’a ait hedeflere” saldırılar düzenlediğini duyurdu. Açıklamada, Hizbullah’ın bölgede geniş alanları kontrol altında tutan İsrail güçlerine yönelik füze ve havan saldırılarına karşılık verildiği belirtildi. Çatışmalar, tarafların bir gün önce yeni bir ateşkes üzerinde uzlaştığını açıklamasına rağmen sürüyor.

Bir İsrailli askeri yetkili, “Gece boyunca Hizbullah örgütü, Güney Lübnan’daki İsrail güçlerine yönelik 50’den fazla mühimmat fırlattı” dedi. Yetkili, ordunun buna karşılık olarak “Güney Lübnan’da Hizbullah hedeflerini vurduğunu” ifade etti.

Lübnan Sivil Savunma Teşkilatı ise İsrail’in gün boyunca devam eden hava saldırıları sonucu Güney Lübnan’daki Nebatiye bölgesinde 16 kişinin hayatını kaybettiğini, en az 12 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Sivil Savunma tarafından yapılan açıklamada, “Nebatiye Bölge Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, sabah saatlerinden itibaren bölgenin maruz kaldığı devam eden saldırılar nedeniyle tahliye, nakil ve ilk yardım çalışmaları yürüttü” denildi. Şarku’l Avsat’ın açıklamadan aktardığına göre ekipler “47 sivili güvenli bölgelere tahliye etti, 16 kişinin cenazesini ve 12 yaralıyı hastanelere ulaştırdı.”

Lübnan resmi haber ajansı daha önce İsrail saldırılarında 5 kişinin öldüğünü duyurmuştu. Lübnan ordusu da benzer bir saldırıda bir askerinin hayatını kaybettiğini açıkladı.