Gazze savaşı: Mısır yeni bir esir değişim anlaşmasını olgunlaştırmak için harekete geçti

Kahire'deki kaynaklar taraflarla istişarelerin "ileri aşamalara" geçtiğini doğruladı.

Çekilen bir fotoğraf, güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiğini gösteriyor (AFP)
Çekilen bir fotoğraf, güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiğini gösteriyor (AFP)
TT

Gazze savaşı: Mısır yeni bir esir değişim anlaşmasını olgunlaştırmak için harekete geçti

Çekilen bir fotoğraf, güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiğini gösteriyor (AFP)
Çekilen bir fotoğraf, güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiğini gösteriyor (AFP)

Kahire, İsrail ile Filistin direniş grupları arasındaki çatışmayı durdurmak ve esir değişimi anlaşması için Gazze'deki savaşın ilgili taraflarıyla iletişimlerini yoğunlaştırıyor. Mısır'ın arabuluculuk çabaları hakkında bilgi sahibi olan Mısırlı kaynaklar cuma günü, "İlgili taraflarla mevcut temas ve istişareler devam ediyor, uzun bir ateşkes ve her iki tarafta çok sayıda esir değişimini içeren yeni bir anlaşmaya varmak çok yakın" açıklamasında bulundular.

İsminin açıklanmaması kaydıyla Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, istişarede bulunulan teklifin ‘ilgili tarafların çıkarlarını, mevcut zorlukları ve beyan edilen pozisyonları dikkate aldığını’ açıklayarak “Mısır'ın savaşı durdurma ve sonrasındaki aşamaya yönelik düzenlemeleri içeren önerisine alternatif olmayacak. Daha ziyade, çatışmaları durduracak ve bölge sakinlerinin acılarını hafifletecek ortamı oluşturma çabalarının bir parçası olacak" dediler.

İsrail bombalamasının ardından kuzey Gazze'deki binalar yıkıldı (AFP)
İsrail bombalamasının ardından kuzey Gazze'deki binalar yıkıldı (AFP)

Kahire, Hamas yetkilisi Salih el-Aruri'nin Beyrut'ta öldürülmesinden önce, ateşkesle sonuçlanan birbirini izleyen ve birbiriyle bağlantılı 3 aşamayı içeren öneriler sunmuştu. Ancak el-Aruri suikastının ardından arabuluculuk çabalarında ve görüşmelerde durgunluk yaşandı.

Kaynaklar, Mısır'ın ‘mevcut durumun zorluğuna rağmen olumlu göstergeler aldığını’ ancak anlaşmanın son hali için hala ‘olgunluk aşamasında’ olduğunu belirterek, Mısırlı arabulucu tüm tarafların onayladığı Mısır mesajının durumu sakinleştirmeye yönelik çabalara yanıt vermenin önemini ve ‘krizden çıkış yolu için müzakere yapmanın alternatifi olmadığını’ içerdiğini ifade etti.

Anlaşma netleşiyor

Öte yandan Amerikan medyası esir ve tutukluların değişimine yönelik arabuluculuk sürecine dair iddiaları yeniden gündeme getirdi. Perşembe akşamı Amerikan NBC haber kanalı, yetkililerin Gazze Şeridi'ndeki tutukluların serbest bırakılmasına yönelik yeni bir anlaşmanın olabileceğini düşündüklerini ifade ederek üst düzey bir Amerikalı yetkili, iki İsrailli hükümet yetkilisi ve bir Arap diplomatın ‘tutukluların aşamalı olarak serbest bırakılacağını’ söylediğini ancak yetkililerden birinin “Önerilen teklifle ilgili tartışmaların ne kadar ciddi olduğu belli değil" dediğini aktardı.

İsrailli bir yetkiliye göre, önerilen anlaşmanın hükümlerinden biri, tutukluların aşamalı olarak serbest bırakılması için 90 günlük bir süre belirlenecek ve kalıcı bir ateşkese yol açacak. Yetkili, Hamas'ı Gazze'de ‘askeri mekanizmasıyla birlikte iktidarda tutmaya yönelik herhangi bir önerinin kesinlikle kabul edilemez’ olduğunu vurguladı.

Hamas ise kendi şartları dışında esirleri serbest bırakmayı reddediyor. Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin çeşitli vesilelerle yaptığı açıklamalarda, işgal hapishanelerindeki tüm Filistinli tutuklular serbest bırakılmadıkça İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki esirleri geri almayacağını vurguladı. Filistinli gruplar, geçici ateşkes müzakerelerini reddettiklerini ve tam bir ateşkes ve ‘hepsi için herkes’ ilkesine göre mahkumların değişimi konusundaki ısrarlarını defalarca teyit ettiler.

Filistinli sağlık görevlileri, Gazze'deki Meğazi kampına düzenlenen hava saldırısının ardından diğerleriyle birlikte beyaz çarşaflarla kaplı cesetleri ambulansın içine yerleştiriyor (Reuters)
Filistinli sağlık görevlileri, Gazze'deki Meğazi kampına düzenlenen hava saldırısının ardından diğerleriyle birlikte beyaz çarşaflarla kaplı cesetleri ambulansın içine yerleştiriyor (Reuters)

Öte yandan İsrail'in kalıcı bir ateşkesten bahsetmeyi defalarca reddetmesine rağmen; İsrail ordusunun eski genelkurmay başkanı ve savaş konseyinin şu anki üyesi Gadi İzenkot farklı bir tutum sergiledi. Perşembe günü İsrail merkezli Kanal 12'ye verdiği röportajda İzenkot, esirlerin iadesi için yeni bir askeri operasyona karşı çıktı ve “Hamas'la bir anlaşma yapılmadan kaçırılan insanların yakın gelecekte canlı olarak geri getirilmesi imkansızdır. Hala çaba gösteriyoruz ve her fırsatı değerlendiriyoruz. Ama ihtimal çok küçük” dedi. Gazze'deki Hamas lideri Yahya es-Sinvar'ı ortadan kaldırma fırsatını kaçırma pahasına bile olsa mahkumlara zarar vermekten kaçınmanın gerekli olup olmadığı sorusuna yanıt olarak İzenkot, “Kesin bir dille evet” dedi.

Krizin çözümü

Uluslararası ilişkiler profesörü, Ulusal Ortadoğu Araştırmaları Merkezi başkan yardımcısı ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fehmi ise arabuluculuk çalışmalarını, Gazze’de esir değişimi de dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesine yönelik kapsamlı bakış açısına odaklanan Mısır yolu ve Katar arabuluculuğunun aktif olduğu ikinci yolun yanı sıra son günlerde ortaya çıkan ve insani boyuta odaklanan uluslararası bir yol olarak şu anda 3 yolda yürütüldüğünü belirtti. Fehmi, Şarku'l Avsat'a Mısır arabuluculuğunun son zamanlarda krizin boyutlarını ortadan kaldırmaya, siyasi ve güvenlik yolları arasında uyum sağlamaya çalıştığını açıklayarak, Mısır bakış açısının ‘Filistinlilerin kabulünü ve İsrail'in tepkisini kazandığına’ işaret ederek şöyle dedi:

“Mısır iletişimleri yakın zamanda, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletler’in, Gazze Şeridi'ndeki insani durumu iyileştirmeye ve kapsamlı bir esir sağlamaya yönelik iki yolu üzerine odaklandı”.

Yerinden edilmiş bir ailenin üyeleri, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınındaki bir kampta çadırların yanında oturuyor (AP)
Yerinden edilmiş bir ailenin üyeleri, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınındaki bir kampta çadırların yanında oturuyor (AP)

Fehmi, savaş sonrası kapsamlı bölgesel bir yakınlaşmaya girileceğini savunarak ‘durumun yakında çözülmesini’ beklediğini ve Filistinli grupların kabul yolunda ilerlediğini belirtti. İsrail'in ve Hamas hareketinin ‘sert söylemi’nin öncelikle propaganda ve politik olduğuna dikkati çekerek Filistin yönetiminin, Akabe’deki son Mısır-Ürdün-Filistin üçlü zirvesinin ardından bu yolda yoğun temaslar yapmaya başladığını ifade etti.

Geliştirilebilir bir senaryo

Gazze Şeridi'nde Mısır ve Katar'ın arabuluculuğu ve ABD'nin koordinasyonunda bir hafta süren geçtiğimiz Kasım ayındaki tek ateşkesin sonunda, Gazze Şeridi'nde 100'den fazla esir serbest bırakıldı. Üç ülke, 105 gündür devam eden çatışmaları sonlandırmak için yeni bir ateşkesi kabul ettirmeye çalışıyor.

İsrail'in tahminleri, Hamas ve diğer grupların birçok kez duyurduğu bilgilere göre, yaklaşık 130 esirin hâlâ Gazze Şeridi'nde olduğunu, ancak bunlardan en az 25'inin Gazze’nin bombalanması esnasında İsrail’in saldırıları sonucunda öldüğünü gösteriyor.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde yardımcı araştırmacı olan Mühab Adil Hasan, geçici bir ateşkese ulaşmanın ve bir mahkûm değişim anlaşmasının kabul edilmesinin ‘savaş sonrası Gazze Şeridi’nin yönetimi ve çatışmanın çözüm yollarına dair kabul edilebilir bir senaryoya ulaşmak için geliştirilebilecek ve üzerine inşa edilebilecek bir geçiş senaryosunu temsil ettiğine’ inanıyor. Hasan, yakın zamanda merkezin web sitesinde yayınlanan bir analizde, Filistinli grupların İsrail hapishanelerindeki Filistin tutukluların serbest bırakılması karşılığında İsrailli askeri tutuklular hariç sivilleri serbest bırakarak bir önceki ateşkese benzer bir ateşkes anlaşmasını kabul etme olasılığına dikkat çekti.



Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire'de "Gazze Şeridi Yönetim Komitesi"nin kurulmasının üzerinden yaklaşık 3 ay geçti ve üyeleri, geçen ekim ayında Gazze Şeridi'nde imzalanan ateşkes anlaşmasında belirtildiği gibi, Refah sınır kapısının açılmasına rağmen, çalışmalarına başlamak ve "Hamas" hareketinden sorumluluğu devralmak için Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah sınır kapısından geçemediler.

Şarku’l Avsat'a konuşan Filistinli kaynaklara göre, komitenin Gazze Şeridi'ne ulaşmasını engelleyen dört ana neden var; bunların başında bugün bile devam eden İsrail yasağı, Hamas ile devir teslim konusunda nihai bir mekanizmanın olmaması, komitenin çalışmalarını destekleyecek mali bütçenin bulunmaması veya Gazze Şeridi dışında uluslararası güçlerin ya da içinde polis güçlerinin komitenin çalışmalarını destekleyememesi geliyor.

Geçtiğimiz ocak ayında, “Gazze Yönetim Komitesi”nin kurulmasının ardından, İsrail gazetesi Haaretz, kaynaklara dayanarak Binyamin Netanyahu hükümetinin komite üyelerinin Gazze Şeridi'ne girmesine izin vermeyi reddettiğini, Kahire'de görüşmelerine devam ettiklerini ve arabulucuların, özellikle Mısır'ın temsilcilerinin, komitenin aynı ayın sonuna kadar Gazze'ye girmesi konusunda ABD ile anlaşmaya varmak için çalıştıklarını belirtti.

grf
Gazze Yönetim Komitesi'nin Kahire'deki Toplantısı (Arşiv- Mısır Devlet Enformasyon Servisi)

İsrail'in komiteye yönelik yasağı değişmedi ve dün Şihab Haber Ajansı'nda yer alan bir habere göre Filistin medyası, BM Gazze Şeridi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'u, Dr. Ali Şit başkanlığındaki komitenin Gazze Şeridi'ne girişinin engellenmesinin ve insani görevlerini yerine getirmesinin önlenmesinin arkasında olmakla suçladı.

Hamas, Kahire ziyaretinin ardından yaklaşık bir hafta önce, hareketin temsilcilerinden ve Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin, ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını tamamlamak ve savaşın bölge üzerindeki etkilerini ele almayı sürdürmek amacıyla Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı.

Sorun İsraillilerde

 Şarku’l Avsat'a dün konuşan iki Filistinli kaynak, Kahire'deki toplantıların genellikle komitenin gerçekliği ve görevlerini yerine getirmesini sağlamaya yönelik çabalar hakkında müzakereleri içerdiğini belirtti. Kahire'deki yaklaşan görüşmeler, özellikle Tahran-Washington çatışmasında ateşkes döneminde gerçekleştiği için büyük önem taşıyacak ve ateşkes anlaşmasını çevreleyen bazı krizlerin, özellikle de komitenin çalışmalarının çözümüne yönelik çabaları güçlendirebilir.

Kaynaklardan biri, asıl sorunun iddia edildiği gibi Mladenov'da değil, İsraillilerde olduğunu ve şu ana kadar geçişlerine izin vermediklerini açıkladı. Ayrıca Netanyahu'nun "barış konseyi" veya Trump'ın planıyla ilgilenmediğini, "eğer bölgede Filistin polisi kurulursa, İsrail'in Amerikan baskısı altında konseyin girişine izin verebileceğini, özellikle de konseyin kararlarını uygulamak ve başarısını sağlamak için sahada bir kolu olmadan başarılı olamayacağını" belirtti.

Hamas, yılın başlarında komitenin kurulmasıyla birlikte Gazze'deki hükümet yetkililerinin Ulusal Komite'nin çalışmalarını kolaylaştırmak ve yönetimi devretmek için önlemler almaya başladığını, ancak çalışmalarına başlaması için herhangi bir ön koşul öne sürmediğini yaptığı açıklamayla duyurdu.

efrvfe
"Gazze Yönetim Komitesi" kurulmasına karar verilmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen hâlâ Kahire'de bulunuyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli siyasi analist Dr. Abdulmehdi Mutava, komitenin görevine başlamasındaki gecikmenin üç ana nedeni olduğuna inanıyor. Birincisi, Hamas ile silahların teslimi mekanizmaları ve çalışma düzenlemeleri konusunda bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. İkincisi, özellikle yardım ve insani acil durum planları için gerekli olan mali bütçelerin yetersizliğidir. Bu nedenle, komite gerekli çalışma araçlarına sahip olmadan Gazze'de sorumluluk üstlenemez.

Mutava, uluslararası güçlerin olmayışının, komitenin bölgeye girişindeki gecikmenin üçüncü bir nedeni olarak değerlendirilebileceğine inanıyor; zira komite bu güçleri istikrara katkıda bulunan ve İsrail'in herhangi bir ihlalde bulunmasını önleyen faktör olarak görüyor.

Mutava, komitenin çalışmalarının gecikmesinden yalnızca İsrail'i sorumlu tutmuyor, aynı zamanda Hamas'ı da sorumlu tutarak şu değerlendirmede bulundu: "Hamas sürekli olarak komiteye görevlerini devretmeye hazır olduğunu ilan etse de gerçekte buna uygun önlemler almadı. Aksine, hareketin Gazze’nin odak noktaları üzerindeki kontrolünü dolaylı yoldan yeniden ele geçirdiğini, hakimiyetini daha da güçlendirdiğini ve komiteyi hareket için çalışan bir varlığa dönüştürdüğünü görüyoruz."

Mutava, "özellikle Amerikan iradesi varsa, komitenin çalışmaları için fonlar mevcutsa ve Hamas çözüm yolunun gerçek tavizler içermesi gerektiğine ikna olursa, Gazze Şeridi yönetim komitesinin krizinin çözümüne katkıda bulunabileceği için yaklaşan Kahire toplantısının önemini" vurguluyor.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordusunun kara harekatı yürüttüğü güney Lübnan'a yaptığı ziyaret sırasında dün yaptığı açıklamada, çarşamba günü Lübnan'ı hedef alan yoğun hava saldırılarıyla Hizbullah'a "ağır bir darbe" indirildiğini duyurdu.

İsrail ordusu dün akşam, Lübnan'daki Hizbullah fırlatma rampalarını hedef almaya başladığını açıkladı.

İsrail sınırına beş kilometre uzaklıktaki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında konuşlanmış birliklere hitap eden Eyal Zamir, "Siz cephede ilerleyip operasyonlar yürütürken, dün Hizbullah'a ağır ve güçlü bir darbe indirdik" ifadesini kullandı.

Lübnan yetkilileri, İran yanlısı grubun savaşçılarının, 300'den fazla kişinin ölümüne yol açan bu benzeri görülmemiş baskınların ardından, partinin kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini "terk ettiklerini" doğruladı.

Hizbullah dün yaptığı açıklamada, iki tarafın daha önceki savaş turlarında şiddetli çatışmalar yaşadığı Bint Cubeyl şehrinde İsrail güçleriyle yakın mesafeli çatışmaya girdiğini duyurdu.

Zamir, Hizbullah'ın artık "Lübnan'da izole edildiğini ve İran ile olan stratejik ekseninden koptuğunu" ifade etti.

"Özel hedefiniz, kuzey İsrail sakinlerine yönelik doğrudan tehdidi ortadan kaldırmaktır ve bunu sahada başarıyorsunuz," diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Kalıcı güvenliği yeniden sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz."


Lübnan, Washington'daki toplantıya katılmayı planlıyor... İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırısını durdurması için baskı artıyor

Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar... Beyrut'un Ramlet el-Bayda sahil bölgesinde... 9 Nisan 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar... Beyrut'un Ramlet el-Bayda sahil bölgesinde... 9 Nisan 2026 (AFP)
TT

Lübnan, Washington'daki toplantıya katılmayı planlıyor... İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırısını durdurması için baskı artıyor

Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar... Beyrut'un Ramlet el-Bayda sahil bölgesinde... 9 Nisan 2026 (AFP)
Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar... Beyrut'un Ramlet el-Bayda sahil bölgesinde... 9 Nisan 2026 (AFP)

Lübnanlı yetkili bugün, Lübnan'ın önümüzdeki hafta Washington'da ABD ve İsrail temsilcileriyle ateşkesi görüşmek üzere bir toplantıya katılmayı planladığını, ancak görüşmelerin tarihinin henüz belirlenmediğini söyledi.

Reuters'e konuşan yetkili, Lübnan'ın ateşkesi, İsrail ile daha geniş kapsamlı anlaşmaya varmayı amaçlayan görüşmeler için bir ön koşul olarak gördüğünü belirtti.

Beyrut'a yönelik saldırıları durdurma baskısı

Bu arada, Batılı bir diplomatik kaynağın AFP'ye bugün verdiği bilgiye göre, Lübnan başkentine düzenlenen ölümcül İsrail saldırılarından iki gün sonra, Avrupa ve Arap ülkeleri İsrail'in Beyrut'a yönelik baskınlarını yenilemesini engellemek için diplomatik baskı uyguluyor.

İsrail ordusu perşembe günü Beyrut'un güneyindeki ve güney banliyölerindeki büyük, yoğun nüfuslu mahallelerin sakinlerine tahliye uyarısı verdi, ancak bugün öğleden sonrasına kadar tehdidini uygulamadı.

İsmini açıklamak istemeyen Batılı diplomatik kaynak, "Avrupa ülkeleri, Körfez ülkeleri ve Mısır'dan, Kara Çarşamba'dan sonra İsrail'in Beyrut'a yönelik hava saldırılarının yeniden başlamasını önlemek için İsrail'e yönelik devam eden diplomatik baskı var" ifadelerini kullandı.

Bu baskı, Lübnan'a yönelik İsrail saldırılarının ardından bir gün sonra geldi. Bu saldırılar, 2 Mart'ta Hizbullah ile savaşın başlamasından bu yana en büyük ve en yoğun saldırılar oldu ve Lübnan yetkililerine göre 300'den fazla kişi öldü, en az bin kişi yaralandı.

Yoğun saldırılar, İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında varılan bölgesel ateşkes anlaşmasına rağmen gerçekleşti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (DPA)

İki hastanenin tahliye edilmeyeceğine dair güvenceler verildi

Dün yayınlanan İsrail uyarısı, Beyrut'un güney banliyölerine ek olarak, sakinleri tarafından büyük ölçüde terk edilmiş Hizbullah kalesi olan bölgeyi, iki hastane de dahil olmak üzere hâlâ yoğun nüfuslu birkaç mahalleyi ve havaalanı yolunu da kapsıyordu.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dün İsrail'i tahliye uyarısını geri çekmeye çağırdı. WHO  Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, bölgenin Refik Hariri Üniversitesi Hastanesi ve el-Zehra Hastanesi'ni kapsadığını ve yaklaşık 450 hastayı barındırdığını söyledi.

Refik Hariri Üniversitesi Hastanesi Genel Direktörü Muhammed Zatari AFP'ye yaptığı açıklamada, "Sağlık Bakanlığı ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi de dahil olmak üzere ilgili yetkililerle temas halindeyiz... Hedef alınmadığımıza dair güvenceler aldık" dedi.

Hastanenin şu an için tahliye edilmeyeceğini açıkladı

Lübnan Ulaştırma Bakanı Fayiz Resmani dün yaptığı açıklamada, resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, "Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'na giden yolun ve havalimanı arazisinin, yolcu, mal ve sivil faaliyetlerin havalimanına gidiş-dönüş taşımacılığıyla sınırlı kaldığı sürece, devam eden çatışma bağlamında herhangi bir şekilde hedef alınmayacağına dair yabancı diplomatik kaynaklardan ve ilgili makamlardan güvence aldığını" söyledi.

Ulusal Haber Ajansı, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde gece ve bu sabah birçok köyü hedef alan hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. AFP fotoğrafçısı, Nabatiye yakınlarındaki Habuş kasabasında, geceki hava saldırısı sonucu hasar gören bir binada çıkan yangını söndürmek için çalışan sivil savunma personelini görüntüledi.

Hizbullah ise kuzey İsrail'e yönelik birkaç roket fırlatmasının yanı sıra sınır bölgesinde ilerleyen İsrail güçlerini hedef alan saldırılar düzenleyeceğini duyurdu.