Gazze savaşı: Mısır yeni bir esir değişim anlaşmasını olgunlaştırmak için harekete geçti

Kahire'deki kaynaklar taraflarla istişarelerin "ileri aşamalara" geçtiğini doğruladı.

Çekilen bir fotoğraf, güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiğini gösteriyor (AFP)
Çekilen bir fotoğraf, güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiğini gösteriyor (AFP)
TT

Gazze savaşı: Mısır yeni bir esir değişim anlaşmasını olgunlaştırmak için harekete geçti

Çekilen bir fotoğraf, güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiğini gösteriyor (AFP)
Çekilen bir fotoğraf, güney Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus'un üzerinde dumanların yükseldiğini gösteriyor (AFP)

Kahire, İsrail ile Filistin direniş grupları arasındaki çatışmayı durdurmak ve esir değişimi anlaşması için Gazze'deki savaşın ilgili taraflarıyla iletişimlerini yoğunlaştırıyor. Mısır'ın arabuluculuk çabaları hakkında bilgi sahibi olan Mısırlı kaynaklar cuma günü, "İlgili taraflarla mevcut temas ve istişareler devam ediyor, uzun bir ateşkes ve her iki tarafta çok sayıda esir değişimini içeren yeni bir anlaşmaya varmak çok yakın" açıklamasında bulundular.

İsminin açıklanmaması kaydıyla Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, istişarede bulunulan teklifin ‘ilgili tarafların çıkarlarını, mevcut zorlukları ve beyan edilen pozisyonları dikkate aldığını’ açıklayarak “Mısır'ın savaşı durdurma ve sonrasındaki aşamaya yönelik düzenlemeleri içeren önerisine alternatif olmayacak. Daha ziyade, çatışmaları durduracak ve bölge sakinlerinin acılarını hafifletecek ortamı oluşturma çabalarının bir parçası olacak" dediler.

İsrail bombalamasının ardından kuzey Gazze'deki binalar yıkıldı (AFP)
İsrail bombalamasının ardından kuzey Gazze'deki binalar yıkıldı (AFP)

Kahire, Hamas yetkilisi Salih el-Aruri'nin Beyrut'ta öldürülmesinden önce, ateşkesle sonuçlanan birbirini izleyen ve birbiriyle bağlantılı 3 aşamayı içeren öneriler sunmuştu. Ancak el-Aruri suikastının ardından arabuluculuk çabalarında ve görüşmelerde durgunluk yaşandı.

Kaynaklar, Mısır'ın ‘mevcut durumun zorluğuna rağmen olumlu göstergeler aldığını’ ancak anlaşmanın son hali için hala ‘olgunluk aşamasında’ olduğunu belirterek, Mısırlı arabulucu tüm tarafların onayladığı Mısır mesajının durumu sakinleştirmeye yönelik çabalara yanıt vermenin önemini ve ‘krizden çıkış yolu için müzakere yapmanın alternatifi olmadığını’ içerdiğini ifade etti.

Anlaşma netleşiyor

Öte yandan Amerikan medyası esir ve tutukluların değişimine yönelik arabuluculuk sürecine dair iddiaları yeniden gündeme getirdi. Perşembe akşamı Amerikan NBC haber kanalı, yetkililerin Gazze Şeridi'ndeki tutukluların serbest bırakılmasına yönelik yeni bir anlaşmanın olabileceğini düşündüklerini ifade ederek üst düzey bir Amerikalı yetkili, iki İsrailli hükümet yetkilisi ve bir Arap diplomatın ‘tutukluların aşamalı olarak serbest bırakılacağını’ söylediğini ancak yetkililerden birinin “Önerilen teklifle ilgili tartışmaların ne kadar ciddi olduğu belli değil" dediğini aktardı.

İsrailli bir yetkiliye göre, önerilen anlaşmanın hükümlerinden biri, tutukluların aşamalı olarak serbest bırakılması için 90 günlük bir süre belirlenecek ve kalıcı bir ateşkese yol açacak. Yetkili, Hamas'ı Gazze'de ‘askeri mekanizmasıyla birlikte iktidarda tutmaya yönelik herhangi bir önerinin kesinlikle kabul edilemez’ olduğunu vurguladı.

Hamas ise kendi şartları dışında esirleri serbest bırakmayı reddediyor. Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin çeşitli vesilelerle yaptığı açıklamalarda, işgal hapishanelerindeki tüm Filistinli tutuklular serbest bırakılmadıkça İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki esirleri geri almayacağını vurguladı. Filistinli gruplar, geçici ateşkes müzakerelerini reddettiklerini ve tam bir ateşkes ve ‘hepsi için herkes’ ilkesine göre mahkumların değişimi konusundaki ısrarlarını defalarca teyit ettiler.

Filistinli sağlık görevlileri, Gazze'deki Meğazi kampına düzenlenen hava saldırısının ardından diğerleriyle birlikte beyaz çarşaflarla kaplı cesetleri ambulansın içine yerleştiriyor (Reuters)
Filistinli sağlık görevlileri, Gazze'deki Meğazi kampına düzenlenen hava saldırısının ardından diğerleriyle birlikte beyaz çarşaflarla kaplı cesetleri ambulansın içine yerleştiriyor (Reuters)

Öte yandan İsrail'in kalıcı bir ateşkesten bahsetmeyi defalarca reddetmesine rağmen; İsrail ordusunun eski genelkurmay başkanı ve savaş konseyinin şu anki üyesi Gadi İzenkot farklı bir tutum sergiledi. Perşembe günü İsrail merkezli Kanal 12'ye verdiği röportajda İzenkot, esirlerin iadesi için yeni bir askeri operasyona karşı çıktı ve “Hamas'la bir anlaşma yapılmadan kaçırılan insanların yakın gelecekte canlı olarak geri getirilmesi imkansızdır. Hala çaba gösteriyoruz ve her fırsatı değerlendiriyoruz. Ama ihtimal çok küçük” dedi. Gazze'deki Hamas lideri Yahya es-Sinvar'ı ortadan kaldırma fırsatını kaçırma pahasına bile olsa mahkumlara zarar vermekten kaçınmanın gerekli olup olmadığı sorusuna yanıt olarak İzenkot, “Kesin bir dille evet” dedi.

Krizin çözümü

Uluslararası ilişkiler profesörü, Ulusal Ortadoğu Araştırmaları Merkezi başkan yardımcısı ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fehmi ise arabuluculuk çalışmalarını, Gazze’de esir değişimi de dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesine yönelik kapsamlı bakış açısına odaklanan Mısır yolu ve Katar arabuluculuğunun aktif olduğu ikinci yolun yanı sıra son günlerde ortaya çıkan ve insani boyuta odaklanan uluslararası bir yol olarak şu anda 3 yolda yürütüldüğünü belirtti. Fehmi, Şarku'l Avsat'a Mısır arabuluculuğunun son zamanlarda krizin boyutlarını ortadan kaldırmaya, siyasi ve güvenlik yolları arasında uyum sağlamaya çalıştığını açıklayarak, Mısır bakış açısının ‘Filistinlilerin kabulünü ve İsrail'in tepkisini kazandığına’ işaret ederek şöyle dedi:

“Mısır iletişimleri yakın zamanda, Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletler’in, Gazze Şeridi'ndeki insani durumu iyileştirmeye ve kapsamlı bir esir sağlamaya yönelik iki yolu üzerine odaklandı”.

Yerinden edilmiş bir ailenin üyeleri, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınındaki bir kampta çadırların yanında oturuyor (AP)
Yerinden edilmiş bir ailenin üyeleri, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yakınındaki bir kampta çadırların yanında oturuyor (AP)

Fehmi, savaş sonrası kapsamlı bölgesel bir yakınlaşmaya girileceğini savunarak ‘durumun yakında çözülmesini’ beklediğini ve Filistinli grupların kabul yolunda ilerlediğini belirtti. İsrail'in ve Hamas hareketinin ‘sert söylemi’nin öncelikle propaganda ve politik olduğuna dikkati çekerek Filistin yönetiminin, Akabe’deki son Mısır-Ürdün-Filistin üçlü zirvesinin ardından bu yolda yoğun temaslar yapmaya başladığını ifade etti.

Geliştirilebilir bir senaryo

Gazze Şeridi'nde Mısır ve Katar'ın arabuluculuğu ve ABD'nin koordinasyonunda bir hafta süren geçtiğimiz Kasım ayındaki tek ateşkesin sonunda, Gazze Şeridi'nde 100'den fazla esir serbest bırakıldı. Üç ülke, 105 gündür devam eden çatışmaları sonlandırmak için yeni bir ateşkesi kabul ettirmeye çalışıyor.

İsrail'in tahminleri, Hamas ve diğer grupların birçok kez duyurduğu bilgilere göre, yaklaşık 130 esirin hâlâ Gazze Şeridi'nde olduğunu, ancak bunlardan en az 25'inin Gazze’nin bombalanması esnasında İsrail’in saldırıları sonucunda öldüğünü gösteriyor.

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde yardımcı araştırmacı olan Mühab Adil Hasan, geçici bir ateşkese ulaşmanın ve bir mahkûm değişim anlaşmasının kabul edilmesinin ‘savaş sonrası Gazze Şeridi’nin yönetimi ve çatışmanın çözüm yollarına dair kabul edilebilir bir senaryoya ulaşmak için geliştirilebilecek ve üzerine inşa edilebilecek bir geçiş senaryosunu temsil ettiğine’ inanıyor. Hasan, yakın zamanda merkezin web sitesinde yayınlanan bir analizde, Filistinli grupların İsrail hapishanelerindeki Filistin tutukluların serbest bırakılması karşılığında İsrailli askeri tutuklular hariç sivilleri serbest bırakarak bir önceki ateşkese benzer bir ateşkes anlaşmasını kabul etme olasılığına dikkat çekti.



İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyine düzenlenen bir İsrail hava saldırısında dört kişinin hayatını kaybettiğini, üç kişinin de yaralandığını bildirdi. Bakanlığa bağlı Acil Sağlık Operasyon Merkezi tarafından yayımlanan basın açıklamasında, ‘İsrail’in Sur kentine bağlı er-Remadiye beldesini hedef aldığı, saldırıda dört sivilin yaşamını yitirdiği ve üç kişinin yaralandığı’ ifade edildi.

Açıklamada, İsrail’in Güney Lübnan’daki çeşitli bölgelere yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü, bunun sınır hattındaki günlük çatışmaların bir parçası olduğu aktarıldı. Saldırılar sonucunda ölü ve yaralıların olduğu belirtilirken, Güney Lübnan’dan İsrail’in kuzeyine doğru roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının da devam ettiği, buna karşılık İsrail ordusunun karşılık verdiği kaydedildi. Sınır köylerinde çatışmaların sürdüğü ve operasyonların Litani Nehri’nin kuzeyine doğru genişleyebileceğine dair işaretler bulunduğu belirtildi.

Diğer yandan Hizbullah bugün yaptığı açıklamada, savaşçılarının İsrail’in kuzeyine İHA ve roket saldırıları düzenlediğini duyurdu. İsrail ordusuna bağlı İç Cephe Komutanlığı’na göre sınır hattı boyunca sirenler devreye girdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hizbullah, sınır bölgelerindeki İsrail güçlerini hedef alan roket saldırıları düzenlediğini ve İsrail’de bir köyü hedef alan İHA saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.

İç Cephe Komutanlığı’na göre, söz konusu bölgelerde sirenler çalarken, herhangi bir can kaybı ya da hasara ilişkin resmi bir bildirim yapılmadı.

İsrail’in yoğun hava saldırıları, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın dün yaptığı açıklamalarla eş zamanlı gerçekleşti. Katz, “Operasyonun tamamlanmasının ardından İsrail ordusu, tanksavar füzelere karşı savunma hattı olarak Lübnan içinde bir güvenlik bölgesi oluşturacak ve Litani Nehri’ne kadar olan tüm alan üzerinde güvenlik kontrolünü sağlayacak” ifadesini kullandı. Söz konusu hattın, sınırdan yaklaşık 30 kilometre derinliğe uzanacağı belirtildi. Lübnanlı yetkililere göre, saldırılar ve İsrail’in uyarıları nedeniyle bir milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Lübnan Savunma Bakanı Michel Menassa ise yazılı açıklamasında, İsrailli mevkidaşının sözlerini kınayarak, “Bu açıklamalar artık yalnızca tehdit değil, Lübnan topraklarında yeni bir işgal dayatma niyetini açıkça yansıtıyor” değerlendirmesinde bulundu. İsrail’in artan saldırıları karşısında Lübnan ordusu, Güney Lübnan’da ‘yeniden konuşlanma ve konuşlandırma’ operasyonu gerçekleştirdiğini duyurdu. Açıklamada, bu adımın özellikle sınır kasabaları çevresinde ‘düşman ilerlemesinin görüldüğü bölgelerde artan İsrail saldırganlığı’ nedeniyle atıldığı belirtildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın dün paylaştığı verilere göre, 2 Mart’ta Hizbullah ile başlayan çatışmalardan bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı bin 300’ü aştı.

Bakanlık açıklamasında, 1 Nisan itibarıyla toplam can kaybının bin 318’e yükseldiği, hayatını kaybedenler arasında 53 sağlık çalışanı ve 125 çocuğun bulunduğu bildirildi. Yaralı sayısının ise 3 bin 935’e ulaştığı kaydedildi.


İran-Hizbullah hattında değişmeyen denklem: Kasım’a gönderilen Hamaney mesajında tek cephe vurgusu

Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
TT

İran-Hizbullah hattında değişmeyen denklem: Kasım’a gönderilen Hamaney mesajında tek cephe vurgusu

Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)
Güney Lübnan’da İsrail hava saldırısında öldürülen gazetecilerin cenaze törenine katılan bir kadın (AFP)

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a gönderdiği ve ‘babasının İslam Devrimi lideri olarak hayatını kaybetmesi dolayısıyla ilettiği taziye için teşekkür’ içeren mesaj, bölgesel gerilimin kritik bir aşamasında geldi. Bu durum, mesajın hem iç hem de dış kamuoyuna doğrudan siyasi mesajlar taşıdığı şeklinde yorumlandı. Mesajın, İran ile Hizbullah arasındaki ilişkinin sürekliliğini teyit ettiği ve örgütün Tahran’ın yürüttüğü strateji içindeki yerini pekiştirdiği değerlendirilirken, aynı zamanda açık çatışmanın sürdürülmesine yönelik bir teşvik içerdiği ifade edildi.

Hamaney’in mesajında Lübnan devletine yer verilmemesi dikkat çekerken, söz konusu mesajın, Lübnanlı yetkililerin İran ile ‘bağları koparma’ yönünde adımlar attığı bir döneme denk gelmesi öne çıktı. Bu kapsamda, Hizbullah’ın güney cephesinde İran’a destek amacıyla başlattığı çatışmaların ardından Lübnan’da İran büyükelçisinin sınır dışı edilmesi ve örgütün askeri kanadının yasaklanması gibi çeşitli adımların atıldığı belirtildi.

Kesin olanın teyidi

Bu çerçevede Lübnanlı bakanlık kaynakları, İran’ın yeni Dini Lideri’nin mesajına ilişkin değerlendirmelerini ‘kesin olanın teyidi’ şeklinde özetledi. Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Mesaj herhangi bir yenilik içermiyor; aksine önceden bilinen ve var olan bir durumu pekiştirme bağlamında geliyor. İran ile Hizbullah arasındaki ilişkide hiçbir aşamada kopuş yaşanmadı; karşılıklı destek ve sürekli koordinasyon çerçevesinde sabit kaldı. Devam eden savaşta gerçekleşen ortak operasyonlar bunun en açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

dfbfd
İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a gönderdiği mesaj (Sosyal medya)

Kaynaklar, “Mesajın içeriği her iki tarafın da kamuoyuna açıkladığı söylemle tamamen örtüşüyor, bu da onu mevcut tutumların yeniden teyidi haline getiriyor. Dolayısıyla tartışma artık kullanılan ifadelerle ilgili değil; ilişkinin özü açık ve görünür hale gelmiş, geleneksel devlet anlayışını aşan bir yaklaşımı yansıtan kalıcı bir siyasi tablonun parçası olmuştur” dedi.

Savaş birliği ve ABD’nin düşman olarak kabul edilmesi

İran mesajının satır aralarına ilişkin değerlendirmesinde siyasi analist Ali el-Emin, metnin İran ile Hizbullah’ın yürüttüğü mücadelenin ‘tek bir savaş’ olduğunu açık şekilde yansıttığını belirtti. El-Emin, Mücteba Hamaney’in ifadelerinde yer alan ‘ABD ve İsrail’e karşı direniş ve sebat’ vurgusuna dikkat çekerek, bunun iki tarafın aynı cephede konumlandığını ortaya koyduğunu ifade etti. El-Emin, “Hizbullah ve İran’a ait, İsrail tarafından hedef alınan isimlere ilişkin sunulan anlatı, iki tarafın izlediği yol ve yöntemin ortak olduğunu teyit etmeye yönelik bir çabadır. Bu durum takipçiler açısından yeni olmasa da, aynı çizginin, yakın ilişkinin ve bu savaş bağlamında ortak kaderin altını çizme girişimidir” değerlendirmesinde bulundu.

fv
Sana’da bir Husi, babasının öldürülmesinin ardından İran’ın yeni Dini Lideri olan Mücteba Hamaney’in fotoğrafını kaldırıyor. (EPA)

Analist, mesajda dikkat çeken unsurlardan birinin de ABD’nin İsrail ile aynı düzeyde ‘düşman’ olarak konumlandırılması olduğunu belirterek, bunun metnin sonunda yer alan ‘Amerikan-Siyonist düşmanın yenilgisi’ vurgusunda açıkça görüldüğünü söyledi.

Öte yandan Hamaney, mesajında Kasım’a hitaben, ‘direniş tarihinin bu kritik anında hareketi yönettiğini’ ifade ederek, ‘düşmanın planlarını boşa çıkarma ve Lübnan halkına yeniden onur ve refah kazandırma konusunda onun tecrübesine, zekâsına ve cesaretine güvendiğini’ dile getirdi.

Mesajın sonunda ise İran’ın politikasının, ‘merhum Dini Lider ve şehit komutanın izlediği çizgi doğrultusunda sabit olduğu’ vurgulanarak, ‘İsrail ve ABD’ye karşı direnişe desteğin süreceği’ ifade edildi.

Lübnan devletinin yokluğu ve Hizbullah çevresinin çilesi

El-Emin, mesajda Lübnan devletinin yok sayılması noktasına da dikkat çekerek, “Metinde Lübnan devletiyle ilgili herhangi bir ifadeye yer verilmediği açıkça görülüyor” dedi. “Halktan söz ediliyor ancak egemenliği ve saygınlığı olan devletten bahsedilmiyor” ifadesini kullanan el-Emin, mesajda yalnızca ‘Lübnan halkına’ atıf yapıldığını, devlete ise hiçbir şekilde değinilmediğini belirtti. El-Emin, mesajın doğrudan Hizbullah’a yönelik olduğunu vurgulayarak, bunun Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a hitaben kullanılan “Direniş tarihinin bu kritik anında hareketi bugün o yönetiyor” ifadesinde de açıkça görüldüğünü kaydetti.

dvdsv
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım (Reuters)

El-Emin, mesajın odağının tamamen ‘çatışma’, Hizbullah’ın rolü ve ‘direniş’ olarak tanımlanan çizgi üzerinde yoğunlaştığını belirterek, “Metinde Lübnan devletinin varlığına, resmi otoriteye ya da karar alma yetkisine sahip bir yapıya dair hiçbir unsurun dikkate alınmadığı açıkça görülüyor” dedi.

Bu çerçevede el-Emin, mesajın Lübnan’ın yaşadığı yıkım, yerinden edilme ve insani kayıplara da değinmediğini vurgulayarak, “Bir milyondan fazla yerinden edilmiş kişinin bulunduğu, büyük kısmının Şii topluluğa mensup olduğu ve önemli bir bölümünün Hizbullah destekçilerinden oluştuğu bir tabloda, bu acılara özellikle değinilmesi gerekirdi. Evlerini terk etmek zorunda kalan ve ülkenin farklı bölgelerine dağılan bu insanların yaşadıkları göz ardı ediliyor” ifadelerini kullandı.


SDG'ye bağlı YPJ'den bir heyet, Şam'da Savunma Bakanı ile görüştü

Suriye'nin kuzeydoğusunda düzenlenen tatbikat sırasında Kürt ağırlıklı YPJ üyeleri (Arşiv – X)
Suriye'nin kuzeydoğusunda düzenlenen tatbikat sırasında Kürt ağırlıklı YPJ üyeleri (Arşiv – X)
TT

SDG'ye bağlı YPJ'den bir heyet, Şam'da Savunma Bakanı ile görüştü

Suriye'nin kuzeydoğusunda düzenlenen tatbikat sırasında Kürt ağırlıklı YPJ üyeleri (Arşiv – X)
Suriye'nin kuzeydoğusunda düzenlenen tatbikat sırasında Kürt ağırlıklı YPJ üyeleri (Arşiv – X)

Dün Suriye’nin başkenti Şam'da Kürtlerden oluşan Kadın Koruma Birlikleri’nden (YPJ) bir heyet ile Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra arasında bir görüşme gerçekleşti. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürt kaynaklar, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı YPJ'nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuyla ilgili mekanizmalara ilişkin görüşmelerin ‘henüz olgunlaşmadığını’ ve bu konuda uzlaşmanın ‘daha fazla diyalog ve biraz sabır’ gerektirdiğini belirtti.

Bu gelişme öncesinde Şam'ın Suriye ordusunun yapısında kadın birliklerine yer verilmeyeceği yönündeki açıklamaları ve YPJ’den gönüllü olanların İçişleri Bakanlığı'na bağlı kadın polis teşkilatına katılmaları önerilmişti.

Kürtçe yayın yapan Hawar Haber Ajansı ANHA’nın haberine göre heyetin kadrosunda Suzdar Haci ve Ruhlat Afrin'in yanı sıra Kamışlı Tugayı’na bağlı Kadın Taburu’nun komutanı Halise Ayid ve YPJ Sözcüsü Roksan Muhammed yer alıyordu. ANHA, heyetin YPJ’nin devlet kurumlarına entegrasyonu süreciyle ilgili görüşmelerin ardından dün Şam'dan döndüğünü bildirdi.

Görsel kaldırıldı.
Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra

SDG ile Suriye hükümeti arasında imzalanan ‘29 Ocak 2026 Anlaşması’ kapsamında gerçekleştirilen görüşme, entegrasyon sürecinin uygulanmasına yönelik mekanizmaların oluşturulmasını amaçlıyor.

ANHA’nın YPJ heyetindeki kaynaklardan aktardığına göre görüşmenin ana gündem maddesinin YPJ'nin orduya katılım şekliydi. YPJ heyetinin, görüşmenin ayrıntılarını ve sonuçlarını içeren resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

SDG'nin Suriye resmi kurumlarına entegrasyon süreci devam ederken, erkek komutanlar Savunma Bakanlığı ve yerel yönetimde atanmış olsa da kadın unsurların entegrasyonu konusu belirsizliğini koruyor.

Kürtlerden oluşan Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) yetkilisi Muhammed Aybaş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, YPJ'nin Suriye ordusuna entegrasyonu konusundaki tartışmaların henüz olgunlaşmadığını söyledi. Aybaş, “Çünkü Şam tarafında bir ret var, buna karşılık ise YPJ'nin İçişleri Bakanlığı ve sivil dairelere entegre edilmesi önerisi var” diye ekledi.

Görsel kaldırıldı.
YPJ Sözcüsü Roksan Mohammad (solda), iç güvenlik güçlerinden kadın savaşçılarla birlikte Kamışlı Havalimanı yakınlarında beklerken, 8 Şubat 2026 (AFP)

Şam, daha önce, yapısında kadınlara özel tugaylar bulunmadığı için YPJ'nin Suriye Arap Ordusu’na entegre edilemeyeceğini, ‘ancak hizmetlerine devam etmek isteyenler, iç güvenlik alanındaki deneyimlerinden yararlanmak üzere İçişleri Bakanlığı'na gönüllü olarak başvurabileceklerini’ açıklamıştı.

Şam ile SDG arasında varılan anlaşmanın uygulanmasını denetlemekle görevli Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali, Şarku’l Avsat’a, Suriye hükümetinin Haseke-Şam yolu üzerinde heyete güvenlik koruması sağladığını söyledi.

Dün Savunma Bakanlığı ile yapılan görüşmelerin bir anlaşmaya varıp varmadığı sorusuna ise, “Görüşmeler, belirli bir konuda anlaşmaya varıldığı anlamına gelmez. Görüşmenin sonuçlarının resmi olarak açıklanmasını bekliyoruz” yanıtını verdi.

Şarku’l Avsat, görüşmenin ayrıntılarını öğrenmek için Savunma Bakanlığı'nın Halkla İlişkiler ve Medya Ofisi ile iletişime geçmeye çalıştı, ancak yanıt alamadı.