Mısır'ın ‘Ortak Arap Savunması’ kapsamında Somali'ye müdahalesinin sınırları neler?

Sisi, Addis Ababa'yı Mogadişu'nun egemenliğinden taviz vermemesi konusunda uyardı.

Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın ‘Ortak Arap Savunması’ kapsamında Somali'ye müdahalesinin sınırları neler?

Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Somali ve Mısır cumhurbaşkanları Kahire'de gerçekleşen görüşmede. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin Somali'ye destekten bahsederken Ortak Arap Savunma Anlaşması’na değinmesi, 70 yıl önce imzalanan ve 1973 Ekim Savaşı'ndan bu yana kullanılmayan anlaşmayı hatırlattı. Gözlemcilere göre, bu anlaşmadan bahsedilmesi, çeşitli çağrışımlar ve mesajlar taşıyor.

Sisi, Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud ile Kahire'de pazar günü yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, “Mısır'ın, Somali devletine yönelik herhangi bir tehdide izin vermeyeceğini” söyledi. Sisi, “Somali, Arap Birliği'ne üye bir devlet. Birlik tüzüğü uyarınca, kendisine yönelik herhangi bir tehdide karşı ortak savunma haklarına sahip” ifadelerini kullandı.

Mısır'ın tutumu, Kahire'nin, Etiyopya hükümetinin bu ayın başında Somaliland ile imzaladığı mutabakat zaptını reddetmesini vurgulayan önceki pozisyonların devamı niteliğindeydi. Söz konusu mutabakat zaptına göre, Addis Ababa, Somaliland'ın bağımsızlığının resmi olarak tanınması karşılığında, Kızıldeniz kıyısındaki Berbera Limanı’ndaki 20 kilometrelik kıyı şeridini Etiyopya deniz kuvvetlerinin burada konuşlandırılması için 50 yıl süreyle kullanma hakkı elde ediyor. Uluslararası alanda türünün ilk örneği olacak bu anlaşmayla Etiyopya Havayolları'nın hisselerinin de yüzde 20'si Somaliland’e verilecek.

Ortak Arap Savunma Anlaşması hakkındaki söylemlerin yeniden canlandırılması, özellikle anlaşmanın 74 yıl önce imzalanmasından bu yana birçok soruyu gündeme getirdi. Söz konusu anlaşma, 1950 yılında Mısır'ın başkentinde 7 Arap ülkesi (Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen) tarafından imzalandı. Anlaşmaya 1974'te Somali Cumhuriyeti de dahil oldu. Arap ülkelerinin geri kalanı sonraki yıllarda art arda katılmaya devam etti.

Meşru müdafaa hakkı

Anlaşma 13 madde içeriyor ve protokolü imzalayan herhangi bir devlete yönelik herhangi bir saldırının, diğer eyaletlere yönelik bir saldırı olarak değerlendirileceğini belirtiyor. Yani anlaşmayı imzalayan ülkelerden birine yapılan herhangi bir saldırı, anlaşmayı imzalayan diğer ülkelere yapılmış açık bir saldırı olarak değerlendiriliyor.

Anlaşmada ayrıca, kuruluşunun meşru müdafaa hakkı uyarınca (bireysel ve toplu olarak), saldırıya uğrayan devlet veya devletlerin yardımına koşulması, bireysel ve toplu olarak derhal her türlü tedbirin alınması, saldırıyı püskürtmek, güvenlik ve barışı yeniden tesis etmek için silahlı kuvvet kullanmak da dahil olmak üzere eldeki tüm araçların seferber edilmesi taahhüt ediliyor.

Anlaşma, taraf devletlerden herhangi birinin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı veya güvenliği tehdit edildiğinde, taraf devletlerden herhangi birinin talebi üzerine kendi aralarında istişarede bulunmalarına izin veren bir hüküm içeriyor. Buna göre, yakın bir savaş tehlikesi veya ani ve korkulan bir uluslararası durumun ortaya çıkması halinde imzacı devletler, durumun gerektirdiği önleyici ve savunma tedbirlerini almak için planlarını ve çabalarını derhal birleştiriyorlar.

Anlaşmanın sonuçlanmasının ardından, anlaşmanın hükümlerinin Arap Birliği çatısı altında etkinleştirilmesi için çalışacak iki kuruluş kuruldu. Bunlardan biri, üçte iki çoğunlukla alınan kararların tüm üyeler açısından bağlayıcı olduğu Ortak Savunma Konseyi. Diğeri ise 1980 yılında Ekonomik ve Sosyal Konsey olarak yeniden adlandırılan Ekonomik Konsey.

Askeri danışma organı

Anlaşmanın askeri ekinde, anlaşmanın beşinci maddesinde öngörülen daimî askeri komiteyi denetlemek üzere, taraf devletlerin ordularının genelkurmay başkanlarından bir askeri danışma organının oluşturulması da öngörülüyor.

Anlaşmanın beşinci maddesinde öngörülen Daimî Askeri Komite, bir veya daha fazla taraf devlete veya kuvvetlerine karşı meydana gelebilecek her türlü tehlike veya silahlı saldırıya karşı askeri planların hazırlanmasından sorumlu. Bu planlar, Ortak Savunma Konseyi'nin belirlediği esaslara göre hazırlanıyor.

Arap Birliği'nin resmi internet sitesinde, birlikte çalışan kuruluşlar arasında Ortak Savunma Konseyi’ne herhangi bir atıf yapılmaması dikkat çekiyor. Tarihi bir belge olarak Arap Birliği’nin çalışma tüzüğü çerçevesi dışında Ortak Arap Savunma Anlaşması’ndan söz edilmiyor. Siteye göre, bu tüzüğün son güncellemesi 2013 yılında yapılmış.

Arap Birliği'nin internet sitesinde yer alan belgede, anlaşmaya 19 ülkenin (Yemen Krallığı ve 1990 yılında Yemen Arap Cumhuriyeti ile birleşerek Yemen Cumhuriyeti'ni oluşturan Güney Yemen'in adı olan Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti dahil) katıldığı belirtiliyor. Bunlardan sonuncusu ise 1978'de katılan Birleşik Arap Emirlikleri’ydi (BAE).

Anlaşmanın aktif hale gelmesinin, İsrail ile iş birliği yapan ülkelere petrol tedariğinin durdurulması kararına ek olarak, 1973 Ekim Savaşı sırasında Mısır ve Suriye'den gelen Arap kuvvetlerinin teknik teçhizat, kuvvet ve fon gibi çeşitli yollarla katılımıyla gerçekleşmesi dikkat çekicidir.

Ancak İsrail'in 1982'de Lübnan topraklarını işgal etmesi sırasında, anlaşmayı imzalayan ülkeler arasında Lübnan olmasına rağmen anlaşma devreye girmedi. 1990 yılında Irak'ın Kuveyt'e yönelik saldırganlığını durdurmak için anlaşmayı kullanma çabaları da başarısızlıkla sonuçlandı ve Kuveyt'in özgürleştirilmesi süreci, ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon çatısı altında yürütüldü.

Ortak Arap Gücü

2015 yılı, anlaşmayla ilgili yeni bir gelişmeyi de beraberinde getirdi. Zira o yıl Ortak Arap Gücü oluşturulmasına yönelik bir protokol oluşturuldu. Arap Birliği, o yılın 29 Mart'ında zirve düzeyinde, Arap Birliği Tüzüğü ve Ortak Arap Savunma Anlaşması ve birlik içindeki ekonomik iş birliği de dahil olmak üzere ilgili Arap belgeleriyle uyumlu olarak Arap ulusal güvenliğini korumak için Ortak Arap Gücü kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Değişikliğin üçüncü maddesi, ortak Arap kuvvetlerinin görevlerini belirliyordu. Bu görevler içinde “Savunma Konseyi tarafından kararlaştırılan diğer görevlere ek olarak, yardım operasyonlarının ve insani yardımın güvence altına alınmasına katılım, silahlı çatışmaların çıkmasından kaynaklanan acil durumlarda veya doğal afetlerde sivilleri korumak ve zorluklarla yüzleşmek, terör tehditleri, kara, deniz ve hava taşımacılığı ile arama kurtarma operasyonlarının korunması ve güvenliğinin sağlanması” yer alıyordu. Ancak söz konusu kuvvet, kuruluşundan bu yana faaliyete geçirilmedi.

Ulusal güvenliğe tehdit

Mısır Temsilciler Meclisi'nin Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Tümgeneral Ahmed el-Avadi, Mısır Cumhurbaşkanı'nın Ortak Arap Savunma Anlaşması'na atıfta bulunmasını ‘önemli bir gösterge’ olarak görüyor. “Somali'nin egemenliğine yönelik saldırının, sadece Somali’ye değil Arap ulusal güvenliğine yönelik bir tehdit olduğuna” dikkat çeken el-Avadi, “Sisi’nin açıklamaları, bir Arap ülkesi olarak Somali'nin topraklarının birliğini ve bütünlüğünü tehdit eden bir tehlikeye maruz kaldığında anlaşmayı devreye sokma hakkının hatırlatılması anlamına geliyor” dedi.

vrvb
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud'u İttihadiyye Sarayı'nda karşıladı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

El-Avadi, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, Etiyopya hükümetinin ayrılıkçı Somaliland bölgesiyle yaptığı anlaşmayı “Mısır ve Arap ulusal güvenliğine ciddi bir tehdit” olarak nitelendirdi. “Mısır'ın güvenliğine zarar verilmesine izin vermeyeceğini” vurgulayan el-Avadi, “Arap Birliği, kolektif eylem çerçevelerinin gerektirdiği şekilde ve Mısır liderliğinin durum değerlendirmesine göre belirlediği araçları kullanarak kendi güvenliğini korumak ve kardeşlerine destek olmak için var gücüyle hareket edecek” dedi.

Mısır, Etiyopya ile Somaliland arasındaki anlaşmayı kınadı ve bu anlaşmayı ‘Somali ulusal egemenliğinin ve uluslararası hukukun ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, geçen hafta Arap Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında, Etiyopya'nın “bölgesel çevrede kaos tohumlarının kaynağı haline gelen tek taraflı politikalarının” sonuçları konusunda uyarıda bulunmuştu.

Diyalog ve müzakere yok

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ise dün yaptığı açıklamada, “Etiyopya ile Somaliland arasında yapılan anlaşma konusunda diyalog veya müzakereye yer olmadığını” söyledi. Şeyh Mahmud, Kahire Haber’e verdiği röportajda, “Mısır'la ortaklığımız hiçbir tarafın çıkarlarıyla çelişmiyor” ifadesini kullandı.

Somali hükümeti anlaşmayı şiddetle reddetti. Şeyh Mahmud daha önce anlaşmayı Somali egemenliğinin Addis Ababa tarafından “meşru olmayan bir ihlali” olarak tanımlamış ve “hiç kimsenin Somali topraklarından bir santim bile koparamayacağını” vurgulamıştı. Ayrıca Mogadişu, istişarelerde bulunmak üzere Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı ve Somali Cumhurbaşkanı daha sonra anlaşmayı iptal eden yasayı onayladı.

Etiyopya'ya güçlü mesaj

Mısır Dışişleri Konseyi Genel Sekreteri ve eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali el-Hafni, Sisi'nin Etiyopya'nın Somaliland ile imzaladığı anlaşmaya ilişkin ifade ettiği tutumunu “kararlı ve caydırıcı” olarak nitelendirdi. Bu açıklamaları “Etiyopya'ya güçlü bir mesaj” ve Somali topraklarını ele geçirme girişiminin kabul edilemezliğine ilişkin açık bir uyarı olarak değerlendirdi. El-Hafni, Somali'nin bir Arap ülkesi olarak Ortak Arap Savunma Anlaşması’na üye ülkelerden destek isteme hakkına sahip olduğunu sözlerine ekledi.

El-Hafni, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Mısır'ın rolünün ister ikili düzeyde, ister kolektif Arap, Afrika ve İslami işbirliği çerçevesinde Somali'ye birçok açıdan destek sağlayabileceğini ifade etti. Söz konusu anlaşmanın bir Arap ülkesinin ulusal güvenliğine sızma tehlikesini ve bunun Kızıldeniz ülkelerinin, özellikle de Mısır'ın güvenliğine yönelik oluşturduğu tehdide değindi.

El-Hafni, Somali'nin, Etiyopya tarafından egemenliğinin ihlal edilmesinin ardından mevcut krizde kendisini desteklemek için Mısır'a güvendiğine inanıyor. Zira Somali, Kahire'nin, uluslararası hukuk ilkelerini, uluslararası sözleşme ve normlara saygıyı destekleme konusundaki tutumunun, çevresinin ve özellikle de Afrika kıtasının istikrarı konusundaki kararlılığına güveniyor. El-Hafni ayrıca, Addis Ababa'nın dünyadaki hiçbir ülke veya kuruluş tarafından tanınmayan Somaliland’ı tanımasının, Etiyopya'nın Somali topraklarının ayrılması ve bölünmesine verdiği desteği gösterdiği uyarısında bulundu. Bu, “Afrika Boynuzu bölgesinde, bölgenin güvenliği ve istikrarı üzerinde olumsuz etkilere yol açmadan önce durdurulması gereken ciddi bir ihlal ve gerilimin artması” anlamına geliyor.



Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na yönelik saldırı (Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi)

Sudan’da Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki Darfur bölgesinin orta kesimlerinde yer alan Zalinci şehrinde Hamidiye İç Göç Kampı'na dün insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırıda 15 kişi yaralandı. Bu bilgi bölgede faaliyet gösteren Darfur Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi tarafından aktarılırken bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ile çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını söyledi.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil bir kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken siviller ile insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesaba çekmek amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan bu mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması ile bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan en son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

dfvrfb
SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için askeri komuta talimatlarını beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kordofan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.

sdvbrt
SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

 


Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
TT

Orta Darfur'daki bir mülteci kampına İHA’lı saldırı: Ölü ve yaralılar var

Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)
Orta Darfur'daki Hamidiye Mülteci Kampı'na İHA saldırısı (Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Koordinasyonu)

Sudan Darfur’daki “Yerinden Edilmişler ve Mülteciler Genel Koordinasyonu”nun aktardığına göre, “Hızlı Destek Kuvvetleri”nin kontrolü altında olan bölgede, Orta Darfur’un Zalinci kentinde bulunan El-Hamidiyye yerinden edilmişler kampına yönelik dün gerçekleşen insansız hava aracı (İHA) saldırısında 15 kişi yaralandı. Bir insan hakları örgütü ise saldırıda 6 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Adem Rical, yaralılar arasında durumu ağır olanların bulunduğunu belirterek, saldırının evlerde hasarın yanı sıra kadınlar ve çocuklar arasında büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Rical, merkezin resmi Facebook sayfası üzerinden yaptığı açıklamada gıda, ilaç ve barınak malzemeleri taşıyan insani yardım konvoylarının hedef alınmasının yanı sıra pazarlar ve sağlık merkezlerine yönelik saldırıların, sivillerin hayatını tehdit eden ve insani yardımın ulaşımını engelleyen ciddi bir tırmanma olduğunu vurguladı.

Darfur bölgesinde faaliyet gösteren gönüllü sivil kuruluş olan Yerinden Edilmiş Kişiler ve Mülteciler Genel Koordinasyon Merkezi, bu saldırıları en sert ifadelerle kınarken, sivillerle insani altyapının hedef alınmaya devam etmesinin yerinden edilmiş kişilerin hayatı için doğrudan tehlike oluşturduğu uyarısında bulundu.

Rical, Birleşmiş Milletleri (BM), Afrika Birliği'ni (AfB), insan hakları ve insani yardım kuruluşlarını sivilleri korumak, yardımın ulaşımını sağlamak ve sorumluları hesap sormak amacıyla bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması için acilen harekete geçmeye çağırdı.

İnsani durum

Bir insan hakları kuruluşu olan Acil Durum Avukatları Heyeti, Hamidiye Kampı'na yönelik hava saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini ve onlarca kişinin çeşitli derecelerde yaralandığını açıkladı.

Heyet tarafından Facebook üzerinden yapılan açıklamada kampın savaştan kaçan binlerce yerinden edilmiş kişiye, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mağdurlara, ev sahipliği yaptığı belirtildi.

Heyetin açıklamasında ayrıca bölgedeki insani durumun daha da kötüleşmesine yol açan ve sivillerin hayatını doğrudan tehlikeye sokan sivil altyapının tekrar tekrar hedef alınmasına ilişkin ciddi endişeler dile getirildi.

Heyet açıklamasında bu saldırının, kamp içindeki hizmetleri sekteye uğratarak yerinden edilmiş kişilerin barınma, sağlık ve beslenme hizmetlerinin sürekliliğini tehdit etmesi nedeniyle hedefleme anını çok aşan ağır insani sonuçlar doğurduğu vurgunladı. Başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere en kırılgan kesimleri derinden etkileyen bu durum, mevcut insani krizi daha da derinleştiriyor.

Heyet, gelişigüzel hava bombardımanının derhal durdurulması, yardım ulaştırılması ve tıbbi tahliye için acil ve güvenli insani koridorların açılması, sivillerin ve insani altyapının korunmasının sağlanması, bunların askeri operasyonlardan tamamen uzak tutulması yönündeki taleplerini yineledi. Çatışma bölgelerindeki siviller için asgari koruma gerekliliklerinin güvence altına alınmasını talep etti.

Saldırı, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin geçtiğimiz cuma günü Kuzey Darfur'a giden insani yardım malzemeleri taşıyan bir konvoyu hedef alan İHA’lı saldırıyı kınamasının ardından Darfur'daki yerinden edilmiş kişileri hedef alan son saldırı olarak kayıtlara geçti.

Askeri operasyonlar

Öte yandan sahada, Darfur Valisi Minni Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-MM) Komutanı Faysal Salih Zekeriya, güçlerinin farklı cephelerde tam hazırlık düzeyine ulaştığını teyit ederek, mevcut aşamanın gerekliliklerine göre Darfur bölgesindeki askeri operasyonları sürdürmeye tamamen hazır olduklarını açıkladı.

SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM Komutanı Faysal Salih Zekeriya (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi’nin aktardığı açıklamada Zekeriya, komutası altındaki güçlerin ‘görevleri yerine getirmek üzere harekete geçmek için talimat beklediğini’ ifade etti. Zekeriya, El-Faşir şehri muharebelerinin operasyonlar sürecinde kritik bir dönüm noktası oluşturduğunu ve şehrin kurtarılmasının bölgedeki genel güvenlik durumuna olumlu yansıyacağını da vurguladı.

Kurdufan'ın batı cephesindeki kuvvetlerin ise ‘kararlılık ve sebatla gelecekteki her türlü muharebeye hazır olduğuna’ dikkati çekti.

SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)SLM-MM’ye bağlı birlikler (SLM-MM Basın Sözcülüğü Ofisi)

Zekeriya sözlerini şöyle sürdürdü:

“El-Faşir'deki ihlaller, savaşı sonuçlandırmak ve ülke toprakları üzerinde tam kontrolü yeniden tesis etmek amacıyla Sudan ordusu ile Ortak Kuvvetler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi yoluyla acil adımlar atılmasını gerektiriyor.”

Daha önce HDK'ya karşı Sudan ordusu saflarına katılan silahlı mücadele hareketlerinden oluşan Ortak Kuvvetler, Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ile Minni Minnawi liderliğindeki SLM’den oluşuyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ‘ihanetle’ suçladı

İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ‘ihanetle’ suçladı

İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan müzakereye girmesini bahane ederek kendisine yönelik başlattığı eleştiri ve ihanet suçlamaları kampanyasına yanıt verdi. Avn, açıklamasında, “Yaptığımız ihanet değil; ihaneti, dış çıkarlar uğruna ülkesini savaşa sürükleyenler yapıyor” diyerek müzakerelere yönelmenin ülkeyi koruma amacı taşıdığını vurguladı. Lübnanlıların, özellikle güneydekilerin ulusal çıkara hizmet etmeyen çatışmaların bedelini ödemeye devam etmesine karşı olduğunu söyleyen Avn, savaş kararının ulusal mutabakatla alınıp alınmadığını sordu.

Avn’ın bu açıklamasından önce Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile doğrudan müzakereyi reddettiğini bir kez daha yinelerken bunun olası sonuçlarını ‘yok hükmünde’ sayarak silahını bırakmayacağını vurguladı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Kasım'ın açıklamalarına sert bir yanıt verdi. Tehditlerinin dozunu artıran Katz, Hizbullah’ın varlığını sürdürmesinin Lübnan'ı yakıp kül edeceğini söyleyerek “Lübnan hükümeti Hizbullah terör örgütünün kanadı altına sığınmaya devam ederse ateş alevlenecek ve Lübnan'ın sedir ormanlarını yakacak” uyarısında bulundu.