Savaştan sonra Gazze halkını nasıl bir gelecek bekliyor?

İsrailli, Amerikalı ve Filistinli yetkililer Gazze Şeridi yönetimini Filistinlilere devretmek için ciddi şekilde çalışıyor

(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
TT

Savaştan sonra Gazze halkını nasıl bir gelecek bekliyor?

(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

İsrail, Amerika ve Filistin Yönetimi, savaştan sonra Gazze Şeridi yönetimini Filistin yönetimine devretmek için ciddi görüşmelerde bulunuyor.

Gazzeliler, bu haberi umut ile alay arasında çelişkili duygularla karşıladı.

Durmasını umdukları savaş sırasında, kendilerini kimin yönettiğini pek umursamayacak durumları olmadı.

Gazzeliler arasında çelişkili duygular oluştu ve bu konuya hiç dikkat edilmedi.

Bu konuda bir vizyona ulaşılamaması, savaşın sona erdirilmesi ve süresinin uzatılması yönünde anlaşmaya varma çabalarını da sekteye uğratıyor.

Düşünmeye zaman yok

Gazzeliler, bu savaşta katliam ve sömürü açısından en büyük bedeli ödemiş olmalarına rağmen, tüm tarafların Gazze Şeridi yönetmek için çabaladığını düşünerek bu konuyla alay ederken, hiç kimse onların siyasi geleceğine dair fikrini almıyor.

Bölgede yaşayanlar arasında umut duygusu büyürken, savaş sonrasına yönelik planlar yapmanın, savaşın bitip Gazze'ye dönüş tarihini ortaya çıkarabileceği düşünüldüğünde, ki bu da onların sadece hayalini kurduğu bir durum olsa, hatta iyimser insanlar bile yeni hükümetin biçimine ilgi göstermiyor.

Gazzeli Tamer, "Gazze halkının siyasi meseleleri düşünecek vakti yok. Bu lüks bir şey. Kişisel olarak Hamas'ın iktidarda kalması ya da otoritenin geri dönmesi beni pek ilgilendirmiyor. Bu, alay konusu bir konudur. Her iki durumda da Gazze yerle bir edilmiştir. Artık eskisi gibi değil. Kimsenin yöneteceği bir şey kalmadı. Gazze halkının istediği şey basit ve açık: Sivil olarak bizlere zarar veren savaşın durması ve insanların sömürülmesinin sona ermesi. Sonra savaştan önceki hayatımızdan farklı bir yeniden yapılanma, sonra iş imkanlarıyla insana yakışır bir yaşam sürmemiz., her an yuttuğumuz acıdan başka bir şey değil" dedi.

Taraflar arasında Gazze'nin yönetimi konusunda çatışma

Hamas hareketi iktidarda kalmak isterken tüm taraflar Gazze'nin geleceği konusunda mücadele ediyor ve bu iki kez ortaya çıktı;

İlki, Hamas Siyasi Bürosu başkan yardımcısı Halil el-Hayya'nın, "Hamas hareketi savaşın ertesi gününün zafer olduğunu düşünüyor" sözleriyle;

İkincisi ise, Hamas’ın birkaç gün önce, "İsrail ordu güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesini ve rehinelerin serbest bırakılması karşılığında kendi yönetimini sürdürmeye yönelik uluslararası garantileri" de içeren ateşkese ulaşma vizyonunu sunduğunda gerçekleşti.

Ancak Savaş Konseyi üyesi Bakan Gideon Sa'ar'ın "Elbette kabul etmeyeceğiz çünkü uzun yıllar sürse bile bölgede Hamas'sız hayata dönmek zorundayız" sözleriyle açıkladığı gibi, bu teklif İsrail'in reddiyle karşılık buldu.

Filistin Yönetimi de Başkan Mahmud Abbas'ın açıkça belirttiği şartlar; çatışmaların durdurulması, insani yardım kapılarının açılması ve sorumlulukların üstlenilmesi, Gazze'de ve Filistin topraklarının geri kalanında Filistinlilerin anavatanları dışına göçünün engellenmesi karşılığında Gazze’ye dönmek istiyor.

Gazzeliler İsrail'in Gazze Şeridi üzerindeki güvenlik kontrolüne hep birlikte karşı çıkıyorlar (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Gazzeliler İsrail'in Gazze Şeridi üzerindeki güvenlik kontrolüne hep birlikte karşı çıkıyorlar (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

İsrail ise Gazze'nin geleceği konusunda afallamış gibi görünüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu kimi zaman güvenliğin kontrolünü istediğini, kimi zaman da İsrail'in Gazze Şeridi'ni aşiretlere teslim etmek istediğini söylüyor.

Bakanları Hamas'la çözüm bulma zorunluluğu arasında bölünmüşken, bir grup Filistinli taraflarla anlaşmaya varmayı, bir grup Gazze'yi yetkililere teslim etmeyi, üçüncü grup ise burayı işgal etmek istiyor.

ABD de Gazze'nin kontrolünü ele geçirmek için Filistin Otoritesini güçlendirmekten bahsediyordu ve ardından Hamas'ın yönetime katılmasını istemeye başladı ancak tutumu sabit kaldı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Vedant Patel'in ifadesiyle, "Gazze Filistin toprağı olarak kalmalı, Filistin halkı tarafından yönetilmelidir."

İsrail yönetimi reddedildi

Hiçbir tarafın Gazze'nin yönetimi ve geleceği konusunda net bir vizyonu olmasa da, Gazze sakinleri ilk etapta bu siyasi meseleden hayal kırıklığına uğradı, ancak hepsi çatışmalar durduktan sonra İsrail'in Gazze Şeridi üzerindeki hakimiyetini reddetme konusunda anlaştılar.

Vatandaş Zeyn, "Gazze'nin geleceğini sorduğunda güldüm. Nasıl bir gelecek bizi bekliyor? Yönetim biçimini düşünmeye gerek yok. Önemli olan sorumlu tarafın bize iyi bir ortam sağlamaya çalışmasıdır. İster Filistin Yönetimi, ister Hamas, hatta uluslararası güçler olsun. Savaştan sonra bunun bir çatışmaya dönüşmemesi için Hamas ve Filistin Yönetimi'nin ortak bir hükümet üzerinde anlaşması gerekiyor. Benim için önemli olan hayata ve umuda yeniden dönebilmemiz için bu kurumun, savaşta yaşadığımız sömürüye karşılık olarak günlük gıdamızı ücretsiz sağlamasıdır" dedi.

Savaş dönemini sona erdirme arzusu

Dünya isimli kadın, Hamas'ın iktidarda kalmasını istemiyor ve aynı zamanda Filistin Yönetimi'nin Gazze'ye dönüşünü de istemiyor, ancak iş adamlarından oluşan bir hükümeti veya teknokratik hükümeti destekliyor.

Çünkü o kadın, 17 yılı aşkın süredir savaşlar ve kuşatmalarla yaşadığı politikadan umudunu kesti.

Nedrine de dünya ile aynı fikirde, çünkü kendisi de siyasi anlaşmazlıkların olmadığı düzgün bir yaşam istiyor ve şöyle dedi:

Hamas iktidarda kalsa umurumda değil, ancak onun yönetiminin doğasını değiştirmesi şartı var. Eğer yönetim Gazze'nin kontrolünü ele geçirirse benim için bir şey değişmeyecek, ancak daha iyi bir yaşam sağlamak için çalışmak gerekiyor. Daha fazla savaş istemiyorum. Çatışmaların sona ermesini ve barış içinde yaşamak istiyoruz. Sözlerimin anlamını anlamalısınız ve Gazze’de geleceğin yönetim şekline dair arzumun ne olduğunu kendiniz anlamalısınız.

Muhammed el-Ğalban, Gazze halkının düşüncesinde yaşananları, "Hamas, savaş öncesindeki haliyle Gazze'yi yönetemeyecek. Bu bizim direnişe karşı olduğumuz anlamına gelmiyor. İnsanlar hâlâ mücadele seçeneğini destekliyor ancak siyasi durum ve direniş seçeneklerinin vatandaşların yaşamlarının iyileştirilmesine ve maliyetli savaşlara girilmemesine uygun bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Hamas liderliği Gazze halkını nasıl koruyacağını düşünüyorsa iktidardan vazgeçmeli ve siyasi bir parti olarak kalmalı. Düzgün bir hayata ulaşmak olarak özetlenebilecek Gazze halkının taleplerini yerine getirebilecek, yönetebilecek kapasitede bir yapının olması gerekiyor" ifadeleriyle özetledi.

Ayrıca, Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridini yönetmesi gerektiğine, çünkü burayı yeniden inşa etme ve nüfusun yaşam koşullarını iyileştirme kapasitesine sahip olduğunu, uluslararası destekten yararlandığını ve bir Filistin devleti kurma projesi olduğunu belirten  Ğalban, "Sıradan vatandaşlar olarak biz de bunu istiyoruz" dedi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Suriye'de işkence suçlamasıyla ilgili Lübnan'da ilk tutuklama kararı

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Beni Hayyan köyünde dün düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Beni Hayyan köyünde dün düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Suriye'de işkence suçlamasıyla ilgili Lübnan'da ilk tutuklama kararı

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Beni Hayyan köyünde dün düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Beni Hayyan köyünde dün düzenlediği operasyonun ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan yargısı, dün Lübnan’da gözaltına alınan eski bir Suriyeli yetkili hakkında işkence ve cinayet suçlamaları yöneltti. Bu adım, iki ülke arasındaki ilişkiler açısından bir ilk olarak değerlendiriliyor.

Suriye ordusu eski Tuğgenerali Adil İsa hakkında yürütülen soruşturma kritik bir aşamaya geldi. Lübnan Temyiz Savcılığı, Şam’ın iade talebi doğrultusunda yapılan sorgulamanın ardından İsa hakkında Suriye’de cinayet, işkence ve fitne çıkarmak suçlamalarıyla tutuklama kararı verdi. Lübnan yargısı, İsa’nın Suriye makamlarına teslim edilmesi ya da Lübnan’da yargılanmaya devam edilmesi seçeneklerini değerlendiriyor.

Bu gelişme, Washington’un Lübnan-İsrail müzakerelerini kurtarmak için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaşandı. Lübnan Özel Askeri Koordinasyon Grubu (MCG4L) Başkanı ABD’li General Joseph Clearfield, Beyrut’u ziyaret ederek üst düzey yetkililerle görüştü. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ziyaret, güneyde gerilimin sürdüğü bir ortamda müzakere sürecini ilerletmeyi amaçlıyor.

Beyrut, İsrail’in yıkım operasyonlarının durdurulması, “pilot bölgelerin” kapsamının genişletilmesi ve İsrail güçlerinin çekilmesi için net bir takvim belirlenmesi taleplerinde ısrar etti. Gelecek müzakere turunun koşullarına ilişkin anlaşmazlıklar ise çözüme kavuşturulamadı. Bu süreçte İsrail’in düzenlediği hava saldırıları ve gerçekleştirdiği saldırılar sahadaki baskının daha da artmasına neden oldu.

Mevcut süreci reddeden bir açıklama yapan Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım ise gündemdeki “çerçeve anlaşmasının” “ne bir anlaşma ne de bir çerçeve, aksine yönetimin imzaladığı İsrail dayatmaları” olduğunu söyledi. Kasım, 2024 tarihli anlaşmayı ise “üzerinden hareket ettiğimiz tavan” olarak gördüklerini belirterek, bu anlaşmaya bağlılıklarını yineledi.


Yerleşimciler Kusra'daki Filistin evlerini kuşattı... Washington, Netanyahu'ya saldırıyı kınaması için baskı yapıyor

Askerler, altı gündür yerleşimciler tarafından kuşatma altında tutulan Filistinli ailelere ait üç evden birinin önündeki çadırı sökmeden önce İsrailli yerleşimcileri tahliye ediyor (AP)
Askerler, altı gündür yerleşimciler tarafından kuşatma altında tutulan Filistinli ailelere ait üç evden birinin önündeki çadırı sökmeden önce İsrailli yerleşimcileri tahliye ediyor (AP)
TT

Yerleşimciler Kusra'daki Filistin evlerini kuşattı... Washington, Netanyahu'ya saldırıyı kınaması için baskı yapıyor

Askerler, altı gündür yerleşimciler tarafından kuşatma altında tutulan Filistinli ailelere ait üç evden birinin önündeki çadırı sökmeden önce İsrailli yerleşimcileri tahliye ediyor (AP)
Askerler, altı gündür yerleşimciler tarafından kuşatma altında tutulan Filistinli ailelere ait üç evden birinin önündeki çadırı sökmeden önce İsrailli yerleşimcileri tahliye ediyor (AP)

Batı Şeria’nın işgal altındaki Kusra beldesinde dün çekilen görüntülerde, yerleşimcilerin Filistinli bir ailenin evinin önüne çadır kurduğu görüldü. Bir süre sonra İsrail güçleri bölgeye gelerek çadırı söktü. Yerleşimcilerin, Filistinlilerin topraklarını terk etmeye zorlamayı amaçladığını söylediği abluka ise sürüyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre yerleşimciler yaklaşık bir haftadır Kusra’daki Filistinlilerin evlerini kuşatıyor. Bu durum, insan hakları örgütlerinin yerleşimcilerin daha fazla toprağı ele geçirmek amacıyla koordineli faaliyet yürüttüğünü belirttiği bölgede Filistinliler üzerindeki baskıyı artırıyor. Söz konusu gelişmeler, Filistinlilerin gelecekte devlet kurmayı hedeflediği alanın giderek daralmasına yol açıyor.

ABD’li ve İsrailli iki yetkili Reuters’a yaptıkları açıklamada, ablukaya ABD’den tepki geldiğini ve Beyaz Saray yetkililerinin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ablukayı kamuoyu önünde kınaması yönünde baskı yaptığını söyledi.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan ve konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen yetkililer, Washington’un ablukaya karşı çıkmaya, kuşatılan evlerden birinin ABD vatandaşı bir Filistinliye ait olduğunu öğrenmesinin ardından başladığını belirtti.

Netanyahu, Kusra’daki evlerin kuşatılması konusunda henüz herhangi bir açıklama yapmadı.

Aktivistler, yerleşimciler tarafından altı gündür kuşatılan üç Filistinli ailenin evlerine giden yolu kapatan İsrail askerlerinin önünde gıda ve su yardımı topluyor. (AP)
Aktivistler, yerleşimciler tarafından altı gündür kuşatılan üç Filistinli ailenin evlerine giden yolu kapatan İsrail askerlerinin önünde gıda ve su yardımı topluyor. (AP)

İsrail tarihindeki en sağcı hükümet olarak nitelendirilen mevcut Netanyahu Hükümeti, İsrail’in 1967 Savaşı’nda ele geçirdiği Batı Şeria’da yerleşimlerin hızla genişletilmesini destekliyor. İsrail, bölgede onlarca yerleşim yeri ve yasa dışı yeni yerleşim noktası kurdu. İsrail, Batı Şeria’yı “Yahudiye ve Samiriye” olarak adlandırıyor.

Reuters’ın ulaştığı ve evinde mahsur kalan Filistinli bir bölge sakini tarafından çekilen görüntülerde, yedi yerleşimcinin evin dışında mavi bir çadırın yanında durduğu görülüyor. Yerleşimcilerden biri yakındaki köye taş atarken, bir diğerinin sandalyeler taşıyarak bölgeye geldiği görülüyor.

İsrail ordusuna ait askeri araçlar ve askerler bölgeye gelirken, görüntülerde daha sonra sökülen çadırın yerde olduğu görülüyor.

İsrail ordusu yaptığı açıklamada, “İsrailli siviller Kusra bölgesine bir çadır kurdu. İsrail askerleri, yerel halkın güvenliğini sağlarken, çadırın kaldırılması için çalışma yürüttü” ifadelerini kullandı.


Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
TT

Mısır ve Türkiye... Bölgesel dosyalarda daha fazla uyum ve ortaklığın güçlendirilmesi

Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)
Mısır, Türk tarafının tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini bekliyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Mısır ziyareti kapsamında Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşme sırasında, bölgesel meselelerde uyum ve iki ülke arasındaki ortaklığın desteklenmesi konusunda belirgin bir yakınlaşma olduğu görüldü.

Abdulati ve Fidan, Kuzey Sahili'ndeki El Alameyn kentinde, geçen şubat ayında Kahire'de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında gerçekleştirilen İkinci Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın sonuçlarının uygulanmasını takip etmek amacıyla düzenlenen İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı'na başkanlık etti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) yapılan açıklamaya göre, perşembe akşamı gerçekleştirilen toplantıda iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve yatırım ilişkilerini güçlendirme ve iki ülke liderlerinin 2024 yılında üzerinde mutabık kaldığı üzere ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarma yolları ele alındı.

vfghyju
Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de askeri iş birliği anlaşması imzaladı (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

İki bakan, ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin ve iki ülkenin mevcut potansiyelinden tam anlamıyla yararlanılmasını engelleyebilecek tüm zorlukların aşılmasının önemini vurgularken, Serbest Ticaret Anlaşması'nın kapsamının genişletilmesi sürecinin hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Abdülati, Türk yatırımcıların faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla Mısır'ın attığı adımları gözden geçirirken, Türk tarafının Mısır'da Türk yatırımlarını daha fazla çekmek amacıyla, özellikle Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi'nde otomotiv, ekipman, kimya ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösterecek tam hizmetli entegre bir Türk sanayi bölgesi kurulması konusunu değerlendirmesini beklediklerini ifade etti.

İki bakan ayrıca, yük taşımacılığını artırmak amacıyla Mısır ile Türkiye arasındaki Ro-Ro deniz taşımacılığı hattının yeniden faaliyete geçirilmesine ilişkin istişarelerdeki son gelişmeleri ele aldı. Görüşmede, Mısır ve Türkiye limanları arasındaki tedarik zincirlerinin ve lojistik bağlantıların güçlendirilmesi de gündeme geldi.

fvg
Mısır ile Türkiye arasındaki İkinci Ortak Planlama Grubu Toplantısı El Alameyn'de gerçekleştirildi (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Rakha Ahmed Hassan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire ile Ankara arasında Sudan, Yemen, Suriye ve Gazze gibi bölgesel dosyalarda uyum bulunduğunu söyledi. Hassan, iki ülkenin Orta Doğu'daki krizlerin çözümü için arabuluculuk rolü üstlendiğini belirtti.

Hassan, Libya dosyasının da iki ülkenin gündeminde önemli bir yer tuttuğunu belirterek, krizin çözümü için seçimlerin yapılıp yapılamayacağının ele alındığını, seçimlerin Libya krizinin çözümü açısından temel bir adım olduğunu ifade etti. Ayrıca Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması'nın da gündemde olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül 2024'te Ankara'da, 2025 yılının Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 100. yıl dönümüne denk geldiğine ve iki ülkenin tüm alanlarda ortaklık ve iş birliğini stratejik düzeye yükseltme iradesine vurgu yapılan bir ortak bildiri imzalamıştı.

Demokrasi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve bölgesel meseleler uzmanı Kerem Said ise Türkiye'nin, bölgedeki nüfuzunu güçlendirmesinin merkezi bir ülke ve gerek Libya meselesi gerekse Doğu Akdeniz konusunda temel bir dayanak olan Mısır'la yakınlaşmasını güçlendirmesine bağlı olduğuna inandığını belirtti.

Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Türk Dışişleri Bakanı'nın Mısır ziyaretinin, ticari ve askeri ilişkilerin yanı sıra diplomatik koordinasyon açısından da ikili ilişkilerde dikkat çekici bir gelişme yaşandığı bir döneme denk geldiğini söyledi.

fdfrgthy
Abdulati ve Fidan, bugün (Cuma) ekonomik iş birliği için mevcut çerçeve ve mekanizmaların etkinleştirilmesinin önemine dikkat çekt. (Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın Facebook sayfası)

Said, ziyaretin Libya sahasındaki koordinasyona odaklandığını belirterek, Mısır ve Türkiye'nin Libya'da birleşik bir siyasi sistem ve birleşik bir askeri yapı oluşturulmasının önemi konusunda ortak bir yaklaşım ve vizyona sahip olduğunu ifade etti.

Said ayrıca, İsrail'in bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik hamlelerinin nasıl ele alınacağının da görüşmelerde gündeme geldiğini belirtti. Özellikle İsrail'in Filistin toprakları, güney Suriye ve güney Lübnan'daki operasyonlarını genişletme konusundaki ısrarına dikkat çeken Said, İsrail'in Kızıldeniz bölgesindeki girişimlerine, özellikle Somaliland’ı tanımasının ve Kızıldeniz kıyısında bu bölgede askeri üs kurma çabasının da değinilen konular arasında olduğunu söyledi.

Said, Sudan'daki savaşla bağlantılı dosyaya da değinerek, Mısır ve Türkiye'nin Sudan'daki resmi yönetimin desteklenmesi ve her türlü ayrılıkçı hareketle mücadele edilmesinin önemi konusunda ortak bir görüşe sahip olduğunu belirtti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'dan bugün (Cuma) açıklamaya göre Abdulati ve Fidan, ikili düzeyde ve Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Dörtlü Mekanizma çerçevesinde yakın koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Bu mekanizmanın bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlama çabalarını desteklemeyi amaçladığı belirtildi.

Görüşmelerde ayrıca bölgedeki gerilimi düşürme ve tansiyonu kontrol altına alma çabaları ile siyasi ve diplomatik çözümlerin ilerletilmesi ele alındı. Bu kapsamda, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptına uyulmasını sağlamaya yönelik girişimler de değerlendirildi.

Abdulati ve Fidan, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki ihlallerini kınarken, Filistin topraklarındaki gerilimin derhal durdurulması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın birinci ve ikinci aşamalarından oluşan barış planının, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesi de dahil olmak üzere hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

İki bakan ayrıca, ateşkesin sağlanması ve Sudan'ın birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyan, Sudan halkının beklentilerini karşılayan siyasi bir çözüme ulaşılması yönündeki çabaların sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.