Velid Canbolat, Lübnan'da cumhurbaşkanlığı koltuğunun uzun süre boş kalmasından endişeli

Velid Canbolat yaptığı çıkışla Lübnan muhalefetini şaşırttı.

Eski İlerici Sosyalist Parti Başkanı Velid Canbolat. (NNA)
Eski İlerici Sosyalist Parti Başkanı Velid Canbolat. (NNA)
TT

Velid Canbolat, Lübnan'da cumhurbaşkanlığı koltuğunun uzun süre boş kalmasından endişeli

Eski İlerici Sosyalist Parti Başkanı Velid Canbolat. (NNA)
Eski İlerici Sosyalist Parti Başkanı Velid Canbolat. (NNA)

İlerici Sosyalist Parti’nin eski Başkanı Velid Canbolat yaptığı son açıklamada “Marada Hareketi başkanını ve eski milletvekili Süleyman Franciyye’yi veya başka birini cumhurbaşkanı olarak seçmekte hiçbir sorunum yok. Bu, Demokratik Buluşma Bloğu’nun bazı üyelerinin görüşü olmayabilir, ama benim görüşüm bu” dedi. Şarku’l Avsat’ın parlamento ve parti kaynaklarından edindiği bilgiler göre Demokratik Buluşma’ya mensup temsilcilerden bu görüşe herhangi bir yanıt gelmemesi ise siyasi çevrede şok etkisi yarattı.

Her ne kadar ilk bakışta baba Canbolat’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yeni tavrına, sahip olduğu siyasi radarlar çerçevesinden cumhurbaşkanlığına ivme kazandırmaya hazırlandığı şeklinde yaklaşanlar olsa da Canbolat, kendisini ‘tavrını yeniden gözden geçirmeye’ zorlayan bir bölgedeki değişiklikleri diğer temsilcilerden önce fark etmiş durumda. Franciyye veya bir başka ismin seçilmesini kabul edeceği yönündeki açıklaması da bu durumdan kaynaklanıyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre onun tavrını cumhurbaşkanlığı tercihlerinde bir değişimin başlangıcı olarak görenler bile Franciyye’yi Clemenceau’daki evinde karşılamasını, müttefiki Meclis Başkanı Nebih Berri ile kesintisiz temasını ve İran büyükelçisinin uzun bir aradan sonra akşam yemeği davetine verdiği yanıtı göz ardı edemiyor.

Canbolat, Büyükelçiyle Lübnan ve bölgeyle ilgili en öne çıkan konularda farklı açılardan görüş alışverişinde bulundu.

Bu görüşün savunucuları, milletvekili Mişel Muavvad’ın adaylığı konusunda muhalefetle çakışmasının ardından Canbolat’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisini muhalefetten kademeli olarak uzaklaştıracak kendi siyasi mesafesini çizmeye hazırlandığını iddia edecek kadar ileri gidiyorlar. Canbolat, muhalefetle Muavvad konusunda yaşadığı çatışmadan sonra eski Bakan Cihad Azur’u destekleme konusunda uzlaşı sağladı. Ancak şu an Franciyye veya bir başkan ismin cumhurbaşkanı olarak seçilmesini destekleme kararı aldı. Daha önce de 14 Mart güçlerinden ayrılarak, kendilerini 14 Mart ve 8 Mart güçlerinin ortasında bir konuma yerleştirmişti.

Diğer yandan Demokratik Buluşma temsilcileri ve İlerici Sosyalist Parti üyeleri yorum yapmaktan kaçınsa da Canbolat’ın yeni tavrı, Arap ve yabancı büyükelçilerin çoğunun birden fazla yönde hareket etme girişimini takip ediyor. Öyle ki özellikle Beşli Komite, Lübnan siyasi güçlerini cumhurbaşkanlığı seçimlerini krizden çıkarmak için bir anlaşmaya varmaya teşvik etmek amacıyla temaslarını ve toplantılarını etkinleştirmeye hazır.

Öte yandan Demokratik Buluşma temsilcileri ve İlerici Parti üyeleri, Canbolat’ın yeni tavrı veya yeni bir tartışmaya çekilmek hakkında yorum yapmamak için bir sessizlik politikası izliyor. Ancak bu politikayı takip etme ısrarı, ‘Franciyye veya başka bir ismin seçilmesine kişisel olarak itiraz etmediği’ hususunda Al-Akhbar gazetesine verdiği röportajda söyledikleri üzerinde durmamıza engel değil.

Cabolat’ın bu tavrı, herkesle sıfır sorun istemesinden kaynaklanıyor. Zira desteğini Franciyye ile sınırlamazken, diğerlerinin seçilmesine de kapıyı açık bıraktı. Adaylığı ve seçilmesi konusunda veto hakkının olmadığını, kendisi için önemli olanın devlet işlerini yönetmek için cumhurbaşkanının seçimine öncelik vermek olduğunu söylemek istedi. Zira ona göre her şey bir vekil tarafından yönetilmeye başladıktan sonra işlerin yolunda devam etmesi düşünülemez.

Aynı şekilde kendisini, Franciyye’ye destek vermediğini bir kez bile gizlemeyen oğlu Teymur Canbolat’ın başkanlığını yaptığı Demokratik Buluşma’dan da farklı kılmak istiyordu. Bu nedenle kararlarının biri tarafından kontrol edilmesi ve durumun Franciyye’nin ya da başka birinin yararına kullanılması mümkün değil. Teymur Canbolat, Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn’un, eski Bakan Cihad Azur’un ve diğer adayların yanı sıra eski Milletvekili Salah Hanin’in adaylıklarını destekleme konusunda babasıyla aynı fikirdeydi.

Bu nedenle Canbolat’ın bu meseleye ivme kazandırmaya hazır olduğundan bahsetmek, henüz kendi tavrının Demokratik Buluşma’nın bazı üyelerinin tavrı olmayabileceğini kabul ettiği sürece doğru olmaz. Dolayısıyla bölgede direniş eksenini ve onun aracılığıyla Franciyye’yi desteklediğini söylemek abartı olur. Zira o halde desteğini başka bir adaya dikkat çekmeden Franciyye ile sınırlandırırdı.

Bu bağlamda Canbolat, Franciyye’yi veya başka bir ismi Baabda’daki saraya ulaştırma konusunda kendisini en güçlü seçmen olarak tanıtmadı. O kadar ki artık hiçbir adayla sorunu kalmadığını belirtmek ve durgun cumhurbaşkanlığı sularını hareket ettirmek için kendi bakış açısını ifade etmek istedi. Her ne kadar seçimini Hristiyanların anlaşmasına bağlamış olsa da, cumhurbaşkanının seçiminden başlayarak anayasal kurumların düzeninin yeniden sağlanmasının şartı olarak cumhurbaşkanlığı boşluğuna son verilmesinin gerekli olduğunu söyledi.

Velid Canbolat, cumhurbaşkanı seçimlerinin anahtarının, aday parlamentoda önemli ve dengeli bir Hıristiyan bileşenin desteğini almadıkça elde edilemeyeceğini söylüyordu. Halen de söylemi devam ettiriyor. Franciyye açısından en azından öngörülebilir gelecekte eksik olan şey bu. Dolayısıyla bu tutumu, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarından başlayıp güney Lübnan ve Kızıldeniz’e kadar uzanan, bölgeyi kasıp kavuran çalkantılı gelişmeler ortasında bir cumhurbaşkanı seçilemeyeceği ve boşluğun uzun süre devam edeceği yönündeki yüksek düzeydeki korkularından kaynaklanıyor. Sonuç olarak kendi seçimlerin aksamasının sorumluluğunun bir kısmını Hıristiyan parlamento bloklarına yüklerken, onları cumhurbaşkanlığındaki boşluğunun devam etmesinden sorumlu tuttu. Hizbullah ise Franciyye’ye verdiği desteği sürdürse bile Gazze Şeridi’ne öncelik vererek, cumhurbaşkanlığı seçiminin gerektirdiğini inşa etme kararını sahaya bırakırken, bu konudaki sorumluluğundan muaf tutulamaz.

Belki de Canbolat, tavrıyla, cumhurbaşkanının seçilmesini engelleyen çıkmazda bir boşluk açmak istedi. Konumunu ise Franciyye ile sınırlandırmadı. Kendisi için önemli olan cumhurbaşkanlığı pozisyonunu bir an önce doldurmak. Ancak bu, General Joseph Avn’a verdiği desteği kesin olarak bıraktığı anlamına gelmiyor. Güçlü Cumhuriyet bloğu, Güçlü Lübnan bloğu ve Ketaib Partisi, tavırlarını Franciyye lehine değiştirmeye istekli olmadığı sürece hiçbir şey, muhalefetin ya da diğer tarafların Franciyye konusunda temkinli davranmasını da engellemiyor. Bazı taraflar Franciyye konusunda endişelerini dile getiriyor ve sanki Canbolat ‘önceden haber vermeden duruşuyla onları köşeye sıkıştıracak kadar’ kendilerini şaşırtmış gibi davranıyor.



İsrail ordusu: Ateşkes öncesinde Bint Cubeyl’e düzenlenen hava saldırısında bir Hizbullah komutanı öldürüldü

Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
TT

İsrail ordusu: Ateşkes öncesinde Bint Cubeyl’e düzenlenen hava saldırısında bir Hizbullah komutanı öldürüldü

Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)
Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırılarında ağır hasar gören bölgenin genel görünümü (DPA)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee bugün yaptığı açıklamada, ateşkesin yürürlüğe girmesinden önceki 24 saat içinde yoğun hava saldırıları düzenlendiğini duyurdu. Açıklamada, Hizbullah’a ait yüzlerce unsur ve altyapının hedef alındığı belirtildi.

Adraee X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, saldırılarda 150’den fazla örgüt mensubunun öldürüldüğünü ve operasyonun başlangıcından bu yana ölen Hizbullah mensubu sayısının bin 800’ü aştığını ifade etti.

Açıklamada ayrıca, Lübnan’ın farklı bölgelerinde füze rampaları, komuta merkezleri ve silah depoları dahil olmak üzere yaklaşık 300 askeri altyapı unsurunun hedef alındığı kaydedildi.

Açıklamaya göre, öldürülenler arasında Hizbullah’ın Bint Cubeyl bölgesi komutanı Ali Rıza Abbas ile örgütte görev yapan diğer bazı komutanlar da yer aldı.

Adraee, Bint Cubeyl bölgesinin Hizbullah için en önemli cephe hatlarından biri olduğunu belirterek, Abbas’ın İsrail ordusuna karşı yürütülen çatışmalarda bu bölgeyi yönettiğini ve yıllar boyunca İsrail ile İsrail ordusuna yönelik çeşitli planların hazırlanması ve uygulanmasında rol aldığını ifade etti.

Açıklamada ayrıca Abbas’ın, operasyonların başlangıcından bu yana aynı bölgede öldürülen dördüncü komutan olduğu kaydedildi.

Güneyde bir yol ve köprü yeniden trafiğe açıldı

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle güneyde kapatılan bir yol ve köprünün yeniden açıldığını duyurdu. Açıklama, Hizbullah ile İsrail arasında devam eden 10 günlük ateşkes sürecinde geldi.

Açıklamada, el-Hardali-Nebatiye yolunun tamamen, Burc Rahhal-Sur Köprüsü’nün ise kısmen yeniden ulaşıma açıldığı bildirildi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre hasarın İsrail saldırılarından kaynaklandığı ifade edildi.

Lübnan ordusu, ateşkesin yürürlüğe girmesinden saatler önce yaptığı açıklamada, İsrail’in Litani Nehri üzerindeki köprülere düzenlediği saldırıların, İsrail’in yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde yer alan nehrin güneyindeki bölgeleri ülkenin geri kalanından izole ettiğini bildirmişti. Açıklamada, daha önce de bazı köprülerin yıkıldığı hatırlatıldı.

Lübnan ordusu ve yerel yetkililerin, ateşkesin ilk saatlerinden itibaren İsrail saldırıları nedeniyle kapanan yolların yeniden açılması için çalışmalarını sürdürdüğü kaydedildi.

El-Kasımiyye Köprüsü’nün cuma sabahı yeniden açılması, güneydeki yerleşimlerine dönerek evlerini kontrol etmek isteyen bazı yerinden edilmiş kişilere imkân sağladı. Ancak ateşkese duyulan güvensizlik nedeniyle çok sayıda kişinin geri dönüş konusunda tereddüt yaşadığı belirtildi.

AFP muhabiri dün Sayda’da Beyrut yönüne doğru yoğun trafik gözlemledi. Kısa süreliğine güney bölgelerine giden yerinden edilmiş kişilerin, başkentte kaldıkları barınak ve konutlara geri döndüğü aktarıldı.

frb
Ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girdiği ilk gün, Sayda şehrinden geçerek Güney Lübnan’a doğru ilerleyen araçlar (AFP)

Hizbullah yetkililerinden Mahmud Kamati dün yaptığı açıklamada, İsrail’in ‘her an ihanet edebileceğini’ ve mevcut durumun yalnızca geçici bir ateşkes olduğunu söyledi.

Kamati, yerinden edilmiş kişilere seslenerek, “Tam güvenlik sağlanana kadar sığındığınız yerleri terk etmeyin” çağrısında bulundu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail ordusunun aynı gün Bint Cubeyl kentinde yeniden yıkım operasyonları gerçekleştirdiğini bildirdi.

İsrail ordusu ise daha önce yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’ndeki sınıra benzer şekilde Lübnan’ın güneyinde ‘sarı hat’ adı verilen bir ayrım çizgisi oluşturduğunu duyurdu. Açıklamada, bu hattın yakınında Hizbullah mensuplarının öldürüldüğü ifade edildi.

dvfvf
Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’da yaşanan trafik sıkışıklığı (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ateşkesin ilan edilmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada, İsrail’in Güney Lübnan topraklarında 10 kilometre derinliğinde bir bölgede askeri varlığını sürdüreceğini belirtti.

Yetkililerin verilerine göre, altı haftayı aşan çatışmalar sonucunda yaklaşık 2 bin 300 kişi hayatını kaybetti, bir milyondan fazla kişi ise yerinden edildi. Özellikle Beyrut banliyöleri ve Lübnan’ın güney bölgeleri, Hizbullah’ın güçlü olduğu alanlar arasında yer alması nedeniyle en çok etkilenen yerler oldu.


Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Ortadoğu’daki savaşın yansımalarını görüşmek ve Tahran’a bağlı silahlı grupların liderleri ile temaslarda bulunmak üzere Bağdat’ı ziyaret etti. Iraklı bir yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada ziyareti doğruladı.

Kaani’nin ayrıca, Nuri el-Maliki’nin yeniden göreve gelme ihtimalinin zayıflamasının ardından, Irak’ta başbakan adayının belirlenmesi sürecinde yaşanan ‘siyasi tıkanıklık krizini’ de ele alacağı belirtildi.

Söz konusu ziyaret, İran ile ABD-İsrail arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta sürmesi öngörülen ateşkesin ardından Kaani’nin kamuoyuna yansıyan ilk yurt dışı ziyareti oldu.

Bağdat yönetimi, uzun süredir dış politikasında etkili olan iki rakip güç (İran ile ABD) arasında denge kurmaya çalışıyor.

40 günden uzun süren savaşın etkilerinden Irak da kaçınamadı. Bu süreçte, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran’a yakın silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen saldırıların hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Kaani’nin, Bağdat’ta ‘siyasi güçlerin liderleri ve bazı silahlı grup komutanlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirmeye başladığı’ bildirildi. Üst düzey bir Iraklı yetkili, temaslarda ‘bölgesel gerilimin düşürülmesi ve bunun Irak’a yansımalarının’ ele alındığını aktardı.

Yetkili, İran heyetinin ayrıca ‘Irak içinde Tahran’a yakın gruplar arasında tutum birliği sağlanması ve durumun Irak ile bölgede güvenlik açısından tırmanmaya sürüklenmemesini garanti altına alma’ hedefi taşıdığını ifade etti.

Ziyaret, İran’a yakın etkili bir silahlı gruptan bir kaynak ile Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın iki kaynak tarafından da doğrulandı. Söz konusu ittifak, parlamentodaki en büyük blok konumunda bulunuyor ve Tahran’a yakın Şii partilerden oluşuyor.

Kaani, DMO bünyesinde dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün başında bulunuyor. Kaani, görevi devraldığı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak’a birçok kez ziyaret gerçekleştirdi. Ancak bu tür ziyaretler nadiren kamuoyuna açıklanıyor.

Iraklı yetkili, mevcut ziyaretin aynı zamanda ‘Iraklı taraflar arasında uzlaşı sürecini desteklemeye ve görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik yoğun İran diplomatik trafiğinin bir parçası’ olduğunu, özellikle hükümetin kurulması ve güç dengeleri konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi, ocak ayında Nuri el-Maliki’yi, seçimlerin ardından başbakanlık için Muhammed Şiya es-Sudani’nin yerine aday göstermişti. Ancak ABD’nin Maliki’nin yeniden göreve gelmesi halinde Bağdat yönetimine desteği kesme tehdidinde bulunması, Irak siyasetinde belirsizliğe yol açtı.

Iraklı siyasi kaynaklar, pazartesi günü AFP’ye yaptıkları açıklamada, Maliki’nin 2006-2014 yılları arasında iki dönem yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönme ihtimalinin zayıfladığını belirtti.

Irak parlamentosu, 11 Nisan’da Nizar Amidi’yi cumhurbaşkanı olarak seçti. Anayasaya göre Amidi’nin, seçilmesinden itibaren 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilen adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi gerekiyor.