Bathiliy, Trablus’ta silahlı milis liderleriyle yapacağı görüşmeyle neyi hedefliyor?

Bathiliy’nin Mareşal Halife Hafter ile görüşmesinden bir fotoğraf (BM)
Bathiliy’nin Mareşal Halife Hafter ile görüşmesinden bir fotoğraf (BM)
TT

Bathiliy, Trablus’ta silahlı milis liderleriyle yapacağı görüşmeyle neyi hedefliyor?

Bathiliy’nin Mareşal Halife Hafter ile görüşmesinden bir fotoğraf (BM)
Bathiliy’nin Mareşal Halife Hafter ile görüşmesinden bir fotoğraf (BM)

Birleşmiş Milletler (BM) Libya Temsilcisi Abdullah Bathiliy, geçtiğimiz günlerde Batı Libya’daki güvenlik ve askeri makamlardan 20’den fazla temsilciyle Trablus’ta bir araya geldi. BM misyonunun açıklamasına göre bu toplantılar, Batili’nin ülkedeki zorlu siyasi krizin çözümüne yönelik çabalara tüm aktörleri dahil etme çabası çerçevesinde gerçekleşti. Bazı politikacılar ve analistler, BM temsilcisinin, ana güçleri müzakere masasında bir araya getirme girişiminin sekteye uğramasının ardından ülke genelinde silahlı kuvvetlerin rolüne güvendiğini söylerken, bazıları da toplantının ordu ve güvenlik liderlerinin taleplerinin dinlenmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti.

FOTO: BM Libya temsilcisi, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı ile görüşmesi sırasında (Birlik Hükümeti)
 BM Libya temsilcisi, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı ile görüşmesi sırasında (Birlik Hükümeti)

Libya Temsilciler Meclisi üyesi Hasan ez-Zerka, Bathiliy’nin silahlı kuvvetlerin ülkenin doğu ve batısındaki rolüne dayanan ilk öneriyi kabul etti. Bathiliy’nin yaklaşık 3 ay önce başlattığı girişimde kayda değer bir başarı elde edemediğini söyledi. Girişim, seçimlerin yapılmasını engelleyen sorunların çözümüne ulaşmasını sağlamak için, Başkanlık Konseyi, Temsilciler Meclisi, Yüksek Konsey, geçici Birlik Hükümeti ve Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı çağrısıyla ortaya koyulmuştu. Bu bağlamda Zerka, Bathiliy’nin batı bölgesinin liderleriyle yaptığı görüşmeden bir gün sonra, güçleri doğu ve güneyi kontrol eden Ulusal Ordu Komutanı Mareşal Halife Hafter ile de bir toplantı yaptığına dikkat çekti.

Hasan ez-Zerka, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bathiliy, ülkenin doğusundaki ve batısındaki silahlı kuvvetlere güveniyor ve seçim yapılmasının önünü açacak bir anlaşmaya varmak amacıyla aralarında koordinasyon sağlamaya çalışıyor. Önümüzdeki günlerde sunulabilecek, Temsilciler Meclisi, Yüksek Konsey ve yürütme yetkisi için yarışan iki hükümetin rolünün marjinalleştirileceği, belki de bir kenara bırakılacağı yeni bir girişim çerçevesinde olabilirler. Bathiliy’nin bu yaklaşımı, Temsilciler Meclisi’nin geçen Ekim ayında onayladığı seçim yasalarının yeniden tartışılmasını amaçlayan herhangi bir müzakereye girmeyi reddetmekte ısrar etmesinden sonra büyük ölçüde güçlendi. Bu tavır, ABD’nin özel elçisi ve Libya büyükelçisi Richard Norland’a da iletildi” ifadelerini kullandı.

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Norland ile Bingazi’de yaptığı son görüşmede, herhangi bir yeni diyaloğun yalnızca seçim sürecini organize eden ve denetleyen birleşik bir hükümet oluşturmaya odaklanması gerektiğini vurguladı.

FOTO: Bingazi’de Mareşal Hafter, Bathiliy ve Akile Salih arasındaki önceki görüşmeden bir fotoğraf (Ulusal Ordu)
Bingazi’de Mareşal Hafter, Bathiliy ve Akile Salih arasındaki önceki görüşmeden bir fotoğraf (Ulusal Ordu)

Öte yandan Libya Temsilciler Meclisi üyesi Ali et-Takbali, “Batı Libya’daki askeri ve güvenlik liderleriyle yapılan toplantının amacı, ister krizi çözmek için yeni bir yol açmak olsun, ister sadece onların taleplerini dinlemek olsun, aynı. Bu, Siyasi krizin çözümüne daha fazla engel ekliyor” dedi.

Batı bölgesi liderlerinden bazı katılımcılar, mevcut siyasi durumu tartışmak amacıyla Bathiliy ile görüşme daveti gönderenin misyon olduğunu belirtse de Takbali, geçici Birlik Hükümeti’nin başkanı Abdulhamid Dibeybe’nin, kendisine yakın bazı silahlı liderlerin arkasında olmasının ve liderlerin bu toplantıyı gerçekleştirmek için aceleci davranması dolayısıyla misyonun diyaloğu ihmal etmesinden şikayetçi olmasının mümkün olduğunu söyledi. Ali et-Takbali, Dibeybe ile parlamento arasında siyasi rekabet olduğunu, Salih ve Hafter’in Dibeybe’nin beşli masa toplantılarına katılmasını reddettiğini ve bazılarının yerel medyaya yaptığı açıklamalara göre bu oluşumların liderlerinin taleplerinin o masaya katılacak bir temsilcinin bulunması yönünde yoğunlaştığını söyledi.

Takbali, Bathiliy’nin performansları çok eleştirilen silahlı oluşumların bazı liderleriyle görüşmesinin, varlıklarını meşrulaştırmaya yönelik yeni bir girişimden başka bir şey olmadığını düşünen, arenadaki birçok sese destek verdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Ali et-Takbali, “Bu liderlerin asıl hedefi müzakere masasına katılmakla sınırlı değil, daha ziyade nüfuzlarını güvence altına almak ve herhangi bir siyasi çözüme ulaşılması halinde onlara zarar vermemektir” dedi.

Libya Ulusal Buluşma Partisi kurucu organı başkanı Esad Zahyou, “BM misyonunun yeni büyük tarafları müzakere masasına dahil etme düşüncesi, yalnızca bunlara ulaşmanın imkansızlaşmasıyla sonuçlanacaktır” dedi. Şarku’l Avsat’a konuşan Zahyou, “Bu oluşumların liderlerinin, girişimin gerçekleşmesiyle ortaya çıkacak sonuçları veya yeni bir siyasi öneriyi onaylaması artık çok zor” şeklinde konuştu.

Öte yandan Küresel Girişim araştırmacılarından Celal el-Harşavi, “Bathiliy, hala beş ana tarafı veya onların temsilcilerini batı başkentlerinden birinde bir araya getirmeye çalışırken, aynı zamanda diğer gruplarla diyalog kurmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Harşavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Bathiliy, özellikle Batı Libya’daki Dibeybe ile uyumlu olmayan hareketlerle diyaloga girmek istiyor” dedi.

Aynı şekilde Libyalı araştırmacı ve yazar Abdullah el-Kebir, Bathiliy’in seçim hazırlıklarında ülke genelindeki silahlı kuvvetlere güvenebileceği ihtimalini reddetti. Kebir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Misyonun yeni bir yaklaşımı olabilir. Yalnızca 2014 veya daha önceki seçim yasasına uygun olarak yasama seçimlerinin yapılması yeterlidir. Misyon, söz konusu silahlı kuvvetlerin bu yol ve seçim sürecinin güvence altına alınmasına katılım olasılıkları hakkında görüşlerini almaya çalışabilir” dedi. Abdullah el-Kebir ayrıca, “Oluşum liderleriyle yapılan toplantının, misyonun sivil aktivistler ve parti liderleri de dahil olmak üzere birçok tarafla yapmaya devam ettiği bir dizi toplantının parçası olması muhtemeldir” şeklinde konuştu.



Trump’ın Gazze planı sallantıda: 20 asker zor gönderilecek

Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
TT

Trump’ın Gazze planı sallantıda: 20 asker zor gönderilecek

Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)
Gazze'de ateşkesten bu yana İsrail'in saldırılarında binden fazla kişi yaşamını yitirdi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde oluşturulan Uluslararası İstikrar Gücü (ISF), Gazze'ye öngörülenden çok daha az asker konuşlandıracak.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan yetkililer, 20 bin askerden oluşması planlanan ISF'nin ilk etapta Gazze'ye sadece 10 ila 20 asker gönderebileceğini söylüyor.

Arnavutluk, Kazakistan, Kosova ve Fas'ın ISF'ye resmi katılım taahhüdü vermeye hazırlandığı belirtiliyor.

Askerler, ilk aşamada İsrail'in Gazze'deki Kerem Şalom sınır kapısı yakınlarında kurulacak ISF lojistik merkezine gönderilecek. Doğrudan Gazze'ye giremeyecek birlik burada eğitim alacak. ISF'nin Gazze içindeki ana görev merkezinin inşasının ise henüz başlamadığı ifade ediliyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze'de Barış Kurulu'nun kurulması ve ISF'nin görev yapmasını öngören ABD tasarısını Kasım 2025'te kabul ederken 31 Aralık 2027'ye kadar süre tanımıştı.

Kurucuları arasında Türkiye dahil 28 ülkenin yer aldığı Barış Kurulu'nun ilk ve tek toplantısı 19 Şubat'ta Washington'da düzenlenmişti. Trump, Gazze savaşının bittiğini ilan ederken, bölgeyi "başarı, güvenlik ve birlik örneği haline getireceğiz" demişti.

Çok geçmeden ABD ve İsrail, 28 Şubat'ta İran savaşını başlattı. Trump ise o günden bu yana Gazze'den nadiren bahsetti.

Barack Obama döneminde İsrail Büyükelçisi olarak görev yapan Daniel Shapiro, İran savaşının hem ABD'nin Gazze'yle ilgili projelerini geciktirdiğini hem de bölgedeki ülkelerin ISF'ye katılımını daha da belirsiz hale getirdiğini söylüyor.

ABD arabuluculuğunda 10 Ekim 2025'te sağlanan ateşkes kapsamında Hamas'ın silah bırakması, İsrail ordusunun bölgeden tamamen çekilmesi ve yeni bir geçiş yönetimi altında Gazze'nin tekrar inşa edilmesi planlanıyor.

Hamas, ateşkes kapsamında hükümeti feshedip yönetimi Filistinli teknokratlardan oluşan geçiş kuruluna teslim edeceğini hafta başında duyurdu. Ancak Gazze'yi 2007'den beri yöneten örgüt, silah bırakacağına dair herhangi bir güvence sunmadı.  

Uzmanlara göre, ateşkese rağmen Gazze'yi bombalamaya devam eden İsrail'le Hamas arasındaki sürecin tıkanması da Trump'ın Barış Kurulu'nun faaliyetlerini zora sokuyor.

Ayrıca ABD Başkanı, Barış Kurulu için 17 milyar dolarlık taahhütte bulunsa da bu miktarın çok azı tahsil edilebildi. WSJ, Gazze'nin Refah bölgesinde yaklaşık 25 bin kişiyi barındıracak yerleşim projesini desteklemek için Birleşik Arap Emirlikleri'nin 100 milyon dolar fon sağladığını aktarıyor. Ancak İsrail-Hamas müzakerelerinde yol kat edilememesi nedeniyle altyapı ve inşaat projelerinin de başlayamadığı belirtiliyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian


Avn, Şarku’l Avsat’a konuştu: İşgali ve güney halkının acılarını bitirmek için müzakereyi tercih ettik

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
TT

Avn, Şarku’l Avsat’a konuştu: İşgali ve güney halkının acılarını bitirmek için müzakereyi tercih ettik

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (AP)

Güney Lübnan’da, özellikle Hürmüz Boğazı ve çevresinde ABD ile İran arasında artan askeri gerilimin etkisiyle yeni bir çatışma ihtimaline yönelik endişeler sürerken, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkesini sarsan felaketten çıkış umudunu korumaya çalışıyor. ‘Felaket’ ifadesi abartı olarak görülmüyor. Zira İsrail’in Güney Lübnan’daki işgali ve buna eşlik eden yıkım genişlerken, yerinden edilenlerin yaşadığı sıkıntılar derinleşti, savaşın sorumluluğu ve bundan çıkış yollarına ilişkin iç siyasi ayrışma da belirgin şekilde arttı.

İsrail ordusunun Güney Lübnan’ın bazı bölgelerindeki varlığını sürdürdüğü mevcut tabloda, Lübnan yönetimi çözüm için büyük ölçüde ABD’nin desteğine bel bağlıyor. Beyrut, bu desteğin, 21 Temmuz’da Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile Avn arasında yapılması planlanan görüşmenin ardından daha somut bir çerçeveye kavuşmasını umut ediyor.

Avn’ın Trump ile görüşmesindeki öncelikleri

Baabda Sarayı’nda konuşan Avn, Şarku’l Avsat’ın, Beyaz Saray’da yapılacak görüşmeden beklentilerine ilişkin sorusunu yanıtlarken, “Öncelikle Lübnan dosyasının ABD’nin gündeminde kalmasını istiyoruz. ABD ile iyi ilişkilere sahip olmanın önemini hatırlatmaya gerek yok. Başkan Donald Trump’ın ülkemize yardım etme isteğini dile getirmesinden faydalanmak istiyoruz. Onun rolü hayati önem taşıyor ve buna güveniyoruz. Son derece zor ve karmaşık bir süreçten geçiyoruz. ABD’nin, İsrail hükümeti üzerinde baskı kurarak Beyrut’un güney banliyösünü, altyapıyı hedef almasını ya da Güney Lübnan’daki işgal alanlarını genişletmesini engelleyebilecek tek taraf olduğunun farkındayız. Bu rolü üstlenebilecek başka bir aktör bulunmuyor” dedi.

Avn, “ABD yönetiminin, topraklarımızın tamamını geri almamıza yardımcı olmasını istiyoruz. Toprağımızdan bir karıştan, vatandaşlarımızdan ise tek bir kişiden dahi vazgeçmeyeceğiz. Egemenlik konusu bizim için taviz verilebilecek ya da farklı yorumlara açık bir mesele değildir. Bu, bağlı kaldığımız temel ulusal ilkelerin başında geliyor. Topraklarımızın geri verilmesini ve yalnızca Lübnan ordusunun, yani meşru Lübnan devlet kurumlarının denetiminde olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Lübnan’ın bu çerçevede talebinin, meşru devlet kurumlarının otoritesini ülke topraklarının tamamında tesis etme yönündeki doğal hakkı olduğunu vurgulayan Avn, “Güney Lübnan’ı bölgedeki gelişmelerin insafına bırakamayız. Bölge halkı, farklı dönemlerde canları ve mallarıyla çok ağır bedeller ödedi. Ayrıca Lübnan’ın kaderi, güvenlik, ekonomi ve istikrar açısından güneyinin kaderinden ayrı düşünülemez” diye konuştu.

csvf
Güney Lübnan’daki bir kasabada savaşın bıraktığı enkaz (AP)

Avn, “Başkan Trump’tan, topraklarımızın tamamının geri alınmasına yönelik haklı taleplerimize destek vermesini istiyoruz. Kendisinin, İsrail’i Lübnan’dan çekilmeye ikna edebileceğini düşündüğünü görüyoruz. Güney Lübnan’daki durumu ve mevcut tablonun sürmesi ya da yeniden tırmanacak bir çatışmanın doğuracağı riskleri kendisine aktarmak istiyorum. Ayrıca, üstlendiği görev son derece zorlu olan ve desteğe ihtiyaç duyan Lübnan ordusuna ABD’nin destek vermesini umut ediyoruz. Savaşın yol açtığı yıkımın yeniden inşası ve ağır kayıplar yaşayan Lübnan ekonomisinin yeniden canlandırılması için de ABD’den destek ve yardım bekliyoruz” dedi.

İsrail ile doğrudan müzakere hesapları

Avn, İsrail ile doğrudan müzakere yöntemine ilişkin ülkede yaşanan görüş ayrılıklarına değinirken, “İdeal seçeneklere sahip olduğumuz bir durumda değildik. Savaşın daha da genişlemesi ve buna bağlı olarak işgal altındaki bölgelerin artması tehlikesi vardı. Yerinden edilenlerin dramı ve yıkım manzaraları son derece ağırdı. Beyrut’un ve ülkenin altyapısının geniş çaplı bir yıkıma uğraması riskiyle karşı karşıyaydık. Güç dengesindeki büyük eşitsizlik nedeniyle fiilen tek seçeneğimiz vardı. ABD’den yardım istemekten başka çaremiz yoktu. Doğrudan müzakereler, topraklarımızdaki işgal süresini kısaltmak, yerinden edilenlerin acılarını hafifletmek, köylerine dönüşlerinin önünü açmak ve savaşın yıktığı bölgelerin yeniden inşasını başlatmak için elimizdeki tek ciddi seçenekti” dedi.

dcfgthyju
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Washington’a gitmeden önce Lübnan müzakere heyetiyle bir araya geldi. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Devletin ülkenin her karış toprağından ve her vatandaşından sorumlu olduğunu vurgulayan Avn, “Zor kararları ulusal sorumluluğumuz gereği aldık. Başka herhangi bir taraf adına bedel ödemeyi sürdürmemiz mümkün değil. Lübnan’ın kararları, meşru devlet kurumlarında alınmalıdır. Ülke kendi çıkarlarını, egemenliğini ve istikrarını savunmalıdır. Bu nedenle hiç kimsenin bizim adımıza ya da bizim yerimize müzakere etmesini ve Lübnan’ın başkalarının hesaplarında bir pazarlık unsuruna dönüşmesini kabul etmeyeceğimizi söyledik” ifadelerini kullandı.

Trump’ın Beyaz Saray’da kendisiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu bir araya getirme önerisinin ardından gündeme gelen tartışmalarla ilgili de konuşan Avn, “Böyle bir görüşme fikri zaten gerçekçi değil. Ancak zaman zaman sosyal medya ve bazı çevreler, gerçeğe dayanmayan senaryolar üretebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümeti devirme girişimleri

Hükümete karşı çıkan çevrelerin çerçeve anlaşmasını gerekçe göstererek kabineyi düşürme ihtimaline ilişkin değerlendirmede bulunan Avn, “Hükümet değişikliğinin anayasal çerçevede işleyen bir süreci vardır. Hükümeti sokak hareketleriyle düşürmeye çalışmak kabul edilemez. Devlet kurumları da imkânları ölçüsünde görevlerini yerine getiriyor. Hükümetin performansı son derece iyi, bakanlar verimli şekilde çalışıyor” dedi.

cdvfghyj
Hizbullah destekçileri, ABD, İsrail ve Lübnan arasında imzalanan üçlü anlaşmayı protesto etmek amacıyla Beyrut’un güney banliyölerindeki havaalanına giden eski yolu trafiğe kapattı. (AFP)

Hizbullah ile mevcut kopukluğa ilişkin ise Avn, “Biz kimseyle ilişkileri kesmeyi tercih etmedik. Kapımız da ofislerimiz de istisnasız herkese açık. Devletin, işgal süresini ve halkın yaşadığı sıkıntıları kısaltmak amacıyla benimsediği seçeneğe itiraz ediliyor. Bu hedefe ulaşmak için daha iyi bir önerisi olan varsa getirsin, birlikte değerlendirelim. Savaşın sürmesi bir seçenek değildir. Kapımız da gönlümüz de açıktır” ifadelerini kullandı.

ABD-İran mutabakatında Lübnan’daki ateşkese ilk maddede yer verilmesinin, Lübnan’ın İsrail ile imzaladığı çerçeve anlaşmasına etkisine ilişkin soruya ise Avn, “Lübnan’ın çıkarlarıyla örtüşen her türlü desteği memnuniyetle karşılarız. ABD, İsrail üzerinde baskı kurabilecek ya da onu ikna edebilecek tek ülkedir. İran ise Hizbullah ve kararları üzerinde etkide bulunabilecek tek aktördür. Ancak Lübnan’ı ilgilendiren her konuda müzakereyi yürütecek tarafın Lübnan’ın kendisi olduğu da açıktır” yanıtını verdi.

Meclis Başkanı Nebih Berri’nin İsrail ile yapılan çerçeve anlaşmasına yönelik muhalefeti hakkında da konuşan Avn, “Sayın Berri bir devlet adamıdır. İç barışın korunması, ordunun itibarı ve rolüne zarar verilmemesi ile sorunların sokakta çözülmesine karşı çıkılması gibi kırmızı çizgiler konusunda aynı görüşü paylaşıyoruz” dedi. Avn ayrıca, Başbakan Nevvaf Selam ile ilişkilerinin de son derece iyi olduğunu belirtti.

Avn ile Ordu Komutanı arasındaki ilişki

Avn, ülkedeki mevcut koşullar altında ordunun birlik ve bütünlüğünü koruyup koruyamadığı ve Ordu Komutanı Orgeneral Rudolf Heykel ile arasında sorun yaşandığı yönündeki iddialara ilişkin soruya, “Ordu birlik ve bütünlüğünü koruyor, görevini de aksatmadan yerine getiriyor. Zaten hükümetin aldığı kararları, elindeki imkânlar çerçevesinde uyguluyor. Ordu ve tüm güvenlik kurumları ellerinden geleni yapıyor. Orgeneral Heykel ile ilişkimiz günlük temas düzeyinde ve son derece iyi. Bazı basın organlarında yer alan iddialar gerçeği yansıtmıyor” yanıtını verdi.

fdbfb
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Ordu Komutanı General Rudolf Heykel ile görüştü. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Arap ülkelerinin Lübnan’a verdiği destekten duyduğu memnuniyeti de dile getiren Avn, “Suudi Arabistan, her zaman olduğu gibi, haklarımızı ve egemenliğimizi yeniden tesis etmeye yönelik çabalarımıza destek amacıyla talep ettiğimiz hiçbir yardımı esirgemedi. Bu vesileyle Suudi yönetimine, özellikle de Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a, Lübnan ürünlerinin yeniden ithal edilmesine izin verilmesi yönündeki kararı dolayısıyla teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Katar hükümetine Lübnan’a sağladığı destekten, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) de vatandaşlarının yeniden Lübnan’ı ziyaret etmesine izin vermesinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

Kendi güvenliğine ilişkin endişe duyup duymadığı yönündeki soruya ise Avn, gülümseyerek, “Bizi koruyan Allah’tır. Hiç kimse vakti gelmeden ölmez” cevabını verdi.


Belgeler, Sudan ordusu Amerikan barış planını kabul etme şartı olarak HDK’nin şehirlerden çekilmesini istedi

Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
TT

Belgeler, Sudan ordusu Amerikan barış planını kabul etme şartı olarak HDK’nin şehirlerden çekilmesini istedi

Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)
Sudan HDK mensupları (Arşiv- AFP)

Sudan ordusu, üç yıldır devam eden iç savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ABD destekli barış teklifini kabul etmek için paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolü altındaki bütün şehirlerden tamamen çekilmesini şart koştu.

Reuters haber ajansının ulaştığı ve üst düzey yetkililer tarafından içeriği doğrulanan belgelere göre, geçtiğimiz ay sunulan ABD teklifi, her iki tarafın da 90 günlük insani bir ateşkese derhal uymasını öngörüyor. Söz konusu teklif; kalıcı bir ateşkesin müzakere edilmesi ve seçime giden süreçte siviller liderliğindeki barışçıl bir geçişin önünün açılmasını hedefliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre belgelerde yer alan bilgilerde, Sudan hükümeti (ordu yönetimi), teklifin maddelerinin büyük bir kısmını kabul etti. Ancak "sınırlı geri çekilme" maddesine itiraz eden ordu yönetimi, barış planının; HDK’nin  11 Mayıs 2023 tarihinden bu yana ele geçirdiği bütün şehirlerden tamamen çekilmesini kapsaması gerektiğini vurguladı.