Kahire ve Tel Aviv arasındaki gerilim artıyor, ancak bu gerilimin devam etmesi, her iki tarafın da politikalarını değiştirmeye veya diğer tarafın taleplerine boyun eğmeye hazır olup olmadığına bağlıdır. Bu, ilişkilerde radikal bir değişimin habercisi olan temel bir sorundan ziyade, değişen bölgesel ortamda birlikte çalışan iki eski rakip arasındaki irade çatışması olarak değerlendiriliyor.
Taraflar arasındaki gerilim artıyor ve raporlara göre Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan gelen bir telefon görüşmesini reddettiği bildirildi.
İsrailli politikacılar, Mısır'ın Sina ile Gazze Şeridi arasındaki sınır güvenliği konusunda iş birliği yapmadığını düşündükleri için Kahire'ye yönelik eleştirilerini artırdılar. Mısır'a gelince, İsrail'i başta Gazze'ye yardım girişi ve Filistin topraklarındaki gruplara silah akışı olmak üzere birçok konuda yalan söylemekle suçlayarak aynı şekilde karşılık veriyor.
Bu gerilimin altında, önümüzdeki dönemde her iki tarafın diğeriyle nasıl bir ilişki içinde olacağınız belirleyecek bazı tartışmalı konular yatıyor.
İsrail ile 2005 yılında yapılan anlaşma uyarınca Koridor’un kendi sınırlarında kalan kısmının güvenliği Mısır tarafından denetleniyor
Gazze'nin sınırlarını kim yönetiyor?
Şu anda İsrail'in Philadelphia Koridoru’nu işgal etme planıyla ilgili iki taraf arasında bir anlaşmazlık yaşanıyor. Philadelphia Koridoru, Akdeniz'den Gazze Şeridi ile İsrail sınırına kadar uzanan ve Filistin topraklarını Mısır'dan ayıran 14 kilometre uzunluğundaki kara şerididir.
İsrail ile 2005 yılında yapılan anlaşma uyarınca Koridor’un kendi sınırlarında kalan kısmının güvenliği Mısır tarafından denetleniyor. Aynı anlaşma, Hamas'ın 2007'de kıyı şeridinin kontrolünü ele geçirmesinden önce, Filistin Yönetimi'nin bölgeyi Gazze tarafından kontrol etmesine de izin veriyordu.
İsrail'in Gazze'den çekilmesinin ardından imzalanan anlaşma, Mısır'ın sınırın kendi tarafında, görevi sızma ve kaçakçılığı önlemek olan 750 sınır muhafızını görevlendirmesine olanak sağlıyor.
Bununla birlikte, İsrail'in Gazze'yi sıkıştırmasına ve Hamas'ın İsrail'e roket saldırılarını sürdürmesine rağmen, Filistinli bu grubun silah kaynağı hakkında sorular ortaya çıkıyor. Netanyahu dahil, İsrail Kabinesi üyelerinden bazıları, bu kaynakların Mısır'dan Gazze sınırındaki kaçak tüneller aracılığıyla geldiğine inanıyor. 13 Ocak'ta Netanyahu, Gazze'nin Mısır ile olan güney sınırını kapatılması gereken bir ‘gedik’ olarak nitelendirdi.
Mısır, bu açıklamalardan dolayı aşağılanmış hissetti. 22 Ocak'ta, silahların Gazze'ye kaçak yollarla İsrail üzerinden gittiğine işaret etti.
Kahire'deki gözlemciler, İsrail'in Philadelphia Koridoru’nu işgal etmeyi planlayarak, Gazze'ye yönelik saldırısının bir sonraki aşamasına, yani Gazze Şeridi'nin güneyinde, Mısır sınırına yakın Refah şehrine yaklaşmaya hazırlanmak istediğine inanıyor.
Süveyş Kanalı Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Said ez-Zağbi, Al-Majalla’ya yaptığı açıklamada “Koridor, Mısır ve Gazze arasındaki sınırlarda nötr bir bölge olmalıdır. "İsrail bu bölgeyi kontrol ederek Mısır'ın gelecekte Gazze'ye girebileceği her şeyi de kontrol edecek, bu da Mısır egemenliğini ihlal eder" dedi.
Kahire, İsrail'in Gazze ile Sina sınırını Filistin tarafından kontrol etmesinin Sina'nın güvenliğine zarar vereceğine inanıyor
Zor elde edilen kazançlar
Geçtiğimiz on yıl içinde, Mısır özellikle Sina'da insan ve maddi kaynakların güvenliğine büyük yatırımlar yaptı. Mısır’ın kuzeydoğusundaki topraklarında DEAŞ’ın bir koluyla mücadelesi kapsamında, Sina ile Gazze arasındaki yüzlerce kaçakçılık tünelini yok etti.
DEAŞ teröristleri aynı tünelleri Gazze'den yeni asker ve silah tedariki sağlamak için kullandı.
DEAŞ teröristleriyle mücadelede, binlerce Mısırlı polis ve asker öldü. Bu da Mısır'ın İsrail'le sınırı olan 60 bin kilometrekarelik Sina bölgesini terörden arındırma mücadelesine değerli bir insani boyut kattı.

Kahire, İsrail'in Gazze ile Sina sınırındaki kontrolünün, Sina'daki güvenliği etkileyeceğine inanıyor. Bu kontrol, Gazze'yi Mısır'dan ayıracak ve bu durum, Mısır gibi yoğun nüfusa sahip bir Arap ülkesi üzerinde büyük stratejik sonuçlara yol açacaktır. Mısır, özellikle İsrail'in yoğun nüfuslu Filistin Şeridi'ndeki kapsamlı kuşatmasını sürdürdüğü bir dönemde, Gazze'ye giriş ve çıkıştaki tek nokta haline geldi.
İsrail'in Gazze'ye uyguladığı abluka, özellikle Mısır'ın Gazze ile sınırındaki iki geçiş noktasının çoğu zaman insanların ve malların giriş ve çıkışına açık olmasıyla birlikte Mısır'a bu Filistin bölgesindeki bireyler ve gruplar üzerinde bir nüfuz sağlar.
İsrail'in Filistin tarafındaki Gazze ile Sina sınırını kontrol etmesi, Mısır'ın bu Filistin bölgesindeki bireyler ve gruplar üzerindeki etkisini neredeyse ortadan kaldırabilir. Bu durum, Mısır'ın İsrail-Filistin çatışmasındaki önemini kısmen kaybetmesine neden olabilir. Bu çatışma, Ortadoğu'da bugün merkezi bir konu oluşturuyor.
Mısır'ın Gazze'yi boşaltmayı reddetmesi, Filistinlilerin kendi devletlerini kurma hayallerini ortadan kaldırma korkusundan kaynaklanıyor
Yerinden edilme korkuları
Mısır'ın, İsrail'in Philadelphia Koridoru’nu kontrol etme arzusuna duyduğu öfke, İsrail'in Gazze'yi boşaltma planlarına ilişkin endişelerini artırıyor. İsrail, Ekim ayı başlarında Filistin topraklarındaki operasyona başlamasından bu yana, Sina dahil 2,3 milyon Gazze sakinini sınır dışı etme arzusunu gizlemiyor.
Mısır böyle bir senaryoya tolerans göstermeyeceğini birçok kez açıkça ifade etti. Mısır'ın tutumu, Gazze'deki sakinlerin tahliye edilmesinin, Filistinlilerin bir Filistin devleti kurma hayallerinin ortadan kalkmasına yol açacağı korkusundan kaynaklanıyor.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi daha önce Filistinlileri Gazze'yi terk etmeye zorlamanın ardından Ürdün dahil işgal altındaki Batı Şeria sakinlerine karşı benzer eylemlerin uygulanacağı konusunda uyarmıştı. Mısır Cumhurbaşkanı, 18 Ekim'de Almanya Başbakanı Olaf Schulz ile Kahire'de düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: "Bu durum, devletsiz bir halkın varlığına yol açacaktır."
Ancak bu, Mısır'ın Gazze halkının yerinden edilmesine karşı tutumunun yalnızca kısmi bir detayı. Bu tutumun temelinde Mısır'ın toprak bütünlüğüne yönelik tehditlere karşı hoşgörüsüzlüğü de yer alıyor. Bu fanatizm, Sina'yı İsrail işgalinden kurtarmak için yapılan 1973 savaşı da dahil olmak üzere Mısır ile İsrail arasındaki üç savaşı körükledi.
Sisi, Gazze'ye insani yardım girişini engellediği için Tel Aviv'i defalarca eleştirdi.
Mısır, Gazzeli grupların 7 Ekim'de güney İsrail'deki yerleşimlere yönelik başlattığı saldırılara İsrail'in verdiği sert tepki karşısında da şaşkınlığa uğradı. Sokaklardaki insanlar gibi Mısırlı yetkililer de Gazze'deki her şeyin bombalanması ve şu ana kadar 26 binden fazla insanın öldürülmesi karşısında şok oldu.
Geçtiğimiz haftalarda Sisi, İsrail'in Gazze'yi halk için yaşanmaz bir yer haline getirmesini birçok kez eleştirmişti. Ayrıca Tel Aviv'i, en son 25 Ocak'ta olmak üzere, Gazze'ye insani yardım girişini engellediği için birçok kez eleştirdi.
Gözlemciler, İsrail'in Gazze'ye yardım ulaştırılmasına engel olmasından dolayı Mısır'ın öfkesinin, Gazzelilerin Mısır sınırına akın etmesinden duyulan korkudan kaynaklandığını söylüyor.
Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Ekrem Bedreddin, Al-Majalla’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Mısır, özellikle iki taraf arasında bir barış anlaşmasının varlığı göz önüne alındığında, bu engelleri İsrail'in düşmanca bir hareketi olarak görüyor. İsrail, Gazze sakinlerini Mısır'a kaçmaya zorlamaya çalışıyor, ancak Mısır'ın ve uluslararası toplumun bu konudaki tam reddi oldukça açıktır."

Ne siyah ne de beyaz
İsrailli politikacıların yapmış olduğu tahrik edici açıklamalar ve Gazze'deki İsrail zulümlerinin Kahire'de öfke uyandırmaya devam etmesi muhtemeldir. Ancak bu öfkenin herhangi bir türde taraflar arasında çatışmaya dönüşmesi beklenmiyor. Tam tersine, her iki tarafın da 1979'de imzalanan barış anlaşmasını korumaya istekli oldukları görünüyor. Bu anlaşma, ülkeler arasındaki ilişkilere genel çerçeveyi belirler ve özellikle ortak sınırlar ve Sina'daki güvenlik konusunda önemlidir.
Mısır ve İsrail arasındaki ilişkiler o kadar karmaşık ki, bunlara tek bir açıdan bakmak mümkün değil. Ülkeler, Sina'da ve daha geniş bölgesel bağlamda güvenlik ve istihbarat alanında iş birliği yapıyorlar. Ayrıca Doğu Akdeniz bölgesinde doğal gaz üreticileri ve tüketicileri için OPEC'e benzeyen bir oluşumda yer alıyorlar.
Filistinlilerin kendi Filistin devletini kurma haklarının güçlü bir destekçisi olan Kahire'nin, Filistinlilerin bu haklara erişimini kolaylaştırmak için Tel Aviv ile belirli düzeyde bir iş birliğini sürdürmesi gerekiyor.
Ancak İsrail'in Philadelphia Koridoru'nu potansiyel olarak ele geçirmesi, Mısır'la yapılan 2005 anlaşmasını ihlal edecek ve Sina'nın İsrail ve Gazze Şeridi ile olan kuzey sınırı boyunca askerden arındırılmış bir bölge kuran 1979 barış anlaşmasına zarar verecektir.
Bu ihlal, Mısır'a Sina'nın kuzey sınırları boyunca askeri varlığını artırma gerekçesi verebilir. Bu, Mısır'ın Sina'da güvenliği güçlendirme çabalarını destekleyebilir ve Mısır topraklarında askeri varlığa ilişkin barış antlaşması kısıtlamalarını engelleyebilir.
Aynı zamanda Kahire'de Netanyahu hükümetinin günlerinin sayılı olduğuna dair net bir inanç var. Mısır'ın başkentindeki hükümetin kendisi, bölgeyi herkes için yıkıma neden olacak büyük bir savaşa sürükleyen bir grup aşırılıkçı olarak görülüyor.
Bu, İsrail'de daha az aşırılık yanlısı bir hükümetin iktidara gelmesi veya mevcut hükümetin iş birliği yapma ve bölgedeki durumu sakinleştirme isteği göstermesi durumunda Kahire ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin normale dönebileceği anlamına geliyor.
* Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden tercüme edilmiştir.
Husi geçici başbakanının açıklamaları yaygın bir şekilde alay konusu oldu, (Yerel medya)
Kaynak yetersizliği ve Husilerin getirdiği kısıtlamalar gıda güvensizliğini daha da kötüleştirdi, (Yerel medya)
Suriye'nin doğusundaki Hamuriye kasabasının rejim güçleri tarafından bombalanmasından kaçan bir Suriyeli aile (Arşiv - AFP)