Suriye, Gazze savaşının ışığında yeni bir çatışma sarmalıyla karşı karşıya

Uluslararası bir yetkili, uluslararası topluma Suriye krizini gözden kaçırmama çağrısında bulundu.

Güvenlik güçleri ve sivil savunma çalışanları, çarşamba günü şafak vakti İsrail’in Suriye’nin Humus kentindeki saldırılarında yıkılan bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor (AFP)
Güvenlik güçleri ve sivil savunma çalışanları, çarşamba günü şafak vakti İsrail’in Suriye’nin Humus kentindeki saldırılarında yıkılan bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor (AFP)
TT

Suriye, Gazze savaşının ışığında yeni bir çatışma sarmalıyla karşı karşıya

Güvenlik güçleri ve sivil savunma çalışanları, çarşamba günü şafak vakti İsrail’in Suriye’nin Humus kentindeki saldırılarında yıkılan bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor (AFP)
Güvenlik güçleri ve sivil savunma çalışanları, çarşamba günü şafak vakti İsrail’in Suriye’nin Humus kentindeki saldırılarında yıkılan bir binanın enkazı altında kurbanları arıyor (AFP)

İsrail ve Hamas arasındaki çatışmanın boyutu ve Gazze Şeridi’ndeki sivillerin anlatılmamış acısı haklı olarak dünya genelinde öfkeye yol açtı. Ancak Suriye’de şiddetin keskin bir şekilde artması da on binlerce insanı bölgeden kaçmak zorunda bırakırken, bu durum bölge dışında büyük ölçüde dikkati çekmeyen dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olmaya devam ediyor.

Suriye’deki şiddetin de acilen durdurulması gerekiyor. Ancak bunun yerine orada, 12 yılı aşkın bir süredir devam eden savaş yoğunlaşıyor ve şu an benzer bir çatışma kapsamında beş cepheye yayılıyor. Suriye hükümeti ve Rus güçleri kuzeybatıdaki silahlı muhalif gruplarla savaşırken, DEAŞ ülke çapındaki saldırılarını yoğunlaştırıyor. Türkiye, kuzeydoğudaki Kürt güçlere saldırıyor. Kürt güçler yerel aşiretlerle savaşırken, ABD ile İsrail de İran’a bağlı güçlerle karşı karşıya geliyor.

Bölgenin yaşadığı çalkantı göz önüne alındığında Suriye topraklarındaki çatışmaların kontrol altına alınması için ciddi uluslararası çabaların sarf edilmesi gerekiyor. On yılı aşkın bir süredir dökülen kanın ‘diplomatik bir sona’ ihtiyacı var.

Ayrıca Gazze’de kalıcı bir ateşkes Suriye’deki durumu büyük ölçüde sakinleştirecek. Ülke içinde ABD, İsrail ve ajanları aracılığıyla İran dahil askerî açıdan aktif olan yabancı güçler arasındaki gerilimi azaltacak.

few
Geçen Ekim ayında İdlib’in batı kırsalındaki el-Hamamah köyünde yerinden edilmiş insanlara yönelik bir kampta Rus hava saldırısının yol açtığı yıkım (AFP)

Suriye’nin batısındaki Humus’ta 5 Ekim’de Harp Okulu’nda düzenlenen mezuniyet töreninde kimliği belirsiz kişiler tarafından gerçekleştirilen drone saldırısında onlarca Harp Okulu öğrencisi, aile üyeleri ve orada bulunanlar hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştı. Suriye ordusu ve Devlet Başkanı Beşşar Esed’i destekleyen Rus güçleri, okullar, hastaneler, marketler ve evlerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilere yönelik kamplar da dahil olmak üzere muhalefetin kontrol ettiği Suriye’nin kuzeybatısında en az 2 bin 300 bölgeye saldırı düzenleyerek karşılık verdi.

​Çok nedenli yer değiştirme

Yaklaşık 120 bin kişi kaçmak zorunda kaldı. Çoğu geçen yıl Şubat ayında gerçekleşen büyük deprem de dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle birçok kez yerinden edildi. Ekim ayından bu yana komisyonumuz tarafından takip edilen olaylarda en az 500 sivil yaralandı veya öldü. Kullanılan silahlar arasında, komitemizin 2011’de Suriye’deki iç savaşın başlangıcından bu yana belgelediği, devam eden yıkıcı bir model olan, uluslararası düzeyde yasaklanmış misket bombaları da var.

Geçmiş dönemde bu açıklamalar, geniş çapta öfkeye neden oluyordu, peki şimdi ne fark var? Dünyanın dikkati başka yöne çevrilmiş durumda. DEAŞ, aynı zamanda Suriye içindeki ölümcül faaliyetlerini de yoğunlaştırıyor, hem sivil hem de askeri hedeflere saldırıyor, operasyonel yeteneklerini ve aşırı ideolojisini sergilemeye devam ediyor.

Ülkenin kuzeybatısında Türk güçleri, Türkiye topraklarındaki terör faaliyetleriyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yönelik operasyonlarını hızlandırdı. Yine SDG, Doğu Suriye’nin en büyük şehri Deyrizor’da da Kürt liderliğindeki yerel yönetimin temel hizmetleri sağlayamadığı veya temel hakları güvence altına alamadığı yönündeki eski şikayetlerin körüklediği bir çatışmada aşiretlerle savaşıyor. Bunun sonucunda ölen sivillerin sayısı sayılmıyor.

dfb rgtn
Türkiye’ye ait insansız hava aracı Haseke’de SDG üyelerini bombaladı (Arşiv)

En rahatsız edici olanı, Gazze’ye düzenlenen saldırı nedeniyle artan bölgesel gerginliklerin, İsrail ve İranlı milislerin Suriye topraklarına yönelik saldırılarının artmasına yol açması. Suriye’deki ABD üsleri, geçtiğimiz Ekim ayından bu yana milislerin 50’den fazla saldırısına maruz kaldı.

Ürdün’de 28 Ocak’ta üç ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan saldırıdan çok önce ABD, İran bağlantılı gruplar tarafından kullanıldığı söylenen tesislere misilleme amaçlı saldırılar başlatmıştı. Ürdün’deki son saldırı, Iraklı milisler tarafından Suriye, Irak ve Yemen’de yeni bir ABD misilleme saldırıları dalgasına yol açtı. Bu da daha geniş bir çatışma korkusu yarattı.

rtrjy56k
Suriye Başbakanı Hüseyin Arnus’un İsrail saldırısının ardından Şam Havalimanı’ndaki pistlerin hasarlı kısımlarındaki onarım çalışmalarını denetlediği arşiv görüntüleri (AFP)

Aynı zamanda görünüşte İran’la bağlantılı unsurları hedef alan İsrail hava saldırıları, insani yardımın ulaştırılması için son derece ihtiyaç duyulan Suriye’nin sivil havaalanlarını hizmet dışı bıraktı.

Tüm bunların ortasında Suriyeliler, giderek daha da dayanılmaz zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Yaklaşık 17 milyonunun gıda, su ve tıbbi bakım gibi insani yardıma ihtiyacı var. Bununla birlikte yardım teslimatları, Suriye hükümetinin keyfiliğine bağlı olarak ve yaptırımlar tarafından engellenerek pamuk ipliğine bağlı kalmaya devam ediyor.

sdevrbth
Dünya Gıda Programı çalışanları, İdlib’in eteklerindeki Atma kampında yardım teslimatları durmadan önce yerinden edilmiş Suriyelilere yardım paketleri dağıtıyor, 6 Aralık 2023 (AFP)

Aynı zamanda bağışçı fonlarındaki ciddi eksiklik, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nı Suriye’ye düzenli gıda yardımını askıya almaya zorladı. Bu da milyonları, açlığın pençesine düşürdü. Bu yüzyılın en acımasız iç savaşlarından biri, son on yılda Suriye’de 300 binden fazla sivilin hayatına mal oldu. Geçtiğimiz Ekim ayında Avrupa’ya sığınma talebinde bulunan Suriyeli sayısının son 7 yılın en yüksek seviyesine ulaşması şaşırtıcı değil.

Tüm savaş suçları

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kapsamına giren savaş suçlarının ve insanlığa karşı suçların neredeyse tamamı Suriye’de işlendi; Hastanelerin ve sağlık çalışanlarının kasıtlı olarak hedef alınması, teröristlerle mücadele kisvesi altında sivillere yönelik doğrudan ve ayrım gözetmeyen saldırılar (kimyasal silahlar da dahil), yargısız infazlar, on binlerce kişinin işkence görmesi, Suriye’nin bazı bölgelerinde DEAŞ’ın kontrol ettiği dönemde Ezidilere yönelik soykırım.

fbrtnyj6
Bir adam, geçtiğimiz 30 Aralık’ta Suriye ordusunun İdlib’e düzenlediği topçu bombardımanında yaralanan kardeşi için ağlıyor (DPA)

Suriye’de temel uluslararası insan haklarına ve uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmemesi, yalnızca çatışmanın tüm taraflarında ölümlere ve sakatlanmalara yol açmakla kalmadı, aynı zamanda uluslararası koruma sisteminin özünü de baltaladı. Ukrayna, Sudan ve şimdi de Gazze dahil giderek artan çatışmalar listesinde uluslararası hukukun göz ardı edildiğini görüyoruz.

edd
Suriyeliler, Kanada ve Hollanda’nın Suriye’de savaş suçları işlenmesine karşı açtığı davayı değerlendiren Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda

Üye devletler bu endişe verici eğilimi durdurmak için acilen harekete geçmelidir. Kasım ayında Uluslararası Adalet Divanı, Suriye’ye işkenceyi durdurma emri verdi. Son yıllarda Avrupalı ​​savcılar, Suriye’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı 50’den fazla fail hakkında dava açtı. Bu çabaların sadece Suriye’de değil, her yerde işlenen vahşet konusunda sürdürülmesi, desteklenmesi ve genişletilmesi gerekiyor.

Bu bağlamda çatışmaların durması halinde en korkunç ihlaller sona erebilir. Uluslararası topluma Suriye krizini gözden kaçırmama çağrısında bulunuyoruz. Suriye’nin cesur diplomatlara, cesur bağışçılara ve kararlı savcılara her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Yaklaşık 13 yıldır süren çatışmaların ardından Suriye’nin artık her şeyden çok ülke çapında bir ateşkese ihtiyacı var.

New York Times

*Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Paulo Pinheiro



HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
TT

HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)

Sudan'da siyasi ve idari bölünmenin kalıcı hale geleceğine dair yaygın endişeleri uyandıran bir gelişmede Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından desteklenen ve başkenti Nyala olan Tesis (Kurucu) Hükümeti, ordunun desteklediği Sudan hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerde sınavların düzenlenmesi için hazırlıkların tamamlandığını açıklamasından birkaç gün sonra, kontrolü altındaki bölgelerde önümüzdeki haziran ayında lise bitirme sınavlarını düzenlemeyi planladığını açıkladı.

Bu iki eşzamanlı açıklama, geçtiğimiz hafta ulusal şahsiyetlerin ve akademisyenlerin ‘lise mezuniyet sınavı öğrencilerinin geleceğini kurtarmak için ulusal girişim’ başlatarak, her iki hükümetin duyurduğu sınavların ertelenmesini ve bunun yerine ülke genelindeki tüm öğrenciler için tek tip sınavlar düzenlenmesini talep ettikleri bir dönemde yapıldı.

Girişim, savaşa karşı çıkan sivil güçler tarafından geniş bir destek gördü. Bu güçler, askeri ve siyasi kutuplaşmalardan uzak, güvenli ve adil sınavların yapılmasını garanti altına alacak şekilde, çatışmanın iki tarafından acil yanıt talep etti. Girişimin organizatörlerine göre girişim, Darfur ve Kordofan eyaletleri ile Tesis İttifakı'nın kontrolü altındaki diğer bölgelerde yaşayan ve savaş nedeniyle son üç yıldır Sudan sertifika sınavlarına giremeyen yaklaşık 280 bin öğrencinin geleceğini korumayı amaçlıyor.

Çatışan taraflarla temaslar

Girişimin organizatörleri, Kamil İdris başkanlığındaki Umut Hükümeti liderleri, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi üyeleri ve Kurucu Hükümetin Başkanlık Konseyi liderleriyle temas kurduklarını söylediler. Bu temaslar, öğrencilerin bulundukları bölgelerde sınavlara girmelerini sağlayacak bir mutabakat sağlanması ve sınav öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrenciler, öğretmenler ve eğitim kadroları için gerekli güvenlik garantilerinin verilmesini amaçlıyor.

Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)

Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı, 13 Nisan'da yapılacak lise bitirme sınavlarına yurt içinde ve yurt dışında 544 bin öğrencinin girmesi için hazırlıkların tamamlandığını duyurmuştu. Öte yandan Tesis Hükümeti Eğitim Bakanı Koko Jagdol, hükümetinin kontrolündeki bölgelerde sınavları önümüzdeki haziran ayında yapmaya devam edeceğini söyledi. Jagdol, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lise bitirme sınavlarını düzenlemeye hazırız. Bu yıl tüm öğrencilerin sınava girmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan onların geleceğinin mahvolmaması” ifadelerini kullandı. Jagdol, sınavların ortak yapılması için başlatılan ulusal girişimden haberi olmadığını belirtirken, Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı'ndan ise Bakan Yardımcısı Ahmed Halifa ile iletişime geçilememesi nedeniyle resmi bir açıklama yapılmadı. Sudan ordusu ile HDK arasında 2023 yılının nisan ayında savaşın patlak vermesinden bu yana Darfur bölgesinde Sudan lise bitirme sınavlarının düzenleneceği ilk kez duyuruldu.

Bölünmenin kalıcı hale gelmesinden endişe

Gözlemciler, her iki tarafın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavların yapılmasının, bölünme gerçeğinin kalıcı hale gelmesine yol açabileceğini düşünüyor; bu durum sadece siyasi ve askeri düzeyde değil, eğitim kurumları ve kamu hizmetleri düzeyinde de geçerli. Bu bağlamda, Öğretmenler Komitesi Üyesi Sami el-Bakir, ordunun ve HDK'nın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavlar düzenlenmesinin ‘ülkenin idari ve siyasi olarak bölünmesine yol açabilecek tehlikeli bir adım’ olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Bakir, “Eğitim meselesinin çatışmanın dışında tutulmasını ve federal Eğitim Bakanlığı'nın, çatışmanın iki tarafının kontrolündeki tüm bölgelerde Sudan sertifika sınavlarını denetlemesini defalarca talep ettik” dedi. Sami el-Bakir, yetkinliği ve dürüstlüğü ile tanınan eğitim uzmanlarından oluşan, Sudan'ın her yerinde sınavları koordine etmek ve denetlemekle görevli bağımsız ve tarafsız bir ulusal komite kurulmasını önerdi.

Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)

Sudan ordusu şu anda Orta, Doğu ve Kuzey eyaletlerini kontrol ederken bu eyaletler arasında Sennar, Mavi Nil eyaletinin büyük bir kısmı, Güney Kordofan’ın geniş bölgeleri, ayrıca Gedarif, Kassala, Kızıldeniz, Nil Nehri ve Kuzey eyaletleri ile Kuzey Kordofan eyaletinin bazı bölgeleri yer alıyor. HDK ise Güney, Batı, Doğu, Orta ve Kuzey Darfur’un yanı sıra Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerinin geniş bölgelerini kontrol ediyor. Öte yandan, Tesis Hükümeti’nin müttefiki olan Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Güney Kordofan'daki Kauda bölgesini kontrol ediyor.

Darfur'dan göç eden öğrencilerin durumunu düzeltmek amacıyla, Kuzey Eyaleti Eğitim Bakanı Ticani İbrahim, federal bakanlığın Darfur'dan gelen göçmen öğrencileri kabul etmek ve sınavlara sorunsuz bir şekilde girmelerini sağlamak için özel merkezler ayırdığını söyledi. Federal Eğitim Bakanlığı daha önce, Darfur'dan ordunun kontrolündeki bölgelere gelen erkek ve kız öğrenciler için barınma ve yemek gibi ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerin tamamlandığını duyurmuştu.

Eğitimi çatışmanın dışında tutmak

Birçok eğitimci, 2003 ile 2010 yılları arasında Darfur’da yaşanan önceki savaş dönemini hatırlatıyor. O dönemde Sudan sertifika sınavları önceden kararlaştırılan bölgelerde düzenleniyordu ve öğrencilerin sınav merkezlerine güvenli bir şekilde ulaşmaları ve bölgelerine geri dönmeleri için gerekli düzenlemeler yapılıyordu.

Çatışma çözümü uzmanı Abdullah Adem Hatir ise binlerce öğrencinin 3 yılı aşkın bir süre boyunca eğitim ve sınav haklarından mahrum bırakılmasının ardından, öğrencilerin savaştan en çok zarar gören kesim olduğunu söyledi.

Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)

Hatir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çatışmanın dışında tutulması yönündeki iç ve uluslararası çağrılara rağmen, savaşın iki tarafı da şu ana kadar beklenen şekilde yanıt vermedi.”

Batı Kordofan'ın Heglig bölgesindeki petrol tesislerinin askeri operasyonlardan muaf tutulması konusunda ordu ile HDK arasında varılan mutabakatın, eğitim konusunda da uygulanabilir bir model oluşturabileceğine işaret eden Hatir, “Taraflar petrol tesislerinin korunması konusunda anlaşabilirlerse, eğitim ile ilgili uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde, savaş hatlarından ve siyasi bölünmelerden uzak, ülke genelinde sınavların tek tip bir şekilde düzenlenmesini garanti altına alan bir mutabakata varılması mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.


Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
TT

Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)

Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin el-Sayid, yaptığı açıklamada, Lübnan'ın İsrail saldırıları ve tahliye emirleri nedeniyle yerinden edilen yüz binlerce kişinin uzun vadede evlerine dönmeme ihtimaline hazırlandığını belirtti.

El-Sayid, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın ordunun Lübnan-İsrail sınırı boyunca tüm evleri yıkacağını ve Güney Lübnan'dan kaçan 600 bin kişinin köylerine dönmesini engelleyeceğini açıklamasının ardından Reuters'a konuştu.

2 Mart'tan bu yana, Lübnanlı silahlı grup “Hizbullah”ın İsrail'e ateş açarak Lübnan'ı bölgesel çatışmanın içine sürüklemesi ile 1 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve bin 200 kişi İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

Bakan dün yaptığı açıklamada, “Uzun süreli yerinden edilme elbette endişe verici bir durum. Bunun olmaması umuduyla, ancak hükümet olarak hazırlıklı olmalı ve bu konuyu düşünmeliyiz” dedi.

Bakan, hükümetin nakit karşılığı kira programları ve barınma imkanları sağlanması gibi seçenekleri değerlendirdiğini, ancak şu aşamada kamplar kurmayı planlamadığını ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Bakan sözlerine şöyle devam etti: «Her şey İsraillilerin toprakları ele geçirme konusundaki ısrarına bağlı ve elbette bu bizim için kabul edilemez bir durum... Bu, egemenliğimizin açık bir ihlalidir ve elimizden gelen her şeyi yaparak bunu engellemek için çalışacağız.»

Katz dün, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde, Lübnan'ın İsrail sınırının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde bulunan Litani Nehri'ne kadar kontrolünü sürdüreceğini söyledi. Bu nehrin güneyindeki topraklar, Lübnan topraklarının yaklaşık onda birini oluşturuyor.

İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)

İhtiyaçları karşılamak için fonlar «yetersiz»

Şu anda yaklaşık 136 bin kişi toplu barınaklarda yaşarken, geri kalanlar ya akrabalarının yanında ya da nadir durumlarda sokaklarda kalıyor.

Uzun süreli yerinden edilme, Lübnan'daki farklı gruplar arasındaki sosyal gerilimleri daha da artırabilir, zira “Hizbullah”ın savaşa girme kararıyla eski siyasi ve mezhepsel bölünmeler alevlendi.

El-Sayid, “Gerçekten çok büyük sayıda yerinden edilmiş kişi var ve onlara ayrılan alan giderek daralıyor” dedi.

Ayrıca, 2024’teki «Hizbullah» ile İsrail arasındaki savaş sırasında yerinden edilmiş kişileri barındırmaya hazır olduğunu belirten bazı bölgelerin, okullar veya diğer kamu binaları da dahil olmak üzere, bu sefer daha az hazırlıklı olduğunu belirtti.

Bakan şöyle devam etti: «Bu, sosyal uyumu sağlamak ve halkın, tabiri caizse, hâlâ kardeşlik içinde olduğundan emin olmak gibi yeni bir zorluktur... Lübnanlıların bu duyguyu paylaştığına yürekten inanıyorum. Gördüğümüz örneklerin çoğu harika ve her yerde misafirperverlik sergileniyor. Ancak aynı zamanda, insanların kaynakları son derece sınırlı.”

Sosyal İşler Bakanlığı, yerinden edilmiş ailelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için üç ay önceden planlama yapıyor, ancak finansman eksikliği hâlâ zorluk teşkil ediyor.

Bakan, Birleşmiş Milletler’in iki aydan biraz fazla süren 2024 savaşı sırasında, Lübnan’ın insani krizle başa çıkmasına yardımcı olmak için 700 milyon dolar topladığını ve çeşitli ülkelerin 110’dan fazla yardım uçağı gönderdiğini ifade etti.

Lübnan yeni savaşın ikinci ayına girerken, Birleşmiş Milletler'in son çağrısının ardından sadece 30 milyon dolar aldı ve bağışçılar yaklaşık 60 milyon dolar daha taahhüt etti. Sadece yedi yardım uçağı ulaştı.

El-Sayid, “Hedefimize ulaşmaktan çok uzağız. Son savaşta, sadece ilk ay içinde en az 50 uçak gelmişti” dedi.

Bakan, 2024 yılındaki durumun aksine, Körfez’deki bazı geleneksel bağışçıların çatışmanın sonuçlarından doğrudan etkilendiğini belirterek, petrol fiyatlarındaki hızlı artışın yardımların etkinliğini etkilediğine dikkat çekti.

Bakan, mevcut yardımların bakanlığın ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 30’unu karşıladığını belirtti.

Şöyle devam etti: “Elbette, barınaklardaki tüm sakinlerin ihtiyaçlarının en azından karşılanmasını sağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Diğer soru ise zaman çerçevesi, yani bu durum ne kadar sürecek?” 


Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
TT

Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)

Katar Dışişleri Bakanlığı dün, gerginliğin sona erdirilmesini amaçlayan Körfez ülkelerinin ortak tutumunu teyit ederek, bölgenin güvenliği ile ilgili imzalanacak her türlü anlaşmada Körfez ülkelerinin temel taraf olarak yer alması gerektiği konusunda Körfez ülkeleri arasında mutabakat olduğunu belirtti.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgilere göre sahada gerçekleşenler ise şu şekilde gerçekleşti: Suudi Arabistan savunma güçleri, Riyad bölgesine doğru fırlatılan 12 insansız hava aracı (İHA) ve 7 balistik füzeyi önleyerek imha etti; bir füze ise doğu bölgesine doğru fırlatıldı. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bölgede yaşanan olaylar doğrultusunda, Rahman'ın misafirlerinin gelişini kolaylaştırmak için özel bir operasyon odası kurdu.

“Kuveyt Petrol Kurumu”, dev tanker “el-Salimi)”nin mürettebatının “İran'ın alçakça saldırısı sonucu gemide çıkan yangını söndürmeyi başardığını” belirtirken, Kuveyt güçleri ise 5 balistik füze ve 7 İHA’yı tespit ederek müdahale etti. BAE savunma güçleri ise 8 balistik füze, 4 seyir füzesi ve 36 İHA ile mücadele etti.