Suriye’nin kuzeybatı bölgelerinde realitenin ve hayallerin dili Türkçe

Memurlarla iletişim için günlük bir zorunluluk

Halep kırsalında bir okul sınıfı (AFP)
Halep kırsalında bir okul sınıfı (AFP)
TT

Suriye’nin kuzeybatı bölgelerinde realitenin ve hayallerin dili Türkçe

Halep kırsalında bir okul sınıfı (AFP)
Halep kırsalında bir okul sınıfı (AFP)

Halep'in kuzey kırsalından geçerek Türkiye'den Halep’in kuzey kırsalına, Suriye'ye sınırı geçen herkes, her askeri kontrol noktasında, hizmet veya idari birimlerde kendisini karşılayan Türk bayrağının yanı sıra hayati tesis tabelalarında Türkçe yazı görünce şaşıracak.  Doğal olarak iki taraf arasındaki manzara ve altyapı farkı nedeniyle ziyaretçinin Suriye'de olduğu yanılgısına düşmeyecektir, fakat Türk tarafında Arapça tabelaların olması ve Suriye tarafında da Türk dilinin yaygın olarak bulunması dikkatini çekecektir.

Türkiye, Halep'in kuzey kırsalını, "Milli Ordu" güçleriyle gerçekleştirdiği askerî operasyonlarla kontrol altına aldığından bu yana yönetiyor. Suriye hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerle temas hatlarına dağıtılan askeri noktaların yanı sıra hizmet birimlerinde, hastanelerde ve yerel meclislerde Türk danışmanlar çalıştırarak bölgeye kendi karakterini katmak istiyor.

Halep kırsalında yaşayan Türkçe öğretmeni Firas Kasım, "Türkiye'nin bölge üzerindeki kontrolünün ilk yıllarında Türk dilinin öğrenilmesine yönelik talebin çok büyük olduğunu" belirterek “fakat bu talep siyasetin, özellikle de Türkiye'deki Suriyeli mültecilere yönelik söylem ve kışkırtmaların etkisiyle kısmi olarak azaldı, ardından Türk enstitülerinin yaygınlaşmasıyla yeniden arttı” dedi.

Yunus Emre Türk Kültür Enstitüsü geçtiğimiz günlerde Halep'in kuzey kırsalında yeni şubeler açarak, Türkçe öğretmenleri ve konuşma ve dilbilgisine hakimiyet oluşturan müfredatlar açısından bölgede daha önce eksik olan şeyleri karşılayarak, 300 bin  Suriyeli çocuğa dil öğretmeyi vaat ediyor.

“Birinci” yabancı dil

Suriye muhalefetinin kontrol alanı daralarak kuzeybatı bölgesiyle sınırlı kaldığından, bölge halkı bir taraftan rejim güçleri, diğer taraftan ise “Suriye Demokratik Güçleri” (SDG) tarafından şiddetli bir kuşatma altında kaldı. Dünyaya açılan tek çıkış noktası yalnızca Türkiye kaldı. Sınırları, uluslararası yardım ve ticari işletmeler için bir can damarıydı. Hastaneleri aynı zamanda acil ve cerrahi tedaviler sağlarken, üniversiteleri ve enstitüleri de uluslararası tanınırlığa sahip bilimsel dereceler sağlıyordu.

FOTO: Suriye’nin kuzeyinde bir park girişi (Şarku’l-Avsat)
Suriye’nin kuzeyinde bir park girişi (Şarku’l-Avsat)

Görüş belirtenlerin çoğuna göre Türk dilini öğrenmek, Türk üniversitelerinde eğitime devam etmenin ve Suriye'de yaygın yardım kuruluşlarında, hizmet birimlerinde ve okullarda iş bulmanın ilk adımını oluşturuyor ve Türkçe eğitim müfredatında yabancı dil olarak yer alıyor.

Türkçe öğretmeni Firas, Türkçenin Halep kırsalındaki "birinci" yabancı dil olduğuna inanıyor çünkü eğitim müfredatında yer alıyor ve yerel meclislerin lise diploma sınavında zorunlu tutuluyor. Türk danışman ve memurların varlığı tercümanların varlığını gerekli kılıyor. Firas Kasım, sivilleri iletişim kurmak ve işlemlerini tamamlamak için dilde uzmanlaşmaya davet ediyor.

Hey’et-i Tahriru’ş-Şam’ın kontrolünde olan İdlib'de ise Türk memurlar bulunmuyor ancak Türk askeri noktaları bulunuyor ve özel okullarda sadece ilköğretim ve hazırlık aşamasında dil eğitimi veriliyor.

Sağladığı iş fırsatlarının çok olmasından dolayı Türk edebiyatı okuyan İdlib Üniversitesi Dil Enstitüsü birinci sınıf öğrencisi Meryem Ebu Hamdan: "Bölgedeki işlerimizin çoğu Türkiye ile olduğundan dile ihtiyacımız çok fazla, tercüme ve diğer alanlarda da çalışabiliyoruz" dedi.

Dil öğretmeni ve tercüman Muhammed el-Kasım'a göre, Türkçe öğrenciler için kültürel bir konu ve İdlib halkının Türkçe öğrenme talebi de büyük. Türkiye merkezli yardım kuruluşlarında çalışanlar ve tüccarlar için Türkçe ihtiyaç. Türk memur ve askerlerin Arapça öğrenmek istemediklerini, Suriyelilerin kendileriyle iletişim kurabilmek için Türkçe öğrenmelerini istediklerini belirtti.

FOTO: Halep'in kuzey kırsalındaki kasabalarda grafitiler oldukça yaygın (Şarku'l Avsat)
Halep'in kuzey kırsalındaki kasabalarda grafitiler oldukça yaygın (Şarku'l Avsat)

Ayrıca bazıları iyi düzeyde Türkçe bilmenin Türkiye’ye taşınma ve orada çalışma çabalarını kolaylaştırdığına inanıyor ve Türk güvenlik güçlerinin Suriyelileri sınır dışı etmek ve geri göndermek veya güvenli olan kuzeybatıya yerleştirmek için sürekli kampanyalar yürüttüğünü belirtiyor.

Kuzeybatı Suriye bölgesini terk etmek, 12 yıldır aralıksız devam eden bombalamalar, güvenlik kaosu, rastgele bombalamalar, iş fırsatlarının olmayışı, hizmetlerin zayıf olması ve istikrarlı bir gelecek inşa etme ufkunun bulunmaması ve devam eden savaşın yorgun düşürdüğü nüfusun çoğunluğu için bir hayal.

Türkleştirme çabaları

Türk enstitülerinin Halep'in kuzey kırsalına ilgisi, Avrupa ülkelerinin oraya yerleşen mülteci ve göçmenlere yaptığı gibi yıllardır kendi topraklarında yaşayan Suriyelilere kendi dilini öğretmek konusunda ciddi bir çaba göstermeyen Türk hükümetinin niyeti konusunda halk arasında şüphelere yol açtı. Yerel meclisler tarafından lise diplomasının alınması için onaylanan eğitim müfredatlarına Türkçe’nin temel ders olarak dahil edilmesi Türklerin mi yoksa Suriyelilerin kararı mı belli değil.

Halep'in kuzey kırsalındaki eğitimle ilgili taraflar sorularımıza yanıt vermedi. Tahrir eş-Şam'ın sivil cephesi olan "Kurtuluş Hükümeti"ne bağlı İdlib'deki Eğitim Müdürlüğü de Türkçe’nin devlet okullarının müfredatına dahil edilmesi niyetini yalanladı. İdari Rehberlik Dairesi Başkanı Velid Hammadi Şarku'l Avsat'a "şu anda buna gerek yok" dedi.

Türkçe öğretmeni Firas'a göre "Türkleştirme" planları, bölgede olmayan bir şeyi "dayatma" anlamına geliyor. Öğrenciler Türkçe sınavlarına girmeden “geçici hükümet” merkezlerinden lise diploması alma seçeneğine sahiptir. Firas: “Öğrenci iş fırsatlarını elde etmek ve zorlanmadan Türklerle iletişim kurarak hayatını kolaylaştırmak için Türkçe öğreniyor” dedi.



DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.


Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire bugün, Sudan’da barış çabalarını güçlendirmek ve iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden iç savaşı durdurmaya yönelik yolları ilerletmek amacıyla kurulan Danışma Mekanizması’nın beşinci toplantısına ev sahipliği yapacak.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra’nın Danışma Mekanizması toplantısına katılımını memnuniyetle karşıladı. Abdulati, dün Kahire’de Lamamra ile yaptığı görüşmede, toplantıdan çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik uluslararası çabalara katkı sağlamasını umut ettiklerini söyledi.

Sudan’da Nisan 2023’ün ortasında savaşın patlak vermesinin ardından oluşturulan Danışma Mekanizması’nda, Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Arap Birliği ve BM olmak üzere beş ana çok taraflı kuruluş yer alıyor. Mekanizma kapsamında daha önce Mısır, Cibuti, Moritanya ve Brüksel’de toplantılar düzenlenerek Sudan’daki barış girişimlerinin eşgüdümü hedeflendi.

asdfrgt
Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile Kahire'de kapsamlı görüşmeler yapıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati, Lamamra ile yaptığı görüşmede, Danışma Mekanizması toplantısından çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabalara katkı sağlamasının önemini vurguladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, başta Dörtlü Mekanizma olmak üzere bölgesel ve uluslararası ortaklarla eşgüdümün güçlendirilmesinin gerekliliğine de dikkat çekti.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’den oluşan Dörtlü Mekanizma, Sudan’da ateşkesin sağlanması için çalışmalar yürütüyor. Mekanizma, 12 Eylül’de Washington’da bakanlar düzeyinde bir toplantı gerçekleştirmiş ve Sudan’daki silahlı çatışmanın çözümü için tüm çabaların gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Toplantıda ayrıca sivillerin ve altyapının korunması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının sağlanması ve Kızıldeniz bölgesinin güvenliği için uygun koşulların oluşturulması çağrısı yapılmıştı.

Abdulati, Lamamra ile görüşmelerinde Sudan krizine ilişkin Mısır’ın tutumunun temel ilkelerini yineleyerek, Sudan’ın birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının öncelik olduğunu ifade etti. Sudan devlet kurumlarının muhafaza edilmesinin, istikrarın yeniden sağlanmasının temel dayanağı olduğu vurgusunu yaptı.

Lamamra ise Mısır’ın Sudan’a yönelik siyasi ve insani çabalarını takdir etti. Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan aktardığına göre Lamamra, Kahire’nin ateşkesin sağlanmasına yönelik girişimleri desteklemedeki aktif rolüne ve Sudan halkının acılarını sona erdirecek, iç istikrarı güçlendirecek kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılması için uygun koşulların oluşturulmasına yönelik çabalarına dikkat çekti.

Danışma Mekanizması’nın geçtiğimiz haziran ayında Brüksel’de yapılan son toplantısında, grubun Sudan’ın birliğine, toprak bütünlüğüne ve Sudan halkının egemenliğine bağlılığı teyit edildi. Katılımcılar, silahların susturulması, sivil geçiş sürecine geri dönülmesi ve özellikle kadınlar ile gençler başta olmak üzere savaştan etkilenen Sudan halkının geleceğine yönelik acil adımlar atılması için kolektif ve eşgüdümlü çalışmanın gerekliliği konusunda mutabık kaldı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime ise Danışma Mekanizması toplantısının Sudan’daki savaş krizinde bir kırılma yaratacağı konusunda temkinli. Halime, girişimin bölgesel ve uluslararası çözüm yollarını birleştirmek amacıyla kurulduğunu ancak özellikle çalışma çerçevesinin güvenlik ve insani boyutlarla sınırlı kalması, siyasi süreci kapsamaması nedeniyle bugüne kadar somut bir fayda sağlamadığını söyledi.

Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dörtlü Mekanizma, Sudan’da barış sürecinde ilerleme sağlama açısından daha etkili bir yol sunuyor” dedi. Dörtlü Mekanizma ülkelerinin güvenlik, insani ve siyasi boyutları içeren bir vizyon benimsediğini belirten Halime, uluslararası toplumun Sudan krizinin sona erdirilmesinde bu girişimin çabalarına güvendiğini ifade etti. Halime, beşinci toplantının Kahire’de düzenlenmesinin de Mısır’ın Sudan’da istikrarın yeniden tesisine verdiği önemi yansıttığını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, BM Sudan Özel Temsilcisi’yle yaptığı görüşmede, uluslararası ve bölgesel ortaklarla eşgüdüm içinde kalıcı ateşkes sağlanmasına yönelik Mısır’ın yürüttüğü temaslara dikkat çekti. Abdulati ayrıca, Mısır’ın topraklarında çok sayıda Sudanlıyı misafir etmesi bağlamında Sudan halkına sağlanan sürekli desteğe de değindi.

Sudanlı siyasi analist el-Hindi İzzeddin ise Danışma Mekanizması’nın Sudan’daki insani çabaların ilerletilmesinde rol oynayabileceğini, ancak önceki çıktılarının barış dosyasında siyasi bir atılım yapma kapasitesini yansıtmadığını söyledi. İzzeddin, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Kahire toplantısının öneminin, Sudan’da siyasi çözüm sürecinin fiilen başlaması halinde beş çok taraflı uluslararası kuruluşun çabalarının eşgüdümünde ortaya çıkacağını belirtti.


Şarku'l Avsat'a konuşan bir  kaynak Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan bir  kaynak Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli bir kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.