Hamduk Şarku’l Avsat’a konuştu: “Manama görüşmeleri, Cidde Platformu ile entegre çalışıyor”

Eski Sudan Başbakanı Hamduk Şarku’l Avsat’a ülkedeki krize askeri çözüm bulunmadığına ikna olunması gerektiğini söyledi.

Hamduk (sağda), Addis Ababa’da Hamideti ile el sıkıştı (Twitter)
Hamduk (sağda), Addis Ababa’da Hamideti ile el sıkıştı (Twitter)
TT

Hamduk Şarku’l Avsat’a konuştu: “Manama görüşmeleri, Cidde Platformu ile entegre çalışıyor”

Hamduk (sağda), Addis Ababa’da Hamideti ile el sıkıştı (Twitter)
Hamduk (sağda), Addis Ababa’da Hamideti ile el sıkıştı (Twitter)

Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) Başkanı Abdullah Hamduk, Sudan Genelkurmay Başkanı Yardımcısı Şemseddin Kabaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) İkinci Komutanı Korgeneral Abdurrahim Daklu ile geçen ay Bahreyn’in başkenti Manama’da varılan anlaşmayı ‘doğru yolda atılmış olumlu bir adım’ olarak nitelendirdi. Hamduk, Manama’nın Cidde Platformu görüşmelerine entegre olduğunu söyledi. Ancak buna, Afrika kıtasında Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve Afrika Birliği’nin (AfB) gözetiminde eş zamanlı bir siyasi sürecin eşlik etmesini şart koştu.

Hamduk, AfB zirvesinin oturum aralarında, Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da Şarku’l Avsat ve sınırlı sayıda yerel gazeteciye röportaj verdi. Zirvede, Ekim 2021 darbesinin ardından üyeliğinin dondurulması nedeniyle Sudan yer almadı. Bu bağlamda Hamduk, pazar günü sona eren zirvedeki varlığının ona çok sayıda Afrikalı lider ve kıta dışından liderle görüşme fırsatı verdiğini söyledi.

Burhan, yardımcısı Şemseddin Kabaşi’yi Port Sudan’da kabul etti (Sudan ordusu)
Burhan, yardımcısı Şemseddin Kabaşi’yi Port Sudan’da kabul etti (Sudan ordusu)

Manama anlaşması

Ordu ile HDK arasındaki Manama Anlaşmasına ilişkin yorumunda Hamduk, yaşananların ‘Cidde müzakere platformunun genişletilmesi’ olarak değerlendirildiğini söylerken, müzakerelerin Suudi Arabistan Krallığı ve ABD tarafından kolaylaştırılmasının ardından Manama’nın, bunlara Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’i de eklediğini dile getirdi.

Hamduk, Genelkurmay Başkanı Yardımcısı ile Hızlı Destek arasında Manama’daki anlaşmayı ‘doğru yönde atılmış olumlu bir adım’ olarak değerlendirdi. Abdullah Hamduk ayrıca, “Manama Platformu’nun çabaları devam ederse, çatışmaların ve ateşlerin durdurulması aşamasına ulaşırsa ve insani yardımların ulaştırılması kolaylaşırsa vatandaşların acılarının hafifletilmesinin yolu açılacaktır” dedi.

Hamduk, müzakere sürecinin başarısı için IGAD ve AfB’nin gözetiminde eş zamanlı bir siyasi sürecin yürütülmesini şart koştu. Aynı şekilde “Siyasi süreç uzun süredir ertelendi. Belki de krize askeri bir çözümün bulunmadığı ve siyasi aktörleri ve tüm demokratik güçleri bir araya getiren siyasi sürecin öneminin olmadığı bir ortamda bu gecikme, Sudan sorununun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir” ifadelerini kullandı.

Hartum’da Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında çıkan çatışmalar sonucu dumanlar yükseliyor (Arşiv- AFP)
Hartum’da Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında çıkan çatışmalar sonucu dumanlar yükseliyor (Arşiv- AFP)

Eski Sudan Başbakanı, görüştüğü liderlere Sudan savaşı ve krizinin askeri bir çözümü olmadığına ikna olunması gerekliliğine vurgu yaparak, onları krizi müzakere yoluyla çözecek siyasi süreci desteklemeye çağırdı. Abdullah Hamduk, “Kuruluş konferansını, geçiş anayasasını, geçiş düzenlemelerini ve Sudan’ın birliğinin ve tek ulusal ordunun onaylanmasını, geçiş dönemi adaletini, demokratik sivil dönüşümü, cezasız kalmamayı, hesap verebilirliği ve diğerlerini içeren ilkeler topluluğu üreten bir istişare toplantısıyla sonuçlanan bir dizi mekanizmadan oluşmuş yol haritası eşliğinde, onlarla birlikte krizi tanımlamaya, Tekaddüm koalisyonunun krize çözüm bulma vizyonunu sunmaya odaklandık” açıklamasında bulundu.

Krizin köklerine değinmek

Zirvede Afrikalı liderler ve katılımcılarla yaptığı görüşmede Hamduk, Sudan krizinin köklerine değinilmesinin ve savaşların sonsuza kadar durdurulmasının önemine dikkati çekerek, “Nisan savaşı, Sudan’daki ilk savaş değil. Bunun son savaş olması için tüm meseleleri ele almalıyız” dedi.

Eski Başbakan, görüştüğü liderlerle ülkenin tanık olduğu felaket insani durumu da ele aldığını ifade ederken, “İstatistiklere göre 25 milyon Sudanlı, savaş ve tarım sezonunun başarısızlıkla sonuçlanması sonucunda kıtlığa maruz kalıyor. Sudanlıların acılarını hafifletmek için uluslararası topluma Çad, Etiyopya ve Güney Sudan’dan insani yardımların Sudan’ın çeşitli sınırlarına girmesine izin vermeleri çağrısında bulunduk” şeklinde konuştu.

Abdullah Hamduk, konuşmasında bölgede tanık olunan siyasi çalkantılara ve güvenlikteki akışkanlığa da değindi. Bu bağlamda “Gazze’deki savaşın yanı sıra Kızıldeniz’de de çatışmalar yaşanıyor. Bölge çok şiddetli bir kutuplaşma durumuna sahne oluyor. Bu çatışmaya doğrudan müdahale, kutuplaşma durumunu artıracaktır” diyen Hamduk, “Tüm komşu ülkelerle iletişim kurarak ve müzakere edilmiş siyasi çözümlere öncelik vererek doğru yönde ilerlediğimizi umuyoruz” ifadelerini kullandı.

Omdurman’da Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne ait askerleri taşıyan askeri araç (AFP)
Omdurman’da Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne ait askerleri taşıyan askeri araç (AFP)

Eski Sudan Başbakanı, Tekaddüm koalisyonunun komutanlığıyla görüşme talebine ve Hızlı Destek liderliğiyle Addis Ababa Bildirgesi’ni imzalamasına da değinirken, “Çatışmayı durdurmak için savaşın her iki tarafına da mesajlar gönderdik. Hızlı Destek Kuvvetleri liderliği yanıt verdi. Onlarla Addis Ababa’da bir araya geldik ve bildirgeyi imzaladık. Bu, Tekaddüm tarafından önerilen yol haritasında belirtilenlerin çoğuyla tutarlıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Orduyla sürekli iletişim

Hamduk ayrıca, genelkurmay başkanlığıyla toplantı yapmak için temasının kesilmediğini ve kendisiyle son temasının iki hafta önce olduğunu söylerken, “Ancak henüz nihai bir karara varıp toplantı tarihini belirlemedik. Ama hızlı ve ivedi bir şekilde onlarla bir araya gelmeyi umuyoruz. İki tarafla olan iletişimimiz sırasında, müzakere için sağlıklı bir ortam yaratmak amacıyla düşmanca söylemlerin kontrol altına alınmasının önemini vurguladık” dedi.

Ordunun toplantının geçici başkent Port Sudan’da yapılması talebiyle ilgili olarak ise Abdullah Hamduk, “Sudan’ın herhangi bir yerinde ordu komutanlarıyla görüşmemizde herhangi bir sorun yok. Ancak onlara tüm ülkenin savaş halinde olduğunu ve Sudan Limanı’ndaki genelkurmay başkanlığının varlığının koşulların anormal olduğunu doğruladığını ve bu durumdan ziyade eşitlik ve özgürlük konusunu ele almamıza imkân veren bir atmosferde buluşmamız gerektiğini söyledik. Bu durum, şu anda Sudan’da mevcut değil” dedi.

Tekaddum’un ordu liderleriyle görüşme konusundaki istekliliğini yineleyen Hamduk, “Bu konunun amacı, savaşın durdurulmasını hızlandırmak ve Sudan halkının acılarına son vermektir. Formalitelerin savaşın durdurulmasına izin vererek ya da yardımcı olarak bu iletişimin sağlanmasına engel olmayacağını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Addis Ababa Bildirgesi hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak ise Hamduk, anlaşmada öngörülen pratik hususların, özellikle de 451 savaş esirinin serbest bırakılması vaadinin uygulanmasının önemini vurguladığını söyledi. Abdullah Hamduk ayrıca, “Hızlı Destek liderliği, mahkumları serbest bırakmaya hazır olduğunu belirtti. Ancak Kızılhaç’ın ülkeyi terk etmesi sorunuyla karşı karşıya olduğunu, daha önce de Kızılhaç aracılığıyla benzer açıklamaların yapıldığını ifade etti. Kızılhaç’ın yokluğu, bildirgede öngörülen tutukluların serbest bırakılmasının tamamlanmasını engelledi” ifadelerini kullandı.

Tekaddum’un karşı karşıya olduğu zorluklar

Abdullah Hamduk, Tekaddum koalisyonunun çalışmalarının ve genişlemesinin karşı karşıya olduğu zorlukları kabul ederken, “Ancak Mısır’da başlangıçta Arap Sosyalist Baas Partisi ve Abdulvahid Muhammed en-Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi ile görüştük. Sudan Halk Kurtuluş Hareketi ile ortak eylem gündemi için teknik bir komite oluşturulması konusunda anlaştık. Platform ve Koordinasyon Sekreterliği gibi diğer gruplarla da görüştük” dedi.

Molly Phee, Sudanlı kadın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle Addis Ababa’da (Hartum’daki ABD Büyükelçiliği/ Facebook)
Molly Phee, Sudanlı kadın sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle Addis Ababa’da (Hartum’daki ABD Büyükelçiliği/ Facebook)

Hamduk, açıklamalarının Abdulaziz el-Hillu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Abdulvahid Muhammed en-Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi, Komünist Parti, Arap Sosyalist Baas Partisi, Federal Parti ve Dr. Ali el-Hac liderliğindeki Halk Kongresi’ne yönelik olduğunu söyledi. Ayrıca, sonuçların çoğunlukla olumlu olduğunu ve şu anda ortak işbirliği olanaklarını birlikte incelediklerini ifade etti.

Abdullah Hamduk, temasa geçilen güçlerin çoğunun demokratik güçlerin birliğine ve ortak eyleme istekli olduklarını ifade ettiğini vurgularken, “Ancak koalisyon çalışmalarının devam edebilecek ve ayakta durabilecek temeller üzerine inşa edilebilmesi için sabır ve aceleci sonuçlara varılmaması gerekir” dedi.

Eski Başbakan, siyasi ve sivil güçlere, ‘Tekaddum koalisyonuna katılmak, Tekaddum üyeliği olmadan ortak çalışmak ve son seçenek olarak da gelecek ayki Tekaddum kuruluş konferansı çalışmalarına veya Tekaddum’un düzenlemeye başladığı çalıştaylara katılmak’ olmak üzere savaşı durdurma yolunda üç ortak eylem önerdi.



Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor
TT

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi öncelikleri yeniden belirleyerek inisiyatifi ele almaya çalışıyor

Yemen yönetimi, hükümet güçlerinin batı kıyısında geniş bir bölgedeki mevzilerini Husilere kaptırmasının ardından önceliklerini yeniden belirlemeye çalışıyor. Husiler, 3-11 Eylül tarihleri arasında düzenledikleri saldırıda Hays, el-Huha ve el-Muha ile limanını ele geçirerek Kızıldeniz'in güneyindeki Bab el-Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve Yemen'e ait diğer adalara kadar ilerledi.

Yemen yönetimi, güçlerini yeniden organize etmeyi ve yeniden konuşlandırmayı hedeflerken çatışmaların devam edeceğini ve inisiyatifin yeniden ele geçirileceğini vurguluyor. Hükümet kaynakları, bazı askerlerin Marib'e intikal ettiğini ve eş zamanlı olarak yerinden edilenleri karşılamaya yönelik hazırlıkların sürdüğünü belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih'in liderliğindeki Ulusal Direniş, İran'ı, Devrim Muhafızları ve bölgedeki müttefikleri aracılığıyla saldırıya doğrudan destek vermek ve operasyonu yönetmekle suçladı. Ulusal Direniş, saldırının Husilerin kıyı boyunca geniş alanları ve mevzileri ele geçirmesiyle sonuçlandığını bildirdi.


Lübnan’da İsrail’in güneydeki patlamalarının sismik etkilerine ilişkin endişe

İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
TT

Lübnan’da İsrail’in güneydeki patlamalarının sismik etkilerine ilişkin endişe

İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)
İsrail saldırısının ardından el-Mansuri kasabasından duman yükseliyor (AP)

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde art arda gerçekleştirdiği patlamalar artık yalnızca “Hizbullah”a ait tesis ve mevzileri hedef alan askerî operasyonlar olmaktan çıktı. Bu patlamaların ardından, yer altında neler yaşanabileceğine ilişkin soru işaretleri ve endişeler de artmaya başladı.

İsrail’in özellikle yer altındaki tesisleri ve tünelleri hedef aldığı güney Lübnan’daki kasaba ve bölgelerde düzenlediği saldırılarda büyük miktarlarda patlayıcı kullanılıyor. Bu patlamalar, zaman zaman hedef alınan bölgenin çevresinin çok ötesinde hissedilen şok dalgaları ve sarsıntılar oluşturuyor.

Patlamaların tekrarlanmasıyla birlikte, etkilerinin yalnızca yeryüzündeki yıkımla sınırlı kalmayıp bölgede hâlihazırda aktif olan jeolojik katmanları ve fay hatlarını da etkileyebileceğine yönelik endişeler artıyor.

fvghy
Lübnanlılar, güney Lübnan’ın Sur kentinde sahilde vakit geçirirken, İsrail saldırısının hedef aldığı Mansuri kasabasından dumanlar yükseliyor. (Reuters)

Uzmanlara göre bu patlamaların sonuncusu ve en büyüğü, Ali et-Tahir Tepesi içindeki yer altı tesislerini hedef alan saldırıydı. Televizyon ekranlarına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde tepenin içinden dev alevlerin yükseldiği görülürken, geniş bir alanda yaşayanlar patlamanın neden olduğu sarsıntıları hissetti.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, 4,1 büyüklüğünde bir sarsıntı kaydedildiğini bildirdi.

O gece bölge sakinleri büyük korku yaşadı. Patlama bölgesine yaklaşık 20 kilometre mesafede yaşayan bir kişi yaşananları, “Yer yaklaşık beş saniye boyunca bizimle birlikte sallandı” sözleriyle anlattı. Bu ifade, sarsıntıların hissedildiği alanın ne kadar geniş olduğunu ortaya koyuyor.

Yer altında oluşan ek basınç için daha fazla araştırma gerekiyor

Bu endişeler ışığında, söz konusu patlamaların sonuçlarının ve gelecekte sarsıntı ya da depremlere yol açıp açmayacağının belirlenmesi için daha fazla zaman ve araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.

cdfvgt
Güney Lübnan’ın Haniye köyünden görülen İsrail İHA’sı, Mansuri köyündeki evlerin üzerine bırakıp patlatmak üzere bir kutu dolusu patlayıcı taşıyor. (AP)

Ulusal Bilimsel Araştırma Konseyi’ne bağlı Jeofizik Merkezi Müdürü Dr. Marlin el-Bereks de bu görüşü destekliyor. Bereks, “Patlamanın oluşturduğu ve 4,2 büyüklüğündeki bir depremle karşılaştırılabilecek dalgalar gerçekten kaydedildi” dedi.

Ali et-Tahir’deki patlamanın en büyüğü olduğunu, onu Şakif’teki patlamanın izlediğini belirten Bereks, “Büyük çaplı patlamalar yer altında ilave bir basınç oluşturuyor. Bu basınç, faylarda zaten mevcut olan gerilime ekleniyor. Ancak şu aşamada bu basıncın boyutunu belirlemek ya da kayalarda kırılmaya veya sarsıntı ve depremlerin tetiklenmesine yetecek düzeyde olup olmadığını kesin olarak söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Bereks, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, patlamaların ardından doğal sismik hareketliliğin bilimsel açıdan dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. “Bu aktivitede olağandışı bir değişiklik meydana gelirse, bu endişe gerektiren bir işaret olabilir” diyen Bereks, merkez tarafından şu ana kadar bu patlamalarla ilişkilendirilebilecek olağandışı bir hareketlilik kaydedilmediğini belirtti. Ancak kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için daha ayrıntılı veri ve araştırmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Tekrarlanan patlamaların etkisine ilişkin endişe

Afet yönetimi ve tıbbı uzman Dr. Cibran Karnauni ise konuya daha kaygı verici bir açıdan yaklaşıyor.

Karnauni, “Ali et-Tahir Tepesi, Yammune Fayı’ndan ayrılan Rum Fayı üzerinde bulunuyor. Bölge aktif faylar içeriyor. Bu nedenle, özellikle büyük miktarlarda patlayıcı kullanılan saldırıların devam ettiği bir ortamda, tekrarlanan patlamaların bu faylar üzerindeki etkisi endişe yaratıyor” dedi.

Lübnan’da çok sayıda sismik fay bulunuyor. Rum Fayı, Lübnan’ın güneyinde yoğunlaşıyor; Cezin’den başlayarak Sayda’nın doğusundaki Rum kasabasına uzanıyor, ardından İklim el-Harub ve Damur yönüne kıvrılarak Hilda ve Beyrut’un Ra’s Beyrut bölgesine kadar ilerliyor. Bazı görüşlere göre fay, kuzeye doğru Akdeniz’e kadar uzanıyor.

dfgthy
İsrail ordusunun kontrolüne geçirdiği ve perşembe gecesi güney Lübnan’ın Nebatiye kenti yakınlarında Hizbullah’a ait tünel ağını patlattığı Ali et-Tahir Tepesi. (AP)

Karnauni, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Risk yalnızca patlamanın gerçekleştiği anla sınırlı değil. Asıl sorun, özellikle fay hatlarının yakınındaki bölgelerde patlamaların tekrarlanmasıyla etkilerin zaman içinde birikme ihtimali” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Karnauni, bu operasyonların gerçekten sismik hareketliliği tetikleyip tetikleyemeyeceğinin belirlenmesi için uzmanlaşmış jeolojik ve sismik değerlendirmelere ihtiyaç olduğunu da vurguladı.

Bu patlamaların İsrail’i de olumsuz etkileyip etkilemeyeceği ve sarsıntı veya deprem olasılığını artırıp artırmayacağı sorusuna ise Karnauni şu yanıtı verdi:

“Kesin bir hükme varmak mümkün değil. Ancak İsrailliler patlamaların şok dalgasını kontrol edebilir ve bunun yönünü güneye, yani kuzey İsrail’e değil, Lübnan yönüne çevirebilir.”

Endişeler yalnızca depremlerle sınırlı değil. Karnauni’ye göre derin ve şiddetli patlamalar, kaya katmanları, yer altı suları ve çevredeki kanalizasyon şebekeleri üzerindeki basınç konusunda da soru işaretleri yaratabilir. Şebekelerin zarar görmesi ve kanalizasyon suyunun içme suyuna karışması halinde altyapıda hasar veya su kaynaklarında kirlenme meydana gelebilir.

Endişeler 2023’ten bu yana sürüyor

Bu endişeler yeni değil. Ekim 2023’te “Hizbullah” ile İsrail arasında savaşın başlamasından, 2024 boyunca İsrail’in güney Lübnan’daki askerî operasyonlarını genişletmesinden ve ardından yıkım ve patlatma faaliyetlerinin sürmesinden bu yana, zaten sismik hareketliliğin görüldüğü bölgelerde art arda gerçekleştirilen patlamaların yaratabileceği etkiler gündeme geliyor.

Son yıllarda büyük çaplı patlamaların yaşandığı başlıca bölgeler Adise ve Kefr Kila oldu.

Bu patlamalardan önce de Beyrut’un güney banliyölerini hedef alan iki büyük saldırı gerçekleşmişti. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi amacıyla her biri yaklaşık 2 bin libre ağırlığında 85 sığınak delici bomba kullanılırken, Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin’e yönelik saldırıda toplam ağırlığı 73 tona ulaşan bombalar kullanılmıştı.


Irak, İran’la sınır kapılarını yeniden açıyor

Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
TT

Irak, İran’la sınır kapılarını yeniden açıyor

Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)
Irak tarafındaki Şelemçe Sınır Kapısı’nda vatandaşlar ve güvenlik görevlileri. (AFP)

Irak makamları, dün İran’la arasındaki üç kara sınır kapısının kademeli olarak yeniden açılacağını açıkladı. Söz konusu sınır kapıları, Suudi Arabistan’daki bir petrol boru hattına yönelik İHA saldırısının ardından kapatılmıştı. Bağdat, saldırının Irak topraklarından gerçekleştirildiğini kabul etti.

Resmî “Güvenlik Medyası Birimi”, Başbakan ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali Zeydi’nin, Şelemçe, Mendeli ve Şeyb sınır kapılarının yeniden açılması için belirli takvimlerin oluşturulması yönünde talimat verdiğini bildirdi.

Söz konusu üç sınır kapısı Basra, Meysan ve Mendeli vilayetlerinde bulunuyor. Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, Meysan vilayetindeki Şeyb Sınır Kapısı yakınlarından gerçekleştirildi. Bunun üzerine Başbakan, vilayet emniyet müdürünü görevden aldı; güvenlik birimlerinin yöneticilerini ise görevden uzaklaştırarak, soruşturma için ilgili makamlara sevk etti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre analistler, sınır kapılarının kapatılması kararının İran tarafına yönelik eşi görülmemiş bir “uyarı mesajı” niteliği taşıdığı değerlendirmesinde bulundu. Güvenlik Medyası Birimi daha önce yaptığı açıklamada, “Yetkili güvenlik birimleri, bazı sınır kapılarında idari ve güvenlik düzenlemelerine yönelik işlemleri başlattı. Bu durum söz konusu kapıların kapatılmasını gerektirdi. İhlal ve usulsüzlüklerin koşullarını ortaya çıkarmak amacıyla gerekli hukuki tedbirler alınmış, istihbarat çalışmalarının yanı sıra soruşturma ve denetimler yoğunlaştırılmıştır” ifadelerini kullanmıştı.