Mısır’da Ras el-Hikme Anlaşması’nın dolar üzerindeki yansımaları “sosyal” anlaşmazlığa neden oldu

Başbakan Mustafa Medbuli ‘dev anlaşmayı’ duyururken (Mısır Bakanlar Kurulu)
Başbakan Mustafa Medbuli ‘dev anlaşmayı’ duyururken (Mısır Bakanlar Kurulu)
TT

Mısır’da Ras el-Hikme Anlaşması’nın dolar üzerindeki yansımaları “sosyal” anlaşmazlığa neden oldu

Başbakan Mustafa Medbuli ‘dev anlaşmayı’ duyururken (Mısır Bakanlar Kurulu)
Başbakan Mustafa Medbuli ‘dev anlaşmayı’ duyururken (Mısır Bakanlar Kurulu)

Mısır'ın kısa bir süre önce duyurduğu Ras el-Hikme Anlaşmasının yansımaları, Mısırlıların başlıca endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Anlaşmanın ‘karaborsa doları’ ve Mısır piyasalarındaki emtia fiyatları üzerindeki yansımalarıyla ilgili endişeler sürerken, bazı iyimser çevreler ise ‘dolar karaborsasının çökeceğini’ söylüyor ve fiyatlarda önemli bir düşüşün olmasını bekliyor. Buna karşın Mısır hükümetinin anlaşma çerçevesinde karaborsadaki dolar akışıyla mücadelede atacağı sonraki adımlara ilişkin soru işaretlerinin gündemde olduğu bir dönemde meseleye şüpheyle yaklaşan çevreler, anlaşmanın piyasalar üzerinde herhangi bir etkisi olmayacağını düşünüyor.

Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), cuma günü Mısır'ın kuzeybatısında yer alan Ras el-Hikme bölgesinin geliştirilmesi için bir anlaşma imzaladı. Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, imzaların atılmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, “Mısır’ın yatırım yasaları çerçevesinde imzalanan Ras el-Hekme Anlaşması, iki ay içinde 35 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımı içerecek” ifadelerini kullandı.

Anlaşma, ayrıntıları ve piyasalar üzerindeki etkisine ilişkin soru işaretleri arasında, cumartesi günü Mısır'da sosyal medya sitelerinin trendlerinde ve arama motorlarında en çok arananlar listesinin başında yer aldı. Bu ilgiye, özellikle resmi piyasalar ile karaborsa arasında Mısır para biriminin dolara karşı döviz kurundaki tutarsızlığı sonrasında ülkenin birkaç aydır tanık olduğu yüksek fiyat dalgası yol açtı. Bankalarda doların resmi piyasa fiyatı 30,9 Mısır lirasında sabitlenirken, son dönemde karaborsada dolar 70 liranın üzerindeki rakamlardan alıcı bulabiliyor.

‘Dev anlaşma’ diye anılan Ras el-Hikme Anlaşmasıyla ilgili haberler hızla yayılırken, dün Mısır basınında ‘karaborsada doların lira karşısında fiyatının yaklaşık 64 liradan 52 liraya düştüğü’ haberleri yer aldı.

sdvbrft
Ras el-Hekme Şehir Planı (Egypt's Projects Map)

Mısırlı iş insanı ve ekonomist Hassan Heikal, anlaşmayı ‘önceliklerin yeniden değerlendirilmesi ve devletin ekonomideki rolü hakkında ciddi bir konuşmayla ilişkilendirilmesi gereken yeni bir başlangıç ​​fırsatı’ olarak değerlendirdi. Dün X platformundaki hesabından yaptığı uzun paylaşımında, anlaşmanın kamuya ihaleye açılmaması da dahil olmak üzere sık sorulan bazı soruları yanıtladı. Heikal, ‘bu paranın bir miktarının bir geliştirici ya da yatırımcı tarafından bir anda ödenmesinin mümkün olmadığını’ söyledi. Mısırlı iş insanı, ekonomik çözümün başlamasının, anlaşmanın büyüklüğü nedeniyle sistem üzerinde büyük bir olumlu şok etkisi yaratması gerektirdiğini de sözlerine ekledi.

BAE’li iş insanı Khalaf Ahmad Al Habtoor da X hesabından yaptığı paylaşımda anlaşmayı överek, “Bu Mısır tarihinin en büyük projesi... Mısır çok önemli bir ülke ve Arap dünyasının direği. Hepimiz zor günlerde ona destek olmalıyız. BAE bu adımı, Mısır ekonomisini güçlendirmek ve canlandırmak amacıyla doğru zamanda attı. Bu girişim, Mısır ekonomisini rayına oturtmak için altın bir fırsat. Özel sektörü büyük ölçüde canlandıracağına ve harekete geçireceğine şüphe yok. Birçok iş fırsatının sağlanmasına katkıda bulunacak. Çeşitli ekonomik alanları yeniden canlandıracak” yazdı.

Öte yandan Mısırlı medyatik isim Dalia Abouomar, Mısır devletini sanayileşmeye odaklanmaya, üreticilerin sorunlarını çözmeye, işlerinin önündeki ‘engelleri’ kaldırmaya ve içinde bulunduğumuz yılı sanayileşme yılı haline getirmeye çağırdı. Abouomar, dün X hesabından yaptığı paylaşımda, “Üretim, bir cankurtaran simididir” dedi.

Mısırlı iş insanı Naguib Sawiris, anlaşmanın gayrimenkul piyasası üzerinde değil de endüstri ve tarım alanında etkili olmasını ümit eden bir vatandaşın gönderisini alıntılayarak, ‘bunun önemli olmadığını’ vurguladı. Sawiris, X'teki hesabından, “Önemli olan döviz girişi, krizin çözülmesi, döviz piyasasının istikrara kavuşması ve iş imkanları sağlanması” yazdı.

Diğer taraftan bazı sosyal medya kullanıcıları da dev anlaşmanın Mısır piyasaları üzerindeki etkisine dikkati çekti. Roza_msr adlı bir sosyal medya kullanıcısı, X hesabından Mısır’daki fiyatlarla ilgili yorum yaparak, ‘dolar karaborsasının çökmesine rağmen fiyatlarda herhangi bir düşüş yaşanmadığını’ söylerken, ‘piyasada şeker bulmanın zorluğundan’ şikayet etti.

EmaarW adlı bir başka sosyal medya kullanıcısı ise X hesabından anlaşmayı ve ‘dolar kurundaki düşüşü’ kutlayanlarla ilgili bir yorumda bulunarak, önce bu gelişmenin ‘pratik olarak sokak üzerindeki’ etkisine ve gıda emtia fiyatlarına nasıl yansıyacağının gözlemlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı da Ras el-Hikme Anlaşmasının karaborsa doları üzerindeki etkisine ilişkin görüşlerini paylaşarak etkileşime girdi. Bu etkileşim sonucunda ‘#İnhiyar_es-Suk_es-Sevda’ (dolar karaborsası çöktü) etiketi, dün sosyal medya platformlarındaki trendlerin zirvesinde yer aldı.

Sosyal medyada dev anlaşmayla ilgili tartışma devam ederken Fatima Ali ve nişanlısı Hüseyin Mahmud, (Kahire'nin doğusunda yer alan) Heliopolis semtindeki bir ticaret merkezinde kafaları karışmış haldeydi. Evlerini döşemek için ihtiyaç duydukları ev eşyalarını şimdi mi almaları yoksa fiyatların düşmesini mi beklemeleri gerektiği konusunda kararsızlardı.

Özel bir şirkette çalışan 20 yaşındaki Fatima Ali, Şarku'l Avsat'a, “Herkes fiyatların düşeceğinden bahsediyor ama sahada durum farklı ve fiyatlar her geçen gün daha fazla artıyor. Kafam karışıktı, karar veremez haldeyim” diye konuştu. Ancak arkadaşları Fatima Ali’ye ‘Mısır'da hiçbir şeyin garantisi olmadığını’ söyleyerek, beklememesini tavsiye etti.

Mısırlı ekonomist Dr. İzzeddin Hassaneyn, ‘Ras el-Hikme Anlaşmasının piyasalarda fiyatların düşmesine neden olacağına’ inanmıyor. Şarku'l Avsat'a konuşan Dr. Hassaneyn, “Fiyatlarda bir düşüş olmayacak ve olsa bile bu önemli bir düşüş olmayacak. Çünkü tüccarların çoğu, satın aldıkları malları liranın dolar karşısındaki değeri nedeniyle yüksek fiyatlardan satıyor. Anlaşmanın şu an fiyatlar üzerinde önemli bir etkisi olmayacak. Fakat belki diğer ekonomik faktörlerin sabit kalması ve karaborsa ile döviz kurunun kontrol altına alınmasıyla bir yıl sonra yansımaları ortaya çıkabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Hassaneyn, anlaşmanın imzalanmasına ve ülkeye beklenen dolar girişine ilişkin söylentilere rağmen Mısır piyasasında son birkaç gündür bazı emtia fiyatlarında artış yaşandığına dikkati çekti.

fgbgr
Mısır Başbakanı Ras el-Hikme Anlaşmasının imza töreninde hazır bulundu (Mısır Bakanlar Kurulu)

Ancak Mısırlı ekonomi uzmanı Dr. Midhat Nafi, Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede, diğer faktörlerin devam etmesi ihtimaliyle birlikte doların kaçışında herhangi bir düzenlemeye gidilmesinin piyasalarda rahatlama sağlayacağını söyledi. Nafi, Mısır'daki enflasyonun büyük bir bölümünün dolar kurundan kaynaklandığını, bu yüzden de herhangi bir iyileşmenin emtia fiyatlarına düşüş olarak yansıyabileceğini belirtti. Nafi, tüccarların önümüzdeki dönemde piyasa beklentilerine bağlı olarak fiyatları artırma esnekliğinin, fiyatları düşürme esnekliğinden daha fazla olduğunun altını çizdi.

Mısır Merkez Bankası verileri, akaryakıt ve değişken fiyatlı bazı gıda ürünlerini hariç tutan çekirdek enflasyon oranının, aralık ayındaki yüzde 34,2 seviyesinden geçtiğimiz ocak ayında yıllık bazda yüzde 29'a düştüğünü gösterdi. Fakat bu gerileme, Mısırlıların yüksek fiyatlarla ilgili şikayetlerini dindirmedi.

Herkes dev anlaşmanın döviz kuruna etkisini bekliyor. Ekonomist Dr. Hassaneyn, anlaşmanın Mısır Merkez Bankası’nda bir toparlanma yaratacağını, limanlarda biriken mallarla ilgili krizi çözmek için kullanılabilecek dolar likiditesini sağlayacağını ve böylece piyasalardaki emtia arzını artırıp üretim ihtiyacını karşılayacağını söyledi. Bu tür önlemlerin piyasada şok etkisi yaratarak karaborsada dolara olan talebin azalmasını sağlayacağını belirten Dr. Hassaneyn, böylece serbest piyasada dolar kurunun resmi kura yaklaşacağını vurguladı.

sdfvebv
Mısırlılar dev anlaşmanın karaborsa doları üzerinde yansımaları olmasını bekliyor (Fotoğraf: Abdulfettah Ferec)

Dr. Hassaneyn, anlaşma sayesinde Mısır'a girecek dolar akışının, karaborsadan dolar toplamak için resmi döviz kurunun canlandırılması ve Mısırlıların yurt dışındaki paralarını ülkeye geri getirmesi gibi çeşitli önlemler alınmasını gerektirdiğini ifade etti. Ayrıca, 2016 yılında olduğu gibi, geçici bir süre için de olsa vatandaşlara döviz yatırma ve bankalara döviz bozdurma olanağı sağlanması önerisinde bulundu.

Öte yandan anlaşmanın bir ekonomi projesi olarak ele alınması ve bu projeden faydalanmak için çeşitli önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan ekonomi uzmanı Dr. Nafi, “Anlaşmanın sağlayacağı dolar likiditesinin nasıl kullanılacağı, bu likiditenin projelere harcanıp harcanmayacağı, hükümetin kemer sıkma önlemleri alıp almayacağı ve para kontrol politikası uygulayıp uygulamayacağını bilmek önemli” dedi.

Dr. Nafi, anlaşmanın para kontrol politikaları, büyük projelere yapılan harcamaların ve ithalatın azaltılması ve lira için esnek bir sabit döviz kurunun benimsenmesiyle birlikte uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Dr. Nafi, bunun Mısırlıların yurtdışından ve başka yerlerden gelen havalelerinden ülkenin dolar gelirini artırmaya katkıda bulunacağını kaydetti.



Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türk-Arap toplantısında Gazze Şeridi ve Filistin topraklarındaki İsrail ihlallerine son verilmesi çağrısında bulunuldu

Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında Gazze konulu toplantıya katılan bakanlar ve yetkililerin hatıra fotoğrafı, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) bakanlar ve yetkililer, Gazze Şeridi’ndeki durumu, İsrail’in ateşkes ihlallerini ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ortaya konulan barış planının ikinci aşamasının uygulanmasını ele aldı.

Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yaptı. Görüşme, Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında dün gerçekleştirildi. Toplantıya Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile BAE Devlet Başkanı Diplomasi Danışmanı Enver Karkaş katıldı.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, toplantının öncelikli amacının, bölgedeki gelişmeler ışığında Filistin meselesini uluslararası toplumun gündeminde tutmak olduğunu belirtti. Kaynaklar, özellikle ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Lübnan’da artan İsrail geriliminin bu çabayı daha da önemli hale getirdiğini ifade etti.

İsrail’e yönelik eleştiriler

Kaynaklar, toplantıya katılanların Gazze Şeridi’nde ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığını, ayrıca Filistinlilerin bölgeyi kendi kendilerine yönetmesi ve yeniden imar çalışmalarının vakit kaybetmeden başlatılmasının önemine dikkat çektiğini aktardı.

dv
Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen Gazze konulu toplantıdan, 18 Nisan 2026 (Dışişleri Bakanlığı)

Aynı kaynaklara göre, Gazze Şeridi’nde barış planının ikinci aşamasına geçilmesinin Ortadoğu’daki gerilimi azaltmaya katkı sağlayacağı konusunda mutabakata varıldı. İsrail’in birinci aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi, ateşkes ihlallerini sürdürmesi ve Gazze Şeridi ile Batı Şeria’daki operasyonlarını devam ettirmesinin barış sürecini sekteye uğrattığı ifade edildi.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Batı Şeria’da ‘ayrımcı yapıyı’ derinleştiren uygulamaları ile Mescid-i Aksa dahil kutsal mekânların tarihi statüsünü zedeleyen adımlarının da gündeme geldiğini belirtti. Katılımcılar, uluslararası toplumun bu gelişmeler karşısında daha kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğini ve İsrail’in ateşkesi zayıflatmaya yönelik girişimleri ile iki devletli çözümü engelleme çabalarına karşı adım atılmasının önemini vurguladı.

vfvbfrgb
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bölgede büyük yıkıma neden oldu. (Reuters)

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan verilere göre, 10 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkesten bu yana Gazze Şeridi’nde 757 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 111 kişi yaralandı. 7 Ekim 2023’te başlayan savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybı 72 bin 336’ya, yaralı sayısı ise 172 bin 213’e ulaştı.

Genişleme politikasına ilişkin uyarı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’i güvenlik gerekçesini öne sürerek daha fazla toprak işgal etmeye çalışmakla suçladı.

Fidan dün ADF2026 kapsamında yaptığı konuşmada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun güvenlik konusunu daha fazla toprak ele geçirme amacıyla kullandığını söyledi. İsrail’in Gazze Şeridi, Batı Şeria, Doğu Kudüs ile Lübnan ve Suriye’ye yönelik genişlemeci bir politika izlediğini ifade etti.

Fidan, İsrail’in süregelen işgal politikalarına en kısa sürede son verilmesi gerektiğini vurgulayarak, bölgede kalıcı barışın tek yolunun ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı göstermesi ve sınırlarını tanıması olduğunu belirtti.

scdv s
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF2026) yaptığı konuşmada (Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, İsrail’in genişlemeci politikalarının ve toprak edinme girişimlerinin Türkiye açısından bölgesel bir sorun teşkil ettiğini belirtti. Fidan, İsrail’in halihazırda Avrupa ve ABD tarafından güçlü şekilde desteklenmesinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini ifade ederek, Avrupa Birliği’nin (AB) İsrail’in faaliyetlerini sınırlamak için kurumsal düzeyde ortak bir tutum sergilememesini eleştirdi.

Avrupa’nın, özellikle Gazze Şeridi’nde yaşanan ‘soykırımın’ ardından giderek daha fazla farkındalık geliştirdiğini ve İsrail’in politikalarından mesafe koymaya başladığını söyleyen Fidan, bölge ülkelerinin de yeni bir ‘uyanış sürecinin’ eşiğinde olduğunu ve İsrail’i bölgesel bir tehdit olarak gördüğünü dile getirdi.

Fidan ayrıca, İsrail’in barış planının ilk aşamasına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, özellikle insani yardımlar konusunda eksiklikler bulunduğunu vurguladı. Gazze Şeridi’ne daha fazla tıbbi ve insani yardımın girişine izin verilmesi gerektiğini belirten Fidan, Filistin teknik komitesinin bölgede çalışmalarına başlaması çağrısında bulundu.

Uluslararası toplumun tutumuna tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma günü ADF2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, uluslararası topluma uzlaşı temelinde harekete geçme ve İsrail’in barış süreci ile müzakereleri zayıflatma girişimlerine karşı hazırlıklı olma çağrısında bulundu.

dsv
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) açılışında konuştu. (Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, Gazze Şeridi’nde yaşananların yalnızca bir insani trajedi olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu belirterek, bölgede yaşananların mevcut uluslararası sistemin nelere izin verdiğini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Küresel sistemdeki krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir boyut taşıdığını dile getiren Erdoğan, bu krizin ulaştığı seviyeyi anlamak için 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne bakmanın yeterli olduğunu söyledi.

Erdoğan, son iki buçuk yılda İsrail saldırıları sonucu 73 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini, 172 binden fazla kişinin yaralandığını belirtti.

Erdoğan, “Gazze’de yaşananlar, mevcut sistemin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu açıkça göstermektedir” ifadesini kullandı.


Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
TT

Kudüs Gücü Komutanı, savaşın etkilerini görüşmek üzere Bağdat’ta

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani (Reuters)

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, Ortadoğu’daki savaşın yansımalarını görüşmek ve Tahran’a bağlı silahlı grupların liderleri ile temaslarda bulunmak üzere Bağdat’ı ziyaret etti. Iraklı bir yetkili dün AFP’ye yaptığı açıklamada ziyareti doğruladı.

Kaani’nin ayrıca, Nuri el-Maliki’nin yeniden göreve gelme ihtimalinin zayıflamasının ardından, Irak’ta başbakan adayının belirlenmesi sürecinde yaşanan ‘siyasi tıkanıklık krizini’ de ele alacağı belirtildi.

Söz konusu ziyaret, İran ile ABD-İsrail arasında 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve iki hafta sürmesi öngörülen ateşkesin ardından Kaani’nin kamuoyuna yansıyan ilk yurt dışı ziyareti oldu.

Bağdat yönetimi, uzun süredir dış politikasında etkili olan iki rakip güç (İran ile ABD) arasında denge kurmaya çalışıyor.

40 günden uzun süren savaşın etkilerinden Irak da kaçınamadı. Bu süreçte, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ve İran’a yakın silahlı gruplara ait noktalar, ABD ve İsrail’e atfedilen saldırıların hedefi oldu. Buna karşılık, ABD çıkarları Iraklı grupların üstlendiği saldırılarla hedef alınırken, Tahran da ülkenin kuzeyinde İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik operasyonlar düzenledi.

Kaani’nin, Bağdat’ta ‘siyasi güçlerin liderleri ve bazı silahlı grup komutanlarıyla bir dizi görüşme gerçekleştirmeye başladığı’ bildirildi. Üst düzey bir Iraklı yetkili, temaslarda ‘bölgesel gerilimin düşürülmesi ve bunun Irak’a yansımalarının’ ele alındığını aktardı.

Yetkili, İran heyetinin ayrıca ‘Irak içinde Tahran’a yakın gruplar arasında tutum birliği sağlanması ve durumun Irak ile bölgede güvenlik açısından tırmanmaya sürüklenmemesini garanti altına alma’ hedefi taşıdığını ifade etti.

Ziyaret, İran’a yakın etkili bir silahlı gruptan bir kaynak ile Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın iki kaynak tarafından da doğrulandı. Söz konusu ittifak, parlamentodaki en büyük blok konumunda bulunuyor ve Tahran’a yakın Şii partilerden oluşuyor.

Kaani, DMO bünyesinde dış operasyonlardan sorumlu Kudüs Gücü’nün başında bulunuyor. Kaani, görevi devraldığı Kasım Süleymani’nin Ocak 2020’de Bağdat Havalimanı yakınlarında ABD saldırısında öldürülmesinin ardından Irak’a birçok kez ziyaret gerçekleştirdi. Ancak bu tür ziyaretler nadiren kamuoyuna açıklanıyor.

Iraklı yetkili, mevcut ziyaretin aynı zamanda ‘Iraklı taraflar arasında uzlaşı sürecini desteklemeye ve görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik yoğun İran diplomatik trafiğinin bir parçası’ olduğunu, özellikle hükümetin kurulması ve güç dengeleri konusundaki anlaşmazlıkların sürdüğünü belirtti.

Koordinasyon Çerçevesi, ocak ayında Nuri el-Maliki’yi, seçimlerin ardından başbakanlık için Muhammed Şiya es-Sudani’nin yerine aday göstermişti. Ancak ABD’nin Maliki’nin yeniden göreve gelmesi halinde Bağdat yönetimine desteği kesme tehdidinde bulunması, Irak siyasetinde belirsizliğe yol açtı.

Iraklı siyasi kaynaklar, pazartesi günü AFP’ye yaptıkları açıklamada, Maliki’nin 2006-2014 yılları arasında iki dönem yürüttüğü başbakanlık görevine geri dönme ihtimalinin zayıfladığını belirtti.

Irak parlamentosu, 11 Nisan’da Nizar Amidi’yi cumhurbaşkanı olarak seçti. Anayasaya göre Amidi’nin, seçilmesinden itibaren 15 gün içinde parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilen adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi gerekiyor.


Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
TT

Barguti 24 yıldır hapiste olmasına rağmen hala gücünü koruyor

Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)
Mervan Barguti, İsrail polisi tarafından Tel Aviv'deki mahkemeye duruşma için getirilirken, 20 Mayıs 2004 (Reuters)

Filistinli lider Mervan Barguti (67), tutuklanmasının üzerinden 24 yıl geçmesine ve bu sürenin önemli bir bölümünü dar hücrelerde tecrit altında geçirmesine rağmen, Filistin sahnesindeki varlığını koruyor. Barguti, karar alma mekanizmalarında yer alan diğer isimlerin sembolik ağırlığını aşarak etkisini sürdürürken, geçmiş yıllarda Fetih Hareketi içindeki seçimlerde de birçok ismin önüne geçti. Gözler, önümüzdeki ay yapılması planlanan hareketin sekizinci kongresine çevrildi.

Tutuklanmadan önce Filistin lideri Yaser Arafat’a yakınlığıyla bilinen Barguti, Fetih hareketi içinde “Arafatçı” olarak tanınıyor. Bu durum, hareket içinde ona güçlü bir destek sağlarken, İsrail açısından ve Arafat çizgisine muhalif kesimler tarafından aleyhine değerlendiriliyor.

Fetih içinde geniş bir tanınırlığı olan Barguti, destekçileri tarafından Filistinlileri birleştirebilecek “kurtarıcı” biri olarak görülüyor. Hareketin sekizinci kongresi, Barguti’nin bu konumunu koruyup korumadığını veya Filistin yönetimi, Fetih ve genel siyasi dengelerde yaşanan büyük değişimlerin ardından etkisini hala sürdürüp sürdürmediğini ortaya çıkaracak.