Siyasal İslam'ın Tunus'taki yarım asırlık etkileri silinecek mi?

Nahda Hareketi'nin faaliyetleri azaldı ve liderleri hapishanelere girdikten sonra rolü azaldı

Kovuşturmalar Nahda liderlerini hapishanelere gönderiyor (Reuters)
Kovuşturmalar Nahda liderlerini hapishanelere gönderiyor (Reuters)
TT

Siyasal İslam'ın Tunus'taki yarım asırlık etkileri silinecek mi?

Kovuşturmalar Nahda liderlerini hapishanelere gönderiyor (Reuters)
Kovuşturmalar Nahda liderlerini hapishanelere gönderiyor (Reuters)

Hammadi Mimari

Tunus'ta siyasal İslam'ın tarihi, 1970’li yıllarda, ilk Tunus siyasi hareketinin oluşumuyla başladığı görülür. Bu hareket, ideoloji ve referans olarak İslam'ı benimseyen 'İslami Yön Hareketi' olarak biliniyordu, günümüzde ise ‘Nahda Hareketi' adını aldı. Bu dönemde, seküler ve modernist ideoloji gençlik topluluğunu etkisi altına alıyordu.

Tunus'taki siyasi İslam olgusu 50 yıldan fazla bir geçmişe sahip ve İslami bir hareketin kurulma fikri 1969 yılına kadar uzanıyor. Hareketin ilk toplantısı Nisan 1972'de düzenlenmiş olup 'İslami Cemaat' olarak adlandırıldı. Başlangıçta faaliyetleri düşünsel ve dini yanları kapsıyordu ve camilerde dini dersler düzenleyerek ve Kuran'ın korunması amaçlı derneklere katılarak gerçekleştiriliyordu.

O zamanın tek iktidar partisi olan Anayasal Sosyalist Parti, İslam Grubu'nun faaliyetlerini memnuniyetle karşıladı ve o dönemde ülkede muhalefete hâkim olan solla mücadelede onun desteğini gördü.

1970'lerin sonunda, hareketi kuran ilk konferans, hareketin temel yasasını onaylamak için gizlice düzenlendi.

1989 yılının Şubat ayında grup, dini temelde parti kurulmasını yasaklayan Partiler Yasası'na uyum sağlamak için adını ‘Nahda Hareketi’ olarak değiştirdi, ancak faaliyet izni alamadı.

Eski Tunus liderleri Habib Burgiba ve Zeynel Abidin Bin Ali dönemleri, Tunus'taki siyasi İslam için önemli zamanlardı. Gizli faaliyetlerden güvenlik takibine, sınırlı dönemlerde açık siyasi faaliyete kadar bir dizi evre geçirdi ve sonunda 2011'den sonra Tunus siyasi sahnesinde hüküm sürmeye başladı.

Bağımsız bir organ tarafından denetlenen ilk demokratik, çok partili seçimler, Nahda Hareketi'nin Ulusal Kurucu Meclis'te sandalyelerin çoğunluğunu kazanmasıyla sonuçlandı. Hareket, siyasi alanda yeni bir sayfa açtı.

fbfer
Tunus Nahda Hareketinin lideri Raşid Gannuşi hapiste (AFP)​​​​​

Farklı ittifaklarla ve bir aşamadan diğerine değişen siyasi, sosyal ve ekonomik bağlamlarda 10 yıldan fazla süren iktidarın ardından hareket, Tunusluların ekonomik ve sosyal refah taleplerine cevap vermeyi başaramadı. Cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırıldığı ve Parlamentonun yetkilerinin güçlendirildiği değiştirilmiş parlamenter sistem ortamında hükümeti yönetmekte zorluklarla karşı karşıya kaldı.

O dönemde üç başkanlık olarak adlandırılan Meclis Başkanlığı, Hükümet Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı arasında yönetim krizi ve yetki çatışması ortaya çıktı. Bu çok yönlü ekonomik, sosyal ve siyasi kriz sonucunda Nahda Hareketi'nin popülaritesi azaldı. Cumhurbaşkanı Kays Said, 25 Temmuz 2021'de, o zamanlar "olağanüstü önlemler" olarak adlandırılan adımları almaya zorlandı. Bu önlemler kapsamında, parlamento faaliyetlerini askıya aldı, tüm milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırdı, bunlar arasında parlamento başkanı ve Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi de vardı ve Hişam Meşişi hükümetini görevden aldı.

O tarihten bu yana Nahda Hareketi, bazı liderlerinin istifasının ardından partinin bütünlüğüyle ilgili bir takım iç zorluklarla ve hapishanede bulunan Raşid Gannuşi de dahil olmak üzere hareketin liderlerini hedef alan adli kovuşturmaların ardından dış zorluklarla karşı karşıya kaldı.

Tunus siyaset sahnesinde Nahda Hareketi’nin hem kavram hem de fiilen sona erdiğini kabul etmek mümkün mü? Yoksa farklı bir biçimde geri mi dönecek?

Tunus ve Tunusluların beklentileri

2011 sonrasında kendisini İslami referanslı, sivil, demokratik bir Tunus partisi olarak sunan Nahda Hareketi, 10 yıl boyunca siyaset sahnesine hâkim oldu. Ancak, anlaşmazlıkların parçaladığı genel siyasi iklimin yanı sıra, özellikle ileri derecelilerden gelen artan iş talebini karşılayabilecek zenginlik yaratamaması karşısında halkın ona yönelik hoşnutsuzluğu artmaya başladı.

Bu durum, Cumhurbaşkanı’nın Tunusluların çoğunluğu tarafından memnuniyetle karşılanan istisnai önlemler almasına yol açarken, ülkede yeni bir aşamaya giren siyasal İslam olgusu da geriledi.

Siyasal İslam'ın Tunus'ta sahnede yokluğuna ilişkin pozisyonlar, muhafazakâr bir eğilimi ifade ettiği için toplumda bu hareketin varlığının gerekliliğini görenler ile beklenecek bir fayda olmadığına inananlar arasında farklılık gösteriyor. Tunuslular, yönetme ve taleplerini yerine getirme konusundaki başarısızlığından sonra ondan vazgeçti.

Siyasal İslam olmadan

Tunus Üniversitesi Jeopolitik Bilimler Profesörü Rafaa et-Tabib, Independent Arabia’ya yaptığı açıklamada "Ülkedeki siyasi sahne İslami denklemin dışında yeniden inşa edilecek. Nahda Hareketi bu sahnede ne azınlık partisi olarak ne de egemen parti olarak etkili olmayacak" dedi. Bunu, Nahda Hareketi’nin iç örgütsel düzeyde dağılması ve popülaritesinin azalması ile Tunus halkının ona karşı duyduğu düşmanlığa bağladı.

Tabib, "Tunus'ta İslami kartın etkinleştirilmesi iç dinamiklerden ziyade jeopolitik bir mesele olduğunu hatırlatır. Bazı ülkeler, bu kartı yeniden etkinleştirmenin gerekli olduğunu düşündüklerinde, tekrar başvurabilecekleri bir jeopolitik araç olarak görüyorlar. İslamcıların 2011'de varlıkları yoktu, ancak dışarıdan gelen sistemlerinin etkinleştirilmesiyle dahil edildiler” dedi.

Tunus toplumundaki muhafazakâr eğilimler hakkında, Tabib, Siyasi İslam'ın Tunus toplumunun muhafazakâr eğilimini yansıtmadığını, ancak bu eğilimin Tarikî İslam (Sufi) ve Zeytuniye kitlesi tarafından yansıtıldığını, Siyasi İslam'ın ise ilişkisi olmayan bir toplumsal grubu kontrol etmeye çalıştığını belirtiyor.

Jeopolitik Bilimler Profesörü "İslami hareketin sesi zayıfladıktan ve ülkedeki etkisi ve varlığı azaldıktan sonra, Tunus'ta siyasal İslam'ın yok edilmesi siyasi bir karar değil, daha ziyade popüler bir karar olacaktır" şeklinde konuştu.

Siyasal İslam sahnenin önemli bir bileşenidir

‘Cumhuriyet İçin Kongre Partisi’nin Siyasi Büro Başkanı ve Nahda Hareketi ile hükümette (2011-2014) işbirliği yapan bir müttefik olan Semir bin Ömer, yaptığı açıklamada, her demokratik toplumun çok kültürlü olduğunu ve Tunus'taki Siyasi İslam'ın siyasi sahnenin bir parçası olduğunu, devrimin kazanımlarından birinin ise tüm siyasi partilerin normal bir şekilde faaliyet göstermeye başlaması olduğunu belirtti.

Ayrıca "Siyasal İslam, Tunus'taki hassas siyasi duruma rağmen hâlâ sahnede olan ve aktif olan çeşitli partiler tarafından ifade ediliyor" dedi.

Semir bin Ömer, “Genelde partiler, özelde ise mevcut iktidara karşı olanlar, merkez ve bölgesel merkezlerinin kapatılmasının ardından faaliyetlerini organize etmekte zorluk çeken Nahda Hareketi, faaliyet alanında zorluklarla karşılaşıyor ve bu da partilerin sahnedeki varlığını etkiliyor” dedi.

Siyasi İslam partilerinin rolünün siyasi bir kararla iptal edilemeyeceğini, zira 2011 öncesi ve sonrasında Tunus'ta kamuoyunun büyük bir kısmını ifade ettiklerini ve varlıklarını sürdüreceklerini vurguladı. Demokratik toplumların, sundukları siyasi teklifler ve programlar aracılığıyla hangi partilerin sahnede kalacağını, kimlerin olmayacağını belirleyen ve partilerin siyasi arenada hayatta kalma veya ortadan kaybolma yeteneklerini belirleyen unsurlar olduğuna dikkati çekti.

Partilerin Nahda'nın rahminden doğuşu

Siyasal İslam'ın sahnedeki varlığına son verme yaklaşımı ile partileri sundukları siyasi tekliflere göre yargılama yaklaşımı arasında, siyasal İslam'ın, Nahda Hareketi ile aynı ideolojiye dayanan partilerin filizlenebileceği geniş bir alan olduğuna inananlar var. Bu sembolik sermaye, eski kamu işleri yönetimi biçiminden kopan yeni bir yaklaşıma göre yönetiliyor.

Gazeteci ve eski Milletvekili Hişam el-Hacci, özel bir açıklama yaparak Tunus toplumundaki muhafazakâr eğilimin ve ilerici modernist eğilimin varlığını sürdüreceğine inanıyor. Hacci, Nahda Hareketi'ni Tunus toplumundaki bu muhafazakâr eğilimin siyasi bir ifadesi olarak değerlendiriyor ancak hareketin bugünkü durumu, siyasal İslam referansını taşıyan diğer siyasi hareketlerin ortaya çıkışını hızlandırabileceğini söylüyor. Eski vekiler göre bu, Nahda'dan türemiş olan ve Nahda'nın eski liderlerinden Abdullatif el-Mekki tarafından kurulan ‘Hizb el- A’mal vel-İncaz’ gibi Siyasi İslam referanslı başka siyasi akımların ortaya çıkabileceği anlamına geliyor. Bu parti, siyasi sahnede Nahda'nın yerini alabilir.

Hacci, hareketin bugün de sahnede olduğunu kabul ediyor, ancak siyasi sahneyi etkileme yeteneğinin büyük ölçüde zayıfladığını söylüyor. İktidarı kullanması nedeniyle kamuoyunun bir kısmının hareket hakkında olumsuz bir imaja sahip olması gerçeğine ek olarak, ittifak kurma ve harekete geçme yeteneğini de kaybetti.

Eski milletvekili ayrıca “Hareket hücrelerini yenileyebilir mi? Kendi öz değerlendirmesini yapıyor mu? Uluslararası düzeyde siyasal İslam üzerine oynanan bahis geçerliliğini koruyacak mı? Tunus'ta siyasal İslam'ın kaderini yalnızca bu soruların cevabı belirleyecek” dedi.

Tunus'ta Nahda Hareketi tarafından temsil edilen Siyasal İslam, tarihsel yolculuğunda bazıları uzun süreli, bazıları ise zamanla sınırlı olan pek çok tuzaktan kurtulmayı başardı. Bugün, ülkede belirgin siyasi ayrışma olmaması, siyasi partilerin rolünün gerilemesi ve halkın çoğunluğunun iktidardaki partilerin performansından memnuniyetsizliği gibi faktörlerle birlikte, ülkedeki siyasi parti haritasının gözden geçirilmesi ve Tunusluların ihtiyaçlarına uygun ve çeşitli teklifler sunması gerekliliği daha da acil hale geldi.

Independent Arabia’da yer alan bu makalenin çevirisi Şarku’l Avsat’a aittir.



Kordofan cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında ilan edilmemiş ateşkes

Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
TT

Kordofan cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında ilan edilmemiş ateşkes

Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki, bu yıl Sudan’a ikinci kez sürpriz bir ziyarette bulundu. Dün gerçekleşen ziyarette Sudan Egemenlik Konsey Başkanı ve Sudan Ordusu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ile iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere bir araya geldi. Sudan resmi kaynaklarına göre Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) tek taraflı insani ateşkes ilanının ardından, ordunun HDK ile Kordofan’ın tüm cephelerinde sürdürdüğü çatışmalar büyük ölçüde azaldı.

ngt
Orgeneral Burhan dün, Port Sudan'da Cumhurbaşkanı Afwerki'yi kabul etti (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Cumhurbaşkanı Afwerki dün süpriz bir ziyaret için Sudan'ın geçici başkenti Port Sudan'a geldi. Egemenlik Konseyi Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, ‘Burhan ve Afwerki'nin karşılıklı çıkarlar ve ikili ilişkilerin gidişatı konusunda ikili görüşmeler yaptığı’ belirtildi.

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi ve Başkomutan Yardımcısı Korgeneral Yaser el-Atta perşembe günü, askeri operasyon merkezinin tamamen Kordofan'a taşındığını duyurdu. Atta, “Uluslararası sınıra kadar askeri operasyonlar için hazırlık yaptık. Güçlerimiz, ordunun kontrolü dışındaki tüm bölgeleri kurtarmak için el-Ubeyd şehrinden harekete geçecek” dedi.

Son haftalarda, ordunun ve onu destekleyen Ortak Kuvvetler ile Sudan Kalkanı güçlerinin birkaç cephede eşzamanlı olarak ani saldırılar düzenlemeye çalışması, ancak bu bölgelerin kontrolünü geri kazanamaması üzerine, Kuzey Kordofan'daki Ummu Sayala, Bara ve Ummu Dam Hac Adam şehirleri çevresinde çatışmalar yoğunlaştı.

Sudan ordusuna yakın sosyal medya kullanıcıları, ordunun Kuzey Kordofan eyaletinin yönetim şehri el-Ubeyd’in batısında onlarca HDK üyesi taşıyan çok sayıda savaş aracını imha ettiği haberini yaydı. Öte yandan HDK, Kordofan’ın batısındaki Babnusa'da 22’nci Piyade Tümeni'ne yönelik saldırılarını sürdürdü, ancak bu saldırılar ordu tarafından püskürtüldü.

Strateji değişti

Askeri stratejist Emin Ismail Meczub'a göre HDK, tek taraflı olarak ateşkes ilan etti, ancak 48 saat geçmeden Babnusa şehrine saldırarak bu ateşkesi ihlal etti.

c
Ed-Daba şehri yakınlarındaki el-Afad Mülteci Kampı’nda yardım almak için bir araya gelen Faşir'den yerinden edilmiş kadınlar, 25 Kasım 2025 (AFP)

Şarku’l Avsat’a konuşan Meczub, Sudan ordusunun Kordofan'daki askeri operasyonları yönetme stratejisinin değiştiğini, artık saldırdığı mevzileri tutmak yerine bir bölgeyi kurtardıktan sonra diğerine geçmeye odaklandığını söyledi. Sonuç olarak, ordu artık tüm cephelerde dairesel bir şekilde hareket ederek sızan HDK üyeleriyle karşı karşıya gelebiliyor.

Mevcut çatışmalardaki sükuneti, Sudan ordusunun isyanı bastırmak için bir sonraki savaş aşamasına hazırlıklarına bağlayan Meczub, orduya ait insansız hava araçlarının (İHA) HDK’ya ağır kayıplar verdirdiğini ve bu güçlerin artık Kordofan'daki mevzilerine yönelik yoğun hava saldırılarını püskürtmek için sinyal bozucu cihazlar ve yer tabanlı uçaksavar silahları olmadan savaştığını belirtti.

Sudan ordusunun hedeflerinin Kordofan'daki HDK cephelerini temizledikten sonra operasyonlarını Darfur'u da kapsayacak şekilde genişlemeye başladığını söyleyen Meczub, HDK’nın Sudan ordusunu Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerindeki bazı bölgelerde bulunan mevzilerini topçular ve İHA’larla saldırmakla suçladığını ve bu saldırılara karşılık olarak meşru müdafaa hakkını kullandığını, ancak ateşkese bağlılığını teyit ettiğini belirtti.

Operasyonlar durmayacak

HDK kaynakları, son aylarda ele geçirdiği Kuzey ve Batı Kordofan'daki tüm şehir ve kasabaların tamamen kontrolü altında olduğunu bildirdi. Kaynaklar, ‘ordunun son çatışmalarda önemli bir ilerleme kaydettiği yönündeki söylentilerin doğru olmadığını’ da ekledi.

fd
Çad'ın doğusundaki Iriba beldesinin kuzeybatısındaki bir mülteci kampında ailesiyle birlikte bulunan Darfur'dan gelen bir mülteci, 27 Kasım 2025 (Reuters)

Sudan ordusu, hedefleri ve koşulları yerine getirilene kadar askeri operasyonların durdurulmayacağını defalarca kez belirtti. Bu hedef ve koşulların başında, HDK'nın Kordofan ve Darfur'da işgal ettiği tüm toprakların geri alınmasının yanı sıra HDK'nın Güney ve Doğu Darfur eyaletleri dışındaki bölgelerdeki güçlerini toplama ve ağır silahlarını teslim etme taahhüdünde bulunması geliyor.

Son zamanlarda çatışmalarda yaşanan azalma, ‘Uluslararası Dörtlü’nün diplomatik çabalarının devam etmesi ve yoğunlaşmasıyla paralel olarak gerçekleşmişti. Bu çabalar, Sudan ordusu ile HDK arasında üç aylık bir süre için ön koşulsuz bir ateşkesin yürürlüğe girmesi amaçlıyordu, ancak öneri Ordu Komutanı Orgeneral Burhan tarafından reddedildi.


Gruplar Gazze'yi yeni bir savaştan kurtarmak konusunda anlaştı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Gruplar Gazze'yi yeni bir savaştan kurtarmak konusunda anlaştı

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında dün Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail, 10 Ekim'de yürürlüğe giren Gazze Şeridi'ndeki ateşkeste ihlallerini artırırken, müzakere sürecine katılan ve halen katılmakta olan Hamas ve Filistinli grupların kaynakları, liderlerinin arabulucuların İsrail'i anlaşmanın şartlarına uymaya ve anlaşmayı uygulamaya zorlama konusunda yetersiz ve aciz olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Arabulucular ve diğer taraflarla devam eden iletişimin birçok ayrıntısına ve perde arkasına aşina olan kaynaklar, Şarku'l Avsat'a, Filistinli grupların bu ihlaller konusunda sabırlarının tükenmekte olduğu konusunda hemfikir olduklarını, ancak aynı zamanda bu ihlallere askeri olarak yanıt verme kapasitelerinin olmadığını da kabul ettiklerini söyledi.

Kaynaklar, savaşa geri dönme ihtimalinin ortadan kaldırılması gerektiği konusunda görüş birliği olduğunu belirtiyor.


Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
TT

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

İsrail ve Hamas arasında iki yıldan uzun süredir devam eden kanlı savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere destek olmak için dün Paris'te binlerce kişi gösteri düzenledi.

Organizatörlerin yaklaşık 50 bin, Paris polisinin ise yaklaşık 8 bin 400 kişi olduğunu tahmin ettiği kalabalık, "Gazze, Gazze, Paris seninle" ve "Paris'ten Gazze'ye direniş!" gibi sloganlar atarak yürüdü. Filistin bayrakları ve "Filistin, sessiz kalmayacağız" ve "Soykırımı durdurun" yazılı pankartlar taşıdılar.

Yürüyüşe, başta Boyun Eğmeyen Fransa Partisi lideri Jean-Luc Mélenchon olmak üzere birçok sol görüşlü siyasi isim katıldı.

Fransa-Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Anne Tuyon, ateşkesin 10 Ekim'de yürürlüğe girmesinden yedi hafta sonra AFP'ye yaptığı açıklamada, "Henüz hiçbir şeyin yolunda olmadığını unutmamalıyız" dedi. Dernek, gösteriye çağrıda bulunan 80 STK, siyasi parti ve sendikadan biri.

frgt
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

"Ateşkes sadece bir sis perdesi... İsrail bunu her gün ihlal ediyor, Gazze'ye insani yardımların girmesini engellemeye devam ediyor ve Gazze'deki altyapıyı ve evleri yıkmaya devam ediyor. Kalıcı bir ateşkes ve soykırımın sona ermesini talep ediyoruz."

ABD'nin arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının şartları uyarınca, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nden "sarı hat"ın gerisine çekildi ve bu hat, İsrail'e bölgenin yüzde 50'sinden fazlasının kontrolünü hâlâ sağlıyor.

Ancak, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e saldırmasının ardından patlak veren savaşta ateşkes son derece kırılgan olmaya devam ediyor.

Anne Tuyon, "İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamanın tek yolu yaptırımlar uygulanmasıdır" diyerek, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin "eşi benzeri görülmemiş boyutlara" ulaştığı "yerleşim faaliyetlerindeki şaşırtıcı hızlanma"yı kınadı.

Tam adını vermek istemeyen 72 yaşındaki Saliha, Gazze'deki "soykırıma" karşı düzenlenen bir yürüyüşe katılmak için geldiğini söyledi.

"Tüm insanlık çaresizce izliyor. Bu tam bir dokunulmazlık," diyerek, "İnsanların bunu görüp de hiçbir şey yapamaması son derece şok edici. Yapabileceğimiz tek şey seferber olmak" ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen 42 yaşındaki Bertrand ise perşembe günü işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Cenin'de İsrail polisi ve ordusunun ortak operasyonunda öldürülen iki adamın videolarının da kanıtladığı gibi, "katliam ve soykırımın devam ettiğini" söyledi. Birleşmiş Milletler, "bir başka yargısız infaz gibi görünen" olayın soruşturulması çağrısında bulundu.

Protestocular, ekonomik ve mali yaptırımların olmaması nedeniyle, "Sokaklarda ve seçilmiş yetkililer aracılığıyla baskı yapmaya devam etmeliyiz" diye düşünüyor.