BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri: Gazze savaşı Ortadoğu’da daha geniş çatışmaları tetikleme potansiyeli olan bir ‘barut fıçısı’https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/4891581-bm-i%CC%87nsan-haklar%C4%B1-y%C3%BCksek-komiseri-gazze-sava%C5%9F%C4%B1-ortado%C4%9Fu%E2%80%99da-daha-geni%C5%9F
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri: Gazze savaşı Ortadoğu’da daha geniş çatışmaları tetikleme potansiyeli olan bir ‘barut fıçısı’
Filistinliler, İsrail’in Gazze’deki bombardımanında yıkılan evlerin enkazı arasında yürüyor (AFP)
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail ile Hamas arasındaki Gazze savaşının Ortadoğu’da daha geniş çatışmaları tetikleme potansiyeli olan bir ‘barut fıçısı’ olduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Türk, bugün Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyi önünde yaptığı konuşmada, “Bu barut fıçısındaki herhangi bir kıvılcımın çok daha geniş bir yangına yol açabileceğinden derin endişe duyuyorum. Bunun Ortadoğu’daki her ülke ve onun ötesindeki birçok ülke için sonuçları olacaktır” dedi.
Öte yandan, Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından bugün Facebook üzerinden yapılan açıklamada, İsrail’in saldırıları sonucu 7 Ekim’den bu yana can kaybının 30 bin 534’e, yaralıların ise 71 bin 920’ye yükseldiği ifade edildi.
Açıklamada, İsrail’in son 24 saat içinde Gazze Şeridi’ne yönelik gerçekleştirdiği ‘13 katliamda’ 124 kişinin öldüğü, 210 kişinin de yaralandığı bilgisi verildi.
Bakanlık, İsrail’in Gazze Şeridi’nde devam eden saldırısının 150. gününde, bazı kurbanların hala enkaz altında ve yollarda olduğunu, işgal güçlerinin, ambulans ve sivil savunma ekiplerinin onlara ulaşmasını engellediğini de bildirdi.
Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref El Kudra, Gazze Şeridi’nde yaklaşık 1 milyon bulaşıcı hastalık vakasının tespit edildiğini ve gerekli tıbbi imkanların mevcut olmadığını belirtti.
Kudra açıklamasında, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaştan bu yana Han Yunus ve Gazze’nin kuzeyindeki hastane müdürleri de dahil olmak üzere 364 sağlık personelinin öldürdüğünü, 269 kişiyi de gözaltına aldığını belirtti.
Bakanlık Sözcüsü, İsrail güçlerinin 155 sağlık kuruluşunu tahrip ettiğini, 32 hastane ve 53 sağlık merkezinin yanı sıra ve 126 ambulansı hedef alarak hizmet dışı bıraktığını da dile getirdi.
Kudra, Gazze’deki sağlık durumunun ‘çok feci ve tarif edilemez olduğu ve gerekli tıbbi yardımın olmayışı nedeniyle durumun giderek daha da kötüleştiği’ konusunda uyardı.
Sözcü, “Gazze’nin kuzeyindekiler, onlarca çocuk, kadın ve yaşlının hayatına mal olan içme suyu ve yiyecek kıtlığı nedeniyle küresel düzeydeki seviyeleri aşan bir kıtlık sonucu ölümle mücadele ediyor” dedi.
Kudra ayrıca, BM’ye sivilleri, kurumları ve sağlık ekiplerini korumak için uluslararası insani hukuku devreye sokma çağrısında bulundu.
Dibeybe ile Hafter arasında Libya ordusunun rolüne ilişkin tartışma, Boulos’un girişimi üzerine gölge düşürüyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5305670-dibeybe-ile-hafter-aras%C4%B1nda-libya-ordusunun-rol%C3%BCne-ili%C5%9Fkin-tart%C4%B1%C5%9Fma-boulos%E2%80%99un
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, pazar günü Libya ordusunun kuruluşunun 86. yıldönümü vesilesiyle askeri okullarda düzenlenen törene katıldı. (UBH)
Dibeybe ile Hafter arasında Libya ordusunun rolüne ilişkin tartışma, Boulos’un girişimi üzerine gölge düşürüyor
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, pazar günü Libya ordusunun kuruluşunun 86. yıldönümü vesilesiyle askeri okullarda düzenlenen törene katıldı. (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter arasında, ordunun siyasi hayattaki rolünün sınırlarına ilişkin kamuoyu önünde yaşanan tartışma, ülkede geçiş dönemine yönelik beklenen düzenlemeler etrafındaki görüş ayrılıklarını gözler önüne serdi.
Ancak bu tartışma, ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği, Libya’daki yürütme erkini birleştirmeyi ve seçimlere giden yolu açmayı amaçlayan ABD girişiminin nasıl etkileneceğine ilişkin yeni soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
Libya ordusunun kuruluşunun 86’ncı yıl dönümü dolayısıyla pazar günü düzenlenen tören, ülkenin doğusu ve batısındaki bölünmüş kamplar arasındaki tartışmaya sahne oldu. Dibeybe, askeri kurumun birleştirilmesinin ‘daha fazla ertelenemeyecek bir zorunluluk’ haline geldiğini belirtirken, bunun ‘askerlerin siyasete veya hükümetlerin oluşturulmasına müdahalesi olmadan’ gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Dibeybe, bu adımın Libya halkının iradesinin korunması açısından gerekli olduğunu söyledi.
Buna karşılık Hafter, LUO’nun ‘siyasetin vatandaşın kaderiyle oynamasına izin vermeyeceğini’ ve ‘işler istikrara kavuşana kadar sahneden çekilmeyeceğini’ belirterek karşılık verdi. Hafter’in mesajı, ordunun gelecek dönemde üstlenmesini istediği role ilişkin daha açık bir tutum olarak değerlendirildi. Hafter ayrıca, ‘silahlı kuvvetlerin kazanımlarını’ korumak amacıyla ordunun ‘karar alma mekanizmasının merkezindeki konumunu’ muhafaza etmesi gerektiğini savundu.
Bu açıklamaların ardından bazı gözlemciler, iki isim arasındaki görüş ayrılığının askeri kurumun görev ve işlevine ilişkin anlaşmazlığın ötesine geçtiği görüşünü dile getirdi. Buna göre tartışma, Boulos’un girişiminin önünde ortaya çıkabilecek engellere işaret ederken, daha geniş kapsamlı olarak nüfuz paylaşımının kuralları ve kurulması planlanan devletin yapısı üzerindeki mücadeleyi de yansıtıyor olabilir.
Ancak Libyalı siyasi analist Eyyub el-Evceli, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetim arasında yaşananları ‘sahadaki uygulamaları yansıtmayan müzakere manevraları’ olarak değerlendiriyor. Evceli, ABD girişiminin uygulanmaya başlanmasıyla sürecin çerçevesinin daha net ortaya çıkmasını beklediğini söyledi.
Evceli, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe’nin hamleleriyle ‘müzakere çıtasını yükseltmeye ve daha fazla avantaj elde etmeye’ çalıştığını belirtti. Özellikle girişimin ayrıntılarının henüz kamuoyuna açıklanmadığına dikkat çeken Evceli, Dibeybe’nin girişim hakkında doğrudan konuşmaktan kaçındığını ifade etti.
Evceli’ye göre Hafter’in mesajları ise ‘her zaman içeriye ve dışarıya yönelik örtülü mesajlar’ taşıyor. Bu mesajların, LUO’nun Dibeybe’nin açıklamaları ve hamleleri karşısında sessiz kalmayacağı, ancak uzlaşmayı ulusal çıkar olarak gören taraflarla diyaloğa hazır olduğu yönünde olduğu belirtildi.
Libya’daki siyasi çevrelerde konuşulanlara göre Boulos’un girişimi, seçimlerin gerçekleştirilmesinin önünü açmak amacıyla yürütme erkini birleştirmeyi hedefliyor. Sızan bilgilere göre öneride, Dibeybe’nin birleşik hükümetin başında kalması, LUO Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi Başkanlığı’nı üstlenmesi öngörülüyor.
Ordunun bu girişimdeki konumuna ilişkin tartışma, Boulos’un geçtiğimiz ayın sonunda yaptığı açıklamalar ışığında da ayrı bir önem taşıyor. Boulos, ABD Kongresi’nden bir heyetin Libya ziyaretinin ardından, askeri kurumun birleştirilmesi yolunda ‘önemli göstergeler’ bulunduğunu söylemişti. Bu ziyaretin ardından Libya tarafı, Sirte’de ortak bir operasyon odası kurulacağını ve Misrata’da hava kuvvetleri için ortak bir eğitim merkezi oluşturulacağını açıklamıştı.
Boulos daha önce de entegre bir hava kuvvetleri komutanlığından söz etmiş ve Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki askeri iş birliğini övmüştü. ABD’li yetkili, Libya’nın geçtiğimiz nisan ayında ülkenin doğusu ve batısından birliklerin katıldığı Flintlock 2026 tatbikatının eğitim faaliyetlerinden birine ev sahipliği yapmasını da bu iş birliğinin bir göstergesi olarak hatırlatmıştı.
Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, pazar günü düzenlenen Libya ordusunun kuruluşunun 86. yıldönümü kutlamalarında (LUO)
Askerî açıdan bakıldığında, Libya Güvenlik ve Askeri Araştırmalar Merkezi Direktörü Eşref Bufarda, söz konusu sözlü tırmanışın, ‘Boulos’un girişimine ilişkin dolaşıma giren ve LUO Genel Komutanlığı’nın yeniden yapılandırılmasını, nihayetinde Libya’nın birleşik bir askeri kurum oluşturmasını sağlayacak bir formül çerçevesinde lağvedilmesini öngören öneriler’ bağlamında yaşanmış olabileceğini göz ardı etmedi.
Bufarda, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu önerinin Halife Hafter’in itirazıyla karşılaştığını belirtti. Hafter’in, batı bölgesindeki askeri personeli kendi güçlerine katılmaya çağırdığını ifade eden Bufarda, buna rağmen Hafter’in tutumunun girişimin seyrini veya devam etme ihtimalini etkilemeyeceği görüşünde.
Libya’daki bölünmüş iki kamp arasındaki bu tartışmaya rağmen, Boulos’un girişiminin önümüzdeki birkaç hafta içinde şekillenmesinin beklendiği belirtiliyor. Libya uzmanı Celal Hırşavi de değerlendirmesinde, “Dibeybe ve Hafter’in açıklamalarının yüzeysel biçimde ele alınmaması ve yalnızca Libyalılara yönelik kamuoyuna açık tutumlarla ilişkilendirilmemesi gerektiğine” dikkat çekti.
Hırşavi, Hafter’in geçtiğimiz kasım ayında Terhune kentinin şeyhleri ve ileri gelenlerini kabul ettiği sırada, “Siyasi kriz konusunda nihai kararı veren taraf LUO Genel Komutanlığı değil, halktır” dediğini hatırlattı. Hırşavi, bu söylemin 2014 ve öncesinden bu yana tekrarlandığını belirtti.
Hırşavi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe’nin de benzer bir tutum sergilediğini; askeri yönetimi reddettiğini açıklarken sivil yönetimin önceliğini vurguladığını söyledi. Hırşavi, kamuoyuna yönelik açıklamaların perde arkasında yaşananların tamamını veya taraflar arasındaki mevcut müzakerelerin niteliğini mutlaka yansıtmayabileceğini ifade etti.
Bu çerçevede gözlemcilere göre iki ismin açıklamaları, kesinleşmiş tutumların ilanından ziyade müzakere pozisyonlarının güçlendirilmesine yönelik adımlar olarak değerlendiriliyor. Özellikle beklenen uzlaşının şekli henüz netleşmezken, ABD girişiminin ayrıntıları da resmî olarak açıklanmış değil. Buna karşılık girişime ilişkin temaslar kamuoyunun gözlerinden uzakta sürdürülüyor.
İsrail'in Batı Şeria bölgesinin kuzeyindeki Nablus'un eski kentindeki bir pazarda yaya olarak devriye gezen silahlı İsrail askeri, (AFP)
Alman Haber Ajansı'nın (DPA) haberine göre, işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentinin kuzeydoğusunda yer alan el-Muğayyir köyünde bugün düzenlenen yerleşimci saldırısında, aralarında çocuk ve kadınların da bulunduğu 6 Filistinli yaralandı.
Filistin resmi ajansı WAFA'nın el-Muğayyir Köy Konseyi Başkan Yardımcısı Merzuk Ebu Nuaym'dan aktardığı bilgilere göre, onlarca fanatik Yahudi yerleşimci, İsrail güçlerinin koruması altında köyün tarım arazilerine baskın düzenledi.
Ebu Nuaym, yerleşimcilerin arazilerini süren Filistinlilere göz yaşartıcı gaz attığını belirterek, saldırı sonucunda üçü çocuk, ikisi kadın ve biri erkek olmak üzere toplam altı kişinin gazdan etkilenerek boğulma tehlikesi geçirdiğini kaydetti.
Şarku’l Avsat’ın WAFA'dan aktardığına göre Ramallah'ın kuzeydoğusundaki el-Muğayyir köyü ve çevresindeki yerleşim yerleri, İsrail güçlerinin baskınlarının yanı sıra yerleşimcilerin sistematik ve sürekli saldırılarına maruz kalıyor.
Duvar ve Yerleşim Direniş Heyeti tarafından yayımlanan verilere göre, İsrail ordusu ve yerleşimciler yalnızca temmuz ayında Filistinli vatandaşlara, topraklarına ve mülklerine yönelik toplam bin 256 saldırı gerçekleştirdi. Bu ihlallerin bin 458'inin işgal güçleri, 798'inin ise yerleşimciler tarafından yapıldığı kaydedildi.
Suriye’nin Haseke vilayetinde gerginlik yaşanırken, Arap aşiretleri seferberlik ilan ettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5305633-suriye%E2%80%99nin-haseke-vilayetinde-gerginlik-ya%C5%9Fan%C4%B1rken-arap-a%C5%9Firetleri-seferberlik
Suriye’nin Haseke vilayetinde gerginlik yaşanırken, Arap aşiretleri seferberlik ilan etti
Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke ili, PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi üyelerinin Haseke’deki hükümet binalarına saldırdığı bir gerginliğe sahne oldu. Bunun üzerine Arap aşiretleri dün, seferberlik ilan etti.
Haseke’den bir kaynak, şehre geri dönen yerinden edilmiş Kürt aileler ile oradaki bazı sakinler arasında Resulayn şehrinde gerginlik yaşandığını söyledi.
Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre kaynak, ‘iç güvenlik güçlerinin Resulayn şehrindeki gerilimi yatıştırmak için müdahale ettiğini ve geri dönen ailelerin bölge müdürlüğü ve oradaki resmi makamlarla koordine olmadığını’ doğruladı.
Kaynak, PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi üyelerinin Haseke şehrindeki Genel Güvenlik karargahına saldırmasını, Suriye bayrağını indirip ayaklarıyla çiğnemesini kınayarak, bunun tüm Haseke bölgelerinde bir gerginlik durumu oluşturduğunu belirtti.
Öte yandan Haseke’deki Arap aileleri ve aşiretleri genel seferberlik ilan etti. Arap El-Cebur kabilesinin şeyhlerinden biri, yaptığı açıklamada, “Devrimci Gençlik Hareketi üyeleri, tehlikeli bir sınırı aşıyor. Ne var ki liderlerinden biri sesli ve görüntülü bir mesajla Haseke şehrindeki Guveyran mahallesine saldırı çağrısında bulundu. Bizler onun bir Arap-Kürt çatışması çıkarmak istediğini biliyoruz" ifadelerini kullandı.
İsminin açıklanmasını istemeyen şeyh, aşiretlerin Haseke’de biri ya da birilerine saldırmak için değil, Devrimci Gençlik Hareketi üyeleri veya başkaları tarafından yapılacak her türlü saldırıya karşılık vermek amacıyla genel seferberlik ilan ettiğini ve Genel Güvenlik karargahına yapılan saldırıyı hükümetin ele aldığını, saldıran lider ve üyelerin saldırı sırasındaki görüntülerle belgelendiğini vurguladı.
Diğer taraftan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, Resulayn şehrinde Kürt ailelerin uğradığı saldırıyı kınadı. Abdi, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı açıklamada, “Suriye devletiyle koordinasyon halinde Serêkaniyê'ye (Resulayn) geri dönen yerinden edilmiş Kürt ailelerin uğradığı saldırıyı kınıyoruz” ifadelerini kullandı.
Abdi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu saldırı karşısında Kürt sokağındaki öfkeli tepkileri anlıyoruz ve aynı zamanda halkımızı sağduyulu olmaya, her türlü sorumsuz eylemin peşinden sürüklenmemeye ve sivil ve güvenlik kurumlarımızı korumaya çağırıyoruz. Geri dönen yerinden edilmiş sivillerin korunmasını sağlamak ve saldırı eylemlerine karıştığı kanıtlanan herkesi hesap sorarak herkesin haklarını garanti altına almak, bölgenin güvenlik ve istikrarını korumak için ilgili makamlarla koordinasyon içinde çalıştığımızı vurguluyoruz.”
Haseke vilayeti, Devrimci Gençlik Hareketi üyeleri ile Arap aşiretlerinin mensupları arasında bir gerginlik durumuna sahne oluyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında birkaç gün önce, 29 Ocak anlaşması uyarınca entegrasyon sürecini tamamlamak amacıyla bir toplantının gerçekleştiği biliniyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة