BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri: Gazze savaşı Ortadoğu’da daha geniş çatışmaları tetikleme potansiyeli olan bir ‘barut fıçısı’

Filistinliler, İsrail’in Gazze’deki bombardımanında yıkılan evlerin enkazı arasında yürüyor (AFP)
Filistinliler, İsrail’in Gazze’deki bombardımanında yıkılan evlerin enkazı arasında yürüyor (AFP)
TT

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri: Gazze savaşı Ortadoğu’da daha geniş çatışmaları tetikleme potansiyeli olan bir ‘barut fıçısı’

Filistinliler, İsrail’in Gazze’deki bombardımanında yıkılan evlerin enkazı arasında yürüyor (AFP)
Filistinliler, İsrail’in Gazze’deki bombardımanında yıkılan evlerin enkazı arasında yürüyor (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail ile Hamas arasındaki Gazze savaşının Ortadoğu’da daha geniş çatışmaları tetikleme potansiyeli olan bir ‘barut fıçısı’ olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Türk, bugün Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyi önünde yaptığı konuşmada, “Bu barut fıçısındaki herhangi bir kıvılcımın çok daha geniş bir yangına yol açabileceğinden derin endişe duyuyorum. Bunun Ortadoğu’daki her ülke ve onun ötesindeki birçok ülke için sonuçları olacaktır” dedi.

Öte yandan, Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından bugün Facebook üzerinden yapılan açıklamada, İsrail’in saldırıları sonucu 7 Ekim’den bu yana can kaybının 30 bin 534’e, yaralıların ise 71 bin 920’ye yükseldiği ifade edildi.

Açıklamada, İsrail’in son 24 saat içinde Gazze Şeridi’ne yönelik gerçekleştirdiği ‘13 katliamda’ 124 kişinin öldüğü, 210 kişinin de yaralandığı bilgisi verildi.

Bakanlık, İsrail’in Gazze Şeridi’nde devam eden saldırısının 150. gününde, bazı kurbanların hala enkaz altında ve yollarda olduğunu, işgal güçlerinin, ambulans ve sivil savunma ekiplerinin onlara ulaşmasını engellediğini de bildirdi.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref El Kudra, Gazze Şeridi’nde yaklaşık 1 milyon bulaşıcı hastalık vakasının tespit edildiğini ve gerekli tıbbi imkanların mevcut olmadığını belirtti.

Kudra açıklamasında, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaştan bu yana Han Yunus ve Gazze’nin kuzeyindeki hastane müdürleri de dahil olmak üzere 364 sağlık personelinin öldürdüğünü, 269 kişiyi de gözaltına aldığını belirtti.

Bakanlık Sözcüsü, İsrail güçlerinin 155 sağlık kuruluşunu tahrip ettiğini, 32 hastane ve 53 sağlık merkezinin yanı sıra ve 126 ambulansı hedef alarak hizmet dışı bıraktığını da dile getirdi.

Kudra, Gazze’deki sağlık durumunun ‘çok feci ve tarif edilemez olduğu ve gerekli tıbbi yardımın olmayışı nedeniyle durumun giderek daha da kötüleştiği’ konusunda uyardı.

Sözcü, “Gazze’nin kuzeyindekiler, onlarca çocuk, kadın ve yaşlının hayatına mal olan içme suyu ve yiyecek kıtlığı nedeniyle küresel düzeydeki seviyeleri aşan bir kıtlık sonucu ölümle mücadele ediyor” dedi.

Kudra ayrıca, BM’ye sivilleri, kurumları ve sağlık ekiplerini korumak için uluslararası insani hukuku devreye sokma çağrısında bulundu.



Mısır, Somaliland'ı tanımama konusundaki tutumunu yineledi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Somaliland'ı tanımama konusundaki tutumunu yineledi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Somalili mevkidaşı Hasan Şeyh Mahmud arasında geçtiğimiz şubat ayında Kahire'de düzenlenen ortak basın toplantısından bir kare (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır, ‘Somaliland’ olarak adlandırılan bölgeyi tanımama konusundaki tutumunu yineleyerek, ‘Somali topraklarının bütünlüğüne zarar verebilecek her türlü girişim veya adıma, bu bağlamda Somaliland olarak adlandırılan bölgenin tanınmasına da tamamen karşı olduğunu’ ve bunun ‘Somali Federal Cumhuriyeti'nin birlik ve egemenliğinin ihlali’ anlamına geleceğini vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Somalili mevkidaşı Abdusselam Abdi Ali arasında dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi yolları ele alındı. Görüşmede taraflar, Somali'deki iç gelişmelerin yanı sıra özellikle Afrika Boynuzu bölgesindeki bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulundu.

Abdulati, görüşme sırasında Mısır'ın Somali Federal Cumhuriyeti ve ulusal kurumlarına verdiği tam desteği teyit ederek ‘Somali'nin güvenlik ve istikrarına verilen önemi’ vurguladı ve ülkesinin Somali'nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen istikrarlı tutumunu yineledi.

İsrail'in 26 Aralık'ta ‘ayrılıkçı bölgeyi tanıdığını’ açıklamasından bu yana, Mısır'ın söz konusu adımı reddeden girişim ve temasları devam ediyor.

fgrt
Nisan ayında düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati'nin Somali Cumhurbaşkanı ile bir araya geldiği görüşmeden bir kare (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamaya göre Somali Dışişleri Bakanı Abdi, ülkesinin siyasi, kalkınma ve güvenlik alanlarında sürdürdüğü Mısır desteğine duyduğu takdiri dile getirerek, Mısır'ın Somali'nin birlik, egemenlik ve toprak bütünlüğünü destekleyen istikrarlı tutumunu takdirle karşıladığını belirtti.

Somalili Bakan ayrıca, Afrika Boynuzu bölgesinde güvenlik ve istikrarın desteklenmesine katkı sağlayacak şekilde, ortak ilgi alanına giren çeşitli ikili ve bölgesel konularda Mısır ile koordinasyon ve istişarenin sürdürülmesine verilen önemi vurguladı.

Mısır, Somali ile ikili ilişkilerin farklı düzeylerde kaydettiği ivmeyi memnuniyetle karşılıyor. Bu kapsamda iki ülke arasında Mısır Hava Yolları'nın uçuş hattı açıldı, 2024 ağustosunda askeri iş birliği protokolü imzalandı, Mısır Büyükelçiliği tamamen Mogadişu'ya taşındı ve geçtiğimiz yılın ocak ayında ilişkilerin ‘stratejik ortaklık’ düzeyine yükseltilmesine ilişkin siyasi bildiri imzalandı.

Mısır, geçtiğimiz haziran ayı ortalarında, işgal altındaki Kudüs kentinde ‘Somaliland Büyükelçiliği’ olarak adlandırılan temsilciliğin açıldığı duyurusunu şiddetle kınadığını açıklamış ve bu adımın uluslararası hukukun ve Kudüs'e ilişkin uluslararası meşruiyet kararlarının açık bir ihlalini teşkil ettiğini belirtmişti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı o dönemde, Kudüs'te yasa dışı bir durumu kalıcı hale getirmeyi amaçlayan tek taraflı adımlara veya uluslararası hukuk kurallarına ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına aykırı herhangi bir oluşum ya da düzenlemeye meşruiyet kazandırılmasına tamamen karşı olduğunu vurgulamıştı.


Gazze'de savaş sonrası planlar mevcut gerçekliğin yarattığı zorluklarla karşı karşıya

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta Hamas Hareketi’ne bağlı İzzettin el-Kassam Tugayları üyeleri, Şubat 2025 (Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta Hamas Hareketi’ne bağlı İzzettin el-Kassam Tugayları üyeleri, Şubat 2025 (Reuters)
TT

Gazze'de savaş sonrası planlar mevcut gerçekliğin yarattığı zorluklarla karşı karşıya

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta Hamas Hareketi’ne bağlı İzzettin el-Kassam Tugayları üyeleri, Şubat 2025 (Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta Hamas Hareketi’ne bağlı İzzettin el-Kassam Tugayları üyeleri, Şubat 2025 (Reuters)

Gazze'de ateşkesin yürürlüğe girmesinin üzerinden dokuz ay geçmesine ve çatışmaların yeniden alevlenme riskine rağmen, ilgili taraflar iki yıllık savaşın yıkıma uğrattığı Filistin bölgesinde savaş sonrası döneme ilişkin planlarını sürdürüyor.

Yönetim, güvenlik ve insani yardım planları şekillenmeye başlasa da siyasi bir anlaşmaya varılamaması, güvenilir güvenlik garantilerinin bulunmaması ve sürdürülebilir finansmanın sağlanamaması nedeniyle büyük ölçüde teorik düzeyde kalmaya devam ediyor.

Aşağıda, iki milyondan fazla Filistinliyi barındıran yıkıma uğramış bölgenin yeniden inşasına yönelik çabalarında yerel ve uluslararası aktörlerin karşı karşıya olduğu başlıca zorluklardan bazıları yer alıyor.

Güvenlik, Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail'e düzenlediği saldırının ardından Gazze'de patlak veren savaşın sonrasına ilişkin her senaryoda belirleyici bir unsur teşkil ediyor.

İsrail, Hamas Hareketi’nin silahsızlandırılmasını talep ederken, Hamas kapsamlı bir çözüme ulaşılmadıkça, Gazze’de bir Filistin yönetimi kurulmadıkça ve İsrail ordusu geri çekilmeye başlamadıkça bu talebi reddediyor.

Bununla birlikte, ABD Başkanı Donald Trump'ın geçtiğimiz ekim ayında Hamas ile İsrail arasında varılan ateşkes anlaşmasında arabuluculuk rolü üstlenmesinin ardından oluşturduğu Gazze Barış Konseyi’nde görevli bir yetkili, silahsızlanmanın artık sahada ilerleme kaydedilmesi için temel bir şart olmaktan çıktığını belirtti.

Yetkili, konseyin deneme amaçlı bir ‘insani bölge’ oluşturulması üzerinde çalıştığını belirtirken, ‘planın tamamının en kötümser senaryoya, yani Hamas'ın silahsızlanmayı reddetmesi ihtimaline dayandığını’ açıkladı.

Yetkili, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, “Müzakerelerde ilerleme kaydetmedik, ancak yine de yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Yetkili bu bağlamda, dört ülkenin (Fas, Kosova, Arnavutluk ve Kazakistan) planlanan projelerden biri olan ve bölgede düzenin sağlanması amacıyla Gazze Barış Konseyi şemsiyesi altında faaliyet gösterecek bir Uluslararası İstikrar Gücü’nün (ISF) kurulmasına şu anda ciddi şekilde bağlılık gösterdiğini ifade etti.

fgthyu7ı
Gazze şehrinin bir caddesinde Hamas’a bağlı polis gücünün bazı üyeleri (Arşiv - Reuters)

Gazze ile İsrail arasındaki Kerem Şalom Sınır Kapısı yakınlarında İsrail tarafında bulunan lojistik üslerden biri ‘tamamlanmak üzere’ ve olası konuşlandırma öncesinde yaklaşık 500 askeri barındırabilecek. Ancak bu gücün sahadaki müdahale yöntemlerinin belirlenmesine hâlâ ihtiyaç duyuluyor.

Bunun yanında bir Filistin polis gücü oluşturulmasına yönelik hazırlıklar sürüyor. Aynı kaynağa göre yaklaşık 20 bin katılım başvurusu kaydedildi. Ancak diplomatik bir kaynak, eğitim kurslarının henüz başlamadığını belirtirken, İsrail 5 bin polisten oluşacak bir gücün çok büyük olacağını değerlendirerek mevcut aday listelerini reddediyor.

İnsani ihtiyaçlar hâlâ büyük boyutlarda seyrediyor.

Birleşmiş Milletlerin (BM) tahminlerine göre yeniden inşa sürecinin yıllar alması ve on milyarlarca dolar gerektirmesi bekleniyor. Sahada faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlara göre ise inşaat malzemeleri ve enkaz kaldırma ekipmanları yetersiz durumda.

Gazze Barış Konseyi’ne göre önemli bağış taahhütlerine rağmen, beklenen finansmanın büyük bir kısmı henüz kullanıma sunulmadı.

Konseyde görevli yetkili, ‘elimizdeki finansmanın acil ihtiyaçlarımızı karşıladığını’ belirterek, başka ‘insani bölgeler’ oluşturulması planlanması halinde ‘daha fazla finansmana ihtiyaç duyacaklarını’ sözlerine ekledi.

Aynı yetkili bu haftanın başlarında, konseyin hâlihazırda bölgenin güneyindeki Refah'ta güvenlik denetiminden geçirilecek on binlerce sivili barındırmayı amaçlayan ‘deneme niteliğinde bir insani bölge’ oluşturmayı planladığını açıklamıştı.

Hamas Hareketi, Fetih Hareketi (El Fetih) ile yaşanan askeri çatışmaların ardından 2007 yılında bölgeyi güç kullanarak ele geçirdiğinden bu yana Gazze'yi yöneten hükümet çalışma komitesini feshettiğini duyurdu.

Hükümetin feshedilmesi kararının ardından bu sorumluluklar, Gazze Barış Konseyi tarafından oluşturulan ve bağımsız Filistinli yetkinliklerden oluşan bir organ olan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’ne (NCAG) devredildi. Bu komitenin geçiş döneminde bölgenin yönetimini üstlenmesi öngörülüyor.

Hamas’tan bir yetkili, Gazze bakanlıklarındaki yetkililerin devir sürecini komiteyle koordine etmeye çoktan başladığını belirtti.

defrgty
Hamas Hareketi’ne bağlı İzzettin El-Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv - Reuters)

Ancak geçici olarak Kahire'de bulunan NCAG, henüz bölgeye giriş yapamadı. Filistinli ve diplomatik kaynaklar, İsrail'in komite üyelerinin girişini engellediğini belirtiyor.

NCAG geçici bir yapı olarak sunulurken, birçok Avrupalı ve Arap yetkili, mevcut Filistin kurumlarını da kapsayan daha geniş bir siyasi çerçeveye duyulan ihtiyaç üzerinde ısrarla duruyor.

Avrupalı temsilciler, kamu hizmetlerinin yeniden başlatılması ve yeniden inşa sürecini görüşmek üzere NCAG ile bir araya geldi. Avrupalı taraflar, bu sürecin Filistin Yönetimi ile koordineli şekilde yürütülmesini tercih ediyor.

Bunun yanı sıra gözlemciler, güvenlik birimleri üzerinde yetkisi ya da sınırlar üzerinde denetimi bulunmayan, sadece kamu hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu bir yönetimin oluşturulmasının risklerine dikkati çekerken bu durumun, Hamas'ın silahını elinde tutması halinde söz konusu yönetimin Hamas karşısındaki konumunu zayıflatabileceğini vurguluyor.


Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılar arasında askeri iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor

Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılı bölgesel koşullar karşısında askeri koordinasyon ve iş birliğini artırıyor (Mısır Ordusu)
Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılı bölgesel koşullar karşısında askeri koordinasyon ve iş birliğini artırıyor (Mısır Ordusu)
TT

Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılar arasında askeri iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor

Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılı bölgesel koşullar karşısında askeri koordinasyon ve iş birliğini artırıyor (Mısır Ordusu)
Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılı bölgesel koşullar karşısında askeri koordinasyon ve iş birliğini artırıyor (Mısır Ordusu)

Mısır ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, Büyük Göller bölgesinin tanık olduğu güvenlik ve siyasi zorlukların artması, Kinşasa'daki çalkantıların dizginlenmesine yönelik çabalar ve Mısır'ın Nil Nehri suları meselesinde koordinasyonu güçlendirme konusundaki hassasiyeti çerçevesinde gelişmeye devam ediyor.

Mısır Savunma Bakanı Orgeneral Eşref Salim Zahir, Kahire'de Demokratik Kongo Savunma Bakanı Guy Kabombo Muadiamvita ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin güçlendirilmesi yollarını görüştü. Görüşme, Mısır ordusunun cumartesi günü yaptığı açıklamada duyuruldu.

Muadiamvita’nın Kahire ziyareti, Demokratik Kongo Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi'nin başkent Kahire’ye yaptığı ve Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile bir araya geldiği ziyaretin üzerinden bir ay geçtikten sonra gerçekleşti.

The Middle East gazetesine konuşan bir askeri strateji uzmanı, iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘tarihi olduğunu ve geçen yüzyılın altmışlı yıllarına dayandığını, son yıllarda ortaklığın hız kazandığını ve bunun özellikle su meselesi başta olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası konuda görüş birliğine yansıdığını’ belirtti. Uzman ayrıca Mısır'ın, Demokratik Kongo'nun doğusundaki çalkantıları durdurmaya yönelik arabuluculuk çabalarını da desteklediğini kaydetti.

Nil Nehri havzasına kıyısı bulunan ülkelerden biri olan Demokratik Kongo, Mısır tarafından yapılan resmi açıklamalara göre Etiyopya ve bazı diğer Afrika ülkelerinin öncülüğünde Nil Nehri sularının Etiyopya politikalarıyla uyumlu şekilde yeniden paylaştırılmasını amaçlayan Entebbe Anlaşması'nı henüz imzalamayan ülkeler arasında yer alıyor.

1999 yılında Nil havzası ülkeleri için, Uganda'nın Entebbe kentinden ismini alan bir çerçeve anlaşması ilan edilmişti. Anlaşma 2010 yılında Etiyopya, Ruanda, Tanzanya, Uganda ve Burundi tarafından imzaladı. Güney Sudan ise 2024 temmuzunda anlaşmaya katıldı. Anlaşmaya Mısır ve Sudan karşı çıkarken, Kenya ve Demokratik Kongo tarafından imzalanmadı.

Askeri görüşmeler

Mısır ordusu, Orgeneral Zahir'in Muadyamvita ile ‘bölgesel ve uluslararası düzeydeki gelişmeler ile bunların Afrika kıtası içindeki güvenlik ve istikrar üzerindeki yansımalarını, ayrıca iki ülke arasında askeri ve güvenlik alanındaki iş birliğinin artırılmasına yönelik mutabakatı’ ele aldığını bildirdi.

Zahir, görüşme sırasında ‘Mısır-Demokratik Kongo ortak ilişkilerinden duyduğu memnuniyeti ve koordinasyon ile ortak çalışmanın sürdürülmesinin, askeri iş birliğinin çeşitli alanlarında dayanışma ve destek bağlarının güçlendirilmesinin önemini’ dile getirdi. Demokratik Kongo Savunma Bakanı ise, Mısır'ın Afrika kıtasının tüm meselelerine verdiği desteği takdirle karşılayarak, ortak ilgi alanına giren konularda daha fazla koordinasyon kurulmasını umduğunu belirtti.

Geçtiğimiz 10 Haziran'da, Nil Nehri meselesi ile Demokratik Kongo'nun doğusundaki insani ve güvenlik durumu, Cumhurbaşkanı Sisi'nin Kongolu mevkidaşı Tshisekedi ile Kahire ziyareti sırasında gerçekleştirdiği görüşmelerin başında yer aldı. Bu ziyaret, geçtiğimiz yılın ekim ayında gerçekleştirilen ziyaretin ardından bir yıldan kısa bir süre içinde ikinci ziyaret niteliği taşıyordu.

xscdfvg

Mısır Cumhurbaşkanlığı'nın o dönemki açıklamasına göre iki lider Nil havzası ülkeleri arasındaki iş birliğinin gelişimini ele aldı ve ‘sınır ötesi uluslararası nehirleri düzenleyen uluslararası hukuka saygı gösterilmesi gerekliliğini’ vurguladı.

Stratejik ve askeri uzman Tümgeneral Samir Ferec, Mısır'ın su güvenliğini koruma çabalarını güçlendirdiğini ve başta Demokratik Kongo olmak üzere tüm Nil havzası ülkeleriyle ilişkilerini pekiştirdiğini değerlendirdi. Ferec, Demokratik Kongo'nun, herkesin çıkarına hizmet edecek ve hiç kimseye zarar vermeyecek program ve projeler konusunda mutabakata varılması amacıyla tüm Nil havzası ülkeleri arasında diyalog ve müzakerenin sürdürülmesinin önemi konusunda Kahire ile aynı görüşü paylaştığını belirtti.

Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, geçtiğimiz haziran ayında Kahire'de Demokratik Kongo Cumhurbaşkanı Tshisekedi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, ülkesinin ‘Demokratik Kongo'nun doğusunda barışın tesisi, güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanması çabalarını desteklemeye devam etme ve Afrikalı ile uluslararası arabulucuların gösterdiği çabalara destek verme’ konusundaki kararlılığını vurguladı. Sisi, ‘sonraki aşamalarda güven artırıcı önlemlerin desteklenmesi, barışın pekiştirilmesi ile yeniden inşa ve kalkınma çabalarına destek verilmesi’ konusunda hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

Demokratik Kongo'nun doğusu, başta 23 Mart Hareketi olmak üzere isyancı gruplarla birlikte, terör örgütü DEAŞ'a bağlı radikal bir grubun da faaliyet gösterdiği güvenlik çalkantılarına sahne oluyor. Ülke aynı zamanda Ebola virüsü salgınıyla mücadele ediyor ve ülkede 7 milyon yerinden edilmiş kişi bulunuyor. Birleşmiş Milletler (BM), 2025 yılı başlarından bu yana tırmanan Kongo'nun doğusundaki çatışmayı ‘dünya üzerindeki en karmaşık ve en tehlikeli insani krizlerden biri’ olarak nitelendirdi.

Ferec, Mısır'ın ‘halihazırda sürdürülen uluslararası çabalar aracılığıyla Demokratik Kongo'daki istikrar çabalarını ve bunu sağlayacak her şeyi desteklediğini’ vurgulayarak, Mısır'ın Ebola'ya karşı sağlık desteğinin yanı sıra Afrika Birliği (AfB) kurumları ve bünyesindeki Barış ve Güvenlik Konseyi aracılığıyla arabuluculuk çabalarında rol oynamasının beklendiğini belirtti.