İran'dan Türkiye'ye Irak'ta garantisiz yeşil ışık

Şarku’l Avsat, PKK’yı tasfiye etme planının ayrıntılarını araştırıyor.

DEAŞ’dan kurtarılmasından üç yıl sonra harabeye dönmüş Sincar'da bir Irak askeri. (AP)
DEAŞ’dan kurtarılmasından üç yıl sonra harabeye dönmüş Sincar'da bir Irak askeri. (AP)
TT

İran'dan Türkiye'ye Irak'ta garantisiz yeşil ışık

DEAŞ’dan kurtarılmasından üç yıl sonra harabeye dönmüş Sincar'da bir Irak askeri. (AP)
DEAŞ’dan kurtarılmasından üç yıl sonra harabeye dönmüş Sincar'da bir Irak askeri. (AP)

Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Bağdat ve Ankara arasındaki çok önemli bir anlaşmanın ortağı olurken, İran da resmin merkezinde yer alıyor. Iraklı ve Türk kaynaklar, yakın zamanda imzalanan anlaşmanın PKK’ya yönelik askeri harekatın ötesine geçerek Gazze savaşından sonra Ortadoğu haritasıyla ilgili kapsamlı düzenlemeleri içerdiğini söylüyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Türk yetkili, Ankara'nın ‘planının’ bir kısmını ‘Gazze savaşının ertesi günü yaşanacak değişikliklere ve başta Irak olmak üzere bölgede sıfır güvenlik sorunuyla bu değişikliklere uyum sağlama niyetine hazırlık’ olarak açıkladı.

Tahran'ın resmin içinde olması nedeniyle Haşdi Şabi'nin adı, PKK’nın Sincar'daki varlığıyla ilişkilendiriliyor. Ancak PKK ile Şii gruplar arasındaki ‘kan kardeşliği’ Türkiye'nin yeni yolunu engelleyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Iraklı kaynaklardan edindiği bilgiler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın geçen hafta CNN Türk'e verdiği röportajda Haşdi Şabi lideri Falih el-Feyyad'ın adını anarak “Sincar konusunda Irak devleti tarafından finanse edilen resmi bir kurumla anlaşıldı” sözleriyle ortaya koyduğu tabloyla örtüşüyor.

Türkiye bu kez güney sınırındaki kronik gerilimi sona erdirmek için Irak'taki hatırı sayılır siyasi ve askeri ağırlığını ve daha kapsamlı ilişkilerini ortaya koyuyor gibi görünse de Bağdat'taki iç dengeler ve PKK'nın Sincar'da artan etkisi anlaşmanın başarısını tehdit ediyor.

Iraklı kaynaklar, ‘Türkiye'nin kapsamlı hamlesini’, Gazze'deki savaşın sona ermesinin ardından Ortadoğu bölgesinin statüsüne yönelik bölgesel hazırlıkların bir parçası olarak tanımlamakta hemfikir. Kuşkusuz bu da ‘güvenlik gerilim odaklarının tasfiyesini’ gerektiriyor.

avsat

Ne oldu?

Fidan, 13 Mart'ta Bağdat'ta Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ve aralarında Falih el-Feyyad ve Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci'nin de bulunduğu güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi.

Görüşmenin ardından hükümet tarafından yapılan açıklamada “PKK'nın Irak topraklarındaki varlığı anayasanın ihlali olarak değerlendirilmektedir” denildi. Türkiye bu açıklamayı kutlarken, güvenlik çevreleri PKK’yı ortadan kaldırmak için Süleymaniye'den Sincar'a ve oradan Suriye sınırına kadar 40 kilometrelik bir ‘tampon bölgeden’ söz etti.

O akşam Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Fidan'ın Ankara'ya dönüş uçağına binmedi ve geceyi Irak sınırında, Hakkari'deki 3. Piyade Tümeni karargâhında geçirdi. O gün Ankara, kapsamlı bir plana sahip olduğunun sinyalini verdi.

Türk sıfır saati

Bağdat ve Erbil'deki iki kaynağa göre Ankara, Iraklı kurumlardan yıllardır PKK ile mücadelenin uzun soluklu olduğu ve sonuç vermediği yönünde eleştiriler alıyor. Ayrıca ‘herkesin başını ağrıtan bu sorundan kurtulmak için neden nihai bir askeri operasyon yapılmadığı’ sorusu soruluyor. Ancak sonunda kararlı bir şeyler yapmaya ikna olmuş gibi görünüyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Iraklı kaynaklara göre Fidan Bağdat'a gelmeden önce Bağdat'a, İran'ın PKK ile ilgili yeni durumu kabul etmesini de içeren Türk planının ana hatları hakkında bilgi verildi.

Resmi istişareler başladığında ‘sıfır saati de dahil olmak üzere her şey hazırdı’ diyen Iraklı resmi bir kaynak, “planda yeni olan şey, iki ülke arasında daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde Haşdi Şabi'nin belirli alanlarda destek için bir ortak olması” diye ekledi.

İran'ın Irak'ta PKK'dan kurtulmayı neden kabul ettiği ve bunun nasıl yapılacağı henüz bilinmiyor. Zira PKK militanlarının faaliyetleri 2016'dan bu yana İran için Şam ve Beyrut'a uzanan önemli bir stratejik hat üzerinde İran yanlısı gruplarla çakışıyor.

(foto altı) Sincar Direniş Birlikleri'nin iki üyesi Ummu’z Ziyban köyü yakınlarında DEAŞ savaşçıları tarafından kullanılan bir yola patlayıcı yerleştirirken (arşiv - Reuters)
Sincar Direniş Birlikleri'nin iki üyesi Ummu’z Ziyban köyü yakınlarında DEAŞ savaşçıları tarafından kullanılan bir yola patlayıcı yerleştirirken (arşiv - Reuters)

Ancak Iraklı kaynaklara göre anlaşma, Türkiye'nin Irak'ta Tahran'ı yatıştırmak için Amerikalılarla arabuluculuk yapmasını ve Türkiye'nin garantisiyle İran'ın bölgesel ticarette daha büyük bir rol oynamasını sağlıyor. Anlaşma ayrıca Bağdat'a petrol ihracatı, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bölgesi ve Kerkük'teki işlevsiz durum ve sınır ötesi ticari kalkınmaya daha fazla katılma gibi karmaşık krizlerin üstesinden gelmesine yardımcı olmayı da içeriyor. Özetle bu, ‘çoklu anlaşmalardan oluşan bir sepet’.

Gazze'de ertesi gün Türkiye

Iraklı bir diplomatın askeri operasyonlar sonrası anlaşmanın siyasi boyutunu ‘Gazze savaşı sonrası beklenen değişikliklere kapsamlı hazırlık’ olarak özetlemesi, bir Türk danışmanın Şarku’l Avsat'a Ankara'nın ‘savaşın ertesi günü Gazze ve bölge ülkeleriyle ilgili birkaç maddelik bir dosya’ hazırladığını söylemesiyle örtüşüyor.

Adının açıklanmasını istemeyen Türk yetkili, Dışişleri Bakanlığı ve Türk güvenlik kurumlarının yaklaşık beş ay önce Ankara'nın Gazze savaşının yansımalarıyla başa çıkma ve savaştan sonra beklenen değişikliklere uyum sağlama seçeneklerini içeren bir plan hazırladığını belirterek, Irak ve Suriye'nin ‘bu resmin iki parçası olduğunu’ vurguladı.

Bu bağlamda, Sünni siyasetçi ve eski Ninova Valisi Esil en-Nuceyfi, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte “bölgedeki tüm ülkelerin Gazze savaşının bir sonucu olacağını ve bölgedeki büyük güçlerin stratejisinde değişiklikler olduğunu anladığını” söyledi.

Nuceyfi'ye göre bu değişiklikler, ya yakın gelecekte daha büyük bir role hazırlanmak ya da bu ülkelerin ulusal güvenliğini etkileyebilecek herhangi bir planı önlemek için proaktif adımlar atılmasını gerektiriyor. Nuceyfi, “Türkiye, çıkarlarını geliştirmek için yaptığı hesaplamalarda en stratejik davranan” dedi.

Ancak bir Türk diplomatik kaynak ‘Türkiye'nin Irak'taki askeri operasyonlarının Gazze'deki durumla doğrudan ilgili olduğunu’ reddederek operasyonların Haziran ayında başlayabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Nisan sonunda Bağdat'ı ziyaret etmesi ve ortak operasyon merkezi ile tampon bölgeyi içeren mutabakat zaptını imzalaması bekleniyor. Türk kaynaklara göre Erdoğan döndüğünde ‘sıfır saati gelmiş olacak’.

Şii Koordinasyon Çerçevesi’nden Iraklı bir siyasetçi, Ankara'nın PKK'nın etki alanlarını Irak ve İran'la birlikte bir ‘güvenli ortaklık bölgesine’ dönüştürmek istediğini ve Türklerin ‘bu dosyayla ilgilenen bölgesel oyuncuların Gazze savaşından sonraki güne sıfır gerginlikle ulaşmaları için açık bir istek gösterdiğini’ söyledi.

Bu durum Türkiye'nin neden şimdi Irak'ta ağırlığını koyduğunu açıklayabilir. Nuceyfi, “Türkiye'nin bölgedeki alevli ve belirsiz durumun ortasında ateş topunun kendisine doğru yuvarlanmasını engellemesi gerektiğine” inanıyor ve bu nedenle Irak ve Suriye'yi ‘PKK daha büyük bir krize dönüşmeden önce doğrudan ve güçlü önlemler almaya’ çağırıyor.

Iraklı bir siyasetçi Bağdat'ın söz konusu anlaşmayı, Haşdi Şabi’nin iki ülke arasındaki resmi istişarelerde öne çıkmasına dönüştürdüğünü, ancak planın bu kısmının, özellikle de Sincar'da PKK'ya karşı silahlı bir çatışma senaryosunun ‘halen tartışılmakta olduğunu’ söyledi.

Türkiye'nin planında IKBY'nin dağlık bölgelerinde geniş çaplı bir askeri operasyon yapılması ve Bağdat'ın operasyon sırasında istihbarat desteği, harita, bilgi ve sınır gözetimi sağlaması öngörülüyor.

Ancak Türkiye'nin tampon bölgesinin her iki tarafında yer alan Süleymaniye ve Sincar, İran'ın nüfuz alanıyla çakışıyor ve Ankara'nın farklı siyasi ve güvenlik düzenlemeleri yapmasını gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Kürt kaynağa göre “Türkler, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani ile yeni bir ilişki kurarak ve Erbil'deki Demokrat Parti ile olan dengesizliği gidermek de dahil olmak üzere onunla ortaklık fırsatlarını araştırarak Süleymaniye'deki PKK'yı etkisiz hale getirmeye çalışıyor.”

Talabani de dahil olmak üzere KYB liderlerinin bölgedeki önemli ülkelerin anlaşmalarıyla ters düşmelerinin zor olduğunu söyleyen Nuceyfi, anlaşmanın şüphesiz İran, Irak ve Türkiye'nin onayını ve IKBY'deki resmi otoriteyi içerdiğine inanıyor.

Sincar'daki düğüm

Ankara'ya muhalif bir Kürt partisiyle varılan uzlaşma İran'ın anlayışıyla başarıya ulaşabilir. Ancak Türkiye'nin anlaşması çerçevesinde Haşdi Şabi’nin devralacağı Sincar'daki tablo daha karmaşık.

Nuceyfi, Şarku'l Avsat'a Şii grupların etkisinin Sincar'la sınırlı olduğunu ve geri kalan bölgelere yayılmadığını söyledi. Çünkü karadaki askeri operasyonların alanı en azından ilk aşamada Sincar'dan uzakta, IKBY'nin içinde olacak. Türkiye, federal hükümetin resmi onayıyla bölgesel yetkililerden daha fazla iş birliği bekliyor.

Yezidi nüfusun çoğunlukta olduğu Türkiye ve Suriye sınırındaki bu bölgede çok sayıda silahlı grup bulunuyor. Bölgedeki yerel bir yetkili “Irak ordusu bile onlardan biriymiş gibi davranıyor” ifadesini kullandı.

(foto altı) Irak ordusunun Sincar Direniş Birlikleri’ne yönelik saldırısının ardından 3 Mayıs 2022'de Sincar'daki bir üstte bir kamyonun üzerinde duran Irak askerleri (AP)
Irak ordusunun Sincar Direniş Birlikleri’ne yönelik saldırısının ardından 3 Mayıs 2022'de Sincar'daki bir üstte bir kamyonun üzerinde duran Irak askerleri (AP)

Sincar'ı ‘iç savaş sırasındaki Beyrut gibi...’ diye tanımlayan yetkili, “Temas hatları yakın ve her zaman savaşmaya hazır olan bölgesel ve yerel çıkarları temsil eden silahlı gruplar arasında silahlar hazır” dedi.

Haşdi Şabi ile PKK yıllardan beri ittifak içinde olduklarını ilan ettiler. Şii bir grup liderinin ifadesiyle DEAŞ'a karşı savaştıkları günlerden beri aralarında bir ‘kan kardeşliği’ oluştu.

‘Kan kardeşliğini’ bozmak

Haşdi Şabi'nin son birkaç yıldır süren bir saha ortaklığından sonra PKK militanlarını nasıl etkisiz hale getirebileceğini görmek zor.

Bu ittifakın niteliğine ilişkin bilgiler farklılık gösteriyor. Şii gruptan iki lider Şarku'l Avsat'a ‘iki taraf arasında bir sinerji olduğunu; Haşdi Şabi'nin lojistik ve askeri hizmet alma karşılığında PKK liderlerine Sincar, Tel Keyf, Ninova Ovası ve Musul'un merkezinde güvenli yerler sağladığını’ söyledi.

Ancak, biri Bağdat'taki etkili bir grubun lideri olan üç saha kaynağına göre, ‘mesele bundan çok daha fazlası, çünkü Haşdi Şabi ile PKK arasındaki ittifak kararı İran’ın kararı.’

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar şunları söyledi: “PKK çok güçlü... Irak'ın tüm güvenlik birimleri PKK'nın gücü ve silahları konusunda doğru bir algıya sahip değil. Irak ordusu bile eski Başbakan Mustafa Kazımi döneminde Sincar'daki militanlarına karşı son iki çatışmada başarısız oldu.”

Kaynaklar, PKK militanlarının geçtiğimiz yıllarda Sincar'da, özellikle de dağlık bölgelerde karmaşık bir tünel ağı kurduğunu iddia etti. Şarku'l Avsat'a konuşan yerel gazeteciler ‘kamyonların şehir meydanlarından tünel açma sahalarına kazı işçileri taşıdığını gözlemleyebildiklerini’ söyledi.

Şarku'l Avsat, Sincar'daki yerel yetkililere ve Şii silahlı grupların üyelerine tünellerle ilgili sorular sordu, ancak cevap vermeyi reddettiler.

Uzman güç

Ninova vilayetinde önde gelen bir siyasetçi, PKK'yı ‘konuşlanma, konumlanma ve kontrolü sıkılaştırma konusunda uzman bir güç’ olarak tanımladı. Bu nedenle Haşdi Şabi'nin PKK'dan nasıl kurtulacağını ya da Türkiye'nin PKK'yı etkisiz hale getirmesine nasıl yardımcı olacağını tahmin etmek zor.

Sincar'ın eski belediye başkanı Mahma Halil, yaklaşık iki yıl önce imzalanan kent için normalleşme anlaşmasını hatırlatarak çözümün ‘istisnasız tüm yabancı militanların sınır dışı edilmesi ve güvenlik yetkisinin Sincar halkına devredilmesi’ olduğuna inanıyor.

Sorun, Halil'in ‘Sincar'a yabancı’ olarak gördüğü silahlı gruplara çok sayıda yerel sakinin katılmasında yatıyor. Saha kaynakları, PKK ile müttefik grupların üyelerinin yaklaşık yüzde 70'inin Sincarlı olduğunu ve aynı durumun Şii gruplar için de geçerli olduğunu söylüyor.

Nuceyfi, PKK'nın varlığının yerel durumu etkileyen bir Irak meselesine dönüşeceğini ve Irak'ın bu iç krizle yüzleşmek için Türkiye'nin yardımına ihtiyaç duyacağını söyledi.

Nuceyfi, sonunda PKK'nın ‘bir manipülasyon aracı ve pazarlık kozundan başka bir şey olmadığını’ anlayacağını ve ‘rolü sona erdiğinde herkesin onu ortadan kaldırmak için iş birliği yapacağını’ ifade etti.

Erbil'deki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) çevreleri ise ‘Haşdi Şabi ile yapılan anlaşmanın ona karşı bir argüman oluşturmak olduğunu’ düşünüyor. Sincar'daki güvenlik dosyasıyla bağlantılı bir Kürt lider şunları söyledi: “Haşdi Şabi, PKK’yı etkisiz hale getirmeyi başaramadığında Türkiye’nin Sincar'da askeri bir operasyonu meşrulaştırmaya çalışacağını hissediyorum. Türkiye, ‘sizi iki ülkeye yönelik en büyük tehditle yüzleşmeniz için bıraktık, ancak başarılı olamadınız’ diyecek.”

Şii grupların Irak hükümetinin PKK konusunda Türkiye ile vardığı anlaşmaya bağlılığına şüpheyle yaklaşan Nuceyfi, “İki taraf arasındaki toplantıların formatı resmi makamların Sincar'daki aktörlerle arabulucu olduğunu gösterse de, şimdi soru şu: Gruplar devletin direktiflerine uyacak mı?” ifadesini kullandı.

Tampon bölge

Bir soru daha var: Haşdi Şabi, PKK militanlarını nasıl etkisiz hale getirecek?

Eski Başbakan Nuri el-Maliki bir televizyon röportajında “Sincar'da halka zarar verdikleri sürece PKK militanlarıyla yüzleşmek gerektiğini, ancak PKK’ya karşı Türkiye ile iş birliğinin nasıl olacağını tam olarak bilmediğini” söyledi.

Adının açıklanmasını istemeyen bir Şii siyasetçi “İran'ın yeşil ışık yakması belirleyici değil. Tahran Türkiye'yle iyi bir anlaşma yapmak istiyor ama Türkiye'ye açık çek vermeyeceği gibi Irak'taki silahlı nüfuzunu da riske atmayacaktır. İran süreci izliyor ve gelişmelere göre her şey değişebilir. Şu anda bildiğimiz Sincar'da sınırlı bir uzlaşma olduğu” ifadelerini kullandı.

Sincar'daki yerel kaynaklar Sincar'dan Suriye sınırına doğru göreceli bir göç hareketi kaydetti. Kaynaklar, ‘PKK içindeki etkili liderlerin sahadaki gelişmelerden haberdar olur olmaz aileleriyle birlikte bölgeyi terk etmeye başladıklarını’ öne sürdü.

Aynı zamanda kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Haşdi Şabi'nin yerel PKK unsurlarını Şii gruplar arasında konuşlandıracağını açıkladı. Şii liderlerin bakış açısına göre bu, ‘PKK’dan görünürde kurtulmak için en iyi çözüm’ ve aynı zamanda ‘KDP’ye sadık Kürt güçleri pahasına Sincar üzerinde tam kontrol’ sağlayacak.

Bu şu ana kadar ne anlama geliyor? Haşdi Şabi, Irak, İran ve Türkiye için stratejik bir bölgede nüfuzunu güçlendirmek amacıyla Türkiye'nin anlaşmasını kullanacaktır. Askeri operasyon varsayımsal olarak PKK militanlarının IKBY dağlarından atılmasıyla sona erecek. Ancak Tahran ‘kritik bir anda beklenmedik bir kart’ oynamazsa, Bağdat'taki siyasi ve diplomatik danışmanların tanımladığı gibi, Türkler ve İranlılar arasındaki karmaşık ortaklıklardan farklı bir modelde, Türk tampon bölgesini İranlı grupların konuşlandığı İran şeridi ile Suriye'nin batısında birleştirecek.



Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynak: Gazze'de yeni bir savaşı önlemek için Mısır-İsrail görüşmesi yapıldı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yerinden edilmiş insanlar için sığınak haline getirilen bir caminin çatısında temizlik yapan Filistinli bir kadın, 10 Temmuz 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yerinden edilmiş insanlar için sığınak haline getirilen bir caminin çatısında temizlik yapan Filistinli bir kadın, 10 Temmuz 2026 (AP)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan bir kaynak: Gazze'de yeni bir savaşı önlemek için Mısır-İsrail görüşmesi yapıldı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yerinden edilmiş insanlar için sığınak haline getirilen bir caminin çatısında temizlik yapan Filistinli bir kadın, 10 Temmuz 2026 (AP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, yerinden edilmiş insanlar için sığınak haline getirilen bir caminin çatısında temizlik yapan Filistinli bir kadın, 10 Temmuz 2026 (AP)

Muhammed er-Reyyis

Gazze anlaşması müzakerelerine ilişkin süreci yakından takip eden bilgi sahibi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kahire’de son saatlerde Mısırlı ve İsrailli heyetler arasında gerçekleştirilen görüşmenin ayrıntılarını paylaştı. Kaynağa göre görüşme, Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasını tehdit edebilecek olası sorunların önüne geçmek amacıyla yoğun diplomatik çabalar kapsamında yapıldı.

İsrail Kamu Yayın Kurumu, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, İsrail ordusundan üst düzey subaylardan oluşan bir heyetin Kahire’ye giderek son iki gün içinde Mısır ordusunun üst düzey yetkilileriyle Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş sürecini ele aldığını duyurdu.

Mısır ile İsrail arasındaki görüşme, Hamas liderlerinden Halil el-Hayye başkanlığındaki bir heyetin, geçen yıl ekim ayında imzalanan Gazze anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınmasına ilişkin arabulucularla temaslarda bulunmak üzere Kahire’de bulunduğu sırada gerçekleşti.

Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde savaş nedeniyle yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kampta, omzunda eşyalarını taşıyan bir Filistinli, enkazların yanından geçiyor. (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde savaş nedeniyle yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kampta, omzunda eşyalarını taşıyan bir Filistinli, enkazların yanından geçiyor. (AFP)

Mısırlı kaynak, Gazze konusunda istişarelerde bulunmak ve Hamas ile yürütülen temasları sürdürerek arabuluculuk çabalarını kurtarmak amacıyla ABD’li bir heyetin de bölgeye gelmesinin beklendiğini belirtti. Kaynak ayrıca, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim hesapları doğrultusunda savaşı yeniden başlatmaya hazırlandığına ilişkin bilgiler bulunduğunu aktardı.

Aynı kaynak, Kahire’deki görüşmelerin, geçen hafta ateşkes anlaşmasına ilişkin gündeme getirilen ve Hamas’ın itiraz ettiği öneriler üzerinde yoğunlaştığını ifade etti. Kaynağa göre İsrail heyeti, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’a iletilmek üzere bir mesaj sundu. Mesajda, Mladenov’un hazırladığı belgeye ilişkin yeni formülasyonlar temelinde yürütülen mevcut girişimlerin sonuç vermemesi halinde İsrail’in askeri seçeneğe yöneleceği ve Gazze Şeridi’nde askeri operasyon başlatacağı belirtildi.

Son üç ay boyunca Mladenov tarafından sunulan öneriler, yeniden imar sürecinin ilerleyebilmesi için öncelikle Gazze Şeridi’nin silahsızlandırılmasına odaklanırken, Hamas ise bu önerilere çekince koyarak anlaşmanın ilk aşamasında yerine getirilmeyen maddelerin uygulanmasını ve İsrail’in bölgeden çekilmesini talep etti.

Kaynağın aktardığına göre İsrail heyeti mesajında, Hamas’ın özellikle önerilen formüller çerçevesinde silahsızlanma maddesi başta olmak üzere anlaşmanın hükümlerine bağlı kalmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Arabulucuların ise Hamas’la, Mladenov’a iletilecek açık ve net bir metin üzerinde uzlaşılması için temaslarını sürdürdüğü, böylece sürecin ilerlemesinin ve İsrail’in askeri operasyonlarını yeniden başlatmasının önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtildi.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi’nde, bir çadırı hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden yakınının ardından göz yaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Tıp Kompleksi’nde, bir çadırı hedef alan İsrail saldırısında hayatını kaybeden yakınının ardından göz yaşı döken Filistinli bir kadın (AFP)

Mısırlı kaynak, Netanyahu’nun önümüzdeki aylarda yapılması beklenen seçimler öncesinde seçim hesaplarıyla yeni bir askeri operasyona girişebileceğine ilişkin bilgilerin giderek arttığı uyarısında bulundu. Kaynak, kamuoyu yoklamalarının Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve diğer rakip isimlerin şansını artırdığını, bu nedenle Netanyahu’nun siyasi desteğini ve kamuoyu nezdindeki konumunu yeniden güçlendirmeye çalıştığını ifade etti. Kaynağa göre bu süreci, Mladenov’un mevcut metinlerde herhangi bir değişikliği kesin biçimde reddetmesi ve Hamas’ın mevcut önerileri ciddiyetle ele alması yönündeki ısrarı da destekliyor.

Kaynağın aktardığına göre İsrail heyeti, ‘Mısır2ın sorumlu girişimlerine olumlu karşılık verme isteğini’ dile getirirken, Hamas’ın uzlaşmaz tutumunu sürdürmesi halinde hareketle kaçınılmaz bir çatışmanın yaşanacağını da vurguladı.

Mısırlı kaynak, Kahire’nin gerilim iddialarına rağmen İsrail heyetine ev sahipliği yapmasının, Mısır’ın tüm taraflara açık olduğunu ve taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını gidermek için yoğun çaba gösterdiğini ortaya koyduğunu belirtti. Kaynak, mevcut süreçte herhangi bir görüşmenin yapılmasının önünde de hiçbir engel bulunmadığını söyledi.

Kaynak, “Kahire, mevcut tablonun son derece tehlikeli olduğunun farkında olduğu için tüm taraflarla sorumlu bir şekilde temas kurmaya çalışıyor. Mısır, kötüleşen insani durumu kurtarmak, çatışmaların yeniden tırmanmasını, daha fazla saha komutanının hedef alınmasını ve koşulların daha da ağırlaşmasını önlemek amacıyla yoğun diplomatik girişimlerde bulunuyor” ifadelerini kullandı. Kaynak ayrıca, Gazze’deki gelişmeleri ele almak üzere ABD’li bir heyetin Mısır’a gelme ihtimalinin bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Kaynağa göre Mısır, İsrail hükümeti üzerinde mümkün olan en yüksek baskının kurulabilmesi amacıyla Türkiye ve Katar ile yakın koordinasyon yürütüyor. Önümüzdeki günlerde Mısır’ın ABD tarafıyla da temaslarda bulunmasının beklendiğini belirten kaynak, bu girişimlerin ABD yönetiminin barış planının temel maddelerine bağlı kalmasını sağlamak, plandan sapılmasını veya alternatif süreçlerin gündeme gelmesini önlemek ve Mladenov’un krizi daha da karmaşık hale getirebilecek yeni taslaklar hazırlamasının önüne geçmek amacı taşıdığını ifade etti.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta kaplarına su dolduran iki çocuk (AP)Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta kaplarına su dolduran iki çocuk (AP)

Mısırlı kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Hamas’ın arabulucu taraflarla yürüttüğü temaslarda zaman faktörünü kullanmayı sürdürebileceğini söyledi. Kaynağa göre hareket, ABD ile İran arasındaki müzakereler ve olası gerilimlerin seyrini bekleyerek ilerleyen süreçte müzakere pozisyonunu güçlendirmeyi hedefleyebilir. Ayrıca Hamas’ın, hareket içindeki seçim sürecinin henüz tamamlanmadığını gerekçe göstererek nihai kararlar alamayacağını ve kapsamlı mutabakat metinleri oluşturamayacağını öne sürmesinin de ihtimaller arasında yer aldığı belirtildi. Bu durumun ise sürecin ya askıya alınmasına ya da değerlendirme amacıyla bir süre belirsizlik içinde bırakılmasına yol açabileceği ifade edildi.

Buna karşın aynı kaynak, Mısır’ın, İsrail’de yaklaşan seçimler ve ABD Kongresi ara seçimleri öncesinde Gazze Şeridi’nde askeri gerilimin yeniden tırmanmasını önlemek için zamana karşı yarışacağını dile getirdi. Kaynak, birbirine bağlı bu siyasi gelişmelerin diplomatik ve siyasi süreçleri tamamen sekteye uğratabilecek nitelikte olduğuna dikkat çekti.

Kaynak ayrıca, mevcut belirsizliklere Mladenov’un ABD’nin desteğiyle üst düzey bir uluslararası göreve aday gösterilmesi ihtimalinin de eklendiğini belirtti. Bunun tüm taraflar açısından zaman baskısını artıracağını ve yerine yeni bir isim atanana kadar söz konusu görevde uzun süre boşluk yaşanabileceğini ifade eden kaynak, buna rağmen Mladenov’un yerine geçebilecek isimlerin de hazır olduğuna dair bilgiler bulunduğunu söyledi. Kaynağa göre bu isimler, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair ile ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff olarak öne çıkıyor.

İsrail saldırısında hedef alınan bir aracı inceleyen Filistinliler, Gazze, 9 Temmuz 2026 (Reuters)İsrail saldırısında hedef alınan bir aracı inceleyen Filistinliler, Gazze, 9 Temmuz 2026 (Reuters)

İsrail Kamu Yayın Kurumu, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, İsrail ordusundan üst düzey subaylardan oluşan bir heyetin Kahire’ye giderek son iki gün içinde Mısır ordusunun üst düzey yetkilileriyle Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş sürecini ele aldığını duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump, 29 Eylül 2025’te İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşını sona erdirmeyi amaçlayan bir plan açıkladı. Planın ilk aşamasında ateşkes ilan edilmesi, İsrail’in kısmi çekilmesi, İsrailli esirlerin serbest bırakılması ve Gazze’ye günlük 600 yardım tırının girişine izin verilmesi öngörüldü.

Hamas, ilk aşamadaki yükümlülüklerini yerine getirerek İsrailli esirleri serbest bırakırken, İsrail ise insani yükümlülüklerini yerine getirmedi ve askeri operasyonlarını sürdürdü. Bu süreçte bin 92 Filistinlinin hayatını kaybettiği, 3 bin 507 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Anlaşmanın ikinci aşaması ise İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nin yüzde 70'ten fazlasını kapsayan işgal alanlarından daha geniş çaplı çekilmesini, yeniden imar sürecinin başlamasını ve buna karşılık Filistinli grupların silahsızlandırılması sürecinin başlatılmasını öngörüyor. Ancak İsrail bu aşamayı uygulamaya koymadı ve önceliğin silahsızlanma olması gerektiği yönündeki tutumunu sürdürdü.

Ekim 2023’ten bu yana devam eden savaş nedeniyle Gazze Şeridi büyük bir yıkımla karşı karşıya bulunuyor. Haberde yer alan verilere göre çatışmalarda 73 binden fazla Filistinli yaşamını yitirirken, 173 binden fazla kişi yaralandı. Ayrıca Gazze’deki altyapının yaklaşık yüzde 91’inin tahrip olduğu ifade edildi.


Avn'dan Hizbullah'a Lübnan'a olan bağlılığınızı kanıtlayın çağrısı

Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman’da dün İsrail'in düzenlediği saldırıda tahrip olmuş bir araba (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman’da dün İsrail'in düzenlediği saldırıda tahrip olmuş bir araba (AFP)
TT

Avn'dan Hizbullah'a Lübnan'a olan bağlılığınızı kanıtlayın çağrısı

Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman’da dün İsrail'in düzenlediği saldırıda tahrip olmuş bir araba (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Kfar Rumman’da dün İsrail'in düzenlediği saldırıda tahrip olmuş bir araba (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Hizbullah’a "Lübnanlılığını kanıtlaması" çağrısında bulunarak, "(Hizbullah), güneydeki savaşı sona erdirmek için harcanan çabalara yanıt vermezse, kendi kararının sorumluluğunu üstlenmiş olacak ve tercihinin Lübnan değil, İran olduğunu kanıtlayacaktır" dedi.

Bu açıklamalar, Beyrut yönetiminin İsrail ile yürüttüğü müzakere sürecini, Washington ile Tahran arasındaki gerilimden ayırmaya çalıştığı kritik bir dönemde yapıldı. Lübnan, ABD gözetiminde, İsrail ordusunun çekilmesini sağlamak ve ardından Lübnan ordusunun bu bölgelere konuşlanmasına imkân tanımak amacıyla "pilot bölgeler" üzerinde yoğun bir çalışma yürütüyor. Cumhurbaşkanı Avn, bu stratejik konuyu dün Ordu Komutanı General Rudolf Heykel ile görüştü.

Roma Zirvesi kritik dönemeç

14-15 Temmuz tarihlerinde Roma'da gerçekleştirilecek olan 6. tur müzakereler, "Çerçeve Anlaşması"nın hayata geçirilmesindeki ilk somut uygulama adımı olarak görülüyor. Anlaşma uyarınca, Lübnan ordusunun belirlenen iki pilot bölgeye konuşlanması süreci de dahil olmak üzere, uygulama aşamasını denetleyecek komitelerin oluşturulması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Avn, gelinen noktayı "Artık İran'daki durumdan ve İslamabad Anlaşması'ndan (Tahran-Washington hattındaki süreçten) ayrı bir rotadayız" ifadeleriyle değerlendirdi. Ancak Avn, bölgeyi çevreleyen hassas koşullara dikkat çekerek, yaşanabilecek herhangi bir çatışmanın Lübnan'ın iç dengeleri üzerinde olumsuz etki yaratabileceğine dair endişelerini de dile getirdi.


Irak: Yolsuzluk davası, fonların geri alınması şartıyla çözülüyor

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta  Yüksek Yargı Konseyi Başkanı  Faik Zeydan'ı kabul etti (Hükümet Medyası)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan'ı kabul etti (Hükümet Medyası)
TT

Irak: Yolsuzluk davası, fonların geri alınması şartıyla çözülüyor

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta  Yüksek Yargı Konseyi Başkanı  Faik Zeydan'ı kabul etti (Hükümet Medyası)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan'ı kabul etti (Hükümet Medyası)

Irak Yargı Konseyi dün, yolsuzluk davalarında sanıkların hesap vermesini sağlarken kamu kaynaklarının da geri kazanılmasına imkân tanıyacak hukuki mekanizmaları hükümetle birlikte değerlendirdiğini açıkladı. Konsey, Genel Af Yasası'nda yapılan değişiklik kapsamında, kamuya ait paraları gönüllü olarak iade eden kişiler hakkında cezaların hafifletilmesi ihtimalinin de ele alındığını bildirdi.

Konsey basın açıklamasında, söz konusu yaklaşımın anayasal esaslara dayandığını belirterek, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra işlenen suçların hiçbir şekilde af kapsamına alınmayacağını vurguladı.

Yargı Konseyi, adaletin sağlanması ile kamu malının korunmasını uzlaştırmayı hedefleyen bir "yol haritası" üzerinde çalışıldığını ifade etti. Açıklamada, kamuya ait alacakların tahsil sürecini tamamlamaya yönelik uygulamalarla birlikte yargı süreçlerinin de devam edeceği, böylece hem hesap verebilirliğin sağlanacağı hem de kamu yararının korunacağı kaydedildi.

Buna karşılık, bir yargı uzmanı Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, "Yolsuzluk suçları ya da herhangi bir başka suç için uzlaşmaya imkân tanıyan bir yasal düzenleme bulunmuyor" dedi. Uzman, Genel Af Yasası'nın, zimmet ve kamu malını zarara uğratma suçlarından hüküm giyenlere ilişkin belirli süreler ve yasal koşullar çerçevesinde uygulanacak hükümler içerdiğini ifade etti.