İran'dan Türkiye'ye Irak'ta garantisiz yeşil ışık

Şarku’l Avsat, PKK’yı tasfiye etme planının ayrıntılarını araştırıyor.

DEAŞ’dan kurtarılmasından üç yıl sonra harabeye dönmüş Sincar'da bir Irak askeri. (AP)
DEAŞ’dan kurtarılmasından üç yıl sonra harabeye dönmüş Sincar'da bir Irak askeri. (AP)
TT

İran'dan Türkiye'ye Irak'ta garantisiz yeşil ışık

DEAŞ’dan kurtarılmasından üç yıl sonra harabeye dönmüş Sincar'da bir Irak askeri. (AP)
DEAŞ’dan kurtarılmasından üç yıl sonra harabeye dönmüş Sincar'da bir Irak askeri. (AP)

Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Bağdat ve Ankara arasındaki çok önemli bir anlaşmanın ortağı olurken, İran da resmin merkezinde yer alıyor. Iraklı ve Türk kaynaklar, yakın zamanda imzalanan anlaşmanın PKK’ya yönelik askeri harekatın ötesine geçerek Gazze savaşından sonra Ortadoğu haritasıyla ilgili kapsamlı düzenlemeleri içerdiğini söylüyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Türk yetkili, Ankara'nın ‘planının’ bir kısmını ‘Gazze savaşının ertesi günü yaşanacak değişikliklere ve başta Irak olmak üzere bölgede sıfır güvenlik sorunuyla bu değişikliklere uyum sağlama niyetine hazırlık’ olarak açıkladı.

Tahran'ın resmin içinde olması nedeniyle Haşdi Şabi'nin adı, PKK’nın Sincar'daki varlığıyla ilişkilendiriliyor. Ancak PKK ile Şii gruplar arasındaki ‘kan kardeşliği’ Türkiye'nin yeni yolunu engelleyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Iraklı kaynaklardan edindiği bilgiler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın geçen hafta CNN Türk'e verdiği röportajda Haşdi Şabi lideri Falih el-Feyyad'ın adını anarak “Sincar konusunda Irak devleti tarafından finanse edilen resmi bir kurumla anlaşıldı” sözleriyle ortaya koyduğu tabloyla örtüşüyor.

Türkiye bu kez güney sınırındaki kronik gerilimi sona erdirmek için Irak'taki hatırı sayılır siyasi ve askeri ağırlığını ve daha kapsamlı ilişkilerini ortaya koyuyor gibi görünse de Bağdat'taki iç dengeler ve PKK'nın Sincar'da artan etkisi anlaşmanın başarısını tehdit ediyor.

Iraklı kaynaklar, ‘Türkiye'nin kapsamlı hamlesini’, Gazze'deki savaşın sona ermesinin ardından Ortadoğu bölgesinin statüsüne yönelik bölgesel hazırlıkların bir parçası olarak tanımlamakta hemfikir. Kuşkusuz bu da ‘güvenlik gerilim odaklarının tasfiyesini’ gerektiriyor.

avsat

Ne oldu?

Fidan, 13 Mart'ta Bağdat'ta Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ve aralarında Falih el-Feyyad ve Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci'nin de bulunduğu güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi.

Görüşmenin ardından hükümet tarafından yapılan açıklamada “PKK'nın Irak topraklarındaki varlığı anayasanın ihlali olarak değerlendirilmektedir” denildi. Türkiye bu açıklamayı kutlarken, güvenlik çevreleri PKK’yı ortadan kaldırmak için Süleymaniye'den Sincar'a ve oradan Suriye sınırına kadar 40 kilometrelik bir ‘tampon bölgeden’ söz etti.

O akşam Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Fidan'ın Ankara'ya dönüş uçağına binmedi ve geceyi Irak sınırında, Hakkari'deki 3. Piyade Tümeni karargâhında geçirdi. O gün Ankara, kapsamlı bir plana sahip olduğunun sinyalini verdi.

Türk sıfır saati

Bağdat ve Erbil'deki iki kaynağa göre Ankara, Iraklı kurumlardan yıllardır PKK ile mücadelenin uzun soluklu olduğu ve sonuç vermediği yönünde eleştiriler alıyor. Ayrıca ‘herkesin başını ağrıtan bu sorundan kurtulmak için neden nihai bir askeri operasyon yapılmadığı’ sorusu soruluyor. Ancak sonunda kararlı bir şeyler yapmaya ikna olmuş gibi görünüyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Iraklı kaynaklara göre Fidan Bağdat'a gelmeden önce Bağdat'a, İran'ın PKK ile ilgili yeni durumu kabul etmesini de içeren Türk planının ana hatları hakkında bilgi verildi.

Resmi istişareler başladığında ‘sıfır saati de dahil olmak üzere her şey hazırdı’ diyen Iraklı resmi bir kaynak, “planda yeni olan şey, iki ülke arasında daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde Haşdi Şabi'nin belirli alanlarda destek için bir ortak olması” diye ekledi.

İran'ın Irak'ta PKK'dan kurtulmayı neden kabul ettiği ve bunun nasıl yapılacağı henüz bilinmiyor. Zira PKK militanlarının faaliyetleri 2016'dan bu yana İran için Şam ve Beyrut'a uzanan önemli bir stratejik hat üzerinde İran yanlısı gruplarla çakışıyor.

(foto altı) Sincar Direniş Birlikleri'nin iki üyesi Ummu’z Ziyban köyü yakınlarında DEAŞ savaşçıları tarafından kullanılan bir yola patlayıcı yerleştirirken (arşiv - Reuters)
Sincar Direniş Birlikleri'nin iki üyesi Ummu’z Ziyban köyü yakınlarında DEAŞ savaşçıları tarafından kullanılan bir yola patlayıcı yerleştirirken (arşiv - Reuters)

Ancak Iraklı kaynaklara göre anlaşma, Türkiye'nin Irak'ta Tahran'ı yatıştırmak için Amerikalılarla arabuluculuk yapmasını ve Türkiye'nin garantisiyle İran'ın bölgesel ticarette daha büyük bir rol oynamasını sağlıyor. Anlaşma ayrıca Bağdat'a petrol ihracatı, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) bölgesi ve Kerkük'teki işlevsiz durum ve sınır ötesi ticari kalkınmaya daha fazla katılma gibi karmaşık krizlerin üstesinden gelmesine yardımcı olmayı da içeriyor. Özetle bu, ‘çoklu anlaşmalardan oluşan bir sepet’.

Gazze'de ertesi gün Türkiye

Iraklı bir diplomatın askeri operasyonlar sonrası anlaşmanın siyasi boyutunu ‘Gazze savaşı sonrası beklenen değişikliklere kapsamlı hazırlık’ olarak özetlemesi, bir Türk danışmanın Şarku’l Avsat'a Ankara'nın ‘savaşın ertesi günü Gazze ve bölge ülkeleriyle ilgili birkaç maddelik bir dosya’ hazırladığını söylemesiyle örtüşüyor.

Adının açıklanmasını istemeyen Türk yetkili, Dışişleri Bakanlığı ve Türk güvenlik kurumlarının yaklaşık beş ay önce Ankara'nın Gazze savaşının yansımalarıyla başa çıkma ve savaştan sonra beklenen değişikliklere uyum sağlama seçeneklerini içeren bir plan hazırladığını belirterek, Irak ve Suriye'nin ‘bu resmin iki parçası olduğunu’ vurguladı.

Bu bağlamda, Sünni siyasetçi ve eski Ninova Valisi Esil en-Nuceyfi, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte “bölgedeki tüm ülkelerin Gazze savaşının bir sonucu olacağını ve bölgedeki büyük güçlerin stratejisinde değişiklikler olduğunu anladığını” söyledi.

Nuceyfi'ye göre bu değişiklikler, ya yakın gelecekte daha büyük bir role hazırlanmak ya da bu ülkelerin ulusal güvenliğini etkileyebilecek herhangi bir planı önlemek için proaktif adımlar atılmasını gerektiriyor. Nuceyfi, “Türkiye, çıkarlarını geliştirmek için yaptığı hesaplamalarda en stratejik davranan” dedi.

Ancak bir Türk diplomatik kaynak ‘Türkiye'nin Irak'taki askeri operasyonlarının Gazze'deki durumla doğrudan ilgili olduğunu’ reddederek operasyonların Haziran ayında başlayabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Nisan sonunda Bağdat'ı ziyaret etmesi ve ortak operasyon merkezi ile tampon bölgeyi içeren mutabakat zaptını imzalaması bekleniyor. Türk kaynaklara göre Erdoğan döndüğünde ‘sıfır saati gelmiş olacak’.

Şii Koordinasyon Çerçevesi’nden Iraklı bir siyasetçi, Ankara'nın PKK'nın etki alanlarını Irak ve İran'la birlikte bir ‘güvenli ortaklık bölgesine’ dönüştürmek istediğini ve Türklerin ‘bu dosyayla ilgilenen bölgesel oyuncuların Gazze savaşından sonraki güne sıfır gerginlikle ulaşmaları için açık bir istek gösterdiğini’ söyledi.

Bu durum Türkiye'nin neden şimdi Irak'ta ağırlığını koyduğunu açıklayabilir. Nuceyfi, “Türkiye'nin bölgedeki alevli ve belirsiz durumun ortasında ateş topunun kendisine doğru yuvarlanmasını engellemesi gerektiğine” inanıyor ve bu nedenle Irak ve Suriye'yi ‘PKK daha büyük bir krize dönüşmeden önce doğrudan ve güçlü önlemler almaya’ çağırıyor.

Iraklı bir siyasetçi Bağdat'ın söz konusu anlaşmayı, Haşdi Şabi’nin iki ülke arasındaki resmi istişarelerde öne çıkmasına dönüştürdüğünü, ancak planın bu kısmının, özellikle de Sincar'da PKK'ya karşı silahlı bir çatışma senaryosunun ‘halen tartışılmakta olduğunu’ söyledi.

Türkiye'nin planında IKBY'nin dağlık bölgelerinde geniş çaplı bir askeri operasyon yapılması ve Bağdat'ın operasyon sırasında istihbarat desteği, harita, bilgi ve sınır gözetimi sağlaması öngörülüyor.

Ancak Türkiye'nin tampon bölgesinin her iki tarafında yer alan Süleymaniye ve Sincar, İran'ın nüfuz alanıyla çakışıyor ve Ankara'nın farklı siyasi ve güvenlik düzenlemeleri yapmasını gerektiriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Kürt kaynağa göre “Türkler, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Bafel Talabani ile yeni bir ilişki kurarak ve Erbil'deki Demokrat Parti ile olan dengesizliği gidermek de dahil olmak üzere onunla ortaklık fırsatlarını araştırarak Süleymaniye'deki PKK'yı etkisiz hale getirmeye çalışıyor.”

Talabani de dahil olmak üzere KYB liderlerinin bölgedeki önemli ülkelerin anlaşmalarıyla ters düşmelerinin zor olduğunu söyleyen Nuceyfi, anlaşmanın şüphesiz İran, Irak ve Türkiye'nin onayını ve IKBY'deki resmi otoriteyi içerdiğine inanıyor.

Sincar'daki düğüm

Ankara'ya muhalif bir Kürt partisiyle varılan uzlaşma İran'ın anlayışıyla başarıya ulaşabilir. Ancak Türkiye'nin anlaşması çerçevesinde Haşdi Şabi’nin devralacağı Sincar'daki tablo daha karmaşık.

Nuceyfi, Şarku'l Avsat'a Şii grupların etkisinin Sincar'la sınırlı olduğunu ve geri kalan bölgelere yayılmadığını söyledi. Çünkü karadaki askeri operasyonların alanı en azından ilk aşamada Sincar'dan uzakta, IKBY'nin içinde olacak. Türkiye, federal hükümetin resmi onayıyla bölgesel yetkililerden daha fazla iş birliği bekliyor.

Yezidi nüfusun çoğunlukta olduğu Türkiye ve Suriye sınırındaki bu bölgede çok sayıda silahlı grup bulunuyor. Bölgedeki yerel bir yetkili “Irak ordusu bile onlardan biriymiş gibi davranıyor” ifadesini kullandı.

(foto altı) Irak ordusunun Sincar Direniş Birlikleri’ne yönelik saldırısının ardından 3 Mayıs 2022'de Sincar'daki bir üstte bir kamyonun üzerinde duran Irak askerleri (AP)
Irak ordusunun Sincar Direniş Birlikleri’ne yönelik saldırısının ardından 3 Mayıs 2022'de Sincar'daki bir üstte bir kamyonun üzerinde duran Irak askerleri (AP)

Sincar'ı ‘iç savaş sırasındaki Beyrut gibi...’ diye tanımlayan yetkili, “Temas hatları yakın ve her zaman savaşmaya hazır olan bölgesel ve yerel çıkarları temsil eden silahlı gruplar arasında silahlar hazır” dedi.

Haşdi Şabi ile PKK yıllardan beri ittifak içinde olduklarını ilan ettiler. Şii bir grup liderinin ifadesiyle DEAŞ'a karşı savaştıkları günlerden beri aralarında bir ‘kan kardeşliği’ oluştu.

‘Kan kardeşliğini’ bozmak

Haşdi Şabi'nin son birkaç yıldır süren bir saha ortaklığından sonra PKK militanlarını nasıl etkisiz hale getirebileceğini görmek zor.

Bu ittifakın niteliğine ilişkin bilgiler farklılık gösteriyor. Şii gruptan iki lider Şarku'l Avsat'a ‘iki taraf arasında bir sinerji olduğunu; Haşdi Şabi'nin lojistik ve askeri hizmet alma karşılığında PKK liderlerine Sincar, Tel Keyf, Ninova Ovası ve Musul'un merkezinde güvenli yerler sağladığını’ söyledi.

Ancak, biri Bağdat'taki etkili bir grubun lideri olan üç saha kaynağına göre, ‘mesele bundan çok daha fazlası, çünkü Haşdi Şabi ile PKK arasındaki ittifak kararı İran’ın kararı.’

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar şunları söyledi: “PKK çok güçlü... Irak'ın tüm güvenlik birimleri PKK'nın gücü ve silahları konusunda doğru bir algıya sahip değil. Irak ordusu bile eski Başbakan Mustafa Kazımi döneminde Sincar'daki militanlarına karşı son iki çatışmada başarısız oldu.”

Kaynaklar, PKK militanlarının geçtiğimiz yıllarda Sincar'da, özellikle de dağlık bölgelerde karmaşık bir tünel ağı kurduğunu iddia etti. Şarku'l Avsat'a konuşan yerel gazeteciler ‘kamyonların şehir meydanlarından tünel açma sahalarına kazı işçileri taşıdığını gözlemleyebildiklerini’ söyledi.

Şarku'l Avsat, Sincar'daki yerel yetkililere ve Şii silahlı grupların üyelerine tünellerle ilgili sorular sordu, ancak cevap vermeyi reddettiler.

Uzman güç

Ninova vilayetinde önde gelen bir siyasetçi, PKK'yı ‘konuşlanma, konumlanma ve kontrolü sıkılaştırma konusunda uzman bir güç’ olarak tanımladı. Bu nedenle Haşdi Şabi'nin PKK'dan nasıl kurtulacağını ya da Türkiye'nin PKK'yı etkisiz hale getirmesine nasıl yardımcı olacağını tahmin etmek zor.

Sincar'ın eski belediye başkanı Mahma Halil, yaklaşık iki yıl önce imzalanan kent için normalleşme anlaşmasını hatırlatarak çözümün ‘istisnasız tüm yabancı militanların sınır dışı edilmesi ve güvenlik yetkisinin Sincar halkına devredilmesi’ olduğuna inanıyor.

Sorun, Halil'in ‘Sincar'a yabancı’ olarak gördüğü silahlı gruplara çok sayıda yerel sakinin katılmasında yatıyor. Saha kaynakları, PKK ile müttefik grupların üyelerinin yaklaşık yüzde 70'inin Sincarlı olduğunu ve aynı durumun Şii gruplar için de geçerli olduğunu söylüyor.

Nuceyfi, PKK'nın varlığının yerel durumu etkileyen bir Irak meselesine dönüşeceğini ve Irak'ın bu iç krizle yüzleşmek için Türkiye'nin yardımına ihtiyaç duyacağını söyledi.

Nuceyfi, sonunda PKK'nın ‘bir manipülasyon aracı ve pazarlık kozundan başka bir şey olmadığını’ anlayacağını ve ‘rolü sona erdiğinde herkesin onu ortadan kaldırmak için iş birliği yapacağını’ ifade etti.

Erbil'deki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) çevreleri ise ‘Haşdi Şabi ile yapılan anlaşmanın ona karşı bir argüman oluşturmak olduğunu’ düşünüyor. Sincar'daki güvenlik dosyasıyla bağlantılı bir Kürt lider şunları söyledi: “Haşdi Şabi, PKK’yı etkisiz hale getirmeyi başaramadığında Türkiye’nin Sincar'da askeri bir operasyonu meşrulaştırmaya çalışacağını hissediyorum. Türkiye, ‘sizi iki ülkeye yönelik en büyük tehditle yüzleşmeniz için bıraktık, ancak başarılı olamadınız’ diyecek.”

Şii grupların Irak hükümetinin PKK konusunda Türkiye ile vardığı anlaşmaya bağlılığına şüpheyle yaklaşan Nuceyfi, “İki taraf arasındaki toplantıların formatı resmi makamların Sincar'daki aktörlerle arabulucu olduğunu gösterse de, şimdi soru şu: Gruplar devletin direktiflerine uyacak mı?” ifadesini kullandı.

Tampon bölge

Bir soru daha var: Haşdi Şabi, PKK militanlarını nasıl etkisiz hale getirecek?

Eski Başbakan Nuri el-Maliki bir televizyon röportajında “Sincar'da halka zarar verdikleri sürece PKK militanlarıyla yüzleşmek gerektiğini, ancak PKK’ya karşı Türkiye ile iş birliğinin nasıl olacağını tam olarak bilmediğini” söyledi.

Adının açıklanmasını istemeyen bir Şii siyasetçi “İran'ın yeşil ışık yakması belirleyici değil. Tahran Türkiye'yle iyi bir anlaşma yapmak istiyor ama Türkiye'ye açık çek vermeyeceği gibi Irak'taki silahlı nüfuzunu da riske atmayacaktır. İran süreci izliyor ve gelişmelere göre her şey değişebilir. Şu anda bildiğimiz Sincar'da sınırlı bir uzlaşma olduğu” ifadelerini kullandı.

Sincar'daki yerel kaynaklar Sincar'dan Suriye sınırına doğru göreceli bir göç hareketi kaydetti. Kaynaklar, ‘PKK içindeki etkili liderlerin sahadaki gelişmelerden haberdar olur olmaz aileleriyle birlikte bölgeyi terk etmeye başladıklarını’ öne sürdü.

Aynı zamanda kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Haşdi Şabi'nin yerel PKK unsurlarını Şii gruplar arasında konuşlandıracağını açıkladı. Şii liderlerin bakış açısına göre bu, ‘PKK’dan görünürde kurtulmak için en iyi çözüm’ ve aynı zamanda ‘KDP’ye sadık Kürt güçleri pahasına Sincar üzerinde tam kontrol’ sağlayacak.

Bu şu ana kadar ne anlama geliyor? Haşdi Şabi, Irak, İran ve Türkiye için stratejik bir bölgede nüfuzunu güçlendirmek amacıyla Türkiye'nin anlaşmasını kullanacaktır. Askeri operasyon varsayımsal olarak PKK militanlarının IKBY dağlarından atılmasıyla sona erecek. Ancak Tahran ‘kritik bir anda beklenmedik bir kart’ oynamazsa, Bağdat'taki siyasi ve diplomatik danışmanların tanımladığı gibi, Türkler ve İranlılar arasındaki karmaşık ortaklıklardan farklı bir modelde, Türk tampon bölgesini İranlı grupların konuşlandığı İran şeridi ile Suriye'nin batısında birleştirecek.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.