Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi Türkiye’nin PKK’yı tasfiye anlaşmasına dahil oldu

Bağdat'tan gelen teknik heyet, Ankara'da ‘kara ve demiryolu bağlantı noktalarını’ görüştü

Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’nin başlangıç noktası olan Büyük Fav Limanı'nın havadan görüntüsü (Arşiv - Reuters)
Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’nin başlangıç noktası olan Büyük Fav Limanı'nın havadan görüntüsü (Arşiv - Reuters)
TT

Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi Türkiye’nin PKK’yı tasfiye anlaşmasına dahil oldu

Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’nin başlangıç noktası olan Büyük Fav Limanı'nın havadan görüntüsü (Arşiv - Reuters)
Irak'ın Kalkınma Yolu Projesi’nin başlangıç noktası olan Büyük Fav Limanı'nın havadan görüntüsü (Arşiv - Reuters)

Bağdat ile Ankara arasında PKK ile mücadeleye ilişkin yapılan güvenlik görüşmeleri, Irak'ın bölgesel ticarete yönelik Kalkınma Yolu Projesi’nin geleceğiyle ilgili müzakerelere dönüştü.

Irak Başbakanlığı Ulaştırma İşlerinden Sorumlu Müsteşar Nasır el-Esedi başkanlığındaki Irak heyeti, Kalkınma Yolu Projesi’nin uygulanabilirliğini görüşmek üzere dün (Salı) Ankara'ya geldi. Irak'ın Ankara Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamaya göre heyette diğer yetkililerle birlikte proje yöneticisi Sefa Cebbar Nasır da bulunuyor.

Açıklamada, Irak heyetinin Türk yetkililerle birlikte Kalkınma Yolu Projesi’nin uygulanabilirliğinin yanı sıra, iki ülke arasında bağlantı noktaları oluşturmaya yönelik prosedürleri ve ikili anlaşmaları görüşeceği belirtildi.

Görüşmeler, daha önce Bağdat ve Ankara'da yapılan ve son gelişme ve çalışmaların görüşüldüğü toplantıların devamı olarak gerçekleşti.

Türkiye ve Irak ulaştırma bakanları geçtiğimiz ay Ankara'da toplantı gerçekleştirdiler (Ulaştırma Bakanlığı)
Türkiye ve Irak ulaştırma bakanları geçtiğimiz ay Ankara'da toplantı gerçekleştirdiler (Ulaştırma Bakanlığı)

Ulaştırma İşlerinden Sorumlu Müsteşar Esedi, geçtiğimiz cumartesi günü Türkiye ziyareti öncesinde yaptığı açıklamada, proje çerçevesinde yolun ve bağlantı noktalarının inşasına başlamak için Türkiye ile gerekli prosedürlerin ve anlaşmaların sağlandığını, projenin plana göre 2028 yılı ortalarında tamamlanacağını söyledi.

Esedi, Irak heyetinin Bağdat ve Ankara'da aylık toplantılar yaptığını, projenin başlatılması konusunda mutabakata varıldığını ve bağlantı noktalarını belirlediğini belirtti. Esedi, Büyük Fav Limanı'nın açılmasıyla birlikte, Kalkınma Yolu ile limana giden demiryolu ve kara yolu tamamlanana kadar yerel karayolu ve demiryolu ağı kullanılacağını, bu çerçevede Türkiye’den bir heyetin Büyük Fav Limanı’nı ziyaret ederek son gelişmeler ve çalışmalar hakkında bilgi aldığını ifade etti.

Öte yandan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Iraklı mevkidaşı Rezzak Muheybes es-Sadavi ile 2 Şubat'ta Ankara'da projedeki gelişmelerin ele alındığı bir görüşme gerçekleştirdi.

Bakan Uraloğlu, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, şu an iki ülke arasındaki en önemli konunun Kalkınma Yolu Projesi olduğunu, mevcut durumu ele aldıklarını ve Irak tarafının bu konuda büyük ilerleme kaydettiğini söylemişti.

Bugün Ümit Burnu'ndan yaklaşık 45 günde, Kızıldeniz'den ise yaklaşık 35 günde yapılan nakliyelerin Kalkınma Yolu Projesi bittiğinde sadece 25 günlük bir sürede yapılabileceğini belirten Bakan Uraloğlu, “Çalışmalarımıza gece gündüz devam ediyoruz. Bu yıl içinde projenin finansmanı ve ihaleleri konusunda gelişmeler görmeyi umuyoruz” dedi.

Uraloğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Mevkidaşımla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın (önümüzdeki nisan ayında yapılması planlanan) Irak ziyareti sırasında bazı kararların alınabilme imkanını görüştüm. Projenin gidişatının devamında ülkemizde yapmamız gereken çalışmalar hakkında bilgi verdik. Bunun için projeyi hızlı bir şekilde hayata geçiriyoruz.

Üç saç ayağı

Diğer taraftan Kalkınma Yolu Projesi’nin, Büyük Fav Limanı, demiryolları ve otoyollar olmak üzere üç saç ayağından oluştuğunu açıklayan Irak Ulaştırma Bakanı Sadavi, Büyük Fav Limanı’nın yüzde 85, demiryollarının yüzde 55 ve otoyollarının da yüzde 35 oranında tamamlandığını belirtti.

Iraklı bakan şunları söyledi:

İki ülkede karşılıklı ofis açılması konusunda anlaşmaya vardık. Türkiye’nin Bağdat’ta, Irak’ın da Türkiye’de bir ofisi olacak. Sadece Kalkınma Yolu ile ilgilenmek üzere çalışacaklar. Demir yolu ve limanlar konusunda ün yapmış, beceri kazanmış Türk firmaları ile de görüşmeler konusunu gündeme aldık. Irak olarak bu firmaların deneyimlerinden de yararlanmak isteriz.

Ulaştırma Bakanlığından kaynaklar, bakanların görüşmede iki ülke arasında karayolu taşımacılığının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılmasını kararlaştırdıklarını söylediler.

Kalkınma Yolu Projesi, karayolu ve demiryolu ile Basra Körfezi’nden Türkiye’ye, Irak içinde bin 200 kilometre uzunluğundaki bir ağ üzerinden Türkiye’nin demiryolu ağına bağlanacak.

Bütçesi yaklaşık 17 milyar dolar olan projenin üç aşamada tamamlanması planlanıyor. Bu aşamaların ilki 2028 yılında, ikincisi 2033'te, üçüncüsü ise 2050 yılında sona erecek.

Öte yandan 19 Aralık’ta Ankara’da yapılan ilk toplantının ardından dışişleri ve savunma bakanları ile istihbarat ve güvenlik teşkilatlarının başkanları düzeyinde yapılan toplantının ardından aynı düzeydeki ikinci toplantı 14 Mart’ta Bağdat’ta gerçekleşti. Toplantıda, Türkiye ile Irak arasında terörle ve PKK’nın Kuzey Irak'taki faaliyetleriyle mücadelenin yanı sıra ticaret, tarım, enerji, su, sağlık ve ulaştırma alanlarında ortak komitelerin kurulması kararları alındı.

PKK sorunu

Türkiye, Kuzey Irak'ta PKK sorununu bitirmek ve Suriye'de yaptığına benzer şekilde derinliği 30 ila 40 kilometre arasında olan bir güvenlik kuşağı oluşturmak istiyor. Bu süreçle Kuzey Irak'ta PKK ile Suriye'nin kuzeyinde Halk Savunma Birlikleri (YPG) arasındaki bağı kesmek istiyor.

Türkiye’nin güneyindeki sınır bölgelerinde bulunan tepelerden birinde nöbet tutan Türk askerleri (Milli Savunma Bakanlığı)
Türkiye’nin güneyindeki sınır bölgelerinde bulunan tepelerden birinde nöbet tutan Türk askerleri (Milli Savunma Bakanlığı)

Türk kaynaklara göre Bağdat, terör örgütü olarak sınıflandırdığı ve Irak’ı da tehdit eden PKK tehdidinin su, enerji ve yol konularını da içeren kapsamlı bir çerçevede ortadan kaldırılması için iş birliği yapmaktan çekinmiyor. Ankara ise bunu memnuniyetle karşılıyor.

Türk ve Iraklı heyetler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın nisan ayında Irak'a yapması planlanan ziyarette imzalanması beklenen ve tüm bu konuları kapsayan stratejik mutabakat zaptını hazırlamaya çalışıyorlar.



Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.


İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
TT

İsrailli yetkililer Gazze'yi işgal etme planı öneriyor: Nükleer bomba atmayı teklif ettiler

Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)
Aşırılıkçı yerleşimciler, Şubat 2024'te Gazze'ye geçerek bir karakol kurmaya çalıştı (DPA)

Üç bakan ve iktidar koalisyonundaki yaklaşık 10 milletvekilinin girişimiyle, dün Knesset'te (İsrail parlamentosu) “Gazze - Ertesi Gün” başlıklı bir konferans düzenlendi. Şeridin Geleceği için Siyasi Plan Yerleşim liderleri ve yüzlerce konuk konferansa katıldı ve konferans sırasında, Yahudilerin tarihi hakkı olduğunu iddia ederek oraya geri dönüp yerleşmeyi müzakere ettiler.

Konferans, Parlamento Anayasa ve Adalet Komitesi Başkanı Simcha Rotman'ın girişimiyle, Yerleşim Bakanı Orit Strock, Yahudi Mirası Bakanı Amichai Eliyahu ve Diaspora İşleri Bakanı'nın katılımıyla gerçekleşti. Bu isimlerin tamamı, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonist bloktan ve Likud'dan Avichai Shekli de konferansa katıldı. Konferansta, Gazze çevresinde yaşanan siyasi olaylarla ilgilenmediklerini, bununla ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı sona erdirme planını kastettiklerini açıkladılar.

Gazze Şeridi'nin işgalini savunanlar, “Gazze Şeridi için tek gerçekçi planın İsrail'in burayı tamamen kontrol altına alması ve yerleşim yerlerini yeniden inşa etmesi olduğunu” iddia ediyorlar. Gazze'deki her binayı ve ev kalıntısını yerle bir eden ordunun mevcut operasyonlarını, kendi faaliyetleri için bir teşvik olarak görüyorlar.

Strook konuşmasında, “Mesele tek bir şeyle ilgili: topraklarımız üzerindeki hakkımızı tanıyıp tanımadığımız” dedi ve ekledi: “Kendimize şunu sormalıyız: Başbakanımız Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı'na Gazze'nin bizim olduğunu söyledi mi?” Rotman ise şöyle dedi: “Savaştan öğrendiğimiz en önemli şey, her şeyin Netanyahu ile ilgili olmadığıdır. Ona toplumsal baskı uygulamalıyız.”

cdfgth
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Savaşın başında Gazze'ye nükleer bomba atılması çağrısında bulunmasıyla bilinen Bakan Eliyahu, "Bu konferans, hükümet üzerinde kaçınılmaz olarak etki yaratacak ve istenen sonuçları elde edecek güçlü bir kamuoyu baskısının başlangıcıdır" ifadelerini kullandı.

Ona göre, “Gazze'deki gelişmeler, Amerikalıların (Hamas'ın) kendilerine karşı dürüst olmadığını ve iktidarı veya silahlarını bırakmak istemediğini keşfedeceklerini gösteriyor. Bu nedenle İsrail, Gazze'nin kontrolünü ele geçirmeye hazırlanmalı, ancak bu sefer sadece savaşı askeri olarak çözmekle kalmayıp, yerleşimcilerin haklarını geri vermeli ve onları Gazze'deki Gush Katif'e geri döndürmelidir.”

Bakan Shekli, “İsrail'in bu savaşta evlatlarının kanıyla elde ettiği kazanımlar, yüzeysel siyasi anlayışlarla heba edilmemeli, aksine yerleşimcilik gibi büyük bir Siyonist eylemle taçlandırılmalıdır. Bunun başlangıcının, bugün tamamen İsrail'in kontrolünde olan Kuzey Gazze Şeridi'nde olması gerektiğini" belirtti.

vfevfe
İsrailli yerleşimciler, Ağustos 2005'te Gazze'deki Netzarim yerleşiminden ayrılırken yürüyüş yapıyorlar (AP)

Bakan Yardımcısı Almog Cohen, konferansın başlığına itiraz ederek şunları söyledi: “Gazze'den sonraki günü istemiyorum. Şimdi gereken düşmanın ortadan kaldırılmasıdır. Öfkem henüz dinmedi ve sönmedi. Düşmandan daha fazla kan dökülmesini istiyorum (...) Araplar toprak kaybetmeli ki onları yendiğimizi anlasınlar.”

Bu yerleşim faaliyetinin, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail yerleşim projelerinin yoğunlaştığı ve İsrail ordusunun himayesinde yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştiği unutulmamalıdır.

Son günlerde, Eriha yakınlarındaki Ras Ein el-Auja'da evlerinin yakınlarına bir karakol kurulmasının ardından 100'den fazla vatandaş evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Şarku’l Avsat Haaretz'den aktardığına göre güvenlik yetkilileri, ordunun 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik bin 720 yerleşimci saldırısı kaydettiğini; geçen yıl ise 845 olayın kaydedildiğini, bu olaylarda 200 kişinin yaralandığını ve 4 kişinin öldüğünü söyledi.

40 binden fazla konutun inşası onaylandı, 69 yerleşim yeri kuruldu ve mevcut yerleşim yerlerinin alanları iki katına çıkarılarak genişletildi.

İsrail hükümeti, bir bölgedeki çatışmayı körükleyerek başka bir bölgedeki faaliyetlerden dikkati dağıtmak gibi bilinen bir yöntemi izliyor; örneğin, Gazze savaşı sırasında Batı Şeria'da yerleşim genişletme ve yerinden etme operasyonları yürüttü. Bunun tam tersi de geçerli.