İsrail Şam’daki saldırıyla İran'ın kırmızı çizgilerine meydan okudu

Bölgedeki mevcut durumdan dolayı yanlış hesaplamalardan kaynaklanan riskler son derece yüksek olacaktır

İran’ın Şam Büyükelçiliğine bağlı bir binayı hedef alan saldırıların neden olduğu yıkımın enkazı altında arama yapan acil durum ve güvenlik ekipleri, 1 Nisan 2024 (AFP)
İran’ın Şam Büyükelçiliğine bağlı bir binayı hedef alan saldırıların neden olduğu yıkımın enkazı altında arama yapan acil durum ve güvenlik ekipleri, 1 Nisan 2024 (AFP)
TT

İsrail Şam’daki saldırıyla İran'ın kırmızı çizgilerine meydan okudu

İran’ın Şam Büyükelçiliğine bağlı bir binayı hedef alan saldırıların neden olduğu yıkımın enkazı altında arama yapan acil durum ve güvenlik ekipleri, 1 Nisan 2024 (AFP)
İran’ın Şam Büyükelçiliğine bağlı bir binayı hedef alan saldırıların neden olduğu yıkımın enkazı altında arama yapan acil durum ve güvenlik ekipleri, 1 Nisan 2024 (AFP)

Charles Lister

Hamas'ın 7 Ekim 2023 günü İsrail’e düzenlediği saldırının ardından başlayan ve yaklaşık altı aydır bölgede yoğun olarak devam eden gerilim sırasında tüm taraflar, bölgede geleneksel olarak belirli bir düzeyde istikrar sağlayan kırmızı çizgilerin çoğunu aştılar. Kısa bir süre önce bölgeyi sarsan önemli olaylara İsrail’in, 1 Nisan'da İran’ın Suriye'nin başkenti Şam'daki konsolosluk kompleksinde yer alan bir binayı hedef alan hava saldırısı eklendi. Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü’nün Suriye ve Lübnan komutanlarını öldürüldü. Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi ve Tuğgeneral Hüseyin Eminullah ve Tuğgeneral Muhammed Hadi Hac Rahimi gibi tamamı Filistinli grupların desteklenmesinde çok önemli bir rol oynayan İranlı komutanlardı.

tgnbgyt
İran’ın Şam Büyükelçiliğine bağlı bir binayı hedef alan saldırıların neden olduğu yıkımın enkazı altında arama yapan acil durum ve güvenlik ekipleri, 1 Nisan 2024 (AFP)

İran’ın Şam’daki konsolosluk kompleksi içinde yer alan bir binayı hedef alan ve onu yerle bir eden, İran’ın egemen topraklarına saldırı olarak kabul edilen ve Zahidi’nin ölümüne yol açan bu saldırının büyüklüğü hafife alınamaz. Zira İsrail, bu saldırıyla İran'ın en önemli ve deneyimli DMO gazilerinden biri olan Zahidi’yi etkisiz hale getirdi. Daha önce DMO'nun hava ve kara kuvvetlerinin komutanlığını yapan Zahidi, İran'ın ‘direniş ekseninin’ en aktif ve hayati cephe hattında Hizbullah ve Beşşar Esed rejimiyle en güçlü bağlantı noktasıydı.

Geçtiğimiz günlerde İran basını ve DMO kaynakları tarafından ilk kez paylaşılan bir fotoğrafta, Zahidi, Kasım Süleymani, İsmail Kaani, Hasan Nasrallah ve İmad Muğniye ile birlikte ayakta görülüyordu. Bu fotoğraf, Zahidi’nin üst düzey bir komutan ve DMO'daki en aktif ve değerli isimlerden biri olduğunun açık bir göstergesiydi.

Zahidi, DMO’nun Suriye hükümetine, muhaliflerini acımasızca bastırmasında verdiği destek çerçevesindeki operasyonları yönetmek üzere Şam'a gönderildiği 2011 baharında Suriye’deki protesto gösterilerinin başlarında çok önemli bir rol oynadı. ABD, İngiltere, Avrupa Birliği (AB), Fransa, Kanada ve Avustralya da dahil olmak üzere birçok ülke Zahidi’ye Suriye'deki faaliyetleri, Hizbullah'la bağlantısı ve İran’dan silahların bölgeye dağıtılmasındaki rolü nedeniyle yaptırımlar listesine dahil etti.

İran, İsrail'e misilleme olarak füzeli saldırı düzenleyebilir, ancak bunu durdurulacak şekilde tasarlanacaktır.

Şam'da 1 Nisan'da gerçekleşen saldırı, İsrail'in İran'ın Suriye'deki mevzilerine karşı başlattığı ve haftalardır devam eden operasyonların sonuncusuydu. İsrail, 2013 ile Ekim 2023 arasında da Suriye'deki İran hedeflerine yüzlerce saldırı gerçekleştirmişti, ancak bu saldırılarda yalnızca İran'ın bölgeye silah taşıyan konvoylarını ve militanlarını hedef alıyordu. Bu on yıllık taktiksel eylem boyunca İsrail ordusu ve güvenlik liderleri, İran’ın Suriye’deki ve bir dereceye kadar Lübnan'daki yeteneklerini felç etmek için ‘çimleri biçme’ ya da bir başka deyişle ‘köstebeğin kafasına vurma’ politikasıyla yetindi. (Köstebeğin başına vurma oyunu, oyuncuların deliklerden rastgele çıkan oyuncak köstebeklerin başına çekiç kullanarak vurduğu bir oyundur. Amaç, belirli bir zaman dilimi içinde mümkün olduğu kadar çok köstebeğin kafasına vurmaktır.)

Ancak 7 Ekim 2023 tarihinden sonra İsrail'in Suriye topraklarında İran’ın çıkarlarını hedef alan saldırılarında daha agresif davranmaya başlaması ve stratejik bir tutum benimsemesiyle mevcut durum değişti. Bu değişim, İsrail'in önceki yaklaşımının, özellikle de artan gerilimlerle birlikte verimli olmadığının da bir kanıtı. İsrail, 7 Ekim’den bu yana 1 Ocak'tan sonra gerçekleştirdiği 30'u aşkın hava saldırısı da dahil olmak üzere Suriye'ye 55'ten fazla bombardıman düzenledi. Son saldırılarda hedeflerini DMO ve vekil güçlerin komutanlarını ve üst düzey isimlerini kapsayacak şekilde genişletti. Saldırıların coğrafi kapsamı da önemli oranda genişledi.

hynhty
Tahran’daki Filistin Meydanı’nda İsrail ve ABD karşıtı protestolara katılan İranlılar, 1 Nisan (AFP)

İsrail, Şam’daki son saldırı öncesinde 29 Mart'ta Halep'e de hava saldırıları düzenledi. 1973'ten bu yana en şiddetli hava saldırıları olarak nitelendirilen bombardıman, 40’tan fazla kişinin ölümüne ve yüzden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. İsrail, son olarak İran’ın Şam’daki konsolosluğunu hedef aldı ve DMO komutanlarını öldürdü. Suriye'deki eylemlerle ilgili artık hiçbir kırmızı çizgi kalmamış görünüyor.

Ancak bu saldırıların boyutunun İran’ın da benzer bir tepki vermesini gerektirdiğine şüphe yok. Bölge artık bir barut fıçısına dönmüş durumda olduğundan, yanlış hesaplamalardan kaynaklanan riskler son derece yüksek olacaktır. İran, tarihte özellikle düşmanı olarak gördüğü İsrail’in saldırılarına yanıt vermek için vekillerini kullandı. DMO, şubat ayı başlarında ABD’nin Suriye ve Irak'taki üslerini vekilleri aracılığıyla hedef alan saldırılarını dondurma kararı aldı ve halen bu karara uyuyor. Tahran, önümüzdeki günlerde Suriye'de (ve belki de Irak'ta) bu kararı uygulamaktan vazgeçebilir.

İran'ın Yemen, Irak ve Suriye'deki vekilleri tarafından geçtiğimiz aylarda, İran yapımı balistik füzeler, seyir füzeleri ve kamikaze insansız hava araçları (İHA) ile ABD güçlerini, uluslararası deniz varlıklarını ve hatta İsrail'i hedef alan saldırılar gerçekleşti. İran’ın geçtiğimiz ocak ayında Erbil'deki bir bölgeyi doğrudan balistik füzelerle vurmasına rağmen henüz İran topraklarından İsrail'e doğrudan bir saldırı gerçekleşmedi.

İran basını, 1 Nisan'da İran’ın Şam'daki egemen toprağı sayılan büyükelçiliğine bağlı binaya düzenlenen saldırıyı savaş eylemi olarak yorumlamasının ardından İran, İsrail'e misilleme amaçlı füze saldırısı başlatabilir, ancak bu saldırı muhtemelen durdurulacak şekilde tasarlanacak ve böylece işler kontrolden çıkmayacak.

İran'ın İsrail’e nerede ve nasıl misillemede bulunmayı tercih edeceği, risk hesaplamalarına dair önemli bilgiler sağlayacak.

Hizbullah ile İsrail arasındaki gerilim son haftalarda önemli ölçüde artarken, İran'ın İsrail’e karşı misilleme için Lübnan cephesini tercih etmesi beklenmiyor. Geçtiğimiz ekim ayından bu yana Hizbullah, İsrail’e 800'den fazla saldırı düzenlerken İsrail de Lübnan’a bin 500’ün üzerinde saldırı gerçekleştirdi. Ancak topyekûn savaştan kaçınıldı. Bu da hem Hizbullah'ın hem de dolaylı olarak İran'ın Lübnan'daki önemli çıkarlarını kaybetmek istemediğini gösteriyor. Bu da onları bu cephede doğrudan bir çatışma başlatmaktan alıkoyuyor.

acs
Şam'daki saldırı sonrası olay yerinde çıkan yangını söndüren itfaiye ekipleri, 1 Nisan 2024 (AFP)

Gelecekte ne olacağı halen kestirilemezken gidişat, gerilimlerin her geçen gün arttığını gösteriyor. İran, İsrail’e bölgedeki gelişmiş silahlara sahip yaygın vekil ağıyla, farklı şekillerde karşılık verebilir. Ancak İran'ın İsrail’e nerede ve nasıl misillemede bulunmayı tercih edeceği, altı ay süren çok cepheli düşmanlıkların ardından risk hesaplamalarına dair önemli bilgiler sağlayacak.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Hamduk, BM özel temsilcisiyle Sudan’da savaşı durdurma çabalarını görüştü

Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk dün Berlin'de BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ile bir araya geldi (Sumud İttifakı)
Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk dün Berlin'de BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ile bir araya geldi (Sumud İttifakı)
TT

Hamduk, BM özel temsilcisiyle Sudan’da savaşı durdurma çabalarını görüştü

Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk dün Berlin'de BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ile bir araya geldi (Sumud İttifakı)
Sudan’ın eski Başbakanı Abdullah Hamduk dün Berlin'de BM Genel Sekreteri'nin Özel Temsilcisi ile bir araya geldi (Sumud İttifakı)

Sudan'ın eski Başbakanı ve Sumud İttifakı lideri Abdullah Hamduk dün Almanya'nın başkenti Berlin'de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Özel Temsilcisi Pika Haavisto ile Sudan'daki savaşı sona erdirmeye yönelik uluslararası çabaları görüştü.

Açılımı ‘Devrim Güçleri Demokratik Sivil İttifakı’ olan Sumud İttifakı’nın basın birimi, Facebook'ta yayınladığı açıklamada, görüşmede Sudan'da devam eden savaşın gelişmeleri, bunun yol açtığı felaket niteliğindeki insani etkiler ve ülkenin geleceği için oluşturduğu risklerin ele alındığını belirtti.

Hamduk, Sudan’da barış ve istikrarı sağlama yönündeki çabalarını desteklemek üzere BM Özel Temsilcisi ile iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurgularken taraflar, savaşın acilen durdurulması ve Sudan halkının beklentilerini karşılayacak sürdürülebilir bir barışın sağlanması için bölgesel ve uluslararası çabaların artırılmasının öneminin altını çizdiler.

Hamduk, BM özel temsilcisinin çatışmanın çeşitli taraflarıyla iletişim kurma yaklaşımını övdü.

Açıklamaya göre Haavisto, Sudan halkının acılarına son verecek acil ve sürdürülebilir bir barışa ulaşmak için çabaları yoğunlaştırma ve Sudanlılarla ve tüm bölgesel ve uluslararası aktörlerle birlikte çalışma konusundaki kararlılığını dile getirdi.

Bu görüşme, Sudan'daki felaket niteliğindeki insani durumu ele alan uluslararası ‘Berlin Konferansı’nın başlamasından birkaç saat önce gerçekleşiyor.

Konferans, Almanya ve İngiltere’nin girişimiyle, Avrupa Birliği (AB), Fransa ve Afrika Birliği'nin (AfB) yanı sıra Suudi Arabistan, ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'ı içeren ‘Dörtlü Mekanizma’ ülkelerinin katılımıyla düzenleniyor.

Sumud İttifakı ikinci bir açıklama yaparak, liderlerinin ülkedeki savaşı sona erdirme ve barışı tesis etme yolları konusunda Sudanlı sivil çevreler arasında geniş kapsamlı bir uzlaşmaya varmak amacıyla konferansa katılacağını yineledi.

Uluslararası bakanlar toplantısından, ülke genelinde derhal ve koşulsuz bir insani ateşkes ilan edilmesi ve sivilleri korumak için ulusal, bölgesel ve uluslararası denetim mekanizmaları üzerinde anlaşmaya varılması suretiyle, mevcut zorlukların boyutuna uygun pratik sonuçlar çıkmasını umduğunu ifade etti.

İnsani yardımların, çatışan tarafların engellemesi veya kontrolü olmaksızın kesintisiz bir şekilde ulaşmasını sağlayacak mekanizmaların oluşturulmasının önemini vurguladı ve insani müdahale planlarının finansman açığını kapatmak için gerekli kaynakların sağlanması gerektiğini belirtti.

Ateşkes, insani yardımın ulaştırılması ve sivillerin korunması ile siyasi diyalog olmak üzere üç eşzamanlı yol belirledi. Bu yolların, koordinatörler ve arabulucular tarafından arabuluculuk ve kolaylaştırma yoluyla tek bir süreç içinde eşzamanlı ve bütüncül bir şekilde yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Sumud İttifakı, devam eden çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını ve Sudan’ın geleceğinin halkı tarafından kendisinin belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

İttifak, barış sürecini kolaylaştıracak ve koordine edecek tek bir çatı oluşturmak amacıyla Dörtlü Mekanizma ile yol haritasına, Beşli Mekanizma ile koordinasyona ve tüm bölgesel ve uluslararası girişimlere desteğini yineledi.


İsrail ordusu bir Hizbullah militanını hedef aldı

Lübnan'ın güneyindeki Blida kasabasında yıkılmış bir ev (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Blida kasabasında yıkılmış bir ev (EPA)
TT

İsrail ordusu bir Hizbullah militanını hedef aldı

Lübnan'ın güneyindeki Blida kasabasında yıkılmış bir ev (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Blida kasabasında yıkılmış bir ev (EPA)

İsrail ordusu, bugün Güney Lübnan'da bir “Hizbullah” üyesini hedef alan bir hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Lübnan basınına göre saldırı, Markaba ve El-Adise kasabalarını birbirine bağlayan yolda seyreden bir araca isabet etti.

Öte yandan, bugün bir İsrail gücü, Sur bölgesindeki sınır kasabası Dahira'ya sızarak, mayınlı boş mühimmat kutularını kasabanın bir mahallesine taşıdı.

Lübnan'ın resmi haber ajansı, bir İsrail gücünün sınır kasabası El-Dahira'ya sızdığını, sınır kasabasında Mavi Hat'ın 600 metre kuzeyine kadar ilerlediğini, patlayıcı yüklü boş mühimmat kutularını taşıyarak el-Sari mahallesine yerleştirdiğini ve ardından geri çekildiğini belirtti. Ajansa göre bu eylemin amacı, işgal güçlerinin her gün ateş açmasına ve ses bombaları atmasına rağmen düzenli olarak kasabalarına giden halka zarar vermekti.

Ajans, «Lübnan Ordusu'na bağlı bir mühendislik biriminin olay yerine gelerek sandıkları incelediğini» belirtti.

Ajansa göre bir İsrail savaş gemisi gece saatlerinde Lübnan'ın güneyindeki Nakura kasabası açıklarındaki Lübnan karasularına doğru ateş açtı.


Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, uluslararası toplumu Lübnan'a "acil destek" sağlamaya çağırdı

Savaş nedeniyle Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar, Beyrut'taki bir plaja sığınıyor... 9 Nisan 2026 (AFP)
Savaş nedeniyle Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar, Beyrut'taki bir plaja sığınıyor... 9 Nisan 2026 (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, uluslararası toplumu Lübnan'a "acil destek" sağlamaya çağırdı

Savaş nedeniyle Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar, Beyrut'taki bir plaja sığınıyor... 9 Nisan 2026 (AFP)
Savaş nedeniyle Beyrut'un güney banliyölerinden kaçan insanlar, Beyrut'taki bir plaja sığınıyor... 9 Nisan 2026 (AFP)

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Berham Salih, bugün Beyrut'tan yaptığı açıklamada, “Hizbullah” ile İsrail arasındaki savaşın toplam nüfusun beşte birini yerinden ettirmesinin ardından “benzeri görülmemiş” bir göç kriziyle karşı karşıya kalan Lübnan'a uluslararası toplumun “acil” destek sağlaması çağrısında bulundu.

Salih, Lübnan ziyaretinin ikinci gününde Başbakan Nevvaf Selam ile yaptığı görüşmenin ardından, “Uluslararası toplumu Lübnan'a acil destek ve yardım sağlamaya çağırıyorum... Bu insani acıyı gidermek için elimizden gelen her türlü imkânı sunmalıyız” ifadelerini kullandı.

BM yetkilisi ayrıca, «Bu savaşın insani sonuçları çok ağır; sivillerin ve sivil tesislerin saldırıların yıkımından korunması gerektiğini vurguluyorum» diyerek, «Lübnan, tekrarlanan şiddet sarmalının içinde kalmayı hak etmiyor; aksine desteği ve istikrarı hak ediyor» şeklinde konuştu.

Birleşmiş Milletler, geçen ay “benzeri görülmemiş” göç krizine müdahale etmek amacıyla 308 milyon dolarlık acil finansman çağrısı yaptı. Mülteciler Yüksek Komiserliği ise 61 milyon dolarlık kaynak sağlanması çağrısında bulundu. Salih, “Bu yardımların bir kısmını aldık ve şu anda dağıtıyoruz” dedi.

2 Mart'ta patlak vermesinden bu yana, savaş özellikle Lübnan'ın güneyi ve “Hizbullah” örgütünün ana kalesi sayılan Beyrut'un güney banliyölerinden 1 milyondan fazla kişiyi evlerinden etti. Bunların 140 binden fazlası devlet barınma merkezlerinde kalıyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Lübnan, 2019 yılından beri benzeri görülmemiş bir mali krizle boğuşuyor. Bu kriz, 2024 yılında “Hizbullah” ile İsrail arasında yaşanan ve geniş çaplı yıkıma yol açan savaşla daha da kötüleşti.

Bölgesel olarak, ABD bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'la savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerin bu hafta yeniden başlayabileceğini söylemesine rağmen, İran'a gidiş-dönüş deniz ticaretinin tamamen durdurulduğunu duyurdu.