İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesinin nedenleri ve gerekçeleri

İsrail ordusunun bölgenin kuzeyini güneyden ayırmak için açtığı 970. Cadde dışında Gazze Şeridi'nde İsrail askeri kalmadı

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia
TT

İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesinin nedenleri ve gerekçeleri

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia

İzzettin Ebu Ayşe

İsrail Ordu Radyosu: 24 Hamas taburundan 19'unun ortadan kaldırılmasının ardından ordu Gazze Şeridi'ndeki kara harekâtının sona erdiğini duyurdu.

İsrail, Gazze'nin dört bir yanındaki askerlerini geri çekti. İsrail Ordu Radyosu, Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları’nın 24 taburundan 19'unun ortadan kaldırılmasından sonra Gazze Şeridi'ndeki kara harekatının sona erdiğini duyurdu.

İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzeyinin tamamı ve güneyindeki Han Yunus şehri ile orta kesimlerindeki Deyr el-Beleh’teki bazı mahallelerin işgal edilmesinden sonra aniden ve karada herhangi bir ilerleme kaydedilmeden ordusunu geri çekti.

Gazze’nin kuzeyi ile güneyinin birbirinden ayıran caddede İsrail askerleri konuşlu

İsrail ordusunun Gazze'nin kuzeyini güneyinden ayırmak için oluşturduğu 970. Cadde konuşlu olanlar dışında Gazze'de İsrail askeri kalmadı. İsrail ordusunun Nahal Tugayı'ndan birkaç asker caddede varlığını sürdürüyor. Nahal Tugayı, yerinden edilenlerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine dönmesini engelleyen koridorun güvenliğinin sorumluluğunu üstleniyor.

dfgrbtynh
Gazze Şeridi’nin kuzeyini güneyinden ayıran 970. Cadde’de sınırlı sayıda İsrail askeri bulunmaya devam ediyor (Independent Arabia)

Peki İsrail ordusunun bu şekilde tamamen geri çekilmesinin sebepleri neler? Yeni bir esir takası anlaşmasına varılması için Hamas’ın şartlarını yanıt vermek için mi, yoksa askeri birlikleri dinlendirmek ve yeni bir kara harekâtına hazırlanmak için mi? Ya da uluslararası baskıya bir yanıt mı, yoksa zaten kara harekatı sona erdiği için mi?

Refah'a girmeye hazırız, ancak ABD buna karşı

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden çekilmesinin amacının yeni askeri operasyonlara hazırlanmak olduğunu, Tel Aviv’in Hamas’ın artık Gazze Şeridi’ni kontrol edemeyeceği bir duruma gelene kadar kara savaşının devam edebileceğini duyurdu.

Gazze Şeridi'nde İsrail ordusunun tamamen işgal etmediği iki bölge kaldı. Bunlardan biri Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugaylarının dört tugayının bulunduğu ve yerinden edilen 1,3 milyon Gazzeliye ev sahipliği yapan Refah şehri, ikinci ise Gazze Şeridi’nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh şehri. Nuseyrat Mülteci Kampı’nın da yer aldığı Deyr el-Beleh’te İzzettin el-Kassam Tugayları’nın bir taburuna ve yerinden edilen 900 bin Gazzeliye ev sahipliği yapıyor. Ancak Beyaz Saray sözcüsü John Kirby, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden geri çekilmesinin yakında askeri operasyonların yeniden başlayacağı anlamına gelmediğini söyledi.

Beyaz Saray tarafından yapılan bu açıklama, kara harekatının sona ermesi nedeniyle İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden çekildiğinin ve istihbarat bilgilerine dayanarak nokta atışı hava saldırıları ve askeri saldırıların olacağı savaşın üçüncü aşamasına geçildiğinin düşünülmesinin yanı sıra Refah ve Deyr el-Beleh'te bu yöntemin kullanılabileceği tahminlerine neden oldu.

Ağır kayıpların bir sonucu

Ancak İsrail basınına göre ordunun geri çekilmesinin arkasındaki neden ordunun Gazze'de ağır kayıplar vermesi. İsrail basını, askerler geri çekilmeden önce Hamas üyelerinin pusu kurarak 14 askeri öldürdüğünün ve çok sayıda tank ile zırhlı personel taşıyıcıyı havaya uçurduğunun altını çizdi.

rgtby
İsrail’in geri çekilme adımı, ABD ve İngiltere'nin Gazze Şeridi'ndeki askeri yöntemlerin değiştirilmesi taleplerine yanıt verdiğinin bir göstergesi (Independent Arabia)

İsrailli askeri uzman Ruby Murday, savaş sahasından çekilmedeki amacın özellikle askerlerin şu an Gazze Şeridi'nde konuşlanmış olması ve herhangi bir görevleri olmamasını yanı sıra altı aydır devam eden savaş yüzünden bitkin durumda olmaları nedeniyle kayıpları en aza indirmek olduğunu düşünüyor.

Murday, sözlerini şöyle sürdürdü:

İsrailli komutanlar, askeri birlikleri Gazze Şeridi'nde tutmanın hiçbir anlamı olmadığını ve daha fazla kalmanın daha fazla askerin hayatını tehlikeye ataktan başka bir şey olmadığını anladılar.

Uluslararası baskıya yanıt

Her ne olursa olsun İsrail'in çeşitli amaçlarla geri çekildiğine ve geri çekilmesinin kendisine kazanımlar sağladığına şüphe yok. Çünkü bu adımı atarak ABD ve İngiltere'ye Gazze Şeridi'ndeki savaş mekanizmalarının değiştirilmesi taleplerine yanıt verdiğini göstermiş oldu.

İsrail televizyon kanalı Kanal 14’ün haberine göre ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Gazze'deki savaşın uygulanış şeklini değiştirmemesi halinde korkunç sonuçları olabileceği tehdidinde bulundu. Biden, Gazze'deki sivillerin durumunun bir an evvel iyileşmemesi halinde Washington’ın Tel Aviv'e verdiği desteği yeniden gözden geçireceği uyarısında bulundu.

Takas anlaşmasını zorlamak için iyi niyet

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden çekilmesini siyasi gözlemciler ise esir takası müzakerelerini sonuçlandırmak için bir iyi niyet göstergesi olarak değerlendirdi. Gözlemcilere göre bu adım aynı zamanda Hamas'ın İsrail güçleri Gazze Şeridi'nden çekilmeden hiçbir anlaşmanın yapılmayacağı yönündeki şartına da bir cevap niteliği taşıyor.

İsrail'de İbranice yayın yapan Walla internet sitesinin haberine göre İsrail'in askeri ve siyasi kadroları, Hamas'ın müzakerelerde öne sürdüğü İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden geri çekilmesi talebine karşılık verdi ve böylece Mısır'ın başkenti Kahire'de dolaylı olarak yapılan müzakereler yeniden başladı.

fvrbgt
Hamas, İsrail ve ABD’den heyetler, insani ateşkes önerisini görüşmek üzere Kahire'ye gitti (Independent Arabia)

Hamas, İsrail ve ABD’den heyetler, 6 Nisan Cumartesi gününden bu yana insani ateşkes önerisini görüşmek üzere Kahire'deler. Ateşkes önerisi yerinden edilenlerin geri dönüşü ve rehinelerin serbest bırakılmasını öngörüyor.

Hamas’ın önde gelen isimlerinden biri olan ve Hamas’ın Kahire'deki müzakere heyetine başkanlık yapan Halil el-Hayye, Hamas Hareketi arabuluculara ilettiği ve kalıcı ateşkes yapılması, İsrail ordusunun Gazze'den çekilmesi, yerinden edilenlerin ikamet yerlerine dönmesi, insanların hareket özgürlüğünün sağlanması, yardımların ulaştırılması, barınma ihtiyaçlarının karşılanması ve ciddi bir esir takası anlaşmasına varılması yönündeki tutumunu koruduğunu söyledi.

Öte yandan İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail’in Gazze’de zaferden ‘bir adım uzakta’ olduğunu belirterek “Ancak ödediğimiz bedel acı verici ve yürek parçalayıcı” dedi. İsrail'in Gazze'deki rehinelerin serbest bırakılması konusunda anlaşmaya hazır olduğunu söyleyen Netanyahu, “Rehineler geri verilmeden ateşkes olmayacak. Hamas'ın pozisyonunu sertleştirmesine neden olan uluslararası baskının İsrail yerine, Hamas'a yöneltilmelidir. Bu, rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. Ancak Netanyahu, “Refah dahil tüm Gazze Şeridi'nde Hamas'ı ortadan kaldırana kadar savaşı tamamen durdurmayacağım” diye de ekledi.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
TT

HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)

Sudan'da siyasi ve idari bölünmenin kalıcı hale geleceğine dair yaygın endişeleri uyandıran bir gelişmede Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından desteklenen ve başkenti Nyala olan Tesis (Kurucu) Hükümeti, ordunun desteklediği Sudan hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerde sınavların düzenlenmesi için hazırlıkların tamamlandığını açıklamasından birkaç gün sonra, kontrolü altındaki bölgelerde önümüzdeki haziran ayında lise bitirme sınavlarını düzenlemeyi planladığını açıkladı.

Bu iki eşzamanlı açıklama, geçtiğimiz hafta ulusal şahsiyetlerin ve akademisyenlerin ‘lise mezuniyet sınavı öğrencilerinin geleceğini kurtarmak için ulusal girişim’ başlatarak, her iki hükümetin duyurduğu sınavların ertelenmesini ve bunun yerine ülke genelindeki tüm öğrenciler için tek tip sınavlar düzenlenmesini talep ettikleri bir dönemde yapıldı.

Girişim, savaşa karşı çıkan sivil güçler tarafından geniş bir destek gördü. Bu güçler, askeri ve siyasi kutuplaşmalardan uzak, güvenli ve adil sınavların yapılmasını garanti altına alacak şekilde, çatışmanın iki tarafından acil yanıt talep etti. Girişimin organizatörlerine göre girişim, Darfur ve Kordofan eyaletleri ile Tesis İttifakı'nın kontrolü altındaki diğer bölgelerde yaşayan ve savaş nedeniyle son üç yıldır Sudan sertifika sınavlarına giremeyen yaklaşık 280 bin öğrencinin geleceğini korumayı amaçlıyor.

Çatışan taraflarla temaslar

Girişimin organizatörleri, Kamil İdris başkanlığındaki Umut Hükümeti liderleri, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi üyeleri ve Kurucu Hükümetin Başkanlık Konseyi liderleriyle temas kurduklarını söylediler. Bu temaslar, öğrencilerin bulundukları bölgelerde sınavlara girmelerini sağlayacak bir mutabakat sağlanması ve sınav öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrenciler, öğretmenler ve eğitim kadroları için gerekli güvenlik garantilerinin verilmesini amaçlıyor.

Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)

Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı, 13 Nisan'da yapılacak lise bitirme sınavlarına yurt içinde ve yurt dışında 544 bin öğrencinin girmesi için hazırlıkların tamamlandığını duyurmuştu. Öte yandan Tesis Hükümeti Eğitim Bakanı Koko Jagdol, hükümetinin kontrolündeki bölgelerde sınavları önümüzdeki haziran ayında yapmaya devam edeceğini söyledi. Jagdol, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lise bitirme sınavlarını düzenlemeye hazırız. Bu yıl tüm öğrencilerin sınava girmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan onların geleceğinin mahvolmaması” ifadelerini kullandı. Jagdol, sınavların ortak yapılması için başlatılan ulusal girişimden haberi olmadığını belirtirken, Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı'ndan ise Bakan Yardımcısı Ahmed Halifa ile iletişime geçilememesi nedeniyle resmi bir açıklama yapılmadı. Sudan ordusu ile HDK arasında 2023 yılının nisan ayında savaşın patlak vermesinden bu yana Darfur bölgesinde Sudan lise bitirme sınavlarının düzenleneceği ilk kez duyuruldu.

Bölünmenin kalıcı hale gelmesinden endişe

Gözlemciler, her iki tarafın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavların yapılmasının, bölünme gerçeğinin kalıcı hale gelmesine yol açabileceğini düşünüyor; bu durum sadece siyasi ve askeri düzeyde değil, eğitim kurumları ve kamu hizmetleri düzeyinde de geçerli. Bu bağlamda, Öğretmenler Komitesi Üyesi Sami el-Bakir, ordunun ve HDK'nın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavlar düzenlenmesinin ‘ülkenin idari ve siyasi olarak bölünmesine yol açabilecek tehlikeli bir adım’ olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Bakir, “Eğitim meselesinin çatışmanın dışında tutulmasını ve federal Eğitim Bakanlığı'nın, çatışmanın iki tarafının kontrolündeki tüm bölgelerde Sudan sertifika sınavlarını denetlemesini defalarca talep ettik” dedi. Sami el-Bakir, yetkinliği ve dürüstlüğü ile tanınan eğitim uzmanlarından oluşan, Sudan'ın her yerinde sınavları koordine etmek ve denetlemekle görevli bağımsız ve tarafsız bir ulusal komite kurulmasını önerdi.

Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)

Sudan ordusu şu anda Orta, Doğu ve Kuzey eyaletlerini kontrol ederken bu eyaletler arasında Sennar, Mavi Nil eyaletinin büyük bir kısmı, Güney Kordofan’ın geniş bölgeleri, ayrıca Gedarif, Kassala, Kızıldeniz, Nil Nehri ve Kuzey eyaletleri ile Kuzey Kordofan eyaletinin bazı bölgeleri yer alıyor. HDK ise Güney, Batı, Doğu, Orta ve Kuzey Darfur’un yanı sıra Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerinin geniş bölgelerini kontrol ediyor. Öte yandan, Tesis Hükümeti’nin müttefiki olan Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Güney Kordofan'daki Kauda bölgesini kontrol ediyor.

Darfur'dan göç eden öğrencilerin durumunu düzeltmek amacıyla, Kuzey Eyaleti Eğitim Bakanı Ticani İbrahim, federal bakanlığın Darfur'dan gelen göçmen öğrencileri kabul etmek ve sınavlara sorunsuz bir şekilde girmelerini sağlamak için özel merkezler ayırdığını söyledi. Federal Eğitim Bakanlığı daha önce, Darfur'dan ordunun kontrolündeki bölgelere gelen erkek ve kız öğrenciler için barınma ve yemek gibi ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerin tamamlandığını duyurmuştu.

Eğitimi çatışmanın dışında tutmak

Birçok eğitimci, 2003 ile 2010 yılları arasında Darfur’da yaşanan önceki savaş dönemini hatırlatıyor. O dönemde Sudan sertifika sınavları önceden kararlaştırılan bölgelerde düzenleniyordu ve öğrencilerin sınav merkezlerine güvenli bir şekilde ulaşmaları ve bölgelerine geri dönmeleri için gerekli düzenlemeler yapılıyordu.

Çatışma çözümü uzmanı Abdullah Adem Hatir ise binlerce öğrencinin 3 yılı aşkın bir süre boyunca eğitim ve sınav haklarından mahrum bırakılmasının ardından, öğrencilerin savaştan en çok zarar gören kesim olduğunu söyledi.

Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)

Hatir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çatışmanın dışında tutulması yönündeki iç ve uluslararası çağrılara rağmen, savaşın iki tarafı da şu ana kadar beklenen şekilde yanıt vermedi.”

Batı Kordofan'ın Heglig bölgesindeki petrol tesislerinin askeri operasyonlardan muaf tutulması konusunda ordu ile HDK arasında varılan mutabakatın, eğitim konusunda da uygulanabilir bir model oluşturabileceğine işaret eden Hatir, “Taraflar petrol tesislerinin korunması konusunda anlaşabilirlerse, eğitim ile ilgili uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde, savaş hatlarından ve siyasi bölünmelerden uzak, ülke genelinde sınavların tek tip bir şekilde düzenlenmesini garanti altına alan bir mutabakata varılması mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.


Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
TT

Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)

Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin el-Sayid, yaptığı açıklamada, Lübnan'ın İsrail saldırıları ve tahliye emirleri nedeniyle yerinden edilen yüz binlerce kişinin uzun vadede evlerine dönmeme ihtimaline hazırlandığını belirtti.

El-Sayid, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın ordunun Lübnan-İsrail sınırı boyunca tüm evleri yıkacağını ve Güney Lübnan'dan kaçan 600 bin kişinin köylerine dönmesini engelleyeceğini açıklamasının ardından Reuters'a konuştu.

2 Mart'tan bu yana, Lübnanlı silahlı grup “Hizbullah”ın İsrail'e ateş açarak Lübnan'ı bölgesel çatışmanın içine sürüklemesi ile 1 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve bin 200 kişi İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

Bakan dün yaptığı açıklamada, “Uzun süreli yerinden edilme elbette endişe verici bir durum. Bunun olmaması umuduyla, ancak hükümet olarak hazırlıklı olmalı ve bu konuyu düşünmeliyiz” dedi.

Bakan, hükümetin nakit karşılığı kira programları ve barınma imkanları sağlanması gibi seçenekleri değerlendirdiğini, ancak şu aşamada kamplar kurmayı planlamadığını ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Bakan sözlerine şöyle devam etti: «Her şey İsraillilerin toprakları ele geçirme konusundaki ısrarına bağlı ve elbette bu bizim için kabul edilemez bir durum... Bu, egemenliğimizin açık bir ihlalidir ve elimizden gelen her şeyi yaparak bunu engellemek için çalışacağız.»

Katz dün, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde, Lübnan'ın İsrail sınırının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde bulunan Litani Nehri'ne kadar kontrolünü sürdüreceğini söyledi. Bu nehrin güneyindeki topraklar, Lübnan topraklarının yaklaşık onda birini oluşturuyor.

İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)

İhtiyaçları karşılamak için fonlar «yetersiz»

Şu anda yaklaşık 136 bin kişi toplu barınaklarda yaşarken, geri kalanlar ya akrabalarının yanında ya da nadir durumlarda sokaklarda kalıyor.

Uzun süreli yerinden edilme, Lübnan'daki farklı gruplar arasındaki sosyal gerilimleri daha da artırabilir, zira “Hizbullah”ın savaşa girme kararıyla eski siyasi ve mezhepsel bölünmeler alevlendi.

El-Sayid, “Gerçekten çok büyük sayıda yerinden edilmiş kişi var ve onlara ayrılan alan giderek daralıyor” dedi.

Ayrıca, 2024’teki «Hizbullah» ile İsrail arasındaki savaş sırasında yerinden edilmiş kişileri barındırmaya hazır olduğunu belirten bazı bölgelerin, okullar veya diğer kamu binaları da dahil olmak üzere, bu sefer daha az hazırlıklı olduğunu belirtti.

Bakan şöyle devam etti: «Bu, sosyal uyumu sağlamak ve halkın, tabiri caizse, hâlâ kardeşlik içinde olduğundan emin olmak gibi yeni bir zorluktur... Lübnanlıların bu duyguyu paylaştığına yürekten inanıyorum. Gördüğümüz örneklerin çoğu harika ve her yerde misafirperverlik sergileniyor. Ancak aynı zamanda, insanların kaynakları son derece sınırlı.”

Sosyal İşler Bakanlığı, yerinden edilmiş ailelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için üç ay önceden planlama yapıyor, ancak finansman eksikliği hâlâ zorluk teşkil ediyor.

Bakan, Birleşmiş Milletler’in iki aydan biraz fazla süren 2024 savaşı sırasında, Lübnan’ın insani krizle başa çıkmasına yardımcı olmak için 700 milyon dolar topladığını ve çeşitli ülkelerin 110’dan fazla yardım uçağı gönderdiğini ifade etti.

Lübnan yeni savaşın ikinci ayına girerken, Birleşmiş Milletler'in son çağrısının ardından sadece 30 milyon dolar aldı ve bağışçılar yaklaşık 60 milyon dolar daha taahhüt etti. Sadece yedi yardım uçağı ulaştı.

El-Sayid, “Hedefimize ulaşmaktan çok uzağız. Son savaşta, sadece ilk ay içinde en az 50 uçak gelmişti” dedi.

Bakan, 2024 yılındaki durumun aksine, Körfez’deki bazı geleneksel bağışçıların çatışmanın sonuçlarından doğrudan etkilendiğini belirterek, petrol fiyatlarındaki hızlı artışın yardımların etkinliğini etkilediğine dikkat çekti.

Bakan, mevcut yardımların bakanlığın ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 30’unu karşıladığını belirtti.

Şöyle devam etti: “Elbette, barınaklardaki tüm sakinlerin ihtiyaçlarının en azından karşılanmasını sağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Diğer soru ise zaman çerçevesi, yani bu durum ne kadar sürecek?” 


Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
TT

Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)

Katar Dışişleri Bakanlığı dün, gerginliğin sona erdirilmesini amaçlayan Körfez ülkelerinin ortak tutumunu teyit ederek, bölgenin güvenliği ile ilgili imzalanacak her türlü anlaşmada Körfez ülkelerinin temel taraf olarak yer alması gerektiği konusunda Körfez ülkeleri arasında mutabakat olduğunu belirtti.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgilere göre sahada gerçekleşenler ise şu şekilde gerçekleşti: Suudi Arabistan savunma güçleri, Riyad bölgesine doğru fırlatılan 12 insansız hava aracı (İHA) ve 7 balistik füzeyi önleyerek imha etti; bir füze ise doğu bölgesine doğru fırlatıldı. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bölgede yaşanan olaylar doğrultusunda, Rahman'ın misafirlerinin gelişini kolaylaştırmak için özel bir operasyon odası kurdu.

“Kuveyt Petrol Kurumu”, dev tanker “el-Salimi)”nin mürettebatının “İran'ın alçakça saldırısı sonucu gemide çıkan yangını söndürmeyi başardığını” belirtirken, Kuveyt güçleri ise 5 balistik füze ve 7 İHA’yı tespit ederek müdahale etti. BAE savunma güçleri ise 8 balistik füze, 4 seyir füzesi ve 36 İHA ile mücadele etti.