İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesinin nedenleri ve gerekçeleri

İsrail ordusunun bölgenin kuzeyini güneyden ayırmak için açtığı 970. Cadde dışında Gazze Şeridi'nde İsrail askeri kalmadı

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia
TT

İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesinin nedenleri ve gerekçeleri

Fotoğraf: Independent Arabia
Fotoğraf: Independent Arabia

İzzettin Ebu Ayşe

İsrail Ordu Radyosu: 24 Hamas taburundan 19'unun ortadan kaldırılmasının ardından ordu Gazze Şeridi'ndeki kara harekâtının sona erdiğini duyurdu.

İsrail, Gazze'nin dört bir yanındaki askerlerini geri çekti. İsrail Ordu Radyosu, Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları’nın 24 taburundan 19'unun ortadan kaldırılmasından sonra Gazze Şeridi'ndeki kara harekatının sona erdiğini duyurdu.

İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzeyinin tamamı ve güneyindeki Han Yunus şehri ile orta kesimlerindeki Deyr el-Beleh’teki bazı mahallelerin işgal edilmesinden sonra aniden ve karada herhangi bir ilerleme kaydedilmeden ordusunu geri çekti.

Gazze’nin kuzeyi ile güneyinin birbirinden ayıran caddede İsrail askerleri konuşlu

İsrail ordusunun Gazze'nin kuzeyini güneyinden ayırmak için oluşturduğu 970. Cadde konuşlu olanlar dışında Gazze'de İsrail askeri kalmadı. İsrail ordusunun Nahal Tugayı'ndan birkaç asker caddede varlığını sürdürüyor. Nahal Tugayı, yerinden edilenlerin Gazze Şeridi'nin kuzeyine dönmesini engelleyen koridorun güvenliğinin sorumluluğunu üstleniyor.

dfgrbtynh
Gazze Şeridi’nin kuzeyini güneyinden ayıran 970. Cadde’de sınırlı sayıda İsrail askeri bulunmaya devam ediyor (Independent Arabia)

Peki İsrail ordusunun bu şekilde tamamen geri çekilmesinin sebepleri neler? Yeni bir esir takası anlaşmasına varılması için Hamas’ın şartlarını yanıt vermek için mi, yoksa askeri birlikleri dinlendirmek ve yeni bir kara harekâtına hazırlanmak için mi? Ya da uluslararası baskıya bir yanıt mı, yoksa zaten kara harekatı sona erdiği için mi?

Refah'a girmeye hazırız, ancak ABD buna karşı

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden çekilmesinin amacının yeni askeri operasyonlara hazırlanmak olduğunu, Tel Aviv’in Hamas’ın artık Gazze Şeridi’ni kontrol edemeyeceği bir duruma gelene kadar kara savaşının devam edebileceğini duyurdu.

Gazze Şeridi'nde İsrail ordusunun tamamen işgal etmediği iki bölge kaldı. Bunlardan biri Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugaylarının dört tugayının bulunduğu ve yerinden edilen 1,3 milyon Gazzeliye ev sahipliği yapan Refah şehri, ikinci ise Gazze Şeridi’nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh şehri. Nuseyrat Mülteci Kampı’nın da yer aldığı Deyr el-Beleh’te İzzettin el-Kassam Tugayları’nın bir taburuna ve yerinden edilen 900 bin Gazzeliye ev sahipliği yapıyor. Ancak Beyaz Saray sözcüsü John Kirby, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden geri çekilmesinin yakında askeri operasyonların yeniden başlayacağı anlamına gelmediğini söyledi.

Beyaz Saray tarafından yapılan bu açıklama, kara harekatının sona ermesi nedeniyle İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden çekildiğinin ve istihbarat bilgilerine dayanarak nokta atışı hava saldırıları ve askeri saldırıların olacağı savaşın üçüncü aşamasına geçildiğinin düşünülmesinin yanı sıra Refah ve Deyr el-Beleh'te bu yöntemin kullanılabileceği tahminlerine neden oldu.

Ağır kayıpların bir sonucu

Ancak İsrail basınına göre ordunun geri çekilmesinin arkasındaki neden ordunun Gazze'de ağır kayıplar vermesi. İsrail basını, askerler geri çekilmeden önce Hamas üyelerinin pusu kurarak 14 askeri öldürdüğünün ve çok sayıda tank ile zırhlı personel taşıyıcıyı havaya uçurduğunun altını çizdi.

rgtby
İsrail’in geri çekilme adımı, ABD ve İngiltere'nin Gazze Şeridi'ndeki askeri yöntemlerin değiştirilmesi taleplerine yanıt verdiğinin bir göstergesi (Independent Arabia)

İsrailli askeri uzman Ruby Murday, savaş sahasından çekilmedeki amacın özellikle askerlerin şu an Gazze Şeridi'nde konuşlanmış olması ve herhangi bir görevleri olmamasını yanı sıra altı aydır devam eden savaş yüzünden bitkin durumda olmaları nedeniyle kayıpları en aza indirmek olduğunu düşünüyor.

Murday, sözlerini şöyle sürdürdü:

İsrailli komutanlar, askeri birlikleri Gazze Şeridi'nde tutmanın hiçbir anlamı olmadığını ve daha fazla kalmanın daha fazla askerin hayatını tehlikeye ataktan başka bir şey olmadığını anladılar.

Uluslararası baskıya yanıt

Her ne olursa olsun İsrail'in çeşitli amaçlarla geri çekildiğine ve geri çekilmesinin kendisine kazanımlar sağladığına şüphe yok. Çünkü bu adımı atarak ABD ve İngiltere'ye Gazze Şeridi'ndeki savaş mekanizmalarının değiştirilmesi taleplerine yanıt verdiğini göstermiş oldu.

İsrail televizyon kanalı Kanal 14’ün haberine göre ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya Gazze'deki savaşın uygulanış şeklini değiştirmemesi halinde korkunç sonuçları olabileceği tehdidinde bulundu. Biden, Gazze'deki sivillerin durumunun bir an evvel iyileşmemesi halinde Washington’ın Tel Aviv'e verdiği desteği yeniden gözden geçireceği uyarısında bulundu.

Takas anlaşmasını zorlamak için iyi niyet

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden çekilmesini siyasi gözlemciler ise esir takası müzakerelerini sonuçlandırmak için bir iyi niyet göstergesi olarak değerlendirdi. Gözlemcilere göre bu adım aynı zamanda Hamas'ın İsrail güçleri Gazze Şeridi'nden çekilmeden hiçbir anlaşmanın yapılmayacağı yönündeki şartına da bir cevap niteliği taşıyor.

İsrail'de İbranice yayın yapan Walla internet sitesinin haberine göre İsrail'in askeri ve siyasi kadroları, Hamas'ın müzakerelerde öne sürdüğü İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden geri çekilmesi talebine karşılık verdi ve böylece Mısır'ın başkenti Kahire'de dolaylı olarak yapılan müzakereler yeniden başladı.

fvrbgt
Hamas, İsrail ve ABD’den heyetler, insani ateşkes önerisini görüşmek üzere Kahire'ye gitti (Independent Arabia)

Hamas, İsrail ve ABD’den heyetler, 6 Nisan Cumartesi gününden bu yana insani ateşkes önerisini görüşmek üzere Kahire'deler. Ateşkes önerisi yerinden edilenlerin geri dönüşü ve rehinelerin serbest bırakılmasını öngörüyor.

Hamas’ın önde gelen isimlerinden biri olan ve Hamas’ın Kahire'deki müzakere heyetine başkanlık yapan Halil el-Hayye, Hamas Hareketi arabuluculara ilettiği ve kalıcı ateşkes yapılması, İsrail ordusunun Gazze'den çekilmesi, yerinden edilenlerin ikamet yerlerine dönmesi, insanların hareket özgürlüğünün sağlanması, yardımların ulaştırılması, barınma ihtiyaçlarının karşılanması ve ciddi bir esir takası anlaşmasına varılması yönündeki tutumunu koruduğunu söyledi.

Öte yandan İsrail Başbakanı Netanyahu, İsrail’in Gazze’de zaferden ‘bir adım uzakta’ olduğunu belirterek “Ancak ödediğimiz bedel acı verici ve yürek parçalayıcı” dedi. İsrail'in Gazze'deki rehinelerin serbest bırakılması konusunda anlaşmaya hazır olduğunu söyleyen Netanyahu, “Rehineler geri verilmeden ateşkes olmayacak. Hamas'ın pozisyonunu sertleştirmesine neden olan uluslararası baskının İsrail yerine, Hamas'a yöneltilmelidir. Bu, rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. Ancak Netanyahu, “Refah dahil tüm Gazze Şeridi'nde Hamas'ı ortadan kaldırana kadar savaşı tamamen durdurmayacağım” diye de ekledi.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.



Husilerin söylemleri, Kızıldeniz kartını kullanma tehdidinde bulunan İran açıklamalarıyla uyumlu

Husi liderinin çağrısıyla Sana’da İran’a destek mitinginde toplanan Husiler (EPA)
Husi liderinin çağrısıyla Sana’da İran’a destek mitinginde toplanan Husiler (EPA)
TT

Husilerin söylemleri, Kızıldeniz kartını kullanma tehdidinde bulunan İran açıklamalarıyla uyumlu

Husi liderinin çağrısıyla Sana’da İran’a destek mitinginde toplanan Husiler (EPA)
Husi liderinin çağrısıyla Sana’da İran’a destek mitinginde toplanan Husiler (EPA)

ABD-İsrail ile İran ve ona bağlı Lübnanlı ve Iraklı unsurlar arasında süren doğrudan askeri gerilim ortamında, Yemen’deki Husiler söylem düzeyinde tansiyonu yükseltmeyi sürdürüyor. Örgüt, sessiz kalmayacağını vurgulasa da şu ana kadar Tahran’ın yanında doğrudan askeri müdahaleye geçmedi.

22 Mart itibarıyla, yani savaşın başlamasından yaklaşık üç hafta sonra, İran’a yakınlığıyla bilinen Husiler uyarı ve sert tonlu açıklamalarla yetinerek ‘her türlü gelişmeye hazır olduklarını’ dile getirdi. Bu söylemler, İran’ın Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı gibi stratejik deniz geçişlerinde gerilimi genişletebileceği yönündeki tehditleriyle örtüşüyor.

Husilerin son açıklaması, kendi kurdukları yönetimin dışişleri makamına atfedilen bir bildiriyle geldi. Açıklamada, Hürmüz Boğazı’na ilişkin uluslararası girişimlere karşı çıkılırken, ABD’nin politikalarıyla ‘bölgeyi stratejik bir çıkmaza sürüklediği’ öne sürüldü.

Aynı açıklamada, bölge ülkeleri olası bir tırmanışa dahil olmamaları konusunda uyarıldı; ABD politikalarına ‘bağımlılık’ eleştirilirken, dış müdahalenin geniş çaplı olumsuz sonuçlar doğuracağı iddia edildi.

fgb
Husiler, Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından Sana sokaklarına onun devasa posterlerini astı. (EPA)

Açıklamada, çatışmanın genişlemesinin yaratabileceği risklere dikkat çekilerek bunun küresel tedarik zincirleri ve enerji fiyatları üzerinde etkiler doğurabileceği vurgulandı. Husiler ise ‘elleri bağlı durmayacaklarını’ belirterek, savaşa dahil olma ihtimaline işaret etti.

Bu tutum, İran’dan gelen son açıklamalarla örtüşüyor. Tahran yönetimi, ABD’nin Harg Adası’na yönelik olası bir saldırısı durumunda, Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb’de güvenliği sarsmak için Husileri devreye sokabileceği mesajını verdi ve bunu ‘direniş ekseninin seçenekleri’ arasında gösterdi.

Atılacak adımın ertelenmesi

Husilerin lideri Abdulmelik el-Husi, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana İran’a siyasi ve ideolojik destek açıklamalarıyla, doğrudan askeri müdahaleden kaçınmayı bir arada yürüten bir çizgi izliyor.

Abdulmelik el-Husi, grubunun Tahran’ın yanında olduğunu vurgulayarak çatışmayı ‘İslam’a karşı bir savaş’ olarak nitelendirdi. Tüm senaryolara hazır olduklarını dile getiren el-Husi, destek amacıyla kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Ancak Husiler, şu ana kadar İran’a yönelik savaşla doğrudan bağlantılı herhangi bir adım atmış değil. Daha önce değerlendirmelerde bulunan uzmanlara göre bu temkinli tutum, başta ABD ve İsrail’den gelebilecek geniş çaplı askeri saldırılara maruz kalma endişesi olmak üzere bir dizi karmaşık hesapla bağlantılı. Özellikle Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb hattının küresel ticaret açısından taşıdığı kritik önem, bu çekingenliğin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.

Son iki yılda Kızıldeniz’de gemileri hedef alarak ve İsrail’e yönelik saldırılar düzenleyerek gerilimi artıran grup, mevcut koşullarda bu tırmanma kartını erken tüketmek yerine ilerleyen döneme saklamayı tercih ediyor olabilir.

Bu yaklaşım, Husilere hem askeri hem de siyasi düzeyde daha geniş bir manevra alanı sağlarken, İran öncülüğündeki ‘direniş ekseni’ içindeki konumlarını da esnek biçimde sürdürmelerine imkân tanıyor.

Önceki karşılaşma

Bu tutum, Husilerin 2023 yılı sonlarından itibaren başlattığı tırmanışın devamı niteliğinde görülüyor. Grup, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilere destek gerekçesiyle Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırılar düzenlemeye başlamıştı. Yaklaşık iki yıl içinde balistik füzeler, insansız hava araçları (İHA) ve patlayıcı yüklü botlarla yüzlerce saldırı üstlenen örgüt, bazı gemilerin batmasına ve onlarcasının hasar görmesine yol açtı.

rggrt4g
Sana’da Husiler tarafından kurulan bir mezarlık (EPA)

Söz konusu eylemler, geniş çaplı güvenlik ve ekonomik sonuçlar doğurdu. Bu gelişmeler üzerine ABD ve Birleşik Krallık, Husilere ait hedeflere yönelik yüzlerce hava ve deniz saldırısı içeren bir askeri operasyon başlattı; operasyonlar daha sonra bölgesel arabuluculukla durduruldu.

İsrail de saldırılara karşılık olarak, Husilerin kontrolündeki bölgelerde limanlar, elektrik santralleri, çimento fabrikaları ve Sana Havalimanı gibi altyapı tesislerini hedef aldı. Ayrıca düzenlenen operasyonlarda örgütün üst düzey yöneticileri hedef alınarak genelkurmay başkanı ve hükümet başkanıyla birlikte dokuz bakanın öldürüldüğü bildirildi.


İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden yapılandırıyor

Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
TT

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden yapılandırıyor

Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)
Beyrut’un güney banliyösünde yıkılmış bir binanın yakınında, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni ile Hizbullah’ın eski lideri Hasan Nasrallah’ın posteri görülüyor. (AP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) faaliyetlerine aşina iki kaynak, örgütün 2024 yılında İsrail’in ağır darbesine maruz kalan Hizbullah’ın askeri komuta yapısını yeniden inşa ettiğini bildirdi. Kaynaklara göre DMO boşlukları İranlı subaylar atayarak doldurdu, ardından Lübnan’daki örgütü yeniden yapılandırarak şu anda Tahran’a destek amacıyla yürüttüğü savaş için planlar hazırladı.

Bu yeniden yapılanma, 1982 yılında DMO tarafından kurulan Şii Hizbullah için bir ilk olarak değerlendiriliyor. Söz konusu adım, 2024 savaşında aldığı darbelerin ardından daha pragmatik bir yaklaşım benimsendiğine işaret ediyor. Bu süreçte örgütün genel sekreteri Hasan Nasrallah ile birlikte birçok üst düzey lider hayatını kaybetmişti.

Eğitim ve silahlanma

DMO’nun faaliyetlerine aşina iki kaynak, kuruluşundan bu yana Hizbullah içinde derin bir rol oynayan yapının, örgüt savaşçılarını yeniden eğitmek ve yeniden silahlandırma sürecini denetlemek üzere subaylar gönderdiğini belirtti. Kaynaklar ayrıca, DMO subaylarının, İsrail istihbaratı tarafından sızılmış olan Hizbullah’ın komuta yapısını da yeniden düzenlediğini aktardı. Bu sızıntının, İsrail’in örgütün çok sayıda üst düzey liderini öldürmesine katkı sağladığı ifade edildi.

İsrailli bir askeri sözcü ise 12 Mart’ta yaptığı açıklamada, son üç yılda verilen zararlara rağmen Hizbullah’ın hâlâ etkili ve tehlikeli bir güç olmayı sürdürdüğünü söyledi.

FVDVF
Hizbullah’ın kuzey İsrail’e doğru fırlattığı roketlerin hasar verdiği bölgede çalışmalarını sürdüren arama-kurtarma ekipleri (Reuters)

Hizbullah, 2 Mart’ta bölgesel savaşa dahil olmasından bu yana İsrail’e yüzlerce roket fırlattı. Bu durum, İsrail’in Lübnan’da binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırılar düzenlemesine neden oldu. Hizbullah savaşçıları, güneyde kontrol altına alınan bölgelerde İsrail askerlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Buna karşın, birkaç yıl öncesine kıyasla kapasitesi daha düşük seviyede olan Hizbullah’ın, olası kapsamlı bir İsrail işgali karşısında nasıl bir performans sergileyeceği henüz netlik kazanmadı. Hizbullah’ın medya ofisi, İran Dışişleri Bakanlığı ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, yorum taleplerine yanıt vermedi.

Netanyahu, geçtiğimiz ocak ayında yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın İran desteğiyle yeniden silahlanma ve altyapısını yeniden inşa etme çabası içinde olduğunu ifade etmişti.

Hiyerarşiyi ortadan kaldırmak

Kaynaklar, Hizbullah’ın toparlanmasına yardımcı olmakla görevlendirilen DMO subaylarının, Kasım 2024’te ilan edilen ateşkesten kısa süre sonra bölgeye ulaştığını ve İsrail’in hava saldırıları sürerken dahi çalışmalarına başladığını belirtti. Kaynaklardan biri, konuşlandırmanın yaklaşık 100 subayı kapsadığını ifade etti. Bu süreçte, talepleri doğrultusunda yapılan değişiklikler arasında, merkezi olmayan yapının hiyerarşik bir komuta sistemine dönüştürülmesi de yer aldı. Yeni yapı, birbirlerinin operasyonları hakkında sınırlı bilgiye sahip küçük birimlerden oluşuyor ve bu sayede operasyonel gizliliğin korunması amaçlanıyor.

Kaynaklar ayrıca, DMO subaylarının İran ve Lübnan’dan eş zamanlı roket saldırıları düzenlenmesine yönelik planlar hazırladığını, bu senaryonun ilk kez 11 Mart’ta uygulandığını aktardı.

CSDV
Tahran’da, eski Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Abbas Nilfuruşan, Hizbullah’ın eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve merhum Hamas lideri İsmail Heniyye’nin fotoğraflarının yer aldığı bir reklam panosu (Arşiv – Reuters)

Üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağı, İranlı yetkililerin Hizbullah’ın askeri kadrolarını yeniden eğitme ve organize etme sürecine destek verdiğini söyledi. Aynı kaynak, İran’ın hedef seçiminin ayrıntılarına doğrudan dahil olmak yerine, örgütün mevcut çatışmayı yürütmesine yardımcı olduğuna inandığını ifade etti.

Konuya yakın bir başka kaynak ise DMO’nun 2024 yılında Lübnan’a subaylar göndererek savaş sonrası Hizbullah’a yönelik bir değerlendirme yaptığını ve örgütün askeri kanadı üzerinde doğrudan denetim üstlendiğini belirtti.

Diğer iki kaynak da DMO’nun geçen yıl Hizbullah’a askeri işleyişin yönetiminde yardımcı olmak üzere özel danışmanlar gönderdiğini aktardı.

Merkezi olmayan model

King’s College London Güvenlik Çalışmaları Bölümü öğretim görevlisi Andreas Krieg, DMO’nun Hizbullah’ı ‘temelde çok daha yatay bir yapıya’ dönüştürecek şekilde yeniden organize ettiğini söyledi. Krieg, bunu Hasan Nasrallah’ın ölümünden önce etrafında şekillenen hiyerarşik siyasi yapıyla karşılaştırdı.

Yaklaşık 15 yıldır örgüt üzerine araştırmalar yürüten Krieg, “Uyguladıkları bu merkeziyetsiz model, bir ölçüde 1980’lerdeki Hizbullah’ın yapısına benziyor; çok küçük hücrelerden oluşuyor” dedi. Krieg, bu yapıyı DMO’nun İran’da da kullandığı ‘mozaik savunma’ modeli olarak tanımladı.

Lübnan, DMO’dan ülkeyi terk etmesini istiyor

DMO’nun çabaları, Beyrut hükümeti ve Lübnan ordusunun Hizbullah’ı silahsızlandırma yönünde ilerlemeye çalıştığı bir dönemde de sürdü. Bu durum, söz konusu hedefin karşı karşıya olduğu büyük karmaşıklığı gözler önüne serdi.

Lübnanlı bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkenin tahminlerine göre Lübnan’da diplomatik görevlerin ötesinde Tahran yönetimiyle bağlantılı yaklaşık 100 ila 150 İran vatandaşının bulunduğunu, bunlar arasında DMO ile bağlantılı kişilerin de yer aldığını söyledi. Yetkili, hükümetin bu kişilerden mart ayı başında ülkeyi terk etmelerini istediğini belirtti.

DMO’nun faaliyetlerine aşina iki kaynak ise 7 Mart’ta Beyrut’tan Rusya’ya yapılan bir uçuşla ülkeden ayrılan 150’den fazla İranlı arasında DMO’ya bağlı unsurların da bulunduğunu aktardı. Aynı kaynaklar, 2024’teki ateşkesten yeni savaşın patlak vermesine kadar geçen 15 aylık süreçte İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden yaklaşık 500 kişi arasında DMO üyelerinin de bulunduğunu ifade etti. Ayrıca, savaşın başlamasından bu yana İsrail saldırılarında yaklaşık 10 DMO mensubunun daha öldüğü, bunlar arasında 8 Mart’ta Beyrut’taki bir otele düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlerin de yer aldığı belirtildi.


Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
TT

Irak İstihbarat Servisi’ne İHA’lı saldırı, Bağdat’ta ateşkesi ihlal etti

Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı
Irak İstihbarat Servisi tarafından, dün bir saldırıda hayatını kaybeden subayın cenaze töreninden bir fotoğraf paylaşıldı

Bağdat'ta dün yeni bir güvenlik krizi yaşandı. Irak’ın başkentinin orta kesimlerinde bulunan Mansur bölgesinde yer alan Milli İstihbarat Teşkilatı Servisi merkezine düzenlenen saldırıda, bir insansız hava aracı (İHA) iletişim kulesini ve sunucu sistemlerini vurdu. Saldırı sonucunda bir istihbarat subayı hayatını kaybetti, bazıları ise ağır yaralandı.

Irak İstihbarat Servisi, saldırı sonucu hayatını kaybeden bir subay için taziye mesajı yayınlarken, saldırıyı ‘bir terör eylemi’ olarak nitelendirdi ve bunun kanun dışı unsurlar tarafından gerçekleştirildiğini belirtti. Irak İstihbarat Servisi, bu eylemin çalışmalarını engellemeye yönelik başarısız bir girişim olduğunu vurgulayarak, sorumluları yakalayıp adalete teslim edeceğine dair söz verdi.

Öte yandan ‘Ashab-ı Kehf’ adlı silahlı bir grup, Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki Victory Askeri Üssü’nü hedef aldığını açıkladı. Bu, Hizbullah Tugayları’nın iki gün önce duyurduğu ve sadece ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ile sınırlı olan gayri resmi ateşkesi fiilen sona erdiren bir gelişme oldu.

Bir diğer gelişmede ise Tuzhurmatu ilçesindeki el-Helva Askeri Havaalanı’nda Haşdi Şabi’ye bağlı birimlere yönelik saldırılar düzenlendi. Bu saldırılar sonucunda bir Haşdi Şabi üyesi öldü, diğerleri yaralandı.