İsrail'in katliama dönüşen rehineleri kurtarma operasyonunda neler yaşandı?

Filistinliler öfke kusarken, rehine kurtarma operasyonunda Washington'ın rolüyle ilgili bazı bilgiler sızdırıldı. Savaş sırasındaki üçüncü esir kurtarma operasyonunda rehinelerin hepsinin apartmanlarda olduğu anlaşıldı. Gantz istifasını erteledi.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyon sırasında yaralanan Filistinliler el-Avde Hastanesi’ne getirildi (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyon sırasında yaralanan Filistinliler el-Avde Hastanesi’ne getirildi (EPA)
TT

İsrail'in katliama dönüşen rehineleri kurtarma operasyonunda neler yaşandı?

İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyon sırasında yaralanan Filistinliler el-Avde Hastanesi’ne getirildi (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’ndaki rehineleri kurtarmak için düzenlediği operasyon sırasında yaralanan Filistinliler el-Avde Hastanesi’ne getirildi (EPA)

İsrail ordusu düzenlediği özel bir operasyonla Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda tutulan İsrailli 4 rehineyi sağ olarak kurtardı. Operasyon sırasında karada, denizde ve havada her türlü silah kullanıldı. İsrail’in rehine kurtarma operasyonu sırasında gerçekleştirdiği katliamda en az 210 Filistinli öldürüldü, 400 Filistinli ise yaralandı. İsrail ordusunun Yamam özel biriminden bir asker öldürüldü. Operasyon sırasında İbranice kısaltmasıyla ‘Yamam’ ismiyle tanınan özel harekât ekibinin bir üyesi de öldü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, tüm rehineler evlerine dönene kadar Gazze Şeridi'nde rehine kurtarma operasyonlarının tekrarlanacağını söylerken, İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz hükümetten istifasını açıklayacağı basın toplantısının ertelendiğini duyurdu.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, düzenlenen operasyon sırasında 4 rehinenin yoğun ateş altında Hamas'ın esaretinden kurtarıldığını açıkladı.

İsrailli rehineleri kurtarmak için düzenlenen operasyon Nuseyrat Mülteci Kampı’nda geniş çaplı yıkıma yol açtı (AFP)İsrailli rehineleri kurtarmak için düzenlenen operasyon Nuseyrat Mülteci Kampı’nda geniş çaplı yıkıma yol açtı (AFP)

İsrailli askerlerin ‘en zorlu yerlerde, bir mülteci kampının merkezinde ve gün ortasında ağır ateş altında büyük bir cesaret gösterdiğini’ söyleyen Gallant, operasyonu son 47 yıldır gördüğü en etkileyici operasyonlardan biri olarak tanımladı. İsrailli bakan, “Bu kadar çok şeyi böyle güçlü ve iş birliği içinde, böyle başarılı bir şekilde yaptığımızı hatırlamıyorum” dedi.

Gallant, kaçırılanların kurtarılmasını sadece etkileyici bir operasyonel başarı değil, aynı zamanda savaşın hedeflerine ulaşılması için de bir fırsat olarak değerlendirdi.

Operasyon, özel kuvvetlerin Nusayrat Mülteci Kampı'nın merkezine sızmasıyla başladı. Ancak İsrail özel kuvvetlerinin kampa sızdığı fark edildi. Bunun üzerinde İsrail'in havadan, karadan ve denizden her türlü silahı kullandığı çatışmalar patlak verdi ve bölgede bir katliam yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan sahadaki kaynaklar, İsrail özel kuvvetlerinin yardım kamyonlarıyla sivil kıyafetler içinde Nuseyrat Mülteci Kampı’nın merkezine sızdığını, ancak fark edildiklerini ve şiddetli çatışmaların yaşandığını söylediler. Aynı kaynaklar, daha sonra İsrail özel kuvvetlerine diğer kuvvetlerden eşi ve benzeri görülmemiş bir destek sağlanmasıyla operasyonun tamamlandığını aktardılar.

İsrail'in Deyr el-Belah'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin cenaze namazını kılan Filistinliler (Reuters)İsrail'in Deyr el-Belah'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin cenaze namazını kılan Filistinliler (Reuters)

Kaynaklar, şöyle devam ettiler:

“Operasyona her şeyi ağır bombardımana tutarak başladılar. Operasyonu desteklemek ve kamufle etmek için daha önce benzerine rastlanmamış bombardımanlardı. Dört rehineyi kurtarmayı başardılar ama bu hiç kolay olmadı. Silahların, RPG'lerin ve uçak füzelerinin kullanıldığı çok şiddetli ve karmaşık bir çatışmaydı. Rehinelerin bir kısmı öldürüldü, bir kısmı da yaralandı. Hatta bindirildikleri araç bile isabet aldı.”

Gündüz operasyonu ve yoğun çatışmalar

İsrail ordusu, ‘gün ortasında’ gerçekleştirdiği cesur bir operasyonla Hamas’ın elindeki dört rehineyi sağ olarak kurtardığını açıkladı. Ordu tarafından yapılan açıklamaya göre 7 Ekim sabahı Kibbutz Re'im yakınlarındaki Supernova müzik festivalinden kaçırılan Noa Argamani (26), Almog Meir Jan (21), Andrey Kozlov (27) ve Shlomi Ziv (40) düzenlenen operasyonla kurtarıldı.

Noa Argamani babası Yaakov ile birlikte Ramat Gan'da bir araya geldi (İsrail ordusu - Reuters)Noa Argamani babası Yaakov ile birlikte Ramat Gan'da bir araya geldi (İsrail ordusu - Reuters)

Yapılan ortak açıklamaya göre İsrail polis özel harekât ekibi Yamam üyeleri ve iç güvenlik birimi Şin Bet ajanları tarafından eş zamanlı olarak Gazze'nin orta kesimlerindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın merkezinde Hamas tarafından kullanılan iki binaya baskın düzenlendi. Binalardan birinden Argamani, diğerinden ise Meir Jan, Kozlov ve Ziv kurtarıldı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre operasyona yüzlerce asker katıldı.

İsrail Ordu Sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari, özel kuvvetlerin rehineleri ateş altındayken kurtardığını söyledi. Hagari açıklamasında, “Operasyon sırasında bölgedeki güçlerimize yönelik tehditleri hedef aldık. Bu tehditler karadan, havadan ve denizden vuruldu, böylece birliklerimizi ve kaçırılan insanları (İsrailli rehineleri) kurtarabildik” diye konuştu.

Nuseyrat Mülteci Kampı Gazze'de son birkaç aydır İsrail askerleri tarafından karadan girilmeyen az sayıdaki bölgeden biri.

Kurtarılan rehinelerden biri olan Andrey Kozlov getirildiği helikopterden askerlerle birlikte inerken (Reuters)Kurtarılan rehinelerden biri olan Andrey Kozlov getirildiği helikopterden askerlerle birlikte inerken (Reuters)

Rehine kurtarma operasyonunun ‘üst düzey istihbarat ve karmaşık operasyonel planlama ile birkaç haftadır’ planlandığını söyleyen Hagari, “Bu operasyon için istihbarat edinmek karmaşık bir süreçti” ifadesini kullandı.

Operasyonla ilgili İsrail basınında yer alan ayrıntılarına göre operasyon haftalar öncesinden planlanmış ve bu kapsamda İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet, kaçıranların durumu ve yeri hakkında bilgi edinmişti. Operasyonu gerçekleştirmek için gerekli koşullar oluştuğunda, perşembe akşamı büyük gizlilik içinde yapılan bir görüşme çerçevesinde operasyonun üst düzey siyasi yetkililer tarafından onaylanmasının ardından, operasyona başlandı.

Kurtarılan rehinelerden biri olan Almog Meir Jan (Reuters)Kurtarılan rehinelerden biri olan Almog Meir Jan (Reuters)

Operasyonun başlatılması emri, saat 11.00 sularında Başbakan Netanyahu, Şin-Bet Başkanı Ronen Bar, Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, Savunma Bakanı Gallant ve diğer yetkililerin bulunduğu odadan verildi. Operasyon çeşitli oyalama ve aldatmacalarla başlatıldı. Ardından İsrail ordusunun 98. Tümeni, Nuseyrat Mülteci Kampı’nın doğusuna baskın düzenledi. Eş zamanlı olarak iki bölgeye baskın düzenlemek üzere özel istihbarat ve gizli gözetleme güçleri getirildi.

İsrailli kaynaklar, operasyonun olağandışı endişe anları içerdiğini doğruladı.

İsrail ordu radyosuna göre İsrailli dört rehinenin tutulduğu iki bina birbirine yakındı. Binalardan birinde olan Argamani kolayca kurtarılırken üç rehinenin tutulduğu diğer binada zorlu ve karmaşık bir çatışma yaşandı. Bu esnada Yamam özel birliğinden bir subay yaralandı. Yaralanan subayın daha sonra öldüğü açıklandı.

İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndan kaçan Filistinliler (AFP)İsrail saldırısı sırasında Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Bureyc Mülteci Kampı’ndan kaçan Filistinliler (AFP)

Operasyon sırasında RGB roketleri kullanan silahlı kişiler, yakınlardaki ara sokaklardan ve evlerden İsrail güçlerine yoğun ateş açtı. Operasyonda kullanılan araçlar ateş altına alındı. Bu senaryo için önceden hazırlanan 98. Tümen'in birkaç taburu ateş altında olay yerine ulaşmadan önce araçlardan biri kullanılamaz hale getirildi. Olay yerine gelen kurtarma helikopterleri, karadan havaya füzelerle hedef alındı.

İsrail ve zafer atmosferi

Rehineler serbest bırakılırken İsrail zafer ve sevinç atmosferi yaratmak istiyordu. Argamani babasıyla birlikte kameralara poz verdikten sonra Netanyahu’yla konuştuğu sırada heyecanlı olduğunu ve sekiz aydır İbranice duymadığını söyledi. Argamani, viral olan bir videoda, motosikletle Gazze'ye kaçırıldığı sırada çığlık atarken görülüyordu. Gazze'den gelen ikinci videoda da yer alan Argamani, Gazze'den bir ses kaydında ise İsraillilere kendisini unutmamaları ve hükümete kurtarılmaları için baskı yapmaları çağrısında bulunmuştu.

Almog Meir Jan kurtarılmasının ardından annesi Orit ile birlikte (İsrail ordusu- Reuters)Almog Meir Jan kurtarılmasının ardından annesi Orit ile birlikte (İsrail ordusu- Reuters)

Bir başka videoda kurtarılan rehinelerden Andrei Kozlov ve Almog Meir Jan, Sheba Hastanesi'nde helikopterden inerlerken, İsraillilerin alkışları ve çevrelerini saran güvenlik güçleri arasında görülüyorlardı.

Bir diğer rehine Shlomi Ziv’in ise eşi Mirin ile ilk kez video görüşmesinde konuştu.

Dolaşımdaki başka videolarda İsrailli dört rehinenin kurtarıldığının hoparlörden anons edilmesi sonrası, İsraillilerin Tel Aviv sahilinde alkış tutup ıslık çaldıkları görüldü.

Böylece İsrail, 7 Ekim'den bu yana üçüncü başarılı rehine kurtarma operasyonunu da gerçekleştirmiş oldu. Bu operasyonlardan ilki ekim ayı sonlarında İsrail askeri Uri Megiddish'in kurtarıldığı operasyondu. Ardından İsrail ordusu aralık ayı başlarında başka bir rehineyi kurtarmaya çalışmış, ancak operasyon sırasında rehine öldürülmüştü. Şubat ayında ise Gazze'nin güneyindeki Refah şehrinden Fernando Marman (61) ve Louis Har (70) adlı rehineler kurtarılmıştı.

İsrail ordusunun Gazze'den kurtardığı rehineler, tünellerde değil, binalarda tutuluyordu.

Müzakerelere yönelik mesaj

İsrail Başbakanı Netanyahu, rehine kurtarma operasyonu sonrası yaptığı açıklamada, “Bugünkü operasyon terörizme ve teröristlere boyun eğmediğimizi kanıtladı. Bunu gelecekte de tekrarlamaya ve kaçırılan tüm insanları (Gazze'deki İsrailli rehineleri) canlı ya da ölü evlerine geri getirmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.

Binyamin Netanyahu, Ramat Gan'daki Sheba Tel-HaShomer Hastanesi'nde basın toplantısı düzenledi (AP)Binyamin Netanyahu, Ramat Gan'daki Sheba Tel-HaShomer Hastanesi'nde basın toplantısı düzenledi (AP)

Netanyahu bu açıklamayı, Gazze’de ateşkes ve esir takası amacıyla yapılan müzakerelerin büyük zorluklarla karşılaştığı hassas bir süreçte yaptı.

Netanyahu, Hamas’a müzakerelerin alternatifinin bu olduğu yönünde bir tehdit gibi görünen açıklamasında, İsrail'in tüm rehineleri ‘bu şekilde ya da başka bir şekilde’ geri getireceğini söyledi.

İsrail Ordu Sözcüsü Tuğamiral Hagari ise açıklamasında “Kaçırılanları geri getirmeye kararlıyız. Bunun için her yola başvuracağız. Bizim müzakerelere mesajımız budur” dedi.

Ancak Hamas, İsrailli rehinelerin kurtarılmasının İsrail ordusunun stratejik başarısızlığını değiştirmeyeceğini savundu.

Hamas, işgalci İsrail ordusunu Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda masum sivillere yönelik korkunç bir katliam gerçekleştirmekle suçladı.

ABD’nin operasyondaki yardımı ve Filistinlilerin öfkesi

ABD’nin Nuseyrat'ta işgalci İsrail ordusu tarafından gerçekleştirilen operasyona katıldığına dair edinilen bilgileri yorumlayan Hamas, açıklamasında, “Bu, ABD’nin Gazze Şeridi'nde işlenen savaş suçlarında suç ortağı olduğunu ve sivillerin hayatlarını umursamadığını kanıtlıyor” denildi.

ABD olayla ilgili herhangi bir resmî açıklama yapmazken, ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili, İsrail merkezli haber sitesi Walla’ya yaptığı açıklamada, İsrailli dört rehine için Nuseyrat Mülteci Kampı'na düzenlenen operasyonda bir Amerikan biriminin İsrail güçleri ile birlikte çalıştığını söyledi.

‘Nuseyrat katliamı’

Öte yandan Filistin Devlet Başkanlığı, ‘Nuseyrat katliamı’ olarak nitelendirdiği operasyondan tamamen ABD yönetimini sorumlu tuttu. ‘Her şeyi yerle bir edeceğini’ vurguladığı bu savaşı durdurma çağrısında bulunan Filistin Devlet Başkanlığı’nın açıklamasında, “Bu savaş, hiç kimse için güvenlik ya da barış sağlamayacak tehlikeli bir aşamaya doğru ilerliyor” denildi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisine ‘işgalci İsrail ordusunun Nuseyrat Mülteci Kampı’nda gerçekleştirdiği kanlı katliamla ilgili BM Güvenlik Konseyi'nden (BMGK) acil toplantı talep etmesi’ talimatı verdi. BMGK'nın acil toplanması için Arap ülkeleri ve uluslararası taraflarla yoğun temaslarda bulunan Abbas, BMGK’yı, İsrail'in Filistin halkına yönelik devam eden saldırganlığını durdurmak ve işgalci İsrail’i derhal ateşkes çağrısında bulunan uluslararası meşru kararlara uymaya zorlamak için sorumluluğunu yerine getirmeye çağırdı.

Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere Batı Şeria'da Filistin halkının yaşadığı dramın durması için uluslararası toplumun acilen müdahale etmesi gerektiğini vurgulayan Filistin Devlet Başkanı, İsrail'in, uluslararası toplumun sessizliğinden ve ABD'nin desteğinden yaralanarak uluslararası hukuku hiçe sayan suçlar işlemeye devam ettiğini belirtti.

Gazze'deki Hükümetin Medya Ofisi tarafından yayınlanan son rakamlara göre İsrail, Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırıda 210 Filistinliyi öldürdü ve 400 Filistinliyi yaraladı.

İsrail’in Nuseyrat Mülteci Kampı’na düzenlediği operasyonun ardından Hamas'ın elinde 120 İsrailli rehine bulunuyor. İçlerinden dördü 2014 yılında rehin alınmıştı ve hiçbirinin hayatta olmadığı düşünülüyor.

İsrail, Gazze'ye giren askerler tarafından elde edilen yeni veri ve sonuçlara dayanarak, Hamas'ın elinde 41 rehinenin cesedinin olduğunu açıkladı.

​​​​​​​Hükümetten istifasını açıklaması beklenen Benny Gantz, operasyondan sonra açıklamayı erteledi (DPA)Hükümetten istifasını açıklaması beklenen Benny Gantz, operasyondan sonra açıklamayı erteledi (DPA)

Operasyon Gantz'ın istifasını ertelemesine neden oldu

Diğer taraftan İsrail Savaş Kabinesi Üyesi Benny Gantz, cumartesi akşamı hükümetten istifasıyla ilgili yapmayı planladığı açıklamayı erteledi.

Ulusal Birlik Partisi’nin lideri Gantz, Netanyahu'ya 18 Mayıs'a kadar süre vererek, Gazze için savaş sonrası bir plan hazırlanmasını istemiş, aksi takdirde istifa edeceğini söylemişti.

ABD, Gantz'a hükümette kalması için büyük baskı yapıyor.

Gantz, İsrailli rehinelerin geri getirilmesine diğer hedeflerden daha fazla öncelik verilmesini istiyor.

Bu arada Gazze'de rehin alınanların ailelerini temsil eden İsrailli bir grup olan Kaçırılan ve Kayıp Aileleri Forumu, İsrail ordusunu öven bir açıklama yayınladı. Açıklamada, “İsrail'de büyük bir sevinç yaşanırken hükümet, Hamas tarafından kaçırılan 120 kişinin tamamını, yaşayanları tedavi edilmeleri, ölenleri ise toprağa verilmeleri için geri getireceğine dair verdiği sözü unutmamalı” denildi.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.