Mısır ve İsrail arasında tırmanan Philadelphia Koridoru krizi için ‘uzlaşı’ arayışı

Uzmanlara göre Kahire, Gazze’de ateşkese ulaşılması için Tel Aviv'in kademeli olarak geri çekilmesini kabul edebilir

Philadelphia Koridoru (Times of Israel)
Philadelphia Koridoru (Times of Israel)
TT

Mısır ve İsrail arasında tırmanan Philadelphia Koridoru krizi için ‘uzlaşı’ arayışı

Philadelphia Koridoru (Times of Israel)
Philadelphia Koridoru (Times of Israel)

Mısır ve İsrail arasında tırmanan Philadelphia (Salahaddin) Koridoru krizi, Kahire'nin İsrail askerlerinin sınır şeridindeki varlığını reddetmesi ve Tel Aviv'in Hamas'a silah kaçakçılığı yapılmasını önleme gerekçesiyle askerlerin kalmasında ısrar etmesi arasında halen uzlaşıya varılamaması nedeniyle Gazze Şeridi'nde bir ateşkes anlaşmasına ulaşılmasının önündeki en büyük engel haline geldi.

ABD, ‘uzlaşı’ için bir öneride bulunarak krize müdahale etti. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bunu ‘bir atılımın işareti’ olarak değerlendirdiler. Uzmanlara göre Kahire, Gazze’de ateşkes anlaşmasına varılması için İsrail'in Philadelphia Koridoru’ndan kademeli olarak çekilmesini, bunun esir takası anlaşmasının sonraki aşamalarında tam bir çekilmeye yol açması koşuluyla kabul edebilir.

İsrail ordusunun 1967-2005 yılları arasında Gazze Şeridi'ni işgali sırasında oluşturduğu, yer yer 100 metre genişliğindeki 14 kilometrelik Gazze Şeridi ile Mısır sınırı boyunca uzanan bir sınır şeridi olan Philadelphia Koridoru, Kahire ve Tel Aviv arasında 1979 yılında imzalanan Camp David Anlaşması uyarınca tampon bölge olarak kabul ediliyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun geçtiğimiz yılın sonlarında yaptığı ve Kahire'nin ‘iki ülke arasındaki ilişkileri tehdit eden kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ‘sınır şeridini kontrol etme’ arzusunu ima eden açıklamalarının ardından bu yana Mısır ve İsrail arasındaki Philadelphia Koridoru krizi devam ediyor. Mısır Devlet Enformasyon Servisi Başkanı Ziya Raşvan tarafından daha önce yapılan resmi açıklamaya göre Kahire, İsrail askerlerinin Philadelphia Koridoru’nda konuşlu olmasını ‘iki ülke arasındaki ilişkileri tehdit eden bir kırmızı çizgi’ olarak değerlendiriyor.

sxcdvfe
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Mısır sınırı yakınlarında bulunan Refah şehrinde Philadelphia Koridoru boyunca oynayan Filistinli çocuklar (AP)

Mısır ve İsrail arasındaki gerginlik mayıs ayında İsrail'in Gazze Şeridi ile Mısır arasında bulunan Refah Sınır Kapısı’nın kontrolünü ele geçirmesiyle tırmanmıştı. Mısır, İsrail'in Philadelphia Koridoru’ndaki askeri varlığını reddettiğini defalarca kez yinelerken, İsrail, askerlerini burada kalmasında ısrar ediyor.

Büyük bir ikilem

ABD Başkanı Joe Biden, krizi çözmek amacıyla Netanyahu'dan İsrail askerlerini Mısır ve Gazze arasındaki sınır bölgesinden çekmesini istedi. ABD merkezli haber sitesi Axios, cuma günü kimliği açıklanmayan üç İsrailli yetkilinin Netanyahu'nun Biden'ın talebini kısmen kabul ettiğini söylediklerini aktardı.

Mısır Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Muhammed İbrahim ed-Duveyri, Philadelphia Koridoru krizinin Gazze Şeridi’nde ateşkes için yapılan müzakerelerdeki temel ikilem ve anlaşmazlık noktalarından biri olduğunu vurguladı. Krizin çözümünün ‘ateşkes anlaşmasına varılmasının anahtarı’ olarak tanımlayan Duveyri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Biden’ın Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani ve İsrail Başbakanı Netanyahu ile son dönemde yoğunlaşan temaslarının ‘bu ikilemi çözmeyi amaçladığını’ söyledi.

sx dvfebrnt
İsrail'in Mısır-Refah sınırı yakınlarında düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar, 6 Mayıs 2024 (AP)

Reuters'ın Beyaz Saray'a dayandırdığı habere göre Biden, Gazze'de bir türlü sağlanamayan ateşkes için cuma akşamı Katar ve Mısır liderleriyle telefonda görüştü. Bu görüşmeler, Kahire'de başlayan Gazze’de ateşkes için yeni müzakere turuyla aynı zamana denk geldi. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü tarafından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Sisi ve Başkan Biden, Gazze’de ateşkes için anlaşmaya varılması amacıyla ilgili tarafların mevcut engelleri aşmasının ve esneklik göstermesinin önemini vurguladı.

Orta yolun bulunması

Philadelphia Koridoru krizinin çözümü için sadece ABD öneride bulunmadı. İsrail basını, cumartesi günü Yediot Aharonot gazetesi tarafından yayınlanan “Tel Aviv, Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırda, Gazze ile İsrail kontrolündeki topraklar arasındakine benzer bir yeraltı duvarı örülmesini öngören bir güvenlik önerisi sundu’ şeklindeki haber de dahil olmak üzere çeşitli çözümleri dolaşıma soktu. Yediot Aharonot gazetesi, bu öneriyle ilgili tartışmaların İsrail ordusunun geçtiğimiz mayıs ayında Philadelphia Koridoru’nu kontrol altına almasından önce başladığına dikkati çekti. Gazete, “Ancak bu çözümün hayata geçirilmesi uzun zaman alabilir. Zira finansman engelini söylemeye bile gerek yok” diye yazdı.

Müzakereleri yakından takip eden Mısırlı bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail basınında dolaşan kule ya da yeraltı duvarı inşası önerilerinin doğru olmadığını vurguladı. Ancak genel bir yumuşama olduğunu söyleyen kaynak, Kahire’nin, İsrailli ve ABD’li taraflarca sunulan bazı önerilere açık olduğunu ifade etti. İsrail ordusunun konuşlanacağı yerleri belirleyen haritalarla ilgili teknik müzakerelerin yapıldığını açıklayan kaynak, Tel Aviv'in Philadelphia Koridoru ve Refah Sınır Kapısı’ndan çekilmeyi prensipte kabul ettiğini de sözlerine ekledi.

Mısırlı kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü:

ABD, Mısır'la İsrail güçlerinin Philadelphia Koridoru’ndan kademeli olarak çekilmesini ve bu konuda garantiler verilmesini ve taahhütlerde bulunulmasını konuşuyor. Bu önerilerden bazıları Kahire tarafından kabul edildi. Pazar günü Kahire'de başlayacak ateşkes müzakerelerinde bu önerilerin üzerine bir şeyler inşa edilebilir.

Müzakerelerin iki aşamalı olduğunu belirten kaynak, bunlardan ilkinin Philadelphia Koridoru’ndaki, ikincisinin ise Refah Sınır Kapısı’ndaki güvenlik düzenlemeleriyle ilgili olduğunu kaydetti.

zx dfbg
İsrail'in bölgenin boşaltılması talimatı sonra Bureyc’ten kaçmaya çalışan Filistinli bir aile (Reuters)

İsrail heyeti, ateşkesin ilk aşamasında İsrail askerlerinin Gazze Şeridi’nde ve Philadelphia Koridoru’nda konuşlanması için önerilen yerleri gösteren haritaları Mısır'a teslim ettikten sonra cuma günü Kahire'den ayrıldı. Kahire'nin bu haritaları Mısır'daki toplantıları sırasında Hamas heyetine sunması bekleniyor.

Ateşkesin sağlanması

Mısır Düşünce ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Genel Müdür Yardımcısı Duveyri ise Mısır'ın gerek Philadelphia Koridoru’nda gerek Refah Sınır Kapısı’nda olsun, İsrail'in hukuksuz askeri varlığının devam etmesini kesinlikle reddettiğini söyledi. İsrail ya da ABD’nin ateşkes anlaşmasını sonuçlandırmak istemesi halinde Mısır'ın en önemli koşullarından birinin bu olduğunu belirten Duveyri, bunun Mısır’ın taviz kabul etmeyen ve Hamas'ın tutumu ya da görüşüyle bağlantılı olmayan açık ve net duruşu olduğunun altını çizdi.

Duveyri, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Nihai hedef olan ateşkes, İsrail'in Philadelphia Koridoru’ndan belirli bir zamanda tamamen çekilmesine yol açması koşuluyla, bu alanda pratik önerilerin tartışılmasına imkan verebilir.

Arap Kalkınma ve Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı ve strateji uzmanı Samir Ragıb, Biden'ın İsrail'in iki kilometre derinliğe kadar çekilmesini önerdiğini, ancak İsrail'in sadece bir kilometre çekilmeyi kabul ettiğini söyledi. Mısır'ın nihai çözümün bir parçası olarak ara aşamada kademeli bir geri çekilmeyi kabul edebileceğini, ancak hiçbir koşulda İsrail’in sınırda kalıcı varlığını kabul etmeyeceğini belirten Ragıb, Kahire'nin Philadelphia Koridoru’na kule inşa edilmesine karşı çıktığını, Gazze’deki savaştan önce bile sensör yerleştirilmesine itiraz ettiğini ve İsrail'in sınırı güvence altına alma ya da kendi toprakları üzerindeki egemenliğini ihlal etme suçlamalarını reddettiğini belirtti.

zascdv
Gazze Şeridi'ndeki İsrail askerleri (Reuters)

Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre İsrail'in krizi çözmeye yönelik önerileri arasında Mısır-Filistin sınırına sensörler ve kameralar yerleştirilmesi ya da sınıra gözetleme kuleleri dikilmesi de yer alıyor. Gazete, Mısır’ın Philadelphia Koridoru’nda herhangi bir sayıda gözlem kulesinin İsrail'e askeri kontrol sağlayacağı gerekçesiyle her iki öneriyi de reddettiğini vurguladı.

İhtiyatlı iyimserlik

İsrail, zaman zaman Gazze Şeridi sınırından silah kaçakçılığı yapıldığını iddia ediyor. Mısır, Philadelphia Koridoru’ndaki varlığını haklı göstermek için bu iddiaları defalarca reddetti. Duveyri, Kahire’nin bu bölgedeki tüm tünellerin kapatılmasına yol açan entegre önlemler aldığını, bunun da olası kaçakçılık operasyonlarının durdurulduğu anlamına geldiğini söyledi.

Mısır, İsrail'in sınırdaki tünellerin kaçakçılık için kullanıldığı yönündeki iddialarını defalarca kez yalanladı. Mısır Devlet Enformasyon Servisi (SIS) Başkanı geçtiğimiz ocak ayında yaptığı bir basın açıklamasında Mısır'ın Sina Yarımadası’nda yürüttüğü terörle mücadele çabaları çerçevesinde Gazze Şeridi ile arasındaki 14 kilometrelik sınır duvarını yerin 6 metre üstünde ve 6 metre altında beton bir duvarla güçlendirerek Sina Yarımadası ve Refah arasında üç bariyer oluşturduğunu ve böylece yerin üstünde ya da altında herhangi bir kaçakçılık faaliyetini imkansız hale getirdiğini söyledi.

Öte yandan Mısırlı kaynak, Kahire’nin bazı önerileri ve görüşleri kabul ettiğini, Hamas'a detaylar hakkında bilgi verildiğini, İsrail'in çekileceği yerlerin tam bir haritasının sunulduğunu ve önümüzdeki dönemde bu konuların gözden geçirilmesi için çalışmalara başlanacağını belirtti.

İsrail basınında, Kahire ve Tel Aviv'in barış anlaşmasını ya da güvenlik protokolünü değiştirmek istediklerine dair yer alan haberleri yalanlayan Mısırlı kaynak, bu iddiaların doğru olmadığını ve şu anda İsrail ordusunun konuşlanacağı yerlerin ayrıntılı haritaları ile Netzarim ve Philadelphia koridorlarından, Refah Sınır Kapısı’ndan ve Mısır'a sınırındaki stratejik temas noktalarından çekilmeyle ilgili güvenlik düzenlemeleri üzerinde çalışıldığını açıkladı. Kaynak, “Mısır ve İsrail için işler yolunda gibi görünürken, Gazze'de nihai bir ateşkes anlaşmasına varılması konusunda iyimserlik ihtiyatlı bir şekilde devam ediyor” diye ekledi.



Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ‘ihanetle’ suçladı

İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, Hizbullah'ı ‘ihanetle’ suçladı

İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)
İsrail ordusunun dün yayımladığı ve Güney Lübnan'da Hizbullah altyapısının tahrip edildiğini gösterdiğini belirttiği bir videodan alınan görüntü (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Hizbullah'ın İsrail ile doğrudan müzakereye girmesini bahane ederek kendisine yönelik başlattığı eleştiri ve ihanet suçlamaları kampanyasına yanıt verdi. Avn, açıklamasında, “Yaptığımız ihanet değil; ihaneti, dış çıkarlar uğruna ülkesini savaşa sürükleyenler yapıyor” diyerek müzakerelere yönelmenin ülkeyi koruma amacı taşıdığını vurguladı. Lübnanlıların, özellikle güneydekilerin ulusal çıkara hizmet etmeyen çatışmaların bedelini ödemeye devam etmesine karşı olduğunu söyleyen Avn, savaş kararının ulusal mutabakatla alınıp alınmadığını sordu.

Avn’ın bu açıklamasından önce Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile doğrudan müzakereyi reddettiğini bir kez daha yinelerken bunun olası sonuçlarını ‘yok hükmünde’ sayarak silahını bırakmayacağını vurguladı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Kasım'ın açıklamalarına sert bir yanıt verdi. Tehditlerinin dozunu artıran Katz, Hizbullah’ın varlığını sürdürmesinin Lübnan'ı yakıp kül edeceğini söyleyerek “Lübnan hükümeti Hizbullah terör örgütünün kanadı altına sığınmaya devam ederse ateş alevlenecek ve Lübnan'ın sedir ormanlarını yakacak” uyarısında bulundu.


Irak Cumhurbaşkanı yeni hükümeti kurmakla Ali el-Zeydi'yi görevlendirdi

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, iş insanı Ali el-Zeydi’yi yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi.
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, iş insanı Ali el-Zeydi’yi yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi.
TT

Irak Cumhurbaşkanı yeni hükümeti kurmakla Ali el-Zeydi'yi görevlendirdi

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, iş insanı Ali el-Zeydi’yi yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi.
Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, iş insanı Ali el-Zeydi’yi yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi.

Şii Koordinasyon Çerçevesi, dün akşamı üyelerinin çoğunluğunun oyuyla Zeydi’yi yeni hükümeti kurmak üzere aday olarak seçti.

Şeyh Kays el-Hazali önderliğindeki Asaib Ehl el-Hak hareketine bağlı El-Ahd TV, El-Zeydi'nin atanması töreni için hazırlıkların şu anda hükümet binası içinde, Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, Irak Parlamento Başkanı Heybet el-Halbusi ve Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faık Zeydan'ın huzurunda sürdüğünü bildirdi.  

Görsel kaldırıldı.Avukat ve bankacı Ali el-Zeydi (Şarku’l Avsat)

Koordinasyon Çerçevesi tarafından yapılan açıklamada, “Aday isimlerin değerlendirilmesinin ardından, parlamentodaki en büyük blok olan Koordinasyon Çerçevesi’nin adayı olarak Ali el-Zeydi’nin başbakanlık görevini üstlenmek ve yeni hükümeti kurmak üzere seçilmesine karar verilmiştir” denildi.

Açıklamada ayrıca, Hukuk Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki ile İmar ve Kalkınma Koalisyonu lideri Muhammed Şiya es-Sudani’nin adaylıktan çekilmesinin “ulusal çıkarların korunması, siyasi tıkanıklığın aşılması ve mevcut dönemin gerekliliklerine uygun bir aday üzerinde uzlaşının sağlanması açısından sorumlu ve tarihi bir tutum” olduğu vurgulandı.


Ulusal güvenlik kavramının evrimi, bölgesel ve küresel bağlamının birbiri ile bağlantısı

Çok kutuplu bir dünyada, bölgesel ve küresel güvenlik kolayca birbirinden ayrılamaz (AFP)
Çok kutuplu bir dünyada, bölgesel ve küresel güvenlik kolayca birbirinden ayrılamaz (AFP)
TT

Ulusal güvenlik kavramının evrimi, bölgesel ve küresel bağlamının birbiri ile bağlantısı

Çok kutuplu bir dünyada, bölgesel ve küresel güvenlik kolayca birbirinden ayrılamaz (AFP)
Çok kutuplu bir dünyada, bölgesel ve küresel güvenlik kolayca birbirinden ayrılamaz (AFP)

Nebil Fehmi

Ulusal güvenlik hiçbir zaman statik bir kavram olmamıştır. Toprakları korumaktan ve siyasi sistemin hayatta kalmasını sağlamaktan, ekonomik dayanıklılığı, teknolojiyi, bilgiyi, toplumu ve hatta tedarik zincirlerini yönetmeye kadar genişlemiştir. Mevcut çok kutuplu çağda, bölgesel ve küresel güvenlik derinden iç içe geçmiştir. Güç kullanımına artan bağımlılık, uluslararası düzeni daha parçalı, daha rekabetçi ve daha az yönetilebilir hale getirebilir.

Ulusal güvenlik fikri

Özünde ulusal güvenlik, bir devletin siyasi otoritesini, toprak bütünlüğünü ve hayatta kalması için gerekli koşulları koruma çabasını temsil eder. Geçmiş zamanlarda bu, öncelikle işgale karşı askeri savunma ve bazen de emperyal veya sömürgeci nüfuzu koruma anlamına geliyordu. Zamanla, devletler savaşın tek tehdit olmadığını fark ettikçe kavram genişledi. Ekonomik şoklar, iç istikrarsızlık, ideolojik rekabet, siber saldırılar ve enerji bağımlılığı da bir devletin hayatta kalmasını tehdit edebilirdi.

Bu daha geniş anlam önemli çünkü hükümetlerin güvenlik politikası olarak tanımladıkları şeyi değiştiriyor. Savunma Bakanlığının artık tüm yükü tek başına taşıması mümkün değil. Nitekim ulusal güvenlik bugün finans, ticaret, halk sağlığı, altyapı, veri yönetimi ve sanayi politikasıyla kesişiyor.

Kavramın evrimi

 Modern ulusal güvenlik kavramı birkaç aşamadan geçmiştir. Önemli bir dönüm noktası, egemenliğe ve toprak sınırlarına odaklanan Vestfalya devletler sistemiydi. Ardından, büyük güçler arasındaki rekabetin güvenliği kapsamlı bir ulusal proje haline getirdiği dünya savaşları dönemi geldi. Daha sonra, Soğuk Savaş, caydırıcılık, ittifak yönetimi, nükleer denge ve istihbarat rekabetine dayalı stratejik bir gerekçe olarak ulusal güvenliği pekiştirdi.

Pearl Harbor saldırısı, Amerika Birleşik Devletleri için önemli bir dönüm noktasıydı çünkü güvenliği sınırlı dış kaygıdan kalıcı bir ulusal seferberliğe dönüştürdü. İkinci Dünya Savaşı'nın akabinde, saldırı ve Soğuk Savaş'ın başlangıcı, barış zamanı hazırlığının stratejik düşüncenin kalıcı bir parçası haline gelmesine katkıda bulundu. Bir sonraki değişim, terörizmin, devlet dışı aktörlerin stratejik hasar verebileceğini gösterdiği 11 Eylül saldırılarından sonra geldi. Hükümetler, ulusal güvenlik kavramını iç güvenlik, terörle mücadele, finansman ve sınır kontrolünü içerecek şekilde genişletti.

O zamandan beri, küreselleşme ve teknoloji bu kavramı daha da ileriye taşıdı. Ekonomik karşılıklı bağımlılık yaptırımları, enerji piyasalarını ve yarı iletken ve kritik maden tedarik zincirlerini ekonomik araçlar kadar önemli hale getirdi. Siber saldırılar, dezenformasyon, uzay sistemleri ve yapay zeka, sivil ve askeri meseleler arasındaki çizgileri bulanıklaştırdı.

Dönüm noktaları ve etkenleri

Ulusal güvenlik kavramındaki her genişleme, önceki paradigmanın sınırlılığını ortaya koyan bir şokun ardından geldi. Dünya savaşları, endüstriyel gücün, lojistiğin ve kitlesel seferberliğin savunmanın ayrılmaz unsurları olduğunu gösterdi. Soğuk Savaş güvenliğin küresel, ideolojik ve nükleer hale geldiğini ortaya koydu. 11 Eylül olayları, asimetrik tehditlerin geleneksel sınırları aşabileceğini gösterdi. Finans krizi, siber çatışma ve büyük tedarik zinciri aksamaları ise ekonomik ve teknolojik kırılganlığın stratejik bir zayıflık haline gelebileceğini ortaya çıkardı.

Burada açık bir örüntü ortaya çıkıyor; devletler genellikle güvenlik tanımlarını ancak bir olay önceki tanımın çok dar olduğunu kanıtladıktan sonra genişletirler. Bu nedenle güvenlik doktrininin evrimi kademeli olmaktan ziyade tepkisel olma eğilimindedir ve yine bu kavramın, devleti korumaktan devletin bağlı olduğu sistemleri korumaya kadar genişlemeye devam etmesinin sebebidir.

Bölgesel ve küresel güvenlik

Çok kutuplu bir dünyada, bölgesel ve küresel güvenlik kolayca birbirinden ayrılamaz. Bölgesel savaşlar enerji fiyatlarını, ticaret yollarını, göçü, silahlanma yarışlarını ve ittifak davranışlarını, doğrudan savaş alanının çok ötesinde etkiler. Buna karşılık küresel rekabetler savaşan taraflara silah, diplomatik destek, fon ve rekabetçi anlatılar sağlayarak bölgesel çatışmaları körükler.

Ukrayna'daki savaş bu karşılıklı bağlantıyı net bir şekilde açıklıyor. Tek bir bölgesel çatışma, Avrupa’nın savunma politikalarını yeniden şekillendirdi, NATO'nun uyumunu güçlendirdi, enerji piyasalarını alt üst etti ve Avrupa'nın çok ötesine yayılan gıda ve gübre krizlerine yol açtı. Benzer şekilde, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, nakliye rotalarını, sigorta maliyetlerini ve küresel ticareti etkileyerek, bir su yolundaki krizin anında küresel ekonomik ve güvenlik sorununa dönüşebileceğini gösterdi. Son olarak Ortadoğu'da, İran krizi ve Hürmüz Boğazı ile bağlantılı olarak, tekrarlanan yüksek gerilim dalgaları, yerel şiddetin dış güçleri nasıl içine çekebileceğini, daha geniş çaplı çatışma olasılığını nasıl artırabileceğini ve büyük güçler arasında stratejik rekabete nasıl kapı açabileceğini gösterdi.

Bu nedenle, bölgesel güvenliğin aynı zamanda küresel güvenlik olduğu iddiası sadece bir slogan değildir. Herhangi bir bölgedeki silah kontrolü düzenlemeleri, güven artırıcı önlemler ve kriz yönetimi mekanizmaları daha geniş çaplı istikrara katkıda bulunurken, bunların çökmesi büyük güçler arasında gerilimin tırmanması riskini artırır. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre uygulamada, bölgesel ve küresel düzeyler birbirine bağlı hale gelmiştir; bir yerdeki baskının etkileri hızla diğer yerlere yayılmaktadır.

Güç kullanımı ve küresel düzen

Mevcut durum endişe verici çünkü giderek artan sayıda devlet, silahlanmayı sınırlama çerçevelerinin zayıfladığı bir dönemde güce, zorlamaya ve gri bölge araçlarına başvuruyor. Sonuç ise sadece daha fazla çatışma değil, aynı zamanda kırmızı çizgiler, gerilim eşikleri ve kriz yönetimi konusunda daha büyük belirsizliktir. Askeri güç kullanımı kolaylaşırken kontrol edilmesi zorlaştıkça, caydırıcılık daha az istikrarlı hale gelir ve yanlış hesap yapma olasılığı artar.

Gelecekteki küresel düzene gelince en olası sonuç, kurallara dayalı öngörülebilirlikten uzaklaşarak daha çok işlemsel ve çekişmeli bir sisteme doğru geçiş olacaktır. Büyük güçler doğrudan savaştan kaçınabilir, ancak bölgesel vekil güçler, siber operasyonlar, ekonomik zorlama ve seçici ittifaklar yoluyla rekabet edeceklerdir. Bu, güç açısından çok kutuplu ancak kurallar ve normlar açısından parçalanmış, daha zayıf küresel kurumlar ve daha fazla dağılmış güvenlik bloklarını içeren bir dünya doğurabilir.

Bizi ne bekliyor?

Gelecek dünya düzeni muhtemelen tek bir baskın güç tarafından değil, büyük güçler, orta güçler ve bölgesel aktörler arasındaki zorlu uzlaşmalarla şekillenecektir. Devletler, iç dirençlerini dış caydırıcılıkla birleştirmeye devam edeceklerdir; bu da ulusal güvenliğin giderek kapsamlı bir hükümet stratejisi olacağı anlamına geliyor. Buradaki tehlike, her meselenin bir güvenlik meselesi haline gelmesi, diplomasinin rolünün azalması ve siyasi uzlaşmaların daha da zorlaşmasıdır.

Ancak bu, geleceğin kaosa mahkum olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, istikrarın silah kontrolünün yeniden inşasını, krizler sırasında iletişim kanallarının canlandırılmasını ve bölgesel çatışmaların küresel tehditlerin tezahürleri olarak ele alınmasını gerektireceği anlamına geliyor. Küreselleşmenin yönlendirdiği çok kutuplu ve birbirine bağlı dünyada, güvenlik artık yerel ve güç artık ayrı değil; eski sınırlar onları birbirinden ayıramayacak kadar çok kırılgan hale geldi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.