Libya krizi: Savaş değil, hırsızlık

Hâlâ ülkeyi istikrara kavuşturmakla ilgilenen ülkeler, ekonomik süreci ilerletmeli

Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir bir televizyon kanalında açıklamalarda bulunurken, 10 Aralık 2021 (Getty)
Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir bir televizyon kanalında açıklamalarda bulunurken, 10 Aralık 2021 (Getty)
TT

Libya krizi: Savaş değil, hırsızlık

Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir bir televizyon kanalında açıklamalarda bulunurken, 10 Aralık 2021 (Getty)
Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir bir televizyon kanalında açıklamalarda bulunurken, 10 Aralık 2021 (Getty)

Ben Fishman

Muammer Kaddafi sonrası Libya, kırılgan istikrar dönemlerinin arasına serpiştirilmiş savaş döngülerine sahne oldu. Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter'in 2014-2015 yıllarında Libya'nın batısında yürüttüğü savaş Libya Siyasi Anlaşması ile sona erdi. Hafter, anlaşmanın çökmesinin ardından 2019-2020 tarihlerinde Trablus’a yeniden saldırdıysa da Türkiye'nin müdahalesiyle durduruldu. Bunun üzerine Libya Siyasi Diyalog Forumu (LPDF) 2021 yılının aralık ayında genel seçimlerin yapılması talebinde bulundu. Fakat seçimlerin ertelenmesiyle ülke şu an iktidarı bırakmaya hiç niyeti olmayan bir elitler topluluğu tarafından yönetiliyor. Libya Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir'in görevine devam edip etmeyeceğine dair şu an gündemi meşgul eden tartışma, bu gayrimeşru yönetici sınıfın halkın çıkarları pahasına nasıl ülkenin servetini ve kaynaklarını sömürdüğünün en son örneği oldu.

Libya’da 2004 yılında seçilen ve görev süresi çoktan dolmuş bir yasama organı olan Temsilciler Meclisi (TM), 2021 yılında bir yıllığına geçici olarak kurulan, ülkenin batısındaki Ulusal Birlik Hükümeti’ne (UBH) karşı iktidar mücadelesi veriyor.

Ancak ne TM ne de UBH meşru bir kurum olarak karşımıza çıkıyor. 10 yılı aşkın süredir TM Başkanlığı görevini yürüten Akile Salih, el-Kubba şehrinde binden az oyla bu göreve seçildi. UBH Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe ise LPDF’nin 73 üyesinden 39'u tarafından (şüpheli koşullar altında) seçildi ve iki yılı aşkın bir süredir görevde kalmaya devam ediyor. Böylece ülkenin yaklaşık 7 milyonluk nüfusundan bini biraz aşkın kişi ülkenin nominal liderini seçmiş oldu.

LPDF’nin bir parçası olarak oluşturulan Başkanlık Konseyi ve Libya Siyasi Anlaşması’nın bir parçası olarak oluşturulan Devlet Yüksek Konseyi (DYK) gibi ülkede iktidar iddiasında bulunan başka kurumlar da var. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uzun yıllardır desteklenen ve Libya, diğer bölge ülkeleri ve Avrupa'daki birçok farklı forum aracılığıyla yürütülen tüm bu bağımsız siyasi süreçler ya Libyalı tarafların engellemeleri ya da istikrarı bozan dış aktörler nedeniyle sonuçsuz kaldı.

cdfvgt
Libya’nın Bingazi şehrinin batısındaki petrol ihracat limanı, 24 Eylül 2020 (AFP)

Bu siyasi durumun temelinde Halife Hafter’in ve daha da önemlisi Rus müttefiklerinin sürekli savaş tehdidi yatıyor. Hafter, 2019-2020 yıllarında Trablus’a karşı yürüttüğü savaşta Rus paralı asker grubu Wagner’den önemli ölçüde destek aldı. Bu desteğe keskin nişancılar, insansız hava araçları (İHA) ve uçaksavar sistemleri de dahildi. Ancak Trablus’taki eski hükümet, Türkiye’nin de yardımıyla Hafter’in ilerleyişini püskürtmeyi başardı. Yine de Rusya, Hafter ile ilişkilerini derinleştirdi. Wagner şefi Yevgeny Prigozhin’in geçtiğimiz yıl ölümünden bu yana Rusya Savunma Bakanlığı ve Afrika Lejyonu Hafter’le yakınlaşmaya çalışıyor. Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov, Hafter'i birkaç kez ziyaret etti. Hafter de Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi. Rusya, Libya kıyılarıyla ilgili hedeflerine ulaşmak ve NATO'ya karşı tehdit oluşturmak için Libya'da altyapı inşa etmeye devam ediyor. Rusya'nın varlığı Hafter ve oğlu Saddam'a 2020 yılının ekim ayında kararlaştırılan ve son dört yıldır çoğu zaman geçerli olan ateşkese meydan okuma konusunda da güvence veriyor.

Ekonomik kriz

Libya'ya uzaktan bakıldığında ekonomik açıdan rahat bir konumda olması gerektiği düşünülebilir. Zira günlük bir milyon varili aşan petrol üretimi, milyarlarca döviz rezervinden oluşan sağlam bir temel sahip olması, önemli miktarda bir borcu olmaması ve Kaddafi döneminden bu yana Libya Yatırım Otoritesi'nde dondurulmuş milyarlarca dolarıyla vatandaşlarının ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilmesi gerekiyor. Ancak ülkede yaygın olarak görülen yolsuzluk vakaları, hesap verebilirliğin olmaması ve ekonominin kötü yönetilmesi nedeniyle halk bu imkanların hiçbirinden faydalanamıyor. Bu paralar, kamu altyapısında hiçbir gelişmeye aktarılmadı. Yıllık bütçe, gerçekten serbest bırakıldığında, her zaman büyük kamu sektörü maaşlarını ödemeye ve verimsiz sübvansiyonlar, özellikle de yakıt sübvansiyonları sağlamaya ayrıldı. Doğalgazın esasen bedava olması kaçakçılığı teşvik etmekten başka bir işe yaramazken hükümet harcamalarının sadece küçük bir kısmı kalkınma faaliyetlerine ayrılıyor.

Ülkede 2004 yılında seçilen ve süresi dolan yasama organı TM, 2021 yılında bir yıllığına geçici olarak kurulan ülkenin batısındaki UBH’ye karşı iktidar mücadelesi veriyor.

Hafter düzenli aralıklarla, şeffaf olmayan görüşmeler sayesinde, kendisine bağlı güçlerin maaşlarını ödemek ve fazla para çektiği yerel bankaları finanse etmek için Trablus’tan ek fonlar aldı. Trablus üzerinde baskı kurmak için sık sık kontrol ettiği bölgelerdeki petrol sahalarını kapattı. Bu taktik, Ulusal Petrol Şirketi’nin (NOC) uzun süredir görevde olan başkanını değiştirip yerine kendi adayını getirmesinde başarılı olmasını sağladı. Hafter'in oğlu Saddam Hafter'i kısa süre önce Şarara Petrol Sahası’nı kapatarak Libya'yı geçtiğimiz ağustos ayı başlarından bu yana günde 300 bin varil petrolün gelirinden mahrum bıraktı. Hafter destekçileri, bu taktiğin bu tür üretim kesintileri sırasında tüm Libya'yı önemli bir gelirden mahrum bırakmasını umursamıyor gibi görünüyorlar.

Libya'nın batısındaki aktörler de masum değil. Ülkenin batısında faaliyet gösteren milis gruplar, gasp ve dolandırıcılık yoluyla zenginleşerek Merkez Bankası'ndan kredi mektupları alabildiler ve bu sayede dövize erişim sağlayarak mal ithal edip fahiş fiyatlar uygulayabildiler. Söz konusu silahlı gruplar aynı zamanda akaryakıt kaçakçılığının ve daha da kötüsü insan ticaretinin büyük bir kısmından da sorumlu.

zxcdvf
Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Yunus-Bek Yevkurov, Mareşal Halife Hafter’i Moskova'da törenle karşıladı, 26 Eylül 2023 (AFP)

Bu politikaların merkezinde 2011 yılından bu yana Libya Merkez Bankası Başkanı olarak görev yapan Sıddık el-Kebir yer alıyor. Libya'nın en uzun süre Merkez Başkanlığı görevini yapan isim olan Kebir, ülkenin mali politikalarının merkezinde yer alıyor, çünkü ülkede halihazırda çalışmalarını yürüten iki hükümetin de güçlü maliye bakanları ve bütçeleme süreçleri bulunmuyor. Bu durum Kebir'e büyük bir hareket özgürlüğü tanıdı. Dibeybe, başbakan olduğunda Kebir, onun yanında yer aldı ve Dibeybe’nin UBH için belirlediği öncelikleri finanse etti. Ancak Dibeybe’nin durumdan faydalandığı ve savurgan harcamalar yaptığı ortaya çıkınca Kebir finansmanı kesti. Şimdi, görevden alınması için oylama yapılan TM’nin muhalefetiyle karşılaşmak yerine TM Başkanı Akile Salih tarafından açıkça destekleniyor. Buna karşın Dibeybe’nin yanında yer alan Başkanlık Konseyi, Kebir’in görevden alınması ve yerine başkasının atanması için oy kullandı ve şüpheli bir karar yayınladı. Merkez Bankası’nı ele geçirmek için 2019 yılında Trablus'a saldıran Hafter, tıpkı uzun süredir NOC’un başında olan Mustafa Sanallah’ın görevden alındığında olduğu gibi, Kebir'in de görevden alınması için pazarlık yapmak istiyor. Tutumlar her gün değiştiğinden Kebir'in akıbetine dair bir değerlendirmede bulunmak oldukça güç.

Eğer Hafter -yani Rusya- Kebir'i görevden alıp yerine kendi piyonlarından birini getirme hedefine ulaşırsa durumun istikrarsız ve öngörülemez bir hal alacağına şüphe yok. Görünüşte sınır güvenliğini sağlamak, ama gerçekte UBH Başbakanı Dibeybe’ye Merkez Bankası’nın başındaki isim konusunda anlaşmaya varması için baskı yapmak amacıyla Hafter güçlerinin Libya'nın güneybatısına konuşlandırılmasıyla durum daha da tehlikeli bir hal aldı. Böyle bir senaryoda Türkiye ile önceki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında 2020 yılında imzalanan güvenlik anlaşması büyük önem taşıyacak. Türkiye aynı zamanda zor durumdaki Merkez Bankası’na para yatıran Kebir'in de müttefiki. Kebir’i kurtarabilecek bir aktör varsa o da ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olabilir.

Uluslararası sorumluluk

ABD ve İngiltere geçtiğimiz hafta içinde Kebir'i resmi olarak destekledi. İki ülke de Kebir’i Libya'nın karmaşık ekonomik portföyünün güvenilir bir yetkilisi olarak görüyor. Ancak Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) Libya'da istikrarın sağlanmasına yardımcı olacak yeni bir hamlede bulunamaması nedeniyle Batı'nın sözlü desteği yeterli olmayabilir. Üstelik UNSMIL'in görev süresi bu sonbaharda doluyor ve Rusya misyonu kısıtlamaya çalışabilir, hatta görev süresinin uzatılmasını veto edebilir.

Belki Kebir’in önünde sonunda görevi bırakması gerekiyordur, ama bu, Dibeybe ya da Hafter'in iktidarı ele geçirmesiyle olmamalı. Bu durumda Libya'nın mali varlıkları Rusya'nın eline geçecek ve böylece mevcut elitlerden daha fazlasını çalacak. Bunun yerine maksimum şeffaflık hedeflenmeli ve sürecin adil olması için tüm devlet kurumları sürece dahil olmalı.

Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel'in 2020 yılında başkanlığını yaptığı Libya konulu Berlin Süreci siyasi, ekonomik ve güvenlik çizgilerinin çizilmesi sağladı, ancak en az ilgiyi ekonomi gördü. Hâlâ Libya'nın istikrarını ve refahını önemseyen ülkeler, Merkez Bankası'nın çalışmalarının geçen seferki gibi minimal bir denetim yerine gerçek bir denetimden geçirilmesi için ekonomik süreci ilerletmeli. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 2023 yılı için hazırladığı Madde 4 raporunu, Libya'nın gerçek verilerini daha şeffaf hale getirmeye yardımcı olmak amacıyla 2024 yılı için daha ayrıntılı bir rapor takip etmeli.

Belki Kebir’in önünde sonunda görevi bırakması gerekiyordur, ama bu, Dibeybe ya da Hafter'in iktidarı ele geçirmesiyle olmamalı.

ABD’nin bir girişimi olan Demokrasi Zirvesi’nin yolsuzlukla mücadele ayağına eş başkanlık yapan Moldova gibi yolsuzlukla mücadelede başarılı olmuş ülkelerden yetkililerin yer aldığı, Libya'da denetimden sorumlu, taraftar olmayan bir misyon kurulabilir. Dünya Bankası, bu misyonun kaydettiği ilerleme hakkında üç ayda bir rapor yayınlayabilir. Fakat UNSMIL’in, ABD'nin ya da Avrupa'nın desteği olmadan böylesi adımları kim atabilir?

Eğer önde gelen uluslararası aktörler, bu krizi görmezden gelirse Libya’da durum daha da kötüye gitmeye devam edecek ve sonunda ülke Rusya'nın insafına kalacak. Bu kez ülkenin servetini ele geçirmek için savaşa da gerek kalmayacak.

Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.