Mısır’ın Somali'deki askerleri: Afrika stratejisi yeniden şekilleniyor

Etiyopya'da savaş tehlikesi artıyor

Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
TT

Mısır’ın Somali'deki askerleri: Afrika stratejisi yeniden şekilleniyor

Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)
Etiyopya'nın Somaliland Cumhuriyeti ile Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimini sağlayacak bir anlaşma imzalamasının ardından Somali'de hükümeti desteklemek amacıyla düzenlenen protesto gösterilerinden bir kare (AFP)

Amr İmam

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı, hem Etiyopya ile Mısır arasında Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (Hedasi) nedeniyle uzun zamandır devam eden rekabet ve düşmanlık açısından Addis Ababa için de bir güvenlik tehdidi oluşturuyor hem de Etiyopya hükümetinin prestijine zarar veriyor.

Bu durum özellikle Etiyopya'nın engebeli coğrafyası, yoğun nüfusu, askeri gücü ve başta Eritre olmak üzere komşu ülkelerle olan gerginlik dolu geçmişi nedeniyle bölge için bir korku kaynağı oldu. Nil Havzası'ndaki ülkelerden biri olan Etiyopya aynı zamanda Nil Nehri sularının yüzde 80'inden fazlasının çıktığı ülke olduğundan nehir sularını kontrol edebildiği düşünülüyor. Bu imaj, Etiyopya'nın tamamlanmak üzere olan Londra’nın yüzölçümüne eş değer büyüklükte bir rezervuara sahip milyarlarca dolarlık bir hidroelektrik barajı olan Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nı inşasıyla daha da güçlendi.

Ancak Mısır, bu yılın ocak ayından bu yana Addis Ababa ile çatışma halinde olan Somali'ye askerlerini göndererek bu imajı yıpratmaya çalışıyor. Etiyopya ile Somali arasındaki anlaşmazlık, Addis Ababa'nın ayrılıkçı Somaliland ile yaptığı ve bağımsızlığını tanıması karşılığında Kızıldeniz kıyılarına erişmesine olanak sağlayan bir mutabakat zaptı imzalamasının ardından başladı.

Kahire, en azından resmi düzeyde de olsa Somali'ye asker ve askeri teçhizat göndermesini bir savaş eylemi ya da askerileştirme sinyali olarak göstermese de askerlerinin Afrika Boynuzu'nun kalbine konuşlandırılması, kulislerde tartışılan ve övülen bir dizi stratejik ve güvenlik hedefine ulaşıldığını gösteriyor.

Ana kıtaya dönüş

Mısır'ın Somali'ye özel kuvvetler de dahil olmak üzere 10 bin asker ve askeri teçhizat gönderme kararı, Kahire ve Mogadişu arasında geçtiğimiz ayın ortalarında imzalanan ortak savunma anlaşmasına dayanıyor. Anlaşma, Etiyopya ile Somaliland arasında imzalanan mutabakat zaptına misilleme olarak görülürken Mısır'ın Etiyopya’nın Aden Körfezi yakınlarındaki olası bir varlığına ilişkin endişelerini yansıttı.

Bu yılın ocak ayında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Somali bir Doğu Afrika ülkesi olarak Arap Birliği (AL) üyesi olduğu için Mısır’ın her zaman Somali'yi savunmaya hazır olduğunu belirtti. Ancak Mısır'ın Somali'yi desteklemeyi istemesinin ardında Kahire'nin Afrika'da barış ve güvenliğin sağlanmasında merkezi bir rol oynama arzusu yatıyor. Mısırlı stratejistler kıtadaki güvenliğin ve istikrarın Mısır'ın güvenliğini arttıracağına ve Afrikalılar için müreffeh bir geleceğin kapılarını açacağına inanıyor.

Şarku’l Avsat Al Majalla’dan aktardığı habere göre Mısır'ın eski Dışişleri Bakan yardımcılarından Muhammed el-Şazeli, Mısır'ın ulusal güvenliğinin bölgenin güvenliğinden ve istikrarından ayrılamayacağını söyledi. Şazeli, “Somali'nin konumu, özellikle de Kahire’nin bu ülkedeki durumun Kızıldeniz'deki uluslararası seyrüsefer güvenliği üzerindeki etkisine ilişkin endişelerinden ötürü Mısır’ın ulusal güvenliği için büyük önem taşıyor” dedi.

Mısır önümüzdeki ekim ayında Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi'nin başkanlığını üstlenecek. Kahire'deki analistlere göre bu rol, özellikle Mısır'ın ulusal güvenliğini etkileyebilecek olası huzursuzluklar bakımından Mısır'ı kıtaya karşı sorumluluk üstlenmeye itiyor.

Bu sorumluluk duygusu, özellikle 1995 yılının haziran ayında Addis Ababa'da merhum Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e düzenlenen suikast girişiminden sonra Afrika ülkeleriyle ilişkilerin gerilediği 2011 yılındaki halk devrimi öncesindeki politikalarından sıyrılıp radikal bir değişime gidildiğini gösteriyor. Ancak Mısır, kıtaya dönüşüyle birlikte güvenlik ve altyapı gibi üstün olduğu alanlarda destek arayışına da başladı.

Somali'nin konumu, Mısır'ın ulusal güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

Mısır'ın kuzeydoğusunda, İsrail ve Gazze Şeridi sınırındaki Sina Yarımadası’nda DEAŞ’la bağlantılı örgütlere karşı on yıl süren mücadele Mısır'a gerilla savaşı konusunda eşsiz bir uzmanlık kazandırdı. Mısır bu uzmanlığını Somali ordusunun 2006 yılından beri Mogadişu'da büyük bir güvenlik sorunu oluşturan El Kaide bağlantılı eş-Şebab örgütünün tehdidine karşı koymasına yardımcı olmak için kullanmak niyetinde gibi görünüyor.

xcs s
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u Kahire'de ağırladı, 21 Ocak 2024 (AFP)

Kahire, altyapı projelerini hayata geçirme konusundaki uzmanlığıyla yeni adımlar atarken kıta genelinde bu alandaki ihaleleri kazanmaya çalışıyor. Mısırlı şirketler birçok Afrika ülkesinde barajlar, yollar ve köprüler inşa ediyor ve kanallar kazıyor. Bu durum, Çin gibi ülkelerin zorlu rakipleriyle rekabet ederek kıtanın altyapı ve kalkınma projelerinden pay alma hırsını yansıtıyor.

Caydırıcılık ve ilan edilen düşmanın kontrol altında tutulması

Kısa süre önce Somali'ye gönderilen Mısır askerlerinin yaklaşık yarısı, ülkedeki Afrika Birliği (AfB) Barışı Koruma Gücü’nün bir parçası olan binlerce Etiyopyalı askerin yerini alacak. Mısır ayrıca Somaliland ve Etiyopya arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından Mogadişu ile ortak savunma anlaşması imzalayan bir diğer ülke olan Türkiye ile iş birliği içinde Somali kıyı şeridinin güvenliğinin sağlanmasında görev alacak.

Etiyopya'nın Kızıldeniz’e erişme arzusundan endişe duyan Mısır, Somali'nin Kızıldeniz kıyısına özel bir ilgi gösteriyor. Mısır, Addis Ababa ile geçmişten beridir devam eden düşmanlıkları nedeniyle Etiyopya'nın bölgedeki varlığını güçlendirme girişimlerine şüpheyle yaklaşıyor.

Analistlere göre Etiyopya'nın Kızıldeniz’e erişme arzusu, özellikle Gazze’deki savaş ve Husilerin Aden Körfezi'nden ya da Yemen kıyılarından geçen gemileri hedef alan saldırıları nedeniyle uluslararası seyrüsefer faaliyetleri açısından hassas geçen bir döneme denk geliyor.

Al Majalla’ya değerlendirmede bulunan bağımsız bir ulusal güvenlik uzmanı olan Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Etiyopya'nın özellikle yıllardır komşularıyla sürtüşmeler yaşaması ve Kızıldeniz'e erişmeyi arzulamasından dolayı bölgedeki hırsları konusunda ciddi endişeler olduğunu söyledi. Abdulvahid, “Bu yüzden Mısır, Etiyopya'nın niyetlerine güvenmiyor” dedi.

Kızıldeniz'deki gerilimin Mısır'a pahalıya mal olduğunu belirten Abdulvahid, “Nakit sıkıntısı çeken Mısır, Husi saldırıları ve uluslararası seyrüsefer rotalarının Süveyş Kanalı'nı atlayıp başka rotaları kullanma kararları nedeniyle ayda yaklaşık 550 milyon dolar kaybediyor” diye konuştu.

Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı sadece bir su yolu olmaktan çıkarıp uluslararası bir yatırım merkezine dönüştürmek için uzun vadeli bir planının da olduğunu söyleyen bağımsız ulusal güvenlik uzmanı, “Süveyş Kanalı tarihinde ilk kez çift yönlü trafiğe izin verecek paralel bir kanal kazmak için milyarlarca dolarlık yatırım yapan Mısır, on milyarlarca dolar değerinde yatırım çekmek ve burayı uluslararası bir yakıt ikmal ve hizmet merkezi haline getirmek amacıyla bölgede sanayi bölgeleri ve devasa yakıt depoları inşa ediyor” ifadelerini kullandı.

Bölgedeki huzursuzluk devam ederse tüm bu planların kolayca tehlikeye girebileceğini söyleyen uzmanlar, Etiyopya'nın Kızıldeniz kıyılarına erişiminin işleri daha da kötüleştirebileceğini düşünüyorlar.

Mısır, Somali’deki askeri varlığını savundu

Mısır, askerlerini Etiyopya sınırı yakınlarında konuşlandırarak son on yıldır diplomasiyle ulaşamadığı başarıya ulaşmayı umuyor.

Mısır, Büyük Etiyopya Rönesans Barajı’nın ana tatlı su kaynağı olan Nil Nehri’nin akışını etkilememesi için 2014 yılından bu yana Etiyopya ile iyi niyetle müzakereleri sürdürmeye çalıştığını savunuyor. Ancak Etiyorya’nın barajın inşası tamamlanana ve rezervuarı dolana kadar zaman kazanmak için müzakereleri istismar ettiğini ve bir oldu-bitti dayattığını vurguluyor.

Bu yüzden bazı uzmanlara göre Kahire, Addis Ababa'nın, on milyarlarca metreküp su depolayan bir barajla nehrin akışını durdurmadan önce iki kez düşünmesini sağlamak için artık başka yollara başvuruyor.

dvdfev
Mogadişu'da eş-Şebab tarafından düzenlenen intihar saldırısında ölen 37 kişinin cenaze töreninde yapılan protestodan bir kare, 3 Ağustos (AFP)

Al Majalla’ya konuşan Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Uzmanı Prof. Tarık Fehmi, “Mısır, kendisi için son derece önemli bir bölge olan Afrika Boynuzu'ndaki stratejilerini yeniden şekillendiriyor ve bunu yaparak Etiyopya'ya ve Mısır'ın ulusal güvenliğine zarar vermeyi düşünebilecek uluslararası güçlere açık açık caydırıcı mesajlar göndermeyi amaçlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır, askerlerini Etiyopya sınırı yakınlarında konuşlandırarak son on yıldır diplomasiyle ulaşamadığı başarıya ulaşmayı umuyor.

Mısır, Etiyopya'nın Rönesans Barajı rezervuarının beşinci ve son dolumunu tamamlamasından sadece birkaç gün sonra Somali'ye asker ve askeri teçhizat gönderdi. Somali'ye gönderilen askeri gücün yaklaşık yarısı Somali ordusuna eğitim verecek ve muhtemelen burada kalıcı bir askeri varlık oluşturmak için kullanılacak.

Böylece Mısır'ın son yıllarda başta Kenya ve Eritre olmak üzere Etiyopya'nın komşularıyla imzaladığı savunma iş birliği anlaşmalarını destekleyecek. Mısır, Nil Nehri sularının akmasını hiçbir ceza almadan durdurabileceğini düşünmesi halinde Etiyopya'yı kol mesafesinde tutmak için bu anlaşmaları yapmış gibi görünüyor.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.