Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından ... İsrail tarafından öldürülen önde gelen Hizbullah ve Hamas liderleri kimler?

İsrail'in Hizbullah karargahına düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın yanan enkazının yakınında toplanan insanlar ve kurtarma ekipleri (AFP)
İsrail'in Hizbullah karargahına düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın yanan enkazının yakınında toplanan insanlar ve kurtarma ekipleri (AFP)
TT

Nasrallah'ın öldürülmesinin ardından ... İsrail tarafından öldürülen önde gelen Hizbullah ve Hamas liderleri kimler?

İsrail'in Hizbullah karargahına düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın yanan enkazının yakınında toplanan insanlar ve kurtarma ekipleri (AFP)
İsrail'in Hizbullah karargahına düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın yanan enkazının yakınında toplanan insanlar ve kurtarma ekipleri (AFP)

Hizbullah bugün (Cumartesi) yaptığı açıklamayla lideri Hasan Nasrallah'ın İsrail'in Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği saldırıda öldürüldüğünü doğruladı.

Açıklamada “Hizbullah Genel Sekreteri Muhterem Seyyid Hasan Nasrallah, yaklaşık otuz yıldır yürüyüşüne liderlik ettiği büyük ve ölümsüz şehit yoldaşlarının arasına katıldı” denildi.

Nasrallah suikastı, Gazze savaşının başladığı 7 Ekim'den bu yana önde gelen liderlerine ağır darbeler indirilen Hizbullah'a vurulan en büyük darbe oldu.

Şarku’l Avsat, Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail tarafından suikasta uğrayan Hizbullah ve Hamas'ın önde gelen liderlerini sizler için sıraladı:

Hasan Nasrallah

İsrail ve Hizbullah, Hasan Nasrallah'ın 27 Eylül Cuma günü öldüğünü duyurdu. Şubat 1992'de henüz 35 yaşındayken Hizbullah'ın genel sekreteri olan Nasrallah, bir zamanlar İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından 1982'de İsrail işgal güçlerine karşı savaşmak üzere kurulmuş silik bir oluşum olan örgütün tanınmış sembolü haline gelmişti.

Nasrallah, savaşçıları 2000 yılında İsrail güçlerini Güney Lübnan'dan çıkarmayı başararak 18 yıllık işgali sona erdirdiğinde Hizbullah'ın lideriydi.

sdvfb
Hasan Nasrallah (AFP)

İsrail'le çatışma Nasrallah'ın liderliğinin ana gayesiydi. 2006'da Hizbullah'ın İsrail'le 34 gün süren savaşının ardından zafer ilan etti ve İsrail'in Arap ordularını yenmesini izleyerek büyüyen pek çok Arap vatandaşının saygısını kazandı.

Ancak Hizbullah'ın operasyon alanı Suriye ve ötesine doğru genişledikçe Lübnan ve Arap dünyasında giderek daha bölücü bir figür haline geldi.

İbrahim Akil... Kellesi 7 milyon dolar değerinde

İsrail'in 20 Eylül'de Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği saldırıda Hizbullah'ın elit birliği Rıdvan Gücü Komutanı İbrahim Akil öldürüldü.

Tahsin ve Abdulkadir gibi takma isimler de kullanan Akil, Hizbullah'ın en üst düzey askeri organı olan Cihat Konseyi'nin bir üyesiydi.

ABD onu Nisan 1983'te Beyrut'taki ABD Büyükelçiliği’ne düzenlenen ve 63 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırıya ve altı ay sonra 241 kişinin ölümüne yol açan ABD Deniz Piyadeleri kışlasına düzenlenen saldırıya karışmakla suçladı.

ABD, Akil hakkında bilgi sunanlara 7 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurmuştu.

Hizbullah Füze Kuvvetleri Komutanı İbrahim Kubeysi

İbrahim Kubeysi diğer birimlerle birlikte güdümlü füze biriminin komutanıydı ve 25 Eylül'de İsrail'in düzenlediği bir hava saldırısında öldürüldü.

İsrailli askeri yetkililer Kubeysi'nin İsrail'e yapılan saldırılardan sorumlu olduğunu ve 2000 yılında üç İsrail askerinin kaçırılıp öldürüldüğü saldırıyı planladığını söyledi.

İsrailli kaynaklara göre Kubeysi füze alanında önemli bir isimdi. 1982'de örgüte katılan Kubeysi’nin Hizbullah'ın üst düzey liderleriyle güçlü bağları vardı.

Muhammed Surur

Takma adı Ebu Salih olan Surur, 26 Eylül'de İsrail hava saldırısında öldürülmeden önce 2020'den beri Hizbullah'ın insansız hava aracı (İHA) birimini yönetiyordu.

Surur, Hizbullah tarafından Yemen'deki Husileri eğitmek üzere gönderilen komutanlardan ve kıdemli danışmanlardan biriydi. Aynı zamanda Lübnan'da İHA üretme projesini de yürütüyordu.

dvfbgnht
Muhammed Surur (Hizbullah medyası)

Yemen'deki hava birliğinden sorumlu olan ve buradan İHA saldırıları düzenleyen Surur, suikasttan sadece üç gün önce Yemen'den Lübnan'a dönmüştü.

Ahmed Vehbi

Hizbullah komutanlarında Ahmed Vehbi 21 Eylül'de Beyrut'un güney banliyölerinde İsrail tarafından düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldü.

csdvfbgn
Ahmed Vehbi (Hizbullah medyası)

60 yaşındaki Vehbi, kuruluşundan bu yana Hizbullah'ın içindeydi ve Hizbullah Güney Lübnan'ın kontrolünü ele geçirdiğinden beri İsrail işgaline karşı çok sayıda askeri operasyona katıldı.

2012'den bu yana Rıdvan Gücü’ndeki savaşçıların eğitiminden sorumlu olan Vehbi, İsrail'in 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısından bu yana da bu birimin komutanı.

Fuad Şükür... Nasrallah'ın sağ kolu

İsrail'in 30 Temmuz'da Lübnan başkentinin güney banliyölerine düzenlediği saldırıda, İsrail ordusunun ‘Nasrallah'ın sağ kolu’ olarak tanımladığı Hizbullah'ın üst düzey komutanı Fuad Şükür öldürüldü.

Şükür, 40 yılı aşkın bir süre önce kurulduğu günden bu yana Hizbullah'ın en önde gelen askeri isimlerinden biri olarak görülüyor. ABD, 1983 yılında Beyrut'taki ABD Deniz Piyadeleri kışlasının bombalanmasında önemli bir rol oynamakla suçladığı Şükür'e 2015 yılında yaptırım uyguladı.

Muhammed Nasır... İsrail'e güneyden ateş açılmasından sorumlu

Muhammed Nasır 3 Temmuz'da İsrail'in düzenlediği hava saldırısında öldürüldü. İsrail olayın sorumluluğunu üstlendi ve Nasır'ın Lübnan'ın güneybatısından İsrail'e ateş açan bir birliğin başında olduğunu söyledi.

Üst düzey bir Hizbullah komutanı olan Nasır, Hizbullah'ın sınırdaki operasyonlarının bir kısmından sorumluydu.

Talib Abdullah

Hizbullah'ın üst düzey saha komutanlarından Abdullah, 12 Haziran'da İsrail'in üstlendiği ve Lübnan'ın güneyindeki bir komuta ve kontrol merkezini vuran saldırıda öldürüldü. Lübnan'daki güvenlik kaynakları Abdullah'ın Hizbullah'ın güney sınır şeridindeki merkez bölgenin komutanı olduğunu ve Nasır ile aynı rütbede olduğunu söyledi.

Visam et-Tavil

Hizbullah'ın önde gelen liderlerinden biri olan Visam et-Tavil, 8 Ocak'ta İsrail saldırısında öldürüldü. Gazze Şeridi'ne yönelik savaşın başlamasından bu yana suikasta uğrayan liderler listesinin başında yer alan en önemli isimdi.

ABD medyasına göre Rıdvan Gücü'nün bir parçası olarak Güney Lübnan'daki operasyonları yönetiyordu ve Hasan Nasrallah ile yakın bir ilişkisi vardı.

İsrail tarafından öldürülen en önemli Hamas liderleri ise şunlar:

Muhammed ed-Dayf... Kaderi gizemle örtülü

İsrail ordusu ed-Dayf'ın savaş uçaklarının istihbarat değerlendirmesinin ardından 13 Temmuz'da Gazze Şeridi'nin Han Yunus bölgesine düzenlediği saldırıda öldürüldüğünü açıkladı. Ed-Dayf daha önce İsrail'in yedi suikast girişiminden kurtulmuştu.

Ed-Dayf'ın 7 Ekim'deki Hamas saldırısının planlayıcılarından biri olduğuna inanılıyor. Diğer yandan İsrail suikastı doğrulamasına rağmen Hamas onun hayatta olduğu konusunda net.

İsmail Heniyye

İsmail Heniyye 31 Temmuz sabahı erken saatlerde İran'da bir suikasta kurban gitti. Anlatılanlara göre Heniyye kaldığı misafirhanede kendisine isabet eden bir füze ile öldürüldü. İsrail saldırının sorumluluğunu üstlenmedi.

Hem İran hem de Hizbullah, Heniyye suikastının ardından intikam sözü verdi.

Salih el-Aruri

Hamas’ın üst düzey liderlerden Salih el-Aruri, İsrail'in 2 Ocak 2024 tarihinde Beyrut'un güney banliyösüne düzenlediği İHA saldırısında öldürüldü. El-Aruri aynı zamanda Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın da kurucusuydu.

Tulkerim Taburu Komutanı Ebu Şucaa

İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri'nin Tulkerim Taburu Komutanı ‘Ebu Şucaa’ lakaplı Muhammed Cabir 29 Ağustos'ta bir suikast sonucu öldürüldü.

İlk olarak 17 yaşında tutuklanan Ebu Şucaa, İsrail'in en çok aradığı isimlerden biriydi. Ebu Şucaa kendisine yönelik birçok suikast girişiminden sağ kurtulmayı başardı.

26 Temmuz 2024'te Tulkerim'deki Sabit Sabit Devlet Hastanesi'ne akın eden Filistinli kalabalıklar, Filistin Yönetimi yetkililerinin gözaltına almaya çalıştığı Ebu Şucaa'yı hastaneden çıkarmayı başardı.



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.