El Fetih ve Hamas gelecekteki düzenlemelere ilişkin görüşmeler için Kahire'de

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: İki gün sürecek görüşmelerde bir teknokratlar hükümetinin kurulması da dahil olmak üzere çeşitli konular ele alınacak

Çin'de bir araya gelen Filistinli gruplar, aralarındaki bölünmeyi sona erdirmek ve Filistin’İn birliğini teşvik etmek amacıyla Pekin Deklarasyonu'nu imzaladılar (Reuters)
Çin'de bir araya gelen Filistinli gruplar, aralarındaki bölünmeyi sona erdirmek ve Filistin’İn birliğini teşvik etmek amacıyla Pekin Deklarasyonu'nu imzaladılar (Reuters)
TT

El Fetih ve Hamas gelecekteki düzenlemelere ilişkin görüşmeler için Kahire'de

Çin'de bir araya gelen Filistinli gruplar, aralarındaki bölünmeyi sona erdirmek ve Filistin’İn birliğini teşvik etmek amacıyla Pekin Deklarasyonu'nu imzaladılar (Reuters)
Çin'de bir araya gelen Filistinli gruplar, aralarındaki bölünmeyi sona erdirmek ve Filistin’İn birliğini teşvik etmek amacıyla Pekin Deklarasyonu'nu imzaladılar (Reuters)

Fetih Hareketi (El Fetih) ve Hamas Hareketi’nin Gazze Şeridi'nde ateşkese varılması halinde savaşın ertesi günü için hazırlık yapma şansını arttırmak üzere, Filistinli taraflar arasında gelecekteki düzenlemeler için çözüme ulaşma çabasıyla, Mısır'ın himayesinde Kahire'de bir araya gelmeleri, Çin'in başkenti Pekin’deki son zirvenin ardından yeni adımları da beraberinde getiriyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmeme planına karşı olan bu düzenlemeler, İsrail'in Hamas'ın alternatifi olmadığını bahane ederek bir çözüm yolu bulunmasının önleme girişimlerini engellemeyi amaçlıyor. Geleceğe dönük düzenlemelere ilişkin toplantının yardım mekanizmaları ve Gazze Şeridi'nin idaresi, ulusal uzlaşı ve bir teknokratlar hükümetinin kurulması, Hamas ve İslami Cihad Hareketi’nin Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) katılımı ve Mısır'ın himayesinde Filistinli gruplar arasında bir yakınlaşmanın sağlanması gibi konuların ele alınmasını bekliyorlar.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth’un haberine göre yaklaşık bir haftalık gecikmenin ardından dün Filistin ve İsrail basınında Hamas ve El Fetih’ten heyetlerin uzlaşı konusunu görüşmek üzere Kahire'ye geldiklerine dair haberler yer aldı. Filistin basını, toplantıda uzlaşı dosyasının yanı sıra anlaşmaya varma çabalarının da ele alınacağını ve ardından tüm Filistinli grupların katılımıyla genişletilmiş bir zirve düzenleneceğini bildirdi.

Hamas Siyasi Büro Üyesi Basim Naim, geçtiğimiz eylül ayı sonlarında Hamas ve El Fetih'in Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridi'ni ve sınır kapılarını ‘sivil olarak’ yönetmesi konusunda anlaştığı haberiyle ilgili bir soruya, bunun doğru olmadığı yanıtını verdi. Kararın iki hareket arasında yapılacak bir toplantıda alınacağını belirten Naim, toplantıda Gazze Şeridi'nin ve savaştan önce Hamas'ın kontrolünde olan Refah Sınır Kapısı’nın İsrail tarafından geçtiğimiz mayıs ayında işgal edilmeden önceki Filistin tarafının yönetimine ilişkin düzenlemelerin ele alınacağını söyledi.

İsrail ve Filistin konularında uzman Mısırlı akademisyen Dr. Tarık Fehmi'ye göre Kahire'deki El Fetih-Hamas görüşmesi ‘Mısır'ın Filistin meselesine ulusal bir güvenlik meselesi olarak bağlılığı çerçevesinde’ dört ana başlık temelinde gerçekleşecek. Mısırlı akademisyen, bu başlıklar arasında Kahire'nin daha önceki Filistin toplantılarında konuşulanlar ve sunulan öneriler çerçevesinde Filistinli gruplara yönelik hamlelerini tamamlamasının, Filistin uzlaşısının sağlanması çabalarının, şu sıralar başkanlık seçimleriyle meşgul olan ABD’deki geçiş dönemi sonrası için gelecekte İsrail'in olası uzlaşmazlığına karşı bir vizyon geliştirilmesinin ve Filistin Yönetimi'nin dahil olacağı bir hükümetin kurulmasının yer aldığını söyledi.

El Fetih liderlerinden siyaset bilimi profesörü Dr. Eymen er-Ragab, El Fetih-Hamas toplantısının iki gün süreceğini söyledi. Toplantının, geçtiğimiz temmuz ayında Filistinli gruplar arasında Pekin'de yapılan zirvenin sonuçları ve tüm Filistinli tarafların yer aldığı bir teknokratlar ya da ulusal uzlaşı hükümetinin kurulması da dahil olmak üzere birçok dosyayı ele almak için çok önemli olduğunu belirten Ragab, İsrail’in engellemelerine maruz kalınmaması için teknokratlar hükümeti kurulmasını daha olası olduğunu vurguladı.

Ragab'a göre toplantıda savaşın ertesi günü, Gazze'deki durumun nasıl düzenleneceği, Gazze ve Batı Şeria'nın ortak bir otorite tarafından yönetilmesinin desteklenmesi, parlamento ve cumhurbaşkanlığı düzenlemeleri, Gazze'nin yeniden inşası ve güvenlik dosyası ele alınacak.

Hamas'a yakınlığıyla bilinen Filistinli siyasi analist İbrahim el-Medhun, El Fetih-Hamas toplantısının, Mısır tarafından yapılan ve Hamas tarafından kabul edilen davetin ardından Mısır'ın himayesinde gerçekleştiğini ve Filistin halkına yardım sağlanması, Gazze Şeridi'nin yönetimi, yeni bir hükümetin kurulması ve saldırıya ilişkin ulusal uzlaşının tartışılması konularının ele alınacağını söyledi.

Filistinli tarafların şu an Arap dünyası ve uluslararası arenada Hamas'ı destekleyecek ortak bir tutum belirlemeye çalıştığını düşünen Medhun, Hamas'ın Gazze halkının acılarını hafifletecek fikirlere açık olduğunu, ancak bunu dile getirmediğini ifade etti.

Geçtiğimiz temmuz ayında aralarında El Fetih ve Hamas'ın da bulunduğu Filistinli 14 grup, aralarındaki bölünmüşlüğü sona erdirmek ve Filistin’in birliğini teşvik etmek amacıyla Pekin'de tarihi bir ulusal uzlaşı deklarasyonuna imza attı.

Medhun’a göre Çin’de imzalanan deklarasyonda olduğu gibi, özellikle İsrail’in saldırıları çerçevesinde boşluğu doldurmak, hükümetin geleceğini tartışmak ve bir ulusal uzlaşı hükümeti kurulmasını teşvik etmek için ortaya atılan fikirlerle Kahire’nin himayesindeki toplantıda yakınlaşma şansı yüksek.

Öte yandan Tarık Fehmi’ye göre Filistinlilerin olumlu sonuçlar beklediği bu toplantıda anlaşmazlıklardan ziyade uzlaşı ve düzenleme arayışları konuşulacak ve başlıca konu sınır kapıları değil, bir teknokratlar hükümetinin kurulması, Filistin’in birliğinin teşvik edilmesi ve Gazze Şeridi'ndeki otoriteye Filistin'in kabiliyetlerini arttıracak ve rolünü yeniden tesis edecek bir rol bulmaya çalışılacak.

Toplantının sadece Hamas, El Fetih ya da İslami Cihad Hareketi’ni değil, tüm Filistinli tarafları da kapsamaya çalışacağını söyleyen Fehmi, diğer gruplarla da başka toplantılar yapılacağını sözlerine ekledi.

Diğer taraftan Ragab’ın verdiği bilgilere göre toplantıda ‘önemli bir konu’ olan, Hamas ve İslami Cihad Hareketi’nin El Fetih’in oluşumunda yer aldığı FKÖ’ye katılımıyla siyasi dosyanın yönetimini devralması için geçici bir çerçeve oluşturulması da görüşülecek.

Medhun ise toplantının Mısır'ın himayesinde olmasının görüşmelerin seyrini kolaylaştıracağına ve Filistin halkının haklarını garanti altına alan anlaşmalara ve düzenlemelere ulaşmak için herkesin açık yüreklilikle çalışmasını sağlayacağına inanıyor.

Hamas ve El Fetih 2017 yılının ekim ayında Mısır’ın başkenti Kahire’de bir uzlaşı anlaşması imzalamış, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da o dönemde bunu memnuniyetle karşılamış ve ‘Filistin'deki bölünmüşlüğü sona erdirecek nihai anlaşma’ olarak nitelendirmişti. Toplantının başlangıçta sadece Hamas ve El Fetih arasında yapılmasının ‘olumlu bir hamle olduğunu çünkü iki grup arasındaki krizin çözümünün Filistin’in haklarını güçlendireceğini’ söyleyen Ragab, bunun ayrıca Filistin’in bölünmüşlüğünün sona erdirilmesinde herhangi bir engelin oluşmasını önleyeceğini düşünüyor. Ragab, “Eğer El Fetih ve Hamas arasında Kahire'de bir anlaşma sağlanamazsa bu, toplantıdan olumlu sonuçlar çıkmasını bekleyen ve bir yılı aşkın bir süredir devam eden yıkıcı savaşı sona erdirecek gerçek düzenlemeler isteyen Filistin halkını hayal kırıklığına uğratacak” ifadelerini kullandı.

Filistinlilerin bu hamlelerinin haftalardır herhangi bir ilerleme kaydedilmeyen ateşkesle ilgili görüşmelerin gidişatı üzerinde hemen etkili olmasını beklemeyen Ragab, krizin sebebinin İsrail Başbakanı Binamin Netanyahu olduğunun altını çizdi.

Kahire'deki toplantıda çeşitli mutabakatlara ve düzenlemelere varılacağını düşünen Rakab'a göre bu mutabakatlar ve düzenlemeler, savaşın ertesi günü için önemli bir düzenleme olacak ve İsrail'in Gazze Şeridi'nde kalmaya devam etmek için bahane olarak Hamas’ın alternatif olmadığını öne sürmesini ve ertelemeleri engellemek için hem Arap ülkeleri hem de uluslararası düzeyde önümüzdeki dönemde desteklenmesi gereken baskıları oluşturacak.



Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
TT

Hizbullah: Amerika İran'a karşı "sınırlı" bir saldırı başlatırsa müdahale etmeyeceğiz... Hamaney kırmızı çizgimizdir

Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)
Hizbullah destekçileri, 26 Ocak'ta Beyrut'un güney banliyölerinde İran'la dayanışmalarını göstermek için düzenlenen mitingde, (AFP)

Bir Hizbullah'tan yetkilisi bugün AFP'ye verdiği demeçte, ABD'nin İran'a karşı "sınırlı" saldırılar düzenlemesi halinde partinin askeri müdahalede bulunmayacağını belirtirken, "kırmızı çizginin" Yüksek Lider Ali Hamaney'in hedef alınması olacağı konusunda uyardı.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Eğer Amerika'nın İran'a yönelik saldırıları sınırlı kalırsa, Hizbullah'ın tutumu askeri müdahalede bulunmamaktır. Ancak amaçları İran rejimini devirmek veya Yüksek Lideri hedef almaksa, o zaman parti müdahale edecektir" ifadelerini kullandı.


Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
TT

Irak Adalet Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: DEAŞ tutukluları güvenli bir yerde tutuluyor... Kaçmaları imkânsız

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani
Irak Adalet Bakanı Halid Şivani

Irak Adalet Bakanı Halid Şivani, ülkesinin yabancı uyruklu ve DEAŞ bağlantılı mahkûmları, Irak vatandaşlarına karşı suç işlediklerinin kanıtlanması halinde kendi ülkelerine iade etmeyeceğini söyledi. Şivani, ‘son derece yüksek güvenlikli’ bir Irak cezaevinde halihazırda Suriye’den nakledilen binlerce örgüt mensubunun tutulduğunu belirterek, söz konusu cezaevinde firar ya da isyan girişimlerinin gerçekleşmesinin zor olduğunu ifade etti. Buna karşın adli kurumlar üzerindeki ‘muazzam baskıya’ ve tutuklular arasında ‘dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazılarının’ bulunduğuna dikkat çekti.

Irak, 21 Ocak’tan itibaren DEAŞ bağlantısı şüphesi taşıyan binlerce tutukluyu kabul etmeyi onaylamıştı. DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye ordusunun askeri operasyonları sonrasında daha önce Suriye Demokratik Güçleri (SDG) denetimindeki cezaevlerinde bulunan mahkûmları gruplar halinde Irak’a sevk etmişti. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise “Tutukluların kabulü kararı tamamen Irak’a aittir” açıklamasında bulunmuştu.

Şivani, o tarihten bu yana yargı, hükümet ve güvenlik yetkilileriyle birlikte son derece hassas ve riskli bir süreci yönettiklerini belirterek, çok sayıda mahkûmun kontrol altına alınmasının, cezaevlerinin ‘saatli bombaya’ dönüşmesini engellemek ve büyük bölümünün kendi ülkelerine iadesini sağlayarak tutukluluk sürecinin yeni bir radikalleşme zemini haline gelmesini önlemek amacı taşıdığını kaydetti.

1975 yılında Kerkük’te doğan Şivani, 2022’den bu yana Adalet Bakanlığı görevini yürütüyor. Hukukçu ve anayasa uzmanı olan Şivani, Bafel Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) siyasi büro üyesi olarak da görev yapıyor.

 Irak Adalet Bakanı Halid ŞivaniIrak Adalet Bakanı Halid Şivani

Şivani, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, bu denli yüksek sayıdaki DEAŞ mensubunun teslim alınmasının, cezaevlerindeki aşırı doluluğu azaltmaya yönelik yoğun çabaların ardından gerçekleştiğini söyledi. Şivani, buna rağmen Iraklı makamların bölgesel güvenliğin korunması amacıyla ortaya çıkan yükü üstlendiğini belirtti.

Şivani’ye göre Adalet Bakanlığı, terör suçlularının yönetimi ve aşırılıkla mücadele konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bakanlık, ‘Ilımlılık Programı’ olarak adlandırılan ve mahkûmların radikal düşüncelerini çok yönlü yöntemlerle dönüştürmeyi hedefleyen bir uygulama yürütüyor. Program kapsamında hükümlülere mesleki eğitim ve zanaat öğretimi de veriliyor. Şivani, bu nedenle uluslararası toplumun en tehlikeli teröristlerin Irak cezaevlerinde tutulması konusunda ülkesine güvendiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Şivani’yle yaptığı röportajın tam metni şöyle:

* Suriye’den Irak’a mahkûmların nakledilmesi kararı açıklandığında, Adalet Bakanlığı bu kadar yüksek sayıda mahkûmu kabul etmeye hazır mıydı?

- Irak hükümetiyle bu kişilerin kabul edilmesi konusunda temas kurduktan sonra onları teslim almaya yönelik hazırlıklarımıza başladık. Elbette bu kadar büyük bir sayıyı kabul etmek kolay ya da basit bir mesele değil; zira büyük cezaevi binaları, donanım ve güvenlik koruması gerektiriyor. Ayrıca ceza infaz kurumlarında bir mahkûmun ihtiyaç duyduğu tüm gereksinimlerin karşılanması gerekir; bu hem mahkûmların kendileriyle ilgili ihtiyaçları hem de bu cezaevlerinin korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini kapsar.

Zaten cezaevlerinde doluluk sorunumuz var. Ancak bu konunun önemine inandığımız ve bölge güvenliğinin korunmasıyla ilgili olduğu için, onları teslim almak ve yerleştirmek üzere cezaevi bölümlerini hazırlamak amacıyla acil tedbirler almak zorunluydu. Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani ve hükümet ile yargıdaki ilgili kurumların sağladığı destek sayesinde görevi başarıyla tamamladık; teslim aldığımız kişilerin tamamı cezaevine yerleştirildi. Şu anda cezaevine ilişkin tüm ihtiyaçları ve korunmasına yönelik güvenlik gereçlerini temin etmiş bulunuyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde bir DEAŞ mensubu (AP)

* ‘Tüm gereksinimler’ derken neyi kastediyorsunuz?

- Tutuklular şu anda klimalı, banyolu ve temizlik malzemeleri bulunan resmî cezaevlerinde tutuluyorlar. Günde üç öğün yemek yiyorlar ve profesyonel bir gardiyan ile soruşturmacı ekibi tarafından korunuyorlar. Adli kurumun kendilerine profesyonel bir şekilde davrandığını söyleyebilirim; bu yaklaşım büyük olasılıkla Suriye’deki durumdan farklı. Ayrıca mevcut koşulları, Irak’a nakledilmeden önceki durumlarına kıyasla daha iyi.

* Bu sayının eklenmesinden sonra cezaevlerinde baskı ve aşırı kalabalık oluşacak mı? Mahkûmlar nasıl dağıtılacak?

- Irak’ın geçtiği olağanüstü koşullar nedeniyle (önce bazı bölgelerin DEAŞ tarafından işgali, ondan önce El-Kaide ve diğer terörist çetelerin bombalı saldırıları ile organize suçlar) bakanlığı devraldığımız zaman, yani üç yıl önce, cezaevlerindeki doluluk oranı yüzde 300 civarındaydı. Sistematik bir plan hazırladık ve doluluk oranını, normal kapasitenin yüzde 25 üzerine çıkacak kadar düşürmeyi başardık.

Ancak 5 bin 704 mahkûmun tek seferde teslim alınması, doluluk oranını tekrar artırdı; çünkü yaklaşık altı bin mahkûm için cezaevi tesislerinin sağlanması, diğer cezaevlerine yük bindirmeyi gerektiriyor. Kuşkusuz bu durum doluluk oranını düşürme çabalarını etkiledi.

* Nereye yerleştirildiler?

- Onlar tek bir cezaevine yerleştirildi. Bu süreç karmaşık, çünkü sınıflandırılmaları, güvenlik açısından sağlam, hem güvenlik hem askeri hem de istihbari açıdan korunaklı bir cezaevine konmalarını gerektiriyor.

* Adalet Bakanlığı yalnızca hüküm giymiş kişilerle ilgilenirken, bu kişiler gözaltına alındıkları sırada nasıl oldu da tutuklandılar?

- Irak yasalarına göre, tutuklu tehlikeli olduğunda, hâkim onu kaçması mümkün olmayan veya kaçmasından endişe duyulan, korunması garanti edilebilecek güvenli bir yere yerleştirme yetkisine sahiptir. Bu istisnai bir durum değil, tamamen yasal bir uygulamadır. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla tutuklanmış olup, tehlikeleri nedeniyle bu cezaevine yerleştirilmişlerdir ve burada başka mahkûmlar bulunmamakta.

* Bu yükle nasıl başa çıkıyorsunuz? Bu kadar çok sayıda mahkûm nasıl yönetiliyor?

- Bütün düzeylerde omuzlarımızda büyük bir yük var. Bu cezaevini yönetmek için insan kaynağı, altyapı, ek personel, korunma için askerî ve güvenlik güçleri, ayrıca 5 bin 704 mahkûmun barınma, beslenme ve hizmet ihtiyaçlarını karşılamak için giderler ve mali kaynaklar gerekmekte. Bu kolay veya basit bir iş değil; bu nedenle özellikle mali açıdan ciddi zorluklarla karşı karşıyayız. Ancak DMUK ile maliyetlerin paylaşılması konusunda iletişim halindeyiz ve kendileri bu konuda hazır olduklarını ifade ettiler.

* Bu dosya nasıl finanse ediliyor?

- DMUK ile bir anlayış ve iletişim söz konusu olup, kendileri mahkûmların barındırılmasıyla ilgili mali yükleri üstlenmeye, cezaevi altyapısı ve gereçlerini ve bazı güvenlik malzemelerini sağlamaya hazır olduklarını ifade ettiler. Biz de kapsamlı bir proje hazırlayıp DMUK’a ilettik ve şu anda yanıtlarını ve gerekli prosedürleri beklemekteyiz.

* Kaç soruşturma memuru mahkumların dosyalarını inceliyor?

- Yaklaşık 150 soruşturma memuru, binlerce mahkûmun dosyalarını hazırlıyor ve bu ağır bir sorumluluk gerektiriyor; bu süreçte, onları uzman personel ve danışmanlardan oluşan bir ekip destekliyor.

* Tutuklular nasıl sınıflandırılıyor?

- Elimizde tehlikeli teröristler bulunuyor; onları, mahkûmlarla ilgilenmede kabul edilmiş uluslararası standartlar ve güvenlik çerçeveleri doğrultusunda sınıflandırıyoruz. Yüksek riskli ve radikal düşünceli mahkûmlar, sıradan mahkûmlarla karıştırılamaz. Cezaevlerimiz, suç türüne, suçun tehlike düzeyine ve yaş gruplarına göre sınıflandırılmıştır.

* İçeride bir ayrılık veya isyan çıkma olasılığı ne kadar yüksek?

- Bu cezaevi sağlam bir şekilde korunmakta. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğim, ancak tesisin güvenliği sağlanmış olup hiçbir şekilde ihlal edilemez. Ayrıca içeride bir isyanın söz konusu olamayacağını belirtmek gerekir; çünkü Adalet Bakanlığı’nı destekleyen güvenlik birimleri tüm önlemleri profesyonel ve titiz bir şekilde almıştır, bu nedenle böyle bir durum gerçekleşemez.

* Hapishane içinde mahkûmların işleri nasıl yönetiliyor ve buranın terörist faaliyetler için potansiyel bir yuva haline gelmesini önlemek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?

- Öncelikle kendi ülkeleriyle iletişim halindeyiz; geri gönderilmeleri, Irak’a karşı savaşmamış, Iraklıları öldürmemiş veya Irak içinde terör faaliyetlerine katılmamış olmaları şartına bağlı. Bu şartları taşımayanlar kendi ülkelerine iade edilmeyecek olsa da diğerlerinin geri gönderilmesi için çalışmalar sürmekte olup, DMUK bu sürecin hızlandırılması için bizimle iş birliği yapmakta.

Yönetim açısından, Adalet Bakanlığı bu alanda uzun bir deneyime sahip. Aynı sınıflamaya sahip diğer cezaevlerinde, Irak’ın DEAŞ’dan kurtarılan topraklarda yakalanan tehlikeli liderleri de kapsayan teröristler bulunmakta. Bu kişiler rehabilitasyon ve ıslah programlarına dahil edilmiş vaziyette.

‘Ilımlılık Programı’ adı verilen bir programımız, aşırıcı düşünceyi zihinsel, kültürel, sosyal, sportif ve sanatsal yollarla ortadan kaldırmayı, ayrıca meslek ve beceri eğitimi vermeyi amaçlamakta. Bu program büyük başarılar elde etmiş. Amacımız, onların burada geçici olarak bulunmaları; kalış süreleri boyunca, deneyimimiz ve programlarımız sayesinde, en tehlikeli terörist mahkûmlarla profesyonel bir şekilde ilgilenebiliyoruz.

Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)Bağdat’taki el-Karh Hapishanesi’nde gözaltında tutulan DEAŞ üyeleri (AP)

* Peki ya onları geri gönderme çabaları başarısız olursa? Bu kişiler uzun süre Irak hapishanelerinde kalırlarsa durum ne olacak?

- Ülkeler ve DMUK ile üzerinde anlaşılan, mahkûmların mümkün olan en kısa sürede geri gönderilmesi. Bu konuda açık bir koordinasyon mevcut olup, daha önce de belirttiğim gibi, Irak güvenlik güçlerine karşı savaşan veya Iraklılara karşı suç işleyenler bu kapsamın dışında tutulacak; bu kişiler yargılanacak ve Irak’ta kalacak.

* Vatandaşlarını geri almayı reddeden ülkeler var mı?

- Konu hâlâ başlangıç aşamasında ve girişimler de yeni başladı. DMUK ve ABD, mahkûmları kabul etmeleri için ülkeleri teşvik etmemiz konusunda bizimle iş birliği yapıyor. Çabalarımızı sürdürmekteyiz.

* DMUK neden DEAŞ tutuklularını Irak’a nakletti?

Bu işin siyasi bir boyutu olabilir; Adalet Bakanlığı’nın doğrudan müdahalesi yoktur. Ancak açıkça vurgulamak gerekir ki Irak’ın savunma ve güvenlik sistemi konusunda güven vardır, Irak DMUK içinde güvenilir ve etkili bir müttefiktir ve bu mahkûmları barındırmak için güvenilir bir sisteme sahiptir.


Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan resmi kaynak: Suveyda’da gelecek hafta tutuklu ve esirlerin takası yapılacak

Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)
Suveyda Valiliği’nden bir heyet, batı kırsalında bulunan köylerdeki hizmet durumunu inceledi. (SANA)

Suriye resmi kaynakları, çoğunluğu Dürzi olan Suveyda vilayetinde konuşlu Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümeti arasında yürütülen görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini ve taraflar arasında tutuklu ve esir değişimi yapılmasını öngören bir anlaşmanın önümüzdeki hafta tamamlanmasının beklendiğini bildirdi.

Suveyda Valiliği Medya İlişkileri Birimi Müdürü Kuteybe Azzam yaptığı kısa açıklamada, “Tutuklu ve esir değişimi konusundaki görüşmelerde ilerleme kaydedildi” ifadesini kullandı.

Azzam, anlaşmanın tamamlanacağı kesin tarihi belirtmedi, ancak değişim işleminin önümüzdeki hafta gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu söyledi. Takas esnasında Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) temsilcilerinin de hazır bulunacağını ifade eden Azzam, teslim alma ve teslim etme işlemlerine ilişkin düzenlemelerin şu anda yürütüldüğünü belirtti.

Görsel kaldırıldı.Geçtiğimiz ekim ayında Suveyda’da Dürzi gruplar ve Arap kabileleri arasında gerçekleştirilen takastan (Anadolu Ajansı – AA)

Azzam 19 Şubat’ta Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Ulusal Muhafızlar arasında esir değişimi anlaşmasına varmak amacıyla ABD aracılığıyla yürütülen dolaylı görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti. O dönemde Azzam, görüşmelerin üçüncü taraf olarak ABD üzerinden dolaylı şekilde yürütüldüğünü kaydetmişti.

Raporlara göre, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşmanın tamamlanması için her iki taraftan da onay aldı. Anlaşma kapsamında, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Adra Hapishanesi’nde tutulan 61 sivil serbest bırakılacak; karşılığında, Ulusal Muhafızlar tarafından Suveyda’da gözaltında tutulan 30 Savunma ve İçişleri bakanlıkları personeli teslim edilecek.

Görsel kaldırıldı.Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Gözlemcilere göre bu açıklama, Suriye hükümeti ile Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasında aylardır süren siyasi çıkmazda bir gevşemeyi yansıtıyor. Söz konusu çıkmaz, Temmuz 2025’te yaşanan ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği kanlı çatışmalarla patlak veren Suveyda kriziyle bağlantılı. O dönemde Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi aşiretleri ve Suriye güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanmış, İsrail ise Dürzileri koruma gerekçesiyle askeri müdahalede bulunmuştu.

Temmuz 2025 olaylarında gözaltına alınan tüm kişilerin serbest bırakılması, eylül ayında Şam’dan ABD ve Ürdün desteğiyle açıklanan ‘yol haritasının’ maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak yol haritası ve krizle ilgili tartışmalar son dönemde gündemden düşmüş durumda.