Gazze Şeridi'nin kuzeyinde “generallerin planı” mı uygulanıyor?

İsrail, Gazze Şeridi’ndeki kara harekatının kapsamını genişletirken kuşatma altındaki yaklaşık 200 bin kişinin suya, gıdaya ve yakıta ulaşmasını engelliyor

Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçmaya çalışan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçmaya çalışan Filistinliler (Reuters)
TT

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde “generallerin planı” mı uygulanıyor?

Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçmaya çalışan Filistinliler (Reuters)
Dün Gazze Şeridi'nin kuzeyinden kaçmaya çalışan Filistinliler (Reuters)

İsrail dün, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yürüttüğü kara harekatının kapsamını aniden genişletti. Sekiz gün önce kara saldırıları başlattığı Cibaliye Mülteci Kampı yakınlarındaki birçok bölgenin hava bombardımanları, topçu saldırıları ve insansız hava araçlarından (İHA) açılan ateşin ortasında tahliye edilmesini emretti. Tüm bunlar daha fazla can kaybına ve yıkıma neden olurken, hedef alınan bölgede mahsur kalan yaklaşık 200 bin kişinin su, gıda ve yakıtının kesildiği bildirildi.

İsrail ordusu, Cibaliye el-Beled, Cibaliye en-Nezile ve Şeyh Rıdvan mahallelerinin (Ebu Iskender bölgesi) bazı kısımlarında yaşayanlardan buraları derhal boşaltmalarını istedi. Yaklaşık 120 binden fazla Filistinlinin yanı sıra aylardır bu mahallelere yığılmış olan binlerce yerinden edilmiş Filistinliye ev sahipliği yapan bu mahalleler korku ve endişe içinde derhal boşaltılırken tahliye, kaosa neden oldu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şeyh Rıdvan Mahallesi sakinlerinden Mustafa Halva (49), “Durum çok ürkütücü. Dünya Lübnan'da olanlarla meşgulken, Gazze Şeridi'nin kuzeyini işgal etmeye karar verdikleri çok açık. Gazze Şeridi'nin kuzeyinin boş kalması için bizi Gazze Şeridi'nin güneyine taşınmaya zorlamak istiyorlar” dedi.

İsrail'in kuzeydeki bu hamleleri, Beyt Lahiye'nin kuzeyinde ve batı bölgelerinde bölge sakinleri tarafından gözlemlenen diğer habersiz hareketlerle aynı zamanda gerçekleşti. Bu hamleler arasında başta el-Kerame, istihbarat karargâhı çevresi ve el-Magusi bölgeleri olmak üzere Gazze Şehri'nin kuzey bölgelerini hedef alan bombardımanlar yer aldı.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki durum, İsrail'in Cibaliye Mülteci Kampı’nda devam eden askeri operasyonu önemli ölçüde genişlettiğini gösteriyor. Sıkılaştırılmış bir kuşatma ile kamp sakinlerinin çoğunun yardım, yakıt, içme suyu ve bazı gıda maddelerine ulaşmaları engellendi.

Görsel kaldırıldı.İsrail'in cuma gecesi Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği hava saldırısında öldürülen yakınları için ağlaya Filistinli bir genç (AFP)

Bölge sakinleri, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşananların, özellikle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kısa süre önce uygulanabilirliğinin araştırılması talimatı vermediği ve son günlerde İsrail basının geniş yankı uyandıran ‘generallerin planı’ adlı planının sessizce uygulanmaya konulmuş olmasından endişe ediyor.

Gazze Şehri'nde yaşayan Mervat Mansur (53) “Bizi güneye doğru itmek istedikleri açık. Bizi tamamen kuşatıyorlar, operasyonu genişletiyorlar, binaları yıkıyorlar, sığınakları hedef alıyorlar ve (kuzeyden) ayrılmamız için üzerimize broşürler atıyorlar” diye konuştu.

Başta eski İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Emekli General Giora Eiland olmak üzere İsrail ordusunun eski generalleri tarafından hazırlanan ve Netanyahu ile ordunun komuta kademesine sunulan ‘generaller planı’, Hamas’ın Gazze'nin kuzeyinden tamamen silinmesini, bölgenin tamamen boşaltılmasını, kapalı bir askeri bölgeye dönüştürülmesini, insani yardımların bölgeye girişinin engellenmesini ve geride kalanların ‘terörist’ olarak kabul edilerek tasfiye edilmesini öngörüyor.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth'a konuşan askeri bir kaynak, operasyonun amacının Hamas'ın Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yeniden toparlanmasını engellemek olduğunu söyledi.

Gazze Şeridi'ndeki İçişleri Bakanlığı, İsrail'in planı uygulamasını engellemek amacıyla kuzeyde yaşayanlara işgal güçlerinin tehditlerine ve açıklamalarına kulak asmamaları, evlerinde, yerleşim bölgelerinde ve sığınaklarında kalmaları ve buraları boşaltmamaları çağrısında bulundu.

Helva ve Mansur'un yanı sıra Şarku’l Avsat’ın görüştüğü diğer Gazzeliler de İsrail’in uyarılarına rağmen bölgelerini terk etmeyeceklerini vurguladılar.

Gazze sakinlerinden Vail en-Neccar (31) ise şunları söyledi:

“Ben burada Cibaliye’de kalıyorum. Biz öldük, her şeyimizi kaybettik. Kaybedecek hiçbir şeyimiz kalmadı. Her şeyi deniyorlar. Suyu ve yiyeceği kestiler, şimdi de bombalıyorlar. Ama ben burada ölmeye hazırım, güneyde değil.”

Dünya Gıda Programı (WFP) Gazze Şeridi'nin kuzeyine giden gıda yardımı hatlarının kesildiğini doğruladı. WFP, Gazze Şeridi'nde kıtlık riskinin ‘hala olduğunu’ belirtti.

Görsel kaldırıldı.Gazze Şeridi'nin kuzeyinden dün ayrılan bölge sakinlerinden bazıları (AFP)

WPF tarafından X platformu üzerinden yapılan açıklamada “1 Ekim’den beri Gazze'nin kuzeyine hiçbir gıda yardımı ulaşmadı” denildi. Yaşananların yansımalarının binlerce Filistinli ailenin gıda güvenliği açısından felaket olduğu vurgulanan açıklamada, devam eden bombardıman ve tahliye emirleri nedeniyle Gazze'nin kuzeyindeki gıda dağıtım noktalarının kapanmak zorunda kaldığı, faaliyet gösteren tek fırının vurulmasının ardından yandığı vurgulandı.

Gazze Şeridi'ndeki Filistin Sivil Savunma Müdürlüğü, Cibaliye Mülteci Kampı ve çevresindeki bazı bölgelerde yaşayanların yedi gündür suya ve gıdaya ulaşamadığını açıkladı.

Açıklamada, Cibaliye Mülteci Kampı ve çevresindeki 200 bin vatandaşın, İsrail’in düzenlediği bombardımanlar ve uyguladığı boğucu ablukadan kaynaklı açlık ve susuzluk nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya oldukları belirtildi.

İsrail'in saldırıları hayatın her alanını etkiliyor. İsrail ordusu son günlerde Cibaliye ve Beyt Lahya'da faaliyet gösteren Kemal Advan, el-Avde ve Endonezya hastanelerindeki hastaların ve sağlık personelinin tahliye edilmesini istedi, ancak doktorlar tüm saldırılara rağmen hastaneleri boşaltmayı reddetti.

İşgalci İsrail ordusu dün sabah Cibaliye Mülteci Kampı ve çevresindeki bazı bölgelerden yaralıları kabul eden Kemal Advan Hastanesi'ne yakıt taşıyan bir kamyonun girişine izin verdi. Şifa Hastanesi Ambulans ve Acil servis Müdürü Faris Afane’ye göre yaralılar büyük zorluklarla ve ateş altında tahliye ediliyordu.

Afane, Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki evinden WhatsApp aracılığıyla gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail ordusuna ait askeri araçların hareketliliği ve İHA’lar tarafından rastgele ateş açılması nedeniyle ulaşamadıkları vakalar olduğunu belirtti.

Gazze şehri de dahil olmak üzere Gazze’nin kuzeyinde yaşayanlar her gün, Cibaliye Mülteci Kampı ile et-Tevam ve es-Saftavi bölgelerindeki evlerin havaya uçurulmasından kaynaklandığı tespit edilen deprem benzeri sarsıntılara neden olan büyük patlama sesleri duyuyorlar.

Cibaliye Mülteci Kampı içindeki bazı barınaklarda yaşayan ve doğrudan veya dolaylı olarak hedef alınan kamp sakinleri, kamp içinde neler olup bittiğini ayrıntılı olarak bilmiyorlar. Gazeteciler de kara harekatının başlamasından bu yana birçok kez hedef alındıkları için kampın içinde neler olup bittiğine dair net bir bilgiye sahip değiller.

Gazze şehri ve Gazze’nin kuzeyi, 370 binden fazla Filistinliye ev sahipliği yapıyor ve bu bölgelerde tam bir karmaşa hâkim.

Hamas, işgalci İsrail’in, Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki katliamlarının, bölge sakinlerinin topraklarında kalma kararlılığı ve yerlerinden edilmelerine yönelik tüm girişimleri reddetmeleri nedeniyle cezalandırmayı amaçladığını belirtti. Fetih Hareketi (El Fetih) Merkez Komitesi ise Gazze Şeridi'nin kuzeyinin İsrail tarafından yok edilmekte olduğunu belirterek, kendilerine yönelik ‘soykırımın’ hız kazanması karşısında bölge sakinlerini kurtarmak için acil müdahale çağrısında bulundu.



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.