Hizbullah İsrail'e karşı dengesini yeniden kazanmaya mı başlıyor?

İranlı “uzmanlar” sahayla yeniden bağlantı kurduktan ve savaşçıları değiştirdikten sonra çatışmaları yönetiyorlar

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki binaları hedef aldığı yerin yakınlarında duran bir Hizbullah bayrağı (AFP)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki binaları hedef aldığı yerin yakınlarında duran bir Hizbullah bayrağı (AFP)
TT

Hizbullah İsrail'e karşı dengesini yeniden kazanmaya mı başlıyor?

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki binaları hedef aldığı yerin yakınlarında duran bir Hizbullah bayrağı (AFP)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki binaları hedef aldığı yerin yakınlarında duran bir Hizbullah bayrağı (AFP)

Şii İkilisi’ne (Hizbullah-Emel Hareketi) yakınlığıyla bilinen Lübnanlı bir siyasi kaynak Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyindeki çatışmalarının İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) uzmanları tarafından yönetildiğini açıkladı. Ancak İranlı unsurların çatışmalarda yer almadığını söyledi.

Kaynak, Lübnan'da savaşmak üzere İranlı gönüllülerin bulunduğuna dair Batı medyasında yer alan haberlerle ilgili bir soruya, “Bu konuda söylenenlerin hiçbir dayanağı yok” yanıtını verdi.

Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu doğru olsa, çatışmada sadece Şii İkilisi’nden savaşçıların öldürülmüş olması mümkün olabilir mi? Bu doğru olsa bazıları sadece Hizbullah'ın faaliyetlerini araştıran ve güneydeki savaşların ilerleyişini takip eden, büyük ülkelerden çok sayıda istihbarat servisinin bulunduğu bir ülkede herhangi bir İranlının ölümü gizlenebilir mi?”

Ancak ‘Hizbullah’ın üst düzey askeri komutanlarıyla birlikte savaşların yürütülmesini denetleyen’ DMO ‘uzmanlarının’ sahadaki varlığını kabul eden kaynak, “Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin ve İslami Direniş'in diğer üst düzey komutanları İsrail tarafından suikasta uğradıklarında yanlarındayken ölen uzmanların isimlerini saklamıyoruz” ifadelerini kullandı.

rev
İsrail'in Merciyun Bölgesi’ni hedef alan hava saldırıları sonrası yükselen dumanlar (Reuters)

Kaynak, “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararının uygulanmasına yönelik koşullarını dayatmak amacıyla, Litani Nehri’nin güneyine ve kuzeyine doğru uzantısını silah zoruyla kontrol etmesine, güneyi nüfusundan arındırmasına ve yakılmış bir toprağa dönüştürmesine olanak tanıyan bir oldu-bitti dayatmak için İsrail'in kuzeyine bakan cephe hattı boyunca köyleri ve kasabaları yıkmaya ve buldozerlerle yerle bir etmeye devam ettiği sürece son söz her şeyden önce sahada olmaya devam edecek” diyerek çatışmalara siyasi çözüm şansının azaldığını ima etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynak, “Hizbullah, İsrail'le savaşının genel gidişatına ilişkin bir değerlendirme yaptı. Komuta kademesi, savaşta taraflar arasında dengesizliğe yol açan hataların üstesinden gelmeyi başardı. Geçtiğimiz haftanın son günlerinde İsrail ordusuna daha eşi ve benzeri görülmemiş kayıplar verdirme konusunda ilerleme kaydederek sahadaki dengesini yeniden kazanmaya başladı” diye konuştu.

Kaynak, şunları söyledi:

“Hizbullah ayrıca merkezi operasyon odası ile İsrail'le cephe hattında konuşlanmış grupları arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanan dengesizliği de düzeltti. Cephe hattında konuşlanan grupların çoğunu Rıdvan Gücü’nden birimlerle değiştirerek savaşın ilk haftalarındaki insani kayıpları en aza indirmek için arka hatlardaki konumlarını güçlendirdi.”

Gelişmiş füze silahları

Hizbullah’ın komuta kademesinin, savaşçılarına çeşitli gelişmiş füze silahları sağladığını ve böylece bu hatlardaki gelişmiş silahlarla donatılmış grupların, Litani Nehri'ne bakan bölgelerin eteklerinde bulunan stratejik noktaları işgal etmek için girdiklerinde İsrail’in komando birlikleriyle çatışmak için doğru zamanda müdahale edebileceklerini vurgulayan kaynak, Hizbullah’ın çatışmanın gidişatını değerlendirirken boşlukları tespit ettiğini ve bunlara çözümler bulduğunu, böylece İsrail'le karşı karşıya gelebileceğini ve güneyin derinliklerine doğru ilerleyişini durdurabileceğini söyledi.

vrfb
İsrail’in Sur şehrine düzenlediği saldırıda yaralanan bir adamı enkazdan çıkaran kurtarma görevlileri (AFP)

Grupların yeniden konuşlandırılmasına, arka hatlar boyunca güncellenmiş noktalarda yeniden konuşlandırılmalarının eşlik ettiğini belirten kaynak, uyuyan hücrelerin, Lübnan sınırıyla doğrudan temas halinde bulunan İsrail yerleşimlerinin çoğunu hedef almasına izin verecek şekilde güçlendirildiğine dikkati çekerek “Bu da (israil’in) sınır köylerini ve belfelerini buldozerlerle yerle bir etmesinin, Direniş Hareketi’ni ateş altında tutan mevzilerini boşaltması için baskı oluşturmadığı anlamına geliyor” dedi.

Uyuyan hücrelerin harekete geçirilmesi

Uyuyan hücrelerin saflarını yeniden düzenlediğini söyleyen kaynak, “Şimdi ateş güçlerini koruyor, İsrailli komandolarla karşılaşmak ve güneyin derinliklerine nüfuz etmelerini önlemek için gelişmiş pusular kuruyor ve el yapımı patlayıcılar yerleştiriyorlar. Bununla birlikte sınırdaki köylerin ve kasabaların ön hatlarına hücumlarını hafifletmek ve el-Adeyse, et-Tayyibe, Merkaba ve Rab Selasin beldelerinin üst kesimlerindeki Saluki ve Hacir vadilerine bakan tepeleri ve yükseklikleri kontrol altına almalarını engellemek için oralara konuşlanıyorlar” diye konuştu.

Geçtiğimiz haftanın son günlerinde Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmaların, caydırıcılık dengesi durumuna ulaşılmasına yol açacak şekilde arttığını vurgulayan kaynak, İsrail ordusundaki kayıp sayısının artmasının da bunu teyit ettiğini söyledi. Kaynak, Hizbullah gruplarının ‘kolayca aşılamayacak savunmalarla güçlendirildiğini, özellikle de bazılarının ağır kalibreli bombalarla imha edilmesine rağmen hala ayakta olan tünellerin açık olduğunu’ söyledi.

İsrail'in Litani Nehri'nin kuzeyindeki güney kasabalarına yönelik yıkımını Beyrut'un güney banliyölerine ve tüm ilçeleriyle Bekaa'ya kadar genişletmeyi planladığını düşünen kaynak, İsrail’in nüfusunun çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu şehirleri hedef alarak, Hizbullah'a BMGK’nın 1701 sayılı kararın uygulanmasına ilişkin koşullarını kabul etmesi için baskı yapmayı amaçladığını, ancak bunu kendi yöntemleriyle gerçekleştirdiğini belirtti.

“Şiilerin sahip olduğu imkanların vurulması”

İsrail, ticari ve sanayi kuruluşlarını ve nüfusunun çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu büyük şehirlerin büyük bölümünü tahrip ederek ısrarla ekonomik altyapıyı hedef aldığını ve bu durumun durum Nebatiye, Sur, güney banliyöleri ve Baalbek için de geçerli olduğunu belirten kaynak, bunun, İsrail'in Şiilerin ekonomisini vurma ve kontrol edilemez çatışmalar yaratacak şekilde ev sahipleriyle yerinden edilenleri karşı karşıya getirmek için karma bölgelere göçü en üst düzeye çıkarma planı bağlamında gerçekleştiğini söyledi.

vfeb
İsrail’in Lübnan'ın güneyindeki Haret Sayda'ya düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerin yakınlarında duran iki Lübnan askeri (AFP)

Dolayısıyla güneydeki savaş sahnenin merkezinde yer almaya devam ederken İsrail ile Lübnan arasında arabulucu konumundaki ABD Başkanı Joe Biden'ın Kıdemli Danışmanı Amos Hochstein, önceki ziyaretlerinin aksine, ateşkese vararak ve orduyu, silahların Lübnan devletine münhasır olması şartı temelinde BMGK’nın 1701 sayılı kararının tüm hükümleriyle uygulanmasına hazırlanmak üzere konuşlandırarak savaşı sona erdirmenin yolunun açık olduğu iyimserliğiyle Tel Aviv'den Beyrut'a gelmediği sürece son sözü sahanın söyleyeceği açık.

Kaynak, son olarak “İsrail'le caydırıcılık dengesini yeniden kurduktan sonra Hizbullah'ın sahada ne kadar dayanabileceğini test etmeye başlayan bu savaş, Lübnan'daki tüm etkileri ve yansımalarıyla olduğu gibi mi devam edecek?” şeklinde konuştu.



Suriye Halk Meclisi Başkanı’nın seçilmesinden önce düzenlenen öğle yemeğinin perde arkası

Suriyeli milletvekilleri, 12 Temmuz 2026’da Şam’da Halk Meclisi’nin ilk oturumuna katıldı. (EPA)
Suriyeli milletvekilleri, 12 Temmuz 2026’da Şam’da Halk Meclisi’nin ilk oturumuna katıldı. (EPA)
TT

Suriye Halk Meclisi Başkanı’nın seçilmesinden önce düzenlenen öğle yemeğinin perde arkası

Suriyeli milletvekilleri, 12 Temmuz 2026’da Şam’da Halk Meclisi’nin ilk oturumuna katıldı. (EPA)
Suriyeli milletvekilleri, 12 Temmuz 2026’da Şam’da Halk Meclisi’nin ilk oturumuna katıldı. (EPA)

Suriye Halk Meclisi’nin dün gerçekleştirilen ilk oturumundan önceki son saatlerde, Meclis Başkanlık Divanı görevleri için bazı adayların desteklenmesi ve bazı adayların ise yarıştan çekilmeleri yönünde yoğun görüşmeler yapıldı. Suriye yönetiminin, parlamento başkanlığı makamına ve bu makamın dış dünyaya vereceği mesajlara özel önem verdiği, ayrıca bazı müttefik ülkelerin rahatsızlık duyabileceği isimlerin göreve gelmesini engellemeye çalıştığı belirtildi.

Konuya yakın kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, tartışmaların Meclis üyeleri ile yürütme organı temsilcileri arasında yaşandığını aktardı. Kaynaklara göre yürütme organı, bazı adayları desteklemek ve bazı adayları ise adaylıktan çekilmeye ikna etmek amacıyla sürece müdahil oldu. Bu girişimlerin, açılış oturumundan sadece birkaç saat önce kısmen sonuç verdiği ifade edildi.

Kaynaklar, Meclis üyelerinin büyük çoğunluğunun ise ‘Meclisin bağımsızlığının korunması ve başkanlık divanının seçim ya da uzlaşı yoluyla belirlenmesi gerektiği, ancak uzlaşının da Meclis içinde sağlanmasının esas olduğu’ görüşünü savunduğunu aktardı.

fgthyju
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, 210 üyenin katıldığı ilk parlamento oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)

Suriye Halk Meclisi Başkanlığı’na Abdulhamid el-Avak’ın seçilmesi, gelişmeleri yakından takip eden birçok gözlemci açısından sürpriz olarak değerlendirilmedi. Toplumun farklı kesimlerinde saygı gören bir isim olarak öne çıkan el-Avak’ın, Meclis üyelerinin çoğunluğunun oyuyla göreve seçilmesi, Meclisin kamuoyu nezdindeki meşruiyetini güçlendiren bir unsur olarak görüldü. Sonuç ayrıca, Meclisin yürütme organı karşısında geniş ölçüde bağımsız hareket edebileceğine yönelik bir mesaj olarak değerlendirildi.

dfghyju
Esed rejiminin devrilmesinden sonra Suriye Halk Meclisi’nin ilk Başkanı Dr. Abdulhamid el-Avak oldu. (Arşiv)

Son günlerde el-Avak ile Dr. Mueyyed Gazlan Kıblavi’nin, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın belirlediği 70 üyelik kontenjandan Meclis Başkanlığı için öne çıkan adaylar olduğu konuşuluyordu. Ayrıca iki ismin, Meclis Başkanlık Divanı’nda birinci ve ikinci başkanvekili olarak desteklenmesi gündeme gelirken, söz konusu görevlere bir Kürt siyasetçi ile Hristiyan bir kadın adayın da önerildiği belirtildi.

Ancak yürütme organını temsil eden Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nin cumartesi düzenlediği öğle yemeği ile bunu izleyen toplantı ve görüşmelerde, Meclis Başkanlık Divanı seçimlerine ilişkin uzlaşı sağlanması ve yürütmenin desteklediği isimler etrafında destek oluşturulması yönündeki girişimler, seçim sisteminin korunmasını savunan Meclis üyelerinin itirazıyla karşılaştı.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Suriye yönetiminin parlamento başkanlığı seçimlerine büyük önem verdiğini belirterek, bunun temel nedeninin dış dünyaya verilecek siyasi mesajlar olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre yönetim, hem Meclis içinde hem de kamuoyunda kabul görecek uzlaşı adayı üzerinde anlaşılmasını hedeflerken, bazı radikal akımların oluşturduğu bloklar nedeniyle müttefik ülkelerde rahatsızlık yaratabilecek isimlerin göreve gelmesini önlemeye çalıştı.

Şarku’l Avsat’ın görüştüğü Suriye Halk Meclisi üyeleri de bu değerlendirmeleri doğrulayarak, ilk oturum tarihinin pazartesiden pazara ertelenmesinin, özellikle Meclis Başkanlığı başta olmak üzere Başkanlık Divanı seçimlerinde bazı adaylar üzerinde uzlaşı sağlanmasına yönelik çabalardan kaynaklandığını belirtti. Üyeler, bu sürecin kendileri üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu ifade etti.

dcfghyj
Suriye Halk Meclisi Başkanı Dr. Abdulhamid el-Avak, Suriye Halk Meclisi Başkanı olarak seçildiğinin açıklanmasından önce milletvekili meslektaşlarının arasında (SANA)

Söz konusu Meclis üyeleri, “Parlamento başkanının kim olacağı ya da Başkanlık Divanı’na kimlerin seçileceğinden bağımsız olarak, herhangi bir dayatma olmaksızın göreve gelmeleri halinde tüm isimleri memnuniyetle karşılar ve tamamen destekleriz. Bizim koruduğumuz temel ilke de buydu. Meclisin bağımsızlığının tam anlamıyla muhafaza edilmesinde ısrarcı olduk” ifadelerini kullandı.

Esed rejiminin devrilmesinin ardından oluşturulan ilk Suriye Halk Meclisi’nin başkanlık seçimi için rekabet ise erken dönemde başladı. Birçok Suriye vilayetinde Meclis üyeleri, tek aday etrafında birleşmek, siyasi ittifaklarını güçlendirmek ve parlamentoda etkili bloklar oluşturmak amacıyla çalışmalar yürüttü.

Vilayetlerin öncülüğü

Suriye’nin çeşitli vilayetlerinde, Halk Meclisi’nde görev yapacak üyeler arasında iç seçimler ve istişare toplantıları düzenlendi. Bu süreçte özellikle Halep’te yoğun siyasi hareketlilik yaşanırken, görüş ayrılıkları Meclisin ilk oturumunun başladığı ana kadar sürdü.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Halep Grubu, Ramiz Korc üzerinde tek aday olarak uzlaştı. Bu uzlaşı kapsamında, iç seçimlerde 30’dan fazla oy alan Halep Devrimciler Grubu’nun adayı Muhammed Yasin ile Müslüman Kardeşler’e yakınlığıyla bilinen Azzam Hancı adaylıktan çekildi. Hancı’nın, Suriye yönetimiyle yapılan görüşmenin ardından ve grubun Korc’u vilayetin ortak adayı olarak destekleme konusundaki ısrarı üzerine yarıştan çekildiği belirtildi.

Başkent Şam’da ise bazı üyeler, cumhurbaşkanının kontenjan listesindeki adaylıklarını geri çekerken, bazı isimler Meclis Başkanlık Divanı seçimlerinde, özellikle birinci ve ikinci başkanvekilliği için yarışmayı tercih etti. Bu isimler arasında, Şam Grubu ile Şam kırsalı temsilcilerinin uzlaşı adayı olarak gösterilen hukukçu Muhammed Süleyman Dahla da yer aldı.

Adayları desteklemek amacıyla bölgesel bloklar oluşturulması ve destek kampanyaları yürütülmesi yönündeki yöntemler, Meclis içinde sert eleştirilere neden oldu. Bunun yanı sıra parti ve siyasi hareketler temelinde oluşan gruplaşmalar da dikkat çekti. Ancak çok sayıda milletvekili bu oluşumlara katılmayı reddetti. Parti temelli bloklaşma girişimlerinin ise, geleneksel siyasi akımlar ve partiler arasındaki iç anlaşmazlıklar ile bu yapıların parlamentodaki sınırlı temsili nedeniyle başarısız olduğu değerlendirildi.

csdrfgth
Suriye Halk Meclisi üyeleri, 12 Temmuz’da Şam’da düzenlenen Genel Kurul’un açılış oturumuna katıldı. (Reuters)

Suriye hükümetine yakın kaynaklar, adaylar ve Meclis üyeleri üzerinde kurulan baskının gerekçesini, ‘uzlaşı adayı çıkarılması ve bölgesel ya da parti temelli kutuplaşmanın önüne geçilmesi’ olarak açıkladı. Kaynaklar, Halk Meclisi’ne giren üyelerin bağımsız adaylar olarak seçildiğini belirterek, bölgesel bloklar veya kota anlayışına dayalı bir yapılanmanın, Meclisin dengelerini daha ilk aşamada bozabileceğini savundu.

78k9lş0
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, 210 üyenin katıldığı ilk parlamento oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)

Suriye Halk Meclisi üyesi Abdulaziz Mağribi ise milletvekili grupları oluşturma girişimleri ile bu süreçte yaşanan görüş ayrılıkları ve baskıları olağan karşıladığını söyledi. Mağribi, ülkedeki olağanüstü koşullar ve siyasi partilerin bulunmaması nedeniyle milletvekillerinin vilayetler temelinde gruplaşarak parlamentoya girmesinin doğal bir durum olduğunu ifade etti.

Mağribi, Meclis Başkanlığı seçiminin, milletvekili grupları ile üyelerin ilk siyasi faaliyet alanı olduğunu belirterek, bu oluşumların zamanla siyasi bloklara dönüşebileceğini ve gelecekte ülkede kurulacak siyasi partilerin temelini oluşturabileceğini dile getirdi.

“Ülkede tek parti döneminin ve göstermelik seçim listelerinin sona ermesinin ardından, siyasi partilerin bulunmadığı bir ortamda seçilmiş yeni bir parlamento ile karşı karşıyayız” diyen Mağribi, “Bugün siyasi olgunlaşma sürecinde önemli bir aşama yaşanıyor. Bu durum, Başkanlık Divanı seçimleri sürecinde ortaya çıkan ve ilkel düzeyde siyasi bloklaşma olarak tanımlanabilecek oluşumları da açıklıyor” ifadelerini kullandı.

Mağribi, zaman içinde bu sürecin daha da gelişmesinin doğal olduğunu belirterek, “İlerleyen dönemde daha kurumsal milletvekili grupları ve siyasi ittifaklar ortaya çıkacak, bunlar farklı siyasi akımları temsil eden organize parlamenter oluşumlara dönüşecektir. Hatta ileride bu grupların parlamentonun iç tüzüğünde tanınması, isimlendirilmesi ve hukuki statü kazanması da mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Yürütme organının müdahalesi

Siyasi analist Abdulvehhab Asi ise yürütme organının sürece müdahalesinin, gerek Meclis Başkanı’nın belirlenmesine yönelik baskılar gerekse ilk oturumun ertelenmesi ve yetki alanına ilişkin müdahaleler nedeniyle parlamentonun çalışmalarını geciktirdiğini savundu. Asi, bu durumun kamuoyunda geniş çaplı rahatsızlığa yol açtığını ve milletvekillerinin güçlü ve bağımsız bir yasama organı oluşturma yönündeki sorumluluklarını daha da ağırlaştırdığını ifade etti.

Asi, “Müdahaleler, başkanlık yarışındaki aday sayısının azalmasına neden olurken, üyeler arasında blok oluşturma girişimlerine de zarar verdi. Bu bloklar bölgesel temelli olsa bile özellikle en büyük gruba sahip olan Halep’in, yüksek oy desteğine sahip adayının Cumhurbaşkanı’nın desteklediği adayla yarışabilecek konumda olması dikkat çekiyordu. Aday sayısının azaltılması nedeniyle seçim öncesinde uzlaşı sağlanması zorunlu hale geldi ve bunun bedelini Halep Grubu ödedi” değerlendirmesinde bulundu.

Suriyeli siyasetçi Derviş Halife de daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada benzer bir değerlendirmede bulunmuştu. Halife, Meclis Başkanı’nın önceden sağlanan uzlaşı temelinde ve özellikle anayasa ile hukuk alanındaki yeterlilik ve deneyim ölçütleri dikkate alınarak seçileceğini ifade etmişti. Halife’ye göre, geçiş döneminde parlamentonun temel görevi, gerekli yasa ve düzenlemeleri hazırlamak ve nihayetinde ülke için yeni bir anayasanın ulusal uzlaşıyla hazırlanmasını sağlamaktır.

Milletvekillerinin yapısına ilişkin değerlendirmede bulunan Halife, “Bilinen anlamda siyasi parlamento gruplarının oluştuğunu düşünmüyorum. Çünkü Halk Meclisi adaylıkları bireysel olarak gerçekleşti; herhangi bir parti ya da ideolojik blok temelinde şekillenmedi. Bu nedenle Meclis Başkanlığı seçimi de uzlaşı esasına dayalı olarak sonuçlandı” ifadelerini kullandı.


Mısır, Suriye’nin iç işlerine dış müdahaleyi reddettiğini bir kez daha yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani arasında Kahire’de gerçekleşen önceki bir görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani arasında Kahire’de gerçekleşen önceki bir görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, Suriye’nin iç işlerine dış müdahaleyi reddettiğini bir kez daha yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani arasında Kahire’de gerçekleşen önceki bir görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani arasında Kahire’de gerçekleşen önceki bir görüşmeden (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Suriye’nin iç işlerine yönelik dış müdahalelere karşı olduğunu bir kez daha vurgulayarak, ‘Suriye’nin ulusal devlet kurumlarının güçlendirilmesi’ gerektiğini bildirdi. Açıklama, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile ABD Başkanı’nın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack arasında dün gerçekleştirilen telefon görüşmesinin ardından yapıldı.

Abdulati, görüşmede Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının önemine dikkat çekerek, ülkenin iç işlerine yönelik her türlü dış müdahaleyi reddettiklerini ifade etti. Mısır’ın, geçen hafta başkent Şam’da meydana gelen son terör saldırısını kınadığını yineleyen Abdulati, terörizm ve aşırıcılığın tüm biçimleriyle mücadelede uluslararası iş birliğinin önemini vurguladı.

Geçtiğimiz salı sabahı Şam’ın merkezindeki Victoria Köprüsü bölgesinde bulunan Suriye Turizm Bakanlığı binası önünde iki patlama meydana gelmişti. Patlamalar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Suriye’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret kapsamında konakladığı otele yakın bir noktada yaşanmıştı. Saldırılarda bir kişi hayatını kaybederken, çoğu hafif olmak üzere 31 kişi yaralanmıştı. Olay, bir hafta içinde düzenlenen ikinci terör saldırısı olmuştu.

Mısır, saldırıların ardından yaptığı açıklamada iki bombalı saldırıyı şiddetle kınadığını belirterek, her türlü şiddet ve terör eylemini reddettiğini bildirmiş, Suriye’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm girişimlere karşı çıkılması gerektiğini vurgulamıştı.

Kahire yönetimi ayrıca, Suriye’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm tehditlere karşı ülkenin yanında olduğunu yineleyerek, güvenliğin korunması ve terörle mücadeleye yönelik çabalara desteğini ifade etmişti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, geçtiğimiz yıl eylül ayında New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kapsamında Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani ile yaptığı görüşmede, Suriye’nin Arap ve bölgesel çevresindeki doğal rolünü yeniden üstlenmesinin Arap ulusal güvenliğini güçlendireceğini belirtmişti.

Abdulati ayrıca, Mısır’ın, İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik tekrarlanan ihlallerini kesin bir dille reddettiğini yineleyerek, mevcut koşulların dış müdahaleleri meşrulaştırmak amacıyla kullanılmaya çalışılmasının tehlikelerine dikkat çekti.

Son dönemde Mısır ile Suriye arasında art arda gerçekleştirilen temaslar, yetkililer ve gözlemciler tarafından iki ülke arasındaki yakınlaşma sürecine ivme kazandıran gelişmeler olarak değerlendiriliyor. Geçen ay Abdulati ile Şeybani, Ürdün’ün başkenti Amman’da düzenlenen Arap Birliği Konseyi toplantısı kapsamında bir araya geldi. İki bakan, Mısır ile Suriye arasındaki güçlü bağlara vurgu yaparak, Şeybani’nin geçtiğimiz mayıs ayında Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin oluşturduğu zeminin değerlendirilmesinin önemine işaret etti.

Taraflar ayrıca, iki ülkenin ticaret ve yatırım alanındaki ilgili bakanlık ve kurumlarının katılımıyla Mısır-Suriye İkinci Hükümetler Arası Üst Düzey Toplantısı’nın düzenlenmesini memnuniyetle karşıladı. Toplantıda, ortak ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik uygulama adımlarının ele alınması planlanıyor.


El-Zeydi, ilişkileri güçlendirmek ve geliştirmek için Washington'a gidiyor

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi (WAA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi (WAA)
TT

El-Zeydi, ilişkileri güçlendirmek ve geliştirmek için Washington'a gidiyor

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi (WAA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi (WAA)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, yaklaşık iki ay önce göreve gelmesinin ardından ilk yurt dışı ziyaretini ABD'ye gerçekleştiriyor.

Irak Hükümet Sözcüsü Haydar el-Abudi, dün düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Zeydi'nin bugün üst düzey bir heyetle birlikte ABD'nin başkenti Washington'a gideceğini açıkladı. Ziyaret kapsamında ABD Başkanı Donald Trump'ın yanı sıra Amerikalı ekonomi ve finans yetkilileri ve çeşitli kurum temsilcileriyle önemli görüşmeler yapılacağı belirtildi.

Ziyaret, bölgede artan gerilim ve Irak'ta üst düzey yetkililer ile milletvekillerinin yolsuzluk suçlamalarıyla gözaltına alınması, ayrıca hükümetin silahlı grupları tasfiye ederek silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanmasına yönelik taahhütlerinin gündemde olduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

Hükümet Sözcüsü el-Abudi, ziyaretin ortak çıkarlara dayalı dengeli dış politika anlayışının bir yansıması olduğunu belirterek, "Ziyaret, özellikle bölgenin hassas bir süreçten geçtiği bu dönemde büyük önem taşıyor" dedi.

El-Abudi ayrıca, "Stratejik Çerçeve Anlaşması'nda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Yapılacak bütün görüşmeler ve imzalanacak anlaşmalar, bu anlaşma temelinde gerçekleştirilecektir" ifadelerini kullandı.