ABD'nin Fırat'ın doğusundaki Kürtlere verdiği güvenceler

Şam'daki yeni yönetimle müzakere edecek bir Kürt heyetinin oluşturulması için Fransız arabuluculuğu

Suriye'nin doğusunda bulunan Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanan Rus güçleri (AFP)
Suriye'nin doğusunda bulunan Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanan Rus güçleri (AFP)
TT

ABD'nin Fırat'ın doğusundaki Kürtlere verdiği güvenceler

Suriye'nin doğusunda bulunan Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanan Rus güçleri (AFP)
Suriye'nin doğusunda bulunan Kamışlı kentindeki mevzilerini boşaltmaya hazırlanan Rus güçleri (AFP)

Kürt kaynaklar, Kamışlı kentini ziyaret eden bir Fransız heyetinin, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi temsilcileriyle, eski Devlet Başkanı Beşşar Esed rejiminin düşmesinden sonraki geçiş aşaması konusunda Heyetu Tahriru’ş-Şam’la (HTŞ) müzakere etmek üzere Şam'a gidecek birleşik bir Kürt heyetinin oluşturulmasını görüşmek üzere toplantılar yaptığını açıkladı.

Bu gelişme, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi'nin, kontrol ettikleri bölgelerde bağımsızlık bayrağını göndere çekmelerinin Suriye'nin bir parçası olduklarına dair inançlarının bir işareti olduğunu ve geçiş sürecine katılımlarının ülkenin sorunlarına kapsamlı bir çözüm bulunmasına katkıda bulunacağını düşündüklerini söylediği bir dönemde oldu.

Bir Kürt askeri yetkili, DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu ve ABD ordusunun, HTŞ heyeti ve Türkiye yanlısı grupları SDG'den ayıran Fırat Nehri kıyısını koruma ve ülke için kapsamlı siyasi çözüme ulaşılana kadar herhangi bir ihlali önleme sözü verdiğini belirtti.

Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından gönderilen özel Fransız heyetiyle yapılan görüşmelere katılan Kürt kaynaklar, Fransızların Demokratik Birlik Partisi (PYD) liderliğindeki Özerk Yönetim'in parçası olan partilerin liderleriyle görüşmeler yaptığını bildirdi. Görüşmelerde SDG Lideri Mazlum Abdi başkanlığında tüm Kürt parti ve gruplarından oluşan birleşik bir Kürt heyetinin başkent Şam'a giderek HTŞ liderliğindeki muhalif gruplar tarafından yönetilen geçici hükümetle müzakere etmesi olasılığı ele alındı.

Aynı kaynaklar, Fransız heyetin Kürt Ulusal Konseyi partileri, İlerici Parti ve Birlik Partisi liderleri ve teknokrat isimlerle bir araya geleceğini, tüm parti ve siyasi tarafları kapsayacak bir Kürt heyeti oluşturarak, HTŞ ve muhalif gruplarla ülkenin geleceği ve geçiş dönemine katılım konusunda müzakerelerde bulunacağını bildirdi.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi, Suriye'nin doğusundaki Haseke kentinde gazetecilere konuşuyor. (AFP)Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi, Suriye'nin doğusundaki Haseke kentinde gazetecilere konuşuyor. (AFP)

SDG Lideri Mazlum Abdi, Kürt güçlerinin pozisyonunu birleştirme ve Şam ile güçlü bir şekilde müzakere etme çağrısında bulunarak, Suriye'deki tüm Kürt halkı için tehdit oluşturan mevcut duruma karşı uyarıda bulundu. Abdi, çarşamba akşamı Özerk Yönetim'e yakın Ronahî TV’de yayınlanan röportajında, Kürt güçlerini bir araya gelmeye ve görüşlerini birleştirmeye çağırarak şunları söyledi: “Kürt pozisyonu birleşik olmalı. Kürdistan Bölgesi'nin güneyindeki halkımızın Irak hükümetiyle yaşadığı deneyimi tekrarlamamalıyız. İçeride ne sorunumuz olursa olsun, Şam'da birlik olalım.”

Kapsamlı ateşkes

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, resmi internet sitesinde yayınladığı açıklamada, Esed döneminin sona erdiğine işaret ederek, Fırat Nehri'nin doğusundaki etki alanlarında bulunan tüm birim ve kurumlarına Suriye bağımsızlık bayrağını çekme kararı aldı.

Televizyonda yayınlanan röportajında Abdi, Özerk Yönetim'in Suriye'deki geçiş sürecine katılımının siyasi çözümlere yol açacağını ve yıllardır devam eden krize kapsamlı bir çözüm getireceğini kaydetti. Halep'in doğu kırsalındaki Münbiç ve Ayn el-Arap (Kobani) kentlerindeki ateşkes anlaşmasının Türkiye yanlısı silahlı gruplarla kapsamlı bir anlaşmaya dönüşmesini umduğunu belirten Abdi, “Çatışmalar Tişrin Barajı’nda devam ediyor, ancak Karakozak Köprüsü’nde ve Münbiç kentinde durdu. Anlaşma, askeri güçlerin Münbiç'ten ayrılmasını ve Münbiç'in sivil bir güç tarafından yönetilmesini öngörüyor. Ancak ben Türkiye destekli tarafın bu konudaki kararlılığından şüpheliyim” ifadelerini kullandı.

SDG Komutanı, Türkiye yanlısı grupların Halep kırsalındaki Kürt kenti Kobani'yi kuşatmak istediğini, ancak tüm saldırıları püskürttüklerini söyledi. Abdi, “Türkiye'nin bu tür saldırılar yapmasını engellemek için hatta olan arkadaşlarımız var. Bizi destekleyen birçok uluslararası güç var ve Münbiç'teki ateşkesi kapsamlı bir ateşkes haline getirmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

Fırat'ın doğusundaki Kürtler için ABD koruması

Bu bağlamda Rakka, Haseke ve Deyrizor aşiretlerinin ileri gelenleriyle SDG, Uluslararası Koalisyon ve ABD ordusu arasındaki toplantılara katılan bir Kürt askeri yetkili, Fırat Nehri'nin bir tarafta SDG bölgeleri, diğer tarafta HTŞ ve üçüncü tarafta da Türkiye yanlısı gruplar arasında ayrım çizgisi olacağını açıkladı. Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan kaynak şunları söyledi: “Koalisyon komutanları, tüm ülkede tüm bileşenlerin, azınlıkların ve etnik grupların haklarını koruyan kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılana kadar, nehrin her iki tarafında da herhangi bir ihlali önlemek için ana garantör olacaklarını teyit ettiler.”

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynağa göre 10 Aralık Salı günü Suriye'deki ABD üslerini ziyaret eden ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Michael Erik Kurilla, SDG liderleriyle bir araya geldi. Kurilla, ABD'nin Suriye'de DEAŞ'la mücadele misyonunun devamlılığı konusunda güvence verdi. Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “General Kurilla güvenlik önlemleri, hızla değişen durum ve DEAŞ'ın Suriye'deki mevcut durumdan faydalanmasını önlemeye yönelik devam eden çabalar hakkında ilk elden bir değerlendirme aldı ve Washington'un DEAŞ'ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılması konusunda kararlı olduğunu vurguladı.”

Sahada ise SDG'nin bir parçası olan Münbiç Askeri Konseyi dün yaptığı açıklamada, Türkiye yanlısı grupların Münbiç kırsalının güneyindeki Tişrin Barajı ve Karakozak Köprüsü'ne yönelik tüm saldırılarını engellediğini duyurdu. Açıklamada, “ABD arabuluculuğundaki ateşkese rağmen, Şam'daki Baas rejiminin devrilmesinin ardından Türk gruplar, 20'den fazla Türk insansız hava aracının (İHA) hava desteğiyle Münbiç şehrinin güneydoğusundaki Karakozak Köprüsü ve Tişrin Barajı'na her türlü silah, tank ve zırhlı araçla saldırdı” denildi.

Saldırı, dört günlük ateşkesin ardından perşembe sabahı yürürlüğe giren Münbiç Anlaşması’ndan bu yana gerçekleşen en şiddetli saldırı oldu. Münbiç Askeri Konseyi'ne göre saldırıda Türkiye yanlısı gruplardan 210 kişi öldü, 39 askeri araç ve 6 Türk tankı imha edildi, ayrıca 5 kamikaze İHA düşürüldü.

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka kentinde Özerk Yönetim İç Güvenlik Güçleri (Asayiş), bazı kişilerin rastgele ateş açması sonucu göstericilerden ve güçlerinden yaralananlar olduğunu duyurdu. Asayiş tarafından dün yayınlanan açıklamada, “Bazı kişiler bağımsızlık bayrağının göndere çekilmesini fırsat bilerek güçlerimizi kışkırttı ve Rakka'da kutlama yapanlara rastgele ateş açarak kutlama yapanlar ve iç güvenlik güçleri mensupları arasında yaralanmalara yol açtı” ifadesi yer aldı.

Sivillerin ve güvenlik güçleri mensuplarının öldürülmesini kınayan Asayiş güçleri, isim vermeden bazı tarafların fitne çıkarma girişimlerine karşı uyarıda bulunarak, bölge sakinlerine ‘dikkatli olmaları ve Rakka'da güvenlik ve istikrarı baltalama çağrısı yapan seslerin etkisinde kalmamaları’ çağrısında bulundu.



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.