İsrail güçleri Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'ne saldırı düzenledi

Son 24 saat içinde 37 Filistinli öldürüldü, savaşta hayatını kaybedenlerin sayısı 45 bin 436'ya yükseldi

 Gazze Şeridi'nin et-Tuffah mahallesinde bombalanan binanın enkazından Filistinli bir çocuğu çıkaran arama kurtarma görevlileri (AFP)
Gazze Şeridi'nin et-Tuffah mahallesinde bombalanan binanın enkazından Filistinli bir çocuğu çıkaran arama kurtarma görevlileri (AFP)
TT

İsrail güçleri Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi'ne saldırı düzenledi

 Gazze Şeridi'nin et-Tuffah mahallesinde bombalanan binanın enkazından Filistinli bir çocuğu çıkaran arama kurtarma görevlileri (AFP)
Gazze Şeridi'nin et-Tuffah mahallesinde bombalanan binanın enkazından Filistinli bir çocuğu çıkaran arama kurtarma görevlileri (AFP)

İsrail güçleri dün, Gazze Şeridi'nin kuzey kesiminde bulunan üç sağlık tesisinden biri olan Kemal Advan Hastanesi'ne saldırı düzenleyerek hastanenin büyük bir bölümünü yaktı ve onlarca hasta ile yüzlerce kişinin hastaneyi terk etmesini istedi.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı, haftalardır İsrail güçlerinin yoğun baskısı altında olan Beyt Lahiya'daki Kemal Advan Hastanesi personeliyle irtibatın kesildiğini açıkladı.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı'nın Genel Müdürü Munir el-Burş yaptığı açıklamada, “İşgal güçleri şu anda hastanenin içindeler ve hastaneyi yakıyorlar” dedi.

İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırısında hayatını kaybedenlerin cenaze namazını kılan Filistinliler (AFP)İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırısında hayatını kaybedenlerin cenaze namazını kılan Filistinliler (AFP)

İsrail ordusu dün Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi civarında bir askeri operasyon başlattığını duyurarak, Hamas unsurlarını hedef aldığını bildirdi. Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı ise orduyu sağlık tesisine baskın düzenlemekle suçladı.

Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre ordu dün yaptığı açıklamada, ‘sabotajcıların, terörist altyapının ve terörist faaliyetlerin varlığına ilişkin önceden alınan istihbaratın ardından geçtiğimiz saatlerde Cibaliye'deki Kemal Advan Hastanesi bölgesinde operasyona başladığını’ duyurdu.

Açıklamanın devamında, “Bölgedeki güçler, olaya karışmamış kişilere, hastalara ve sağlık personeline mümkün olduğunca zarar vermekten kaçınarak hassas bir şekilde hareket ediyor. Operasyon öncesinde ve sırasında bölge sakinlerinin, hastaların ve hastane personelinin bölgeyi düzenli bir şekilde tahliye etmelerine izin verildi” ifadeleri yer aldı.

İsrail ordusu sivillerin zarar görmesini en aza indirmek için çaba gösterdiğini ve ‘operasyon öncesinde sivillerin, hastaların ve sağlık personelinin güvenli bir şekilde tahliyesini kolaylaştırdığını’ bildirdi, ancak ayrıntı vermedi. Yapılan açıklamada “Kemal Advan Hastanesi, savaş boyunca sabotajcıların faaliyet gösterdiği, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir Hamas terör merkezidir” denildi.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakan Yardımcısı Yusuf Ebu er-Riş, İsrail güçlerinin cerrahi bölümünü, bir laboratuvarı ve bir depoyu ateşe verdiğini duyurdu.

Filistin topraklarındaki sağlık çalışanları, İsrail ordusu haftalardır Gazze Şeridi'nin kuzey kesiminde saldırılar düzenlerken, İsrail güçlerini Kemal Advan, Endonezya ve el-Avde hastanelerini defalarca hedef almakla suçluyor.

Yüzlerce kişiye hastaneyi boşaltma emri verildi

El-Burş, İsrail ordusunun hastanedeki 350 kişiye yerinden edilmiş ailelerin yaşadığı yakındaki bir okula gitmelerini emrettiğini söyledi. Bunların arasında 75 hasta ve refakatçileri ile 185 sağlık personeli bulunuyordu.

Perşembe günü Gazze Şeridi'nin doğusunda İsrail hava saldırısında vurulan bir bölgeyi inceleyen Filistinliler (AFP)Perşembe günü Gazze Şeridi'nin doğusunda İsrail hava saldırısında vurulan bir bölgeyi inceleyen Filistinliler (AFP)

Ebu er-Riş, askerlerin hastaları ve sağlık personelini, ağır hasar nedeniyle zaten faaliyeti durmuş olan ve bir gün önce İsrail güçleri tarafından tahliye edilen Endonezya Hastanesi'ne naklettiğini söyledi.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı orduyu hastaneye saldırı düzenlemekle suçladı ve hastane personeliyle iletişimin kesildiğini kaydetti.

Bakanlıktan dün yapılan açıklamada şöyle denildi: “İşgal güçlerinin bugün Kemal Advan Hastanesi'ne saldırı düzenlemesi ve hastane müdürüyle irtibatı kesmesinin ardından sağlık personeli ve hastaların akıbeti bilinmiyor. İsrail ordusu, sağlık personelini, hastaları ve refakatçileri aşırı soğukta kıyafetlerini çıkarmaya zorladı ve onları hastane dışına bilinmeyen bir yere götürdü.”

Sağlık Bakanlığı İsrail'i ‘hastaların, yaralıların ve sağlık personelinin hayatından tamamen sorumlu’ tuttu.

AFP'ye konuşan görgü tanıkları, hastanenin boşaltıldığını ve çevresinde yaşayan yüzlerce Filistinlinin kuşatma altındaki Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye'deki el-Fahura okuluna ve ağır hasarlı Endonezya Hastanesi’ne tahliye edilmek zorunda kaldığını söyledi.

Kuzeydeki Cibaliye, Beyt Hanun ve Beyt Lahiya kasabalarının büyük bir kısmının sistematik olarak insansızlaştırılması ve tahrip edilmesi, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki çatışmaların sona ermesinin ardından kapalı bir tampon bölge kurmayı planladığı yönündeki spekülasyonları artırdı.

İsrail bu suçlamaları reddediyor ve operasyonlarının Hamas militanlarının yeniden toparlanmasını engellemeyi amaçladığını iddia ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı yetkilileri perşembe günü yaptıkları açıklamada, aralarında bir çocuk doktorunun da bulunduğu 5 sağlık çalışanının Kemal Advan Hastanesi'nde İsrail ateşi sonucu öldüğünü söyledi. İsrail ordusu hastanenin bombalanması konusunda bilgisi olmadığını ve sağlık görevlilerinin ölüm raporunun inceleneceğini bildirdi.

Hamas yaptığı açıklamada, hastanedeki hasta, yaralı ve sağlık personelinin akıbetinden İsrail ve ABD'yi sorumlu tuttu.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı son 24 saat içinde 37 Filistinlinin öldürüldüğünü açıkladı.

 İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazeleri başında bekleyen Filistinli kadınlar (Reuters)İsrail’in Gazze Şeridi'ne yönelik hava saldırısında hayatını kaybeden yakınlarının cenazeleri başında bekleyen Filistinli kadınlar (Reuters)

Hamas'tan yalanlama

Hamas dün, İsrail'in açıklamalarını yalanlayan bir bildiri yayınladı. Bildiride, “Hastanenin herkese, uluslararası kuruluşlara ve Birleşmiş Milletler’e (BM) açık olması nedeniyle, ister Kassam Tugayları'ndan ister başka bir gruptan olsun, hastanede herhangi bir askeri görünümün ya da direniş savaşçılarının varlığını kategorik olarak reddediyoruz. Düşmanın hastane hakkındaki yalanları, bugün işgal ordusunun imha ve zorla yerinden etme planını uygulamak üzere hastanenin tüm bölümlerini boşaltarak ve yakarak işlediği iğrenç suçu meşrulaştırmak içindir” ifadeleri yer aldı.

Hamas, BM'ye ‘Gazze Şeridi'nin kuzeyinde işlenen suçun büyüklüğünü incelemek üzere bir BM soruşturma komitesi kurması ve işgalin kuzeydeki tüm sağlık tesislerini yok etmesinin ardından Filistin halkına tıbbi hizmet sağlamak için çalışması’ çağrısında bulundu.

Diğer yandan İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Kemal Advan Hastanesi'nin ‘Gazze Şeridi'nin kuzeyinde Hamas için bir terör merkezi haline geldiğini ve sabotajcıların, savaş boyunca buradan faaliyet gösterdiğini’ belirtti.

İsrail daha önce Hamas'ı Gazze Şeridi'ndeki birçok sivil tesisi, özellikle de hastaneleri operasyon merkezi olarak kullanmakla suçlamış, Hamas ise bunu şiddetle reddetmişti.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Kemal Advan Hastanesi'ndeki koşulları ‘dehşet verici’ olarak nitelendirdi ve hastanenin ‘asgari’ düzeyde faaliyet gösterdiğini vurguladı.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı'na göre İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonları 45 bin 436'dan fazla Filistinlinin hayatını kaybetmesine neden oldu. 2,3 milyonluk nüfusun çoğu yerinden edildi ve yıkım, Gazze Şeridi'nin geniş bölgelerini etkiledi.

İsrail verilerine göre savaş, Hamas savaşçılarının 7 Ekim 2023'te İsrail'in güneyindeki kasabalara sürpriz bir saldırı düzenleyerek bin 200 kişiyi öldürmesi ve 251 kişiyi esir almasının ardından patlak verdi.

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları dün, savaşçılarından birinin Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir İsrail kuvveti içine sızarak istişhad eylemi gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamada, “Karmaşık bir operasyonda, savaşçılarımızdan biri beş askerden oluşan bir İsrail birliğinde patlayıcı bir kemerle istişhad eylemi gerçekleştirdi; bazı işgal askerlerinin ölümünü ve bazılarının da yaralanmasını sağladı. Bölgeye gelen kurtarma ekibinden iki işgalci askeri de diğer mücahitlerimiz keskin nişancı atışlarıyla vurdu” denildi. Kassam Tugayları olayın Gazze Şeridi'nin kuzeyinde bulunan Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki Tel ez-Zaatar bölgesinde meydana geldiğini açıkladı.



İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.


Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)
TT

Şam-SDG anlaşmasının en geniş kapsamlı uygulaması

Sipan Hamo (SDG)
Sipan Hamo (SDG)

Suriye'de dün, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşmanın uygulanması doğrultusunda, SDG'nin birleşme anlaşması dosyasında en geniş ilerleme kaydedildi.

Savunma Bakanlığı medya ve iletişim direktörü, “Sipan Hamo'nun ülkenin doğu bölgesi savunma bakan yardımcısı olarak atandığını” bildirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Hamo, en önde gelen Kürt askeri liderlerden biri ve Şam ile müzakerelere katıldı.

Yine dün, Haseke vilayetinde yaşayan yaklaşık 400 aile, yıllarca süren yerinden edilmenin ardından Halep kırsalındaki Afrin bölgesinde bulunan evlerine geri döndü. Haseke-Halep uluslararası yolu da savaşın büyük bir bölümünde kapalı kaldıktan sonra sivil trafiğe açıldı.