Karikatüristler Esed rejiminin düşüşünü karikatürlerine nasıl yansıttı?

Arap basını ve uluslararası basın, Suriye'deki durumu farklı bakış açılarıyla ele alan çalışmalara yer verdi

Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
TT

Karikatüristler Esed rejiminin düşüşünü karikatürlerine nasıl yansıttı?

Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)

Mai İbrahim

Dünyada ya da bir ülkede ne zaman önemli bir siyasi olay olsa dünyanın dört bir yanındaki karikatüristler bunu hiciv barındıran karikatürleriyle ifade etmek için adeta yarışırlar. Arap ve uluslararası basında her zaman var olan karikatür sanatı şimdi de sosyal medyada kendine yer buldu.

Suriye sahnesindeki son büyük gelişmeler ve Beşşar Esed rejiminin çöküşüyle birlikte, ister bireysel ister bir gazetede olsun, çizerlerinin ideolojilerine göre olayı farklı yönelimlerde ifade eden birçok karikatür ortaya çıktı.

Beşşar Esed, çoğu kan ve kafatası gibi sembollerin olduğu görsellerle bir tiran ve diktatör olarak tasvir edilen karikatürlere konu olurken karikatüristler, başta Sednaya Hapishanesi olmak üzere, devrik Suriye Devlet Başkanı Esed rejimi tarafından uygulanan çeşitli baskı türlerine de çizimlerinde yer verdiler.

İroni ve hiciv için ilham kaynağı

Suriye'de Esed rejiminin halkı kontrol altında tuttuğu korku ve baskı ortamı, rejimin düşüşünün Suriyeli kitleler arasında sevinçle karşılanmasının ana nedenlerinden biriydi. Öyle ki bu baskı sanatçıların ülkenin durumunu ve kötüye giden gerçekliğini ifade etmelerini engelledi. Aynı zamanda Beşşar Esed'in olayların hızlanmasıyla beklenmedik bir şekilde aniden kaçması, Suriye tarihinde belirleyici bir an olarak karikatüristlerin odaklandığı bir nokta oldu.

Suriyeli karikatürist Alaa Rustem, Esed'in kimseye söylemeyecek kadar aşağılayıcı bir şekilde ani ve şok edici bir an olarak kaçışını ve Moskova'ya insani uçuşunu anlatıyor. Bu sahneyi karikatür sanatıyla ifade eden Rüstem, bu hikayedeki (kaçıştaki) her şeyin karikatürize edildiğini ve elleri masum insanların kanıyla lekelenmiş, ilk ve son hedefi koltuk ve para olan bir rejimin başıyla alay edilmesine ilham verdiğini söylüyor.

fvgtrhy
Suriye'nin parasıyla kaçan devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed’in çizildiği bir karikatür (Karikatürist: Alaa Rüstem)

Dünyanın dört bir yanındaki karikatüristlerin çoğu, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Suriye'nin yağmalanan fonlarıyla kaçışını ve İran ile Rusya'nın onu son anda terk edişini resmetti. Diğerleri ise Esed'in heykelinin, rejimin çöküşünün sembolik bir imgesi olarak, uzun boynuna dolanmış iplerle yıkıldığı anı çizdi.

Rüstem, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriyeliler 54 yıl boyunca siyaset, firari devlet başkanı Beşşar Esed ve babası Hafız Esed hakkında evlerinde bile alçak sesle, imalarla ve mırıldanmalarla konuşabildi. Birisi sık sık evin duvarlarını işaret ederek ve Suriye'deki istihbarat servislerinin gücünü ifade etmek için ünlü bir ifade olan ‘duvarların kulağı var’ sözünü söyleyerek sohbeti bitirirdi. Esed rejimi düştüğünde, bu Suriye halkının hayatında ve tarihinde bir dönüm noktası oldu. Esed'in istihbarat aygıtının Suriyelilerin boyunlarında, enselerinde ve ağızlarında sallanan korku ve dehşete dair popüler efsane de onunla birlikte düştü.”

Farklı meseleler

Rusya'nın Beşşar Esed'e ve rejimine verdiği destek yıllarca ve hatta Esed'in düşüşünden sonra da karikatürlerde yer aldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Esed'ın düşüşü döneminde sanatçılar tarafından çizilen birçok eserde önemli bir faktördü. Örneğin The Economist dergisi, Putin ve Esed'i, Esed'in Moskova'ya gelişinin ardından elleri kanlı bir şekilde kucaklaşırken gösteren bir karikatür yayınladı. ABD merkezli The Dallas Morning gazetesi, Putin'in Rusya'ya elleri kanlı bir şekilde gelen Esed'i karşılarken ona sakin olmasını ve gidip ellerindeki kanı yıkamasını söylediği bir karikatürü okuyucularıyla paylaştı.

Birçok karikatürde Suriye'nin geleceği ve kaderi ile ilgili korkular ve çeşitli ülkeler arasındaki anlaşmazlık gibi önemli konular da yer aldı. Financial Times, mevcut durumu ve bu ülkenin kaderi ile ilgili endişeleri yansıtan bir karikatür yayınladı. Karikatürde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye haritasını çekiştirirken ve her ikisi de haritayı ele geçirmek isterken resmedildi.

cdsfvgrbthy
Suriye'nin özgürlüğüne atıfla binicisiz bir atın resmedildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)

Arap meselelerine her zaman ilgi duymuş bir karikatürist olan Carlos Latuff'un çizdiği karikatürde de Suriye’deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera, Suriye haritasını Türkiye, İsrail ve ABD’yi temsil eden üç bıçakla kesilen bir pasta gibi tutuyor.

İngiltere’nin günlük gazetelerinden The Guardian’da Suriye kriziyle ilgili olarak, Beşşar Esed'i Moskova'daki yeni oturma odasında, Şam'dan Rusya'nın başkentine gönderilen ve bazıları kanla lekelenmiş kutularla ve bavullarla çevrili bir kanepede otururken gösteren bir karikatür başta olmak üzere çok sayıda karikatür yer aldı.

Beşşar Esed'in heykelinin devrildiği görüntü, uluslararası basın tarafından yayınlanan birçok karikatürde yer aldı. Muhalif grupların Şam'a girişinin ilk günlerinde Washington Post gazetesi Esed'in heykelinin devrilmesini tasvir eden ve yönetiminin sona erdiğine işaret eden bir karikatür yayınlarken, Fransa’nın günlük gazetelerinden Le Monde de aynı fikir üzerinden heykelin kaidesinin altında çok sayıda kafatası çizerek halk kitleleri tarafından devrilen heykelin rejimin işlediği vahşetlere ve suçlara işaret ettiğini yazdı.

İkonik kareler öne çıkarıldı

Esed rejiminin düşüşünün tasvir edildiği karikatürleri yorumlayan Ürdünlü karikatürist Imad Haccac, “Suriye meselesiyle ilgili çizilen karikatürleri tüm yönleriyle takip eden biri olarak, karikatürlerin odak noktasının devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed ve özellikle de diğer liderlerin heykellerinin yıkıldığı benzer sahneleri anımsatan, yönetimin çöküşünün bir işareti olarak heykellerin yıkıldığı ikonik kareler olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Haccac, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı karikatüristler Suriye'deki durumu Arap Baharı'nın bir devamı ya da uyanışı olarak gördü ve devrilen devlet başkanlarının ve Suriye halkının devam eden acılarının onlarca yıl süren domino etkisinin bir devamı olarak değerlendirdi. İnsani boyuta ve zorla yerinden edilme, hapishanelerde çekilen acılar, işkence ve her türlü baskı da dahil olmak üzere Suriyelilerin çektiği acılara da odaklanılıyor. Sahada hareketlilik devam ediyor. İster Arap dünyasında ister uluslararası arenada olsun karikatüristler halen Şam'dan art arda gelen sahnelere odaklanmaya devam ediyor. Belki de çoğunlukla dikkat çekilen kutlama sahnesi, bu devrimci geçişi ve Esad'ın diktatörlük döneminin sona ermesini kutlarken, aynı zamanda önümüzdeki günlerde Suriye'nin geleceğine ilişkin birçok soru işaretini de beraberinde getiriyor.”

Özgürlük ortamı

Diğer sanatlar gibi karikatür de özgürlüğün ve kendini ifade edebilmenin olduğu bir ortama ihtiyaç duyar. Suriye'de sadece karikatürde değil, tüm sanat dallarında birçok yaratıcı insan için böyle bir ortam yoktu. Güvenlik birimlerinin kıskacı ve baskı, genel olarak kültürel ve sanatsal ürünler üzerinde büyük bir etkiye sahipti. Beşşar Esed'in hapishanelerinde işkence altında öldürülen Suriyeli karikatürist Ekrem Raslan gibi karikatüristler de dahil olmak üzere birçok yaratıcı insan, ülkedeki gerçekliği ve görüşlerini ifade ettikleri için ağır bedeller ödediler.

Raslan dışında başka karikatüristler de öldürüldü, tutuklandı ve her türlü güvenlik kısıtlamasına maruz kaldı. Suriyeli karikatürist Fahd el-Behadi, Suriyeli karikatüristlerin Esed rejimi ve onu destekleyeni milislerin suçlarını ifşa etmek için acı hicivleri kullanmada başarılı olduklarını, bazılarının doğrudan çizimi kullandığını ve bu yüzden yüksek bir bedel ödediğini, bazılarının ise kendilerini ve ailelerini korumak için semboller kullandığını açıkladı. Esed rejiminin düşmesiyle birlikte karikatüristlerin fikirlerini özgürce ifade etmelerini engelleyen korku duvarının yıkıldığını söyleyen Behadi, “Rejimin dramatik düşüşü, korkunç suçların işlendiği Sednaya Hapishanesi’nden tutukluların serbest bırakılmasıyla ve insanların sevinçle sokaklara dökülmesiyle Suriye’deki ve yurt dışındaki karikatüristler olayları karikatürleriyle ifade etmek için adeta seferber oldular. Ben de 13 yıl boyunca takma isimle karikatürler çizdikten sonra hayatımda ilk kez gerçek ismimle Beşşar Esed ile ilgili bir karikatür çizdim” diye konuştu.

ascdfrg
Beşşar Esed’in yüzünde Sednaya Hapishanesi’nin çizildiği bir karikatür (Karikatürist: Fahd el-Behadi)

Suriyeli karikatürist sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatanımı terk etmediğim ve göç etmediğim için olaylara ilk elden tanıklık ettim ve Suriye halkına karşı işlenen ihlalleri ve suçları izledim. Devrimin başlangıcında tutuklandığım ve rejimin hapishaneleri ile güvenlik birimleri arasında gidip geldiğim için Suriye halkına karşı işlenen ihlalleri ve suçları yerinde gözlemledim. Hücrelerde ve sokaklarda Suriye gerçekliğini tüm çıplaklığıyla ve acılarıyla yaşadım. Bu evreyi tüm gerçekliğiyle deneyimledim. Vicdanımın dikte ettiklerini resmettim. Birçok tacize ve tehdide maruz kaldım. Ama bu karanlığın sona ereceğine ve yeni bir şafağı kendi gözlerimizle göreceğimize dair umudum hep vardı. Karikatürlerimde uluslararası sessizliğin korkunçluğunu, siyasi muhalefeti ve savaş nedeniyle kötüleşen ekonomik durumu eleştirdim. Bazılarında terör örgütü DEAŞ’a odaklandım. Ancak karikatürlerim çoğunlukla rejimin ve müttefiklerinin varil bombaları, kimyasal silahlar ve gözaltı merkezlerindeki cinayetler gibi suçlarıyla ilgiliydi. Güvenlik kıskacı nedeniyle tabloyu iyi aktaramadık, ama ülkemde yaşananların gerçekliğine ışık tutabildik.”

Suriyeli sanatçılara özgürlük

Esed rejiminin yıkılmasıyla birlikte Suriye'deki karikatüristler için büyük bir kırılma yaşandı. İlk günlerden itibaren başta Suriyeli karikatüristler olmak üzere Arap karikatüristler olayı dile getirmeye başladı. Suriyeli karikatürist Nidal Dib, Beşşar Esed'i eşine tutukluların etinden yemek hazırlayan bir kasap olarak çizdi.

Suriyeli sanatçı Kamiran Şemdin, Sednaya Hapishanesi'ni metal teneke kutular şeklinde, ancak bazılarının cesetleri olmak üzere tıka basa tutuklularla dolu olarak resmetti. Firas Başi, ülkenin yeniden yapılanma ihtiyacına bir gönderme olarak yeniden başlatma düğmeli bir Suriye haritası çizdi. Bu tür örnekler çok, ama çoğu Esed'in zulmünü tasvir etmekten Suriye'nin bir sonraki aşamadaki kaderi hakkında endişelenmeye kadar uzanıyor.

Suriyeli karikatürist Fahd el-Behadi, son olaylarla ilgili çalışmalarının ‘tutuklular, kayıp kişiler ve toplu mezar manzaraları karşısında hüzünle karışık sevinç ve zafer dolu çizimler olduğunu’ söyledi. Karikatürlerinde savaş ve yıkım yılları boyunca bastırılan zulmü göstermek istediklerini belirten Behadi, “Tüm çizimler, zalimin düştüğü o büyük günde Suriyelilerin kalbinden geçenleri yaratıcı bir şekilde ifade etti” dedi.

zxcsdvfgt
Elinde devrim bayrağı tutan çocuğuyla Esed rejiminin düşüşünü kutlayan bir annenin tasvir edildiği bir karikatür (Karikatür: İmad Haccac)

Behadi, şöyle devam etti:

“Yeni yönetimin görüş ve düşüncelerini tam olarak ifade edilebilmesi için çalışacağına dair verdiği sözlerle önümüzdeki dönemin daha iyi olacağına inanıyorum. Siyasi ve askeri durum tam olarak istikrara kavuşmadığı için ihtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz. Fakat yeni Suriye'nin demokrasi ve düşünce özgürlüğü için bir platform olmasını ve kültürel ve medeniyet rolünü yeniden kazanmasını istiyor ve umuyoruz.”

Şarku’l Avsat’ın Indepedent Arabia’dan aktardığı analize göre Ürdünlü karikatürist İmad Haccac, Suriye temasının kendisi için her zaman mevcut olduğunu ve Esed rejiminin düşmesiyle sona eren kanlı süreç de dahil olmak üzere aşamalardan geçtiği için bir miktar gerileyen devrimin başlangıcından bu yana her zaman yanında yer aldığını söyledi. O dönemde iktidardaki rejimin sembolü olarak Basil el-Esed'in bindiği atın ikonik görüntüsü de dahil olmak üzere birçok çizim yaptığını söyleyen Haccac, Suriye'nin artık özgür olduğunun, atın özgür olduğunun ve ona binen bir diktatörün olmadığının göstergesi olarak atı binişiz olarak çizdiğini ifade etti.

Haccac, şunları söyledi:

“Bir gecede kaçan diktatör Beşşar Esed'in kaçışını resmettim. Arkasında babasının (Hafız Esed) heykelinin başını sürükleyerek çöp kutusuna benzeyen bir helikoptere koşarken çizdim. Böylece tarihin çöplüğünde olacaklarını gösterdim. Esed'i ayrıca ülkesinden kaçtığı sırada parasıyla koşarken, ona ulaşmak isteyen kırmızı bir dalga tarafından kovalanırken çizdim. Bu kırmızı dalga Suriyelilerin kanını ifade ediyor. Kaçsa bile onların kanının onu kovalayacağını söylüyor. Suriye halkının yaşadığı bu anı yakalamaya çalışıyorum. Geleceğin ne getireceğini bilmiyoruz, ama bu kanlı ve baskıcı rejim çöktüğü için mutluyuz.”



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.