Karikatüristler Esed rejiminin düşüşünü karikatürlerine nasıl yansıttı?

Arap basını ve uluslararası basın, Suriye'deki durumu farklı bakış açılarıyla ele alan çalışmalara yer verdi

Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
TT

Karikatüristler Esed rejiminin düşüşünü karikatürlerine nasıl yansıttı?

Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)
Beşşar Esed'in helikopterle kaçmak üzere babası Hafız Esed'in heykelinin başını sürüklerken çizildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)

Mai İbrahim

Dünyada ya da bir ülkede ne zaman önemli bir siyasi olay olsa dünyanın dört bir yanındaki karikatüristler bunu hiciv barındıran karikatürleriyle ifade etmek için adeta yarışırlar. Arap ve uluslararası basında her zaman var olan karikatür sanatı şimdi de sosyal medyada kendine yer buldu.

Suriye sahnesindeki son büyük gelişmeler ve Beşşar Esed rejiminin çöküşüyle birlikte, ister bireysel ister bir gazetede olsun, çizerlerinin ideolojilerine göre olayı farklı yönelimlerde ifade eden birçok karikatür ortaya çıktı.

Beşşar Esed, çoğu kan ve kafatası gibi sembollerin olduğu görsellerle bir tiran ve diktatör olarak tasvir edilen karikatürlere konu olurken karikatüristler, başta Sednaya Hapishanesi olmak üzere, devrik Suriye Devlet Başkanı Esed rejimi tarafından uygulanan çeşitli baskı türlerine de çizimlerinde yer verdiler.

İroni ve hiciv için ilham kaynağı

Suriye'de Esed rejiminin halkı kontrol altında tuttuğu korku ve baskı ortamı, rejimin düşüşünün Suriyeli kitleler arasında sevinçle karşılanmasının ana nedenlerinden biriydi. Öyle ki bu baskı sanatçıların ülkenin durumunu ve kötüye giden gerçekliğini ifade etmelerini engelledi. Aynı zamanda Beşşar Esed'in olayların hızlanmasıyla beklenmedik bir şekilde aniden kaçması, Suriye tarihinde belirleyici bir an olarak karikatüristlerin odaklandığı bir nokta oldu.

Suriyeli karikatürist Alaa Rustem, Esed'in kimseye söylemeyecek kadar aşağılayıcı bir şekilde ani ve şok edici bir an olarak kaçışını ve Moskova'ya insani uçuşunu anlatıyor. Bu sahneyi karikatür sanatıyla ifade eden Rüstem, bu hikayedeki (kaçıştaki) her şeyin karikatürize edildiğini ve elleri masum insanların kanıyla lekelenmiş, ilk ve son hedefi koltuk ve para olan bir rejimin başıyla alay edilmesine ilham verdiğini söylüyor.

fvgtrhy
Suriye'nin parasıyla kaçan devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed’in çizildiği bir karikatür (Karikatürist: Alaa Rüstem)

Dünyanın dört bir yanındaki karikatüristlerin çoğu, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Suriye'nin yağmalanan fonlarıyla kaçışını ve İran ile Rusya'nın onu son anda terk edişini resmetti. Diğerleri ise Esed'in heykelinin, rejimin çöküşünün sembolik bir imgesi olarak, uzun boynuna dolanmış iplerle yıkıldığı anı çizdi.

Rüstem, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriyeliler 54 yıl boyunca siyaset, firari devlet başkanı Beşşar Esed ve babası Hafız Esed hakkında evlerinde bile alçak sesle, imalarla ve mırıldanmalarla konuşabildi. Birisi sık sık evin duvarlarını işaret ederek ve Suriye'deki istihbarat servislerinin gücünü ifade etmek için ünlü bir ifade olan ‘duvarların kulağı var’ sözünü söyleyerek sohbeti bitirirdi. Esed rejimi düştüğünde, bu Suriye halkının hayatında ve tarihinde bir dönüm noktası oldu. Esed'in istihbarat aygıtının Suriyelilerin boyunlarında, enselerinde ve ağızlarında sallanan korku ve dehşete dair popüler efsane de onunla birlikte düştü.”

Farklı meseleler

Rusya'nın Beşşar Esed'e ve rejimine verdiği destek yıllarca ve hatta Esed'in düşüşünden sonra da karikatürlerde yer aldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Esed'ın düşüşü döneminde sanatçılar tarafından çizilen birçok eserde önemli bir faktördü. Örneğin The Economist dergisi, Putin ve Esed'i, Esed'in Moskova'ya gelişinin ardından elleri kanlı bir şekilde kucaklaşırken gösteren bir karikatür yayınladı. ABD merkezli The Dallas Morning gazetesi, Putin'in Rusya'ya elleri kanlı bir şekilde gelen Esed'i karşılarken ona sakin olmasını ve gidip ellerindeki kanı yıkamasını söylediği bir karikatürü okuyucularıyla paylaştı.

Birçok karikatürde Suriye'nin geleceği ve kaderi ile ilgili korkular ve çeşitli ülkeler arasındaki anlaşmazlık gibi önemli konular da yer aldı. Financial Times, mevcut durumu ve bu ülkenin kaderi ile ilgili endişeleri yansıtan bir karikatür yayınladı. Karikatürde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye haritasını çekiştirirken ve her ikisi de haritayı ele geçirmek isterken resmedildi.

cdsfvgrbthy
Suriye'nin özgürlüğüne atıfla binicisiz bir atın resmedildiği bir karikatür (Karikatürist: İmad Haccac)

Arap meselelerine her zaman ilgi duymuş bir karikatürist olan Carlos Latuff'un çizdiği karikatürde de Suriye’deki yeni yönetimin lideri Ahmed eş-Şera, Suriye haritasını Türkiye, İsrail ve ABD’yi temsil eden üç bıçakla kesilen bir pasta gibi tutuyor.

İngiltere’nin günlük gazetelerinden The Guardian’da Suriye kriziyle ilgili olarak, Beşşar Esed'i Moskova'daki yeni oturma odasında, Şam'dan Rusya'nın başkentine gönderilen ve bazıları kanla lekelenmiş kutularla ve bavullarla çevrili bir kanepede otururken gösteren bir karikatür başta olmak üzere çok sayıda karikatür yer aldı.

Beşşar Esed'in heykelinin devrildiği görüntü, uluslararası basın tarafından yayınlanan birçok karikatürde yer aldı. Muhalif grupların Şam'a girişinin ilk günlerinde Washington Post gazetesi Esed'in heykelinin devrilmesini tasvir eden ve yönetiminin sona erdiğine işaret eden bir karikatür yayınlarken, Fransa’nın günlük gazetelerinden Le Monde de aynı fikir üzerinden heykelin kaidesinin altında çok sayıda kafatası çizerek halk kitleleri tarafından devrilen heykelin rejimin işlediği vahşetlere ve suçlara işaret ettiğini yazdı.

İkonik kareler öne çıkarıldı

Esed rejiminin düşüşünün tasvir edildiği karikatürleri yorumlayan Ürdünlü karikatürist Imad Haccac, “Suriye meselesiyle ilgili çizilen karikatürleri tüm yönleriyle takip eden biri olarak, karikatürlerin odak noktasının devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed ve özellikle de diğer liderlerin heykellerinin yıkıldığı benzer sahneleri anımsatan, yönetimin çöküşünün bir işareti olarak heykellerin yıkıldığı ikonik kareler olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Haccac, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı karikatüristler Suriye'deki durumu Arap Baharı'nın bir devamı ya da uyanışı olarak gördü ve devrilen devlet başkanlarının ve Suriye halkının devam eden acılarının onlarca yıl süren domino etkisinin bir devamı olarak değerlendirdi. İnsani boyuta ve zorla yerinden edilme, hapishanelerde çekilen acılar, işkence ve her türlü baskı da dahil olmak üzere Suriyelilerin çektiği acılara da odaklanılıyor. Sahada hareketlilik devam ediyor. İster Arap dünyasında ister uluslararası arenada olsun karikatüristler halen Şam'dan art arda gelen sahnelere odaklanmaya devam ediyor. Belki de çoğunlukla dikkat çekilen kutlama sahnesi, bu devrimci geçişi ve Esad'ın diktatörlük döneminin sona ermesini kutlarken, aynı zamanda önümüzdeki günlerde Suriye'nin geleceğine ilişkin birçok soru işaretini de beraberinde getiriyor.”

Özgürlük ortamı

Diğer sanatlar gibi karikatür de özgürlüğün ve kendini ifade edebilmenin olduğu bir ortama ihtiyaç duyar. Suriye'de sadece karikatürde değil, tüm sanat dallarında birçok yaratıcı insan için böyle bir ortam yoktu. Güvenlik birimlerinin kıskacı ve baskı, genel olarak kültürel ve sanatsal ürünler üzerinde büyük bir etkiye sahipti. Beşşar Esed'in hapishanelerinde işkence altında öldürülen Suriyeli karikatürist Ekrem Raslan gibi karikatüristler de dahil olmak üzere birçok yaratıcı insan, ülkedeki gerçekliği ve görüşlerini ifade ettikleri için ağır bedeller ödediler.

Raslan dışında başka karikatüristler de öldürüldü, tutuklandı ve her türlü güvenlik kısıtlamasına maruz kaldı. Suriyeli karikatürist Fahd el-Behadi, Suriyeli karikatüristlerin Esed rejimi ve onu destekleyeni milislerin suçlarını ifşa etmek için acı hicivleri kullanmada başarılı olduklarını, bazılarının doğrudan çizimi kullandığını ve bu yüzden yüksek bir bedel ödediğini, bazılarının ise kendilerini ve ailelerini korumak için semboller kullandığını açıkladı. Esed rejiminin düşmesiyle birlikte karikatüristlerin fikirlerini özgürce ifade etmelerini engelleyen korku duvarının yıkıldığını söyleyen Behadi, “Rejimin dramatik düşüşü, korkunç suçların işlendiği Sednaya Hapishanesi’nden tutukluların serbest bırakılmasıyla ve insanların sevinçle sokaklara dökülmesiyle Suriye’deki ve yurt dışındaki karikatüristler olayları karikatürleriyle ifade etmek için adeta seferber oldular. Ben de 13 yıl boyunca takma isimle karikatürler çizdikten sonra hayatımda ilk kez gerçek ismimle Beşşar Esed ile ilgili bir karikatür çizdim” diye konuştu.

ascdfrg
Beşşar Esed’in yüzünde Sednaya Hapishanesi’nin çizildiği bir karikatür (Karikatürist: Fahd el-Behadi)

Suriyeli karikatürist sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vatanımı terk etmediğim ve göç etmediğim için olaylara ilk elden tanıklık ettim ve Suriye halkına karşı işlenen ihlalleri ve suçları izledim. Devrimin başlangıcında tutuklandığım ve rejimin hapishaneleri ile güvenlik birimleri arasında gidip geldiğim için Suriye halkına karşı işlenen ihlalleri ve suçları yerinde gözlemledim. Hücrelerde ve sokaklarda Suriye gerçekliğini tüm çıplaklığıyla ve acılarıyla yaşadım. Bu evreyi tüm gerçekliğiyle deneyimledim. Vicdanımın dikte ettiklerini resmettim. Birçok tacize ve tehdide maruz kaldım. Ama bu karanlığın sona ereceğine ve yeni bir şafağı kendi gözlerimizle göreceğimize dair umudum hep vardı. Karikatürlerimde uluslararası sessizliğin korkunçluğunu, siyasi muhalefeti ve savaş nedeniyle kötüleşen ekonomik durumu eleştirdim. Bazılarında terör örgütü DEAŞ’a odaklandım. Ancak karikatürlerim çoğunlukla rejimin ve müttefiklerinin varil bombaları, kimyasal silahlar ve gözaltı merkezlerindeki cinayetler gibi suçlarıyla ilgiliydi. Güvenlik kıskacı nedeniyle tabloyu iyi aktaramadık, ama ülkemde yaşananların gerçekliğine ışık tutabildik.”

Suriyeli sanatçılara özgürlük

Esed rejiminin yıkılmasıyla birlikte Suriye'deki karikatüristler için büyük bir kırılma yaşandı. İlk günlerden itibaren başta Suriyeli karikatüristler olmak üzere Arap karikatüristler olayı dile getirmeye başladı. Suriyeli karikatürist Nidal Dib, Beşşar Esed'i eşine tutukluların etinden yemek hazırlayan bir kasap olarak çizdi.

Suriyeli sanatçı Kamiran Şemdin, Sednaya Hapishanesi'ni metal teneke kutular şeklinde, ancak bazılarının cesetleri olmak üzere tıka basa tutuklularla dolu olarak resmetti. Firas Başi, ülkenin yeniden yapılanma ihtiyacına bir gönderme olarak yeniden başlatma düğmeli bir Suriye haritası çizdi. Bu tür örnekler çok, ama çoğu Esed'in zulmünü tasvir etmekten Suriye'nin bir sonraki aşamadaki kaderi hakkında endişelenmeye kadar uzanıyor.

Suriyeli karikatürist Fahd el-Behadi, son olaylarla ilgili çalışmalarının ‘tutuklular, kayıp kişiler ve toplu mezar manzaraları karşısında hüzünle karışık sevinç ve zafer dolu çizimler olduğunu’ söyledi. Karikatürlerinde savaş ve yıkım yılları boyunca bastırılan zulmü göstermek istediklerini belirten Behadi, “Tüm çizimler, zalimin düştüğü o büyük günde Suriyelilerin kalbinden geçenleri yaratıcı bir şekilde ifade etti” dedi.

zxcsdvfgt
Elinde devrim bayrağı tutan çocuğuyla Esed rejiminin düşüşünü kutlayan bir annenin tasvir edildiği bir karikatür (Karikatür: İmad Haccac)

Behadi, şöyle devam etti:

“Yeni yönetimin görüş ve düşüncelerini tam olarak ifade edilebilmesi için çalışacağına dair verdiği sözlerle önümüzdeki dönemin daha iyi olacağına inanıyorum. Siyasi ve askeri durum tam olarak istikrara kavuşmadığı için ihtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz. Fakat yeni Suriye'nin demokrasi ve düşünce özgürlüğü için bir platform olmasını ve kültürel ve medeniyet rolünü yeniden kazanmasını istiyor ve umuyoruz.”

Şarku’l Avsat’ın Indepedent Arabia’dan aktardığı analize göre Ürdünlü karikatürist İmad Haccac, Suriye temasının kendisi için her zaman mevcut olduğunu ve Esed rejiminin düşmesiyle sona eren kanlı süreç de dahil olmak üzere aşamalardan geçtiği için bir miktar gerileyen devrimin başlangıcından bu yana her zaman yanında yer aldığını söyledi. O dönemde iktidardaki rejimin sembolü olarak Basil el-Esed'in bindiği atın ikonik görüntüsü de dahil olmak üzere birçok çizim yaptığını söyleyen Haccac, Suriye'nin artık özgür olduğunun, atın özgür olduğunun ve ona binen bir diktatörün olmadığının göstergesi olarak atı binişiz olarak çizdiğini ifade etti.

Haccac, şunları söyledi:

“Bir gecede kaçan diktatör Beşşar Esed'in kaçışını resmettim. Arkasında babasının (Hafız Esed) heykelinin başını sürükleyerek çöp kutusuna benzeyen bir helikoptere koşarken çizdim. Böylece tarihin çöplüğünde olacaklarını gösterdim. Esed'i ayrıca ülkesinden kaçtığı sırada parasıyla koşarken, ona ulaşmak isteyen kırmızı bir dalga tarafından kovalanırken çizdim. Bu kırmızı dalga Suriyelilerin kanını ifade ediyor. Kaçsa bile onların kanının onu kovalayacağını söylüyor. Suriye halkının yaşadığı bu anı yakalamaya çalışıyorum. Geleceğin ne getireceğini bilmiyoruz, ama bu kanlı ve baskıcı rejim çöktüğü için mutluyuz.”



İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
TT

İsrail, Litani köprülerinin yıkılması emrini verdi

İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)
İsrail bombardımanının hedefi olan Güney Lübnan'daki Kasımiye köprüsünden duman yükseliyor (AP)

İsrail ordusu dün, Lübnan'ın güneyindeki sahil yolunda bulunan Kastmiye Köprüsü'nü hedef aldı. Bu saldırı, Litani Nehri üzerindeki köprülerin yıkılacağına dair yapılan açıkntehditlerin ardından gerçekleşti ve sınır şeridindeki köyleri Sur şehrine bağlayan en hayati arterlerden birini doğrudan etkiledi.

İsrail ordusu sözcüsü Avichaiy Adraee, "takviye birliklerinin ve savaş teçhizatının transferini engellemek için kıyı otoyolu köprüsü olan Kasımiye Köprüsü'ne saldırı düzenleneceğini" duyurdu ve bölge sakinlerini Zahrani Nehri'nin kuzeyine taşınmaya çağırdı. Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise bunu "bir tampon bölge oluşturma ve işgalin gerçekliğini pekiştirme yönündeki şüpheli planlar çerçevesinde gerçekleşen tehlikeli bir tırmanış" olarak nitelendirdi.

Bu arada, Lübnan-Amerikan ateşkes görüşmeleri "uzun süreli askıya" alındı.

Bu bağlamda, emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, Güney Lübnan'daki köprüleri hedef almanın "kesin bir askeri hedef sağlamadığını" söyledi. "Hizbullah, mühimmatı karayolları veya köprüler üzerinden taşımaya güvenmez, bunun yerine İsrail'in hava üstünlüğü altında açık hareket etmenin tehlikesini bilerek, konuşlandığı bölgelerdeki yeraltı depolarında depolar" diye açıkladı. "Köprülerin yıkılmasının askeri ikmal hatlarını kestiği iddiası yanlıştır, çünkü parti kolayca bozulabilecek geleneksel bir ikmal hattı modeline göre hareket etmez" diye vurguladı.


Türkiye, Roj'da DEAŞ ailelerinden 250'den fazla kadın ve çocuğu teslim almak için Şam ile görüşmeler yürütüyor

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampının duvarları ardında DEAŞ üyelerinden ikisinin eşleri (AP)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampının duvarları ardında DEAŞ üyelerinden ikisinin eşleri (AP)
TT

Türkiye, Roj'da DEAŞ ailelerinden 250'den fazla kadın ve çocuğu teslim almak için Şam ile görüşmeler yürütüyor

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampının duvarları ardında DEAŞ üyelerinden ikisinin eşleri (AP)
Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampının duvarları ardında DEAŞ üyelerinden ikisinin eşleri (AP)

Türk kaynakları, önümüzdeki aylarda Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de bulunan "Roj" kampından 250'den fazla Türk uyruklu kadın ve çocuğun nakli için Şam ile görüşmeler yapıldığını açıkladı.

Haberlere göre, el-Hol kampının tahliyesinin ardından DEAŞ'a katılan Türk kadın ve çocuklar Türkiye'ye gelmeye başladı. Bazı kadınların çocuklarıyla birlikte sınırı yasa dışı yollarla geçtiği, diğerlerinin ise Türkiye'de avukat tutarak "etkin pişmanlık yasasından" yararlanmaya çalıştığı bildiriliyor.

Türk medyasında yer alan haberlere göre, kadınların çoğu İdlib'de bulunuyor. Bazıları sınırı geçerken, diğerleri teslim olup "etkin pişmanlık yasasından" yararlanma ve DEAŞ'ın yapısı ve Suriye'deki üyelerinin faaliyetleri hakkında bilgi verme arzusunu dile getirdi.

Şam ile Müzakereler

“Kısa Dalga” gazetesi, Ankara ve Şam arasında yapılan müzakereler sonucunda Türk yetkililerinin önümüzdeki aylarda “Roj” kampında tutulan 250'den fazla kadını, DEAŞ üyelerinin eşlerini ve çocuklarını ülkelerine getireceğini bildirdi.

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampının duvarları ardında DEAŞ üyelerinden ikisinin eşleri (AP)Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampının duvarları ardında DEAŞ üyelerinden ikisinin eşleri (AP)

DEAŞ savaşçılarının eşlerini, dul eşlerini ve çocuklarını barındıran Roj kampı, Suriye hükümet güçlerinin kuzeydoğudaki Haseke ve Kamışlı şehirlerine girmesi, Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) el-Hol kampını ele geçirmesi, kapatması ve yabancı sakinlerini Irak'a transfer etmesinin ardından gündeme geldi.

El-Hol'den sonra en tehlikeli ikinci kamp olarak kabul edilen Roj kampı, Suriye'nin en kuzeydoğusunda, Türkiye, Irak ve Suriye arasındaki sınır üçgenine yakın bir konumda bulunuyor.

Bu kampı diğerlerinden ayıran özellik, burada yaşayanların yıllarca DEAŞ saflarında savaşmış militanlarla evlenmiş kadınlar olmasıdır; bu kadınlardan bazıları, terör örgütünü takip eden o dönemde ünlü kadın güvenlik birimi olan "Hisbe teşkilatında" önemli roller üstlenmiş, ancak sonunda bu kapalı kampta yaşamaya ve çoğu yetim olan çocuklara bakmaya başlamışlardır.

 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun bir raporu, Roj kampındaki çocukların kurtarılması gerektiğinin altını çizdi (AFP)Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun bir raporu, Roj kampındaki çocukların kurtarılması gerektiğinin altını çizdi (AFP)

BM uzmanlarına göre Roj kampında yaklaşık 3 bin kadın ve çocuk barınıyor ve bunların %65'ini çocuklar oluşturuyor. Ayrıca, Şubat 2023'te Cenevre'deki BM İnsan Hakları Ofisi tarafından yayınlanan bir rapora göre, kuzeydoğu Suriye genelindeki hapishanelerde ve sözde rehabilitasyon merkezleri de dahil olmak üzere diğer gözaltı tesislerinde 850'den fazla erkek çocuğu özgürlüklerinden mahrum bırakılıyor.

BM uzmanları, kuzeydoğu Suriye'deki tüm devletleri ve diğer aktörleri bu çocukların korunmasını ve refahını sağlamaya çağırdı.

Rehabilitasyon programları

Uluslararası Aşırıcılık Gözlemevi Başkanı Dr. Hilmi Demir, Türkiye'de şu açıklamayı yaptı: "Bildiğim kadarıyla, Türkiye'de DEAŞ'a bağlı kadın ve çocuklar için uygulanan bir rehabilitasyon veya radikalleşmeyi önleme programının varlığına dair herhangi veri bulunmamaktadır."

DEAŞ militanlarının eşleri ve çocukları, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampında zorlu koşullar altında yaşıyor (AP)DEAŞ militanlarının eşleri ve çocukları, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampında zorlu koşullar altında yaşıyor (AP)

Haberlere dayanarak, Din İşleri Başkanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın bu konuyla ilgili bazı çalışmalar yürüttüğünden haberdar olduğunu, ancak belirli bir süre boyunca belirli sayıda kadın ve çocukla yürütülen açık ve doğrulanabilir veriler içeren radikalleşmeyle mücadele programının uygulandığına dair herhangi bir bilgiye sahip olmadığını ifade etti.

Radikalleşmenin önlenmesi programları, radikalleşmiş veya radikalleşme riski taşıyan bireyleri rehabilite etmeyi ve şiddet içeren radikalleşme ideolojisine karşı dirençlerini güçlendirmeyi amaçlayan önleyici ve iyileştirici stratejilerdir; bu programlar sosyal entegrasyon, dijital eğitim ve diyalog gibi unsurları içerir.

Irak'tan “DEAŞ'lılar”In iadesi

Bu bağlamda Iraklı yetkililer, Ankara'nın, Suriye'deki IŞİD kampları ve hapishanelerinin kapatılmasının ardından Suriye'den Irak'a nakledilen binlerce IŞİD üyesi tutukludan Türk vatandaşlarını teslim almayı kabul ettiğini açıkladı.

Geçtiğimiz şubat ayında DEAŞ üyelerinin Suriye'nin kuzeydoğusundan Irak'a transferi gerçekleştirildi (Reuters)Geçtiğimiz şubat ayında DEAŞ üyelerinin Suriye'nin kuzeydoğusundan Irak'a transferi gerçekleştirildi (Reuters)

Irak, “YPG”nin çekilmesinin ve yaklaşık on yıldır “DEAŞ”a üye olduğundan şüphelenilen kişileri barındıran kamplarını ve hapishanelerini kapatmasının ardından, ABD ile koordineli olarak düzenlenen bir operasyon kapsamında tutukluları kabul etti.

Bağdat, Irak yargı sistemine göre şüphelileri “terör” suçlamalarıyla yargılayacağını açıkladı, ancak diğer ülkeleri defalarca bu tutuklular arasından kendi vatandaşlarını teslim almaya çağırdı.

Bir Türk diplomatik kaynak, geçen ay Ankara'nın Bağdat'ın Suriye'den Irak'a 5 bin 700'den fazla DEAŞ tutuklusunu nakletmek için gösterdiği son çabaları takdir ettiğini söyledi.

Kaynak, “Görünüşe göre bu tutuklular arasında Türk vatandaşları da bulunuyor... Türkiye, Türk vatandaşları konusunda Irak makamlarıyla iş birliği yapmaya hazır” ifadesini kullandı.

Şöyle devam etti: «Irak’ın çabaları uluslararası toplum için bir örnek teşkil etmelidir ve tüm ülkelerin yabancı savaşçılarını geri alması şarttır.»

Tahminlere göre Türkiye’de bombalı saldırılar ve terör eylemlerine karıştıkları için arananlar da dahil olmak üzere, yaklaşık 180 Türk vatandaşı DEAŞ üyesi Irak’a nakledilmiştir.

Türkiye, 2013 yılında DEAŞ'ı terör örgütleri listesine dahil etti. Örgüt, 2015-2017 yılları arasında 300'den fazla kişinin ölümüne neden olan saldırıları gerçekleştirdi veya bu saldırılar örgüte atfedildi. Türk silahlı kuvvetleri, bu tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla Türkiye içinde ve Suriye'de operasyonlar düzenledi.


Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.