Gazze'de savaşın ertesi günü… Hamas'ın Toplum Destek Komitesi önerisini kabul etme daveti ‘çekinceyle’ karşılandı

El-Fetih, Toplum Destek Komitesi’nin Filistin coğrafyasını birleştirmediğini vurguluyor

İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir eve düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışan Filistinli siviller (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir eve düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışan Filistinli siviller (Reuters)
TT

Gazze'de savaşın ertesi günü… Hamas'ın Toplum Destek Komitesi önerisini kabul etme daveti ‘çekinceyle’ karşılandı

İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir eve düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışan Filistinli siviller (Reuters)
İsrail'in Gazze Şeridi'nde bir eve düzenlediği hava saldırısının gerçekleştiği yerde enkaz altında kalanları kurtarmaya çalışan Filistinli siviller (Reuters)

Hamas'tan savaşın ertesi günü için Gazze Şeridi Yönetim Komitesi’ne ilişkin yeni çağrılar geldi. El-Fetih Hareketi ile Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin Yönetimi'nin bu komiteyi kurma çabalarına karşılık vermeleri talep edildi. Hamas çekincelerini dile getirerek Gazze Şeridi'ni Batı Şeria'dan ayıran herhangi bir komiteyi kabul etmeden yönetimin hükümette olmasını istedi.

Ekim ve kasım aylarındaki iki turun ardından Kahire'nin desteklediği, teknokratlardan oluşması ve Filistin Devlet Başkanı'nın kararnamesiyle Gazze Şeridi'ni ve Mısır sınır kapısını yönetecek bir Toplum Destek Komitesi kurulmasına ilişkin ön anlaşmadan yaklaşık bir ay sonra ortaya çıkan bu farklılık, Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanların tahminlerine göre yönetim arasında anlaşmazlıkların ve ilan edilmemiş retlerin varlığını ortaya koyuyor.

Uzmanlar, bu fikrin temelde savaşın ertesi günü İsrail'in Hamas'ın iktidardaki varlığını reddetme bahanesiyle Gazze Şeridi'nden çekilmesini engelleyecek herhangi bir bahanesini önlemeye dayandığını düşünüyor. Uzmanlar, bunu göz önünde bulundurarak Mısır'ın ek çaba göstermesini bekliyor.

Hamas, cuma günü yaptığı basın açıklamasında son aylarda Araplar ve Müslümanlar tarafından desteklenen ‘Mısır'ın Gazze Şeridi'nin işlerini geçici olarak yönetecek bir Toplum Destek Komitesi kurma girişimine’ olumlu yaklaştı.

sd
İsrail'in Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki ez-Zevayide'ya düzenlediği hava saldırısının ardından bir Filistinli yaralı bir çocuğu tahliye ediyor. (AP)

Aralık ayı başında komiteyi kurmayı kabul ettiğini duyuran Hamas, komiteyi kurmak için Mısır'daki kardeşlerin himayesinde El-Fetih Hareketi mensuplarıyla uzun bir yol kat ettiklerini duyurdu. Hamas tarafından yapılan açıklamada ayrıca, ulusal ve profesyonel yetkinliklere sahip bir dizi güç, hizip ve ulusal figürle önerilen bir grup isim üzerinde iletişim kurulduğu, anlaşmaya varıldığı ve bunların Mısır'daki kardeşlere teslim edildiği belirtildi.

Aynı açıklamada Hamas, Toplumsal Destek Komitesi'nin Filistin siyasi sistemi çerçevesinde oluşturulması çabalarına El-Fetih Hareketi’nin ve siyasi otoritenin karşılık vermesini, komitenin ulusal uzlaşı ve siyasi meşruiyet yoluyla çalışmasını umduğunu ifade etti.

Filistin Yönetimi’ne yakın bir kaynak dün Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Filistin Devlet Başkanı Gazze'nin bölünmesine yol açacağı endişesiyle bu komiteyi kurmaktan kaçınıyor. Bu nedenle, geçen Aralık ayının başından bu yana bu komite ile ilgili anlaşmaların tamamlanmasına rağmen bu konuda bir kararname imzalamadı. Kararnameyi yayınlama konusundaki çekincelerini dile getirdi. Kahire yönetiminden Filistin halkının haklarını koruyacak şekilde bölünmeyi sona erdirmeye devam etmek için ek çabalar bekledi” ifadelerini kullandı.

Bu arada El-Fetih Hareketi Sözcüsü Munzir el-Hayek, dün Filistin medyasında yer alan açıklamalarında, ‘Filistin coğrafyasını ya da demografisini birleştirmeyen herhangi bir komitenin kurulmasının yanlış olduğunu’ belirtti. El-Hayek, “Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve onun yürütme kolu Filistin Yönetimi, Batı Şeria ve Gazze Şeridi üzerinde yasal yargı yetkisine sahiptir” diyerek Hamas'ın açıklamasına ilişkin çekincelerini dile getirdi.

El-Hayek, ‘Hamas'ı Gazze'ye karşı bir komplo olduğunu anlamaya ve durumun ciddiyetinin farkına varmaya’ çağırarak şu soruyu yöneltti: “Hamas neden bir açıklama yayınlayıp Filistin hükümetinin tüm Filistinlileri temsil ettiğini söylemiyor? Neden tüm Filistinlilere hizmet etmeyen komiteler oluşturuyoruz? Neden Filistin, Arap dünyası ve uluslararası toplum tarafından tanınan bir Filistin hükümeti varken Batı Şeria ve Gazze diye bölünüyor?”

juık89op0
Han Yunus'ta İsrail bombardımanında hayatını kaybeden bir aile üyesinin yasını tutan Filistinli bir kadın (AFP)

Filistinli siyasi analist Dr. Eymen er-Rakab'a göre bu fikir Kahire tarafından geçtiğimiz ekim ayında bir ‘komite’ kurulması için sunuldu. Er-Rakab, İsrail'in iktidarı Hamas ya da El-Fetih'e devretmemek ve Gazze Şeridi'nde kalmak için öne sürdüğü gerekçeleri ve bahaneleri ortadan kaldırmak amacıyla kasım ayında tartışılan ve aralık ayında olgunlaştırılan bu fikri ‘ezber bozan bir fikir’ olarak nitelendirdi.

Er-Rakab’a göre komite üzerinde bir anlaşmaya varılamamasının nedeni, ‘Filistin Devlet Başkanı tarafından bir kararname çıkarılmaması ve bu çekincenin nedeni ya da anlaşmazlıkların niteliği hakkında resmi bir açıklama yapılmamasıdır.’

Filistinli siyasi analist Abdulmehdi Mutava, Toplum Destek Komitesi’nin kurulmasıyla ilgili bir sorun olmadığını, Hamas'ın Gazze Şeridi'nde iktidar partisi olarak kalmak istediğini ve komiteyi bir kılıf olarak kullandığını düşünüyor. Mutava, “Hamas eğer ciddi olsaydı, Filistin birliğini tehdit eden ya da Netanyahu'nun Gazze Şeridi'nde kalma planlarını uzatan bahaneleri engellemek için Gazze Şeridi'nin yönetiminden çekildiğini resmen açıklar ve konuyu Filistin Yönetimi’ne devrederdi” dedi.

Meselenin Filistin Yönetimi ile Hamas arasında kapatılması gereken uçurumlarla ilgili olmadığına inanan Mutava, Hamas'ın ‘savaşın ertesi günü iktidarda kalmak için son ana kadar bir garanti elde etmek istediğini, Binyamin Netanyahu'nun da son ana kadar iktidarda kalmak istediğini’ vurguladı.

scdvfgtb
Gazze Şeridi'ndeki İsrail askerleri (Reuters)

Hamas liderleri Şarku’l Avsat'ın yorum talebine yanıt vermediği gibi Kahire de El-Fetih ve Hamas arasındaki görüşmelerin arabuluculuğunun sonuçlarına ilişkin resmi bir tutum açıklamadı.

Şarku’l Avsat'a daha önce konuşan Filistinli kaynaklara göre, onaylanması halinde komite Filistin Yönetimi'ne bağlı olacak ve bağımsız kişilerden oluşacaktı; Sivil işleri yönetmek, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere insani yardım sağlamak ve dağıtmak, Mısır ile Refah Sınır Kapısı’nı yeniden açmak ve İsrail savaşında yıkılan yerleri yeniden inşa etmeye başlamakla görevlendirilecekti.

Komitenin izleyeceği yol konusundaki bu belirsizlik, İsrail Başbakanı'nın Hamas'ın kalıcı olarak iktidarda kalmasını reddeden tutumu ışığında, Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesinin ertesi günü konusunun İsrail'in tartışma masasında yeniden yer alması ışığında ortaya çıkıyor.

cdfvrgth
Han Yunus'taki İsrail askeri operasyonunun ardından yıkılan evlerin enkazı arasından geçen Filistinliler (EPA)

Yedioth Aharonoth gazetesi, İsrail güvenlik teşkilatındaki üst düzey yetkililerin Hamas yönetimine bir alternatif bulunmaması halinde İsrail'in 7 Ekim 2023'ten önceki duruma döneceği uyarısında bulunmasından günler sonra, perşembe günü yapılan ve başta savaşın ertesi günü olmak üzere çeşitli konuların ele alındığı bakanlar toplantısını ‘insani yardım dağıtımı meselesi’ başlığı altında haberleştirdi.

Mutava’nın değerlendirmesine göre savaşın ertesi günü, özellikle ateşkes anlaşması olasılığı ile birlikte, tüm taraflar için ana endişe kaynağı olacak. Kahire'nin bölünmeyi sona erdirmek ve çözüm aramak için çabalarını sürdürmesini beklediğini de sözlerine ekleyen Mutava, “Hamas ve Netanyahu'nun çıkarları her türlü süreci kontrol ediyor ve sekteye uğratıyor” dedi.

Er-Rakab'a göre top şu anda Filistin Yönetimi'nin sahasında ve Kahire'nin savaşın ertesi günü ortaya çıkabilecek İsrail bahanelerini engellemek amacıyla Toplum Destek Komitesi anlaşmasındaki olası boşlukları kapatmak için çabalarını sürdüreceğini umuyor.



Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Menfi, “siyaset sahnesinden dışlanma” korkusuyla Libya’nın çeşitli kesimlerine açılıyor

Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)
Menfi, pazar günü kendisiyle bir araya gelen Misrata'nın önde gelen isimleri ve din adamlarını kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, ABD’nin Başkanlık Konseyi başkanlığının Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’e devredilmesi ‘önerisi’ nedeniyle beklenen ‘siyaset sahnesinden dışlanma’ riskine karşı bir önlem niteliğinde görülen bir hamleyle son iki hafta boyunca farklı siyasi ve toplumsal kesimlerle görüşmelerini sıklaştırdı.

Menfi, ABD Başkanı Donald Trump'ın danışmanı Massad Boulos tarafından sunulduğu belirtilen önerinin açıklanmasından bu yana, alışılmadık bir şekilde askeri yetkililer, siyasetçiler ve silahlı grupların liderleriyle görüşmeler yapmaya başladı. Gözlemciler Menfi’nin bu hamlesini, ‘iktidarda kalmasını destekleyecek bir muhalefet cephesi oluşturma çabası’ olarak yorumladı.

Öneriye göre Menfi’nin yerine Saddam Hafter’in geçmesi öngörülürken Abdulhamid ed-Dibeybe, Geçici Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) başbakanı olarak kalacak. Ancak bu öneri, Devlet Yüksek Konseyi’nin (DYK) geçtiğimiz hafta düzenlenen toplantısında DYK Başkanı Muhammed Tekale ve üyelerinin çoğunluğu tarafından reddedildi.

Dibeybe ile Menfi arasındaki uçurumun genişlemesi bağlamında, Menfi pazar akşamı Trablus'ta Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamlarıyla ‘önemli’ olarak nitelendirilen bir görüşme gerçekleştirdi. Başkanlık Konseyi Başkanlığı Ofisinden yapılan açıklamaya göre toplantıda ‘güncel bir dizi ulusal mesele’ ele alındı.

gfb
Misrata şehrinin önde gelen isimleri ve din adamları, pazar günü Menfi ile bir araya geldi (Libya Başkanlık Konseyi)

Açıklamada, toplantıya katılanların, özellikle yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık ile iyi yönetişim ilkelerinin güçlendirilmesi konularında, Menfi’nin çeşitli alanlarda yürüttüğü çabalara tam destek verdiklerini vurguladıkları belirtildi. Açıklamaya göre ayrıca, ‘kurumsal reformlara devam edilmesinin ve hesap verebilirlik ilkelerinin pekiştirilmesi gerektiğini’ vurguladılar.

Dibeybe’nin memleketi olan Misrata, Trablus ve Bingazi'den sonra Libya'nın üçüncü büyük şehri. Şehir, hem Dibeybe’yi destekleyenlerin hem de lideri olduğu UBH’nin görevden alınmasını talep edenler arasında ideoloji ve siyasi eğilimler açısından büyük farklılıklar barındırıyor.

Menfi’nin ofisi, Misrata'nın önde gelen isimlerinden oluşan heyetin, ‘yasal ve anayasal çerçeveler dışında yapılan herhangi bir düzenleme veya mutabakatı kesin olarak reddettiklerini’ aktardı. Bu hamle, ABD’nin Menfi’yi mevcut siyasi sahneden ‘dışlayacağı’ düşünülen önerisine bir gönderme niteliğindeydi. Bu tür uygulamaların istikrar sürecine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devlet inşasının temellerini sarsacağını belirten Misratalı heyet, ‘ülkenin birliğini ve kurumlarının korunmasını garanti eden meşru süreçlere sıkı sıkıya bağlı kalınması’ çağrısında bulundu.

Misrata’nın önde gelenleri, ABD'nin önerisine, ‘devletin askerileştirilmesi’ olarak nitelendirdikleri durumdan duydukları endişe ve ‘totaliter yönetimi reddetmeleri’ sebebiyle karşı çıkıyorlar. Bunun yanında dışarıdan dayatılan herhangi bir siyasi süreç veya uzlaşmaya karşı çıkarken, anayasal ve seçim yoluna bağlı kalınıyor.

Batı Libya'dan bir siyasi kaynak, önde gelen isimlerin tutumunu, Saddam Hafter’in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini reddetmelerine bağlıyor. Çünkü bunu özellikle LUO’nun 2019 yılının nisan ayında başkent Trablus'a düzenlediği saldırının yıldönümünde sivil devletin ihmal edilmesi ve ordunun güçlendirilmesi olarak görüyorlar.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynak, Dibeybe’nin ‘müttefiklerini, hassasiyetleri önlemek ve muhalifleri ikna etmek amacıyla, yeni Başkanlık Konseyi'nin merkezinin Trablus değil, Bingazi'de olması şartıyla, önerilen görevi üstlenmesi için Saddam'ı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığını’ söyledi.

Misrata'nın önde gelenleri, bu haftanın başlarında yayınladıkları bir bildiride, 17 Şubat Devrimi ruhundan ve Libya halkının taleplerinden kaynaklanmayan hiçbir uzlaşmanın meşruiyetini yitirdiğini vurguladılar.

Bildiride referanduma gidilerek halka danışılması, adil parlamento seçimleri yoluyla meşruiyetin yenilenmesi ve ‘geçiş dönemi adaleti temellerine dayanan sivil devlet seçeneğine’ bağlı kalınması gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca Misrata'nın ‘halkının fedakarlıklarını küçümseyen veya 17 Şubat Devrimi ilkelerinden ödün veren hiçbir anlaşmanın tarafı olmayacağının’ altı çizildi.

UBH ve Başkanlık Konseyi, Menfi ve yardımcıları Musa el-Koni ile Abdullah el-Lafi'nin önderliğinde, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Cenevre'de düzenlenen Libya Diyalog Forumu tarafından seçildikten sonra 5 Şubat 2021'de yürütme iktidarının başına geçti.

Menfi, özellikle Dibeybe’nin muhalifleri olarak görülen siyasetçiler, toplum liderleri, askeri yetkililer ve silahlı grupların komutanlarıyla bir araya geldi. Gözlemciler, Menfi’nin bu hamlesini ‘kendisini iktidardan uzaklaştırıp yerine Hafter'i getirecek öneriye karşı bir muhalefet cephesi oluşturmak’ olarak değerlendirdi.

Sudanlı yetkililerle gerçekleştirdiği görüşmelerle iktidardaki varlığını pekiştiren Menfi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından Hindistan-Afrika Zirvesi'ne katılmak üzere davet edildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi’nin dün sabah Hindistan Başbakanı Narendra Modi tarafından önümüzdeki mayıs ayı sonlarında başkent Yeni Delhi’de düzenlenmesi planlanan 4. Hindistan-Afrika Forumu Zirvesi’ne katılmak üzere resmi bir davet aldığı açıklandı. Davet, Hindistan’ın Trablus Büyükelçisi Muhammed Hafızurrahman tarafından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı’na iletildi.

Menfi’nin ofisinden yapılan açıklamada bu davet, ‘uluslararası platformlarda Libya'nın varlığını güçlendirme ve özellikle Afrika ve Asya'daki uluslararası ortaklarla işbirliği bağlarını pekiştirme, böylece kalkınma çabalarını destekleme ve stratejik ortaklıkların ufkunu genişletme’ olarak değerlendirildi.

Menfi, pazar akşamı başkent Trablus'taki Konsey Başkanlığı merkezinde, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed ve ona eşlik eden resmi heyeti, Sudan'daki Trablus Büyükelçisi Fevzi Boumriz'in de hazır bulunduğu bir toplantıda kabul etmişti.

ewfd
Libya Başkanlık Konseyi Menfi pazar akşamı, Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim Ahmed’i kabul etti (Libya Başkanlık Konseyi)

Toplantıda, Libya'daki Sudanlı topluluğun durumu ve Sudan'daki mevcut krizin etkileri altında kalan Sudanlı mültecilerin durumu ele alınırken Sudanlı bakan, Libya devletinin tutumunun yanı sıra Sudanlılara sağladığı insani yardım ve destek için takdirlerini ifade etti.


İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
TT

İsrail Dışişleri Bakanı: Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istiyoruz

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (DPA)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin Lübnan ile ilişkilerde ‘barış ve normalleşme’ istediğini belirtti. Açıklama, iki ülke yetkilileri arasında Washington’da yapılması planlanan doğrudan görüşmeler öncesinde geldi.

Saar, basın toplantısında “Lübnan devletiyle barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz... İsrail ile Lübnan arasında büyük bir anlaşmazlık yok. Sorun Hizbullah” ifadelerini kullandı.

Lübnan ile İsrail, bugün ABD arabuluculuğunda onlarca yıllık çatışma geçmişini aşmayı hedefleyen diplomatik bir sürece giriyor. Bu kapsamda, ABD’de Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter arasında yüz yüze bir ön görüşme yapılması planlanıyor. Bu temasların, ilerleyen aşamada Güney Kıbrıs’ta gerçekleştirilebilecek müzakerelere zemin hazırlaması bekleniyor.

Washington’da yürütülen yoğun temaslarda, Lübnan-İsrail hattının ABD-İran dosyasından ayrıştırılması hedefleniyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimini temsilen arabuluculuk sürecinde, ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa ile Dışişleri Bakanlığı Politika Planlama Ofisi Direktörü Michael Needham görev alıyor. Needham’ın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya yakın bir isim olduğu ve daha önce Rubio’nun Senato’daki görevleri sırasında uzun yıllar danışmanlığını yaptığı belirtiliyor.

Tarafların müzakere şartlarında ise önemli görüş ayrılıkları bulunuyor. Beyrut yönetimi, önceliğin kapsamlı bir ateşkes sağlanması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi ve Lübnan ordusunun çatışma alanlarına konuşlandırılması olduğunu vurgularken, ardından siyasi sürece geçilmesini savunuyor. İsrail ise müzakerelerin çatışmalar sürerken yürütülmesini ve ilk adım olarak Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını şart koşuyor. Bu durumun, görüşmeler başlamadan sürecin çıkmaza girebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtığı ifade ediliyor.


Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
TT

Hizbullah, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan müzakerelerin iptal edilmesini talep etti

İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)
İran'ın başkenti Tahran'da 29 Temmuz 2024'te yayınlanan bir fotoğrafta, o dönemde Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı olan Naim Kasım bir toplantı sırasında (DPA)

Hizbullah dün, Lübnan ve İsrail arasında bugün yapılması planlanan görüşmelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Genel Sekreter Naim Kasım, bu tür görüşmeleri "faydasız" olarak nitelendirdi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Kasım televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Gaspçı İsrail varlığıyla müzakereleri reddediyoruz. Bu müzakereler faydasızdır" diyerek "bu müzakere toplantısının iptal edilmesini" istedi.

Lübnan ve İsrail'in ABD büyükelçilerinin bugün ABD yönetiminin himayesinde bir araya gelmesi planlanıyor.

Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere başlamadan önce "Lübnan'ın içeride anlaşması ve uzlaşması" gerektiğinin altını çizerek, "Hiç kimsenin, ülkenin çeşitli bileşenleri arasında iç uzlaşma olmadan Lübnan'ı bu yola sokma hakkı yoktur ve bu da gerçekleşmemiştir" uyarısında bulundu.

Lübnan yetkilileri, bu görüşmelerin öncelikle 2 Mart'tan beri devam eden savaşta ateşkes sağlamayı amaçladığını söylüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu iki şart öne sürdü: Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve gerçek bir barış anlaşmasının sağlanması.

Savaş, Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in suikastına misilleme olarak İsrail'e roket fırlatmasının ardından patlak verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail hava saldırılarında o zamandan beri 2 bin 89 kişi öldü.

Kasım ayrıca, “Direnişteki kararımız dinlenmemek, durmamak, teslim olmamaktır ve savaş alanının kendisi konuşacaktır” dedi.

“Biz teslim olmayacağız” ve “Son nefesimize kadar sahada kalacağız” diye belirtti. Bu sözler, Hizbullah savaşçılarının İsrail ordusuyla çatışmalar içinde olduğu ve İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ilerlediği bir dönemde geldi.