Esir takası anlaşması: Hamas müzakerelerde manevra yaparken İsrail askeri baskı uyguluyor

Netanyahu son gelişmeleri görüşmek üzere bakanlarıyla bir araya geldi. Bin 200 Filistinlinin serbest bırakılması bekleniyor

Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
TT

Esir takası anlaşması: Hamas müzakerelerde manevra yaparken İsrail askeri baskı uyguluyor

Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)

Emal Şehade

ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Tel Aviv'de gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakere heyetini apar topar Katar'a göndermeyi kabul etmesinden sonra, İsrailliler arasında kısa süre içinde bir anlaşmaya varılabileceğine dair büyük bir iyimser hava hâkim oldu. Ancak siyasetçiler ve müzakerelerin gidişatını bilen bazı askeri ve güvenlik kurumlarından yetkililer, müzakerelerde bir ilerleme olmadığını vurguladılar.

Esir takası müzakerelerine katılmak üzere Doha'ya gidecek İsrail heyetinde İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad Şefi David Barnea, İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Direktörü Ronen Bar ve İsrail ordusunda kayıp kişiler ve esirlerden sorumlu komutan Nitzan Alon’un yanı sıra Netanyahu'nun siyasi danışmanı Ofir Falic, Başbakan'ın müzakere oturumlarına katılması için ısrar ettiği kişi. Heyete dahil edilmesine yönelik protestolara rağmen, bazıları bunu bir yandan Netanyahu ile müzakere heyeti arasındaki güven eksikliği, diğer yandan da Netanyahu'nun gündeme getirerek anlaşmanın ilerlemesine engel teşkil ettiği bazı noktalarda, aralarında anlaşmazlık olduğu yorumlarının yapılmasına yol açtı.

Bu hızlı adımlar, özellikle Witkoff'un Tel Aviv'de ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'a girmeden önce bir anlaşmaya varılması gerektiğine dair verdiği mesajın ardından atıldı. Mesaj, İsrail'in Trump'ın 20 Ocak'tan önce bir ateşkes anlaşmasına varılması talebine karşı gösterdiği iyimserlik ve duyarlılıkla, Trump'ın Beyaz Saray'a girmesine yedi gün kala bunu başarmanın imkânsızlığı arasındaki uçurumu derinleştirdi.

Netanyahu bir önceki müzakere turunda, esir takası listesine İsrailli rehinelerden dokuzunun eklenmesi konusunda ısrar etmiş, çeşitli arabulucuların ve Washington'ın baskıları sonucunda bu konuda anlaşmaya varılmıştı. Netanyahu, Witkoff ile yaptığı görüşmesinde, İsrail ordusunun Philadelphia (Selahaddin) Ekseni’nden ikinci aşamanın sonunda çekilmesi şartıyla, ikinci aşamanın birinci aşamanın uygulanması sırasında müzakere edilmesini kabul ettiğini belirtti.

Müzakerelerin gidişatı hakkında bilgi sahibi olan birçok İsrailli yetkili, başlıca konularda halen bir mutabakat olmadığını ve anlaşmaya yönelik herhangi bir ilerlemenin ancak Hamas'ın savaşın durması şartından ya da Netanyahu'nun savaşı sürdürmekten geri adım atması halinde gerçekleşeceğini ve şimdiye kadar taraflardan hiçbirinin böyle bir taviz vermediğini belirtti.

Müzakerelerin başarılı olmasının Hamas'a bağlı olduğunu söyleyen Netanyahu'ya yakın bir isim, “Bugünlerde, birçok ayrıntıyı barındıran karmaşık bir anlaşmanın imzalanması ve uygulanması için anlaşmanın tüm yönleriyle uğraştık. Anlaşmayı sonuçlandırmaya yakın olduğumuzu umuyoruz, ancak henüz imza aşamasına gelmediğimizi, bunun da büyük ölçüde Hamas'a bağlı olduğunu ve tüm konuların masada olduğunu ve Hamas’ın şimdi bir sonraki adımı atması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

defvrgtbyh
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

Öte yandan İsrail'de Netanyahu'nun ikinci aşamanın sonunda İsrail ordusunun Philadelphia Ekseni’nden çekilmesini kabul edeceği yönündeki söylemlerin savaşı sona erdirmeyi hala reddettiğinin bir göstergesi olduğunu düşünenler var. Zira şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işarete rastlanmadı.

İsrailli müzakere heyetinin bir anlaşmaya varmadan geri dönmemesini isteyen rehinelerin aileleri Netanyahu'yu anlaşmayı engellemekle suçlarken, yakınları, anlaşmanın ilk aşamasına dâhil edilmeyen rehinelerin aileleri ise kapsamlı ve acil bir esir takası anlaşmasıyla savaşın sona erdirilmesini talep etti. Rehinelerin aileleri, böyle bir anlaşmaya varılmamasının, yakınlarının Hamas tünellerinde ölüme mahkûm edilmesi anlamına geleceğini söyleyerek doğrudan Netanyahu'yu suçladılar.

İsrailliler pazar günü müzakerelerin ilerletilmesi için çabaların yoğunlaştırıldığını açıklarken müzakerelere yakın bir kaynak, önümüzdeki günlerin belirleyici olacağını söyledi. İsrail müzakere heyetinin adımlarını, arabulucuların yanı sıra Witkoff ve Brett McGurk ile koordinasyon içinde attığını söyleyen kaynak, “ABD’nin mevcut ve gelecek yönetimleriyle çok iyi çalışıyoruz. Bu da uzlaşının sürekliliğini sağlıyor. Her iki tarafla da tam bir anlayış var” şeklinde konuştu.

Aralarında müebbet hapis cezasına çarptırılanların da olduğu bin 200'den fazla Filistinli mahkûm

Anlaşmanın ilk aşamasında İsrailli esirlerden 33’ünün serbest bırakılması planlanıyor. Ancak bunların kaçının canlı kaçının ölü olduğu henüz bilinmiyor. İsrailliler, üzerinde anlaşmaya varılacak formüle göre serbest bırakılacak Filistinli mahkûm sayısını belirlemek için canlı ve ölü mahkûmlarla, siviller ve askerler arasında ayrım yapılmasını bekliyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre konu hakkında konuşan Filistin Esirler Cemiyeti Başkanı Kadura Faris, anlaşmaya varılacağına dair temkinli bir iyimserliğe sahip olduklarını söyledi.

Faris, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrailliler ve özellikle de İsrail Başbakanı ile daha önceki müzakerelerde edindiğimiz tecrübeler, Netanyahu’nun son dakikada bile olsa anlaşmayı engelleyecek adımlar atıp atmayacağını merak etmemize neden oluyor. Netanyahu’ya göre hükümetinin devamlılığı, şahsi ve siyasi çıkarları ile hükümet koalisyonunun korunması hala diğer tüm kararların üstünde.”

İsrail'in Hamas'ı taviz vermeye ve İsrail'in şartlarını kabul etmeye zorlamak için askeri baskı politikasına rağmen, Netanyahu ve hükümetinin savaşı durdurmayı kabul etmekten başka çaresi olmadığını söyleyen Faris, “Netanyahu, Doha'da gerçekleşen bir önceki müzakere turunda dokuz İsrailli rehinenin daha salıverilecekler listesine eklenmesi konusunda ısrar etmişti” dedi. Faris’e göre 10 gün önce varılması beklenen anlaşmanın gecikmesinin nedeni de buydu.

Yetkililere göre Witkoff'un Tel Aviv ziyaretinin ardından Netanyahu, ikinci aşamanın, birinci aşamanın uygulanması sırasında müzakere edilmesini ve İsrail ordusunun ikinci aşamanın sonunda Philadelphia Ekseni’nden çekilmesini kabul etti.

Ancak bu şart, başlı başına bir engel teşkil ediyor. Bir anlaşmaya varma ihtimalinin her zamankinden çok daha yakın olduğunu belirten Faris, bin 200 Filistinli mahkûmun serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varılmasının ardından kısa süre önce eklenen İsrailli dokuz rehineye karşılık serbest bırakılacak Filistinli mahkûm sayısını beklediklerini söyledi.

Öte yandan esir takasına ilişkin nasıl bir denklemin olduğu bilinmiyor. Çünkü mevcut aşamada kadın askerlerin de aralarında olduğu yaşayan ya da ölmüş olan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması da bu denklemde yer alıyor. Oysa daha önce üzerinde anlaşılan formüller yalnızca yaşayan İsrailli rehineleri kapsıyordu.

Filistin Esirler Cemiyeti’nin, İsrailli dokuz rehinenin daha serbest bırakılması formülü üzerinde anlaşmaya varılması beklentisi çerçevesinde üzerinde çalışmaya başladığı isimlere göre, İsrail hapishanelerindeki bin 200 Filistinli mahkûmdan 200’ü ömür boyu hapis cezasına çarptırılan mahkûmlar. Bunlardan bazıları Filistin topraklarının ve söz konusu ülkeler olan Mısır, Katar ve Türkiye'nin dışına sürgün edilecek. Faris’e göre buna karşı çıkılmasına ve mahkûmların Batı Şeria, Kudüs ve Gazze'deki memleketlerine dönmek istemelerine rağmen, İsrail'in sürekli tehditleri karşısında yurtdışına çıkmak en iyi seçenek olabilir.

Yine bu bin 200 Filistinli mahkûm arasında Gilad Şalit anlaşmasıyla serbest bırakılan ve İsrail tarafından yeniden tutuklanan 48 mahkûm da bulunuyor ve bunların tamamı kadın, çocuk, yaşlı ve hastalardan oluşuyor. Geriye kalan mahkûmlardan 86’sı kadın ve 326’sı çocukken uygun tıbbi tedaviden mahrum bırakıldıkları cezaevlerindeki insanlık dışı koşullar nedeniyle durumları her geçen gün kötüleşen çok sayıda hasta mahkûm da listede yer alıyor.

Ancak Hamas'ın üst düzey üyelerinden mahkûmları ya da 7 Ekim 2023'te tutuklananlar bu listede yer almayacak.

Hamas'a ödül

Diğer taraftan birçok kişi Trump'ın Beyaz Saray'a girmesine yedi gün kala bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşırken Netanyahu, hükümetini oluşturan koalisyon üyelerinin anlaşmaya tamamen karşı çıkması nedeniyle, hükümetinin tamamen dağılması ihtimaliyle karşı karşıya. Netanyahu, esir takası anlaşmasının onaylanması halinde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve diğer bakanların hükümetten ayrılabileceği yönündeki spekülasyonların ardından Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile dün acil bir görüşme gerçekleştirdi.

c svfbrgtyh
Rehinelerin aileleri, Netanyahu hükümetine savaşı durdurması çağrısında bulundu (AFP)

Smotrich'in kalması Netanyahu'nun hükümetini sürdürmesini sağlayacağından Netanyahu, anlaşmanın onaylanması halinde Smotrich'in tutumunu ve partisinin bu durumda hükümetten çekilip çekilmeyeceğini anlamaya çalışıyor.

Netanyahu'nun yakın çevresine göre iki taraf arasındaki en iyi anlaşma, Smotrich'in anlaşmaya karşı oy kullanması olacak, ancak hükümette kalması için bu henüz garanti değil.

İsrail Yerleşim ve Ulusal Vizyon Bakanı Orit Struck, anlaşmayı ‘terörizm için bir ödül’ olarak nitelendirdi. Netanyahu’ya kendisine karşı gelmemesini söyleyen Struck, “Kırmızı çizgilerimizi biliyor, Hamas'la anlaşma yok, ordu çekilmeyecek ve Gazze'deki savaş sona ermeyecek” diye konuştu.

Bu arada bir yandan kapsamlı ve acil bir anlaşma yapılması ve savaşa son verilmesi çağrısında bulunanlar Gazze'deki çatışmalara ilişkin veriler sunarken Netanyahu hükümeti, Gazze'deki çatışmaları yoğunlaştırarak Hamas'a şartlarını kabul etmesi için askeri baskı politikasını sürdürüyor.

İsrail ordusu dün 188. Tugayı Lübnan'dan Cibaliye’ye nakletti ve müzakerelerin başarısız olması halinde geniş çaplı askeri operasyona hazırlandığını duyurdu.

İsrail ordusundan gelen tehditler İsrail'de öfkeye yol açarken, savaşa son verilmesi çağrısında bulunanlar, son bir hafta içinde 10 askerin öldürüldüğünü, onlarcasının yaralandığını ve her ay en az bin yaralı askerin ağır travmalar nedeniyle rehabilitasyon merkezlerine başvurduğunu gösteren verilere atıfta bulunarak tepki gösterdiler.

İsrailli askeri Uzman Amos Harel'e göre İsrailli yetkililerin açıklamalarının tersine, Gazze'deki savaşın hiçbir gerçek faydası bulunmuyor. İsrail ordusundaki ölümlere ve yaralanmalara ilişkin verilerin ciddi boyutlarda olduğunu belirten Harel, “İsrail ordusunun Hamas'a ağır bir bedel ödettiği doğru ama tam bir askeri zaferin yakınından bile geçmiyor. Dahası uzun ve acımasız bir yıpratma savaşında ağır kayıplar veriyor” yorumunda bulundu.

Anlaşmanın, Gazze'de farklı bir siyasi gerçeklik oluşturma sürecinin başlangıcı olabileceğini ve ABD ile ılımlı Arap ülkelerinin de çözüme dahil edebileceklerini söyleyen Harel, “Bu büyük bir kumar, ancak kan dökmeye devam etmekten daha iyi. En azından Hamas yeniden saldırırsa, İsrail’in ona karşı savaşı sürdürmesi için gerekçesi olacak” değerlendirmesinde bulundu.



Belirsizlik sona erdi: ABD-İran müzakereleri bugün İsviçre'de başlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi ağırladı, 20 Haziran 2026 (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi ağırladı, 20 Haziran 2026 (EPA)
TT

Belirsizlik sona erdi: ABD-İran müzakereleri bugün İsviçre'de başlıyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi ağırladı, 20 Haziran 2026 (EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'da Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'yi ağırladı, 20 Haziran 2026 (EPA)

ABD ile İran arasındaki müzakerelerin başlayıp başlamayacağına ilişkin belirsizlik, günlerce süren kararsızlık, gerilimin tırmanacağı sinyali veren açıklamalar ve çelişkili sızıntıların ardından nihayet sona erdi. Heyetlerin tamamı cumartesi akşamı İsviçre'nin Zürih dağlarındaki tenha bir tatil beldesi olan Bürgenstock’a ulaştı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre müzakereler pazar sabahı başlayacak.

Müzakerelerin resmen başlamasıyla birlikte mutabakat muhtırasında nihai bir anlaşmaya ulaşmak için öngörülen 60 günlük geri sayım da işlemeye başladı. Muhtıra, iki tarafın mutabık kalması halinde sürenin uzatılabileceğini hüküm altına almış olmakla birlikte uzatma süresine ilişkin herhangi bir üst sınır belirlenmemiş.

ABD heyeti, özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın başkanlığında İsviçre'ye ulaştı. İran ise müzakere tarihinin en üst düzey heyetiyle masaya oturuyor. Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf liderliğindeki heyette Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Hemmeti, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri, Petrol Bakanı Yardımcısı ve Ulusal Petrol Şirketi Başkanı ile Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey yetkililer yer alıyor.

devfedv
Umman Körfezi'nde, Hürmüz Boğazı ile Arap Denizi'ni birbirine bağlayan rotalarda seyreden tankerler ve yük gemileri (AP)

Aralarında mali uzmanların da bulunduğu İran heyetini oluşturan isimler, Tahran'ın önceliklerinin mutabakat muhtırasında da taahhüt edilen petrol satışına yönelik muafiyetler ile buna bağlı finansal işlemlerin kolaylaştırılması olduğuna işaret ediyor.

Tüm bu gelişmelerden önce bölgede sahadaki gelişmeler de hız kazandı. ‘İsviçre sürecinin’ akıbeti ve anlaşmanın geleceğine ilişkin bölgesel ve uluslararası endişeler de giderek arttı.

Gerilimi tırmandıran adım

Gerilimi tırmandıran önemli bir adım olarak Tahran, cumartesi günü Mehr haber ajansı aracılığıyla Yüksek Ortak Askeri Komutanlığın Hürmüz Boğazı'nı gemi trafiğine kapatma kararı aldığını ‘ilk adım’ olarak duyurdu ve Washington'ın taahhütlerini yerine getirmemesi halinde mutabakatın ‘tehlikeye girebileceği’ uyarısında bulundu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars haber ajansı ise İsviçre'ye giden İran heyetinin ABD'nin şarta bağlı 5 yükümlülüğünün yerine getirilmesini ve İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını durdurmasının zorla kabul ettirilmesini talep edeceğini vurguladı.

ABD ordusu ise ‘teyakkuz’ halini koruyarak deniz ulaşım özgürlüğünü desteklemeye yönelik operasyonlarını sürdürdüğünü teyit etti. Cumartesi günü boğazdan geçen 55 ticaret gemisini ve 17 milyondan fazla varil petrol transferini izlediğini açıkladı.

Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Fox News'e verdiği röportajda Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararına ilişkin kaygıları önemsiz bularak bunları reddetti. Vance, Trump'ın tutumunu değiştirmesi halinde İran'a el uzatmaya hazır olduğunu, İsrail hükümeti içindeki bazı kesimlerin aksine Başkan’ın müzakerelere şans tanımaya karar verdiğini belirtti.

Vance ayrıca önümüzdeki günlerde İsviçre'yi ziyaret ederek teknik görüşmelere katılmayı planladığını da açıkladı. Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre bugün başlayacak olan söz konusu teknik görüşmeler, ‘İslamabad Mutabakat Muhtırası’nın takibi amacıyla ABD’li ve İranlı temsilcilerin yanı sıra Pakistan ve Katar'dan arabulucuların katılımıyla yürütülüyor.

İranlı yetkililer, İran heyetinin Tahran'dan ayrılmasına saatler kala İsrail'in Lübnan'daki savaşı sona erdirmesine yönelik güvenceler alınmadan müzakereye katılmayacaklarını kamuoyuyla paylaşmaya devam etti. Ancak Washington daha sonra İsrail'in Lübnan'da ateşkesi kabul ettiğini açıkladı. Hizbullah da bu karara onay verdiğini duyurdu.

İsrail ve Lübnan’daki ateşkes

İsrail televizyonu Kanal 12, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın, işgal altındaki bölgelerden çekilmeksizin Lübnan'da ateşkes emri verdiğini bildirdi. Bu karar, Lübnan'ın güneyinde onlarca kişinin hayatını kaybettiği şiddetli saldırıların ardından alındı. Söz konusu gelişme İran'ı Washington ile sürdürdüğü müzakereleri askıya almakla tehdit etmeye yöneltirken Arap ülkeleri ateşkesi kurtarmak amacıyla Washington nezdinde yoğun diplomatik temaslara girişti.

Şarku’l Avsat'ın Beyrut'taki kaynaklardan edindiği bilgilere göre Körfez ülkeleri, tansiyonu düşürmek ve Lübnan'daki ateşkesi kalıcı kılmak için Washington ile yoğun temaslarını sürdürüyor. Kaynaklara göre bu çabalar şu an ateşkesi denetleyecek bir mekanizma oluşturmaya ve ihlallerin kaynağını tespit etme kapasitesi sağlamaya odaklanmış durumda. Geçtiğimiz yıl varılan ateşkesle kurulan ‘mekanizma komitesinin’ yeniden işler hale getirilmesi de bu süreç için kabul görebilecek seçenekler arasında yer alıyor.

dfvgr
İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği bombardıman sonucu yükselen duman, 20 Haziran 2026 (Reuters)

İsrail, Hizbullah’a ait mevzilere yönelik saldırılarını sürdürürken Pakistan, Washington ile Tahran arasındaki arabuluculuk rolünü yoğunlaştırdı. İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi dün Tahran'a giderek İsviçre’deki müzakerelerin ertelenmemesi talep edilen bir mesaj iletti. Nakvi'nin bu ziyareti, ABD Başkanı'nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un İsviçre'ye hareket etmesinden yalnızca birkaç saat sonra gerçekleşti. Trump'ın damadı ve müzakere ekibinin üyesi Jared Kushner ise günler önce İsviçre'ye gitmişti.

Pakistan heyeti, Katar heyeti ve alt düzey bir Amerikan heyeti günlerdir Bürgenstock tatil beldesinde bekliyordu. Ancak bu hafta başlarından bu yana belirsizlik devam etti.

Güvenlik önlemleri

İran ve ABD heyetlerinin müzakerelerin yapılacağı İsviçre’ye geldikleri teyit edilmeden önce tatil beldesinin çevresinde güvenlik önlemleri alınmıştı. Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif'in hafta ortasında İsviçre'ye yapacağı ziyareti iptal etmesi, müzakerelerin gerçekten başlayıp başlamayacağına ilişkin şüpheleri körükleyen ilk işaret oldu. Beyaz Saray'ın Başkan Yardımcısı JD Vance'in perşembe gecesi İsviçre'ye gitmeyeceğini açıklaması ise karamsarlığı daha da derinleştirdi. Bunu İsviçre'nin cuma günü planlanan görüşmelerin iptal edildiğine dair duyurusu izledi. Ancak İsviçre Dışişleri Bakanlığı herhangi bir heyetin gelişine hazırlıklı olmak amacıyla güvenlik önlemlerinin sürdürüleceğini ekledi.

Nitekim Pakistan'ın yoğunlaştırdığı diplomatik temaslar ve İçişleri Bakanı’nın Tahran ziyaretinin ardından İran, pazar günü Amerikalı tarafla müzakere masasına oturmak üzere İsviçre'ye heyet göndereceğini açıkladı. İki tarafın yüz yüze mi yoksa yalnızca arabulucular aracılığıyla mı müzakere edeceği ise hâlâ netlik kazanmadı.

erevgfr
İran ve ABD arasında arabulucuların da katıldığı müzakereler İsviçre'deki Burgstock tatil beldesinde yapılıyor (Arşiv - AFP)

Tüm heyetlerin bir arada bulunacağı tatil beldesinde, tarafların doğrudan karşılaşmasını önlemek amacıyla heyetlerin ayrı ayrı yerleştirilebileceği birden fazla bina yer alıyor. ABD doğrudan müzakere yürütülmesini tercih ederken İran bu yönteme karşı çıkıyor.

İsviçre Dışişleri Bakanlığı ise kısa bir açıklama yayımlayarak Bürgenstock'taki görüşmeler için ‘gizli ve güvenilir bir çerçeve sunmayı’ sürdürdüğünü belirterek “Şu anda sahada bulunan çeşitli ülkelerden diplomatlar, diyaloğun canlı tutulması için çalışmalarını yoğunlaştırıyor. Gizlilik gerekçesiyle hazır bulunan kişiler ve görüşmelerin içeriği hakkında ek bilgi verilmesi mümkün değil” diye ekledi.

2015 yılında İran ile 6+1 ülkeler grubu arasında Avrupa Birliği’nin (AB) arabuluculuğunda varılan anlaşmanın müzakere süreci yaklaşık iki yıl sürdüğünü hatırlatılmalı. Trump'ın birinci başkanlık dönemindeki yönetiminin anlaşmadan çekilmesinin ardından nükleer anlaşmanın yeniden yürürlüğe girmesi için yürütülen müzakereler de yaklaşık iki yıl sürdü ve herhangi bir anlaşmaya varılamadan sona erdi.


İsrail'in Lübnan'ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği baskınlarda 7 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'de bir aracı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'de bir aracı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
TT

İsrail'in Lübnan'ın doğu ve güney bölgelerine düzenlediği baskınlarda 7 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'de bir aracı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'de bir aracı hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (DPA)

Lübnan Sağlık Bakanlığı, yaptığı açıklamada, İsrail'in ülkenin doğusundaki Sahmar beldesine düzenlediği hava saldırılarında bir çocuk ve bir kadın dahil 5 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Bakanlık ayrıca, ülkenin güneyindeki Sur Bölgesi yakınlarına düzenlenen ayrı bir İsrail saldırısında 2 Filistinlinin daha öldüğünü bildirdi.

Saldırıların, dün günün ilerleyen saatlerinde çatışmaların durdurulmasına yönelik açıklamadan kısa süre önce gerçekleştiği belirtildi. İsrail Savunma Kuvvetleri'nden bir yetkili, siyasi makamlar tarafından Güney Lübnan'da Hizbullah ile çatışmaların durdurulması yönünde talimat aldıklarını açıkladı.

İsrailli yetkili, ordunun buna rağmen bölgede "savunma amaçlı" faaliyetlerini sürdürmeye devam edeceğini ifade etti.


Gazze'de İsrail'in saldırılarında aralarında aynı aileden 4 kişi ve bir gazetecinin de bulunduğu 11 Filistinli öldürüldü

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına bakan bir tepeden çocuklar, iki gün önce yakınlardan yükselen duman sütununu izliyor (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına bakan bir tepeden çocuklar, iki gün önce yakınlardan yükselen duman sütununu izliyor (AFP)
TT

Gazze'de İsrail'in saldırılarında aralarında aynı aileden 4 kişi ve bir gazetecinin de bulunduğu 11 Filistinli öldürüldü

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına bakan bir tepeden çocuklar, iki gün önce yakınlardan yükselen duman sütununu izliyor (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampına bakan bir tepeden çocuklar, iki gün önce yakınlardan yükselen duman sütununu izliyor (AFP)

Sivil savunma ve tıbbi kaynaklardan dün yapılan açıklamalara göre, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında, aynı aileden dört kişi ve El Cezire kanalında çalışan bir gazetecinin de aralarında bulunduğu 11 Filistinli hayatını kaybetti.

Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, AFP’ye yaptığı açıklamada, "İsrail'e ait bir savaş uçağının cumartesi sabaha karşı Gazze kentinin güney orta kesimindeki el-Sabra mahallesinde bir apartman dairesini hedef alması sonucu 4 şehit ve 12 yaralı Gazze'deki Şifa Hastanesi'ne nakledildi" dedi. Basal, hayatını kaybeden 4 kişinin bir adam, eşi ve iki kız çocukları olduğunu belirtti.

Hava saldırısı hedef alınan daireyi tamamen yıkarken, birkaç kattan oluşan binada ve çevredeki komşu evlerde de büyük hasara yol açtı.

Şifa Hastanesi Acil Servisi, hayatını kaybeden dört kişinin ve yaralıların hastaneye ulaştığını doğrulayarak, "Yaralılardan birinin durumunun kritik olduğunu ve vücudunun çeşitli yerlerindeki şarapnel parçalarını çıkarmak için acil ameliyata alınması gerektiğini" bildirdi.

Sadece masum sivillerdi

Hayatını kaybedenlerin yakınlarından Nail el-Safadi, yaşananları şu sözlerle anlattı:

"Gece saat iki sularında kuzenlerim uyurken (İsrail) onları füzeyle vurdu. Hamas'la ya da başka bir şeyle hiçbir bağları yoktu. Masum çocuklar... Günahları neydi? Onlar sadece sivil."

Saldırı bölgesinden gelen görüntülerde, hedef alınan dairenin dış duvarının tamamen yıkıldığı, hasar gören binanın içine ise molozlar, kıyafetler ve yataklar gibi ev eşyalarının saçıldığı görüldü.

Saldırıdan yaralı kurtulan ve alnı sargılı olan Muhammed el-Safadi ise "Vallahi hâlâ rüyadayım, inanamıyorum. Başımıza böyle bir şey geleceğini hiç tahmin etmezdim" diyerek, "Vurdukları insanların hepsi sivil. Ben bir sivilim; yemin ederim hayatımda hiç silah taşımadım, hiç ateş etmedim" ifadelerini kullandı.

Gazze Şeridi'ndeki savaşta İsrail askerleri (Arşiv- AFP)Gazze Şeridi'ndeki savaşta İsrail askerleri (Arşiv- AFP)

Öte yandan Şifa Hastanesi yetkilileri, Gazze kentinin kuzeybatısındaki İbad el-Rahman mahallesinde bir grup vatandaşı hedef alan İsrail insansız hava aracı (İHA) saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin daha cenazesinin hastaneye getirildiğini, saldırıda 4 kişinin de yaralandığını bildirdi.

El Cezire muhabiri hayatını kaybetti

Sivil savunma ekiplerinin aktardığına göre dün ilerleyen saatlerde İsrail'in düzenlediği diğer saldırılarda, Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki el-Bureyc mülteci kampında bir evin hedef alınması sonucu biri gazeteci olmak üzere 6 kişi daha hayatını kaybetti.

Sivil Savunma tarafından yapılan açıklamada, "İşgal güçlerine ait uçakların Gazze Şeridi'nin merkezindeki el-Bureyc kampında bir evi hedef alması sonucu, aralarında El Cezire Mübaşir kanalı muhabiri gazeteci Ahmed Vişah'ın da bulunduğu 3 şehit verdik ve çok sayıda kişi yaralandı" denildi.

El Cezire Medya Ağı, Ahmed Vişah'ın hayatını kaybetmesiyle birlikte, savaşın başından bu yana Gazze'de öldürülen 12. çalışanı olduğunu duyurarak, İsrail'in gazetecilere yönelik "süregelen suçlarını" kınadı. Kanaldan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Ağımız, işgal güçlerinin Gazze'deki muhabirlerine ve çalışanlarına karşı işlediği bu suçların devam etmesini şiddetle kınamakta; uluslararası topluma ve ilgili hukuki kurumlara, bu vahşi suçlara karışan İsrail sorumlularının cezalandırılması için acil ve somut adımlar atma çağrısını yinelemektedir."

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada gazeteci Vişah'ın öldürüldüğünü doğrulayarak, kendisinin "Hamas bünyesinde faaliyet gösteren bir terör unsuru" olduğunu iddia etti.

Sivil savunma ekipleri farklı açıklamalarında; Han Yunus (güney), Beyt Lahiya (kuzey) ve Gazze kentinin batısındaki el-Raşid Caddesi'ne düzenlenen saldırılarda 3 kişinin daha hayatını kaybettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Gazze'deki Sağlık Bakanlığı makamlarından elde ettiği bilgiye göre, geçtiğimiz ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından Gazze Şeridi'nde 1000'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM), söz konusu bakanlığın verilerini güvenilir kabul ediyor.

İsrail ordusu ise ateşkes ilanından bu yana Gazze Şeridi'nde 5 askerinin öldüğünü açıkladı.