Esir takası anlaşması: Hamas müzakerelerde manevra yaparken İsrail askeri baskı uyguluyor

Netanyahu son gelişmeleri görüşmek üzere bakanlarıyla bir araya geldi. Bin 200 Filistinlinin serbest bırakılması bekleniyor

Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
TT

Esir takası anlaşması: Hamas müzakerelerde manevra yaparken İsrail askeri baskı uyguluyor

Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)

Emal Şehade

ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Tel Aviv'de gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakere heyetini apar topar Katar'a göndermeyi kabul etmesinden sonra, İsrailliler arasında kısa süre içinde bir anlaşmaya varılabileceğine dair büyük bir iyimser hava hâkim oldu. Ancak siyasetçiler ve müzakerelerin gidişatını bilen bazı askeri ve güvenlik kurumlarından yetkililer, müzakerelerde bir ilerleme olmadığını vurguladılar.

Esir takası müzakerelerine katılmak üzere Doha'ya gidecek İsrail heyetinde İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad Şefi David Barnea, İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Direktörü Ronen Bar ve İsrail ordusunda kayıp kişiler ve esirlerden sorumlu komutan Nitzan Alon’un yanı sıra Netanyahu'nun siyasi danışmanı Ofir Falic, Başbakan'ın müzakere oturumlarına katılması için ısrar ettiği kişi. Heyete dahil edilmesine yönelik protestolara rağmen, bazıları bunu bir yandan Netanyahu ile müzakere heyeti arasındaki güven eksikliği, diğer yandan da Netanyahu'nun gündeme getirerek anlaşmanın ilerlemesine engel teşkil ettiği bazı noktalarda, aralarında anlaşmazlık olduğu yorumlarının yapılmasına yol açtı.

Bu hızlı adımlar, özellikle Witkoff'un Tel Aviv'de ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'a girmeden önce bir anlaşmaya varılması gerektiğine dair verdiği mesajın ardından atıldı. Mesaj, İsrail'in Trump'ın 20 Ocak'tan önce bir ateşkes anlaşmasına varılması talebine karşı gösterdiği iyimserlik ve duyarlılıkla, Trump'ın Beyaz Saray'a girmesine yedi gün kala bunu başarmanın imkânsızlığı arasındaki uçurumu derinleştirdi.

Netanyahu bir önceki müzakere turunda, esir takası listesine İsrailli rehinelerden dokuzunun eklenmesi konusunda ısrar etmiş, çeşitli arabulucuların ve Washington'ın baskıları sonucunda bu konuda anlaşmaya varılmıştı. Netanyahu, Witkoff ile yaptığı görüşmesinde, İsrail ordusunun Philadelphia (Selahaddin) Ekseni’nden ikinci aşamanın sonunda çekilmesi şartıyla, ikinci aşamanın birinci aşamanın uygulanması sırasında müzakere edilmesini kabul ettiğini belirtti.

Müzakerelerin gidişatı hakkında bilgi sahibi olan birçok İsrailli yetkili, başlıca konularda halen bir mutabakat olmadığını ve anlaşmaya yönelik herhangi bir ilerlemenin ancak Hamas'ın savaşın durması şartından ya da Netanyahu'nun savaşı sürdürmekten geri adım atması halinde gerçekleşeceğini ve şimdiye kadar taraflardan hiçbirinin böyle bir taviz vermediğini belirtti.

Müzakerelerin başarılı olmasının Hamas'a bağlı olduğunu söyleyen Netanyahu'ya yakın bir isim, “Bugünlerde, birçok ayrıntıyı barındıran karmaşık bir anlaşmanın imzalanması ve uygulanması için anlaşmanın tüm yönleriyle uğraştık. Anlaşmayı sonuçlandırmaya yakın olduğumuzu umuyoruz, ancak henüz imza aşamasına gelmediğimizi, bunun da büyük ölçüde Hamas'a bağlı olduğunu ve tüm konuların masada olduğunu ve Hamas’ın şimdi bir sonraki adımı atması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

defvrgtbyh
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

Öte yandan İsrail'de Netanyahu'nun ikinci aşamanın sonunda İsrail ordusunun Philadelphia Ekseni’nden çekilmesini kabul edeceği yönündeki söylemlerin savaşı sona erdirmeyi hala reddettiğinin bir göstergesi olduğunu düşünenler var. Zira şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işarete rastlanmadı.

İsrailli müzakere heyetinin bir anlaşmaya varmadan geri dönmemesini isteyen rehinelerin aileleri Netanyahu'yu anlaşmayı engellemekle suçlarken, yakınları, anlaşmanın ilk aşamasına dâhil edilmeyen rehinelerin aileleri ise kapsamlı ve acil bir esir takası anlaşmasıyla savaşın sona erdirilmesini talep etti. Rehinelerin aileleri, böyle bir anlaşmaya varılmamasının, yakınlarının Hamas tünellerinde ölüme mahkûm edilmesi anlamına geleceğini söyleyerek doğrudan Netanyahu'yu suçladılar.

İsrailliler pazar günü müzakerelerin ilerletilmesi için çabaların yoğunlaştırıldığını açıklarken müzakerelere yakın bir kaynak, önümüzdeki günlerin belirleyici olacağını söyledi. İsrail müzakere heyetinin adımlarını, arabulucuların yanı sıra Witkoff ve Brett McGurk ile koordinasyon içinde attığını söyleyen kaynak, “ABD’nin mevcut ve gelecek yönetimleriyle çok iyi çalışıyoruz. Bu da uzlaşının sürekliliğini sağlıyor. Her iki tarafla da tam bir anlayış var” şeklinde konuştu.

Aralarında müebbet hapis cezasına çarptırılanların da olduğu bin 200'den fazla Filistinli mahkûm

Anlaşmanın ilk aşamasında İsrailli esirlerden 33’ünün serbest bırakılması planlanıyor. Ancak bunların kaçının canlı kaçının ölü olduğu henüz bilinmiyor. İsrailliler, üzerinde anlaşmaya varılacak formüle göre serbest bırakılacak Filistinli mahkûm sayısını belirlemek için canlı ve ölü mahkûmlarla, siviller ve askerler arasında ayrım yapılmasını bekliyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre konu hakkında konuşan Filistin Esirler Cemiyeti Başkanı Kadura Faris, anlaşmaya varılacağına dair temkinli bir iyimserliğe sahip olduklarını söyledi.

Faris, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrailliler ve özellikle de İsrail Başbakanı ile daha önceki müzakerelerde edindiğimiz tecrübeler, Netanyahu’nun son dakikada bile olsa anlaşmayı engelleyecek adımlar atıp atmayacağını merak etmemize neden oluyor. Netanyahu’ya göre hükümetinin devamlılığı, şahsi ve siyasi çıkarları ile hükümet koalisyonunun korunması hala diğer tüm kararların üstünde.”

İsrail'in Hamas'ı taviz vermeye ve İsrail'in şartlarını kabul etmeye zorlamak için askeri baskı politikasına rağmen, Netanyahu ve hükümetinin savaşı durdurmayı kabul etmekten başka çaresi olmadığını söyleyen Faris, “Netanyahu, Doha'da gerçekleşen bir önceki müzakere turunda dokuz İsrailli rehinenin daha salıverilecekler listesine eklenmesi konusunda ısrar etmişti” dedi. Faris’e göre 10 gün önce varılması beklenen anlaşmanın gecikmesinin nedeni de buydu.

Yetkililere göre Witkoff'un Tel Aviv ziyaretinin ardından Netanyahu, ikinci aşamanın, birinci aşamanın uygulanması sırasında müzakere edilmesini ve İsrail ordusunun ikinci aşamanın sonunda Philadelphia Ekseni’nden çekilmesini kabul etti.

Ancak bu şart, başlı başına bir engel teşkil ediyor. Bir anlaşmaya varma ihtimalinin her zamankinden çok daha yakın olduğunu belirten Faris, bin 200 Filistinli mahkûmun serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varılmasının ardından kısa süre önce eklenen İsrailli dokuz rehineye karşılık serbest bırakılacak Filistinli mahkûm sayısını beklediklerini söyledi.

Öte yandan esir takasına ilişkin nasıl bir denklemin olduğu bilinmiyor. Çünkü mevcut aşamada kadın askerlerin de aralarında olduğu yaşayan ya da ölmüş olan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması da bu denklemde yer alıyor. Oysa daha önce üzerinde anlaşılan formüller yalnızca yaşayan İsrailli rehineleri kapsıyordu.

Filistin Esirler Cemiyeti’nin, İsrailli dokuz rehinenin daha serbest bırakılması formülü üzerinde anlaşmaya varılması beklentisi çerçevesinde üzerinde çalışmaya başladığı isimlere göre, İsrail hapishanelerindeki bin 200 Filistinli mahkûmdan 200’ü ömür boyu hapis cezasına çarptırılan mahkûmlar. Bunlardan bazıları Filistin topraklarının ve söz konusu ülkeler olan Mısır, Katar ve Türkiye'nin dışına sürgün edilecek. Faris’e göre buna karşı çıkılmasına ve mahkûmların Batı Şeria, Kudüs ve Gazze'deki memleketlerine dönmek istemelerine rağmen, İsrail'in sürekli tehditleri karşısında yurtdışına çıkmak en iyi seçenek olabilir.

Yine bu bin 200 Filistinli mahkûm arasında Gilad Şalit anlaşmasıyla serbest bırakılan ve İsrail tarafından yeniden tutuklanan 48 mahkûm da bulunuyor ve bunların tamamı kadın, çocuk, yaşlı ve hastalardan oluşuyor. Geriye kalan mahkûmlardan 86’sı kadın ve 326’sı çocukken uygun tıbbi tedaviden mahrum bırakıldıkları cezaevlerindeki insanlık dışı koşullar nedeniyle durumları her geçen gün kötüleşen çok sayıda hasta mahkûm da listede yer alıyor.

Ancak Hamas'ın üst düzey üyelerinden mahkûmları ya da 7 Ekim 2023'te tutuklananlar bu listede yer almayacak.

Hamas'a ödül

Diğer taraftan birçok kişi Trump'ın Beyaz Saray'a girmesine yedi gün kala bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşırken Netanyahu, hükümetini oluşturan koalisyon üyelerinin anlaşmaya tamamen karşı çıkması nedeniyle, hükümetinin tamamen dağılması ihtimaliyle karşı karşıya. Netanyahu, esir takası anlaşmasının onaylanması halinde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve diğer bakanların hükümetten ayrılabileceği yönündeki spekülasyonların ardından Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile dün acil bir görüşme gerçekleştirdi.

c svfbrgtyh
Rehinelerin aileleri, Netanyahu hükümetine savaşı durdurması çağrısında bulundu (AFP)

Smotrich'in kalması Netanyahu'nun hükümetini sürdürmesini sağlayacağından Netanyahu, anlaşmanın onaylanması halinde Smotrich'in tutumunu ve partisinin bu durumda hükümetten çekilip çekilmeyeceğini anlamaya çalışıyor.

Netanyahu'nun yakın çevresine göre iki taraf arasındaki en iyi anlaşma, Smotrich'in anlaşmaya karşı oy kullanması olacak, ancak hükümette kalması için bu henüz garanti değil.

İsrail Yerleşim ve Ulusal Vizyon Bakanı Orit Struck, anlaşmayı ‘terörizm için bir ödül’ olarak nitelendirdi. Netanyahu’ya kendisine karşı gelmemesini söyleyen Struck, “Kırmızı çizgilerimizi biliyor, Hamas'la anlaşma yok, ordu çekilmeyecek ve Gazze'deki savaş sona ermeyecek” diye konuştu.

Bu arada bir yandan kapsamlı ve acil bir anlaşma yapılması ve savaşa son verilmesi çağrısında bulunanlar Gazze'deki çatışmalara ilişkin veriler sunarken Netanyahu hükümeti, Gazze'deki çatışmaları yoğunlaştırarak Hamas'a şartlarını kabul etmesi için askeri baskı politikasını sürdürüyor.

İsrail ordusu dün 188. Tugayı Lübnan'dan Cibaliye’ye nakletti ve müzakerelerin başarısız olması halinde geniş çaplı askeri operasyona hazırlandığını duyurdu.

İsrail ordusundan gelen tehditler İsrail'de öfkeye yol açarken, savaşa son verilmesi çağrısında bulunanlar, son bir hafta içinde 10 askerin öldürüldüğünü, onlarcasının yaralandığını ve her ay en az bin yaralı askerin ağır travmalar nedeniyle rehabilitasyon merkezlerine başvurduğunu gösteren verilere atıfta bulunarak tepki gösterdiler.

İsrailli askeri Uzman Amos Harel'e göre İsrailli yetkililerin açıklamalarının tersine, Gazze'deki savaşın hiçbir gerçek faydası bulunmuyor. İsrail ordusundaki ölümlere ve yaralanmalara ilişkin verilerin ciddi boyutlarda olduğunu belirten Harel, “İsrail ordusunun Hamas'a ağır bir bedel ödettiği doğru ama tam bir askeri zaferin yakınından bile geçmiyor. Dahası uzun ve acımasız bir yıpratma savaşında ağır kayıplar veriyor” yorumunda bulundu.

Anlaşmanın, Gazze'de farklı bir siyasi gerçeklik oluşturma sürecinin başlangıcı olabileceğini ve ABD ile ılımlı Arap ülkelerinin de çözüme dahil edebileceklerini söyleyen Harel, “Bu büyük bir kumar, ancak kan dökmeye devam etmekten daha iyi. En azından Hamas yeniden saldırırsa, İsrail’in ona karşı savaşı sürdürmesi için gerekçesi olacak” değerlendirmesinde bulundu.



BM yetkilisi Gazze Şeridi sakinlerine "onurlarının" iade edilmesi çağrısında bulundu

Gazze şehrinde çadırının içinde yerinden edilmiş bir Filistinli, (Reuters)
Gazze şehrinde çadırının içinde yerinden edilmiş bir Filistinli, (Reuters)
TT

BM yetkilisi Gazze Şeridi sakinlerine "onurlarının" iade edilmesi çağrısında bulundu

Gazze şehrinde çadırının içinde yerinden edilmiş bir Filistinli, (Reuters)
Gazze şehrinde çadırının içinde yerinden edilmiş bir Filistinli, (Reuters)

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) yetkilisi dün yaptığı açıklamada, Gazze’deki insanların yalnızca hayatta kalmakla yetinmek zorunda bırakılmaması, “onurlarını yeniden kazanmaları” gerektiğini söyledi. Yetkili, İsrail’in insani yardım dağıtımını engellemesini de eleştirdi.

BM Güvenlik Konseyi’nde konuşan Tom Fletcher, 10 Ekim’de İsrail ile Hamas arasında yürürlüğe giren ateşkesin ardından Gazze’ye yönelik yardım akışında bir miktar iyileşme sağlandığını ve bölgeye günlük ortalama 100 yardım tırının giriş yaptığını belirtti.

Fletcher, bu gelişmeleri “kırılgan kazanımlar” olarak nitelendirerek, bunların Filistinlilerin ihtiyaç duyduğu ve uluslararası hukukun gerektirdiği asgari düzey olduğunu vurguladı.

Fletcher, “Hedefimizin ve irademizin, yalnızca çocukların hayatta kalmalarını sağlayacak kadar kalori alabildiği, aynı zamanda sürekli bombardımandan kaçındığı, açlık, fare ısırıkları, yerinden edilme ve eğitimden mahrumiyetle karşı karşıya olduğu bir dünya olması kabul edilemez” dedi.

BM yetkilisi, “Silahların susması yeterli değildir, onuru yeniden tesis etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Fletcher ayrıca Gazze’ye açılan bütün sınır kapılarının açılması ve tıbbi malzeme ile yakıt gibi ürünlerin girişine yönelik İsrail kısıtlamalarının derhal kaldırılması çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Oxfam Küresel İnsani Politika Sorumlusu Bushra Khalidi de Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada üye ülkelere “hızlı, cesur ve insani” hareket etme çağrısı yaptı.


Hizbullah, Lübnan'ın güneyindeki kanlı çatışmalarda 3 İsrail tankının imha edildiğini açıkladı

İsrail askeri araçları İsrail-Lübnan sınırına yakın bölgelerde devriye geziyor (Reuters)
İsrail askeri araçları İsrail-Lübnan sınırına yakın bölgelerde devriye geziyor (Reuters)
TT

Hizbullah, Lübnan'ın güneyindeki kanlı çatışmalarda 3 İsrail tankının imha edildiğini açıkladı

İsrail askeri araçları İsrail-Lübnan sınırına yakın bölgelerde devriye geziyor (Reuters)
İsrail askeri araçları İsrail-Lübnan sınırına yakın bölgelerde devriye geziyor (Reuters)

Hizbullah, bugün yaptığı açıklamada, Güney Lübnan’daki şiddetli çatışmalarda İsrail’e ait üç tankı imha ettiğini duyurdu. Açıklama, İsrail’in günün erken saatlerinde güney bölgelerine düzenlediği ve Lübnan basınına göre üç kişinin ölümüne yol açan hava saldırılarının ardından geldi.

İsrail askeri araçları Lübnan sınırında (EPA)İsrail askeri araçları Lübnan sınırında (EPA)

Hizbullah’ın açıklamasına göre, İsrail ordusuna ait bir zırhlı birlik ve bir piyade birliği, Nebatiye kentine hâkim stratejik Ali Tahir tepesi yönünde ilerlemeye çalışırken hedef alındı. Grup, üç Merkava tankının güdümlü füzelerle vurularak imha edildiğini bildirdi.

Açıklamada ayrıca çatışmaların devam ettiği ifade edildi.

Son günlerde ABD-İran arasında varılan mutabakatın ardından güney Lübnan’daki çatışmaların şiddeti azalsa da tamamen sona ermedi. Bu durum, bazı bölgelerde kısmi sivil dönüşlere imkân tanırken, Nebatiye çevresindeki bazı yerleşimlerin hâlâ topçu atışları ve hava saldırılarına maruz kaldığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan resmi ajansı NNA’dan aktardığı habere göre İsrail’e ait bir insansız hava aracının (İHA) dün Kefr Tebnit beldesinde bir aracı hedef alması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerden birinin Gabon’dan dönen bir gurbetçi, diğerinin ise motosiklet yarışlarında dünya şampiyonu olduğu ifade edildi.

Aynı gün Zebdin beldesine düzenlenen başka bir İHA saldırısında da bir gencin öldüğü bildirildi. Böylece mutabakatın açıklanmasından bu yana ölü sayısının 8’e yükseldi.

Kudüs'teki İsrailliler, Lübnan'ın güneyinde insansız hava aracı saldırısı sonucu hayatını kaybeden bir askerin tabutunu taşıyor (AP)Kudüs'teki İsrailliler, Lübnan'ın güneyinde insansız hava aracı saldırısı sonucu hayatını kaybeden bir askerin tabutunu taşıyor (AP)

İsrail ordusu ise Güney Lübnan’da bir askerinin öldüğünü, 7 askerinin ise çatışmalarda yaralandığını açıkladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, UNIFIL’in bölgede yoğun çatışma yaşandığını ve karşılıklı ateş açıldığını bildirdiğini söyledi. Açıklamaya göre dün toplam 143 mühimmat kullanımı tespit edildi; bunların 119’u İsrail ordusuna, geri kalanı Hizbullah’a atfedildi. Bir gün önce ise 364 mühimmat kaydedildi.

 Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah bayrağının dalgalandığı bölgede, İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar (EPA)Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah bayrağının dalgalandığı bölgede, İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binalar (EPA)

Hizbullah, dün akşam yaptığı açıklamada, İsrail güçlerinin Kefr Tebnit ve Ali Tahir çevresine ilerleme girişimlerine karşı çatışmaların sürdüğünü duyurdu.

Grup, son dört gündür İsrail’in çeşitli eksenlerden ilerleme girişimlerini püskürttüğünü ve bu girişimlere füze ve İHA’larla karşılık verdiğini belirtti.

İsrail ordusu ise bölgeyi “güvenlik bölgesi” olarak tanımlayan ve Lübnan topraklarının yaklaşık 10 kilometre derinliğine uzanan bir harita yayımladı. Ordu, bu bölgede “tehditleri ortadan kaldırmak ve kuzey İsrail’deki sivilleri korumak” amacıyla konuşlandığını açıkladı.

ABD ve İran arasında imzalanan mutabakatın bütün cephelerde “derhal ve kalıcı ateşkes” öngördüğü bildirilirken, Hizbullah lideri Naim Kasım bu anlaşmayı İran için “büyük bir zafer” olarak nitelendirdi.

Hizbullah Meclis Grubu Başkanı Muhammed Raad ise İsrail’in Lübnan’daki hedeflerine ulaşamadığını savunarak, dolaylı müzakere çağrısında bulundu.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, 23 Haziran’da yapılacak görüşmeler öncesinde müzakere heyetine ateşkes ve İsrail’in çekilmesi gibi hedefler konusunda talimat verildiğini açıkladı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’na göre 2 Mart’tan bu yana ülkede 3 bin 900’den fazla kişi hayatını kaybetti. İsrail tarafında ise aynı tarihten bu yana 31 asker ve bir sivilin öldüğü bildirildi.


Faris en-Nur'dan Şarku'l Avsat'a: Savaşa hayır diyenlerle aynı saflardayım

Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
TT

Faris en-Nur'dan Şarku'l Avsat'a: Savaşa hayır diyenlerle aynı saflardayım

Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) lideri Muhammed Hamdan Daklu'nun (Hamideti) hükümetinden istifa eden üst düzey isim Faris en-Nur, Sudan'ın ülkede devam eden savaşı sona erdirme yolunda hâlâ gerçek bir fırsata sahip olduğunu söyledi. En-Nur, bu değerlendirmesini, insani ateşkes sağlanması, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve Sudan krizinin temel nedenlerini ele alacak kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılması amacıyla yürütülen uluslararası girişimlerin giderek güçlenmesine dayandırdı.

En-Nur, "Kuruluş" (Ta'sis) İttifakı Başkanlık Konseyi üyeliğinde bulundu. Ayrıca merkezi Nyala kentinde bulunan paralel hükümet tarafından Hartum Valisi olarak atanmıştı. Uzun yıllar Hamideti'nin danışmanlığını yapan En-Nur, 2023 yılında Cidde'de gerçekleştirilen müzakerelerde Hızlı Destek Kuvvetleri heyetinin önde gelen üyeleri arasında yer aldı.

En-Nur, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada uluslararası girişimlere olumlu baktığını ve çatışmaların durdurulmasını, Sudan halkının çektiği acıların sona erdirilmesini hedefleyen tüm çabaları desteklediğini belirtti.

En-Nur "Bugün savaşın durdurulmasını isteyen güçlerle aynı saftayım. Bunun tüm Sudanlı tarafların etrafında birleşmesi gereken en öncelikli ulusal mesele olduğuna inanıyorum." dedi.

En-Nur, Körfez ülkelerinin kriz yönetimindeki deneyiminden yararlanılması ve "köklü Körfez bilgelğinin" örnek alınması çağrısında bulundu. Özellikle Suudi Arabistan'ın son dönemde sergilediği tutumun Körfez ülkelerinin birlik ve dayanışmasını yansıttığını ifade etti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile yaptığı telefon görüşmesini örnek gösteren En-Nur, görüşmede İran'ın saldırılarının kınanması ve Suudi Arabistan'ın BAE'nin güvenliği ve istikrarını savunmak için tüm imkânlarını seferber etmeye hazır olduğunu vurgulamasının, Körfez ülkeleri arasındaki güçlü bağları ve ortak kader anlayışını ortaya koyduğunu söyledi.

En-Nur, Sudan'ın bugün benzer bir dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirterek şunları söyledi:

"Sudan olarak böylesi tutumlara ne kadar ihtiyaç duyduğumuz ortada. Bu kardeşlik ruhunun sürmesini ve köklü Körfez bilgelğinin Sudan'da barışın sağlanmasına destek olmasını, farklı taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmasını ve halkımızın acılarını sona erdirecek barışçıl çözümleri desteklemesini temenni ediyoruz. Böylece kalkınma, istikrar ve devletin yeniden inşasının önü açılabilir."

En-Nur, Körfez ülkeleriyle birlikte Sudan krizinin çözümüne katkı sağlayacak yeni bir yaklaşım geliştirmeyi arzuladığını da açıkladı. Barış sürecini kapsamlı bir kalkınma ve yeniden imar programının izlemesi gerektiğini belirten En-Nur, bunu Sudan'ın savaşta yıkılan altyapısını, kurumlarını ve kamu hizmetlerini yeniden ayağa kaldıracak "Körfez destekli bir Marshall Planı"na benzetti.

Bugün benim duruşum: Savaşa hayır

En-Nur, mevcut tutumunun tamamen barıştan yana olduğunu ve savaşın sürmesini reddettiğini vurgulayarak, bunun insani ve ekonomik kriz nedeniyle büyük acılar yaşayan Sudan halkının çoğunluğunun beklentisini yansıttığını ifade etti.

"Bugün benim duruşum çok açık: Savaşa hayır. Bu, güvenlik ve istikrar isteyen bütün Sudanlıların tercihidir." diyen En-Nur, şöyle devam etti:

"Ayrıca hiç kimseyi dışlamayan kapsamlı bir siyasi çözümden yanayım ki gelecekte savaşın nedenleri yeniden ortaya çıkmasın. Biz yalnızca belirtileri tedavi edip hastalığı olduğu gibi bırakmak istemiyoruz. Sudan krizinin gerçek kök nedenlerini ve onunla bağlantılı tüm meseleleri kapsayan bütüncül çözümler istiyoruz."

Sivil yönetimi destekliyoruz

En-Nur, savaşı durdurmak ve kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için samimi şekilde çalışan tüm Sudanlı siyasi ve sivil aktörleri desteklediğini söyledi. Ayrıca mevcut kutuplaşmaları aşabilecek geniş tabanlı bir sivil cephe oluşturulmasını amaçlayan bütün ulusal girişimlerin yanında olduğunu belirtti.

"İster Sumud hareketi, ister Demokratik Blok ya da diğer siyasi ve sivil oluşumlar olsun, tüm sivil güçlerin savaşı durdurmayı ve barışı savunmayı amaçlayan geniş bir cephe oluşturması önemlidir. Sudan'ın bugün ülke çıkarlarını dar siyasi hesapların önünde tutan samimi güçlere ihtiyacı var. Aynı şekilde ülkenin geleceğini planlayacak ve Sudan halkı için daha iyi bir gelecek hazırlayacak sivil bir yönetime de ihtiyaç duyuyor." dedi.

Faris en-Nur daha önce de Şarku'l Avsat aracılığıyla, Hızlı Destek Kuvvetleri ve ona destek veren siyasi ittifak bünyesindeki tüm görevlerinden istifa ettiğini açıklamıştı. Kararını, siyasi tıkanıklığın derinleşmesi, savaşın sürmesi ve bunun milyonlarca Sudanlı üzerinde yarattığı ağır insani sonuçlarla gerekçelendirmişti.

En-Nur, bu adımı Sudan'daki tüm siyasi, sivil ve toplumsal kesimleri kapsayacak geniş kapsamlı bir ulusal diyaloğun önünü açmak amacıyla attığını belirtti. Böylece ülkenin içinde bulunduğu krizi derinleştiren askeri ve siyasi kutuplaşmanın aşılabileceğini ifade etti.

Son olarak, bu girişimin amacının Sudan'da kapsamlı bir ulusal uzlaşının sağlanmasına katkıda bulunmak, mevcut krizi sona erdirmek ve ulusal uzlaşıya, kalıcı barışa, devlet kurumlarının yeniden inşasına ve Sudan halkının güvenlik, istikrar ile kalkınma beklentilerinin karşılanmasına dayalı yeni bir dönemin önünü açmak olduğunu söyledi.