Esir takası anlaşması: Hamas müzakerelerde manevra yaparken İsrail askeri baskı uyguluyor

Netanyahu son gelişmeleri görüşmek üzere bakanlarıyla bir araya geldi. Bin 200 Filistinlinin serbest bırakılması bekleniyor

Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
TT

Esir takası anlaşması: Hamas müzakerelerde manevra yaparken İsrail askeri baskı uyguluyor

Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)
Şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işaret yok (AFP)

Emal Şehade

ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Tel Aviv'de gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun müzakere heyetini apar topar Katar'a göndermeyi kabul etmesinden sonra, İsrailliler arasında kısa süre içinde bir anlaşmaya varılabileceğine dair büyük bir iyimser hava hâkim oldu. Ancak siyasetçiler ve müzakerelerin gidişatını bilen bazı askeri ve güvenlik kurumlarından yetkililer, müzakerelerde bir ilerleme olmadığını vurguladılar.

Esir takası müzakerelerine katılmak üzere Doha'ya gidecek İsrail heyetinde İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad Şefi David Barnea, İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Direktörü Ronen Bar ve İsrail ordusunda kayıp kişiler ve esirlerden sorumlu komutan Nitzan Alon’un yanı sıra Netanyahu'nun siyasi danışmanı Ofir Falic, Başbakan'ın müzakere oturumlarına katılması için ısrar ettiği kişi. Heyete dahil edilmesine yönelik protestolara rağmen, bazıları bunu bir yandan Netanyahu ile müzakere heyeti arasındaki güven eksikliği, diğer yandan da Netanyahu'nun gündeme getirerek anlaşmanın ilerlemesine engel teşkil ettiği bazı noktalarda, aralarında anlaşmazlık olduğu yorumlarının yapılmasına yol açtı.

Bu hızlı adımlar, özellikle Witkoff'un Tel Aviv'de ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'a girmeden önce bir anlaşmaya varılması gerektiğine dair verdiği mesajın ardından atıldı. Mesaj, İsrail'in Trump'ın 20 Ocak'tan önce bir ateşkes anlaşmasına varılması talebine karşı gösterdiği iyimserlik ve duyarlılıkla, Trump'ın Beyaz Saray'a girmesine yedi gün kala bunu başarmanın imkânsızlığı arasındaki uçurumu derinleştirdi.

Netanyahu bir önceki müzakere turunda, esir takası listesine İsrailli rehinelerden dokuzunun eklenmesi konusunda ısrar etmiş, çeşitli arabulucuların ve Washington'ın baskıları sonucunda bu konuda anlaşmaya varılmıştı. Netanyahu, Witkoff ile yaptığı görüşmesinde, İsrail ordusunun Philadelphia (Selahaddin) Ekseni’nden ikinci aşamanın sonunda çekilmesi şartıyla, ikinci aşamanın birinci aşamanın uygulanması sırasında müzakere edilmesini kabul ettiğini belirtti.

Müzakerelerin gidişatı hakkında bilgi sahibi olan birçok İsrailli yetkili, başlıca konularda halen bir mutabakat olmadığını ve anlaşmaya yönelik herhangi bir ilerlemenin ancak Hamas'ın savaşın durması şartından ya da Netanyahu'nun savaşı sürdürmekten geri adım atması halinde gerçekleşeceğini ve şimdiye kadar taraflardan hiçbirinin böyle bir taviz vermediğini belirtti.

Müzakerelerin başarılı olmasının Hamas'a bağlı olduğunu söyleyen Netanyahu'ya yakın bir isim, “Bugünlerde, birçok ayrıntıyı barındıran karmaşık bir anlaşmanın imzalanması ve uygulanması için anlaşmanın tüm yönleriyle uğraştık. Anlaşmayı sonuçlandırmaya yakın olduğumuzu umuyoruz, ancak henüz imza aşamasına gelmediğimizi, bunun da büyük ölçüde Hamas'a bağlı olduğunu ve tüm konuların masada olduğunu ve Hamas’ın şimdi bir sonraki adımı atması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

defvrgtbyh
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

Öte yandan İsrail'de Netanyahu'nun ikinci aşamanın sonunda İsrail ordusunun Philadelphia Ekseni’nden çekilmesini kabul edeceği yönündeki söylemlerin savaşı sona erdirmeyi hala reddettiğinin bir göstergesi olduğunu düşünenler var. Zira şimdiye kadar öne sürülenlerde İsrail'in Gazze ile savaşını sona erdireceğine dair bir işarete rastlanmadı.

İsrailli müzakere heyetinin bir anlaşmaya varmadan geri dönmemesini isteyen rehinelerin aileleri Netanyahu'yu anlaşmayı engellemekle suçlarken, yakınları, anlaşmanın ilk aşamasına dâhil edilmeyen rehinelerin aileleri ise kapsamlı ve acil bir esir takası anlaşmasıyla savaşın sona erdirilmesini talep etti. Rehinelerin aileleri, böyle bir anlaşmaya varılmamasının, yakınlarının Hamas tünellerinde ölüme mahkûm edilmesi anlamına geleceğini söyleyerek doğrudan Netanyahu'yu suçladılar.

İsrailliler pazar günü müzakerelerin ilerletilmesi için çabaların yoğunlaştırıldığını açıklarken müzakerelere yakın bir kaynak, önümüzdeki günlerin belirleyici olacağını söyledi. İsrail müzakere heyetinin adımlarını, arabulucuların yanı sıra Witkoff ve Brett McGurk ile koordinasyon içinde attığını söyleyen kaynak, “ABD’nin mevcut ve gelecek yönetimleriyle çok iyi çalışıyoruz. Bu da uzlaşının sürekliliğini sağlıyor. Her iki tarafla da tam bir anlayış var” şeklinde konuştu.

Aralarında müebbet hapis cezasına çarptırılanların da olduğu bin 200'den fazla Filistinli mahkûm

Anlaşmanın ilk aşamasında İsrailli esirlerden 33’ünün serbest bırakılması planlanıyor. Ancak bunların kaçının canlı kaçının ölü olduğu henüz bilinmiyor. İsrailliler, üzerinde anlaşmaya varılacak formüle göre serbest bırakılacak Filistinli mahkûm sayısını belirlemek için canlı ve ölü mahkûmlarla, siviller ve askerler arasında ayrım yapılmasını bekliyor.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre konu hakkında konuşan Filistin Esirler Cemiyeti Başkanı Kadura Faris, anlaşmaya varılacağına dair temkinli bir iyimserliğe sahip olduklarını söyledi.

Faris, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrailliler ve özellikle de İsrail Başbakanı ile daha önceki müzakerelerde edindiğimiz tecrübeler, Netanyahu’nun son dakikada bile olsa anlaşmayı engelleyecek adımlar atıp atmayacağını merak etmemize neden oluyor. Netanyahu’ya göre hükümetinin devamlılığı, şahsi ve siyasi çıkarları ile hükümet koalisyonunun korunması hala diğer tüm kararların üstünde.”

İsrail'in Hamas'ı taviz vermeye ve İsrail'in şartlarını kabul etmeye zorlamak için askeri baskı politikasına rağmen, Netanyahu ve hükümetinin savaşı durdurmayı kabul etmekten başka çaresi olmadığını söyleyen Faris, “Netanyahu, Doha'da gerçekleşen bir önceki müzakere turunda dokuz İsrailli rehinenin daha salıverilecekler listesine eklenmesi konusunda ısrar etmişti” dedi. Faris’e göre 10 gün önce varılması beklenen anlaşmanın gecikmesinin nedeni de buydu.

Yetkililere göre Witkoff'un Tel Aviv ziyaretinin ardından Netanyahu, ikinci aşamanın, birinci aşamanın uygulanması sırasında müzakere edilmesini ve İsrail ordusunun ikinci aşamanın sonunda Philadelphia Ekseni’nden çekilmesini kabul etti.

Ancak bu şart, başlı başına bir engel teşkil ediyor. Bir anlaşmaya varma ihtimalinin her zamankinden çok daha yakın olduğunu belirten Faris, bin 200 Filistinli mahkûmun serbest bırakılması konusunda anlaşmaya varılmasının ardından kısa süre önce eklenen İsrailli dokuz rehineye karşılık serbest bırakılacak Filistinli mahkûm sayısını beklediklerini söyledi.

Öte yandan esir takasına ilişkin nasıl bir denklemin olduğu bilinmiyor. Çünkü mevcut aşamada kadın askerlerin de aralarında olduğu yaşayan ya da ölmüş olan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması da bu denklemde yer alıyor. Oysa daha önce üzerinde anlaşılan formüller yalnızca yaşayan İsrailli rehineleri kapsıyordu.

Filistin Esirler Cemiyeti’nin, İsrailli dokuz rehinenin daha serbest bırakılması formülü üzerinde anlaşmaya varılması beklentisi çerçevesinde üzerinde çalışmaya başladığı isimlere göre, İsrail hapishanelerindeki bin 200 Filistinli mahkûmdan 200’ü ömür boyu hapis cezasına çarptırılan mahkûmlar. Bunlardan bazıları Filistin topraklarının ve söz konusu ülkeler olan Mısır, Katar ve Türkiye'nin dışına sürgün edilecek. Faris’e göre buna karşı çıkılmasına ve mahkûmların Batı Şeria, Kudüs ve Gazze'deki memleketlerine dönmek istemelerine rağmen, İsrail'in sürekli tehditleri karşısında yurtdışına çıkmak en iyi seçenek olabilir.

Yine bu bin 200 Filistinli mahkûm arasında Gilad Şalit anlaşmasıyla serbest bırakılan ve İsrail tarafından yeniden tutuklanan 48 mahkûm da bulunuyor ve bunların tamamı kadın, çocuk, yaşlı ve hastalardan oluşuyor. Geriye kalan mahkûmlardan 86’sı kadın ve 326’sı çocukken uygun tıbbi tedaviden mahrum bırakıldıkları cezaevlerindeki insanlık dışı koşullar nedeniyle durumları her geçen gün kötüleşen çok sayıda hasta mahkûm da listede yer alıyor.

Ancak Hamas'ın üst düzey üyelerinden mahkûmları ya da 7 Ekim 2023'te tutuklananlar bu listede yer almayacak.

Hamas'a ödül

Diğer taraftan birçok kişi Trump'ın Beyaz Saray'a girmesine yedi gün kala bir anlaşmaya varılabileceğine şüpheyle yaklaşırken Netanyahu, hükümetini oluşturan koalisyon üyelerinin anlaşmaya tamamen karşı çıkması nedeniyle, hükümetinin tamamen dağılması ihtimaliyle karşı karşıya. Netanyahu, esir takası anlaşmasının onaylanması halinde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve diğer bakanların hükümetten ayrılabileceği yönündeki spekülasyonların ardından Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile dün acil bir görüşme gerçekleştirdi.

c svfbrgtyh
Rehinelerin aileleri, Netanyahu hükümetine savaşı durdurması çağrısında bulundu (AFP)

Smotrich'in kalması Netanyahu'nun hükümetini sürdürmesini sağlayacağından Netanyahu, anlaşmanın onaylanması halinde Smotrich'in tutumunu ve partisinin bu durumda hükümetten çekilip çekilmeyeceğini anlamaya çalışıyor.

Netanyahu'nun yakın çevresine göre iki taraf arasındaki en iyi anlaşma, Smotrich'in anlaşmaya karşı oy kullanması olacak, ancak hükümette kalması için bu henüz garanti değil.

İsrail Yerleşim ve Ulusal Vizyon Bakanı Orit Struck, anlaşmayı ‘terörizm için bir ödül’ olarak nitelendirdi. Netanyahu’ya kendisine karşı gelmemesini söyleyen Struck, “Kırmızı çizgilerimizi biliyor, Hamas'la anlaşma yok, ordu çekilmeyecek ve Gazze'deki savaş sona ermeyecek” diye konuştu.

Bu arada bir yandan kapsamlı ve acil bir anlaşma yapılması ve savaşa son verilmesi çağrısında bulunanlar Gazze'deki çatışmalara ilişkin veriler sunarken Netanyahu hükümeti, Gazze'deki çatışmaları yoğunlaştırarak Hamas'a şartlarını kabul etmesi için askeri baskı politikasını sürdürüyor.

İsrail ordusu dün 188. Tugayı Lübnan'dan Cibaliye’ye nakletti ve müzakerelerin başarısız olması halinde geniş çaplı askeri operasyona hazırlandığını duyurdu.

İsrail ordusundan gelen tehditler İsrail'de öfkeye yol açarken, savaşa son verilmesi çağrısında bulunanlar, son bir hafta içinde 10 askerin öldürüldüğünü, onlarcasının yaralandığını ve her ay en az bin yaralı askerin ağır travmalar nedeniyle rehabilitasyon merkezlerine başvurduğunu gösteren verilere atıfta bulunarak tepki gösterdiler.

İsrailli askeri Uzman Amos Harel'e göre İsrailli yetkililerin açıklamalarının tersine, Gazze'deki savaşın hiçbir gerçek faydası bulunmuyor. İsrail ordusundaki ölümlere ve yaralanmalara ilişkin verilerin ciddi boyutlarda olduğunu belirten Harel, “İsrail ordusunun Hamas'a ağır bir bedel ödettiği doğru ama tam bir askeri zaferin yakınından bile geçmiyor. Dahası uzun ve acımasız bir yıpratma savaşında ağır kayıplar veriyor” yorumunda bulundu.

Anlaşmanın, Gazze'de farklı bir siyasi gerçeklik oluşturma sürecinin başlangıcı olabileceğini ve ABD ile ılımlı Arap ülkelerinin de çözüme dahil edebileceklerini söyleyen Harel, “Bu büyük bir kumar, ancak kan dökmeye devam etmekten daha iyi. En azından Hamas yeniden saldırırsa, İsrail’in ona karşı savaşı sürdürmesi için gerekçesi olacak” değerlendirmesinde bulundu.



Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
TT

Yemen Şafağı operasyonu Babülmendep ve adalarını Husilerin kalıntılarından temizliyor

Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)
Yemen hükümet güçlerinden askerler, Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında (AP)

Yemen’de yürütülen Fecir el-Yemen (Yemen Şafağı)  askeri operasyonu cuma günü beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ve stratejik öneme sahip Meyun Adası’ndaki temizleme faaliyetlerini tamamladı. Uluslararası deniz ulaşım koridoruna hâkim yüksek kesimlerde mevzilerini sağlamlaştıran güçler, ülkenin batı kıyısındaki kazanımlarını pekiştirdi. Öte yandan Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken ülkenin çeşitli bölgelerinde Husilerin mevzilerine ve hareketliliğine yönelik hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Askeri kaynaklar, Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun hava desteğiyle hareket eden Amalika Tugayları ile Vatan Kalkanı Güçleri’nin Babülmendep Boğazı, el-Ardi askeri kampı ve sahil güvenliğe bağlı gözetleme noktalarının kontrolünü tamamen sağladığını bildirdi. Kaynaklara göre güçler ayrıca Meyun Adası’nı ve boğazın çevresindeki dağlık silsileleri ele geçirdi. Bu bölgeler arasında hayati öneme sahip deniz geçiş güzergâhına hâkim noktalar da bulunuyor.

Kaynaklar, hükümet güçlerinin sürpriz bir kuşatma harekâtı düzenleyerek Husilerin ön savunma hatlarını aştığını, grubun yeni kazdığı siper ve tünellere ulaştığını belirtti. Çatışmalarda onlarca Husi mensubunun öldürüldüğü, bazılarının ise teslim olduğu aktarıldı.

ffghyjuk
Yemen hükümet güçleri el-Vaziye’de ilerliyor, Babülmendep’i tamamen temizlemek için baskıyı artırıyor (AP)

Kontrolün kalıcı hâle getirilmesi durumunda boğazın ve Meyun Adası’nın güvence altına alınması, Kızıldeniz’in güney girişinde yer alan stratejik bölgenin konumu ve uluslararası deniz ulaşımının korunmasındaki önemi nedeniyle batı kıyısındaki askeri harekâtın seyrinde önemli bir değişim anlamına gelecek.

Bu gelişme, hükümet güçlerinin Babülmendep çevresindeki geniş bir alana hâkim olan Kahbub tepelerini kontrol altına aldıklarını duyurmasının ardından geldi.

El-Vaziye yönündeki askeri baskı sürüyor

Yeni mevzilerini sağlamlaştıran Yemen hükümet güçleri, Taiz’in batısındaki el-Vaziye cephesinde operasyonlarını sürdürüyor. Sahadan gelen bilgilere göre güçler, ilçenin doğusundaki yüksek kesimleri güvence altına almayı ve Zubab çevresi ile el-Umri askeri kampındaki Husi mevzilerini kuşatmayı hedefliyor. Bu adımların, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesine zemin hazırlaması amaçlanıyor.

Operasyonlara paralel olarak el-Vaziye, eş-Şemayiteyn ve Cebel Habşi bölgelerinde Husilerin askeri mevzilerini ve hareketliliğini hedef alan hava saldırıları düzenlendi. Saldırılar ayrıca Taiz ile Lahic vilayetleri arasındaki sınırda, el-Mukatira ve el-Ahkum ilçelerine hâkim Şercab, et-Turbe ve Cebel Kahham bölgelerini de kapsadı.

cdfhg
Yemen hükümet güçlerinden bir asker, Taiz’in güneyindeki cephelerde (AFP)

Sahadaki kaynaklar, Cebel Habşi ilçesindeki el-Hakl ve el-Kahaf bölgelerinde Husi araçları ile takviye birliklerinin hedef alındığını bildirdi. Hükümete bağlı Taiz Askeri Ekseni Medya Merkezi ise hava saldırılarından birinde 23 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini veya yaralandığını açıkladı.

Hava saldırılarında ayrıca Numan ve es-Seybara dağları, el-Harse bölgesi ile eş-Şemayiteyn ilçesindeki Cerdad da hedef alındı.

Öte yandan Husiler, mevzilerini korumak ve yeni ilerleme güzergâhları açmak amacıyla Taiz’in güney ve batısındaki kırsal bölgelere yönelik baskılarını sürdürüyor.

Yerel kaynaklar, batı cephesindeki Cebel Habşi ilçesinde el-Mahşa, el-Adef ve el-Arme bölgelerinin Husilerin kontrolüne geçtiğini, grubun eş-Şarik bölgesine doğru ilerlediğini bildirdi. Bölgedeki köylerin de topçu ateşine tutulduğu, söz konusu kaynaklara göre el-Mahşa’da bir öğretmenin hayatını kaybettiği aktarıldı.

Bu gelişmeler, Taiz vilayetinde birden fazla cephede çatışmaların devam ettiğini gösteriyor. Hükümet güçleri batı bölgelerindeki mevzilerini sağlamlaştırmaya ve stratejik yolları güvence altına almaya çalışırken Husiler de güney ve batı kırsalında ve kent çevresinde baskı noktalarını korumayı hedefliyor.

Bin 729 askeri hedef vuruldu

Askeri operasyonların kapsamının genişlediğine işaret eden bir açıklama yapan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nüzeyli, perşembe günü “Fecir el-Yemen” operasyonu kapsamında çeşitli cephelerde Husi askeri hedeflerine yönelik Bin 729 hassas saldırı gerçekleştirildiğini duyurdu.

Nüzeyli, operasyonlarda 1.370 Husi mensubunun etkisiz hâle getirildiğini, 300 askeri araç ve teçhizatın imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti. Hedef alınan noktalar arasında askeri mevziler, gözetleme noktaları, komuta ve kontrol merkezleri, silah depoları, ikmal hatları ve takviye birlikleri de yer aldı.

gfthyju
Babülmendep cephesinde Devler Tugayları’na bağlı savaşçılar (EPA)

Eş zamanlı olarak yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları Taiz, İbb, Beyda, Ebyen, Saada, Sana, Rimah ve Hudeyde olmak üzere sekiz vilayete yayıldı.

Saldırılarda Husilerin kontrolündeki başkent Sana’daki noktalar, İbb vilayetinin Yerim ilçesindeki bir Husi kampı ve aynı vilayetteki es-Siyeni bölgesindeki mevziler hedef alındı. Ayrıca Sana’nın batısındaki Beni Matar’da, Rimah vilayetindeki Kesme’de ve Beyda vilayetinin Cebel Cemil, Cercere ve en-Nisrin dağlarında bulunan noktalar vuruldu. Saldırılar, Akabet Sera ile Hudeyde ve Saada’daki diğer mevzileri de kapsadı.

Lahic vilayetinde ise hükümet güçleri, el-Mudaribe ilçesinin kuzeybatısındaki el-Ağbera, el-Muhavile ve el-Meşamira bölgelerini hedef alan Husi saldırısının püskürtüldüğünü açıkladı. Aşiretlerden gelen takviyelerin desteğiyle Cebel Seyf’teki bazı mevzilerin de geri alındığı bildirildi.

Mareb’in güneyi ve Cevf cephelerinde ise çatışmalar, karşılıklı topçu ateşi ve insansız hava aracı operasyonları devam etti. Hava saldırılarında Mas kampı ile el-Lebenat bölgesindeki mevziler hedef alındı.


Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor
TT

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’in Şafağı: Babülmendep’in kontrolü sağlandı, Husilere yönelik askerî baskı sürüyor

Yemen’de hükümet güçlerinin yürüttüğü Yemen’in Şafağı adlı askerî operasyon beşinci gününe girerken hükümet güçleri, Babülmendep Boğazı ile stratejik öneme sahip Meyyun Adası’nın kontrolünü tamamen sağladıklarını ve uluslararası deniz geçiş güzergâhına hâkim yüksek kesimlerdeki mevzilerini tahkim ettiklerini açıkladı. Bu gelişme, hükümet güçlerinin ülkenin batı kıyısındaki konumunu güçlendirdi.

Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Taiz’in güney ve batı kırsalında çatışmalar sürerken Yemen’in çeşitli vilayetlerinde Husilere ait mevzileri ve hareketliliği hedef alan hava saldırılarının kapsamı genişledi.

Taiz vilayetinde hükümet güçleri, batıda yer alan Vaziiye cephesindeki operasyonlarını sürdürerek yüksek kesimlerin güvenliğini sağlamayı ve Zubab ile el-Umri Askerî Kampı çevresindeki Husi mevzilerini kuşatmayı amaçlıyor. Sahadan gelen bilgilere göre bu operasyonlarla, ilerleyişin el-Muha yönünde genişletilmesi hedefleniyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid el-Nüzeyli, Yemen’in Şafağı operasyonu kapsamında Husi askerî hedeflerine yönelik 1.729 saldırı düzenlendiğini açıkladı. El-Nüzeyli, operasyonlarda Husilere bağlı 1.370 kişinin etkisiz hâle getirildiğini, 300 askerî araç ve teçhizatın ise imha edildiğini veya kullanılamaz duruma getirildiğini belirtti.

Yerel kaynakların aktardığına göre hava saldırıları sekiz vilayete yayıldı. Lahic, Marib ve Cevf cephelerinde de çatışmalar devam etti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını, özellikle salı ve çarşamba günleri Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile Abha Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan son saldırıları şiddetle kınadı. Söz konusu saldırılarda vatandaşlar ve ülkede ikamet eden yabancılar arasında ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

BM Sözcüsü, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insancıl hukuk kapsamında yasak olduğunu vurguladı.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti

İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)
İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir caddede yürüyen Filistinliler, 8 Ekim 2026, Gazze (AP)

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre, İsrail’in dün düzenlediği saldırılarda 7 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu ise hayatını kaybedenlerden üçünün Filistinli grupların mensubu olduğunu öne sürdü.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, hayatını kaybeden 7 kişiden 6’sı Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze kentinin farklı bölgelerinde yaşamını yitirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü ve Şifa Hastanesi, Gazze’nin güneybatısında ‘İsrail’e ait bir insansız hava aracının bir aracı hedef alması’ sonucu 2 kişinin yaşamını yitirdiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını bildirdi. Kentin kuzeybatısındaki Tevvam bölgesinde ise ‘yerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir çadırın’ benzer bir saldırıyla hedef alınması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.

cdfgh
 İsrail ile Hamas arasındaki savaş sırasında İsrail’in askeri saldırıları sonucu yıkılan binalarla çevrili bir sokakta yürüyen Filistinliler, 6 Ekim 2026, Gazze (AP)

İsrail ordusu, iki saldırıda da ‘terör örgütlerindeki askeri unsurların’ hedef alındığını bildirdi.

Sivil Savunma Müdürlüğü Sözcüsü Mahmud Basal da AFP’ye yaptığı açıklamada, Gazze kentinin güneyindeki Sabra mahallesinde Abdullah Azzam Camisi yakınlarında bir binanın İsrail uçakları tarafından bombalanması sonucu bir kadın ve bir çocuk olmak üzere 2 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin yaralandığını belirtti. Basal ayrıca, Gazze kentinin kuzeybatısında İsrail topçu ateşi sonucu bir kadının yaşamını yitirdiğini aktardı.

Basal, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah kentinin güneydoğusunda da İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Gazze Şeridi’nde savaş, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği benzeri görülmemiş saldırının ardından başladı.

Hamas, İsrail ordusunun çarşamba günü silahlı kişilerin ‘Kemal Advan Hastanesi’nin içinden saldırılar düzenlediğini’ açıklamasının ardından, Gazze’deki hastanelerin askeri amaçlarla kullanıldığı yönündeki İsrail suçlamalarını reddetti.

hyju
Gazze şehrinde hasar görmüş binaların arasında, yerinden edilmiş Filistinlilere barınak sağlayan çadırlar, 8 Ekim 2026 (AP)

Hamas, yayımladığı açıklamada, “İşgal güçlerinin Gazze Şeridi’ndeki hastanelere yönelik öne sürdüğü iddia ve suçlamalar tamamen yalan ve iftiradan ibarettir. Bu iddialar, Gazze Şeridi’ndeki sivil altyapının, başta hastaneler olmak üzere, sistematik biçimde yok edilmesine yönelik saldırılar sırasında daha önce de kullanılmıştı. Bu durum, işgal güçlerinin vahşi suçlarını tekrarlamaya yönelik tehlikeli niyetlerini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Bu suç teşkil eden kışkırtma, Gazze Şeridi’nde geriye kalan hastanelerin saldırılar, ağır kuşatma ve işgal güçlerinin gerekli ekipman ve malzemelerin girişini engellemesi nedeniyle felaket koşullarında hizmet vermeye çalıştığı, hastanelerin hasta ve yaralılarla dolup taştığı bir dönemde yapılıyor” denildi.

Hamas’a bağlı Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askerî harekâtında 74 bin 200’den fazla kişi hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler (BM), bu rakamları güvenilir kabul ediyor.

Bakanlığın verilerine göre, Ekim 2025’te ateşkesin ilan edilmesinden bu yana Gazze’de en az bin 450 kişi öldürüldü.

İsrail ordusu ise aynı dönemde 5 askerinin ve bir sivil yüklenicinin hayatını kaybettiğini açıkladı.