Ülkesine karşı çıktı, İsrail'in yanında yer aldı... Potansiyel “Uluslararası Adalet” yargıcı hakkında ne biliyoruz?

Uluslararası Adalet Divanı Hâkimi Julia Sebutinde (Uluslararası Mahkeme web sitesi)
Uluslararası Adalet Divanı Hâkimi Julia Sebutinde (Uluslararası Mahkeme web sitesi)
TT

Ülkesine karşı çıktı, İsrail'in yanında yer aldı... Potansiyel “Uluslararası Adalet” yargıcı hakkında ne biliyoruz?

Uluslararası Adalet Divanı Hâkimi Julia Sebutinde (Uluslararası Mahkeme web sitesi)
Uluslararası Adalet Divanı Hâkimi Julia Sebutinde (Uluslararası Mahkeme web sitesi)

Lübnanlı yargıç Nevvaf Selam'ın geçtiğimiz günlerde Uluslararası Adalet Divanı (UAD) başkanlığından istifa etmesinin ardından, daha önce İsrail'in yanında yer alarak Gazze'deki “soykırım” suçlamalarını reddeden Ugandalı yargıç Julia Sebutinde adı mahkemenin başkanlığı için gündeme geldi.

Nevvaf Selam'ın Uluslararası Adalet Divanı başkanı olarak görev süresinin Şubat 2027'de sona ermesi beklenirken, Lübnan Başbakanlığı görevini üstlenmek üzere istifa etmesi sonrası Julia Sebutinde adı gündeme geldi.

Peki, Sebutinde kimdir ve onun hakkında ne biliyoruz?

Sebutinde, Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'na yargıç olarak seçilen ilk Afrikalı kadındır.

1954 doğumlu ve ilk kez 2012'de Adalet Divanı üyeliğine seçildi, ardından 2021 yılında yeniden seçildi. Çeşitli adli ve hukuki görevlerde bulundu. Uganda'daki Makerere Üniversitesi'nden mezun oldu. Kampala'daki Hukuk Geliştirme Merkezi'nden diploma ve Edinburgh Üniversitesi'nden Hukuk alanında yüksek lisans derecesine sahiptir. Savaş suçlarıyla ilgili davalarda geniş bir deneyimi vardır.

Julia Sebutinde, Uganda'da 1978'den 1990'a kadar Adalet Bakanlığı'nda çalıştı. Edinburgh Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Hukuk alanında yüksek lisans eğitimi aldı ve 1991'de mezun oldu.

2009 yılında Edinburgh Üniversitesi'nden hukuk alanında fahri doktora unvanını aldı.

Julia Sebutinde, John Bagunywa Sebutinde ile evli ve iki kız çocuğu vardır.

Ülkesine karşı kararı destekledi

Julia Sebutinde, 2022 yılında Uluslararası Adalet Divanı'nın ülkesi aleyhine verdiği, Uganda'nın Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne 1998 ile 2003 yılları arasında iki ülke arasında yaşanan ihtilaf nedeniyle 325 milyon dolar tazminat ödemesi gerektiği yönündeki kararını onadı.  

Filistinlilere yönelik soykırımın önlenmesi kararına karşı çıktı.

Sebutinde, İsrail temsilcisi ile birlikte, Güney Afrika'nın İsrail'i “soykırım” yapmakla suçlayarak açtığı davada, mahkemenin Filistinlilere yönelik soykırımı önleme ve sivillere daha fazla yardım etme kararına karşı çıkan Uluslararası Adalet Divanı'nın 17 hâkimi arasında yer aldı.

O dönemde, mahkemenin yargı yetkisinin Soykırım Sözleşmesi ile sınırlı olduğunu ve uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiği iddialarını kapsamadığını söyleyerek, kararını gerekçelendirdi. Bunun ardından Uganda'nın Birleşmiş Milletler temsilcisi Adonia Ayebare hemen açıklama yaptı. Vatandaşı Yargıç Julia Sebutinde'nin Uluslararası Adalet Divanı'ndaki kararının, ülkesinin Filistin'deki duruma ilişkin tutumunu temsil etmediğini belirterek, Uganda'nın Filistin halkının içinde bulunduğu acı durumun son bulması için verdiği destek, Birleşmiş Milletler'de kullandığı oylarla ortaya konmuştur" ifadelerini kullandı.

“Hassas zamanlama”

Şarku’l Avsat’ın Israel Today'den aktardığına göre, Yargıç Sebutinde'nin UAD başkanlığına gelişinin zamanlaması, özellikle Güney Afrika'nın temmuz ayında açtığı davada İsrail'in savunmasını sunacak olması nedeniyle “hassas”. UAD kurallarına göre, her üç yılda bir Komisyon üyelerinin oylarıyla seçilen Başkan, kurumun idari işlerini denetler ve komitelerine başkanlık eder. Yargıçlar bir davada eşit olarak bölündüğünde, başkan oy kullanma hakkına sahiptir. 



Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
TT

Sudan'dan yapılan saldırı sonucu Çad'da en az 15 kişi öldü

Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)
Darfur'dan kaçan binlerce mülteci şu anda Çad'daki Adré sınır kampında yaşıyor, (Reuters)

Yerel kaynaklara göre, dün akşam Çad'ın sınır kasabası Tine'de Sudan'dan gelen bir saldırı sonucu en az 15 kişi öldü.

Bir yerel yetkili, «Çad'ın Tine kentinde düzenlenen bir cenaze töreni sırasında Sudan’dan gelen bir insansız hava aracının (İHA) saldırısı sonucu 15 ila 16 kişinin hayatını kaybetmesinden dolayı üzüntü duyuyoruz» dedi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bir askeri kaynak, Nisan 2023'ten bu yana Sudan ordusuyla çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) ait bir İHA’nın saldırısında 16 kişinin öldüğünü vurguladı.

HDK, Telegram üzerinden yayınladığı açıklamada, üç yıldır süren iç savaşta rakibi olan Sudan ordusunu sorumlu tuttuğu saldırıyla hiçbir ilgisi olmadığını belirtti.

Çatışma, şubat ayı sonunda hükümetin savaşa katılan silahlı grupların “tekrar eden saldırıları” nedeniyle Sudan ile sınırlarını kapatma kararına rağmen Çad'a da sıçradı.

Şubat ayı sonunda Sudan'dan fırlatılan bir füze, Tine'de hasara yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Çad sınırında, Sudan'ın batısında yer alan geniş bir bölge olan Darfur, neredeyse tamamen HDK’nın kontrolü altında.

21 Şubat'ta HDK, Çad'daki Tine kasabasının ikizi olan Sudan'ın sınır kasabası Tine'yi ele geçirdiğini duyurdu; iki kasabayı birbirinden ayıran tek şey, çoğu zaman kurumuş olan dar bir su yolu.

Sudan'daki savaş, on binlerce kişinin ölümüne ve ülke içinde ve dışında 13 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Birleşmiş Milletler'e göre savaş, dünyanın en kötü insani krizlerinden birine neden oldu.


ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
TT

ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın öncülüğünde yürütülen arabuluculuk çabaları, Kerkük petrolünün günlük 250 bin varil kapasiteyle Türkiye'nin Ceyhan limanına yeniden akışını sağladı. Bu adım, İran ile yaşanan çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin durması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik ablukayı kırmayı amaçlıyor; zira üretimdeki yüzde 70'lik düşüşten sonra petrol sektörünün nefes alabilmesi için kuzey güzergâhı petrol sektörünün “tek nefes alma noktası” haline geldi.

Barrack ile Bölge Başbakanı Mesrur Barzani arasındaki telefon görüşmesi, siyasi tartışmayı sonlandırdı ve “Saralo” istasyonunun devreye sokulmasıyla krizi teknik bir çerçeveye dönüştürdü.

Buna paralel olarak Irak Parlamentosu, ekonomiyi güçlendirmek amacıyla bir dizi karar aldı; bu kararlarda hükümeti, maaşların ödenmesini garanti altına almak için üretim faaliyetleri üzerinde merkezi kontrol kurmaya ve alternatif ihracat boru hatlarını yeniden işler hale getirmeye mecbur kıldı. Yıllar süren duraklamanın ardından gerçekleşen bu geri dönüş, mevcut krizin gölgesinde bölgenin istikrarını güçlendirmek amacıyla Washington'un bu çabalara tam desteği eşliğinde, depoların dolmasını ve üretimin tamamen durmasını önlemek için “savaş koşulları”nın dayattığı zorunlu bir bütünleşmeyi gösteriyor.


Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
TT

Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)

Irak’taki “Hizbullah” milisleri, dün yaptıkları açıklamada, belirli şartlar altında ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırılarını beş gün süreyle askıya aldıklarını duyurdu.

Tugayların açıklamalarında belirtilen şartlar arasında, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinleri tahliye etmeyi ve bombalamayı durdurması ve Bağdat ile diğer illerdeki yerleşim bölgelerini bombalamamayı taahhüt etmesi yer alıyor.