Hamas dört kadın esiri serbest bıraktı… Filistinli 200 mahkûmun serbest bırakılması bekleniyor

İsrailli kadın askerler Kızılhaç'a teslim edilirken (Reuters)
İsrailli kadın askerler Kızılhaç'a teslim edilirken (Reuters)
TT

Hamas dört kadın esiri serbest bıraktı… Filistinli 200 mahkûmun serbest bırakılması bekleniyor

İsrailli kadın askerler Kızılhaç'a teslim edilirken (Reuters)
İsrailli kadın askerler Kızılhaç'a teslim edilirken (Reuters)

Hamas, İsrail ile varılan takas anlaşması çerçevesinde serbest bırakılan dört İsrailli kadın esiri bugün Gazze'de yüzlerce Filistinlinin ve onlarca Hamas ve İslami Cihad savaşçısının toplandığı bir meydanda Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne (ICRC) teslim etti.

İsrail medyası, dört kadın esirin, bugün gerçekleşecek olan ikinci takas kapsamında 200 Filistinli mahkûmun serbest bırakılması karşılığında teslim alındığını bildirdi.

Serbest bırakılan dört İsrailli kadın esir şunlar: Danielle Gilboa, Karina Ariyev, Liri Albag ve Naama Levy. Kaçırıldıkları 7 Ekim 2023 tarihinde askerlik görevlerini yapmakta olan kadın askerler, ICRC'ye teslim töreninde askeri üniformalarıyla göründüler ve ICRC araçlarına doğru ilerlemeden önce bir podyuma çıkıp gülümsediler.

Geçtiğimiz hafta Hamas, her İsrailli esire karşılık 30 Filistinli mahkûmun serbest bırakılmasını öngören ateşkes anlaşması kapsamında ilk üç kadın esiri serbest bıraktı.

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'ndan savaşçılar sabah 09:30 sularında bir minibüsle alana gelirken, onları İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri'nden savaşçılar izledi.

Hamas ayrıca, İsrail'in bugün serbest bırakacağı 200 Filistinli mahkûmun isimlerini yayınladı ve bunlardan 70'inin Gazze Şeridi ve Batı Şeria'dan sınır dışı edileceğini duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre serbest bırakılan mahkûmların büyük çoğunluğu müebbet ve ağır hapis cezalarına çarptırılmış isimler.

Hamas'a bağlı Esirler Medya Ofisi bugün yaptığı açıklamada, Gazze anlaşması kapsamında bugün serbest bırakılması planlanan Filistinli mahkumların listesini inceledikten sonra bazı isimlerin yanlış olduğunu tespit ettiklerini bildirdi.

Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde dün yaptığı açıklamada, hareketin ateşkes anlaşması kapsamında bugün dört İsrailli kadın esiri serbest bırakacağını duyurdu.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyeleri bugün Gazze şehrindeki bir meydanda dört İsrailli kadın esiri teslim alırken bir belge imzaladı. (Reuters)Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyeleri bugün Gazze şehrindeki bir meydanda dört İsrailli kadın esiri teslim alırken bir belge imzaladı. (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi müzakereciler aracılığıyla ‘esirlerin isim listesini’ aldığını doğruladı.

Gazze Şeridi'nde tutulan İsrailli esirlerin ailelerinin oluşturduğu Esirler ve Kayıp Aileleri Forumu yaptığı açıklamada, ‘Daniel Gilboa, Karina Ariyev, Liri Albag ve Naama Levy'nin 477 günün ardından serbest bırakılmasını’ memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Açıklamada, “Bütün bir ulus onlar için savaştı ve ailelerinin kollarına dönmelerini sabırsızlıkla bekliyor” denildi.

Dört kadın esir, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'in güneyine düzenlediği Aksa Tufanı Operasyonu sırasında kaçırıldıklarında askerlik görevlerini yerine getiriyorlardı.

Gazze Şeridi'nde yürürlükte olan ateşkes anlaşması uyarınca takas kapsamında serbest bırakılacak Filistinli tutukluların sayısı açıklanmadı. İsrail Cezaevi Servisi (IPS) bazılarının Gazze Şeridi'ne, bazılarının da Batı Şeria'ya geri gönderileceğini duyurdu.

İsrail'den uyarı

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee X platformundan yaptığı açıklamada, anlaşmanın uygulanmasının yedinci gününün sabahında Gazze Şeridi sakinlerini, esirleri geri getirme anlaşmasını uygulamak için, sürtüşme ve yanlış anlamaları önlemek üzere tüm ayrıntılara dikkat etmeleri konusunda uyardı.

Açıklamada, “Mevcut tüm talimatlar halen yürürlüktedir ve anlaşmanın bir sonraki aşamasına geçişle birlikte yeni talimatlar yayınlanana kadar da yürürlükte kalacaktır. Gazze Şeridi'nde konuşlu güçlere yaklaşmak sizi riske atar. Gazze Şeridi'nin güneyinden kuzeyine veya Netzarim Koridoru’na doğru hareket etmek, İsrail ordusunun bölgedeki faaliyetleri ışığında tehlikeli olmaya devam etmektedir” ifadeleri yer aldı.

Hamas'a yakın bir Filistinli kaynak AFP'ye yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları ve direniş gruplarının dört kadın esiri bugün serbest bırakacağını ve ICRC'nin üzerinde anlaşmaya varılan mekanizmaya göre kesin tarih ve teslim edilecekleri yer konusunda bilgilendirileceğini söyledi.

Ateşkes anlaşması uyarınca, üç aşamalı anlaşmanın ilk aşamasının altı hafta sürmesi ve yaklaşık bin 900 Filistinli tutukluya karşılık 33 esirin serbest bırakılması planlanıyor.

Hamas geçen hafta sonunda, İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan 90 Filistinli karşılığında üç esiri serbest bıraktı. An itibariyle ilk aşamada serbest bırakılacak esir sayısı 26. Serbest bırakılacak İsrailli esirlerin bir listesi teslim edildi, ancak serbest bırakılmaları için herhangi bir takvim belirlenmedi.

 Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan esirlerin çizildiği bir duvar resmi (AP)Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan esirlerin çizildiği bir duvar resmi (AP)

Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail topraklarında gerçekleştirdiği saldırı, İsrail tarafında çoğu sivil olmak üzere bin 210 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Saldırı sırasında 251 kişi esir alındı. Bunlardan 91'i halen Gazze Şeridi'nde tutulmakta olup, İsrail ordusu 34'ünün ölü ya da kayıp olduğunu açıkladı.

Hamas başka esirlerinde öldürüldüğünü duyurdu. Ancak İsrail'den herhangi bir doğrulama gelmemesi ve herhangi bir kanıt sunulmaması, kalan esirlerin ailelerini belirsizlik ve endişe içinde bıraktı.

Tel Aviv'de dün akşam esirlere destek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında, esirlerden birinin yeğeni olan Shahar Mor Zahiro, ‘diri ve ölü tüm esirlerin geri dönmesi’ çağrısında bulundu ve ilk aşamada hepsinin serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.

“Son şansımız”

“Bu bizim son şansımız” diyen Shahar Mor Zahiro, birçok kişinin Netanyahu hükümetinin ilk aşama sona erdiğinde Gazze Şeridi'nde askerî harekâtı yeniden başlatacağından korktuğunu söyledi.

Hamas'a bağlı Sağlık Bakanlığı'na göre İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşında çoğu sivil en az 47 bin 283 kişi hayatını kaybetti.

Pazar gününden bu yana birkaç olay dışında ateşkes genel olarak devam etti. Ancak Gazze Şeridi'nde yerinden edilen insanlar evlerine dönmek için can atarken, birçoğunun elinde enkazdan başka bir şey kalmadı.

AFP'ye konuşan yerinden edilmiş bir kadın, “Yıkım nedeniyle çadırlarımızı koyacak yerimiz yok” dedi.

Ateşkes bir haftadan kısa bir süre içinde binlerce tır insani yardımın bölgeye girmesine izin verdi.



Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
TT

Suriye, İran savaşında ne kadar tarafsız kalabilecek?

Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)
Ahmed Şara, Suriye'nin bölgedeki çatışmaların içine çekilmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi (AFP)

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'tan beri yürüttüğü İran savaşı, Suriye yönetimini de tehdit ediyor.

Irak'taki Şii milislerin ve Tahran destekli Hizbullah'ın saldırılarının hedefindeki Suriye, İran savaşında tarafsız kalmaya çalışıyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Birleşik Krallık'a (BK) gerçekleştirdiği bu haftaki ziyaretinde Başbakanı Keir Starmer'la bir araya geldi.

Londra yönetiminden yapılan açıklamada, iki ülkenin de Hürmüz Boğazı'nın yeniden tam kapasite faaliyet göstermesi için uygulanabilir bir planın gerekliliği üzerinde durduğu belirtildi.

Şara, BK merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'un düzenlediği etkinlikte ülkesini savaşın dışında tutmak istediğini yineleyerek, "Yeterince savaş yaşadık. Başka bir savaş deneyimine hazır değiliz" dedi.

14 yıl süren yıkıcı iç savaşın ardından Suriye'yi yeni bir çatışmanın içine sokmak istemediğini vurgulayan lider, şöyle devam etti:

Suriye herhangi bir tarafın hedefi haline gelmedikçe, herhangi bir çatışmaya dahil olmayacak. Suriye'nin bir savaş alanı haline gelmesini istemiyoruz. Ancak ne yazık ki bugün işler akıllı kişiler tarafından yönetilmiyor. Durum istikrarsız ve öngörülemez.

Ancak Financial Times'ın analizinde, İran savaşının başından bu yana Suriye topraklarına düzenlenen saldırıların ülkenin tarafsızlık politikasını zora soktuğuna dikkat çekiliyor.

Beyrut'taki düşüne kuruluşu Carnegie Ortadoğu Merkezi'nden Suriye uzmanı Kheder Khaddour, savaşın uzamasıyla Şam yönetiminin çatışmalara çekilebileceğine işaret ediyor:

Suriye ne kadar süre tarafsız kalabilir? Bu savaş ne kadar uzun sürerse, bu çatışma ne kadar yayılırsa Suriye'ye sıçrama riski de o kadar artar.

Reuters'ın geçen ay yayımladığı haberde, ABD'nin Lübnan'daki Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik operasyonlara katılması için Şara yönetimine baskı yaptığı öne sürülmüştü.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise iddiaları yalanlayarak "ABD'nin, Suriye'yi Lübnan'a asker göndermeye teşvik ettiği yönündeki haberler yanlış ve gerçeğe aykırıdır" demişti.

Khaddour da "Suriye silahlı kuvvetlerinin böyle bir şey yapma imkanı yok. Kendi topraklarını zar zor koruyacak kadar güce sahipler" diyor.  

Diğer yandan Şam yönetimi, İran savaşının yarattığı krizi kullanarak yatırım çekmeyi de amaçlıyor.

Avrupa temaslarında Almanya'yı da ziyaret eden Şara, Berlin'deki iş insanlarının yer aldığı toplantıda, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun yarattığı enerji krizinde Suriye'nin "güvenli bir alternatif rota" oluşturduğunu söyledi:

Suriye güvenli bir liman işlevi görebilir. Stratejik konumu sayesinde tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlayabileceği gibi, Akdeniz kıyıları üzerinden enerji tedarikini de güvence altına alabilir.

Irak da yıllar sonra Suriye üzerinden karayoluyla petrol ihracatına bu hafta başladı. Politico'nun aktardığına göre Iraklı yetkililer, kamyonlarla sevkıyatın başarılı olması halinde Kerkük-Baniyas boru hattının tamir edilerek yeniden kullanılabileceğini söylüyor.

Analizde, İran savaşının yarattığı krizde Şara'nın "farklı bir yol çizmeye çalıştığı" yazılıyor. Medya kuruluşuna konuşan kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Savaş, Ortadoğu'yu farklı şekilde düşünmeye zorluyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Politico, SANA


"Devlet terörizmi"... Cezayir ile gerilimin azaltılması yolunu raydan çıkarmakla tehdit eden bir Fransız hukuk emsali

Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
TT

"Devlet terörizmi"... Cezayir ile gerilimin azaltılması yolunu raydan çıkarmakla tehdit eden bir Fransız hukuk emsali

Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı, iki ülke arasındaki ilişkiler gerginleşmeden önce Fransız mevkidaşını kabul etti (AFP)

Cezayir-Fransa ilişkileri, dün Fransa'daki Ulusal Terörle Mücadele Birimi Başsavcı Yardımcısı Olivier Christen'in kışkırtıcı bir basın açıklaması yapmasıyla, zaten gergin olan bir kriz ve gerilim dönemine girdi. Bu açıklama, Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in, iki ülke arasında, haklarında idari sınır dışı kararı çıkarılmış düzensiz Cezayirli göçmenlerin kabulü konusunda güvenlik iş birliği ve koordinasyonunun yeniden başlatıldığını duyurmasıyla eş zamanlı olarak geldi.

 Fransa'da terörizmle mücadele konusunda uzmanlaşmış adli birimin başkanı (Fransız medyası)Fransa'da terörizmle mücadele konusunda uzmanlaşmış adli birimin başkanı (Fransız medyası)

France Info radyosuna verdiği röportajda Olivier Christen, "devlet terörizmi" olarak nitelendirdiği konularla ilgili devam eden soruşturmalara değinerek özellikle Cezayir, Rusya ve İran'ı örnek gösterdi. Ulusal Terörle Mücadele Savcılığı'nda şu anda bu üç ülkeyi hedef alan sekiz açık "devlet terörizmi" davası bulunduğunu belirtti.

Fransız yargı yetkilisi, Fransa'da yoğun bir şekilde gündeme gelen konulara yanıt verirken, savcılık Bank of America'nın Paris'teki genel merkezine yönelik saldırı planına karışmakla suçlanan dört kişiye dava açtı.

Kristen, “İran devlet terörizmiyle ilgili olarak, şu anda soruşturma altında olan üç vakamız var” dedi ve “başta Rusya ve Cezayir olmak üzere beş vaka daha var” diye ekledi. Devam eden soruşturmaların “aynı mantık çerçevesinde” olduğunu belirten Kristen, “bu yabancı devletler Fransız nüfusuna karşı doğrudan operasyonlar yürütmek yerine, Fransız topraklarında yaşayan muhaliflerini hedef alıyorlar. Fransız nüfusunun açıkça hedef alındığı tek durum İran'dır; İran, özellikle Yahudi topluluğu olmak üzere, düşman olarak gördüğü Fransız toplumunun bir kesimini hedef alıyor” şeklinde açıklama yaptı.

 Fransa İçişleri Bakanı, geçen şubat ayında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Cezayirli mevkidaşı ile (Cezayir İçişleri Bakanlığı)Fransa İçişleri Bakanı, geçen şubat ayında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında Cezayirli mevkidaşı ile (Cezayir İçişleri Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’ın Cezayirli gözlemcilerden aktardığına göre Cezayir'e yöneltilen suçlamalar ciddi ve gerilimi azaltma çabalarını baltalayarak, tarihi ve siyasi anlaşmazlıkların ateşine benzin dökebilir. Cezayirli gözlemciler, Cezayir'e atıfta bulunarak "devlet terörizmi" teriminin kullanılmasının, ilişkileri geri dönüşü olmayan bir noktaya itebilecek yasal ve medya açısından bir emsal oluşturduğuna inanıyorlar.

Geri dönüşü olmayan bir noktaya

Fransa terörle mücadele savcısı, Fransa'da bulunan ve ülke yetkilileri tarafından hedef alındığı iddia edilen Cezayirli "muhaliflerin" isimlerini açıklamadı; ancak bir yıldır süregelen tartışmaya bakılırsa, bunun Fransız-Cezayir ilişkilerinde "kriz içinde kriz" oluşturan muhalif YouTuber Amir Boukhors ile ilgili olması muhtemel.     

Muhalif YouTuber Amir Boukhers (kişisel sosyal medya hesabı)Muhalif YouTuber Amir Boukhers (kişisel sosyal medya hesabı)

Nisan 2025'te Fransız savcılar, Paris'te görevli bir Cezayir konsolosluk çalışanını, Nisan 2024'te "Amir DZ" olarak bilinen Boukhors'un kaçırılması ve alıkonulmasıyla bağlantılı olarak "terörizm"le suçladı. Soruşturma süresince gözaltında tutulmasına karar verildi. Geçen hafta, Paris'teki bir soruşturma hakimi, gözaltı süresini bir yıl daha uzattı; bu durum Cezayir'i öfkelendirdi ve iki ülke arasındaki son yakınlaşmayı, özellikle Sahel'deki terörizmle ilgili güvenlik iş birliğine getirilen yasağın kaldırılması konusunda, resmen baltalamakla tehdit etti. Cezayir ayrıca, Fransa'dan sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan vatandaşlarının ülkeye girişini reddetme kararını geri almakla da tehdit etti.

Fransa'nın bu yeni gerilime karşılık olarak, Fransa'daki terörle mücadeleden sorumlu adli makamların başkanının açıklamalarından 24 saat sonra Cezayir tarafından tam bir resmi sessizlik olması dikkat çekicidir.

Herhangi bir acil tepkinin olmaması göz önüne alındığında, gözlemciler Cezayir makamlarının sessizliğinin, özellikle çözülmemiş sorunların birikmesi ve ardı ardına gelen krizleri kontrol altına alma konusunda ortak arzuya dair gerçek bir işaretin olmaması nedeniyle, fırtına öncesi sessizlik olabileceğine inanmaktadır.

Paris ile eski sömürgesi Cezayir arasındaki gelişen anlaşmazlıkları yakından takip eden Cezayirli gazeteci Ali Boukhalef'e göre "Devlet terörizmiyle ilgili bu açıklamalar, özellikle ciddi sonuçları göz önüne alındığında, iki ülke arasındaki gerilimi daha da artıracaktır." Fransız Le Point dergisinin Cezayir muhabiri Adlane Meddi ise Fransız yetkililerin "Emir DZ'nin tarafını seçtiklerini ve şimdi kararlarının sonuçlarına katlanmak zorunda olduklarını" ifade etti.

Cezayir haber sitesi Interlignes ise şu ifadeleri kullandı: "Cezayir ve Paris arasındaki ilişkileri iyileştirme girişimlerinin her biri bir engelle karşılaşıyor. İlginçtir ki, bu engel her zaman aynı kaynaktan geliyor." Ayrıca, Olivier Christen'in devlet terörizmiyle ilgili soruşturmalar, özellikle de Cezayir'i ilgilendiren açıklamalar, "durumu sakinleştirmeye katkıda bulunmayacaktır."

Resmi gerilimi azaltma ile medyanın gerilimi tırmandırması arasındaki fark

Hükümet yanlısı haber sitesi "Algeria 54", Cezayir'in adının İsrail ve Amerikan müttefiki tarafından yürütülen bir savaşla işaretlenen jeopolitik bir bağlama sürüklenmesinin, "Fransız derin devletinin Cezayir'e karşı beslediği açık düşmanlığın bir parçası" olduğunu belirtti. Bu yeni hedef alma olayı, bizi Fransız derin devleti ve sömürge dönemine duyulan nostaljinin kalıntıları tarafından Cezayir halkına ve kurumlarına karşı yürütülen Kara On Yıl'da tanık olunan düşmanlık kampanyalarına geri götürüyor."

Tutuklu Fransız gazeteci Christophe Gleize (Sınır Tanımayan Gazeteciler)Tutuklu Fransız gazeteci Christophe Gleize (Sınır Tanımayan Gazeteciler)

Aynı kaynak şöyle devam etti: “Olivier Christen’in bu bariz ihlali, Cezayir ve halkına yönelik neo-kolonyal modelinin kurbanı olan, ölmekte olan bir Fransız rejiminin gerçek yüzünü ortaya koymaktadır. Bu durum Belçika, İsviçre, Portekiz, İspanya ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinin, Ortadoğu'daki devam eden savaşın sonuçları bağlamında Cezayir gazına yönelik artan Avrupa talebine atıfta bulunarak, Cezayir ile ilişkilerini güçlendirme ve sağlamlaştırma çabalarını hızlandırdığı bir dönemde gerçekleşmektedir.”

İronik bir şekilde bu yeni gerilim dönemi, İçişleri Bakanı Laurent Nunez'in geçen şubat ayındaki Cezayir ziyaretinin olumlu sonuçlar vermeye başladığını teyit ettiği gün yaşandı. Nunez, Fransız BFM TV kanalına verdiği röportajda, Elysee Sarayı'nın Fas'ın Sahra üzerindeki egemenliğini tanımasının ardından patlak veren ve 18 aydan fazla süren ciddi diplomatik krizin ardından Cezayir ile ilişkilerin "kademeli olarak yeniden başlama aşamasına girdiğini" belirtti.

Fransız yetkili, ikili iş birliğinin omurgasını oluşturan üç stratejik eksen olan güvenlik, adalet ve düzensiz göçle mücadele alanlarında etkin koordinasyonun yeniden başlatılmasını ele aldı. Bu yönde bir açıklama yapan Nunez, "Polis ve adli iş birliğiyle Cezayir ile göç konusunda koordinasyon yeniden ilerlemeye başlıyor" dedi.

Cezayir Cumhurbaşkanı, 18 Şubat'ta Fransa İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme sırasında (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)Cezayir Cumhurbaşkanı, 18 Şubat'ta Fransa İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşme sırasında (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)

Bu açıklığın aksine, Nunez, Cezayir'de "terörizmi yüceltmek" suçlamasıyla hapsedilen Fransız gazeteci Christophe Gleize'nin davası gibi son derece hassas siyasi dosyaların ayrıntılarına girmekten kaçındı ve bunları "Dışişleri Bakanlığı'nın münhasır yetki alanına giren egemen dosyalar" olarak değerlendirdi.


Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
TT

Suriye Dışişleri Bakanlığı, diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini teyit etti

Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri mensupları (AFP- Arşiv)

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, "Suriye'de akredite edilmiş büyükelçiliklere ve diplomatik misyonlara yönelik her türlü saldırıyı veya yaklaşma girişimini kesin ve kararlı bir şekilde reddettiğini" teyit ederek, bu misyonların "uluslararası hukuk ve diplomatik anlaşmalar kapsamında korunduğunu ve devletler ile halklar arasındaki ilişkilerin sembolü olduğunu" vurguladı.

Suriye resmi haber ajansı SANA'ya göre bakanlık ayrıca "ülkelere hakaret eden veya sembollerini zedeleyen her türlü slogan veya eylemi kategorik olarak reddettiğini ve kınadığını" ifade ederek, bu davranışın karşılıklı saygı ve uluslararası iş birliği ilkelerine aykırı olduğunu vurguladı.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi: “Vatandaşların görüşlerini ifade etme haklarına saygı çerçevesinde, Bakanlık, kamu güvenliğinin korunmasına tam bağlılıkla, yürürlükteki yasa ve yönetmelikler çerçevesinde bu hakkın kullanılmasının önemini teyit eder ve istikrarı bozabilecek veya elçilikleri ve akredite diplomatik merkezleri etkileyebilecek veya bunlara yaklaşabilecek her türlü uygulamadan uzak durulmasını şart koşar.”

Bu açıklama, İslamcı bir fraksiyonun destekçilerinin, eski rejime karşı ayaklanma sırasında silahlı bir gruba komuta eden Suriyeli bir liderin tutuklanmasını protesto etmek için Şam'daki BAE büyükelçiliği önünde gösteri düzenlemesinden bir gün sonra yapıldı. Protesto sırasında büyükelçilik binasına taş atıldı.