Hamas dört kadın esiri serbest bıraktı… Filistinli 200 mahkûmun serbest bırakılması bekleniyor

İsrailli kadın askerler Kızılhaç'a teslim edilirken (Reuters)
İsrailli kadın askerler Kızılhaç'a teslim edilirken (Reuters)
TT

Hamas dört kadın esiri serbest bıraktı… Filistinli 200 mahkûmun serbest bırakılması bekleniyor

İsrailli kadın askerler Kızılhaç'a teslim edilirken (Reuters)
İsrailli kadın askerler Kızılhaç'a teslim edilirken (Reuters)

Hamas, İsrail ile varılan takas anlaşması çerçevesinde serbest bırakılan dört İsrailli kadın esiri bugün Gazze'de yüzlerce Filistinlinin ve onlarca Hamas ve İslami Cihad savaşçısının toplandığı bir meydanda Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne (ICRC) teslim etti.

İsrail medyası, dört kadın esirin, bugün gerçekleşecek olan ikinci takas kapsamında 200 Filistinli mahkûmun serbest bırakılması karşılığında teslim alındığını bildirdi.

Serbest bırakılan dört İsrailli kadın esir şunlar: Danielle Gilboa, Karina Ariyev, Liri Albag ve Naama Levy. Kaçırıldıkları 7 Ekim 2023 tarihinde askerlik görevlerini yapmakta olan kadın askerler, ICRC'ye teslim töreninde askeri üniformalarıyla göründüler ve ICRC araçlarına doğru ilerlemeden önce bir podyuma çıkıp gülümsediler.

Geçtiğimiz hafta Hamas, her İsrailli esire karşılık 30 Filistinli mahkûmun serbest bırakılmasını öngören ateşkes anlaşması kapsamında ilk üç kadın esiri serbest bıraktı.

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'ndan savaşçılar sabah 09:30 sularında bir minibüsle alana gelirken, onları İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Seriyyeleri'nden savaşçılar izledi.

Hamas ayrıca, İsrail'in bugün serbest bırakacağı 200 Filistinli mahkûmun isimlerini yayınladı ve bunlardan 70'inin Gazze Şeridi ve Batı Şeria'dan sınır dışı edileceğini duyurdu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre serbest bırakılan mahkûmların büyük çoğunluğu müebbet ve ağır hapis cezalarına çarptırılmış isimler.

Hamas'a bağlı Esirler Medya Ofisi bugün yaptığı açıklamada, Gazze anlaşması kapsamında bugün serbest bırakılması planlanan Filistinli mahkumların listesini inceledikten sonra bazı isimlerin yanlış olduğunu tespit ettiklerini bildirdi.

Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde dün yaptığı açıklamada, hareketin ateşkes anlaşması kapsamında bugün dört İsrailli kadın esiri serbest bırakacağını duyurdu.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyeleri bugün Gazze şehrindeki bir meydanda dört İsrailli kadın esiri teslim alırken bir belge imzaladı. (Reuters)Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) üyeleri bugün Gazze şehrindeki bir meydanda dört İsrailli kadın esiri teslim alırken bir belge imzaladı. (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi müzakereciler aracılığıyla ‘esirlerin isim listesini’ aldığını doğruladı.

Gazze Şeridi'nde tutulan İsrailli esirlerin ailelerinin oluşturduğu Esirler ve Kayıp Aileleri Forumu yaptığı açıklamada, ‘Daniel Gilboa, Karina Ariyev, Liri Albag ve Naama Levy'nin 477 günün ardından serbest bırakılmasını’ memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Açıklamada, “Bütün bir ulus onlar için savaştı ve ailelerinin kollarına dönmelerini sabırsızlıkla bekliyor” denildi.

Dört kadın esir, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'in güneyine düzenlediği Aksa Tufanı Operasyonu sırasında kaçırıldıklarında askerlik görevlerini yerine getiriyorlardı.

Gazze Şeridi'nde yürürlükte olan ateşkes anlaşması uyarınca takas kapsamında serbest bırakılacak Filistinli tutukluların sayısı açıklanmadı. İsrail Cezaevi Servisi (IPS) bazılarının Gazze Şeridi'ne, bazılarının da Batı Şeria'ya geri gönderileceğini duyurdu.

İsrail'den uyarı

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee X platformundan yaptığı açıklamada, anlaşmanın uygulanmasının yedinci gününün sabahında Gazze Şeridi sakinlerini, esirleri geri getirme anlaşmasını uygulamak için, sürtüşme ve yanlış anlamaları önlemek üzere tüm ayrıntılara dikkat etmeleri konusunda uyardı.

Açıklamada, “Mevcut tüm talimatlar halen yürürlüktedir ve anlaşmanın bir sonraki aşamasına geçişle birlikte yeni talimatlar yayınlanana kadar da yürürlükte kalacaktır. Gazze Şeridi'nde konuşlu güçlere yaklaşmak sizi riske atar. Gazze Şeridi'nin güneyinden kuzeyine veya Netzarim Koridoru’na doğru hareket etmek, İsrail ordusunun bölgedeki faaliyetleri ışığında tehlikeli olmaya devam etmektedir” ifadeleri yer aldı.

Hamas'a yakın bir Filistinli kaynak AFP'ye yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları ve direniş gruplarının dört kadın esiri bugün serbest bırakacağını ve ICRC'nin üzerinde anlaşmaya varılan mekanizmaya göre kesin tarih ve teslim edilecekleri yer konusunda bilgilendirileceğini söyledi.

Ateşkes anlaşması uyarınca, üç aşamalı anlaşmanın ilk aşamasının altı hafta sürmesi ve yaklaşık bin 900 Filistinli tutukluya karşılık 33 esirin serbest bırakılması planlanıyor.

Hamas geçen hafta sonunda, İsrail hapishanelerinde tutuklu bulunan 90 Filistinli karşılığında üç esiri serbest bıraktı. An itibariyle ilk aşamada serbest bırakılacak esir sayısı 26. Serbest bırakılacak İsrailli esirlerin bir listesi teslim edildi, ancak serbest bırakılmaları için herhangi bir takvim belirlenmedi.

 Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan esirlerin çizildiği bir duvar resmi (AP)Gazze Şeridi'nde Hamas tarafından tutulan esirlerin çizildiği bir duvar resmi (AP)

Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihinde İsrail topraklarında gerçekleştirdiği saldırı, İsrail tarafında çoğu sivil olmak üzere bin 210 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Saldırı sırasında 251 kişi esir alındı. Bunlardan 91'i halen Gazze Şeridi'nde tutulmakta olup, İsrail ordusu 34'ünün ölü ya da kayıp olduğunu açıkladı.

Hamas başka esirlerinde öldürüldüğünü duyurdu. Ancak İsrail'den herhangi bir doğrulama gelmemesi ve herhangi bir kanıt sunulmaması, kalan esirlerin ailelerini belirsizlik ve endişe içinde bıraktı.

Tel Aviv'de dün akşam esirlere destek amacıyla düzenlenen gösteri sırasında, esirlerden birinin yeğeni olan Shahar Mor Zahiro, ‘diri ve ölü tüm esirlerin geri dönmesi’ çağrısında bulundu ve ilk aşamada hepsinin serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.

“Son şansımız”

“Bu bizim son şansımız” diyen Shahar Mor Zahiro, birçok kişinin Netanyahu hükümetinin ilk aşama sona erdiğinde Gazze Şeridi'nde askerî harekâtı yeniden başlatacağından korktuğunu söyledi.

Hamas'a bağlı Sağlık Bakanlığı'na göre İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik savaşında çoğu sivil en az 47 bin 283 kişi hayatını kaybetti.

Pazar gününden bu yana birkaç olay dışında ateşkes genel olarak devam etti. Ancak Gazze Şeridi'nde yerinden edilen insanlar evlerine dönmek için can atarken, birçoğunun elinde enkazdan başka bir şey kalmadı.

AFP'ye konuşan yerinden edilmiş bir kadın, “Yıkım nedeniyle çadırlarımızı koyacak yerimiz yok” dedi.

Ateşkes bir haftadan kısa bir süre içinde binlerce tır insani yardımın bölgeye girmesine izin verdi.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.