İsrail-Hamas müzakereleri dördüncü takasın ardından yarın yeniden başlayacak

TT

İsrail-Hamas müzakereleri dördüncü takasın ardından yarın yeniden başlayacak

İsrail-Hamas müzakereleri dördüncü takasın ardından yarın yeniden başlayacak

Hamas Hareketi dün İsrail hapishanelerindeki 180'den fazla Filistinli tutukluya karşılık İsrailli üç rehineyi serbest bırakmasının ardından İsrail, Hamas ile Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması için dolaylı müzakerelerin yarın yeniden başlayacağını teyit etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile görüştüğü ve esir takası anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin müzakerelerin yarın Washington'da bir araya geldiklerinde başlaması konusunda anlaştıkları belirtildi.

Açıklamada, Witkoff’un hafta içi Katar Başbakanı ve Mısır’ın üst düzey yetkilileriyle görüşmelerde bulunacağı da kaydedildi.

Yarın Washington'a gitmesi beklenen Netanyahu, salı günü Donald Trump'ın göreve başlamasından bu yana kendisiyle görüşen ilk yabancı lider olacak.

Yeni müzakereci

İsrail gazetesi Haaretz'in dünkü haberine göre Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması için yürütülecek müzakerelerden sorumlu ekibe Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer'i de dahil etmeyi planladığı bildirildi.

Gazetenin kaynaklara dayandırdığı haberine göre İsrail, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin müzakerelerde Katar'dan daha büyük bir rol oynayacağına inanıyor. Bu yüzden Dermer, Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff ile diplomatik süreci yönetecek.

Gazete, Mossad Direktörü David Barnea'nın Katar'la görüşmeleri yönetmeye ve ilgili bağlantılarla ilgilenmeye devam edeceğini de ekledi. Kaynaklara göre İsrail'in güvenine ve Hamas liderliği üzerinde büyük nüfuza sahip olan Katar'ın müzakerelerde başlıca arabulucu olarak kalması bekleniyor.

Bu gelişme, Hamas Hareketi ile İsrail arasında Gazze Şeridi'nde ateşkes için varılan anlaşma çerçevesinde dördüncü takasın tamamlanmasının ardından yaşandı.

Hamas, 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana 484 gün boyunca Gazze Şeridi'nde tuttuğu Fransa-İsrail çifte vatandaşı Ofer Calderon, İsrailli Yarden Bibas ve ABD-İsrail çifte vatandaşı Keith Siegel'i Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne (ICRC) teslim etti. ICRC de rehineleri İsrail'e ulaştırdı.

Filistin Esirler Cemiyeti'ne göre İsrail, üç rehine karşılığında 182 Filistinli ve bir Mısırlı mahkumu serbest bıraktı. Serbest bırakılan Filistinlilerden 150'si Gazze Şeridi'ne, 25'i işgal altındaki Batı Şeria'ya geri dönerken, aralarında Mısır vatandaşının da bulunduğu sekiz kişi Mısır'a sınır dışı edildi.

“Karanlığa tutulan bir ışık”

Yarden Bibas ve Ofer Calderon dün sabah saatlerinde Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen bir törenle ICRC görevlilerine teslim edildi.

Hamas daha sonra Keith Siegel’i Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir balıkçı barınağında bu amaçla kurulan bir platformdan geçtikten sonra ICRC’ye teslim etti.

Hamas Hareketi tarafından yapılan açıklamada, Hamas’ın askeri kolu İzzettin el-Kassam Tugayları'nın birçok sağlık sorunu olan ABD vatandaşı İsrailli rehine için zorlu koşullara rağmen gerekli sağlık hizmetini sağlamaya özen gösterdiği belirtildi.

Calderon ve Bibas, Hamas ve İsrail arasında 15 ay süren savaş sonucu harabeye dönen Han Yunus'ta çok sayıda Hamas üyesinin katılımıyla gerçekleşen törende kısa bir süreliğine bir platforma çıkarıldı. Ardından burada toplanan kalabalığa ve bir Hamas fotoğrafçısına el sallamaları istenen Calderon ve Bibas ICRC görevlilerine teslim edildi.

Calderon (54), 2023 yılının kasım ayındaki ilk ateşkes anlaşması sırasında serbest bırakılan oğlu Erez (12) ve kızı Sahar (16) ile birlikte Gazze Şeridi’ne kaçırılmıştı. Kassam Tugayları'nın merhum Komutanı Muhammed el-Deyf de dahil olmak üzere İsrail'le savaşta öldürülen Hamas liderlerinin resimlerinin sergilendiği platforma çıktığında üzerinde yeşil askeri spor kıyafetleri vardı.

Tel Aviv'de ‘Rehine Meydanı’ adıyla bilinen yerde toplanan yüzlerce kişi, üç rehinenin teslim edilişini dev ekrandan canlı olarak, duygu ve sevinç dolu bir atmosferde izledi. Ellerinde İsrail bayrakları ve bugün serbest bırakılan rehinelerin resimleri bulunuyordu.

İsrail’de 7 Ekim saldırısının ardından oluşturulan Rehineler ve Kayıp Aileleri Forumu tarafından yapılan açıklamada, üç rehinenin serbest bırakılmasının ‘karanlığa bir ışık tuttuğu, umut verdiği ve insan ruhunun zaferini gösterdiği’ belirtildi.

“Şok edici”

Han Yunus’ta ise öğleden sonra bir grup Filistinli, ‘Ruhumuzla ve kanımızla seni koruyacağız ey esir’ sloganları eşliğinde, sağlık muayenesinden geçirilmek üzere Avrupa Hastanesi'ne götürülen serbest kalan Filistinli mahkumları taşıyan otobüsleri karşılamak için akın etti.

AFP'ye konuşan bir Hamas lideri “Bugün halkımız için yeni bir zafer günü” dedi. Anlaşmaya göre bugün serbest bırakılanlar arasında 7 Ekim 2023 tarihinden sonra tutuklanan, ancak Aksa Tufanı Operasyonu (Hamas'ın İsrail'e saldırısı) ile hiçbir ilgisi olmayan Gazze Şeridi'nden 111 mahkum da yer alıyor.

Gözaltına alınanlar hakkında konuşan Rabih el-Harubi (40), “Refah ve Han Yunus'un yerle bir olduğunu ve moloz yığınlarını gördüklerinde gözlerindeki şoku gördüm” ifadelerini kullandı.

İşgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentine gelenler tezahürat ve sloganlarla karşılandı. Aralarında İsraillileri öldürmekten uzun süre hapis yatanlar da vardı.

Gazze'den elli hasta ve yaralı çıkarıldı

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, esir takası işlemlerinin sona ermesinin ardından geçtiğimiz mayıs ayından bu yana ilk kez dün açılan Refah Sınır Kapısı’ndan çoğu çocuk 50 hasta ve refakatçilerinin Mısır’daki hastanelerde tedavi görmek üzere Gazze'den ayrıldığını duyurdu.

Gazze’den çıkış yapanlar arasında lösemi hastası 30 çocuğun yanı sıra savaşta yaralanan 19 kadın ve erkeğin olduğunu belirtildi.

Gazze Şeridi'nde ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun yanı sıra onlarca yıla ya da ömür boyu hapis cezasına çarptırılanların da bulunduğu toplam 583 Filistinli tutukluyu serbest bıraktı.

Hamas, İsrail'e gerçekleştirdiği ve Gazze Şeridi’ndeki savaşın başlamasına neden olan saldırı sırasında 251 kişi kaçırıldı. İsrailli yetkililere göre bunlardan 34'ü ölü olmak üzere 76'sı halen Gazze'de rehin tutuluyor.

Alıkonulan rehineler arasında Bibas'ın eşi ve iki çocuğu da bulunuyor. Hamas onların 2023 kasımında İsrail tarafından düzenlenen bir hava saldırısında öldürüldüğünü iddia ederken İsrail bunu doğrulamadı.

İsrail cumartesi günü Gazze Şeridi'nde ateşkes anlaşmasına aracılık eden arabulucular hakkında bilgi talep etti.

AFP’nin aktardığı İsrail tarafından açıklanan resmi rakamlara göre Hamas’ın 7 Ekim 2023 tarihindeki saldırısında İsrail’de bin 210 kişi öldü.

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan son rakamlara göre İsrail'in Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş, çoğu sivil kadın ve çocuk olmak üzere 47 binden fazla kişinin ölümüne neden oldu. Ancak İsrail’in askeri operasyonlarının durmasına rağmen enkaz altında kalan cesetler çıkarıldıkça ölü sayısı da artıyor.

Ateşkesin yürürlüğe girdiği 19 Ocak tarihinden bu yana beşi Taylandlı olmak üzere 18 rehine serbest bırakıldı.

Hamas kaynaklarına göre bir sonraki takasın 8 Şubat cumartesi günü yapılması planlanıyor.

İsrail ile Hamas arasında varılan üç aşamalı ateşkes anlaşması, çatışmaların durdurulmasını ve İsrail ordusunun nüfusun yoğun olduğu bölgelerden çekilmesini öngörüyor. Altı hafta sürecek olan ilk aşamada, yaklaşık bin 900 Filistinli mahkumun serbest bırakılması karşılığında Gazze Şeridi’nde tutulan 33 rehinenin (Taylandlılar hariç) serbest bırakılması planlanıyor.

İkinci aşama, müzakereleri askerlik çağındaki 60'tan fazla erkek rehinenin serbest bırakılmasını içeriyor. ABD'nin desteğiyle Mısırlı ve Katarlı arabulucularla varılan ateşkes anlaşmasının altı haftalık ilk aşaması, her iki tarafın da diğerini anlaşmayı ihlal etmekle suçlamasına neden olan çeşitli olaylara rağmen şimdiye kadar çökmeden devam edebildi.

Üçüncü aşamada ise Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına olanak sağlanması ve küçük bir Filistin bölgesi için bir yönetim modeli tanımlanması bekleniyor.



HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
TT

HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)

Sudan'da siyasi ve idari bölünmenin kalıcı hale geleceğine dair yaygın endişeleri uyandıran bir gelişmede Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından desteklenen ve başkenti Nyala olan Tesis (Kurucu) Hükümeti, ordunun desteklediği Sudan hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerde sınavların düzenlenmesi için hazırlıkların tamamlandığını açıklamasından birkaç gün sonra, kontrolü altındaki bölgelerde önümüzdeki haziran ayında lise bitirme sınavlarını düzenlemeyi planladığını açıkladı.

Bu iki eşzamanlı açıklama, geçtiğimiz hafta ulusal şahsiyetlerin ve akademisyenlerin ‘lise mezuniyet sınavı öğrencilerinin geleceğini kurtarmak için ulusal girişim’ başlatarak, her iki hükümetin duyurduğu sınavların ertelenmesini ve bunun yerine ülke genelindeki tüm öğrenciler için tek tip sınavlar düzenlenmesini talep ettikleri bir dönemde yapıldı.

Girişim, savaşa karşı çıkan sivil güçler tarafından geniş bir destek gördü. Bu güçler, askeri ve siyasi kutuplaşmalardan uzak, güvenli ve adil sınavların yapılmasını garanti altına alacak şekilde, çatışmanın iki tarafından acil yanıt talep etti. Girişimin organizatörlerine göre girişim, Darfur ve Kordofan eyaletleri ile Tesis İttifakı'nın kontrolü altındaki diğer bölgelerde yaşayan ve savaş nedeniyle son üç yıldır Sudan sertifika sınavlarına giremeyen yaklaşık 280 bin öğrencinin geleceğini korumayı amaçlıyor.

Çatışan taraflarla temaslar

Girişimin organizatörleri, Kamil İdris başkanlığındaki Umut Hükümeti liderleri, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi üyeleri ve Kurucu Hükümetin Başkanlık Konseyi liderleriyle temas kurduklarını söylediler. Bu temaslar, öğrencilerin bulundukları bölgelerde sınavlara girmelerini sağlayacak bir mutabakat sağlanması ve sınav öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrenciler, öğretmenler ve eğitim kadroları için gerekli güvenlik garantilerinin verilmesini amaçlıyor.

Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)

Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı, 13 Nisan'da yapılacak lise bitirme sınavlarına yurt içinde ve yurt dışında 544 bin öğrencinin girmesi için hazırlıkların tamamlandığını duyurmuştu. Öte yandan Tesis Hükümeti Eğitim Bakanı Koko Jagdol, hükümetinin kontrolündeki bölgelerde sınavları önümüzdeki haziran ayında yapmaya devam edeceğini söyledi. Jagdol, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lise bitirme sınavlarını düzenlemeye hazırız. Bu yıl tüm öğrencilerin sınava girmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan onların geleceğinin mahvolmaması” ifadelerini kullandı. Jagdol, sınavların ortak yapılması için başlatılan ulusal girişimden haberi olmadığını belirtirken, Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı'ndan ise Bakan Yardımcısı Ahmed Halifa ile iletişime geçilememesi nedeniyle resmi bir açıklama yapılmadı. Sudan ordusu ile HDK arasında 2023 yılının nisan ayında savaşın patlak vermesinden bu yana Darfur bölgesinde Sudan lise bitirme sınavlarının düzenleneceği ilk kez duyuruldu.

Bölünmenin kalıcı hale gelmesinden endişe

Gözlemciler, her iki tarafın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavların yapılmasının, bölünme gerçeğinin kalıcı hale gelmesine yol açabileceğini düşünüyor; bu durum sadece siyasi ve askeri düzeyde değil, eğitim kurumları ve kamu hizmetleri düzeyinde de geçerli. Bu bağlamda, Öğretmenler Komitesi Üyesi Sami el-Bakir, ordunun ve HDK'nın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavlar düzenlenmesinin ‘ülkenin idari ve siyasi olarak bölünmesine yol açabilecek tehlikeli bir adım’ olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Bakir, “Eğitim meselesinin çatışmanın dışında tutulmasını ve federal Eğitim Bakanlığı'nın, çatışmanın iki tarafının kontrolündeki tüm bölgelerde Sudan sertifika sınavlarını denetlemesini defalarca talep ettik” dedi. Sami el-Bakir, yetkinliği ve dürüstlüğü ile tanınan eğitim uzmanlarından oluşan, Sudan'ın her yerinde sınavları koordine etmek ve denetlemekle görevli bağımsız ve tarafsız bir ulusal komite kurulmasını önerdi.

Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)

Sudan ordusu şu anda Orta, Doğu ve Kuzey eyaletlerini kontrol ederken bu eyaletler arasında Sennar, Mavi Nil eyaletinin büyük bir kısmı, Güney Kordofan’ın geniş bölgeleri, ayrıca Gedarif, Kassala, Kızıldeniz, Nil Nehri ve Kuzey eyaletleri ile Kuzey Kordofan eyaletinin bazı bölgeleri yer alıyor. HDK ise Güney, Batı, Doğu, Orta ve Kuzey Darfur’un yanı sıra Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerinin geniş bölgelerini kontrol ediyor. Öte yandan, Tesis Hükümeti’nin müttefiki olan Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Güney Kordofan'daki Kauda bölgesini kontrol ediyor.

Darfur'dan göç eden öğrencilerin durumunu düzeltmek amacıyla, Kuzey Eyaleti Eğitim Bakanı Ticani İbrahim, federal bakanlığın Darfur'dan gelen göçmen öğrencileri kabul etmek ve sınavlara sorunsuz bir şekilde girmelerini sağlamak için özel merkezler ayırdığını söyledi. Federal Eğitim Bakanlığı daha önce, Darfur'dan ordunun kontrolündeki bölgelere gelen erkek ve kız öğrenciler için barınma ve yemek gibi ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerin tamamlandığını duyurmuştu.

Eğitimi çatışmanın dışında tutmak

Birçok eğitimci, 2003 ile 2010 yılları arasında Darfur’da yaşanan önceki savaş dönemini hatırlatıyor. O dönemde Sudan sertifika sınavları önceden kararlaştırılan bölgelerde düzenleniyordu ve öğrencilerin sınav merkezlerine güvenli bir şekilde ulaşmaları ve bölgelerine geri dönmeleri için gerekli düzenlemeler yapılıyordu.

Çatışma çözümü uzmanı Abdullah Adem Hatir ise binlerce öğrencinin 3 yılı aşkın bir süre boyunca eğitim ve sınav haklarından mahrum bırakılmasının ardından, öğrencilerin savaştan en çok zarar gören kesim olduğunu söyledi.

Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)

Hatir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çatışmanın dışında tutulması yönündeki iç ve uluslararası çağrılara rağmen, savaşın iki tarafı da şu ana kadar beklenen şekilde yanıt vermedi.”

Batı Kordofan'ın Heglig bölgesindeki petrol tesislerinin askeri operasyonlardan muaf tutulması konusunda ordu ile HDK arasında varılan mutabakatın, eğitim konusunda da uygulanabilir bir model oluşturabileceğine işaret eden Hatir, “Taraflar petrol tesislerinin korunması konusunda anlaşabilirlerse, eğitim ile ilgili uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde, savaş hatlarından ve siyasi bölünmelerden uzak, ülke genelinde sınavların tek tip bir şekilde düzenlenmesini garanti altına alan bir mutabakata varılması mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.


Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
TT

Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)

Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin el-Sayid, yaptığı açıklamada, Lübnan'ın İsrail saldırıları ve tahliye emirleri nedeniyle yerinden edilen yüz binlerce kişinin uzun vadede evlerine dönmeme ihtimaline hazırlandığını belirtti.

El-Sayid, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın ordunun Lübnan-İsrail sınırı boyunca tüm evleri yıkacağını ve Güney Lübnan'dan kaçan 600 bin kişinin köylerine dönmesini engelleyeceğini açıklamasının ardından Reuters'a konuştu.

2 Mart'tan bu yana, Lübnanlı silahlı grup “Hizbullah”ın İsrail'e ateş açarak Lübnan'ı bölgesel çatışmanın içine sürüklemesi ile 1 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve bin 200 kişi İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

Bakan dün yaptığı açıklamada, “Uzun süreli yerinden edilme elbette endişe verici bir durum. Bunun olmaması umuduyla, ancak hükümet olarak hazırlıklı olmalı ve bu konuyu düşünmeliyiz” dedi.

Bakan, hükümetin nakit karşılığı kira programları ve barınma imkanları sağlanması gibi seçenekleri değerlendirdiğini, ancak şu aşamada kamplar kurmayı planlamadığını ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Bakan sözlerine şöyle devam etti: «Her şey İsraillilerin toprakları ele geçirme konusundaki ısrarına bağlı ve elbette bu bizim için kabul edilemez bir durum... Bu, egemenliğimizin açık bir ihlalidir ve elimizden gelen her şeyi yaparak bunu engellemek için çalışacağız.»

Katz dün, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde, Lübnan'ın İsrail sınırının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde bulunan Litani Nehri'ne kadar kontrolünü sürdüreceğini söyledi. Bu nehrin güneyindeki topraklar, Lübnan topraklarının yaklaşık onda birini oluşturuyor.

İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)

İhtiyaçları karşılamak için fonlar «yetersiz»

Şu anda yaklaşık 136 bin kişi toplu barınaklarda yaşarken, geri kalanlar ya akrabalarının yanında ya da nadir durumlarda sokaklarda kalıyor.

Uzun süreli yerinden edilme, Lübnan'daki farklı gruplar arasındaki sosyal gerilimleri daha da artırabilir, zira “Hizbullah”ın savaşa girme kararıyla eski siyasi ve mezhepsel bölünmeler alevlendi.

El-Sayid, “Gerçekten çok büyük sayıda yerinden edilmiş kişi var ve onlara ayrılan alan giderek daralıyor” dedi.

Ayrıca, 2024’teki «Hizbullah» ile İsrail arasındaki savaş sırasında yerinden edilmiş kişileri barındırmaya hazır olduğunu belirten bazı bölgelerin, okullar veya diğer kamu binaları da dahil olmak üzere, bu sefer daha az hazırlıklı olduğunu belirtti.

Bakan şöyle devam etti: «Bu, sosyal uyumu sağlamak ve halkın, tabiri caizse, hâlâ kardeşlik içinde olduğundan emin olmak gibi yeni bir zorluktur... Lübnanlıların bu duyguyu paylaştığına yürekten inanıyorum. Gördüğümüz örneklerin çoğu harika ve her yerde misafirperverlik sergileniyor. Ancak aynı zamanda, insanların kaynakları son derece sınırlı.”

Sosyal İşler Bakanlığı, yerinden edilmiş ailelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için üç ay önceden planlama yapıyor, ancak finansman eksikliği hâlâ zorluk teşkil ediyor.

Bakan, Birleşmiş Milletler’in iki aydan biraz fazla süren 2024 savaşı sırasında, Lübnan’ın insani krizle başa çıkmasına yardımcı olmak için 700 milyon dolar topladığını ve çeşitli ülkelerin 110’dan fazla yardım uçağı gönderdiğini ifade etti.

Lübnan yeni savaşın ikinci ayına girerken, Birleşmiş Milletler'in son çağrısının ardından sadece 30 milyon dolar aldı ve bağışçılar yaklaşık 60 milyon dolar daha taahhüt etti. Sadece yedi yardım uçağı ulaştı.

El-Sayid, “Hedefimize ulaşmaktan çok uzağız. Son savaşta, sadece ilk ay içinde en az 50 uçak gelmişti” dedi.

Bakan, 2024 yılındaki durumun aksine, Körfez’deki bazı geleneksel bağışçıların çatışmanın sonuçlarından doğrudan etkilendiğini belirterek, petrol fiyatlarındaki hızlı artışın yardımların etkinliğini etkilediğine dikkat çekti.

Bakan, mevcut yardımların bakanlığın ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 30’unu karşıladığını belirtti.

Şöyle devam etti: “Elbette, barınaklardaki tüm sakinlerin ihtiyaçlarının en azından karşılanmasını sağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Diğer soru ise zaman çerçevesi, yani bu durum ne kadar sürecek?” 


Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
TT

Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)

Katar Dışişleri Bakanlığı dün, gerginliğin sona erdirilmesini amaçlayan Körfez ülkelerinin ortak tutumunu teyit ederek, bölgenin güvenliği ile ilgili imzalanacak her türlü anlaşmada Körfez ülkelerinin temel taraf olarak yer alması gerektiği konusunda Körfez ülkeleri arasında mutabakat olduğunu belirtti.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgilere göre sahada gerçekleşenler ise şu şekilde gerçekleşti: Suudi Arabistan savunma güçleri, Riyad bölgesine doğru fırlatılan 12 insansız hava aracı (İHA) ve 7 balistik füzeyi önleyerek imha etti; bir füze ise doğu bölgesine doğru fırlatıldı. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bölgede yaşanan olaylar doğrultusunda, Rahman'ın misafirlerinin gelişini kolaylaştırmak için özel bir operasyon odası kurdu.

“Kuveyt Petrol Kurumu”, dev tanker “el-Salimi)”nin mürettebatının “İran'ın alçakça saldırısı sonucu gemide çıkan yangını söndürmeyi başardığını” belirtirken, Kuveyt güçleri ise 5 balistik füze ve 7 İHA’yı tespit ederek müdahale etti. BAE savunma güçleri ise 8 balistik füze, 4 seyir füzesi ve 36 İHA ile mücadele etti.