‘Biz ertesi günüz’ ve diğer mesajlar… Hamas'ın Deyr el-Balah'ta 3 esiri teslim ettiği görüntüler

Hamas savaşçıları Deyr el-Balah'taki teslim alanına silah ve mermi taşıyor (AFP)
Hamas savaşçıları Deyr el-Balah'taki teslim alanına silah ve mermi taşıyor (AFP)
TT

‘Biz ertesi günüz’ ve diğer mesajlar… Hamas'ın Deyr el-Balah'ta 3 esiri teslim ettiği görüntüler

Hamas savaşçıları Deyr el-Balah'taki teslim alanına silah ve mermi taşıyor (AFP)
Hamas savaşçıları Deyr el-Balah'taki teslim alanına silah ve mermi taşıyor (AFP)

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın bugün üç İsrailli esiri teslim etmesi biçim ya da içerik açısından alışılagelmişin dışında olsa da organizasyon, sahneler, mesajlar ve hatta mekân açısından önemli bir olaydı.

Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının beşinci ayağı kapsamında Kassam Tugayları üç esiri serbest bıraktı. 34 yaşındaki Or Levy, 52 yaşındaki Eliyahu Sharabi ve 56 yaşındaki Ohad Ben-Ami, 16 aylık esaretin ardından Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Balah'ta Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne (ICRC) teslim edildi.

Beşinci teslimin paradoksu

Daha önceki törenlerde de olduğu gibi Kassam Tugayları savaşçıları bölgeye konuşlandırıldı, ancak bu kez sayıları çok daha fazlaydı.

Alınlarında hareketin yeşil bandanasını ve aynı renkte Filistin kefiyesini taşıyan onlarca maskeli ve silahlı Kassam Tugayları savaşçısı, temiz ve ütülü üniformalarını giymişti.

Bu görüntülere öfkelenen İsrailliler, İsrail'in Hamas’a karşı yürüttüğü 15 aylık savaş boyunca bu savaşçıların nerede olduğunu ve İsrail ordusunun onlara nasıl ulaşamadığını merak ediyor.

Teslim alanında onlarca Kassam Tugayları savaşçısı hazır bulundu. (AFP)Teslim alanında onlarca Kassam Tugayları savaşçısı hazır bulundu. (AFP)

Teslim alanına gelen yüzlerce kişilik kalabalık, Kassam Tugayları tarafından oluşturulan güvenlik kordonunun arkasında toplandı. Kassam Tugayları savaşçılarının etrafını saran kalabalık, çeşitli sloganlar attı.

foto

İronik bir şekilde, esir teslimi ilk kez Deyr el-Balah'ta gerçekleşti. İsrail istihbaratı, Gazze Şeridi'nin diğer bölgeleri gibi topçu ateşine ya da hava saldırılarına maruz kalmayan Deyr el-Balah'ta çok sayıda esir bulunduğunu bildirmişti.

 Hamas savaşçıları ve üç İsrailli esirin Deyr el-Balah'ta Kızılhaç ekibine teslim edilmesini izlemek üzere toplanan Filistinliler (AFP)Hamas savaşçıları ve üç İsrailli esirin Deyr el-Balah'ta Kızılhaç ekibine teslim edilmesini izlemek üzere toplanan Filistinliler (AFP)

‘Biz ertesi günüz’

İsrailli esirlerin teslim edildiği platformun üstüne ve altına çeşitli mesajlar yazılı pankartlar asıldı.

Platforma asılan büyük bir pankartta, “Biz tufanız... Biz ertesi günüz” yazıyordu.

Kassam Tugayları bu ifadeyi Arapça, İbranice ve İngilizce olmak üzere üç dilde yazarken, pankartta ayrıca bir yumruğun yanında Filistin bayrağı çizimi yer aldı.

 “Biz tufanız... Biz ertesi günüz” (Reuters)“Biz tufanız... Biz ertesi günüz” (Reuters)

Kassam Tugayları'nın “Biz ertesi günüz” ifadesini seçmesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistinlileri Gazze Şeridi'nden Mısır ile Ürdün’e yerleştirme ve Gazze Şeridi'nde ‘Ortadoğu Rivierası’ olarak tanımladığı bir yer inşa etme önerisinden bahsetmesinden günler sonra geldi.

Hamas’ın teslimin ardından yaptığı açıklamada, “Biz tufanız... Saldırıların durdurulması anlaşmasının imzalanmasından bu yana başlayan, halkımızın ve direnişimizin kanı ve fedakarlıklarıyla yücelen, tamamen Filistinlilere ait bir gün olan ertesi gün biziz. Teslimin muhteşem sahneleri ve direnişin ertesi günle ilgili mesajları, halkımızın ve direnişinin elinin üstün kalacağını ve ertesi günün bizi dönüşe, özgürlüğe ve kendi kaderimizi tayin etmeye daha da yaklaştıracak mükemmel bir Filistin günü olduğunu yinelemektedir” ifadeleri yer aldı.

‘Mutlak zafer’

Kassam Tugayları platformun altına İbranice olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sıkça kullandığı ‘mutlak zafer’ ifadesini, Netanyahu'nun fotoğrafı ve imha edilmiş bir İsrail tankının resmiyle birlikte yazdı.

Hamas tarafından yapılan açıklamada, “Suçlu Netanyahu ve ordusunun 471 gün boyunca aradığı mutlak zafer, Gazze Şeridi topraklarında sonsuza dek paramparça olmuş bir yanılsamadır” denildi.

 Kassam Tugayları platformun altına İbranice olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sıkça kullandığı ‘mutlak zafer’ ifadesini yazdı. (AFP)Kassam Tugayları platformun altına İbranice olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sıkça kullandığı ‘mutlak zafer’ ifadesini yazdı. (AFP)

Açıklamada, “Efsanevi kararlılığıyla dünyaya topraklarında sağlam durduğu, direnişine bağlı olduğu ve özgürlüğe ve başkenti Kudüs olan bağımsız devletini kurana kadar yoluna devam etmeye kararlı olduğu yönünde açık bir mesaj gönderen büyük Filistin halkına selamlarımızı gönderiyoruz” ifadesi yer aldı.

İmza töreni

Esirler platforma çıkmadan önce Kassam Tugayları ve ICRC arasında bir imza töreni düzenlendi.

Kassam Tugayları savaşçısı sandalyesinde ICRC delegesinin yanında otururken, etrafı imza anını kayda almak için telefon ve kamera tutan Kassam Tugayları savaşçılarıyla çevriliydi.

 Kassam Tugayları savaşçısı, ICRC delegesiyle birlikte teslim belgelerini imzalıyor. (EPA)Kassam Tugayları savaşçısı, ICRC delegesiyle birlikte teslim belgelerini imzalıyor. (EPA)

‘Şok edici derecede zayıflama

Üç İsrailli esir beyaz pikaplarla teslim alanına geldi.

Ancak daha önceki İsrailli esirlerin aksine, bugün serbest bırakılan üç esirin sağlık durumu dikkat çekiciydi. Son derece zayıflamış görünüyorlardı. Öyle ki Kassam Tugayları savaşçıları platforma doğru yürümelerine yardımcı oldu.

İsrailli esirlerin içinde bulunduğu beyaz pikaplar (Reuters)İsrailli esirlerin içinde bulunduğu beyaz pikaplar (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, görüntülerin yayınlanmasının ardından yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ndeki üç esirin ICRC'ye teslimi sırasında ‘şok edici’ olarak nitelediği sahnelerin ‘cevapsız kalmayacağını’ söyledi.

Netanyahu yaptığı açıklamada, hükümetinin tüm esirlerin ve kayıp kişilerin iadesi konusundaki kararlılığını vurguladı.

Daha sonra İsrail medyası, Netanyahu'nun yetkililere ‘esirlerin durumu ve Hamas'ın ateşkes ve esir değişimi anlaşmasını defalarca ihlal etmesi ışığında uygun tedbirlerin alınması’ talimatı verdiğini bildirdi.

Bugün serbest bırakılan esirlerden Eliyahu Sharabi (AFP)Bugün serbest bırakılan esirlerden Eliyahu Sharabi (AFP)

Esirler, teslim töreni için hazırlanan platformda konuştu. Kassam Tugayları savaşçısı, esirlere İbranice bazı sorular sordu. Esirler de hükümetlerini ikinci aşama müzakerelere devam etmeye ve ateşkes anlaşmasının aşamalarını tamamlamaya çağırarak cevap verdi.

Bugün serbest bırakılan esirlerden Ohad Ben-Ami (AFP)Bugün serbest bırakılan esirlerden Ohad Ben-Ami (AFP)

Esirlerden biri, “Müzakerelerin devam edeceğini ve savaşın sona ereceğini umuyoruz” dedi.

Bir Hamas savaşçısı serbest bırakılan esirlerden birine “Kassam Tugayları’na ne söylemek istersiniz?” diye sordu. Esir de hayatlarını koruduğu ve kendilerine yiyecek ve su sağladığı için Kassam Tugayları’na teşekkür etti.

Hamas yaptığı açıklamada, esirlerle ilişkilerinde insani değerlere ve uluslararası insani hukuk hükümlerine bağlı kaldığını ve ‘Siyonist bombardımana ve savaş suçlusu Netanyahu'nun onları hedef alma ve tasfiye etme girişimlerine rağmen’ hayatlarını korumak için büyük çaba sarf ettiğini söyledi.

Kassam Tugayları’nın yardımıyla platformdan indirilen esirler, ICRC’ye teslim edildi. İsrail'in bugün onlarca Filistinli mahkûmu serbest bırakması bekleniyor.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.