SDG mensuplarından oluşan üçüncü grup, 60. Tümen’e katılmak üzere hazırlık eğitimine başladı

Sipan Hemo: Askeri entegrasyon tamamlandı, uyum aşaması başladı

Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)
Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)
TT

SDG mensuplarından oluşan üçüncü grup, 60. Tümen’e katılmak üzere hazırlık eğitimine başladı

Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)
Haseke’deki mülteci kamplarında bulunan Suriyeli Kürtlerin kuzeydoğudaki sınır kenti Resulayn’a dönüşünü takip eden güvenlik görevlileri (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) üçüncü grubu, askeri eğitimden geçmek üzere Şam kırsalına hareket etti. Söz konusu grubun, eğitim sürecinin ardından Suriye ordusu bünyesindeki 60. Tümen’e entegre edilmesi planlanıyor. Haseke’deki medya kaynakları gelişmeyi aktarırken, Suriye Savunma Bakanlığı Doğu Bölgesi İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Sipan Hemo, askeri alandaki entegrasyon sürecinin tamamlandığını ve ‘entegrasyondan uyuma’ geçiş aşamasının başladığını açıkladı.

Haseke Medya Gözlemevi bugün yaptığı açıklamada, SDG’nin Haseke Tugayı’na bağlı üçüncü grup unsurlarının, Suriye ordusu bünyesindeki 60. Tümen’e entegrasyona hazırlık amacıyla eğitim programlarına katılmak üzere Şam kırsalındaki Kalamun bölgesinde yer alan Nebek’e gittiğini bildirdi.

İlk grup, Kamışlı Tugayı’ndan yaklaşık bin 350 kişiden oluşmuş ve geçtiğimiz haziran ayında 20 gün süren bir eğitim programına tabi tutulmuştu. Temmuz ayında gönderilen ikinci grupta ise Malikiyye (Derek) Tugayı’ndan bin 120 kişi yer almıştı.

Suriye Savunma Bakanlığı da kısa süre önce Haseke vilayetinde 2004-2008 doğumlular arasından orduya katılmak isteyenlere başvuru imkânı tanındığını açıklamıştı. Söz konusu adım, silahlı kuvvetlere katılmak isteyenlerin seçilmesi ve eğitilmesine yönelik çalışmalar kapsamında atılmıştı.

dfrthy
Suriye Savunma Bakanlığı Doğu Bölgesi İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Sipan Hemo (X hesabı)

Bu kapsamda Hemo, önümüzdeki günlerde SDG’nin ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin (KDSÖY) feshedildiğinin resmen açıklanacağını ve her iki yapının Suriye devlet kurumlarına tamamen entegre edileceğini bildirdi. Hemo, pazar akşamı yayımlanan medya açıklamalarında, askeri ve güvenlik alanındaki entegrasyon sürecinin tamamlandığını belirterek, mevcut aşamanın artık ‘entegrasyondan uyuma’ geçtiğini ifade etti.

ghyjukı
Çiya Kobani’ lakabıyla tanınan Haci Muhammed Nebo, geçtiğimiz mart ayında, Suriye ordusunun Haseke’de faaliyet gösteren 60. Tümeni Komutan Yardımcılığına atandı. (Facebook hesabı)

Hemo, SDG güçlerinin dört tugay halinde Suriye ordusuna entegre edildiğini belirterek, bölgenin yönetiminin Suriye hükümeti tarafından üstlenileceğini söyledi. Hemo, “Bir ülkede iki yönetimin bulunması mümkün değil” ifadesini kullandı. Önümüzdeki aşamada siyasi ve hukuki dosyaların ele alınacağını belirten Hemo, bunların başında yeni bir anayasanın hazırlanması ve tüm Suriyeliler arasında eşitliği güvence altına alacak yasaların çıkarılmasının geldiğini söyledi. Hemo ayrıca bu düzenlemelerin Suriyelilerin kimliklerini ve dillerini ifade etme haklarını ve onurlu bir yaşam sürmelerini güvence altına alacağını kaydetti.

Bu gelişmeyle bağlantılı olarak Haseke’deki yerel kaynaklar, Savunma Bakanlığı’nın kısa süre önce 60. Tümen’e entegre edilen dört unsuru gözaltına aldığını bildirdi. Ancak bu bilgi herhangi bir resmi makam tarafından doğrulanmadı. Haseke Medya Merkezi, söz konusu kişilerin ‘kural ve yönetmeliklere’ aykırı davrandıkları gerekçesiyle gözaltına alındığını belirtti. Merkez, bu kişilerin birkaç gün önce sosyal medyada dolaşıma giren ve Arap aşiretlerinin mensuplarına yönelik ırkçı ifadeler içeren videolarda yer aldığını aktardı.

bgnhjkı
Geçtiğimiz şubat ayında, entegrasyon sürecinin bir parçası olarak çekilmiş, SDG lideri Mazlum Abdi’nin Suriye Savunma Bakanlığı’nın askeri üniformasını giyen savaşçılarıyla birlikte görüldüğü bir fotoğraf (Sosyal medya)

Öte yandan, bu ayın 4’ünde Şam’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile SDG lideri Mazlum Abdi ve KDSÖY Dış İlişkiler Dairesi Sorumlusu İlham Ahmed’in katıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplantıya Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani de katıldı. Kürt kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre görüşmede, askeri ve idari kurumların entegrasyonu kapsamında bugüne kadar kaydedilen ilerleme ile askeri oluşumların entegrasyonunun önündeki engeller ele alındı. Görüşmede, halen tartışma konusu olan Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) de gündeme geldi. Ayrıca Resulayn ve Rakka’daki Tel Abyad’dan yerinden edilenlerin geri dönüşü de ele alınan dosyalar arasında yer aldı.

Kaynaklara göre, iki taraf arasındaki görüşmeler, bölgenin yeniden canlandırılması için gerekli güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini ve yıllar süren demografik değişimlerin ardından yerinden edilenlerin kendi bölgelerine dönmesini sağlayacak çözümlere ulaşılması konusunda olumlu geçti.



Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan yargısı, Hizbullah’a ait Dahir el-Beydar patlayıcıları dosyasında olayla bağlantılı olduğu belirtilen 7 kişiyi tespit etti. Şüpheliler hakkında kısa süre içinde dava açılması bekleniyor. Askerî Mahkeme nezdindeki hükümet komiseri Yargıç Claude Ganem’in, şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulması amacıyla ön soruşturma dosyalarını teslim alması bekleniyor.

Bir kişinin daha gözaltına alındığına ilişkin haberler gündeme gelirken, hâlihazırda tutuklu bulunan “A.K.” ve “H.A.” baş harfleriyle anılan iki şüphelinin yanı sıra yeni bir kişinin de yakalandığı öne sürüldü. Ancak adli bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada gözaltıların “hâlen iki kişiyle sınırlı olduğunu” belirtti.

Kaynak, soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğundan şüphelenilen 5 kişinin daha kimliğinin tespit edildiğini doğruladı. Bu kişiler arasında, Hizbullah bünyesinde güvenlik görevlisi olduğu belirtilen ve patlayıcıları Baalbek’te teslim ettiği şüphesi bulunan “Sacid” adlı kişinin de yer aldığı belirtildi. “Zülfikar” kod adıyla anılan ve yine güvenlik yapılanması içinde konumu bulunduğu belirtilen diğer kişinin ise patlayıcıları Beyrut’un güney banliyölerinde teslim almasının planlandığı ifade edildi.


Filistinliler ve Filistin yönetimi, kurulması beklenen İsrail hükümetini yakından izliyor

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
TT

Filistinliler ve Filistin yönetimi, kurulması beklenen İsrail hükümetini yakından izliyor

Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)
Yaşhar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, son seçim kampanyasında “Sağ mı, Filistin mi?” şeklindeki ünlü sloganını kullanırken, seçmenleri rakipleri Gadi Eisenkot, Naftali Bennett ve Avigdor Lieberman’a karşı kışkırtmaya çalışıyordu. Netanyahu, söz konusu isimlerin seçimleri kazanmaları halinde Filistinlilere devlet kurma hakkı vereceklerini ve bunun İsrail için bir felakete yol açacağını öne sürüyordu.

İsrail’de Netanyahu’ya inananların olup olmamasından bağımsız olarak Filistinliler ona hiçbir zaman inanmadı. Çünkü Filistinliler, aşırı sağdan merkez sağa ve sola kadar hiçbir İsrailli liderin bu aşamada kendilerine bir devlet, hatta özerk bir yönetim bile vermeyeceğini herkesten daha iyi biliyor.

Filistinlilerin büyük çoğunluğu bu gerçeğin farkında olsa da seçimleri dakika dakika takip ediyor ve kesin sonuçları benzeri görülmemiş bir ilgiyle bekliyor. Çünkü İsrail’in yeni başbakanı ve çevresindeki bakanlar, önümüzdeki yıllarda Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki yaşamın nasıl şekilleneceğini büyük ölçüde belirleyecek.

Filistinli bir yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu aşamada hiçbir hükümetin siyasi bir süreci başlatmayacağının farkındayız. Bu, zor ve karmaşık bir mesele. Hiçbirisi kendi kaderimizi tayin etme ve devlet kurma hakkımızı bize vermeye niyetli değil. Bu, vazgeçmeyeceğimiz bir mesele ve bunun için her türlü yolla mücadele etmeyi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun dışında, geleceğimizi belirleyecek pek çok konu da risk altında. Filistin yönetiminin geleceği, ekonomik durum, Batı Şeria’nın geleceği, bölgedeki güvenlik durumu, yerleşimci terörü, Gazze Şeridi’nin geleceği, Gazze’nin yeniden imarı ve yönetimi… Bütün bunlar İsrail’de iktidara gelecek koalisyonla bağlantılı meseleler.”

Yetkili, “Netanyahu’nun sağ koalisyonu, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi bakanlarla iktidarda kalırsa karmaşık, zor ve belirsiz bir durumla karşı karşıya kalacağız. Ancak Gadi Eisenkot hükümet kurarsa ya da Ben-Gvir ve Smotrich’in yer almadığı bir ulusal birlik hükümeti oluşturulursa bir rahatlama yaşanabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Filistin yönetimi

Filistin yönetimi, seçim sürecini yakından takip ediyor ve Eisenkot’un başarılı olmasını, Netanyahu’nun ise iktidardan düşmesini umut ediyor. Yönetim, mevcut hükümet dışındaki herhangi bir yeni İsrail hükümetiyle güvenlik ve ekonomi alanlarında bir rahatlama yaşanabileceğini düşünüyor. Ekonomik ve güvenlik meselelerinde müzakereleri kabul eden, alıkonulan Filistin gelirlerini serbest bırakan ve mali transferleri düzenli hâle getiren herhangi bir hükümet, Filistin yönetimi açısından “kötünün iyisi” olarak görülüyor.

Filistin yönetimi bu tutumunu açıkça dile getirmek yerine sessiz kalmayı ve son derece temkinli davranarak meselenin İsrail’in iç işi olduğunu söylemeyi tercih ediyor.

Filistin yönetimi, 2022’deki önceki seçimlerde Netanyahu’nun yenilmesine yardımcı olmaya çalışmıştı. O dönemde İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet, Filistin yönetimine seçimlere müdahale etmemesi yönünde açık ve “sert uyarı” yayımlamıştı.

Uyarı, Filistin Genel İstihbarat Servisi Başkanı Macid Farac’ın Arap partilerinin liderleriyle yaptığı görüşmenin ardından gelmişti. İsrailli yetkililer, görüşmenin amacının Arap partilerini saflarını birleştirmeye ikna etmek olduğunu öne sürerken Filistin yönetimi, toplantıda seçimlerin ele alınmadığını savunmuştu.

İsrail basınında o dönemde yayımlanan haberlerde, Filistin yönetiminin Arap partilerinin liderlerine, Arap seçmenlerin sandığa katılım oranının düşmesinden ve bunun sonucunda Netanyahu’nun aşırı sağcı bir hükümetle yeniden iktidara gelmesinden endişe duyduğunu ilettiği belirtilmişti. Haberlere göre Filistinli yetkili, Arap milletvekillerini böyle bir senaryoyu önlemek için yeterince çaba göstermemekle suçlayacak kadar ileri gitmişti.

Filistin yönetimi bu kez Arap partileriyle doğrudan görüşmeye çalışmadı. Ancak Arap partilerinin liderleriyle çeşitli kanallar üzerinden iletişim kurduğu ve Arap milletvekillerinin Knesset’te elde ettiği sandalye sayısından memnuniyet duyduğu açık. Söz konusu sandalye dağılımı, Netanyahu’nun kesin bir zafer elde etmesini fiilen engelliyor.

Silme projesi

Netanyahu, Filistinlilere karşı Batı Şeria’da her türlü baskıyı artıran ve Gazze Şeridi’nde kanlı bir savaş yürüten aşırı sağcı hükümete liderlik etti. Bu süreçte Filistin yönetimini zayıflatmaya çalıştı, yönetimin gelirlerini alıkoydu ve yerleşimcilerin Batı Şeria’da Filistinlileri öldürmesine, onlara saldırmasına ve topraklarına el koymasına göz yumdu.

İsrail hükümeti ayrıca mevcut yerleşimleri genişletme ve yenilerini kurma, bunları birbirine bağlayarak kesintisiz yerleşim kuşakları oluşturma planını hayata geçirmeye çalıştı. Batı Şeria’da yaklaşık 1000 askerî kontrol noktası ve geçiş kapısı kurarak, Filistinlileri A Bölgesi içinde hapsetmeye dönük bir düzen oluşturdu.

Netanyahu hükümeti, Batı Şeria’nın en büyük kenti el Halil’e ilişkin “El Halil Anlaşması”nı da iptal etti. Ayrıca işgal altındaki Filistin topraklarında elektronik bir “Arazi Sicili ve Hakların Tasfiyesi” sistemini devreye soktu. Bu adımın, Batı Şeria’nın ilhak sürecini derinleştirmesi; Filistin yönetimini egemenlikten, Filistinlileri ise hukuki korumadan yoksun bırakması bekleniyor.

Bütün bunlar, Filistin halkını bir halk olarak “silme” projesine hizmet eden politikalar bütünü olarak değerlendiriliyor.

İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem’in kapsamlı bir araştırmasında da ele alınan “silme projesi”, Batı Şeria’daki Filistin varlığını hedef alıyor. Örgüte göre bu süreç beş temel mekanizma üzerinden ilerliyor: şiddet ve korku yayma, hareket özgürlüğünü kısıtlama, ekonomik boğma, siyasi ve toplumsal yıkım ile etnik temizlik ve toprakların ele geçirilmesi.

Hayatı cehenneme çevirdiler

Batı Şeria’nın Ramallah kentinde yaşayan 50 yaşındaki Ahmed Teym, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Herhangi bir hükümetten önemli bir değişiklik beklemiyoruz. Hepsi aynı. Ancak Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich dışında isimler gelirse günlük yaşamla ilgili bazı konularda işler biraz daha iyiye gidebilir” dedi.

Teym, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Filistin yönetimine ait paraları öderlerse, yerleşimcileri daha fazla engellerlerse, işçilerin yeniden İsrail’de çalışmasına izin verirlerse, Batı Şeria üzerindeki baskıyı azaltıp kontrol noktalarını ve geçiş kapılarını kolaylaştırırlarsa insanların yükü büyük ölçüde azalır. Bu önemli.”

Batı Şeria’daki Filistinliler ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya. Kontrol noktalarında günlük kısıtlamalar ve gecikmeler, İsrail ordusunun düzenlediği operasyonlar ve yerleşimcilerin ölümcül saldırıları, bölge sakinlerinin yaşamını son derece zorlaştırıyor.

Beytüllahim’den Musa Avvad ise Arap seçmenlerin “Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich’i evlerine göndermeyi” başarmasını umduğunu belirterek, “Hayatımızı cehenneme çevirdiler” dedi.

Bu cehennem yalnızca Batı Şeria’daki Filistinlilerle sınırlı kalmadı; İsrail hapishanelerindeki Filistinli tutukluları da etkiledi. Ben-Gvir döneminde tutukluların yiyecek, ziyaret ve geçmişte sahip oldukları diğer ayrıcalıklardan mahrum bırakıldığı belirtildi.

Tutuklu Haldun Abyat’ın annesi, her gün oğlu ve Ben-Gvir’in görevden ayrılması için dua ettiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan anne, “Hapishaneleri mezarlıklara çevirdi. Hapishaneden bir haber geldiğinde oğlum için içim öfkeyle yanıyor. İnşallah gider ve bir daha geri dönmez” ifadelerini kullandı.

Filistinliler, İsrail’deki siyasi tablonun netleşmesi için haftalarca, hatta daha uzun süre beklemek zorunda kalabilir. Yeni bir hükümet kurulması hâlinde ise kendilerini ilgilendiren olağanüstü önlemlerin alınması için aylarca beklemeleri gerekebilir.


Şara, Bağdat’la iş birliğinin önünü açtı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
TT

Şara, Bağdat’la iş birliğinin önünü açtı

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Emevi Camii’ni Iraklı ve Suriyeli yetkililerden oluşan bir heyet eşliğinde ziyaret etti (Irak Hükümeti)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Bağdat’la ortaklık kapısını araladı. Şara, Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’yi dün Şam’da kabul etti.

Zeydi’nin ziyareti, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden sonra görevdeki bir Irak başbakanının Suriye’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor. Şam’daki gelişmeleri yakından takip eden kaynaklar, ziyaretin iki ülke ilişkilerinde “köklü bir dönüm noktası” oluşturduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre mevcut göstergeler, Şam ve Bağdat’ın ekonomik ve güvenlik çıkarlarına hizmet edecek stratejik bir ortaklığa yöneldiğine işaret ediyor.

Zeydi, Emevi Camisi ve Seyyide Zeyneb Türbesi’ni ziyaret ederek mezhepler arası yakınlaşma mesajı vermeye çalıştı. Irak Başbakanı ayrıca din görevlilerinin ihtiyaçları için “kişisel hesabından” 10 milyon dolar bağışta bulundu. Söz konusu bağışın, din görevlileri arasında eşit şekilde paylaştırılacağı ifade edildi.