Lübnan’da hükümetin kurulduğu açıklanırken Başbakan Selam dünyanın ülkesine olan güvenini yeniden tesis etme sözü verdi

Cumhurbaşkanı Avn'ın ABD’nin baskısıyla kurulan ilk hükümetinde 24 bakan yer alıyor

TT

Lübnan’da hükümetin kurulduğu açıklanırken Başbakan Selam dünyanın ülkesine olan güvenini yeniden tesis etme sözü verdi

Lübnan’da hükümetin kurulduğu açıklanırken Başbakan Selam dünyanın ülkesine olan güvenini yeniden tesis etme sözü verdi

Lübnan’da General Joseph Avn'ın cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden tam bir ay sonra ve Nevvaf Selam'ın hükümeti kurmakla görevlendirilmesinin 27’nci gününde hükümetin kurulduğu duyuruldu. Ülke böylece iki yıl dokuz aydır görevde olan Başbakan Necip Mikati’nin geçici hükümetinin yerini alan anayasal otoriteye kavuştu.

Başarılı geçen temaslar ve istişareler, hükümetteki beşinci Şii bakanın seçimiyle ilgili engelin, Şii ikilisinin (Emel Hareketi ve Hizbullah) Başbakan Selam'ın bu bakanlık için önerdiği Lamia Mubayed’e karşı çıkmasının ardından İdari Kalkınma Bakanı olarak Fadi Mekki’nin atanması üzerine anlaşmaya varılmasıyla çözülmesini sağladı. Merkez Bankası'nın eski Birinci Başkan Yardımcısı Raid Şerafeddin'in görevlendirilmesi konusunda da bazı çekinceleri vardı. Cumhurbaşkanı General Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam arasında Baabda Sarayı'nda (Cumhurbaşkanlığı konutu) yapılan üçlü toplantının ardından önceki hükümetin istifa ettiği ve yeni hükümetin kurulduğu açıklanmış, Berri, toplantıdan ayrıldığı sırada hükümetin kurulup kurulmayacağının sorulması üzerine Marunilerin pazar günü cemaatin kurucusunu anmalarına atıfla “Mar Marun'un kutsamasıyla” yanıtını vermişti.

dfergt
Cumhurbaşkanı Avn hükümet kurma kararnamelerini imzaladı (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Bakanların adları

Berri Baabda Sarayı'ndan ayrılır ayrılmaz Lübnan Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri Mahmud Mekkiye üç kararname okudu. Bunlardan ilki Necip Mikati hükümetinin istifasına ilişkin kararname, ikincisi Nevvaf Selam'ı başbakan olarak atayan kararname, üçüncüsü ise hükümeti kuran kararnameydi. Mekkiye, kabinedeki isimleri ve görevlerini de açıkladı. Buna göre Başbakan Yardımcısı Tarık Mitri, Savunma Bakanı Mişek Mnessa, Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, İletişim Bakanı Charles el-Hac, Enerji ve Su Bakanı Joseph Saddi, İçişleri Bakanı Ahmed el-Haccar, Adalet Bakanı Adil Nassar, Maliye Bakanı Yasin Cabir, Sağlık Bakanı Reken Nasreddin, Kültür Bakanı Gassan Selame, Sanayi Bakanı Joe İsa el-Huri, Ekonomi ve Ticaret Bakanı Amir el-Busat, Tarım Bakanı Nizar Hani, Enformasyon Bakanı Paul Markus, Sosyal İşler Bakanı Hanin es-Seyyid, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Fayiz Rasmani, Mülteciler ve Teknoloji Bakanı Kemal Şahade, Çalışma Bakanı Muhammed Haydar, Gençlik ve Spor Bakanı Nura Bayrakdaryan, Turizm Bakanı Lora el-Hazen Lahud, İdari Kalkınma Bakanı Fadi Mekki, Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanı Rima Karami, Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn oldu.

dfgrthy
Cumhurbaşkanı Avn, hükümetin kuruluşunun açıklanmasından önceki son istişarelerde Berri ve Selam arasında arabuluculuk yaparken (Şarku’l Avsat)

Hükümet kurulmadan önceki temaslar ve istişareler

Başkent Beyrut’ta hükümetin kurulduğunun açıklanmasından önce yoğun bir temas trafiği yaşandı. Son saatlerdeki hareketlilik, hükümetin kurulmasını geciktiren engelin Sünni milletvekillerinin temsil edilmesinin zorluğu değil, beşinci Şii bakanın ismi olduğu anlaşıldı. Şarku’l Avsat’a konuşan hükümet kurulurken gerçekleşen istişarelere yakın kaynaklar, Cumhurbaşkanı General Joseph Avn, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam arasında Baabda Sarayı'nda gerçekleşen görüşme sırasında atmosferin çok olumlu olduğunu ve herhangi bir çekince olmaksızın onaylanan Bakan Mekki'nin ismi üzerinde uzlaşıya varıldığını vurguladılar. Kaynaklar, Cumhurbaşkanı Avn’ın iyi bir üne sahip olan Raid Şerafeddin’in adını önerdiğini ve kimsenin onun dürüstlüğü, bilgisini ve yeterliliğini sorgulamadığını söylediler. Ancak kaynaklara göre Nevvaf Selam ile Nebih Berri arasında bir noktada uzlaşmaya varılamaması, başka bir kişinin seçilmesine neden oldu.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilci Yardımcısı Morgan Ortagus tarafından ifade edilen ve Hizbullah'ın hükümette yer almasına karşı çıkan ABD’nin tutumunun aksine Şii İkilisi tarafından seçilen Şii bakanların isimleri gizli tutularak hükümetin kurulmasının sahneyi karmaşıklaştırıp karmaşıklaştırmadığı ve hükümetin kurulmasını engelleyip engellemediği konusuna gelince kaynaklar, ABD’nin Şiilerin hükümette temsil edilmesine karşı olmadıklarını, ancak Hizbullah'a mensup bakanların hükümette yer almasını istemediklerini ve bu tutumun bizzat Meclis Başkanı Berri'ye iletilmiş olabileceğini açıkladı.

Nevvaf Selam’ın vaatleri

Hükümetin kurulmasının ardından Lübnan Cumhurbaşkanlığı X platformundan, Bakanlar Kurulu'nun 11 Şubat Salı günü saat 11.00'de Baabda Sarayı'nda ilk oturumuna çağrıldığını ve yeni hükümetin hatıra fotoğrafının çekilmesinden önce kabine bildirisinin yazım komitesinin oluşturulacağını duyurdu.

Bakanların isimlerinin açıklanmasının ardından kısa bir konuşma yapan Başbakan Nevvaf Selam, hükümetinin vatandaşlar ile devlet, Lübnan ile komşu Arap ülkeleri ve uluslararası toplum arasındaki güveni yeniden tesis etmeye çalışacağını vurguladı.

Başbakan Selam, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hükümet, Taif Anlaşması’nın uygulanmasını tamamlamak ve mali ve ekonomik reformlara devam etmek için Temsilciler Meclisi ile birlikte çalışması gerekecek ve Temsilciler Meclisi kavgaların edildiği bir yer değil, yapıcı ortak çalışmaların yapıldığı bir yer olacak. Hükümet bir reform ve kurtarma hükümeti olacak. Reform gerçek kurtuluşun tek yoludur.”

sdfergt
Selam hükümetin kurulmasıyla ilgili kararnameleri imzalarken (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Mikati’den tebrik

Öte yandan eski Başbakan Necip Mikati yeni hükümetin kuruluşuyla ilgili bir tebrik mesajı yayınlayarak Başbakan Dr. Nevvaf Selam ve kabine üyelerine başarılar diledi.

Mikati, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Sayın Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın kendi dönemindeki ilk hükümeti kurma çabalarını takdirle karşılıyoruz. Bir kez daha, başta güneydeki İsrail işgalinin sona erdirilmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1701 sayılı kararının tam olarak uygulanması olmak üzere, çözüm bekleyen pek çok meselenin çözüme kavuşturulması için çok çalışılması gereken bu aşamada tam bir iş birliğinin ön plana çıkacağını ümit ediyoruz. Ayrıca yeni hükümete, hükümetimizin üç yılı aşkın bir süredir temellerini attığı kurtarma çabalarını sürdürme konusunda başarılar diliyoruz.”



Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
TT

Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)

ABD dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

Darfur'a yönelik yirmi yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunun, yeni bir karar alınmadığı takdirde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor.

Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) oylama yapılmasını gerektiriyor. Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos toplantıda yaptığı konuşmada, BMGK’nın, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmanın içine çekme tehdidi oluşturduğu bir ortamda, çatışmayı körükleyen unsurları sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu. Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.


Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
TT

Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, dün, Sudan halkına, ‘düşmanlar ve art niyetliler’ olarak nitelendirdiği kesimlerin, ülkeye bir hava ambargosu uygulanması konusunda yaydığı söylentilere aldırış etmemeleri çağrısında bulunarak, ‘isyancıların kirlettiği her karış Sudan toprağı kurtarılana dek Onur Savaşı'nda ilerlemeye devam edeceklerini’ vurguladı.

Egemenlik Konseyi'nin medya ofisinden yapılan açıklamaya göre Orgeneral Burhan, başkent Hartum'da düzenlenen polis kuvvetleri subaylarının 22. dönem mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, “Sudan'a yaptırımlar uygulanabileceğine dair konuşulanlar bizi etkilemez. Canımız ve kaderimiz Allah'ın elinde” ifadelerini kullandı.

Washington, dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

hyju
New York’ta düzenlenen BMGK oturumundan bir kare (BM)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre yirmi yılı aşkın bir süredir Darfur'a uygulanan silah ambargosunun, hakkında yeni bir karara varılmaması halinde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor. Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi ise BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) bir oylama yapılmasını gerektiriyor.

Rusya'nın veto hakkı

Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos, toplantı sırasında, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmaya sürükleme tehlikesi yarattığı göz önüne alındığında, BMGK’nın çatışmanın körüklenmesini sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu.

Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.

Orgeneral Burhan, ulusal diyaloğa katılmayan sivil siyasi güçleri eleştirdi

Öte yandan Orgeneral Burhan, ülke içindeki ulusal diyalog çağrısına olumlu yanıt vermeyi reddeden siyasi ve sivil güçleri eleştirerek, “Yurtdışındaki otellerde kalıp Sudan halkına boyun eğdirmek amacıyla uygulanan yaptırımları alkışlayanlara mesajımız şu: ‘Bu halk asla boyun eğmeyecek, asıl hüsrana uğrayan siz olacaksınız’” dedi.

Orgeneral Burhan sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlar halkı bir daha asla yönetemeyecekler. Zira halk, Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) ve şu anda Sumud İttifakı olarak bilinen Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri'ni bir daha siyaset sahnesinde görmek istemiyor.”

Eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı’nın da aralarında bulunduğu savaş karşıtı Sudanlı siyasi ve sivil güçler, bu adımın Sudan'ın fiilen bölünmesini kalıcı hale getirdiğini savunarak Burhan'ın diyalog çağrısını reddettiklerini duyurmuştu.


Dibeybe ve Tekala arasındaki görüşme soğukluğun ardından Batı Libya'da ittifak tartışmalarını yeniden gündeme getirdi

UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
TT

Dibeybe ve Tekala arasındaki görüşme soğukluğun ardından Batı Libya'da ittifak tartışmalarını yeniden gündeme getirdi

UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)

Libya'da geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekala arasında geçen hafta gerçekleşen görüşme, özellikle ‘ABD girişimi’ ile ilgili siyasi tutumlardaki farklılıklar zemininde, son aylarda aralarındaki ilişkiye gölge düşüren soğukluğun doğasına dair soruları yeniden gündeme taşıdı.

Bazı gözlemciler bu görüşmeyi; ülkedeki yürütme erkinin birleştirilmesinin ve seçimlerin önünü açması beklenen küçük çaplı (4+4) Birleşmiş Milletler (BM) komitesinin sonuçlarını açıklamasının yaklaştığı bir döneme denk gelmesi hasebiyle, Batı bölgesindeki UBH ile DYK arasındaki siyasi ittifakı yeniden düzenlemeye yönelik önleyici bir adım olarak değerlendirdi.

Öte yandan diğer kesimler bu görüşmeyi, elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı krizinin giderek kötüleşmesi nedeniyle hükümetine yönelik eleştirilerin ve protestoların arttığı bir dönemde, Dibeybe'nin siyasi bir desteğe (arka çıkacak bir güce) sahip olduğunu kanıtlama girişimi olarak yorumladı.

DYK Siyasi Komite Başkanı Muhammed Muazzib, son dönemde Tekala ile Dibeybe'nin ilişkisinde bir ölçüde soğukluk olduğunu dile getirerek, bunu üç nedene bağladı. Bunlardan ilki, DYK’nın Libya Başsavcısı’ndan Libya'nın ilk özel petrol şirketi Arkenu Petrol Şirketi dosyasını soruşturmasını talep etmesi, ikincisi ise ABD girişimi.

Muazzib’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalara göre üçüncü faktör ise Tekala’nın iki ay önce Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile geçiş sürecini sonlandıracak ve önümüzdeki şubat ayı sonlarına kadar cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına zemin hazırlayacak yeni bir yol haritası üzerinde uzlaşmaya varması.

Birleşmiş Milletler (BM) Uzmanlar Heyeti tarafından hazırlanan bir rapor, Arkenu Petrol Şirketi’ni milyarlarca dolarlık petrol gelirini resmi kanalların dışına kaçırmakla suçlamış ve şirketin, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter ile UBH Başbakanı Dibeybe’nin danışmanı İbrahim Dibeybe'yi birbirine bağlayan bir çıkar ağı üzerinden yönetildiğini ortaya çıkarmıştı.

Libya yıllardır iki paralel hükümet arasında bölünmüş halde. Trablus'taki UBH ile ülkenin doğusunu ve güneyin bazı kısımlarını yöneten LUO Genel Komutanı Halife Hafter'in desteğini arkasına alan ve Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad liderliğindeki hükümet.

Muazzib'e göre Dibeybe, ülkenin batısındaki kendi nüfuz alanında siyasi ve toplumsal olarak izole edilmiş hissetmek istemiyor ve bilhassa seçim yasaları ile Ulusal Seçim Komisyonu dosyalarını karara bağlamakla görevli 4+4 Komitesi’nin sonuçlarının açıklanması yaklaşırken, DYK gibi seçilmiş bir meclisten siyasi destek almayı umuyor olabilir.

Muazzib sözlerine şöyle devam etti:

“Dibeybe hükümeti ile Doğu Libya cephesinin bu komitenin sonuçlarının uygulanmasında çıkarı bulunuyor. Çünkü seçim sürecine zemin hazırlamak tüm ülke için birleşik bir yürütme otoritesinin kurulmasını gerektiriyor ve elbette taraflar bu otoritedeki koltukları paylaşacaklar. Muazzib ayrıca, mensubu olduğu meclisin (DYK), 4+4 Komitesi’nin çalışmalarıyla herhangi bir bağı olmadığı yönündeki tutumunu sürdürdüğünü belirtti.

Diğer taraftan Sadeq Araştırmalar Merkezi Müdürü Enes el-Gomati, Dibeybe'nin ‘Tekala'dan siyasi destek alma arayışında olduğu’ fikrine karşı çıkarak, Dibeybe'nin bu ziyaretle, kendisi dışında (kendi onayı olmadan) yapılacak herhangi bir düzenlemeyi hala bozabilecek güçte olduğu mesajını vermek istediğine inandığını ifade etti.

Gomati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları ekledi:

“Elektrik ve yakıt krizlerinin tırmanması ve UBH'ye karşı protestoların patlak vermesiyle birlikte, Doğu cephesinde ve belki de ABD arabuluculuğunu yürüten taraflarda, Dibeybe'nin artık gözden çıkarılabilecek (vazgeçilebilecek) kadar zayıfladığı izlenimi oluşmaya başladı."

Öte yandan Libyalı siyasi analist Husameddin el-Abdeli, Dibeybe'nin Tekala ile birlikte görüntü vererek ‘bölgesel ve Batılı müttefiklerine, son protestolar sebebiyle bir izolasyon (yalnızlık) yaşamadığı konusunda güvence vermek’ istediğini düşünüyor.

Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe'nin DYK’nın 4+4 Komitesi’nin ulaştığı sonuçları kabul etmesini garanti altına almak için Tekala ile olan ilişkisine bel bağladığına dair söylentilere değinen Abdeli, komite kararlarının oylamayla alındığını ve içeride bu komiteyle çalışmayı en başından beri reddeden büyük bir grubun bulunduğunu açıkladı.

Abdeli ayrıca, Tekala ile Dibeybe arasındaki ilişkinin güçlenmesinin, son krizlerin ardından hükümetin kaybettiği halk desteğini geri kazanmasına katkı sağlayacağı ihtimalini uzak görerek, “DYK'nın sokakta bir ağırlığı yok" dedi.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise Dibeybe ile Tekala arasındaki ilişkinin iddia edildiği gibi gergin olmadığını savundu. Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe'nin aralarında bu mesele yüzünden gerçek bir anlaşmazlık yaşanmasını gerektirecek şekilde ABD Girişimi'ni destekleyen net bir tutum henüz açıklamadığına işaret etti.

Mahfuz sözlerini, Dibeybe'nin Tekala'ya yaptığı ziyaretin özellikle ABD girişimine dair tartışmaların geri planda kalmasıyla birlikte hükümeti için siyasi bir dayanak bulmayı hedeflediğini belirterek tamamlarken  ülkedeki ittifakların ulusal çıkarlara göre değil, iktidar mücadelesi veren tarafların şahsi menfaatlerine göre sürekli değiştiğine dikkati çekti.