Mısır-ABD ilişkilerinde ‘kriz’

Siyasiler tarafından gizlenen kriz, medya tarafından ortaya çıkarıldı

Mısır Dışişleri Bakanı iki gün önce Washington'da ABD'li mevkidaşı ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı iki gün önce Washington'da ABD'li mevkidaşı ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır-ABD ilişkilerinde ‘kriz’

Mısır Dışişleri Bakanı iki gün önce Washington'da ABD'li mevkidaşı ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı iki gün önce Washington'da ABD'li mevkidaşı ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır ve ABD'den iki ülke arasındaki ilişkilerde bir ‘kriz’ olduğuna dair resmi bir açıklama gelmezken, sürekli olarak ‘stratejik ortaklık’, bölgedeki ortak çıkarlar ve istikrarın sağlanması için iş birliğinden söz ediliyor. Son birkaç gündür medyada ve sosyal medyada, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘Filistinlileri yerinden etme ve Gazze Şeridi'ni kontrol etme’ baskısı karşısında Mısır devletiyle ‘hizaya gelme’ çağrılarının eşlik ettiği bir ‘krize’ atıfta bulunuluyor.

25 Ocak'tan bu yana Trump, Mısır ve Ürdün'ün Gazze Şeridi’ndeki Filistinlileri kabul etmesini önerirken, Mısır söz konusu adımları reddetti. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi 29 Ocak'ta “Filistinlilerin yerlerinden edilmesi katılmayacağımız bir adaletsizliktir” dedi ve ardından Dışişleri Bakanlığı ABD Başkanı’nın adını anmadan öneriyi reddeden açıklamalar yaptı.

Pazartesi günü Trump, Filistinlilerin Mısır'a yerleştirilmesini kabul etmemesi halinde ülkesinin Mısır'a yaptığı yardımları askıya alma tehdidinde bulunarak Mısırlılar arasında yaygın bir öfkeye yol açtı ve bu öfke sosyal medya platformlarında kendini gösterdi.

Sisi'nin Washington'u ziyaret edip Trump'la görüşme ihtimaline ilişkin medyada yer alan spekülasyon ve sorulara resmi makamlar yorum yapmayı reddetti. Reuters'ın dün Mısırlı iki güvenlik kaynağından aktardığına göre ‘gündemde Başkan Trump'ın Filistinlileri Gazze Şeridi'nden çıkarma planı olduğu sürece Sisi Washington'a gitmeyecek’. İsmi açıklanmayan bir ABD'li yetkili ise Reuters'a yaptığı açıklamada ‘böyle bir ziyaret için herhangi bir tarih belirlenmediğini’ söyledi.

Şarku’l Avsat'ın daha önce Mısırlı ve ABD'li kaynaklardan aktardığına göre ‘ziyaret için herhangi bir tarih belirlenmedi’. Şarku’l Avsat'a konuşan Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed eş-Şenavi, “ABD Başkanı Trump'tan Cumhurbaşkanı Sisi'ye ABD'yi ziyaret etmesi ve Beyaz Saray'da bir toplantı yapması için açık bir davet var. Ancak bu ziyaret için bir tarih belirlenmesi konusunda herhangi bir bilgi yok” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili bilgi sahibi Mısırlı bir kaynak Şarku’l Avsat'a şu açıklamayı yaptı: “Sisi'nin bu ay Washington'u ziyaret etmesi konuşuluyordu. Ancak yer değiştirme önerisi, konunun kamuoyunda tartışılması ya da ABD Başkanı'nın medyaya Filistinlilerin topraklarından çıkarılmasını reddeden tutumu ışığında Mısır devletini utandıracak açıklamalar yapması durumunda bir kriz çıkmasını önlemek için ertelendi.”

Medya kuruluşları Sisi'nin 18 Şubat'ta Washington'u ziyaret edeceğini öne sürmüştü.

Kahire el-İhbariyye televizyon kanalının ismini vermediği resmi kaynaklardan aktardığına göre Mısır, Gazze Şeridi'ne ilişkin önerilerle ilgili olarak son birkaç gün içinde ABD'ye doğrudan yanıtlar gönderdi. Kaynaklar, “Mısır, İsrailli ve ABD'li yetkililerin Gazze Şeridi sakinlerinin Mısır, Ürdün ya da başka ülkelere göç ettirilmesine ilişkin açıklamalarından memnun değil” dedi.

Mısır-ABD ‘krizinden’ söz edilmesi Mısır medyasında daha belirgindi. Mısırlı yayıncı Ahmed Musa salı akşamı ‘Ala Mesuliyyeti (Sorumluluğum Üzerine)’ programının bir bölümünü ‘ABD şantajına nasıl karşı koyulacağı’ konusuna ayırdı. Musa, ABD Başkanı’na yüklenerek önerisini ve konuşma tarzını reddetti ve Sisi'nin Washington'u ziyaret etmemesini diledi.

Reuters'a göre Ürdün Kralı 2. Abdullah, salı günü Beyaz Saray'da Trump'la yaptığı ve Gazze planını ele aldığı görüşme sırasında rahatsız görünüyordu.

Reuters'a konuşan iki kaynak, “Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati'nin Washington'a yaptığı son ziyaret, Trump'ın Sisi'ye baskı yapmaya çalışacağı benzer bir görüşmeden kaçınmayı amaçlıyordu. Sisi'nin ülkeyi ziyaret etmesi halinde yerinden etme planının masada olacağı açıktı” dedi.

Mısır Temsilciler Meclisi (parlamento) üyesi Mustafa Bekri, X platformundaki hesabında “Mısır, Filistin davasının tasfiye edilmesine izin vermeyecektir. Trump istediği tüm açıklamaları yapabilir, ancak Mısır dimdik ayakta kalacaktır. Ordumuz ulusal güvenliğimizi koruyacaktır ve vatan uğruna tüm senaryolara hazırdır” diye yazdı.

Bir başka paylaşımında ise ABD Başkanı’nı ‘savunmasız Filistin halkına karşı yeniden müdahalede bulunmaması’ konusunda uyardı. Bekri, “Bu müdahale tüm bölgeyi havaya uçurabilir. Vaat ettiğiniz cehennem Amerika'yı birçok krize ve sıkıntıya sürükleyebilir. Mısır yerinden edilmeyi önleyen ve yeniden inşa sürecini başlatan kapsamlı bir vizyon ortaya koyacaktır” ifadelerini kullandı.

Temsilciler Meclisi üyesi Mahmud Bedr X platformundaki hesabında yaptığı paylaşımda, “Mısır üzerindeki baskı ekonomik olacak. Çünkü Amerikalıların yardım, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve ABD hegemonyasına tabi diğer kurumlar aracılığıyla kullandığı en yaygın silah bu” dedi.

ABD Başkanı'na ve onun ‘Filistinlileri yerinden etme’ ve ‘Gazze Şeridi'ni kontrol etme’ önerilerine karşı medya ve sosyal medya kampanyaları tırmanışa geçti. Mısırlı gazeteci Lemis el-Hadidi programında ABD Başkanı’na yüklenerek onu ‘sahip olmadığı şeyleri alıp satmakla’ suçladı.

El-Hadidi X platformundaki bir başka paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Kanada'yı, Grönland'ı ya da Panama Kanalı'nı satın alabilirdim... Bıktık artık, yeni bir hikâyenin zamanı geldi.”

Yerel el-Mısri el-Yevm gazetesi, ‘Amerikan müteahhitliği, kazı, doldurma, yerinden etme vs.’ başlığı altında ABD Başkanı ve teklifleriyle alay eden bir karikatür yayınladı.



SDG yöneticilerinin açıklamaları, Suriye devletiyle yapılan anlaşma etrafındaki belirsizliği artırıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
TT

SDG yöneticilerinin açıklamaları, Suriye devletiyle yapılan anlaşma etrafındaki belirsizliği artırıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)

Suriye İçişleri Bakanlığı, Halep, İdlib, Deyrizor ve Rakka’da uzlaşı sürecine katılmak isteyen SDG mensuplarına işlemlerini tamamlamaları ve resmi evraklarını temin etmeleri için 1 Mart’a kadar süre tanıdı. Buna karşılık, Münih Güvenlik Konferansı sonrasında SDG yöneticilerinden gelen adem-i merkeziyetçilik ve özerk yönetime bağlı askeri-sivil yapıların entegrasyonuna dair açıklamalar, Şam ile SDG arasındaki anlaşmanın uygulama aşamasına ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.

Şam’daki hükümete yakın kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, SDG güçleri ile özerk yönetime bağlı sivil kurumların entegrasyon sürecinin hâlâ çok sayıda engelle karşı karşıya olduğunu, uygulamaya dair ayrıntıların iki taraf arasında müzakere edilmeye devam edildiği belirtti. Kaynaklar, “olumlu yönde ilerleme kaydedildiğini” vurgularken, Münih’te SDG lideri Mazlum Abdi’nin Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilmesi ya da SDG’den başka isimlerin bu göreve aday gösterilmesi önerisinin ele alındığını, bu başlıkta görüşmelerin sürdüğünü aktardı.

fbfbv
Şara’nın 18 Ocak’ta ateşkes anlaşmasını imzaladığı sırada (EPA)

Kuzeydoğu Suriye’deki Özerk Yönetim’in Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in medya açıklamaları ise Mazlum Abdi’nin, kendisine bazı görevler teklif edilmesine rağmen Suriye hükümetinde herhangi bir resmi pozisyon üstlenmeme kararını netleştirdiğini ortaya koydu. Ahmed, SDG’nin Savunma Bakan Yardımcılığı için aday isimler sunduğunu söyledi.

Ahmed ayrıca, Şam ile yapılan anlaşmada “Özerk Yönetim” kurumlarının feshedilmesine dair açık bir hüküm bulunmadığını ifade ederek, görüşmelerin Suriye devleti çatısı altında “adem-i merkezi” bir yapı çerçevesinde kurumların yeniden düzenlenmesi üzerinde yoğunlaştığını, böylece söz konusu kurumların hizmet ve idari rolünün korunmasının hedeflendiğini belirtti.

cdsc
YPG bayrağını taşıyan bir çocuk, 13 Şubat’ta Tel Hams beldesi kırsalındaki çatışma hatlarından çekilen SDG’ye ait bir aracın yanında (Reuters)

Askeri entegrasyon konusunda ise sürecin fiilen başladığını söyleyen Ahmed, mevcut anlaşmanın güçlerin Haseke’de üç tugay ve Kobani’de bir tugay şeklinde yapılandırılarak Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını öngördüğünü kaydetti. Nihai isimlendirme meselesinin Savunma Bakanlığı ile yürütülen görüşmelere bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Ahmed, anlaşmanın uygulanmasında çeşitli zorluklar bulunduğunu kabul ederek, entegrasyon sürecinin devamı için yeni bir zihniyet ve toplumsal teşvikin gerekli olduğunu vurguladı; siyasi süreci sekteye uğratabilecek fitne çağrılarına karşı uyarıda bulundu.

vdvd
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’ndaki görüşme(AFP)

Ahmed’in açıklamaları, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Münih’teki Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Kürt medyasına yaptığı değerlendirmelerin ardından geldi. Abdi, Kuzeydoğu Suriye’deki Kürtlerin temel talebinin “hangi ad altında olursa olsun adem-i merkezi yerel yönetim” olduğunu, yani bölge halkının Suriye devleti çerçevesinde kendi işlerini kendisinin yönetebilmesini istediklerini söyledi. Bu ifadeler, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin Kürtlerin “özerk yönetim” talebinde bulunduğu yönündeki iddiaları reddetmesine yanıt niteliği taşıdı.

Abdi, “özerk yönetim” kavramının kullanılmasının Kürt tarafı için zorunlu olmadığını, asıl odaklarının Kürt çoğunluklu bölgelerde fiili bir yerel yönetim güvencesi sağlanması olduğunu, bunun da Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Uzlaşıya varılacak herhangi bir formülün yalnızca Kürtlerin değil, tüm yerel bileşenlerin haklarını güvence altına alması gerektiğini dile getirdi.

13 Şubat’ta Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı marjında, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani başkanlığındaki bir heyet ile SDG lideri Mazlum Abdi ve “Özerk Yönetim” Dış İlişkiler Sorumlusu İlham Ahmed, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi; ayrıca ABD Kongresi üyeleriyle de ayrı bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmelerde entegrasyon süreci, Şam’ın DEAŞ’la mücadele çabaları ile yerel ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Suriye’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapıldı.

Rubio, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye dosyasını, entegrasyon sürecini, anlaşmaların uygulanmasını ve terörle mücadeleyi öncelikleri arasında gördüğünü belirtti.

Toplantı sonrasında Suriye Dışişleri Bakanı, SDG’ye “düşman değil, ortak” olarak baktıklarını ifade ederek, önceliğin SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunun başarıyla tamamlanması olduğunu, Suriye’nin bölünmüş bir durumda kalmasını istemediklerini söyledi.

Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, SDG’ye mensup unsurlar için açılan uzlaşı merkezlerinin 1 Mart itibarıyla kapatılacağını duyurdu; ilgili kişilere, sürenin bitiminden önce merkezlere başvurarak işlemlerini tamamlamaları ve resmi belgelerini almaları çağrısında bulundu. Bakanlık, bu adımın ilgili bölgelerde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini hedeflediğini belirtti.

Bakanlık, 26 Ocak’ta Deyrizor ve Rakka vilayetlerinde SDG ile çalışan unsurların durumlarının düzeltilmesi için iki merkez tahsis etmiş; bu kişilerin silah ve teçhizatlarını teslim etmeleri ve normal hayatlarına dönmelerinin sağlanmasını amaçladığını açıklamıştı. Bu adımlar, Suriye Arap Ordusu’nun Rakka ve Deyrizor kentlerinde kontrolü sağlamasının ardından Savunma Bakanlığı’nın Doğu Suriye’de asker alma ve seferberlik müdürlükleri açmasıyla eş zamanlı yürütüldü.


İsrail, 1967'den bu yana ilk kez Kudüs'ü Yeşil Hat'ın ötesine genişletmeyi hedefliyor

Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
TT

İsrail, 1967'den bu yana ilk kez Kudüs'ü Yeşil Hat'ın ötesine genişletmeyi hedefliyor

Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)
Kudüs'te Zeytin Dağı'ndaki Yahudi mezarlığı, arka planda Mescid-i Aksa külliyesi ve Kubbetü's-Sahra (AFP)

İsrail hükümeti, son yıllarda Kudüs'teki egemenliğini pekiştirmek için adımlar atmaya devam ederek Yeşil Hat'ın özelliklerini değiştirdi.

Yediot Aharonot gazetesinde yayımlanan bir rapora göre Binyamin bölgesindeki Adam yerleşiminde (“Adam/Giv’at Binyamin”) hayata geçirilen bir konut projesi, resmi olarak yerleşim bloğunun genişletilmesi olarak sunulsa da Altı Gün Savaşı'ndan bu yana ilk kez Kudüs'ün sınırlarını 1967 öncesi hatların ötesine taşıyacak. Bu adım, bölge üzerinde fiili egemenlik kurulması ve başkentin sınırlarının genişletilmesi anlamına gelecektir.

 cs csd
Batı Şeria'daki Ramallah'ın dışında 60 numaralı karayolunun genişletme çalışmaları (AFP)

Plan, Adam yerleşiminden biraz uzakta bulunan ve daha önce iki bölgeyi birbirine bağlayacak bir köprü inşa edilmesi konusunda yapılan görüşmelere rağmen, yerleşimden doğrudan erişimi olmayan bir araziye yüzlerce konut biriminin inşa edilmesini öngörüyor. Belirlenen alanda yapılacak inşaat, Kudüs içinde coğrafi süreklilik yaratacak ve Neve Ya'akov mahallesini fiilen genişletecektir. Plana göre, konutlar Haredi (aşırı Ortodoks) topluluğu için tasarlandı.

Ayrıca, projeye giden erişim yolu Kudüs'ün Neve Ya'akov mahallesinden başlayıp tekrar oraya dönecek. Bu plan, Kudüs'ün belediye yetki alanını genişletecek; bu da 1967'den beri gerçekleşmemiş bir durum.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in Sivil İdare içinde yaptığı kapsamlı değişiklikler, özellikle yeni bir Yerleşim İşleri Dairesi'nin kurulmasıyla birlikte, Batı Şeria planlama sürecinde planın ilerletilmesini önemli ölçüde daha verimli hale getirdi. Onay sürecinin hızlı bir şekilde ilerlemesi bekleniyor. Son yıllarda benimsenen yeni prosedürler kapsamında, proje birkaç yıl içinde hayata geçirilebilir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Smotrich, uzun bürokratik prosedürlerin yerini hızlandırılmış onay kanallarıyla değiştirerek, hükümetin Batı Şeria'daki yerleşim inşaatına yaklaşımını yeniden şekillendirdi.

Konut planı, Batı Şeria ile ilgili bir dizi çarpıcı kabine kararının yanı sıra, hükümetin bu hafta 1967'den beri ilk kez Batı Şeria'daki arazilerin devlet adına tesciline yeniden onay vermesinin ardından geldi. Bu adımlar, Arap dünyasındaki ve Batı'daki dost ülkelerden eleştiriler aldı ve "fiili ilhak" olarak kınandı.

İsrail merkezli barış yanlısı grup Barış Şimdi, son hamleyi sert bir dille eleştirerek, "1967'den beri ilk kez, yeni bir yerleşim yeri kurma bahanesiyle hükümet arka kapıdan ilhak gerçekleştiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, "Yeni yerleşim yeri her bakımdan Kudüs'ün bir mahallesi gibi işlev görecek ve onu Adam'ın bir mahallesi olarak sunmak sadece bahane ve Batı Şeria'daki bölgelere fiilen İsrail egemenliğini uygulama girişimidir" diye belirttiler.

sdcd
Filistinli bir kız çocuğu, Doğu Kudüs'ün el-Barit banliyösünde, İsrail'in araçların girişini engellediği kontrol noktasının yakınında, ayrılık duvarının yanında bisiklet sürüyor (AFP)

Demokrat Parti'den Knesset Üyesi Gilad Kariv, Konut Bakanı Haim Katz'a acil bir soruşturma dilekçesi sunarak, planlanan alanın Kudüs'e ilhak edilmesi niyetinin olup olmadığını ve resmi olarak Adam bölgesinin bir parçası olarak sınıflandırılan mahalle sakinlerinin, Kudüs belediyesinden hizmet alıp almayacağını sordu.

Kariv, “Planlanan hamle, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki sürtüşmeyi daha da artıracak, gereksiz gerilimler yaratacak ve nihayetinde Kudüs'ün İsrail'in başkenti olma statüsüne zarar verecektir” ifadelerini kullandı. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere İsrail'in uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır ve Netanyahu'nun aşırılıkçı ortaklarına tamamen teslim olduğunu yansıtmaktadır.”


Suriye: Kürt yetkililer, DEAŞ ailelerinden 34 Avustralyalıyı akrabalarına teslim etti

Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
TT

Suriye: Kürt yetkililer, DEAŞ ailelerinden 34 Avustralyalıyı akrabalarına teslim etti

Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)
Avustralyalı ailelerin mensupları Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)

Kürt yetkililer bugün, Suriye'nin kuzeydoğusunda tutuldukları kampın müdürüne göre DEAŞ savaşçılarının aile üyeleri olan 34 Avustralyalıyı, akrabalarından oluşan bir heyete teslim etti.

Haseke Valiliği'nde bulunan Roj kampının yöneticisi Hakimiya İbrahim, "Avustralya vatandaşlığına sahip 34 kişiden oluşan 11 aileyi ailelerine teslim ettik" diyerek, kampta "hiç Avustralyalı kalmadığını" açıkladı.

Avustralyalı aileler Roj kampından ayrılırken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Kadın Koruma Birimleri üyeleri (Reuters)Avustralyalı aileler Roj kampından ayrılırken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Kadın Koruma Birimleri üyeleri (Reuters)

Kampta bulunan AFP'nin bir fotoğrafçısı, bazıları tamamen peçeli kadınların çocuklarıyla birlikte minibüslere bindiklerini, bazılarının da çantalar taşıdığını gördüğünü belirtti.

Avustralyalı ailelerin üyeleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)Avustralyalı ailelerin üyeleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Roj kampından ayrılıyor (Reuters)

Irak sınırına yakın, Malikiye'nin (Derik) güneydoğu kırsalında, izole edilmiş kayalık bir bölgede bulunan Roj kampının, DEAŞ ile bağlantılı kişilerin ailelerinin yıllardır tutulduğu birçok kamptan biri olduğu belirtilmelidir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre şu anda yaklaşık 2bin 600 kişiye ev sahipliği yapan kampta, 50 farklı Batı ve Arap ülkesinden yaklaşık 900 yabancı kadın bulunmakta ve sakinlerinin %65'i 14 yaşın altındaki çocuklardan oluşmaktadır. Kadınlar arasında, Özerk Yönetim tarafından işletilen ve SDG tarafından denetlenen rehabilitasyon ve eğitim merkezlerinde izole edilmiş halde yaşayan 800'den fazla erkek çocuğun annesi de bulunmaktadır.