Sistani'nin oğulları ve Necef merci-i taklidinin geleceği

Necef Havzası hassas bir tarihi sınavla karşı karşıya

Irak’ın Necef kentindeki Necef Havzası’nda (İlmiyye Havzası) eğitim gören Şii din adamları, 13 Ağustos 2017 (Reuters)
Irak’ın Necef kentindeki Necef Havzası’nda (İlmiyye Havzası) eğitim gören Şii din adamları, 13 Ağustos 2017 (Reuters)
TT

Sistani'nin oğulları ve Necef merci-i taklidinin geleceği

Irak’ın Necef kentindeki Necef Havzası’nda (İlmiyye Havzası) eğitim gören Şii din adamları, 13 Ağustos 2017 (Reuters)
Irak’ın Necef kentindeki Necef Havzası’nda (İlmiyye Havzası) eğitim gören Şii din adamları, 13 Ağustos 2017 (Reuters)

Abdullah Faysal er-Ribah

Ayetullah Ali Sistani'nin vefatının ardından yaşanacak dönemde Şii dini mercii'nin geleceği, geniş bir araştırma ilgisi ve yoğun bölgesel-siyasi merakla izleniyor. Bu ilgi yalnızca Irak içiyle sınırlı kalmayıp bölgenin ve dünyanın karar alma merkezlerine kadar uzanıyor.

Onlarca yıldır Necef'teki en üst mercii, geleneksel bir dini kurumdan öte, milyonlarca mukallidi için sınır ötesi kritik bir dayanak ve otorite oluşturdu. Bunun yanı sıra Ortadoğu'daki karmaşık siyasi dengelerde ılımlı bir güç ve istikrar unsuru işlevi gördü. Bu kurum, son derece kritik dönemlerde devleti ve toplumu koruma kapasitesini kanıtladı. Bu da içindeki liderlik geçişi meselesini, ilim havzasının duvarlarını aşan bir mesele haline getiriyor.

Sistani'nin doksan altıncı yaşına yaklaşmasıyla, önümüzdeki dönemin nasıl şekilleneceğine dair soru işaretleri ve analizler de artıyor. Halefiyet ve dini otoritenin devri meselesine ilişkin yaygın geleneksel okumalar, dar ve yüzeysel ikili bir çerçevede sıkışıp kalmaya devam ediyor. Birinci görüş, büyük oğul Muhammed Rıza Sistani'ye, idari-kurumsal ağırlığı ve vekiller ağına dair kesin bilgisi nedeniyle doğrudan bir intikalin gerçekleşeceğini öngörüyor. İkinci görüş ise, havzanın imajına ve tarihsel güvenilirliğine zarar verebilecek herhangi bir ‘veraset’ şüphesinden kaçınmak amacıyla, Sistani’nin oğullarının merci-i taklid sahnesinden tamamen dışlanacağını öngörüyor.

Bu makale, Necef-i Eşref'teki kurumun gerçekliğine ve tarihi uygulamasına çok daha yakın alternatif bir okuma olarak ‘çoklu merciilik çağına geçişi öneriyor. Bu senaryoda, birden fazla önde gelen merciin bulunduğu bir tablo ortaya çıkacak ve bu tablo, Sistani ailesinin kalıcı ve istikrarlı idari yapısı aracılığıyla sükunetle ve büyük bir hikmetle yönetilecek. Bu senaryoda, Muhammed Rıza Sistani'nin desteğini ve nüfuzunu yaşça büyük merciilerden birine yöneltmesi ya da küçük kardeşi Muhammed Bakır'ı merciiliğe geçmesi için desteklemesi, kendisinin ise babasıyla geçirdiği son otuz yılda üstlendiği merkezi role benzer şekilde merciiliğin kurumsal ve mali yönetimini elinde tutmaya devam etmesi, gerçekçi ve pratik bir ihtimal olarak öne çıkıyor.

Bilimsel yeterlilik ve yaş üstünlüğü: fıkıh-yönetim ikilisi

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Necef'in koridorlarında yaşanabilecek muhtemel halefiyet süreçlerini anlamak için, tabloyu titizlikle çözümlemek ve Sistani'nin iki oğlunun sahip olduğu ilmi yeterlilikler ile yaş üstünlüğünü, diğer olası adayların ilmi ve fıkhi üretimiyle karşılaştırmak gerekiyor. Her iki kardeş de bugün Necef Havzası'nda ‘bahs-i haricin’ en önde gelen hocaları arasında sayılıyor. Bu eğitim aşaması, havza eğitim basamağının en üst ve en karmaşık düzeyini oluşturuyor. Derinliği bakımından fıkıh ve usul alanındaki ileri düzey lisansüstü çalışmalara denk, hatta bunu aşan bir nitelik taşıyor.

bgn
Irak'taki Şii dini en üst mercii Ayetullah Uzma Ali Sistani'nin oğulları Muhammed Rıza ve Muhammed Bakır Sistani, Necef'teki İmam Ali Türbesi'nde İran’ın merhum Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in cenaze törenine katılırken, 8 Temmuz 2026 (AFP)

Bu aşamada öğrenciler, hazır eğitim metinlerinin incelenmesinin ötesine geçerek doğrudan birincil kaynaklarda araştırma yapmaya ve özgür tartışmalara yönelirler. Bu süreçte birden fazla fıkhi ve usulî görüş ortaya konur, deliller sıkı bir şekilde tartışılır, nihayetinde ‘içtihat’ mertebesine ulaşmak amacıyla hükümlerin bağımsız şekilde istinbatına gidilir. Bu aşamayı okutabilmek, ancak fıkıh ve usulde uzun bir birikime ve şer'i delillerle başa çıkma konusunda üstün bir kapasiteye sahip olanlara nasip olur. Bu nedenle bu kişiler ‘Ayetullah’ unvanıyla anılır.

Bu alanda Muhammed Bakır Sistani, ilmi açıdan önde gelen alimler arasında sayılıyor. İlmi, döneminin büyük mercilerinden alan Bakır Sistani, babasının derslerinde ve modern dönemin en büyük İmamiye Şii fakihlerinden sayılan merhum havza lideri Ayetullah el-Uzma Seyyid Ebu'l-Kasım el-Hoyi’nin bahs-i haric derslerinde bulunmuştur.

Usul-i fıkıh dersleri, ilmi sağlamlığı ve derinliğiyle öne çıkıyor. Bu da kendisini havzanın seçkin öğrencileri ve uzman araştırmacıları için bir çekim merkezi haline getiriyor. Bunun yanı sıra Bakır Sistani’nin üretiminin bolluğunu ve anlayışının derinliğini yansıtan önemli eserleri bulunuyor. Bunlar arasında babasının fıkhi araştırmalarının ayrıntılı ve derinlemesine bir raporu niteliğindeki "Menaru'l-Urvetu'l-Vuska" adlı eseri yer alıyor. İlgi alanları ayrıca, "Tecrübeti me'a'd-Din" (Din ile Deneyimim) ve "Risaletu'l-Mer'e fi'l-Hayat" (Kadının Hayattaki Mesajı) gibi eserler aracılığıyla çağdaş düşünsel ve toplumsal meseleleri de kapsıyor. Tüm bunlar, klasik fıkhi çerçevelerin ötesine geçen ve modern toplumun kaygılarına dokunan geniş bir ufku yansıtıyor.

Bu aşamayı okutabilmek, ancak fıkıh ve usulde uzun bir birikime ve şer'i delillerle başa çıkma konusunda üstün bir kapasiteye sahip olanlara nasip olur. Bu nedenle bu kişiler ‘Ayetullah’ unvanıyla anılır.

Ali Sistani’nin büyük oğlu Muhammed Rıza Sistani ise, derinlemesine fıkıh eğitimini geniş kapsamlı kurumsal yönetim kapasitesiyle birleştiren istisnai bir yol izledi. Döneminin büyük mercilerinin bahs-i haric derslerine devam etmesine ve Necef alimlerinden büyük övgü almasına rağmen, kamusal ve liderlik rolü esasen Irak'ın 2003 yılında yaşadığı büyük dönüşümlerin ardından öne çıktı. Rıza Sistani, o hassas dönemde, babasının işlerini ve en üst merciilik ofislerini yönetme sorumluluğunu üstlendi. Irak devlet kurumları, birbiriyle çekişen siyasi bloklar, uluslararası heyetler, toplumsal kurumlar ve dini türbelerle merkezi ve güvenilir bir iletişim halkası oluşturdu. Bu doğrudan temas, kendisine kriz yönetiminde istisnai bir birikim ve Baas rejiminin düşüşünden önce, sırasında ve sonrasındaki en karanlık ve en karmaşık koşullarda merciiliğin dümenini yönlendirme ile bağımsızlığını koruma kapasitesi kazandırdı.

Yaş bakımından, ki bu, merci-i taklidlerin istikrarı ve nüfuzunu güçlü şekilde etkileyen belirleyici bir etken, tablonun istikrar lehine eğildiğini görüyoruz. En üst merciilik konumuna aday önde gelen isimlerin çoğu, ya seksen yaşına yaklaşmış ya da bunu aşmış durumda. Doğal olarak farklı düzeylerde sağlık koşulları ve zorluklarıyla boğuşuyorlar. Bu şahsiyetler arasında en öne çıkanlar, Şeyh Muhammed Bakır el-İrevani, Şeyh Muhammed Hadi Al Razi ve Şeyh Hasan el-Cevahiri. Buna karşılık, Sistani'nin iki oğlu bu adaylardan yaklaşık iki on yıl daha genç.

grthyjuk
Bağdat'ın Cadiriyye bölgesinde düzenlenen İran yanlısı bir yürüyüş sırasında, merhum İran Dini Lideri Ali Hamaney (sağda) ve Ayetullah el-Uzma Ali Sistani'yi (solda) gösteren bir pankartın önünden geçen Iraklı bir kadın, 2 Nisan 2026 (AFP)

Bu yaş farkı sıradan bir rakam değil, havza ortamında stratejik bir üstünlük niteliği taşıyor. Bu fark, merciiliğe geçecek kişiye, kurumun konumunu pekiştirmek, vekiller ağını inşa etmek, yeni mukallid nesillerini kapsamak için yeterli bir zaman dilimi ve uzun yıllara yayılan pratik bir kapasite kazandırıyor. Daha da önemlisi, kısa bir süre içinde havzayı yeni ve kafa karıştırıcı bir halefiyet krizine ve geçiş dönemine sokmaktan kaçınma imkanı sunuyor. Bu süreklilik, merciilerin uzun vadeli istikrarını her zaman tercih eden, toplumsal ve dini ağırlığını korumak isteyen Necef Havzası ortamında son derece önemli pratik bir avantaj teşkil ediyor.

Veraset engeli ve katı a'lemiyet ölçütü

Sistani'nin iki oğlunun sahip olduğu bu belirgin ilmi üstünlüğe ve diğerlerine kıyasla açık yaş avantajına rağmen, oğullarından herhangi birinin doğrudan en üst mercii konumuna gelmesinin önünde kolayca aşılamayacak tarihsel ve yapısal bir engel bulunmaya devam ediyor. Bu engel, ‘veraset’ damgasıdır. Necef Havzası kurumunda yüzyıllar boyunca kök salmış temel ilke ve gelenek, oğulların şer'i ilimlerdeki yetkinlik ve derinlik düzeyi ne olursa olsun, en üst dini otoritenin ve merciilik makamının kan bağı yoluyla intikal etmesini teşvik etmiyor.

Merciilik sistemi, yapısı itibarıyla tamamen a'lemiyet kavramına dayanıyor. Yani halkın taklit ettiği fakihin, şer'i hükümleri detaylı delillerinden istinbat etme kapasitesi bakımından tüm çağdaşları arasında en bilgili olması gerekiyor. Bu a'lemiyet ne miras yoluyla geçer ne de idari bir kararla verilir. Aksi halde en önemlisi fakihin ismi hakkında ilim ve fazilet ehli arasında geniş şekilde yayılması anlamına gelen ‘şüyu’ ile, ya da havzanın seviyeleri değerlendirme ve araştırmaları karşılaştırma konusunda kesin bir ilmi kapasiteye sahip büyük hocalarından oluşan ‘ehl-i hıbrenin’ tanıklığı ve tezkiyesi yoluyla, belirli geleneksel yollarla ispatlanır ve pekiştirilir.

Sırf ilmi liyakate dayanan bu katı geleneksel yapı temelinde, halefiyetin babadan oğula doğrudan geçirilmesine yönelik doğrudan bir girişim veya açık bir çaba, merciiliğin tarihsel meşruiyetini zayıflatacak ve bağımsızlığıyla her zaman övünen havza geleneklerinin ciddi bir ihlali sayılacaktır. Böyle bir adım, büyük kurumsal çatlaklara ve Necef koridorları içinde mukallidlerin güvenini zayıflatabilecek keskin bölünmelere yol açabilir. Dolayısıyla, bu hassas geleneksel belirleyicinin nasıl aşılacağı ve karmaşıklıklarının sükunetle nasıl çözüleceği, Sistani ailesinin önümüzdeki dönemde karşı karşıya olduğu ve Ali Sistani sonrası döneme nasıl yön vereceğine dair merkezi sınav olmaya devam ediyor.

Merciilik sistemi, yapısı itibarıyla tamamen a'lemiyet kavramına dayanıyor. Yani halkın taklit ettiği fakihin, şer'i hükümleri detaylı delillerinden istinbat etme kapasitesi bakımından tüm çağdaşları arasında en bilgili olması gerekiyor

Tarihi emsaller ve liderlikte kıdem şartının aşılması

Bu karmaşık kurumsal çerçeve bağlamında, en büyük oğulun babasının konumunu miras alması gerektiği varsayımı, hem siyasi hem de dini tarihle çelişiyor. Din ile siyaseti birleştiren bir sisteme sahip komşu İran'a bakıldığında, yaş ve aile hiyerarşisi şartının aşıldığına dair açık örnekler görüyoruz.

Örneğin liderlik bağlamında, Mustafa Hamaney kardeşi Mücteba Hamaney'den dört yaş büyük olmasına rağmen, Mücteba, ağabeyini geçerek babasının yerine Velayet-i Fakih makamına geçti. Bu geçiş, Mücteba'nın diğer fakihler yerine seçilmesini tercih eden Uzmanlar Meclisi aracılığıyla seçilmesiyle gerçekleşti. Ağabey Mustafa, o seçim tablosunda gündeme gelen adaylardan biri bile değildi. Bu durum, özellikle bölgesel olayların dayattığı dönüşümler ve zorluklar karşısında, Mücteba'nın sistem içindeki kurumsal ağırlığından kaynaklanıyordu.

Büyük mercii cenazelerinde namaz kıldırma, otoritenin ve meşruiyetin devri bağlamında önemli bir anlam taşıyor. Genellikle vefat edenin cenaze namazını, kendisinin kabul ettiği bir mercii kıldırır. Öyle ki Ebu'l-Kasım el-Hoyi vefat ettiğinde cenaze namazını Ali Sistani kıldırmış, Ruhullah Humeyni vefat ettiğinde ise namazı Muhammed Rıza Kalbaykani kıldırmıştı. Bazen de ailenin önde gelen bir müçtehidi namazı kıldırabilir. Ne var ki Yusuf el-Hakim babası Muhsin el-Hakim'in cenaze namazını kıldırmış, Muhammed Taki el-Hakim de kardeşi Muhammed Said el-Hakim'in cenaze namazını kıldırmıştı. Burada Muhammed Taki el-Hakim’in, havzadaki önde gelen şahsiyetlerin cenaze namazlarını kıldırma konusunda uzman olduğunu,  hatta İran Dini Lideri’nin Necef'teki cenaze töreninde de namazı o kıldırdığını belirtmek gerekir.

Bu bizi İran Dini Lideri’nin defnedilmesinden önceki son cenaze namazına götürüyor. Birçok kentte önde gelen dini şahsiyetlerin imamlığında namazın kılınmasının ardından, son cenaze namazını halefi Mücteba'nın kıldırması bekleniyordu. Ancak namazı kıldıran kişi büyük oğlu Mustafa oldu. Bu simgesel sahne, Mücteba'nın geçtiğimiz şubat ayı sonlarında babasıyla birlikte maruz kaldığı saldırının sonuçları nedeniyle sağlık durumu kötüleşirse, Mustafa'nın gelecekte kardeşi Mücteba'nın yerine liderlik makamına geçme ihtimaline dair önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Merhum Dini Lider Ali Hamaney'in ağabeyi Muhammed Hamaney'in (d. 1935) geçildiği daha da açık bir emsal buluyoruz. Muhammed Hamaney, önemli bir siyasi ve dini şahsiyet, İran anayasasının ilk hazırlayıcılarından biri, meclis üyesi ve önemli bir konuma sahip bir yetkili olmasına rağmen, Humeyni'nin halefiyetinde liderlik süreci, kendisinden dört yaş küçük olan Ali Hamaney yönüne gitti. Bu örnek, aile bağlarının etkili bir rol oynadığı sistemlerde bile yaş kıdeminin iktidarın devri sonuçlarını kesin olarak belirlemediğini açıkça gösteriyor.

cdfgthyj
Necef şehrindeki İmam Ali Türbesi'nin fotoğrafı (AFP)

Bu olgu -büyüğün küçüğün liderliğine hizmet etmesi- saf Necef dini alanında da yaygın. Bunun en belirgin örneği, merhum mercii Muhammed Said el-Hakim'di (1936-2021). Babası Muhammed Ali el-Hakim (1911-2011), yüz yıllık uzun bir ömür sürüp havzada görev yapmaya devam ederken, kendisi merciiliğe geçmişti. Baba, havzada ders vermeye devam ederken oğlunun konumu, ilmi tanınırlıkla birlikte büyüdü. Bu durum, fıkhi ağırlığın, toplumsal mutabakatın ve kurumsal desteğin geleneksel yaş hiyerarşisini aşabileceğini gösteriyor.

Sistani'nin halefiyeti bağlamında bu emsaller, küçük kardeş Muhammed Bakır'ın, yapısal ölçütleri ihlal etmeden önde gelen bir merciilik konumuna yükselebileceğine işaret ediyor. Bu durum kendisini ağabeyinden daha üst bir genel dini otorite konumuna yerleştirse bile geçerli.

Necef kurumu ile Tahran sistemi arasındaki yapısal farklılık

Merciiliğin geleceğine yaklaşırken, analistler ve gözlemciler -Batılı ve hatta bölgesel olanlar dahil- sıklıkla Necef Havzası ile Tahran'daki muadilinin yapısal dinamiklerini keyfi bir şekilde birbirine karıştırma gibi büyük bir metodolojik hataya düşüyor. Bu da sonuçları eksik ve yanıltıcı bir karşılaştırmalı analiz üretiyor. İran'da dini ve siyasi otoritenin devri, açık anayasal mekanizmalar ve katı resmi yapılarla, özellikle de devlet kurumlarının ve ulusal güvenlikle ilgili birimlerin nüfuzuyla uyum içinde ve paralel şekilde işleyen Uzmanlar Meclisi aracılığıyla yönetiliyor.

Kurulu İran modelinde, istikrarı sağlama ve rejimin kazanımlarını koruma yönündeki resmi motivasyon, iktidarın verasetine dair şüphelerle ilgili eleştirilerden kaçınmak amacıyla açıkça beyan edilmese bile, dönemi aşmak ve boşluğu önlemek için Mücteba Hamaney gibi belirli ve önceden hesaplanmış bir figür lehine bir halefiyet mühendisliğine yol açabilir. Kurumsal, resmi ve merkezi yönlendirmeye dayanan bu model, Necef'te kesinlikle uygulanamaz.

Irak havzası, doğası ve tarihsel oluşumu itibarıyla, herhangi bir kanunlaştırılmış seçim organı veya resmi oylama-karar alma meclisi benimsemiyor. Havza, bunun yerine yalnızca büyük fakihler ve ehl-i hibre arasında vekiller ağı ve havza ders halkaları aracılığıyla kademeli, birikimli ve kendiliğinden bir mutabakat oluşturmaya dayanıyor. Bunun yanı sıra, Necef’’teki dini merciiliği derin ve nesilden nesile aktarılan bir tarihsel bilinçle, resmi siyasi otoriteden açık ve katı bir bağımsızlığı koruyor. Aynı zamanda devlet yapılarına entegre olmayı reddediyor. Bu da onu İran'da uygulanan Velayet-i Fakih modelinden tamamen ayırıyor. Bu sağlam yapısal gerçeklik ve havza kararının bağımsızlığı, adayların fıkhi yeterliliği ne olursa olsun, Necef'te merciiliğin cebren miras alınmasına yönelik dışarıdan, siyasi veya güvenlik odaklı herhangi bir mühendislik girişimini tamamen meşruiyetten yoksun ve sahada uygulanması ile dayatılması imkânsız bir süreç haline getiriyor.

Irak havzası, doğası ve tarihsel oluşumu itibarıyla, herhangi bir kanunlaştırılmış seçim organı veya resmi oylama-karar alma meclisi benimsemiyor.

Çoklu merciilik ve Hoyi sonrası dönemden çıkarılan dersler

Önceden kesin şekilde üzerinde mutabık kalınmış tek bir halefin bulunmayışı ve Ali Sistani'nin yaşça büyük meslektaşları ile önde gelen öğrencilerinin ileri yaşları göz önüne alındığında, Sistani sonrası dönemde en öngörülebilir ve mantıklı tablo, doğal bir çoklu merciilik durumunun ortaya çıkması olacaktır. Necef Havzası'nın, dünya çapındaki mukallidlerin ve vekiller ağının, bugün olduğu gibi tek bir mutlak en üst mercii etrafında bir gecede birleşmesi son derece düşük bir ihtimal. Bunun yakın tarihte bir örneği var: Sistani'nin kendisi. Sistani, hocası büyük mercii Ebu'l-Kasım el-Hoyi'nin 1992 yılındaki vefatının ardından liderlik konumunu pekiştirmek için yaklaşık iki yıl süren sessiz bir çalışma ve yoğun bir varlık göstermeye ihtiyaç duymuştu.

vfgbthyj
Irak'taki en üst Şii mercii Ayetullah el-Uzma Ali Sistani'nin oğlu Muhammed Sistani (soldan ikinci), Irak'ın ortasındaki Necef kentinde İmam Ali Türbesi'nde amcası Hadi Hüseyni'nin cenaze törenine katılırken, 20 Ocak 2026 (AFP)

Bu muhtemel senaryo, Sistani'nin kendisinin o dönemde yaşadıklarına yakın bir nitelik taşıyor. Çünkü Sistani, Necef'te başlarında Abdula'la es-Sebzevari'nin (ö. 1993) bulunduğu birçok büyük alimin hâlâ aktif olduğu, Kum'da ise Muhammed Rıza Kalbaykani'nin (ö. 1993) ve Şeyh Muhammed Ali Araki'nin (ö. 1994) bulunduğu bir dönemde bu konuma geldi. O dönemde, Hoyi'ye bağlı kurum, hâlâ hazır ve etkili olan bu önde gelen şahsiyetlerin varlığına rağmen Ali Sistani'ye yöneldi ve Sistani kısa sürede tartışmasız en üst mercii haline geldi. Bu durum, en üst merciiliğin pekiştirilmesi sürecinin, kurumsal mirastan ve havzayı hassas bir geçiş döneminde yönlendirebilecek bir şahsiyet etrafında toparlanmadan bağımsız gerçekleşmediğini kanıtlıyor.
Kapsamlı dini otoritenin anında tekelleştirilmesi yerine, havza, birden fazla önde gelen merciiliğin bulunduğu, taklit yetkilerinin dağıldığı bir çağa doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Bu süreç, 1992 sonrasındaki hassas geçiş dönemine büyük ölçüde benziyor. Beklenen bu çoklu çerçevede, Sistani'nin iki oğlunun, adları anılan önde gelen birer fakih ve hoca olarak ileri konumlara yerleşmesi bekleniyor. Nüfuz ve fıkhi-toplumsal etkileri açısından, kurumun tutarlılığını koruyacak bir himaye ve yönlendirme merkezi olarak işlev görmeye devam edecek Sistani ailesinin devasa idari yapısının desteğine dayanacaklar. Bununla birlikte, havza geleneklerini provoke etmekten ve veraset tuzağına düşmekten kaçınmak amacıyla, ikisinden birinin doğrudan geçiş döneminde babalarının sahip olduğu mutlak ve tekil en üst otoriteyi devraldığını doğrudan ilan etmesi son derece uzak bir ihtimal. Bunun yerine Muhammed Bakır, ağabeyinin onayı altında merciiliğini sessizce ortaya koyabilir ve ikisi de merciiliğinin babası gibi bir seyir izlemesini bekleyecektir.

Sistani ailesinin sessiz stratejik rolü ve hesaplanmış yetki devri

Sessiz bir rekabetten de yoksun olmayan bu karmaşık çoklu tablonun ortasında, Sistani ailesi ve ofisleri için en akıllıca ve stratejik açıdan en tedbirli hareket, açık ve mutlak en üst liderlik uygulamasından, çok daha derin, kapsamlı ve kamuoyu önünde daha az görünür bir idari-yönlendirici role son derece esnek bir şekilde geçmek olacaktır. ‘Güvenli geçiş’ olarak nitelendirilebilecek sessiz halefiyet senaryosunda, Muhammed Rıza Sistani, uzun idari deneyimini, geniş kurumsal ilişkiler ağını ve havzanın sırlarına dair derin bilgisini, ilk geçiş dönemini sorunsuz ve barışçıl şekilde yürütüp devretmek amacıyla, Şeyh Muhammed Bakır el-İrevani gibi yaşça büyük, geniş çapta saygı gören ve genel kabul gören dışarıdan bir aday lehine mercii desteği ve yardımını yönlendirmek için kullanacaktır.

Bu stratejik iş birliği ve titizlikle yapılan görev dağılımı, merciiliğin en dar ve en etkili çevresi içinde sağlam bir mutabakatı, yüksek düzeyde bir disiplini ve derin bir anlayışı yansıtıyor. Muhammed Rıza Sitani, eski kuşaktan dışarıdan bir adaya destek ve yardım sunarak, kurumsal bir zekayla, somut gerçeklikte veraset damgasının etkisini tamamen etkisiz hale getiriyor. Bununla birlikte Sistani kurumunun sürekliliğini, nüfuzunu ve ağırlığını da koruyor. Uzun yıllar boyunca ve zor dönemlerde lojistik işleri, şer'i malları ve karmaşık iletişim ağlarını yönetme konusunda deneyim kazanan idari yapısı, bu geçiş düzenlemesinin sağlam ve görünmez omurgasını oluşturacak ve kurumsal geçişin güvenli, sessiz ve herhangi bir sarsıntı olmadan gerçekleşmesini garanti edecek.

Bu tedbirli idari adımla eş zamanlı olarak, bu titizlikle hazırlanmış stratejik düzenleme, Muhammed Bakır Sistani için uygun ve güvenli bir kuluçka ortamı oluşturacak. Doğası gereği siyasi mesele ayrıntılarından, günlük idareden ve kamuya açık ziyaretlerden uzak duran Muhammed Bakır, babasının vefatının ardından fıkıh dersi koridorlarında saf merciilik otoritesini inşa etmeye ve pekiştirmeye devam etmek için uygun bir atmosfer bulacak. Öğrenci ve mukallidlerinin sayısını sessizce ve istikrarlı bir şekilde genişletmeye açıkça başlaması bekleniyor.

Mevcut idari yapının aynı yetkinlik ve deneyimle işlemeye devam etmesi, merciiliğin operasyonel kapasitesinin sorunsuz ve akıcı bir şekilde devrini garanti ediyor. Bu da Ali Sistani'nin sağlam, ılımlı ve bağımsız çizgisinin havzanın başlıca simgesi olarak sürmesine ve varlığını korumasına imkan tanıyor. Bu titiz ve örgütsel anlamda, merciilik ailesinin stratejisi, oğulun gelenekleri devirip makamı tekeline aldığı geleneksel anlamıyla bir soy halefiyeti meselesi değil; aksine sürekliliği garanti altına almayı ve havzayı stratejik yetki devri, dikkatle hesaplanmış ittifaklar ve yönetim ile fıkıh arasındaki görev dağılımı yoluyla korumayı amaçlayan örgütlü bir kurumsal süreçtir. Bu yönelim, daha önce belirttiğimiz gibi, Hoyi'ye bağlı idari kurumun 1992'de yaptığıyla tamamen örtüşüyor. O dönemde kurum, havzanın istikrarını ve geleceğini güvence altına almak amacıyla tüm ağırlığını bilinçli bir şekilde Sistani'nin arkasına yerleştirmeyi seçmişti; bu da kurumun sonraki on yıllar boyunca varlığını ve bütünlüğünü korumasını sağlamıştı.

Mevcut idari yapının aynı yetkinlik ve deneyimle işlemeye devam etmesi, merciiliğin operasyonel kapasitesinin sorunsuz ve akıcı bir şekilde devrini garanti ediyor. Bu da Ali Sistani'nin sağlam, ılımlı ve bağımsız çizgisinin havzanın başlıca simgesi olarak sürmesine ve varlığını korumasına imkan tanıyor.

Peki sırada ne var?

Ali Sistani sonrası dönemin Necef Havzası'nı hassas bir tarihi sınavla karşı karşıya bırakacağı kuşkusuz; bu sınav, havzanın esnekliğini ve nesilden nesile aktarılan değişimlere uyum sağlama kapasitesini test edecek. Daha da önemlisi, saf dini yönlendirme sürecini devlet otoritesinin ayrıntılarına dalmaktan veya onun çatışmalarına sürüklenmekten ayırma konusundaki ilkesel bağlılığının sağlamlığını da sınayacak.

Sistani ailesinin deneyimli idari yapısı aracılığıyla disiplin, tedbir ve deneyimle yönetilecek bir çoklu merciilik çerçevesinin benimsenmesiyle, Necef-i Eşref'teki dini kurum, beklenmedik değişimleri kapsama ve bu hassas, zorluklarla dolu geçiş dönemini başarıyla atlatma konusunda yüksek ve kanıtlanmış bir kapasiteye sahip olacak. Bu stratejik ve titizlikle hesaplanmış yaklaşım, yalnızca havzanın bağımsızlığını ve nesiller boyu uzanan tarihsel meşruiyetini korumakla kalmıyor, aynı zamanda konumuna zarar verebilecek doğrudan soy halefiyeti tuzaklarından da büyük bir başarıyla kaçınıyor. Aynı zamanda bu yaklaşım, Sistani ailesinin ilmi etkisinin, ılımlı ve babacan çizgisinin, önümüzdeki on yıllar boyunca Irak'ta ve genel olarak Orta Doğu bölgesinde merkezi bir istikrar unsuru ve güç dengesi olarak varlığını sürdürmesini garanti ediyor. Bu benzersiz geçiş yönetimi ve görev dağılımı modelinin başarısı, yalnızca Necef Havzası'nın seyrini ve kurumsal geleceğini belirlemekle kalmayacak, aynı zamanda gelecek nesiller boyunca dünyadaki On İki İmam Şiiliği'nin dini ve siyasi tablosunun şekillenmesine de etkin ve derin bir katkı sağlayacaktır. Bu da Necef'in gücünün, sağlam geleneklerin özüne halel getirmeden içeriden yenilenme ve dönüşümleri kapsama konusundaki sürekli kapasitesinde yattığını bir kez daha teyit ediyor.